<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485</id><updated>2011-11-27T17:14:38.472-08:00</updated><category term='çocuk'/><category term='kişisel gelişim'/><category term='blog dünyası'/><category term='Hastalıklar ve Tedavisi'/><category term='kitap özetleri'/><category term='bebek isimleri'/><category term='biyoloji'/><category term='yemek tarifleri'/><category term='bebek bakımı'/><category term='gebelik'/><category term='genel'/><category term='geçmiş'/><category term='yazarlar'/><category term='google ve seo'/><category term='hukuk konuları'/><category term='kanunlar'/><category term='başarının sırları'/><category term='BİLGİSAYARLARDA BİLGİ GÜVENLİĞİ'/><category term='Aile Semineri Anketi'/><category term='İNTERNET'/><category term='kişilikler'/><category term='program arşivi'/><category term='ilkyardım'/><category term='sitemap'/><title type='text'>webtoloji portalı</title><subtitle type='html'>Web dünyasına dair bilgi deposu</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>601</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-5526233384685094982</id><published>2011-10-23T04:04:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T04:04:12.361-07:00</updated><title type='text'>YATIRIMIN YENİ ADI : RİSK SERMAYESİ</title><content type='html'>YATIRIMIN YENİ ADI : RİSK SERMAYESİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz 3-4 yıl içerisinde öncelikle ABD'de başlayan ve teknoloji şirketlerine dağıtılan "Risk Sermayesi" furyası, içinde bulunduğumuz günlerde yavaş yavaş Türkiye'yi de etkisi altına almaya başladı. Her gecen gün risk sermayesi modeli ile Internet şirketlerine yatırım yapmayı düşünen şirketlerin haberlerini duyuyoruz. Risk sermayesi, yurt dışında bilindiği ismi ile "VC-Venture Capital", ülkemizde yeni tanıştığımız bir yatırım anlayışı. Bu nedenle, Türkiye'de risk sermayesi ve gelişimine bir göz atmadan isterseniz genel olarak "Risk Sermayesi"nin bir tanımını yapalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji firmaları, özellikle Internet şirketleri ile adini duymaya başladığımız risk sermayesi aslında geçmişi daha eskilere uzanan bir yatırım sekli. Risk sermayesi, genellikle kurulmamış veya kurulusunun ilk aşamalarında olan islere veya şirketlere yatırımları öngörür. Is kurulma aşamasında gereken yatırım ihtiyacı için bankalardan alınan kredilerden farkı ise risk sermayesinin paranın dışında birçok diğer ogeyi de çatısı altında bulundurmasıdır. Bu yapı içerisinde uzun donemde getirisi diğer yatırım modellerine göre oldukça fazla olmasına rağmen beraberinde daha fazla da risk getirmekte olduğu bilinen bir gerçek. Internet'in hayatımıza girmesinden önce var olan eski ekonomi yapıları içerisinde dünyada risk sermayesi, koklu, elit bir gruba üye, geniş finansal güce sahip, büyük yatırım şirketleri tarafından verilmekte idi. Türkiye'de ise bu yapı içerisinde risk sermayesi veren bir yatırım şirketi yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllar içerisinde Internet'in hayatımızda meydana getirmeye başladığı değişiklikler, yatırım piyasalarının da dikkatini çekmeye başladı. Yeni ekonominin hızla kurallarını oluşturduğunu fark eden yatırım şirketleri, hızlı adımlar ile Internet ve teknoloji şirketlerine yatırım yapmaya başladılar. Amerika'da New Hampshire Üniversitesi tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmada 1999 yılı içerisinde 250.000 ayrı yatırımcı tarafından 30.000 ayrı şirkete $20 milyar civarında risk sermayesi dağıtıldığı ortaya çıkarıldı. Bu yatırım miktarı 10 sene öncesinin tam olarak iki kati. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde gelişen bu yeni yatırım modelinin en önemli özelliği ise hızlı bir şekilde hareket edilmesini gerektirmesi. Eski yatırım şirketlerinin, yatırım yapılacak planlara karar vermesi ve harekete geçmesi için gecen zaman Internet dünyasının hızı ile kıyaslandığında oldukça yavaş kalmakta. Yeni ekonomi içinde ortaya çıkan yeni is modelleri ve sayıları binler ile ifade edilmeye başlanan is planları söz konusu olduğunda var olan klasik risk sermayesi şirketlerinin kaynaklarının yetersiz kaldığı görüldü. Artan yatırım taleplerini karşılamak ve ortaya çıkan is fırsatlarından yararlanabilmek için, yeni bir yaklaşım ve kültür ile isleyen risk sermayesi şirketlerinin sayıları hızla artmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şirketlerin yani sıra, kurumsal yapıya sahip olmayan kişiler bazında oluşan yeni bir yatırımcı kavramı da doğdu. Yurtdışında "Melek" (Angel) adi verilen kişisel yatırımcılar ortaya çıktı. Risk sermayesi şirketlerinin sahip olduğu kurumsal yapının dışında daha hızlı hareket edebilen, danışmanlık ve vizyon sağlayıcı rolleri de üstlenebilen "Melek"ler genelde daha başlangıç aşamasında olan ve ilk yatırım sermaye ihtiyacı daha düşük olan projeler ile ilgilenmekteler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk sermayesi şirketlerinin misyonları arasında finansman sağlamanın dışında çok fazla görevleri bulunduğunu az önce belirtmiştik. Simdi risk sermayesi veren şirketlerin sizin için yapması gerekenlere bir bakalım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk sermayesi çatısı altında yatırım yapılan şirketlerde, is planlarının fikir aşamasında veya çok başlangıç evresinde olmasından ve bu planı hayata geçirecek olan girişimcilerde genellikle organizasyon, isletme ve yönetim tecrübelerinin yetersiz olmasından dolayı risk sermayesi şirketleri genç girişimcilere, profesyonel yönetim danışmanlığı, stratejik beraberliklerin kurulması, tanıtım ve pazarlama konularında danışmanlık ve kuluçkalama tabir edilen, şirketin ayağa kalkmasına kadar gecen donem için gereken tüm operasyonel desteği sağlamakta. Sağlanan bu destek hizmetlerini projeye Sağlanan ek değerler olarak değil, risk sermayesi şirketlerinin yatırımlarını koruması için yerine getirmesi gereken şartlar olarak görmek gerekmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de de yavaş yavaş oluşturulan risk sermayesi fonları ve teknoloji firmalarına risk sermayesi modeli ile yatırım yapmanın önemini kavrayan büyük gruplar tarafından ilgi her gecen gün daha çok artmakta. Su anda Türkiye'de yeni kurulan bir teknoloji şirketi veya Internet şirketini risk sermayedarı olarak destekleyecek bir yapıya ve vizyona sahip çok az yatırım şirketi bulunmakta. Finansal olarak ihtiyaçlar belli bir yere kadar karşılansa dahi, hızlı hareket edilmesi ve yeni bir Internet şirketinin yukarıda bahsettiğimiz operasyona yönelik ihtiyaçlarının karşılanması anlamında şimdilik yavaş kalınmakta. Bu nedenle fikir aşamasında veya ilk adımlarında olan is planlarına su anda Türkiye'de destek verilmese de, kendi çabaları ile belli bir noktaya gelmiş, ayağa kalkmaya başlayan şirketlere yatırım yapılmakta. Bunun sonucu olarak da Dünya genelinde Türkiye'nin gururu olabilecek fikirler ve is planlarının değerlendirilemeden yok olması gündeme gelmekte. Zaman içerisinde bu oluşumun da, doğru yönlendirmeler ve anlayışlar ile iyi yönde değişeceğine inanıyoruz. Tek şart, bu değişimin yeni ekonominin en önemli kuralı olan "hızlı" bir şekilde gerçekleşmesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-5526233384685094982?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/5526233384685094982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/yatirimin-yeni-adi-risk-sermayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5526233384685094982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5526233384685094982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/yatirimin-yeni-adi-risk-sermayesi.html' title='YATIRIMIN YENİ ADI : RİSK SERMAYESİ'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-1214369801689024035</id><published>2011-10-23T04:03:00.003-07:00</published><updated>2011-10-23T04:03:49.270-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE SINIFI GEÇTİ, E-TİCARETTE ZORLANACAK ÇOK ÜLKE VAR</title><content type='html'>TÜRKİYE SINIFI GEÇTİ, E-TİCARETTE ZORLANACAK ÇOK ÜLKE VAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;McConnell International adlı danışmanlık şirketinin yaptığı araştırmaya göre, mevcut yetersizliğin, önlem alınmadığı takdirde, yakın zamanda dünya ekonomisinin üzerinde olumsuz etkileri de olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu beş kıtadan 42 ülkenin bilgi teknolojisi, elektronik ticaret ve internet bağlantısı konularında ne kadar gelişmiş olduğu incelendi. Buna göre, içlerinde Çin, Rusya Federasyonu ve Güney Afrika’nın da bulunduğu 23 ülkede elektronik ticaretin gelişmesi için büyük altyapı çalışmaları yapılmasının gerektiği ortaya çıktı. Ortadoğu ve Afrika’dan 7 ülkenin ise çok geride kaldığı ve arayı kapatmak için kararlı adımlar atması gerektiği vurgulandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 7 ülke şunlar: Mısır, Gana, Kenya, Nijerya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Tanzanya. Ülkelere not verilirken, bireylerin internete erişimi, elektronik güvenlik, hükümetlerin bu konudaki liderliği, iş ortamı ve işgücünün niteliği gibi konular kıstas alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye , intirnete erişim, devletin liderliği, insan sermayesi ve elektronik iş ortamı konularında orta not alırken, bilgi teknolojisi güvenliği konusunda zayıf aldı. Araştırmada Türkiye’de nitelikli işgücüne de dikkat çekilerek, bu konudaki gelişmelerin olumlu olduğu vurgulandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmada Estonya ve Tayvan’ın elektronik ortama en çok uyum sağlayan ülkeler olduğu belirtildi. Estonya’da nüfusun üçte birinin internet bağlantısı olması ve kamu çalışanlarının yüzde 90’lık kesiminin bilgisayar ortamında çalışması, ülkeyi araştırmada ilk sıralara soktu. Ayrıca İskandinavya ülkeleriyle komşu olması da önemli bir avantaj oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta ve Güney Avrupa’da Çek Cumhuriyeti, Estonya, Litvanya, İtalya ve Macaristan gibi ülkeler yeni ekonomiye hazırlık konusunda en iyi notu alanlar oldular. Bu ülkelerde çalışan kesimin vasıflı ve eğitimli olması, yasal düzenlemelerin ve bilgi teknolojisi sektöründe güvenlik yasalarının diğer bölgelere göre gelişmişliğine de dikkat çekildi. Hükümetlerin de iş dünyasında yüksek teknolojiyi teşvik etmek için uygulamalarda bulunduğu da ifade ediliyor. Aynı şekilde Tayvan da, eğitimli işgücü ve elektronik ticaret alanlarında gösterdiği ilerlemeden dolayı, Asya’da en çok gelişme gösteren ülkelerin başında geldi. Tayvan’ın başarısı büyük ölçüde gelişmiş mikroişlemci endüstrisinden kaynaklanıyor. Araştırmada Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin, altyapı yetersizliği en çok görülen yerler olduğu belirtildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Afrika’da internet bağlantısına geçen ilk ülke olan Gana’da yönetimin konuya el atması halinde telekomünikasyon sektöründe patlama yaşanabilaceği vurgulandı. 1994’de internete bağlanan Gana’da birçok teknoloji firması altyapı yetersizliğinden dolayı verimli çalışamıyor. Bu yüzden iletişim ağının bir an önce geliştirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;McConnel International’ın Başkanı Bruce McConnell, hükümetlerin takındığı tutumların da teknolojik gelişmeyi yavaşlattığını belirtti. McConnell, Suudi Arabistan’da internete 1994 yılında geçilmesine karşın, nüfusun tümüne 1999 yılında bağlanma imkanı verildi. Aynı şekilde Mısır’da da 1998 yılına kadar halkın ikinci bir telefon hattına sahip olma hakkı yoktu. Ancak yavaş başlangıcına rağmen ileri teknoloji ticaretinin Afrika ve Ortadoğu’da hızla geliştiği de ifade ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Afrika Cumhuriyeti’nde gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde yedisinin internet bağlantısını geliştirmek için kullanılması bu gelişmenin en iyi örneklerinden biri. Araştırmada, Çin’in bilgi teknolojisi ve internet bağlantısı konusunda büyük altyapı eksiklikleri olduğu da ifade edildi. Bu eksikliklerin yanında, yaygın internet korsanlığı ve entelektüel bilgiyi koruma yasalarının yetersizliği de Çin’in elektronik ticaret alanında geri kalmasının önemli nedenleri arasında gösteriliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın sonuç kısmında, altyapı eksikliklerinin giderilmesinde yöneticilere büyük görev düştüğü ifade edildi. Elektronik ticaret alanında gelişmek için öncelikle iletişim ve internet sektörlerine kaynak aktarılmasının önemini vurgulandı. Amerikan Bilgi Teknolojisi Kurumu (ITAA) Başkanı Harris Miller, araştırmanın kapsadığı ülkelerde orta sınıfın öncülüğünde toplumun ileri teknolojiye daha kolay adapta olacağının da altını çizdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-1214369801689024035?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/1214369801689024035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/turkiye-sinifi-gecti-e-ticarette.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1214369801689024035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1214369801689024035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/turkiye-sinifi-gecti-e-ticarette.html' title='TÜRKİYE SINIFI GEÇTİ, E-TİCARETTE ZORLANACAK ÇOK ÜLKE VAR'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-5804901608628267809</id><published>2011-10-23T04:03:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T04:03:19.145-07:00</updated><title type='text'>• Sanal alışverişin avantajları nelerdir?</title><content type='html'>• Sanal alışverişin avantajları nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet üzerinden alışveriş yapmak aranılan ürün yada hizmeti, çarşı pazar dolaşıp yorulmadan pek çok alternatifi bir arada görerek, kısa sürede bulma ve satın alma imkanı sağlar. Bu sayede alışveriş için harcanan zamandan sağlanan tasarruf, kazanılan vaktin başka alanlarda daha verimli bir şekilde kullanılmasını mümkün kılar. Internet üzerinde uçak, tren veya otel odası rezervasyonu, online bilet alımı gibi işlemler zaman kaybetmeden kolayca gerçekleştirilebilir. Kitap, CD, bilgisayar, hediyelik eşya, yiyecek, giyecek ve daha birçok ürün, satıldığı yere gitmeye gerek kalmadan Internet üzerindeki mağazalardan sipariş edilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sanal alışveriş nasıl yapılır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almayı düşündüğünüz ürünün ya da hizmetin verildiği elektronik ticaret sitesine bağlanın. Sanal mağazalar alıcının ürünü kolayca bulabileceği şekilde tasarlanmıştır. İstediğiniz ürünün bulunduğu reyona giderek ürünü seçin ve alışveriş sepetine koyun. Ürün seçiminiz bittikten sonra satın alma butonuna basın. Sanal mağazalar, alışverişinizin güvenliği için sizden müşteri numaranızı ve şifrenizi isteyecektir. Mağazadan ilk defa alışveriş yapıyorsanız, kişisel bilgilerinizi içeren bir form doldurarak müşteri numaranızı ve şifrenizi alabilirsiniz. Ürünün gönderilmesini istediğiniz adresi yazın. İstediğiniz ürünün zamanında teslim edilmesi ve size ulaştırılırken kaybolmaması için adresinizi doğru vermeye dikkat edin. Daha sonra kredi kartı numaranızı ve kartınızın son kullanma tarihini doğru girdiğinizden emin olarak ödemenizi yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sanal alışveriş yapabilmek için nasıl bir bilgisayara ihtiyacım var? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet'te surf yapabildiğiniz herhangi bir bilgisayar ile sanal alışveriş yapabilirsiniz, fakat en üstün güvenlik için Internet Explorer 4.0 ve üzeri veya Netscape 4.0 ve üzeri bir tarayıcı program kullanmanızı tavsiye ederiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sanal alışveriş yapabilmek için Garanti Bankası Kredi Kartına sahip olmak zorunda mıyım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Sanal alışverişinizi her hangi bir bankadan aldığınız kredi kartınızı kullanarak yapabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Düşük limitli bir kredi kartı mı kullanmalıyım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garanti Bankası Elektronik Ticaret sistemini kullanan mağazalarda işlemler tamamen güvenli olarak gerçekleşmektedir. Herhangi bir kredi kartınızı sanal alışverişlerinizde kullanmanızda bir sakınca yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sanal Cüzdan kullanmam gerekiyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Mevcut sistemimizde sanal cüzdan kullanmanız gerekmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Web Kredi Nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web Kredi, dünyada bir benzeri daha bulunmayan ve tamamen Garanti Bankası'nın Internet dünyasına kazandırdığı bir sanal ödeme şeklidir. Web Kredi Internet üzerinden verilen tüketici kredisine benzetilebilir. Web Kredi toplam tutarı 600 milyon ve üzeri olan alışverişlerde kullanılmak üzere tasarlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Web Kredi'ye nasıl başvurabilirim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web Kredi uygulaması yapılan sanal mağazalarda, ödeme seçenekleri arasında bulunan Web Kredi ile ödeme seçeneğini seçtiğinizde karşınıza çıkan formu doldurmanız, webkredi başvurusunda bulunmanız demektedir. Bankamız tarafından o gün içinde başvurunuz değerlendirilir. WebKredi başvurunuzun onaylanmasının ardından, başvuru sırasında belirleyeceğiniz bir şubemize en son imzanız için davet edilirsiniz. İşlemlerinizin tamamlanması ile birlikte, ilgili sanal mağaza ürününüzü adresinize gönderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sadece Web Kredi başvuru formunu doldurduktan sonra, seçtiğim ürünler hemen bana gönderilecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web Kredi başvurunuzun bankamız tarafından onaylanması durumunda, banka çalışanlarımız tarafından haberdar edilecek ve kredi kullanımı için gerekli dökümanları seçmiş olduğunuz şubemize gelerek imzalamanızın ardından ürünleriniz size gönderilecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Web Kredi talebimin onaylanıp onaylanmadığını nasıl anlayacağım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web Kredi başvurunuzun olumlu veya olumsuz sonucu, tarafınıza telefon ile mutlaka bildirilecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aldığım ürünü beğenmezsem ne yapmalıyım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünler ile ilgili olarak tüm soru ve sorunlarınız için ürünü veya hizmeti satın aldığınız sanal mağazaya başvurmanız gerekmektedir. Garanti Elektronik Ticaret Sitesi bir sanal alışveriş merkezi olarak çalışmamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ürün teslimatı nasıl olacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünler ile ilgili olarak tüm soru ve sorunlarınız için ürünü veya hizmeti satın aldığınız sanal mağazaya başvurmanız gerekmektedir. Garanti Elektronik Ticaret Sitesi bir sanal alışveriş merkezi olarak çalışmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ekstremde bana ait olmayan ve Internet üzerinden yapılmış harcamalar görürsem ne yapmalıyım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekstrenizde size ait olmayan Internet harcamaları gördüğünüz taktirde, kredi kartınızın ait olduğu bankanın kredi kartı merkezi ile iletişime geçmeniz gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Geri ödeme (Charge Back) mümkün mü? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığınız üründen veya hizmetten memnun kalmamanız durumunda, ilgili firma ile irtibata geçip, firmanın prosedürü doğrultusunda ürünü geri iade edip, ücretinizi geri almanız mümkün olabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital imza nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayatta kullanılan imzalarda olduğu gibi, dijital imzalar da elektronik ortamda gönderilen bilginin veya e-mail'in kime ait olduğunu göstermek için kullanılır. Dijital imzaların oluşturulmasında ve doğrulanmasında dijital sertifikalar kullanılır. Gönderdiğiniz veriyi imzalamak için kendinize ait bir dijital sertifikanız bulunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital imzanın özellikleri nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Dijital imza bir kullanıcı, sunucu ya da host'tan gönderilen bilgilerin kesinlikle o kuruma veya kişiye ait olduğunu doğrulayarak, verinin başkası tarafından yollanmadığını garanti eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Dijital imza, veri akışı sırasında bilgilerin içeriğini korur, bir başka kişinin eline geçmesini ya da değiştirilmesini engeller, bilginin sadece alıcıya gittiğini ve sadece alıcı tarafından okunacağını garanti eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Dijital imza, veriyi gönderenin ve alanın kim olduğunun kanıtlanmasına imkan tanır. Yani imzalanmış bir dokümanı yollayan kişi onu yolladığını inkar edemez ve alıcı da aldığını inkar edemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital imza nasıl oluşturulur ve doğrulanır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderilecek mesaj özgün bir biçimde kısaltılarak mesajın yeni bir versiyonu elde edilir, buna "hash" adı verilir. Sonra saklı anahtar kullanılarak bu "hash" kodlanır. Bu kodlanmış "hash" dijital imza olarak kullanılır. Mesaj iletilirken bir şekilde değişirse bunun "hash"i ilk mesajdan farklı olur. Yani dijital imza mesaj ve saklı anahtara özgüdür. Dijital imza mesaja eklenir ve mesajla birlikte alıcıya gider. Alıcı mesajı, şifrelenmiş "hash"i yollayan kişinin açık anahtarını kullanarak çözer. Bu iki "hash" aynı ise saklı anahtarı sadece gönderen bildiği için bu mesajın gönderen kişiye ait olduğu ve mesajın değişmeden geldiği onaylanmış olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Şifreleme nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şifreleme tekniği, sizin okuduğunuz bilgiyi bir başkasının okuyamayacağı bir yapıya dönüştürmek için kullanılır. Bu yöntemde bilgi, alıcı dışında başka bir kişi tarafından okunamaması yada değiştirilememesi için kodlanır. Bilgi, transfer sırasında bir başkasının eline geçse bile şifrelenmiş olduğundan okunması güçtür. Şifreleme ve şifreyi çözme için bir matematiksel algoritma ve bir anahtar gereklidir. Anahtar bir metin ile birlikte bir mesaj veya dijital imzayı şifrelemek üzere kullanılan özel bir sayı olarak nitelenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Açık anahtar şifrelemesi nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemde bilgilerin güvenli bir ortamda iletimi için açık ve gizli anahtarlar kullanılır. Bir anahtarın diğerinden türetilmesi veya hesaplanması mümkün değildir. Açık anahtarın başkaları tarafından bilinmesinin bir sakıncası yoktur fakat saklı anahtarınızı kesinlikle bir başkası bilmemelidir. Dijital anahtarlar açık-gizli anahtar şifreleme algoritması üzerine kurulmuştur. Bir açık-gizli anahtar çifti bir sayı çiftinden ibarettir. Gizli anahtar sadece sahibi olan kişi ya da kurum tarafından bilinir ve dijital imzayı oluşturmak için kullanılır. Açık anahtar ise dijital imzaların doğrulanması için kullanılır. Bir dijital imzanın doğrulanması mesajın geldiği kişinin kimliğinin doğrulanması anlamına gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Anahtar nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar, şifrelemek veya deşifre etmek için kullanılan sayısal karakterler dizisidir. Simetrik anahtar algoritmasında şifrelemek ve deşifre etmek için aynı anahtar; açık anahtar algoritmasında şifrelemek için açık anahtar, deşifre etmek için ise gizli anahtar kullanılır. Dijital imzalar açık anahtar algoritmasını kullanır. Dijital imza imzanın sahibinin gizli anahtarı kullanılarak oluşturulur. Alıcı da imza sahibinin açık anahtarını kullanarak imzasını kontrol eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kök sertifika nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök sertifika, sertifikasyon kurumunun dijital sertifikasıdır. Kullanıcılar sertifika kurumunun kök sertifikasını Internet üzerinden bilgisayarlarına yüklerken, sertifika kurumunun güvenilirliğini kabul etmiş olurlar. Sertifika ile birlikte gelen açık anahtar öncelikle sertifikasyon kurumunun kimliğini doğrulamakta kullanılır. Bu açık anahtar sertifikasyon kurumunun dağıttığı sertifikaların da okunabilmesini ve böylece bu sertifikaların doğruluğunun kontrol edilebilmesini sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital Sertifika nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital sertifika, ya da dijital kimlik, günlük hayatta kullanılan ehliyet, pasaport gibi kimlik kartlarının elektronik ortamdaki karşılığını ifade eder. Dijital sertifika kişinin kimliğini ve söz konusu bilgiye veya online hizmete ulaşım hakkını kanıtlamak için elektronik olarak ibraz edilmek üzere geliştirilmiştir. Dijital sertifikalar dijital bilgileri şifrelemek ve şifrelenen bilgileri çözmek için kullanılan bir çift elektronik anahtar ile kimlik bilgisini bağlar. Dijital sertifika kullanıcıların ve kuruluşların bilgilerinin iletişim ağlarında güvenli bir şekilde iletilmesini sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifika hangi bilgileri içerir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital sertifikada kullanıcıya ait açık anahtar, kullanıcının adı, son kullanma tarihi sertifikanın alındığı kurumun adı ve seri numarası bulunur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifikanın özellikleri nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mesajların şifrelenmesi ve deşifre edilmesindeki güvenlik ve gizliliği sağlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Mesajı gönderenin ve mesajı alanın doğru yerler olduğunu garanti eder &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İletilen dokümanların tarih ve zamanını doğrular &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Doküman arşivi oluşturulmasını kolaylaştırır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifika ne için gereklidir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital sertifikanız ile Internet üzerinde yaptığınız işlemlerde Internet tarayıcınız aracılığıyla kendi kimliğinizi kanıtlamış olursunuz. Bu sertifikalar Internet üzerindeki alışverişlerde, ticari faaliyetlerde ve bilgilerin şifrelenmesinde kullanılır. Elektronik ticaret yapan şirketler ve finansal kurumlar başta olmak üzere bir çok kurum Internet üzerinde gerçek ve yasal bir şirket olduklarını kanıtlamak için sertifikaya ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca Internet bankacılığı, online alışveriş gibi iletilen bilginin gizliliği ve doğruluğunun çok önemli olduğu işlemlerin yaygınlaşması ve bu siteleri kullanan kişilerin de kimliklerinin doğrulanabilmesi için şifre kullanımının yanı sıra dijital sertifikanın da kullanılması güvenliğin arttırılmasını sağladığından, birçok firma müşterilerinden dijital sertifika talep etmeye başlamışlardır. Türkiye'de ise yasal düzenlemelerin eksik olması nedeniyle dijital sertifikalar henüz kullanıcılar tarafından kullanılmamaktadır. Ancak AB'ye uyum çalışmaları ile beraber yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ve böylece dijital imzaların kullanımının başlaması beklenmektedir. •&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifika nasıl çalışır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sertifikasyon kurumu güvenilir bir kaynak olarak, bir kurum ya da kişiyi bir açık anahtar ile eşleştirir. Dijital sertifika açık anahtar ile kişi veya kurumun eşleştirilmiş halidir. Dijital anahtarlar açık-gizli anahtar şifreleme algoritması üzerine kurulmuştur. Bir açık-gizli anahtar çifti bir sayı çiftinden ibarettir. Gizli anahtar sadece sahibi olan kişi ya da kurum tarafından bilinir ve dijital imzayı oluşturmak için kullanılır. Açık anahtar ise dijital imzaların doğrulanması için kullanılır. Bir dijital imzanın doğrulanması mesajın geldiği kişinin kimliğinin doğrulanması anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifikayı nasıl alabilirim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GlobalSign ve VeriSign gibi sertifikasyon kurumlarından temin edilebilir. Sertifika isteyen kişinin bilgileri sertifikasyon kurumuna ulaştıktan ve doğrulandıktan sonra sertifika talepleri otomatik olarak işleme konur ve elektronik ortamda sertifikalar iletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sertifikasyon kurumu nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital sertifikaların verilmesi ve yönetilmesini gerçekleştiren kurumdur. Dijital sertifikalar bu kurumların gizli anahtarıyla imzalanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dijital sertifikayı destekleyen uygulamalar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Microsoft Internet Explorer v3.02 ve daha üst versiyonları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Netscape Navigator v3.xx&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Netscape Communicator v4.xx &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi Kartı Sahiplerine Öneriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Alışveriş yaptığınız sayfanın güvenilir olduğunu anlamanın en kesin yolu, kredi kartınızla ilgili bilgileri gireceğiniz sayfanın Internet adresindeki "http" nin "https" ye dönüşmesidir. Bu dönüşüm firmanın sanal mağazasının bulunduğu sitenin SSL güvenlik protokolünü kullandığını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Internet üzerinde sanal alışveriş hizmeti veren firmalar, sanal alışverişin güvenliğini sağlayan standartlar ve teknolojiler kullanmaktadır. Internet tarayıcınızın Explorer veya Netscape olmasına bağlı olarak kilit ikonu kilitlenmiş ve anahtar ikonunun kırık olmadığı sayfalar güvenli sayfalardır. Fakat bu durum tarayıcı versiyonlarına göre ve sertifikanın alındığı sertifikasyon kurumuna göre değişiklik gösterebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Güvenilir ve isim sahibi sitelerden yaptığınız alışverişlerinizde güvenlik açısından bir problem çıkması ihtimali çok düşüktür. Tanımadığınız veya güvenliğinden emin olmadığınız bir siteden alışveriş yapmanız gerekiyorsa limiti düşük bir kredi kartı kullanınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Satın aldığınız ürün ile ilgili teslim tarihi, ilave ücretler, garanti koşulları gibi detaylara çok dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Satın alma işleminizin bittiğini belirten mesajı yazıcıdan çıkartarak saklayınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kredi kartı ekstrelerinizi dikkatle inceleyiniz, şüphe duyduğunuz bir harcamayı bankanıza bildiriniz ve takip ediniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-5804901608628267809?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/5804901608628267809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/sanal-alsverisin-avantajlar-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5804901608628267809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5804901608628267809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/sanal-alsverisin-avantajlar-nelerdir.html' title='• Sanal alışverişin avantajları nelerdir?'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-7306631294517105024</id><published>2011-10-23T04:02:00.002-07:00</published><updated>2011-10-23T04:02:44.809-07:00</updated><title type='text'>İnternette mağaza açmak çok kolaylaşıyor</title><content type='html'>İnternette mağaza açmak çok kolaylaşıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl almaz hızla gelişen internette yerinizi almak için ileri teknoloji bilgisine sahip olmanız ya da sahip olanlara ciddi kaynaklar ayırmanız gerekmiyor artık. Vom İnternet Teknolojileri ve Danışmanlık tarafından Bilişim kapsamında pazara sunulan Netkar.net ile istediğiniz anda internet üzerinden satışa başlayabilirsiniz. Bir elektronik ticaret paketi olan Netkar.net, kişisel girişimciden markasını yaratmış büyük mağazalara kadar her kesime elektronik ticaret firsatı sunuyor. Çünkü, Netkar.net hemen hiç programcılık bilgisi olmayan, hatta kısıtlı internet bağlantısı olanların bile kolayca sanal mağaza açabilmelerine yönelik hazır bir paket. İnternet üzerinden satış yapmak isteyen ya da firma bilgilerini bulundurmak isteyenler ister Netkar.net CD'sini satın alarak, dilerlerse www.netkar.net sitesinden sisteme üye olarak hemen sanal mağazalarını oluşturmaya başlayabilirler. Netkar.net ile sanal mağaza oluşturmak tasarım bilgisi gerektirmiyor. Oluşturulan örnek mağazayı kabul ettiğiniz takdirde bir benzeri sizin mağazanıza da anında uygulanıyor. Netkar.net elektronik ticaret paketinin önemli bir özelliği, çevrimdışı çalışabilmesi. Mağazanızdaki ürünleri güncellerken, gerekli gördüğünüz değişiklikleri yaparken internete bağlı olmanız gerekmiyor. İnternete bağlandığınız anda tek tuşa basarak yaptığınız değişiklikler internette güncelleniyor. İnternete bağlanmanın ve kesintisiz kalmanın epey güç olduğu ülkemizde sözkonusu fonksiyon önemli bir işlevi yerine getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netkar.net'in adım adım yönlendirdiği formlara gerekli bilgileri doldurarak açılan mağazalarda 100 ürün sergilenebiliyor. Ayrıca, kullanıcılar söz konusu ürünlerini sergilemek üzere diledikleri gibi kategoriler oluşturup, promosyon ve kampanyalar düzenleyebiliyorlar. Netkar.net üyeleri sayfalarının aldığı hit sayılarının istatistik bilgileri, stok kontrolü, dövizli satış gibi seçenekleri de oluşturacakları mağazada uygulayabiliyorlar. Netkar.net üzerinde oluşturdukları sanal mağazalarda satışların mutlaka da kredi kartıyla yapılması gerekmiyor. Banka havalesi, teslim sırasında ödeme gibi seçenekler de kullanıcıya sunulmuş durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netkar.net'i çok büyük bir alışveriş merkezi gibi düşünebilirsiniz. İçerisinde kendi markasını oluşturmuş mağazalardan tutun da, evinde ürettiği ürünleri internetten pazara sunmak isteyen küçük girişimcilerin yaratacağı mağazalara kadar her boyda girişimciyi kapsıyor. Pek çok mağaza içinde kaybolurum endişesine de gerek yok. Çünkü, Netkar.net'e giren bir müşteri eğer belli bir ürünü arıyorsa mağaza mağaza dolaşmadan bankodan doğrudan ürünü de çağırabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Netkar.net ile mağaza açmak, Türkiye'deki en ucuz alternatifi kullanmak demek. Şöyle ki, ilk aşamada Netkar.net'e üye olmak için sadece 65 milyon TL ödeniyor. Yıl boyunca ayda sadece 12 milyon TL taksitlerle ödeme yapılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-7306631294517105024?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/7306631294517105024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/internette-magaza-acmak-cok-kolaylasyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7306631294517105024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7306631294517105024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/internette-magaza-acmak-cok-kolaylasyor.html' title='İnternette mağaza açmak çok kolaylaşıyor'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-5766977523268302578</id><published>2011-10-23T04:02:00.000-07:00</published><updated>2011-10-23T04:02:07.924-07:00</updated><title type='text'>ORTAMI HAZIRLAMAK</title><content type='html'>ORTAMI HAZIRLAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİ, APTAL!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanmanın formülü nedir? Evet bildiniz! Bu formül var olan müşteriler üzerinde yoğunlaşmak, onların neler istediklerini, nelere ihtiyaç duyduklarını belirlemek, hayatı onlar için nasıl daha kolay hale getirebileceğinizi anlamakla başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş vizyon sahibi, tercihen pazarlama geçmişine sahip bir lider gerektirir. Ayrıca büyük bir sabır ve yatırım da gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEKTRONİK TİCARET İÇİN ZEMİN HAZIRLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir bahçıvanım. Toprağı canlandırmayı, her ilkbahar ve sonbahar toprağı havalandırmayı, bunun karşılığını bütün yaz Marine’deki evimde bana keyif veren gür yeşillikler ve çiçekler şeklinde almayı çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ON ALTI ŞİRKETİN PERDE ARKASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şirketlerin, şirket kültürlerini nasıl değiştirdiklerini ve nasıl ürün merkezli olmaktan çıkıp müşteri – merkezli hale geldiklerini görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitle pazarlamasından hedef pazarlara nasıl geçtiklerini görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel işletme faaliyetlerini, müşterinin bakış açısından başlayarak dıştan içe doğru nasıl yeniden tasarladıklarını görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan hamlelere kimin önderlik ettiğini, hangi organizasyonel zorlukların listesinden gelindiğini ve bunun nasıl başarıldığını öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketlerin ne çeşit teknolojik altyapı kullandıklarını ve altyapılarını nasıl yavaş yavaş geliştirdiklerini öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İDARİ İŞLERE BAKANLARLA TEKNOLOJİ PLANLAMACILARININ BERABER ÇALIŞMAYA İHTİYACI VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknoloji eğitimi görmüş yönetici. Her gün böyle kişilerle konuşuyorum. Onlar teknolojiden korkmuyorlar, teknolojinin kulu kölesi de olmuyorlar. Yeni aletleri tanıyıp bilmeden, vakitsiz kullanmıyorlar. Bu kişiler pragmatistler. Doğruluğu kanıtlanmış yaşamlarının kalitesini artırarak güvenilir çözümler bekliyorlar. Modası geçmiş bilgi sistemleri ve organizasyonel silolar onları hayal kırıklığına uğratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde iş dünyasında bilgi teknolojisinde öncü, atılımcı bir grup var. Bunlar PC devrimini benimseyen, İnternet üzerinde yoğunlaşan, nesne yönelimli yazılım tasarımına değer veren kişilerdir. Yılların deneyimini gerçekten mümkün olan şeylere dair vizyonlarıyla birleştirebildikleri için, güçlü ve önemli yöneticiye örnektirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabın amacı, iki grubu, yani ilerlemeci ve müşteri odaklı organizasyonlar isteyen yöneticilerle bu dileği yerine getirebilecek teknoloji yaratıcı ve uygulayıcılarını bir araya getirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne yapacağız?”, “Nasıl yapacağız?”, “Ne kadar sürede yapacağız?”, “Maliyeti ne olacak?” İlk sorunun cevabı çok basit: Müşterilerinize sorun! Geri kalan soruları cevaplamak tasarım, yaratıcılık ve sürekli bir gelişmeyi gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TİCARETTE BAŞARILI OLMAK İÇİN SEKİZ ÖNEMLİ FAKTÖR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru müşterileri hedeflemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin deneyimlerine sahip çıkmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriyi etkileyen işletme faaliyetlerini yeniden düzenlemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriyle ilişkide 360 derecelik bir bakış açısı oluşturmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi kendilerine yardımcı olmalarına olanak tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi işlerini yapmalarına yardımcı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiselleştirilmiş hizmet sunmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk duygusu yaratmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÂRLI BİR ELEKTRONİK İŞ STRATEJİSİ NASIL YARATILIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendisiyle telefonla, ATM’lerle PalmPilot’ımla ya da İnternet üzerinden etkileşimde bulunmama olanak tanıyan bir banka istiyorum. Günün her saatinde, dünyanın herhangi bir yerinde nakit para çekebilmek istiyorum. Bütün hesap özetimi tek bir işlemle görmek istiyorum. Faturalarımın hepsine bakmak, gerektiğinde bunları sorgulamak, ödemelerimi planlamak istiyorum. Kategorilere göre, harcamalarımın sonucunu görmek istiyorum. Planladığım bütçeyle, aylık toplam giderlerimi karşılaştırmak istiyorum. Yatırımlarımın mevcut değerlerini görebilmek, hesaplarımın ve yatırımlarım arasında transfer yapabilmek, diğer bankalarla ve yatırım kuruluşlarıyla ilişki kurabilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankamın bana araba sigortası, ev sigortası, ipotek, yatırım, krediler gibi başka finansal hizmetleri de sunmasını istiyorum. Bu bankayı bulduğumda çok sadık bir müşteri olacağım; çünkü otomatik fatura ödemelerimi, transferlerimi ve yatırım portföyümü girerken çok zamanım geçmiş olacak. Buna karşılık olarak, bankam benim hakkımda pek çok bilgiye sahip olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret, tüm müşteri ve ürün yaşam döngülerini yöneten işletme faaliyetlerini – reklamdan pazarlamaya, satışlara, siparişe, üretime, dağıtıma, müşteri hizmetine, satış sonrası desteğe ve demirbaşların yerini doldurmaya kadar – kapsıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı bir strateji, müşterilerle elektronik yollardan iş ilişkileri kurmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEKTRONİK TİCARETTEN YARAR SAĞLAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size başarılı elektronik ticaret stratejileri geliştirmiş kırk şirketten öğrendiğim kazanma stratejisi. Bu beş aşamalı bir süreç. Bundan sonraki beş bölümde bunları ayrıntılı olarak açıklayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin sizinle iş yapmasını kolaylaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünleriniz ve hizmetleriniz için nihai müşteri üzerinde yoğunlaşın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriye yönelik işletme faaliyetlerini, nihai müşterinin bakış açısıyla yeniden tasarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketini kâra hazırlayın. Kapsamlı bir elektronik ticaret yapısı tasarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri sadakati yaratın. Elektronik ticarette kârın anahtarı budur.Birinci aşama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİLERİN SİZİNLE İŞBİRLİĞİ YAPMASINI KOLAYLAŞTIRIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York Times’a abonelik öyle zordu ki artık sıkılmıştım. The Times müşterilerin işini kolaylaştırmaya çalıştı, ama bu işe yaramadı. Örneğin gazeteyi ancak gündüz 9 ile 5 arasında arayabiliyordunuz, bu da büyük bir sıkıntı. Genellikle iş günüm boyunca gazete aboneliği gibi şeylerle uğraşmam! Şehir dışına her çıktığımda telefon sistemini kullanarak Boston Globe’un teslimatını ertelemeye alışmıştım. Ücretsiz arama yapabilir, telefon numaramı ve hesap numaramı girebilir, teslimat tarihini erteleyebilir ya da değiştirebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez telefonla teslimat tarihini erteledikten sonra, eve döndüğümde bir New York Times yığını ile karşılaştım. Bu hem çok çirkin bir görüntüydü hem de hırsızlara davetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teslimatın iptal edildiğinin açıkça görüldüğünü, faturaları yok saymamı söylediler. Ama faturalar gelmeye devam etti. Times’ı her aradığımda bana aynı cevabı veriyorlardı: “Teslimatınız ertelendi. Size borçlu olduğunuzu söylemiyoruz. Faturaları yok sayın.” İyi de posta kutum faturalarla dolarken bunu nasıl yapabilirim? Sonra da aboneliğimi iptal ettim. Artık Times okumak istediğimde, gazeteciye gidip bir tane alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİ ETKİLEŞİMLERİNİ KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN TEKNOLOJİYİ KULLANMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel network yeni bir şey değil, ama asıl şimdi yaygınlaşıyor. Elektronik ticaret de yeni değil; fakat şimdilerde ticaretin her aşamasında, şirketler için neredeyse zorunluluk halini aldı. Sesli yanıt sistemi ve call center’lar da yeni değil; ama şimdilerde müşterilere günde yirmi dört saat elektronik hizmet ulaştırma konusunda çok önemli bir rol oynuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu strateji şu: Müşterilerinizin sizinle iş yapmasını kolaylaştırın. Bu basit ifade büyük bir güç içeriyor. Bu mantrayı kullanarak organizasyonel ataleti, bürokratik güçlükleri, her türlü yatırımlarınızı rasyonalize edebilir, aynı çabayı sürekli harcamaktan kurtulabilirsiniz. Çalışanlarınızı, tedarikçilerinizi ve dağıtım ortaklarınızı ortak bir vizyonu ve amacı paylaşan bir organizasyonda birleştirebilirsiniz. Müşterilerinizin sizinle iş yapmasını kolaylaştırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce kendi şirketinizle iş yapmayı deneyin. Ben denedim. Çok utandım. Bir müşteri olarak müşterilerinizin yaşadığı bütün hayal kırıklıklarını yaşıyorsunuz. Ve bu hayal kırıklıklarının müşteri hizmetleriyle sınırlı olmadığını görüyorsunuz. Bunların çoğu basit şeylerle ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMELDEN BAŞLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızı harcamayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olduğumuzu hatırlayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim için sipariş vermeyi ve sipariş sonrası hizmetleri kolaylaştırın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hizmetlerinizin bizi memnun edeceğinden emin olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerinizi ve hizmetlerinizi bize uygun bir hale getirin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızı harcamayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa artık ruhsatımı yenilemek ne kadar kolay anlatamam. Gelen mail’den yenileme zamanının geldiğini öğreniyorum. İnternet’e girip bir form dolduruyorum, kredi kartı numaramı giriyorum ve bir de %50’lik indirim alıyorum. Bir gün içinde bana e – mail’le teyit numaramı bildiriyorlar. Bir hafta içinde de ruhsatım elimde oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama artık 333 – Film’i arıyorum. Gideceğim filmi seçiyorum, en yakın sinemayı buluyorum ve biletimi ayırtıyorum. Hepsi sadece iki dakikamı alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlarımda bir değişiklik olursa, yeni bir uçuş, otel, araba çizelgesi hazırlayabilir, rezervasyonları yeniden yaptırabilirim. İptal etmem gerekirse, takvimindeki girişleri silebilir ve yapmak istediğim şeyin bu olduğunu teyit edebilirim. Elbette seyahat giderleri şirketimin gider raporlarında görülür. Bütün bunlar – en azından çok yakın biçimde – bugün mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olduğunuzu hatırlayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Fortune dergisinden aradılar ve abone olmak isteyip istemediğimi sordular. On üç seneden beri dergilerine abone olduğumu söyleyince, “Teşekkür ederiz. Rahatsız ettiğimiz için özür dileriz.” dediler. Şirketler müşteri veri tabanlarını entegre etme konusunda neden bu kadar başarısız oluyorlar anlayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon şirketimin benim ne kadar çok şeyle uğraşmak zorunda olduğumu bilmemesi beni hayal kırıklığına uğratıyor. Bu yüzden diğer hizmetlerden yararlanamıyor, özel müşteri muamelesi göremiyorum. Bir de her ay dokuz ayrı fatura ödeme zahmetine katlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlanmak, fark edilmek ve önemsenmek yalnızca nüfuzlu müşterilere özgü olmamalıdır. Bazı eyalet ve ülkelerde insanlar kendilerine elektronik yollarla daha kolay yollardan sunulan hizmetlerden yararlanabiliyorlar. Bu kişiler kendilerine ödenen tutarları çekebilmek için standart bir ATM kartı kullanırlar. Bu kişiler, kendilerine uygun programları seçebilmek, bu programlara başvurmak (meslek eğitimi, çocuk bakımı, tıbbî hizmetler, ev işleri, ulaştırma hizmetleri, iş bulma fırsatları vb..), bu programların ve uygulamaların durumunu kontrol etmek ve aile profilleri hakkındaki bilgiyi güncellemek için de bu akıllı kartları kullanabilmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık durumuyla ilgili bütün bilgilerin küçük bir akıllı karta kaydedilmesini böylece gittiği her doktorun bu bilgilere kolayca ulaşabilmesini istiyor. Böyle bir yöntem sigorta kuruluşlarının da bu bilgilere ulaşmasını kolaylaştırır. Ben bu riske girmeye hazırım. Günümüz teknolojilerinin kişisel bilgilerini koruyacak kadar güçlü olduğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim için sipariş vermeyi ve sipariş sonrası hizmetleri kolaylaştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1997 senesinde AT&amp;amp;T’nin 500 numaralık “beni takip et" hizmetine kaydoldum. İlk problem AT&amp;amp;T’nin web sitesine kaydımı yaptırdığımda meydan geldi. İstek üzerine gerekli olan bütün bilgileri sağladım. Hatta kendi 500 numaramı seçmeye başladım. Gerekenin yapılacağını söylediler. Fakat hiç bir şey olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Aynı satış temsilcisi bir saat sonra acayip çeki yollamam gereken adresi ve telefon numarasını bildirmek için aradı. Beş gün sonra bilgisayarım ofisime geldi. Beklediğimden beş gün önce. Çok memnun olmuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Ancak müşterileri kendi bilgilerine ulaşma ve kendi işlemlerini kendileri yapma talebinde bulundular. Günümüzde müşteriler kontrolü ellerinde tutmayı ancak ihtiyaç duyduklarında yardım istemeyi tercih ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hizmetlerinizin bizi memnun edeceğinden emin olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hertz#1 Club Gold ile yaşadığım deneyimler ise beni hem şaşırtıyor hem de sevindiriyor. Bir minibüs beni arabama götürüyor. Adımın altın rengi ışıklarla arabanın üzerine yazılmış olduğunu görüyorum (kim adının altın rengi ışıklarla yazıldığını görse sevinir). Bagaj açılıyor, anahtarları arabada buluyorum. Harita da önüme açılıyor. Benim bütün yapmam gerek şey kapıdan çıkıp görevliye ehliyetimi kontrol ettirmek oluyor. Uçak rötar yaptığı için on sekiz saat geç kalsam bile, arabamı beni bekler halde buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yaz Amazon.com’dan gelen bir paketi açınca siparişimin üzerinde el yazısıyla yazılmış bir not buldum. Notta şunlar yazıyordu: “Siz bu kitabın karton kapaklı baskısını istemiştiniz. Ama bizim elimizde ciltli baskısı vardı. Bu nedenle size ciltli baskıyı karton kapaklı baskı fiyatına gönderdik.” Bu not, Amazon.com’a bağlılığımı daha da artırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi hizmet proaktif hizmettir. Her şeyin yolunda olduğunu varsayarak pasif pasif oturmak değildir. 1997 yılında, UPS 3 milyondan fazla paketi yerine ulaştırdı. Her paketin durumu, yolculuk sırasında en az dört kez kontrol ediliyordu. Paket teslim alındığında alıcının imzası dijital ortamda alınıyor, tarih ve zaman da giriliyordu. Artık güvenilir hizmet yetmiyor. Günümüzde müşteriler, onlar için yaptığınız işin ne durumda olduğunu da bilmek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerinizi ve hizmetleriniz bize uygun bir hale getirin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün günde yirmi dört saat, sürekli güncellenen kişiselleştirilmiş bir gazetem (Wall Street Journal Interactive’den) var. Bunların benim isteğim üzerine gönderildiğini ve istediğim zaman bunları durdurabileceğimi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriler için işleri kolaylaştırmamanın üstesinden gelebilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri memnuniyeti anketlerinizin size yeterli bilgiyi verdiğini düşünebilirsiniz. Çok fazla müşteriniz olduğu için hepsinin bireysel ihtiyaç ve zevklerini bilmenin imkânsız olduğunu hissedebilirsiniz. Ama çok yanılırsınız. Bugün e – iş teknolojileri müşterilerin sizinle doğrudan, düşük maliyetle iletişim kurmasını, size kendilerinde söz etmelerini ve daha iyi hizmet almalarını kolaylaştırıyor. Şimdi gelin bu müşterilerin kimler olduğuna bakalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ AŞAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜRÜN VE HİZMETLER İÇİN NİHAİ MÜŞTERİLER ÜZERİNDE ODAKLANMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterileriniz olmadan, iş dünyasında var olamazsınız. Herkesin müşterileri vardır. Ancak bir işletme için gerçek müşteri, üretilen ürün ya da hizmetin nihai tüketicisidir. Yani ürünü kullanıcıya dağıtan değil, bu ürünü kullanan kişidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer nihai kullanıcılar yaptığınız araştırmaya, ürettiğiniz arabaya ya da makine parçalarına değer vermiyorsa, iş dünyasında uzun süre kalamazsınız. Kendiniz, ürünün üreticisi ve ürünün nihai tüketicisi arasında doğrudan bir geribildirim bağı oluşturmanız faaliyet gösterdiğiniz piyasalarda sürekli başarıyı garantilemeniz açısından hayati derecede önemlidir. Tarihte ilk kez, nihai müşteriler arasında elektronik geribildirim bağları oluşturmak düşük maliyetli, hatta elverişli hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİLERİNİZİN KİMLER OLDUĞUNU BELİRLEYEBİLİR MİSİNİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otomobil gibi büyük çaplı ürünlerin üreticileri, diş macunu ya da deterjan gibi düşük fiyatlı ürünlerin üreticilerine oranla müşterilerini daha iyi tanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİCROSOFT MÜŞTERİLERİNİ NASIL TANIYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilere ve olası müşterilere doğrudan postayla özel promosyonlar ve seminerle için davetiyeler gönderildi. Bu World Wide Web ile mümkün oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft.com’un genel müdürü Pieter Knook firma için tek bir İnteraktif Pazarlama Veritabanı oluşturma görevini üstlendiğinde, müşterilerin e – mail adreslerini toplayan yetmiş iki küçük veritabanı oluşturmuştu bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YA DAĞITIM KANALI MÜŞTERİLERİNİZE SAHİP ÇIKARSA?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stratejik olarak esas sorun, bunun karşılığında kanalın müşteri hakkındaki bilgileri elinde tutmasına izin vermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu firmalar her yıl kendilerine ürünlerini satın alan tüketicilerin ve rakiplerinin demografik özelliklerini sunan bilgiyi satın alabilmek için milyonlarca dolar harcarlar. Bun ek olarak promosyonlar yaparlar ve kuponlar verirler. Her promosyon programı etkinliğinin kaydını tutmak da hayati önemlidir. Yine de bu firmaları nihai tüketici bilgilerini elde etmekten alıkoyan bir kör nokta vardır sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Broker’lar firmanın perakendecilerle ilişkilerini beslemesi beklenen kişilerdir. Perakendeciler ise nihai müşterilerin demografik özelliklerini ve ihtiyaçlarını anlarlar. Ancak bu değerli bilgi – yani nihai müşterilerin istek ve ihtiyaçları – firmanın merkezine dönmüyordu. Broker’lar bu bilgiyi kendilerine saklıyorlardı, çünkü bu hem şirketin hem de perakendecilerin gözünde onların değerini artırıyordu. Firma, brokerlara perakendeciler ya da perakendecilerin müşterileri, yani nihai müşteriler, hakkında edindikleri ayrıntılı bilgileri kendilerine sunma şartını koşmuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜKETİCİ MÜŞTERİLERİ BELİRLEMEDE YENİ YÖNTEMLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürün bar kodlarının ve müşteri ID kartlarının birlikte kullanımı sonucunda, büyük perakendeciler gazeteler aracılığıyla kupon vermekten kurtulup müşteri ID kartları sistemine geçtiler. Bu kartlar aynı zamanda müşteriye “özel” maddelerde indirimden yararlanma olanağı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasada ID kartımızı kasiyere gösteriyoruz. Kasiyer kartı sistemden geçiriyor. Sonra aldıklarımız birer sistemden geçiriliyor. Biz indirimden yararlanıyoruz. Süpermarket de bizim neler satın aldığımız kesin bir şekilde biliyor ve bu bilgiyi tedarikçilere iletiyor. Bu herkesin yararına işleyen bir sistem. Müşteri ID kartını kullanıp kullanmama konusunda özgür. İsterse böyle bir kart almayabilir ve indirimlerden yararlanmayabilir. Ya da perakendeciye satın alma kayıtlarıyla kimliği arasında bağlantı kurma fırsatı sağladığı için “ödüllendirilebilir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YA MÜŞTERİLERİNİZ GERÇEKTEN İSİMSİZSE?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Elbette satıcılar reçeteyi yazan doktorla görüşüyorlardı; ürünün nihai tüketicisiyle, yani doktorun hastasıyla değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMS eczanelere gidiyor, her müşteriye satılan her ilacın ayrıntılı raporu karşılığında bir ücret ödemeyi teklif ediyordu. Bu bilgileri kötüye kullanmayacağına dair söz veriyor ve bu sözü tutuyordu. Sonra ilaç şirketlerini tek tek dolaşıyor, her eczanede her bir üründen kaçar adet satıldığını gösteren ayrıntılı demografik bilgileri satmayı teklif ediyordu. Böylece şirketin satış yönetimi, satış bölgesindeki eczanelerle doktorlar arasında coğrafi korelasyon kurabilecekti. Bunun sonucunda, doğrudan müşterilerin demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak mümkün olabiliyordu. Ayrıca, ürünlerinizi kullanan insanların belirli bir yüzdesini, süpermarket kart indirimlerinde olduğu gibi belli avantajlar karşılığında kimliklerini ortaya koymaya teşvik etmek olası hale geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİ BİLGİLERİNİ EN ETKİN ŞEKİLDE NASIL KULLANABİLİRSİNİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerinizi doğrudan posta ya da e – mail’lerle yaylım ateşine tutmayın. Onlara hangi ürün ya da hizmetler hakkında bilgi sahibi olmak istediklerini ve bu bilgiye nasıl ulaşmayı tercih ettiklerini sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman için, müşterileriniz hakkında daha fazla şey öğrendikçe, kârlı müşterileri size pahalıya mal olan müşterilerden ayırt etmeyi öğreneceksiniz. Ancak önce müşterilerinizi tanıyın ve sizinle iş yapmayı onlar için kolay hale getirin. Bu, müşterilerinizin size sadık olmasını sağlayacak ve kârınızı arttıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APPLE GERİ DÖNÜŞÜMÜ NASIL SAĞLAYABİLİRDİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maliyetlerini kısardım. Temel ürünler üzerinde yoğunlaşırdım. Yani, türünün en iyisi olan ürünleri tanıtmaya çalışırdım. Kâr marjlarını tamamen feda etmeden fiyatları düşük tutardım. Ama en önemlisi, sadık müşterilerimin kimler olduğunu belirlerdim. Onların mutluluklarının ve sadakatlerinin devam etmesi, onlarla daha da güçlü ilişkiler kurulması için neler yapılması gerektiğini belirlemeye çalışırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai müşterilerin kimler olduğunu saptamak: Bu veritabanı, isimleri yeni aboneler edinmek isteyen Macworld dergisine Microsoft’un yaptığını yapar, bayilerime ve satıcılarıma bana verdikleri her müşteri profili (ya da isim ve adresi) için iskonto teklifi ederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadık müşterilerin kendilerini özel hissetmelerini sağlamak: Ben de General Motors’un Saturn Bölümü gibi, Mac yazılımları alanlara ya da on – line hizmetleri kullananlara yeni makineleri indirimli alma hakkı tanır, tişörtler, fincanlar hediye ederdim. Tek amacım, sadık müşterimin yaptığı seçimden dolayı kendini “koyun gibi” ve aldatılmış hissetmesini engellemek, bu seçiminden gurur duymasını sağlamak olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk bilinci yaratmak: Onların birbirleriyle etkileşime geçmesini sağlamaya çalışırdım. Onları ilgilendikleri konularda tartışmalar düzenlemeye, Mac deneyimlerini paylaşmaya, birbirlerinin sorunlarını çözmeye çalışmaya ve ürün geliştirme konusunda önerilerde bulunmaya teşvik ederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri veritabanı oluşturmak: Toplanan bütün müşteri bilgilerini kusursuz bir müşteri veritabanında sürekli güncellenmesini sağlardım. Müşterilerle yapılan işlerle ilgili bilgileri profil bilgileriyle birleştirirdim. Bu bilgilere Web sitemde yer verir, müşterilerden doğru olmayan bilgileri güncellemelerini isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi siparişlerini girmelerine olanak tanımak: Her konfigürasyonun sevkıyatının hangi tarihte yapılabileceğini öğrenebilirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin sipariş ve teslimat durumlarını kontrol etmelerini sağlamak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin ve dağıtım ortaklarının şirkete elektronik olarak bağlanmasını sağlamak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilere kendi sorunlarını çözmek için ihtiyaç duydukları bilgiyi vermek: Müşterilerimin satın almalarından tam anlamıyla memnun kalmalarını sağlamak için, onlara Web’de uygulaması kolay bir kendi başına hallet hizmeti sunardım. Telefon bağlantısı yapıldığında, teknik destek temsilcisi bu müşterinin kim olduğunu, nasıl bir konfigürasyona sahip olduğunu ve bilgi düzeyinin ne durumda olduğunu biliyor olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin deneyimini kişiselleştirmek: Her müşteriye Apple’la etkileşimleri için “kişisel Web sitesi” verirdim. Bu, müşterinin profil bilgileriyle başlar ve satıcının eklemek istedikleriyle devam ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterileri kârlılığa göre bölümlendirmek: Müşterilerle ilgili bütün bilgileri topladıktan sonra, kârlılığa bağlı olarak veritabanını bölümlendirmeye başlamak çok kolay olurdu. Bu bana, özel hizmetleri ve sadakat programlarını hedeflerken enerjimi nereye yoğunlaştırmam gerektiğini söylerdi. Kâr marjlarının son derece düşük olduğunu düşündüğüm müşterilerimin aslında Mac’i aile bireylerine ve arkadaşlarına tavsiye ederek bana ne kadar çok iş getirdiklerini görüp şaşırabilirdim. Bazı pazarlarda ürün satışı çok yavaş olduğu için bu pazarlarda bulunmanın bana pahalıya patladığını da keşfedebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planın oldukça iddialı olduğunu ve ciddi bir yatırım gerektirdiğini biliyorum. Ama bu plan dahilinde, hızlı bir şekilde, fazla para harcamaksızın uygulanabilecek unsurlar da bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri bilgileri tabanını oluşturmak için büyük miktarda zamana ve paraya ihtiyaç var. Ancak bir e – mail listesi oluşturmak ve sadık Mac müşterilerine ulaşmak pek maliyetli bir iş değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇÜNCÜ AŞAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİYE YÖNELİK İŞLETME FAALİYETLERİNİ NİHAİ MÜŞTERİNİN BAKIŞ AÇISINI ESAS ALARAK YENİDEN TASARLAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E – iş teknolojileri – Web, entegre sesli yanı (IVR – integrated voice raesponse), e – mail, cep telefonları ve call – center’lar – müşteriye yönelik teknolojilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAALİYETLERİ DIŞARIDAN İÇERİ DOĞRU YENİDEN TASARLAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar da oldukça önemliydi ve şirketleri büyük miktarlarda para harcamaktan kurtarıp daha üretken kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriye yönelik Web sitesini denemeye başladığınızda, müşterilerin ne istediklerini ve neye ihtiyaç duyduklarını size büyük bir açıklıkla bildirdiklerini keşfetmeye başlayacaksınız. Belki de müşterinin bakış açısını esas alarak yeni düzenlemelere gitmek için mevcut sistem ve faaliyetleriniz üzerinde büyük değişiklikler yapmanız gerektiğini göreceksiniz. Web siteniz özellikle şirketinizin operasyonlarındaki kara deliklere dikkat çeker. Bugün faaliyetlerdeki sorunların nerede gizli olduğunu bilen çalışanlarınız var. Müşteriler sizinle Web siteniz aracılığı ile etkileşime geçmeye başladığında, bu güvenlik engeli ortadan kalkar. Şirketiniz müşterilerinin ve kanal ortaklarınızın önünde çırılçıplak kalır. En küçük bir sorun bile kendini hemen belli eder; her kusur müşterilerin sizinle iş yapma olasılığını biraz daha azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİYE YÖNELİK TEKNOLOJİLER NASIL İŞLETME FAALİYETLERİNDE DEĞİŞİKLİKLERE NEDEN OLUR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hallmark’ın Web sitesinde (Hallmark.com) son derece yararlı bir hatırlatma hizmeti veriliyor. Hatırlamak istediğiniz önemli tarihleri ve bunların size ne zaman – bir hafta önce, üç gün önce, bir gün önce – hatırlatılmasını istediğinizi giriyorsunuz. Size arkadaşınızın ya da akrabanızın özel gününde bunu hatırlatan bir e – mail gönderiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai müşterilerinin bazılarının kim olduğunu, ne zaman ve kimlere kutlama kartları göndermeleri gerektiğini biliyorlar. Böylece Hallmark ve iş ortakları yeni hizmet ve teklifler geliştirebiliyorlar. Örneğin, bir arkadaşım evinin yakınındaki Hallmark mağazasından kendisine ertesi hafta karısının doğum günü olduğunu ve önceki yıl karısına bir balon demeti gönderdiğini hatırlatan bir telefon aldığında ne kadar mutlu olduğunu söylemiştir. “Bu yıl karınıza kucağında bir buket gül tutan oyuncak ayı göndermek ister misiniz?” diye sormuşlardı Hallmark görevlileri. Arkadaşım bu özel günün kendisine hatırlatılmasına ve böyle rahatlatıcı bir teklif sunulmasına o kadar sevinmişti ki hemen evet demiş ve kredi kartının numarasını vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hallmark, nihai müşterileriyle birebir ilişki kurmayı başarmış ve bunu elektronik ticaret teknolojilerini kullanarak düşük maliyetlerle yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GM yepyeni bir işe girişmiş ve arabalarında mobil telefon kullanan müşterilerine yirmi dört saat yardım ve konum belirleme sistemi sunmaya başlamıştı. Böylece onlara gidecekleri yere nasıl gitmeleri gerektiğini gösteriyordu. GM’in OnStar hizmetinin giderek büyüyen bir iş haline geleceğine ve GM arabalarıyla sınırlı kalmayacağına eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da elektronik bilet işini ele alalım. Yeni teknolojiler sayesinde, artık uçaklarda, trenlerde, otobüslerde kâğıt biletler kullanmak zorunda değiliz. Yerimizi önceden ayırtabiliyor, rezervasyonlarımızı son anda değiştirebiliyor, kredi kartımızı ve ID’mizi kullanarak seyahat bilgilerimizi ve yerimizi öğrenebiliyoruz. Nihai müşteri açısından bakıldığında bu harika bir şey, çünkü artık biletlerimizi kaybetmekten korkmuyor, kullanmayacağımız zaman bileti götürüp değiştirmek zorunda kalmıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞLETME FAALİYETLERİNİ YENİDEN DÜZENLEMEDE ARACILARIN ROLÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret teknolojilerinde görülen aracıları aradan çıkarma eğilimine karşılık, aracıların da müşterilerin kendileriyle iş yapmasını kolaylaştırmak isteyen şirketlerin ihtiyaçlarına karşılık vermek üzere hızlı bir şekilde harekete geçmeleri beni çok etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PC Servis Kaynağı, bir aracıdır. Yedek parçaları stoklamakta ve aralarında Hewlett – Packard, Compaq Bilgisayar, Toshiba, Motorola, Dell Bilgisayar ve AST Bilgisayar’ın da bulunduğu otuzdan fazla üretici için hizmet vermektedir. Nihai müşteri olarak siz, PC Servis Kaynağı ile iş yaptığınızın farkında değilsinizdir. İşe OC üreticisini ya da bilgisayarınızı satın aldığınız bayii arayarak başlarsınız. Peki sonra ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi almak, yedek parça ısmarlamak ya da teknik destek istemek için Compaq’ı aradığınızda, çağrınız PC Servis Kaynağı’na aktarılır. PC Servis Kaynağı müşteri hizmetleri temsilcisi garanti kayıtlarınızı kontrol eder ve ihtiyacınız olan parçanın stoklarında bulunup bulunmadığını araştırır. Eğer parça ellerinde bulunuyorsa ve bunun bir fiyatı varsa, sizden kredi kartı numaranızı isteyerek bu parçayı doğrudan size gönderir. Müşteri böylece bir tek telefonla ihtiyaç duyduğu hizmeti almış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖRDÜNCÜ AŞAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİRKETİNİZİ KÂRA YÖNELTİN: KAPSAMLI, YAVAŞ YAVAŞ GELİŞEN BİR ELEKTRONİK İŞ YAPISI TASARLAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Web sitesi oluşturarak başlayabilir, sonra bu siteyi müşterilerin ve iş ortaklarının ihtiyaçlarına göre yavaş yavaş geliştirebilirsiniz. Web sitenizin başarılı olması için, bu siteyi şirketin diğer birçok sistemine sıkı bir şekilde entegre etmeniz gerektiğini fark edeceksiniz. Bir entegrasyon stratejisi tasarlamak isteyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde, e – iş stratejinizi destekleyecek bir altyapıyı yavaş yavaş geliştirme görevine nasıl yaklaşmalısınız? Bir iş planlamacısı olarak, bu sorunun çözümü teknik ekibinize bırakamazsınız. Bazı temel politikaları ve organizasyona ilişkin konuları sizin düşünmeniz gerekir. Bir teknoloji gurusu olarak kendi fikirleriniz vardır; ancak organizasyon sınırları içinde konsensüs yaratmanız gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE YAŞANAN ZORLUKLAR: MÜŞTERİYİ ELİNDE TUTAN KİM?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Bu nedenle eğer bir müşteri birden fazla hattan ürün almışsa, müşteri profili ve işlem bilgilerini bir araya getirmeniz zor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme faaliyetlerinin bir önceki bölümde söz ettiğimiz şekilde yeniden düzenlenmesi için, departmanlar arasında sorunsuz bilgi alışverişi olmalı, kişisel müdahaleler olabildiğince az olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sizin şirketiniz de bunlardan biriyse, bununla ilgili bir komite kurmanız ya da yeni bir “müşteri çarı” belirlemeniz yerinde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNİK ZORLUKLAR: BİLGİ VE UYGULAMALARI ENTEGRE ETMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden yapılandırırken yaşanan iki temel teknik sorun vardır. Bu zorluklardan ilki, her müşteriye ilişkin, ürün hatlarının ve departmanların elinde bulunan güncel ve yararlı bilgileri bir araya getirme konusunda yaşanmaktadır. İkinci zorluk ise, işin bir uygulamadan diğerine – örneğin sipariş girişinden kredi kontrolüne, oradan da hesap ve envanter kontrolüne – akmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞ VE TEKNOLOJİ ARASINDA KÖPRÜ KURMAK İÇİN DÖRT YARARLI KAVRAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri Profili: Eğer düşük maliyetlerle kişiye özel hizmet sunmayı sağlayan e – iş teknolojilerinden yararlanarak müşteriye yönelik uygulamalar yaratmak istiyorsanız, büyük olasılıkla müşteri profillerini kullanmak isteyeceksiniz. Örneğin, GM’in OnStar hizmeti, her müşterisiyle ilgili temel bilgilere – isim, telefon numarası, adres, müşterinin kullandığı GM arabası – sahipti. Ancak bir yıl sonra, OnStar daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduklarını fark etti. Müşteri hangi benzin istasyonunun kredi kartını kullanıyordu, ailede arabayı kullanan başka biri var mıydı, müşteri ne tür restoranları tercih ediyordu? Müşteri hangi havaalanını kullanıyordu? Hafta sonları nerelere gitmekten hoşlanıyordu? Bu, onların müşterilerine özel hafta sonu indirimlerini bildiren e – mail’ler göndermelerine olanak tanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme Kuralları: Her işletmede uygulanan açık ve kapalı bazı kurallar vardır. “Eğer müşteri 100 ve 100’ün üstünde parça siparişi verirse, ona şu iskontoyu uygulayın”. “Eğer müşterinin kredisi iyiyse, siparişi onaylayın”. “Bu ürünü sipariş ederseniz, size şu opsiyonları tanıyabiliriz”. Bunlar açık işletme kurallarına örnektir. “Eğer uzun süreli bir müşteriyse ve ürünün çabuk gönderilmesine ihtiyacı varsa, nakliye ücretlerini hesaba katmayın” gibi kurallar kapalı kurallardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme Olayları: Temel işletme olaylarını – örneğin fonları yatırımdan çeklere transfer etmek, telefon faturasını ödemek – belirlediğinizde, sistemlerin birbirleriyle etkileşime geçmek zorunda olduğu bütün yerleri belirlemişsiniz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme Objeleri: Teknik sorumluların işlerini tanımlamak için ortak bir dile ihtiyaçları vardır. İşletme kuralları ve işletme olayları bu dilin bir parçasıdır. Örneğin “müşteri”, “hesap”, “sipariş” ve “ürün” işletme objelerine örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E – TİCARETE BAŞLAYAN İŞADAMLARININ ANLAMASI GEREKEN “SICAK” TEKNOLOJİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, İnternet’i şirket içinde ve dışında ortak network altyapınız olarak kullanın. Çok güvenli ve çok özel bir yapınız olabilir. Ancak İnternet’te hızla gelişen bütün teknik standartlardan yararlanmalısınız. İkincisi, World Wide Web’in kendisini müşteriye yönelik uygulamalarınızın çoğu için gelişme ortamı olarak düşünün. Bütün ortak müşteri profili, ürün, hesap ve sipariş durumu bilgilerini Web’e uygun formatta saklayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıllı Kartlar (Smart Cards): Akıllı kartı, bilgi depolama ve işlem yapma yeteneğine sahip bir ATM kartı olarak düşünün. Akıllı kart mutlaka bir tür plastik kart olmak zorunda değil, bir yüzük, saat ya da üzerinizde taşıyabileceğiniz ve bilgisayarlarla ya da telefonlarla iletişim kurabileceğiniz herhangi bir şey olabilir. Bu kart sizi tanır ve önemli bilgileri depolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital Sertifikalar (Digital Certificates): Kişi kendini bir dijital sertifikayla tanıtır. İşletmelerin de buna ihtiyacı vardır; Böylece işletme insanlardan para aldığında, karşı taraf kiminle iş yaptığını bilir, bir sahtekârla iş yapmadığından emin olur. Dijital sertifikalar akıllı kartlarda ve bilgisayar sistemlerinde depolanabilir. Bunlar işlemi yapan kişinin güvenilirliğini kanıtlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XML (Extensive Mark – up Language – Kapsamlı İşaretleme Dili)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JAVA (Sun Microsystems tarafından Web sayfaları için programlar yazılması için geliştirilen C++ benzeri, nesne yönelimli programlama dili): “Eğer JAVA dilini öğrenirseniz, asla işsiz kalmazsınız”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik işin beş aşaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket ve ürün bilgilerini tedarik etmek (brochureware).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri desteği ve yardımcı etkileşimler sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik işlemleri desteklemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerle etkileşimleri kişiselleştirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk duygusu yaratmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Şirket ve Ürün Bilgileri Tedarik Etmek (Brochureware)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şirketimizin bir Web sitesi var, ama henüz sadece brochureware,” dediğini duydum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Müşteri Desteği ve Yardımcı Etkileşimler Sağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri Desteği Web’in en yararlı ancak en az takdir edilen uygulamasıdır. “Web sitemizde bir ürünle ilgili yeterli bilgiyi vermediğimizde, hemen müşterilerimizin tepkileriyle karşılaşıyoruz. Müşteriler, bizim ürünlerimiz hakkında bildiğimiz her şeyi bilmek istiyorlar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Elektronik İşlemleri Desteklemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Web sitesi kurduktan sonra, en mantıklı ikinci adım müşterilerin Web’den mal ve hizmet satın almalarını mümkün kılmaktır. Web’den sipariş vermeye hazır potansiyel müşteriler için kendilerine “sıfır bilmem kaç bilmem kaçı arayın” denmesinden daha sinir bozucu bir şey yoktur. Ya da, verilen tüm güvencelere karşın, İnternet üzerinden kredi kartı bilgilerini vermekten rahatsız olabilirler. Yine de size elektronik yollarla sipariş vermeye hazır olan müşterilerin sayısını görmek sizi şaşırtacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Müşterilere Etkileşimleri Kişiselleştirmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterileriniz Web sitenize girerek, bir ürün hakkındaki bütün sorularına cevap bulabilir ya da şirketinizle gerçekleştirdiği işlemlerin durumunu öğrenebilir. Peki bu müşterinin sizinle iş yapmaya devam etmesini sağlamak için bundan sonra neler yapabilirsiniz? Ondan, size kendisi hakkında daha fazla bilgi vermesini isteyin. Onun özel ilgi ve tercihleri konusunda bir profil oluşturun ve bu profili koruyun. Sizin onunla ne şekilde iletişim kurmanızı tercih ediyor? Telefonla mı, e – mail’le mi, faksla mı? Hangi ürün ya da hizmetlerinizle ilgileniyor? Örneğin ne zaman Amazon.com’a girsem, beni adımı söyleyerek selamlıyorlar ve bana daha önce almış olduğum kitaplardan yola çıkarak bazı kitaplar öneriyorlar. Bu yüzden, ne zaman bu muhteşem kitapçıya girsem, içimin ısındığını hissediyorum. Müşteri bir kez faturalarını otomatik olarak ödemek istediği bütün şirketleri ve sahip olduğu hisse senetlerinin ya da yatırım fonlarının sayısını (böylece portföyünün değeri otomatikman güncellenebilir) girdiğinde, aynı bilgileri bir başka şirketin Web sitesine girme konusunda isteksiz davranacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Topluluk Duygusu Yaratmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterileriniz arasında bir topluluk duygusu yaratabilirsiniz. Müşterilerinizin teknik sorunlar konusunda birbirlerine ne kadar yardımcı olduklarını, birbirlerine nasıl ipuçları verdiklerini, deneyimlerini nasıl paylaştıklarını görmek sizi şaşırtacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar, bir topluluğun parçası olmaktan zevk alırlar. Bu nedenle bir çok Web sitesi “sadece üyelere” açıktır. American Airlines ve Microsoft, bunun bilincinde olduklarından Web siteleri kapsamında sürekli müşterileri için özel alanlar oluşturmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin ilgilendikleri konularda birbirleriyle diyaloga girebilecekleri forumlar düzenleyerek, bu müşterilerin kendilerini daha bağlı hissetmelerini sağlayabilirsiniz. Bir fikrini on – line olarak dile getiren müşteri, ertesi gün, diğer müşterilerin buna nasıl tepki verdiklerini görmek için yeniden siteye girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi birbirine bağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitaptaki örnek vakaları okurken, hiçbir şirketin yapısını tam olarak bu şekilde kurmadığını göreceksiniz, ama buna yaklaşan birçok şirket vardır. Bu şirketlere bu işe bugün başlasalardı yapılarını nasıl oluşturacaklarını sorduğunuzda, benim anlattığım yapıya yakın bir tablo çizerler mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEŞİNCİ AŞAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEKTRONİK TİCARETTE KÂRLILIĞIN ANAHTARI: MÜŞTERİ SADAKATİNİ SAĞLAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİ SADAKATİ DURUMUNUZU NASIL ETKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru müşterileri çekmeyi ve elinde tutmayı başaran firmalar, müşterilerini birkaç işlem sonra kaybeden firmalara oranla çok daha fazla kâr etmektedirler. Bireysel müşterilerinizle ilişkilerinizi anlamak ve artan müşteri sadakatinin kârlar üzerindeki etkisini ölçmek için bazı gelir ve gider unsurları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taban Gelir: Müşteri ilişkisinden, sadakatinden veya ürün indirimlerinden bağımsız olarak, belirli bir işlemden elde edilen gelirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüme: Yapılan ilk işlem bir müşteri için değer yarattığından, bu müşteri sizden daha fazla ürün alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönlendirme: Sizinle yaptığı işten tatmin olan müşteri arkadaşlarını size yönlendirdiğinden YÖNLENDİRME GELİRİ elde etmiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiyat Primi: Yaygın inancın aksine, sadık müşteriler ürünlerinize, sunduğunuz şeylerin değeri konusunda tam olarak ikna olmamış yeni müşterilere oranla, daha fazla para öderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maliyetsiz Kazanç: Müşteriler her yıl daha fazla satın almada bulundukça, gelirler de artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyimli Müşteri: Sadık müşteri sizin ürün çizginizi ve faaliyetlerinizi öğrenmiştir. Yanlış departmanı aramaz, firmanızda olmayan ürünleri istemez. Bazı işlemleri kendi başına gerçekleştirebildiği için, daha az para harcamanızı sağlar. Birlikte çalıştığınız süre içinde verimli bir alışverişe hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artan Müşteri Envanteri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artan Müşteri Değeri: “Daha fazla müşteri” nin kâr üzerinde olumlu bir etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİYİ ELDE TUTMANIN ETKİSİNİ ÖLÇMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamana kadar gerçekleşen müşteri gelirleri ve maliyetleri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriden gelen yönlendirmeler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıpların nedeni,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadakatin nedeni,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müşteri için kârları belirlemek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kârlı ve en az kârlı müşterileri belirlemek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru müşterileri elde etmek için pazarlamak kampanyaları düzenlemek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin gözündeki değerinizi nasıl artıracağınızı araştırmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıpların nasıl azaltılabileceğini saptamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYIPLARI VE SADAKATİ DEĞERLENDİRME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç kayıp oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıpların ortak noktası ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden kayboldular?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞRU MÜŞTERİLERİ BULMAK VE TUTMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, yaptığınız kârlılık analizlerinde kârlı olduğu belirlenen müşterilerdir. Bundan sonra bu müşterilerin özelliklerini belirlememiz ve anlamamız gerekiyor. Bazılarının kârlı olmasının nedeni pasif olmaları, fazla bir şey talep etmemeleridir. Ancak genel olarak, kârlı müşterileri, ihtiyaçları, sizin sunduğunuz değerle uyuşan müşterilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerini uzun süre elinde tutabilen bir firma, müşterilerin başka hiçbir yerde bulamayacakları kadar iyi bir değer sunuyor demektir. Bu değerin ne olduğunu anladığınızda, müşterilerinize bundan daha fazlasını sunabilir, böylece onların satın almalarındaki payınızı artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZORLUK: ÜRÜN MERKEZLİ MODELDEN MÜŞTERİ MERKEZLİ MODELE GEÇMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelirler ve kârlar müşterilerden gelmektedir, ürünlerden değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürün ve fonksiyonu ön planda tutan organizasyonlar, müşterilerinin tanınma ve hatırlanma ihtiyaçlarını tatmin edemezler. Bir müşteri hakkında sağlam bir görüşe sahip olamazlar. Bu organizasyonlar uygulamalarını ve verilerini ürün çizgisine göre bölümlendirmişlerdir. Tek bir “müşteri” kavramı kesinlikle yoktur. Eğer şirketiniz müşteri değil de ürün üzerinde yoğunlaşmışsa, elektronik ticaret teknolojilerini kullanarak müşteri sadakatini elde etmeniz ve korumanız daha zor olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEKİZ KRİTİK BAŞARI FAKTÖRÜ VE VAKA İNCELEMELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ VE VAKA İNCELEMELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru müşterileri hedeflemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin deneyimlerine sahip çıkmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriyi etkileyen işletme maliyetlerini yeniden düzenlemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriyle ilişkide 360 derecelik bir bakış açısı oluşturmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi kendilerine yardımcı olmalarına olanak tanımak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi işlerini yapmalarına yardımcı olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiselleştirilmek hizmet sunmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk duygusu yaratmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞRU MÜŞTERİLERİ HEDEFLEMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle nihai müşterilerinizi belirlemek ve onları tavlamak için elinizden geleni yapın Onları kendilerini size tanıtmaya özendirin, sadık müşterileriniz olmaları halinde özel imkanlardan yararlanacaklarını bilmelerini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, müşteri bilgilerini kullanırken temkinli davranın. Müşterilerin, kendilerini size tanıtımının karşılığına ne elde edeceklerini açıklığa kavuşturun. Onların güvenini sarsacak bir şey yapmaktan kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANGİ MÜŞTERİLERİNE KÂRLI OLDUĞUNU BELİRLEYİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer karlılığı analiz ediyorsanız, sadece her müşteri bölümünden gelen gelirlere değil, aynı zamanda bu müşteri bölümüne hizmet vermenin maliyetlerine de bakın . Bu müşterilerin ömürleri boyunca ne kadar değer sağlayacaklarını dikkate almayı unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMEL SATIN ALMALARI HANGİ MÜŞTERİLERİN ETKİLEDİĞİNİ BİLİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı şirketler ürünlerini satın alan kişilere değil, bu satın alma kararını etkileyen kişilere yönelerek hedefi tam on ikiden vurdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin ürünlerinizin satın alımını kim etkiliyor? Onlarla nasıl doğrudan bir ilişki kurabilirsiniz? Onları nasıl takip edebilirsiniz? Onlara nasıl iletişime geçebilirsiniz? Ürünlerinizden zamanında, doğru şekilde haberdar olduklarından nasıl emin olabilirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANGİ MÜŞTERİLERİN SİZE MÜŞTERİ YÖNLENDİRDİĞİ BİLİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yeni bir abone bulun. Sizin aboneliğinizi bir yıl uzatalım!” Şirketimin en başarı pazarlama kampanyalarından biri, uzun süreli müşterilerimizin bize yeni müşteriler yönlendirmelerini sağlamak üzerine yoğunlaşmıştı. Bize yeni bir müşteri bulan müşteriyi eşiyle birlikte şık bir akşam yemeğine gönderiyorduk. Bu program, bir ödül alma fikrini çok hoş bulan müşterilerimiz arasında çok popular oldu . Biz amacımıza ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz müşteri veritabanınızın size yeni müşteriler yönlendirilmesini sağlamak için ne yapıyorsunuz? Bunun için bilgi teknolojisinden nasıl yararlanıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİLERİ, ORTAKLARI VE PAY SAHİPLERİNİ BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pay sahipleri ise işinizi çok önemseyen, bunun için çok çaba sarf eden diğer kişilerdir (örneğin içeride çalışanlar ya da dışarıda bankacılar); ancak bunlar ürünlerinizi kullanan kişiler değillerdir. Bu, ortaklarınızı yada pay sahiplerinizi göz arda etmeniz gerektiği anlama gelmez; ama hayatı nihai müşteri için nasıl kolaylaştırmanız gerektiğini düşünürken, bu kişiler ikinci planda yer almalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞRU MÜŞTERİLERİ HEDEFLEMEK :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMERİCAN AİRLİNES&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWW.AA.COM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ORJİNAL WEB SİTESİNİ BAŞLATMAK: BİLGİYE ULAŞMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şikago’dan gelen uçan zamanında kalktı mı?”, “Uçakta öğle yemeği veriliyor mu?”, “ Havaalanı kasabadan ne kadar uzaklıkta?”, “Kayak takımlarını nasıl paketlemeliyim”, “Bu ay batıya giden uçaklarda hangi filmler gösteriliyor?” Jule’nin takımının yaptığı ilk şey, call center’lardaki operatörlerin kullandığı bilgiyi almak ve bu bilgileri Web için yeniden düzenlemek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz boyunca , Web takımı bilgilere eklemler yaptı . Nereden nereye gideceğini, ne zaman gidip ne zaman döneceğinizi girdiğinizde, bu kriterler uygun bütün uçuşlara ilişkin bilgileri bulabiliyordunuz. En üstte America’nın uçuşları yer alsa da, diğer havayollarının listelerine yer veriliyordu. Neden mi? Çünkü American’ın arayan müşteriler genellikle karşılaştırmayı yapmaya tercih ediyorlar. Diğer uçuşlar hakkında bilgi almadan kara vermek istemiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ON – LİNE İŞLEMLER EKLEMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada, American, Advantage üyelerine rezervasyonları on – line olarak yapma ya da değiştirme ve biletlerinin kendilerine postalanması sağlama olanağı tanımış oldu. Sonbaharda müşteriler elektronik biletlerden yararlanabiliyorlardı. Böylece son dakikaya kadar uçuşları ilgili değişiklik yapabiliyor ve biletlerini götürüp değiştirmek zorunda kalmıyorlardı. American aynı zamanda ödüller ve promosyonlar da sunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİŞİSELLEŞTİRMEYE DOĞRU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;American Airlines Haziran 1998’de, Web sitesinde bir yenilik başlattı. AAdvantage üyeleri için kişiselleştirmeye gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;American işe AAdvantage veritabanındaki dosyada mevcut olan profilinizle başlıyor. Burada adınız, adresiniz, American ile kaç mil yol kat ettiğiniz, hangi ödül yada indirimleri kazandığınız ve altın ya da platin düzeyinde bir AAdvantage üyesi olup olmadığınız görülüyor. Web sitesinde rezervasyon yaptırırken profilinize yeni seçenekler ekleme şansı sunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;American bu profil bilgilerini nasıl kullanıyor? İlk etapta, şirket sizin AAdvantage üyelik düzeyinizi (altın,platin), yakınınızdaki havaalanı, uçuş ve bilet bilgilerinizi işletme kurallarını tetiklemek için kullanıyor. Böylece, örneğin Boston ve San Francisco arasındaki uçuşlar 400$’ın altına düştüğünde sizi uyarmalarını rica edebiliyorsunuz. Sonra bu bilet ücretlerini tıklayarak bunların hangi tarihlerde geçerli olduğunu öğrenebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platin üyelere özgü bazı fırsatlardan yararlanabiliyorsunuz. Örneğin, “Bana evimin yakınındaki havaalanından kalkan ve tatil bölgelerine giden, bilet fiyatı 500$’ın altında olan uçakları söyleyin“ diyebiliyorsunuz. American, sadık müşterilerine sunduğu kişisel hizmet sayesinde, rakiplerini bir kez daha geride bırakmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;American’ın, müşterilerine yararlı bilgiler sunduğunu anlamasını sağlayan kanıtlardan biri Web sitesinde yaşanan yoğun trafiktir. American’ın sayfasını ziyaret eden kişilerin sayısı katlanarak artıyor ve yapılan araştırmalar bu sitenin hala İnternet’te ki en popüler site olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa 1998 yılının ilk çeyreğinde gelirler ikiye katlanmıştı bile! Web üzerinden yapılan bilet satışları, American’ın toplam gelirlerinin %1’ini oluşturuyor yada başka bir değişle 140 milyon doları buluyor. On – line olarak yapılan rezervasyonlar ya da bilet satışları American için en düşük maliyetli ve en karlı satışlar. Samuel, Web’den gelen gelirlerin yüzdesini gelecek yıl daha da artmasını bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PATTY’NİN AMERİCAN AİRLİNES İÇİN REÇETESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuk Rezervasyonları Konusunda Kanalları Entegre Etmek: Biz, American’ın rezervasyon sistemleriyle kesintisiz etkileşim istiyoruz. Elbette, bir seyahat acentası rezervasyonla ilgilendiğinde, American ‘dan komisyon almalıdır. Müşterinin istediği ise kesintisiz hizmettir. Müşteriler ister kendi rezervasyonlar kendiler yapsınlar, ister, American’ı telefonla arasınlar, ister seyahat acentesine başvursunlar, rezervasyonla ilgilenen taraf gerekli olduğunda bütün bilgilere ulaşılabilmeli ve gereken değişiklikleri yapabilmelidir. American şu anda bunun üzerinde çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen e – mail’ler Sayesinde Daha İyi İş Çıkarmak: Hala şirketin her hafta gelen ve gelmeyecek olan binlerce e-mail konusunda daha kapsamlı ve pratik bulması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin Otel, Restoran ve Araba Rezervasyonları Yaptırmalarına Olanak Tanımak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AAdvantage Müşterilerine Akıllı Kartlar Sunmak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMERİCAN AİRLİNES ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret çabalarınızı en karlı müşterileriniz en üzerinde yoğunlaştırın. Bu müşterilerin neye ihtiyaç duyduklarını neye değer verdiklerini belirleyin. Onlara özel ilgi gösterin ve sizinle iş yapmalarını olabildiğince kolaylaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web sitenizde ilk olarak hangi bilgilere yer vereceğinize karar vermeye çalışırken, call center’larınızdan en çok istene bilgileri dikkate alın. Call center’ları arayan müşterilerin daha az küçük bir bölümünü Web’e çekmeye başarmanız ve onların kendi sorunlarına cevap bulmalarını sağlamanız bile, şirketinizin daha az para harcamasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web pazarlama takımınızın bütün Web sitesinin içeriği oluşturmak zorunda olmadığını unutmayın. Julie Sohbet, şirkette herkese Web sitesinde kendi bölümünün sorumluluğunu üstlenmesini sağlayarak büyük iş başarmıştı. Böylece sitedeki bilgileri düzenlemek ve güncellemek bu kişilerin görevi haline gelecekler. Bu da içerik açından çok daha başarılı sonuçlar almanızı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Back – End sistemlerinizi, müşterilerin bunlara erişmesini kolaylaştırmak için yeniden tasarlamak zorunda değilsiniz. Bu sistemlere “hizmet”, muamelesi yapmak ve Web Front – End ‘inizi bu Back – End hizmetlerden bilgi ve fonksiyon bekleyen bir uygulamalar grubu olarak tasarlamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PATTY’NİN NATIONAL SEMICONDUCTOR İÇİN REÇETESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHA FAZLA SİMÜLASYON EKLEMEK : National Semiconductor ürünlerinin birçoğu için Java tabanlı yazılım modelleri ve simülasyonlar sunmak olabilir. Her bilgisayarda çalışan Java ile yazılan bu simülasyonları müşterilerin kendi sistemlerine indirmeleri mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLULUK DUYGUSU YARATMAK : Kullanıcılar arasında daha fazla iletişimin olmasını, sağlanmasını, tartışmalara olanak tanımasını öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TASARIM-TEDARİK-ÜRETİM HALKASINI TAMAMLAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NATİONAL SEMİCONDUCTOR ÖYKÜSÜNDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen hedefler en önemli müşteriler şirketinizden hiçbir şey satın almazlar. Bunlar satın alma kararını güçlü şekilde etkileyen kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;National Semiconductor, müşterilerinin sitesinde neler yaptığını yakından gözlemleyerek büyük bir iş başardı. Böylece müşterilerin siteye girmelerini, aradıkları şeyi bulmalarını ve siteden çıkmalarını, üstelik bütün bunları birkaç tıklamayla yapmalarını kolaylaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriler ürün ve bilgileri birkaç farklı yoldan aramak isteyebilirler. National Semiconductor, müşterilerine aradıkları ürünü bulmaları için dört farklı yol sunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerden galen e-mail’lerde ilgilenmek herkes için son derece önemlidir. National Semi bu konuyu çok ciddiye aldı. Gelen her e-mail veritabanına aktarılıyor, kaydediliyor ve şirketteki ilgili kişiye gönderiliyordu. Ancak Gibson bütün e-mail’leri sadece ilgili teknik destek grubuna göndermek yerine binlerce ürün sorumlusuna, pazarlama yöneticisine ve mühendislik grubuna göndermeyi tercih etti. Böylece şirket içinde daha fazla kişiyle müşteri arasında doğrudan iletişim kurulabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gibson, şirketteki herkesin şirketin Web sitesine akan gerçek müşteri bilgilerinden yararlanmasını istedi. Bu nedenle Gibson’ın takımı Web sitesinden gelen verileri ürün kategorisine göre ayırdı, bunu gerçek envanter ve sipariş verileriyle birleştirdi ve bu “bileşimi” her gün şirketteki herkese ulaştırdı. Böylece şirkettekiler hangi ürünün revaçta ve sorunsuz olduğunu, hangi ürünlerin sorun yarattığını kolayca öğrendiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriler Web sitesinde kendi profillerini oluşturdular. Bu profiller ve Web ziyaretleri, şirketin fırsat yönetimi sistemini ve müşteri veritabanını güncellemek için kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;National ile dağıtıcıları arasındaki elektronik bağlantı, National ‘ın üretim planlama konusunda daha başarılı olmasını sağladı ve şirketin nihai müşterilerin alışverişlerinden haberdar olmasına olanak sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai müşterilerin satın alma acenteleri National’ın dağıtıcılarının envanterlerine doğrudan ulaşabiliyor, fiyatları ve ürünün stok durumunu kontrol edebiliyor, sipariş verebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;National, doğrudan satış temsilcilerine –en büyük müşterileri elinde tutan temsilcilere- önemli müşteriler için kişiselleştirilmiş Web sitesi tasarlama olanağı tanıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİLERİN DENEYİMLERİNE SAHİP ÇIKIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama on-line deneyimim siparişi verdiğim anda bitmiyordu. Sonra e-mail’ler gelmeye başlıyordu. “İki kitabınızın sevkıyatı yapıldı. İsteğiniz üzerine, öncelikli sevkıyat yapıldı. Aynı siparişteki diğer dört kitap daha sonra gönderilecek. “Linda Seybold göndermiş olduğunuz şarabı dün saat 17:40’ta teslim aldı.” Ürünler dikkatle paketlenmiş ve hoş bir şekilde süslenmiş (eğer istediğim buysa) bir şekilde gönderiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni en çok etkileyen şey, “kişiliği” olan bir şirketle iş yaptığımı hissediyor olmamdı. Karşımda bir insan vardı ki. Sıradan, fiziksel varlığı olan bir mağazada bir sürü kalabalığın arasında alışveriş yapsam bu kadar rahat olmazdım. İhtiyacım olduğunda her türlü bilgiye ulaşabiliyordum; bunun için ilgili birini aramak, birilerinin peşinde koşmak zorunda kalmıyordum; kasada saatlerce beklemiyordum. Sıkıntı yerine tatmin ve huzur yaşıyordum. Bu şirketler bana istediğim ve beklediğim denetimi yaşatarak büyük bir iş başarıyorlardı gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette müşterilerin istekleri zaman içinde değişiklik gösterir. Bir ürünü ilk kez seçen ve kullanan müşterileriyle bu ürünü binlerce nihai kullanıcıya anlatan müşteri arasındaki farkı hemen yakalarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin deneyimlerine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenen şirketler açısından çok önemli olan müşteri sadakatini oluşturmak içini şirketlerin yapabileceği bazı şeyler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstikrarlı, ”markalaşmış” bir deneyim yaşanmasını sağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin zamandan tasarruf etmelerini sağlama ve rahatsızlıklarını önleme üzerinde yoğunlaşmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur sağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstikrarlı hizmet ve kalite sağlamak için ortaklarla çalışmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin bireyselliğine saygı duymak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin kendi deneyimleri üzerinde kontrol sahibi olmalarına olanak tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERTZ’İN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşama müşterilerin profilleridir. İşe kapsamlı bir müşteri bilgileri profiliyle başlayın. Müşterilerin kendi profillerini oluşturup korumalarını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek, global veritabanı kullanın. Bölgesel ihtiyaçları bütün veritabanı yapısına yerleştirin. Böylece müşterilere istikrarlı hizmet garantisi verilecektir, bölgesel varyasyonlar “ekstra” muamelesi görecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme faaliyetlerini yeniden tasarlama çalışmalarında öncelikleri belirlerken işe müşterinin deneyiminden başlayın. Hertz’in durumunda, müşteriler havaalanında kuyrukta beklemek zorunda kalmaktan yakınıyorlardı. Hertz yoğun bir çalışma başlatarak bu aşamayı ortadan kaldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin zamanını çalan her aşamayı ortadan kaldırın. Hertz bunu tekrar tekrar yaptı. Elektronik imza uygulamasını başlattı, arabanın kapısını açık bıraktı, haritayı arabaya yerleştirdi ve otoparktan çıkarken kağıtlar istemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin huzura kavuşmasını sağlayın. Kafasındaki sorulara yanıt bulmasına yardımcı olun. Hertz uçakların kalkış ve iniş saatlerini yakından takip edip müşterinin havaalanına varır varmaz arabasını hazır bulmasını sağlayarak bunu büyük ölçüde başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin sizin ürün ve hizmetlerinizi kullanmalarını kolaylaştırın. Hertz bunun için NeverLost GPS sistemini tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin etkileşim kanalları arasında bütünlük sağlayın. Hertz’in durumunda, müşteri ister telefonla doğrudan iletişim kursun, ister Web’i kullansın, ister bir seyahat acentesine gitsin, rezervasyon bilgileri ve müşteri deneyimi değişmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMAZON.COM’UN ÖYKÜSÜNDEN KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinin sizinle iş yapması üzerinde yoğunlaşın. Müşterinin şirketinizle olan etkileşiminde her aşamayı ve olayı belirleyin ve bu aşamalardan her birini gözden geçirerek düzeltin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sipariş teyitleri ve teslimat zamanına ilişkin haberlerle müşteriye her aşamada güvence verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin profil bilgilerini oluşturun. Müşterilere istedikleri zaman profillerinde değişiklik yapma olanağı tanıyın. Şirketinizla daha hızlı iş yapma yolunda seçenekler sunun (Amazon.com’un 1 – Click satın alması gibi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerinize geçmişte şirketinizle yaptıkları bütün işlemlere erişme olanağı tanıyın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin nelerden özellikle haberdar olmak istediklerini belirleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerinizi satmalarını kolaylaştırarak ve komisyon almalarına olanak tanıyarak, şirketinizi müşterilere tanıtacak binlerce iş ortağı bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedarikçilerinizin de sizinle iş yapmalarını kolaylaştırın ve böylece buna gönüllü olmalarını sağlayın. Onların ürünlerinizi müşterilere en etkin biçimde sunmalarını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin sizinle yaşadıkları deneyimin kusursuz olmasını sağlayın. Böylece onları sadık müşteriler haline getirin. Bunu agresif pazarlamayla birleştirerek yeni müşteriler kazanmaya çalışın. Müşteriler, sunduğunuz ürün kadar yaşadıkları deneyimlerden de etkilenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİYİ ETKİLEYEN İŞLETME FAALİYETLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BABSON KOLEJİ : ÖĞRENCİ HİZMETLERİNİN KALİTESİNİ ARTIRMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kabul işlemleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kayıttan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Burs formalitelerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ödemelerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İdari departmanlar arasındaki iletişimsizlikten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine, 1993 yılı sonunda, Glavin ilgili kişilerle görüştü ve bir takım oluşturdu. Bu takımın önerileri doğrultusunda, Richard Kenser’in başkanlığında yeniden Yapılanma Takımı’nı kurdu. Bu takımın görevi, öğrenci hizmetlerinin yeniden düzenlenmesi konusunda ayrıntılı bir plan oluşturmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTENEN SONUÇLAR : ÖĞRENCİNİN BAKIŞ AÇISINDAN BİR ÖRNEK SENARYO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni süreç sayesinde şunlar olacaktı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersler bilgisayardan seçilecekti. Bu arada işlemler anında görüneceğinde hangi derslerin dolu olduğu ve hangi alternatiflerin bulunduğu öğrenebilecekti. Bu konuda yardım da alınabilecekti. Ayrıca öğrenciler kendilerine ilişkin bilgileri görebilecekler, kendileri için hangi niteliklerin önemli olduğunu öğrenecekler ve kendileri için en uygun dersleri buna göre seçebileceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenciler yurttaki oda numaralarını ve akşam yemeği saatlerini buradan öğrenebileceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okula ne kadar ücret ödeneceği ve ödemelerin ne şekilde yapılacağı da bilgisayardan öğrenilebilecekti. Burs ya da kredi için başvurulabilecekti. İş ilanları da buraya gönderileceğinden, buradan iş başvurusu yapmak bile mümkün olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAALİYETLERİ YENİDEN YAPILANDIRMA ÇALIŞMASI İÇİN YAPIYI OLUŞTURMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kabul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Akademik bilgiler ve kayıt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Öğrenci desteği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Finansal hizmetler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alan esaslı öğrenme ve kariyer hizmetleri (Örneğin işe yerleştirme)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BABSON KOLEJİ İÇİN PATTY’NİN REÇETESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babson’ın bundan sonra yapacağı şey, öğrencilerini etkileyen bütün idari ve akademik faaliyetlerini yeniden düzenleyip geliştirmeye devam etmek olacaktır. İkincisi kolej öğrencilerin kendi profillerini korumalarını konusunda “ güven dolu ama tedbirli” bir yaklaşım izlemelidir. Her öğrencinin (ya da mezunun veya öğretim görevlisinin ) kendi profilini koruması ideal bir şeydir, ancak geri planda bir veri birleştirme garantisinin olması da iyi olacaktır. Person Master veritabanındaki her kayda iki kişi sahip çıkmalıdır : kişinin kendisi ve bir de işi bu verilerin yerinde olup olmadığını denetlemek olan bir başka kişi. İki kişi ya da departman “ gölgedeki sahip” adını alabilir. Gerçek sahibin yaptığı her türlü güncelleme öncelik taşıyacaktır. Ama gölgedeki sahibin de, gerçek sahibin bunu yapma yetkisi olmalıdır. Bence bu Babson ‘ın karşılaştığı verilere sahip çıkma sorunu için gerçekçi bir çözüm. Ben birkaç farklı departmanın aynı bilgilerin “gölgedeki sahibi” olması gerektiğini söylemiyorum. Farklı departmanların çelişki profil bilgileri oluşturması Babson’ı başladığı noktaya götürür. Benim söylemek istediğim şey şu: Mezunlarla ilişkiler bölümü mezunların kayıtlarına, kabul bölümü için başvuran öğrencilerin profilleri vb. sahip çıkabilir. Bir öğrenci oklu kabul edilince, sahip çıkma sırası örneğin idari departmana geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra, Babson’ın yapması gereken bir başka şey, diğer temel unsurlar –anne babalar, mezunlar, öğretim görevlileri ve idari kadro- için yeni işletme faaliyetleri tasarlanmaktır. Örneğin öğretim görevlilerin ve idari kadronun öğrencilerinin kullandığı uygulamaları kullanarak istedikleri öğrencinin ayrıntılı profiline ulaşmaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 yılında Babson’ın mezunlarla ilişkiler grubu, mezunlar için özel olarak hazırlanmış uygulamalar üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Bu uygulama, mezunların kendi profillerin korumalarına, çeşitli gruplara katılmalarına – Arthur Andersen çalışanları, yatırım bankacıları, Latin Amerikalı girişimciler - , tartışmalara katılmalarına ve kolejde meydana gelen olaylar hakkında bilgi almalarına olanak tanıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben anne ve babaların da Babson açısından önemli olduğunu düşünüyorum ve anne ve babaları etkileyen faaliyetlerin sürekli gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Anne babalar için bir dizi uygulamanın devreye girmesini engelleyen şeylerden biri gizlilik hakkı. Öğrenciler anne babalarının nelerden haberdar edilmesini istediklerini açık bir şekilde belirtiyorlar. Örneğin orijinal senaryo tasarımında, öğrencilere ve anne babalarına öğrencinin okul taksitinden yatacak yere, kütüphaneden kitapçıya, telefona kadar bütün giderlerini gösterecek tek bir faturalama uygulaması sunulması planlanıyordu. Ancak prototipi gözden geçiren öğrenciler, anne babalarının telefon faturalarını görmek istemediklerini belirttiler. Bunun üzerine bu uygulama devreye sokulmadı. Fakat öğrenciler kendi profillerine anne babalarının hangi bilgilere ulaşmasına izin verdiklerini belirtiyorlar. Ben Babson’a, öğrencilerin profillerinden belirttikleri izinlere esas alarak anne babalara bilgilere ulaşma ve işlem yapma olanağı tanıyan uygulamaların geliştirilmesi işini tamamlamalarını tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BABSON KOLEJİ’NİN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürününüz için önce nihai müşteriler üzerinde yoğunlaşın. Babson, verdiği eğitimi tüketen öğrenciler üzerinde yoğunlaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir ürünün müşteriyi mutlu etmeye ve size dönmeye ikna etmediğini unutmayın. Eğer organizasyonunuzla iş yapmak kolay değilse, sunduğunuz ürün ya da hizmetler ne kadar iyi olursa olsun işinizi kaybedersiniz. Babson’ın müdürü müşterilerinin memnuniyetsizliğini fark ettikten sonra bu gerçeği gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel işletme faaliyetlerini belirlemek ve gözden geçirip yeniden düzenlemek için çok fonksiyonlu takım yaklaşımını uygulayın. Nihai müşterileri, işletmenin temel unsurlarını ve bilgi teknolojisi kadrosunu da bu takımlara dahil edin. Babson bu konuda çok başarılı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerinizi etkileyen bütün sistem ve faaliyetlerinizin temelini oluşturacak tek bir merkezi müşteri veritabanı oluşturun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterinizin ve işletmenizin diğer unsurlarının profillerine ve etkileşimde olma ihtiyacı duydukları tüm uygulama ve bilgilere ulaşmalarına olanak tanımak için altyapı olarak Web’i kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai müşterileriniz için işletme faaliyetlerini optimize ettikten ve bunları sürekli geliştirmeye başladıktan sonra, işletmenin diğer grupları için faaliyetler geliştirme üzerinde yoğunlaşın. Babson işverenler (idareciler ve öğretim görevlileri) ile mezunlar üzerinde yoğunlaştı. Şimdi de anne babaları hedeflemesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai müşterilerin kendi profillerini korumaları harika bir fikir olsa da aynı zamanda verilerin yerinde ve güncel olduğunu garanti etmek amacıyla her müşteri için bir iç “sahip” bulunması yerinde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NATIONAL SEMICONDUCTOR’IN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme faaliyetlerini yeniden düzenlerken, tıpkı NSF gibi siz de faaliyetin ön cephesinin de –nihai müşterileri ilgilendiren kısımların – yeniden düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NSF farklı departmanların bilgiyi paylaşmasını ve bütün süreçten haberdar olmasını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NSF gerçek nihai müşterilerin – yani bilim adamlarının – ödenek tekliflerini tam bir güvenle yaratmalarını ve sunmalarını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NSF, işlemlerinde önemli değişiklikler yaptı ve gereksiz aşamaları eledi. Örneğin ödemelerin elektronik olarak yapılamasını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NSF’nin en büyük başarılarından biri, FastLane uygulamaları kullanan kişiler arasında topluluk duygusu yaratması oldu. Çeşitli kuruluşlarda görev yapan ve Fastlane ile etkileşim kuran insanlar toplantılarda bir araya gelebiliyorlar, on-line forumlarda bilgilerini paylaşabiliyorlar, birbirlerine uygulamalarının nasıl en iyi şekilde kullanılabileceği ve başarıya ulaşmak için iç engellerin üstesinden nasıl gelinebileceğini konusunda öğütler verebiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NSF’nin İnternet’i ve Web’i kullanma kararı şu anda çok doğal görünebilir, ancak 1993 yılında oldukça cesur bir adımdı. Eğer teknik standartların nasıl bir duruna gelebileceğini görebilecek durumdaysanız, böyle bir riske girebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİYLE İLİŞKİDE 360 DERECELİK BİR BAKIŞ AÇISI OLUŞTURMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler genel olarak satış faaliyetlerini ele alır ve yeniden düzenlerler. Ya da destek faaliyetleri üzerinde dururlar. Derin görüşlü bir organizasyon bu iki faaliyeti, bu faaliyetlerin sistemlerini ve verilerini birleştirir. Böylece satıcı ilgilendiği müşterinin ihtiyaç duyduğu hizmeti bilir; müşteri hizmetleri temsilcisi de bu müşterinin şirket için ne kadar değerli olduğunu öğrenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bill Gates ve Steve Ballmer gibi kilit üst düzey yöneticiler, müşterilerle etkileşime geçmeden önce be veritabanını gözden geçirmektedirler. Temel danışma ortaklarının, müşteriyle ilgili ellerindeki bilgileri siteye girmelerinin karşılığında bu bilgilere ulaşmalarına olanak tanınmaktadır. (bilgiyi paylaşmalarının sonucu olarak her iki taraf da ödüllendirilmektedir.) Bunun müşteriler açısından yararı, her ay şirketle yüzlerce farklı etkileşimde bulunsalar da “tek bir Microsoft’tan” hizmet gördüklerini hissetmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer siz de müşterilerinizle ilişkinizde 360 derecelik bakış açısı yaklaşımını benimsemek istiyorsanız, şunlara gerek duyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriye tek bir duraktan alışveriş olanağı sağlamak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketin müşteri hakkında bildiği her şeyi “hatırlamak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketteki herkesin müşteriye ilgili şeye ulaşabilmesini garantilemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;360 derecelik bakış açısı oluşturmak için bunu destekleyici bir teknik altyapıyı devreye sokmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELL ATLANTIC’İN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilerin ürün ve hizmetler konusunda bilgi almaları, ne istediklerine karar vermeleri, geçerli bir teklif oluşturmaları, siparişi tamamlamaları ve ürün ya da hizmeti almaları için gerekli olan faaliyetleri yeniden gözden geçirip düzenleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe müşteri desteği ve satış personelinin sipariş almak, ürünleri ya da hizmeti konfigüre etmek ve satış, sipariş ya da hizmet teslim faaliyetini tamamlamak için gerekli olan bilgileri bir araya getirerek başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müşteri hakkında bildiğiniz şeylere dayanarak müşteri profillerini oluşturun. Müşteriyle her etkileşime geçtiğinizde, profile eklemelerde bulunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama, fiyatlandırma, konfigürasyon için müşteri profilleriyle ve ürün bilgileriyle uyum sağlayacak işletme kuralları oluşturun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterilere ilişkin bütün bilgileri, şirket için anlamlı olacak şekilde global bir müşteri veritabanında toplayın. Diğer bütün uygulamalar müşteri bilgilerini bu merkezi depodan alsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün ürün ve pazarlama bilgilerini Web’de kolayca ulaşılabilecek bir veritabanında bir araya getirin. Bu bilgileri karar alma ve sorun çözme için organize edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriye yönelik uygulamaların ilk katmanını – pazarlama, satış ve sipariş girişi – tamamladıktan sonra, ikinci katmana – ürün/hizmet teslimatı, hata tamiri ve faturalama – geçin. Bütün bu uygulamaları entegre modüler yapıda toplayın. Müşteri bilgilerini sistemin merkezine oturtun. Çalışanların müşteri hakkındaki bilgilere kolay erişmelerini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri temsilcilerinin kullandığı gözden geçirilip yeniden düzenlenmiş aynı faaliyet ve bilgi versiyonlarına müşterilerin de tuşlamalı telefonları kullanarak, Web üzerinden vb. erişmelerini ve kendi kendilerine hizmet etmelerini olanaklı kılın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faturala sistemlerinizi müşterileri memnun edecek şekilde yeniden düzenleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKNİK ALTYAPIYI OLUŞTURMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ON-LİNE BANKACILIK MÜŞTERİLERİ DAHA KARLI :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadık müşteriler daha karlıdırlar çünkü :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları ne kadar uzun süre elinizde tutarsanız o kadar çok para kazanırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu müşterilere hizmetin maliyeti daha düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu müşteriler ürünlerinize daha fazla para yatırılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu müşteriler yeni ürünlerle ilgilenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size yeni müşteriler yönlendirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wells Fargo’nun on-line bankacılık müşterileriyle yaşadığı deneyim de bu ilkeleri doğrulamaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On-line müşterilerin eskime payı bankanın müşterilerininkinden %50 daha düşüktür. Neden ? Bir teoriye göre, müşteriler taşındıklarında bankalarını değiştirirler. On-line bankacılıkta ise, müşteriler taşınsalar bile bankalarını değiştirmek zorunda kalmazlar. Bir başka teoriye göre, bankayla on-line ilişki kuran müşteriler, on-line bankacılığın güveninden vazgeçmek istemezler. Üçüncü teoriye göre de yine bir fatura ödeme ilişkisi kurulmasının yaşatacağı sıkıntı, hesapları başka bir kuruma taşımayı engelleyici bir unsurdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wells Fargo’nun müşteri başına düşen ortalama maliyeti düzenli olarak azalmaktadır. Dudley Nigg’e göre banka müşterilerin kendi başlarına gerçekleştirebilecekleri yeni fonksiyonlar eklendiğinde, Wells Fargo’nun müşterilerle iş yapma maliyeti azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On-Line bankacılık müşterileri bankayla daha yakın ilişkiler kurmaktadırlar. Nigg’e göre bu şaşırtıcı değildir. “Müşteriler her şeyi tek bir noktadan görmeyi severler. Müşteriler doğal olarak hayatı daha kolay kılmak isterler.” diyor Nigg.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On-Line müşteriler Wells Fargo’nun ürünlerini bankanın ortalama müşterilerine göre daha fazla kullanırlar. Faturalarını ödemek, hesap özetlerini görmek için siteye girdiklerinde yeni ürünler hakkında bilgi alma ve bu ürünler için anlaşma yapma eğilimi gösterirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wells Fargo’nun on-line müşterileri bunu arkadaşlarına anlatırlar. Böylece Web sitenize yeni müşteriler gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WELLS FARGO’NUN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ön hazırlıkları yapın. Şirketinizin İnternet altyapısının doğru olduğundan emin olun. Şirketinizin bilgi güvenlik politikalarını ve uygulamalarını mevcut İnternet teknolojilerini hesaba katarak güncelleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Nihai müşterileriniz için rahatlık ve güven sağlama üzerinde yoğunlaşın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Öncelikle en karlı müşterilerinizi hedefleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Middleware sayesinde müşterilerinizin hesap bilgilerini bir araya getirebilirsiniz. Merkezi bir müşteri veritabanı yaratmak zorunda değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Aynı middleware altyapısını, müşterilerin sizinle etkileşim kurdukları diğer unsurları – call center’ ları, interaktif sesli yanıt sistemlerini ve Web’ i – desteklemek için de kullanabilirsiniz. Wells Fargo’nun durumunda ATM’ ler, PC yazılım paketler ve Prodigy ya da AQL gibi diğer on-line hizmetler de buna dahildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Etkileşim kurmak için hangi kanal kullanılırsa kullanılsın, müşterilerin aynı cevap ve bilgileri aldığından emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Mevcut teknoloji olnaklarının vizyonunuzu sınırlamasına izin vermeyin. Wells Fargo Web, ATM’ ler ve interaktif sesli yanıt sistemi üzerinden fatura ödemesi uygulamasını başlattığında, Dudley Nigg burada durmadı ve müşterilere fatura sunumu konusunda çalışmalara başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Bilgi almalarını ve işlem yapmalarını kolaylaştırdığınız müşteriler yeni ürünlerle ilgilenmeye başlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. İşe bilgi sunarak başlayın, sonra işlemlere geçin. Daha sonra da tek duraktan alışveriş olanağını mümkün kılan bir ortam yaratın. Bunun için üçüncü kişilerden, hatta rakiplerinizden bile destek alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DELL BİLGİSAYAR’ IN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nihai müşterilerinizin her biriyle yakın ilişkiler kurarak, işinizi daha iyi idare etmenizi sağlayacak değerli bilgilere sahip olabilirsiniz. Bu ilişkileri desteklemek için Web’ i kullanarak, temasta olduğunuz nihai müşterilerinizin sayısını artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Web sitenizin telefonla satışlara, sipariş girişine ve hizmet fonksiyonlarına iyi entegre olduğundan emin olun. Müşteriler Web’ de bir etkileşim başlatabilmeli ve her şeye baştan başlamak zorunda kalmadan telefona biriyle görüşmeye geçebilmelidirler. Bir müşteri Web üzerinden sipariş verdiğinde, bu sipariş hem Web hem de telefon ile teyit edilebilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Müşterileriniz, işleri onlar için kolaylaştırmanız halinde Web üzerinden pahalı ürünler satın alabilecekler, pahalı konfigürasyonlar yapabileceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Müşterilerinizin, teknik destek görevlilerin verdiği bilgilere kendi başlarına erişebilmelerini sağlayın. Müşteriler böylece sorunlarını kendi başlarına halledebilecekleri için size minnettar kalacaklardır. Müşteri hizmetleri de böylece daha az zaman harcayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Müşterilerinizin siparişlerinin durumu ile ilgili bilgilere kolay erişmelerini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜŞTERİLERİN KENDİ KENDİLERİNE YARDIMCI OLMALARINA OLANAK TANIMAK:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İPRİNT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWW.İPRİNT.COM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İPRİNT’ İN İŞLETME MODELİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. DOĞRUDAN TÜKETİCİYE: iPrint bir ATM’ i kullanabilen, fakat günümüzün tipik grafik olanaklarını kullanırken kendini rahat hissetmeyen tüketicileri hedefliyor. Şirket aynı zamanda bilgisayar bilgisi olan ve basılmış ürünleri en hızlı ve en güvenli şekilde yaratıp, sipariş etmek isteyen tüketicileri de hedef müşteri olarak görüyor. Şirket kişiselleştirilmiş ürünler üzerinde duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIK: iPrint, üstün teknolojiden yararlanan nihai kullanıcılarına daha önce dijital kameralarıyla çektikleri fotoğrafları basılı malzemeye – takvim, t-shirt, mousepad, kupa gibi dönüştürme olanağı konusunda uzmanlaşmak istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. MÜŞTERİ ŞİRKETLER: Nihai tüketici doğrudan pazarı, iPrint’ in kanallarından yalnızca biri. Aynı zamanda doğrudan satış ile şirketler pazarını da hedefliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. ÖZEL HİZMETLER: Farros’ un hayal gücü sınır tanımıyor. Dünya çapında 3400 şubesi olan Mail Boxes ile görüşmerini sürdüren iPrinti Japonya’ yı hedef Pazar olarak görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İPRİNT ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nihai müşterilere birden fazla dağıtım kanalından ulaşmak için, tek bir Web tabanlı altyapı ve yine tek bir web tabanlı uygulama hizmetleri dizisi kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Müşterileriniz olarak nihai kullanıcıları hedefliyorsanız, bu kişilerin kolay kullanabilecekleri özellikler geliştirmelisiniz. Özellikle insanların sık ihtiyaç duymadığı bir hizmet veriyorsanız bu yaklaşım başarılı olacaktır. Yılda bir veye iki kez hizmet kartvizit bastırmak zorunda olacağımız için bu konuda uzmanlaşmamıza gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Eğer iş adamları açısından değerli olabilecek bir hizmet sunuyorsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEDEK PARÇA SÜRECİNİ YENİDEN DÜZENLEMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yedi günde, günde 24 saat kesintisiz müşteri hizmeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Halen callcenter personelinin gerçekleştirdiği işletme faaliyetleri için destek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Müşterilerin parça fiyatları ve bulunabilirliği konusunda sorular sormasına olanak tanımak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yeni müşterilerin elektronik self servis ile kendi kendilerine yardımcı olmalarına olanak tanımak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Güvenlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOEİNG ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Elektronik Veri Alışverişi (EDI) ticari ortaklarla ve müşterilerle iletişim kurmanın iyi bir yoludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Müştrilerin, sipariş verme olanağından daha fazlasına ihtiyaçları vardır. Müşteriler, kendi işletme faaliyetlerini optimize edebilmek için, envanteriniz, fiyatlar ve ürünlerin bulunabilirliği konusunda bilgi sahibi olmak isterler. Onların verimli kararlar verebilmeleri için, ihtiyaç duydukları bilgiye erişmelerine olanak tanımalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Her müşterinin koşulları farklıdır. Bu nedenle her müşterinin envanter bilgilerinize bakış açısı, bu müşterilerinin şirketinizle olan fiyat, teslimat ve hizmet sözleşmelerini yansıtmalıdır. Bunun için işletme kuralları tabanlı yaklaşım kullanmanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Boeing yedek parça uygulaması ile yetinmedi. Aynı güvenlik ve Web altyapısını bütün müşterilerini iç sistemlerine dahil etmek için kullandı. Boeing’ in farklı uygulamaları ve departmanları ile iş yapmak isteyenlerin tek bir şifreyi kullanmaları yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Müşteriler, sizin envanter sistemlerinize doğrudan bağlandıktan sonra, aynı bağlantıyı tedarikçilerinizin de sağlayacağından emin olmanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PHOTODİSC ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Müşterilerinizin kafasına girin. Onların işlerini nasıl yaptıklarını ve en büyük sorunlarını nerede yaşadıklarını anlamaya çalışın. Bu sorunları ortadan kaldırın. Photodisc’ in kurucuları mevcut kullanım ücreti uygulamalarının ve fotoğraf fiyatlarının, sorun yarattığını görmüşlerdi. Bunun üzerine kolları sıvayıp, sorunsuz bir işletme modeli yarattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. En iyi Web sitelerinin müşterilerine en az üç tür arama motoru sunduğunu unutmayın. Örneğin, Photodisc vakasında konuya, renge ve şekle göre arama yapabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Müşterilerin aradıkları ve bulamadıkları şeylerin kaydını tutun. Web sitesine ilişkin kayıtlar tutarak müşterinizin kimler olduğuna ve neler satın aldıklarına, ve neleri arayıp bulamadıklarına ilişkin bilgiler toplayabilirsiniz. Sonra aradıkları şeyi bulduğunuzda bunları onlara e-mail ile önerebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Hedef pazarlama için elektronik postayı kullanın. Bundan daha düşük maliyetli bir yol olamaz. Müşterilerinize onların ilgilendikleri şeyleri sunduğunuz sürece bundan rahatsız olmayacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Müşterilerin, faturalarında yer almasını istedikleri bilgileri dikkatle dinleyin. Bu istekleri yerine getirmeniz onları mutlu edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Müşterilerinizin tek başlarına değil, diğer departman ve organizasyonlardaki arkadaşlarıyla birlikte çalıştıklarını unutmayın. Müşterilerinizin de müşterileri vardır. Müşterilerinizin müşterilerine sizin ürününüzü kullanmaya ikna etmesini sağlamak için önerilerinizi nasıl tasarlamalısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOW JONES ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Müşteriler bütünü göremeyecekleri sürece kişiselleştirilmiş bilgi hizmetleri almak istemezler. Ancak herkesin elindeki bilgilere erişme olanağı varsa, kişiselleştirmeye değer veririler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Müşterilerinin arkalrında kendilerinden bir şey bırakmaya teşvik eden Wall Street Interactive Edition müşteri sadakati yaratma konusunda başarılı oldu. Abonelerinin % 80’ ni aboneliklerini ilk yılın sonunda yenilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kendilerini ilgilendiren bir konu hakkında ayrıntılı bilgi almaları, müşteri tatmini açısından çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Müşteriler on-line bilgi hizmetlerinin, günde 24 saat, sürekli güncellenmesini isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Müşteriler karşılığını aldığı sürece Web’ deki bilgi hizmetlerine para ödemeyi kabul ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Müşterilerinizin gerek kişisel hayatta, gerek iş hayatında işlerini kolaylaştırma konusunda başarılı olursanız, onların sadık müşteriler olmasını sağlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Topluluk duygusu yaratmak kişiselleştirmeye önemli bir engeldir. Interactive Edition sıcak konularda tartışma platformu düzenleyerek, ilgi toplulukları yaratmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GENERAL MOTORS’ UN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Günümüzün elektronik teknolojileri müşterilerin hayat kalitesini geliştirmek için kullanılabilir. Hayal gücünüzü kullanın. General Motors bunu yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. GPS sistemleri ve cep telefonu ile iletişim, müşterilere nerede olurlarsa olsunlar günün her saatinde ulaştırılabilecek hizmetler için önemli bir altyapı oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Müşteriler kendilerine güven ve rahatlık sunan hizmetleri tercih ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. GM portföyüne yepyeni bir işletme modeli ekledi: abone tabanlı hizmet. Bu şirketinizin müşterileriyle uzun süreli etkileşim kurmasını sağlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Müşterilerinizi hayat boyu elinizde tutmak istiyorsanız, daha iyi ürün ve hizmet sunmaktan fazlasını yapmalısınız. Onlara gerçekten değer verdikleri bir şeyi sunmalısınız. GM’nin örneğinde bu huzur ve iç rahatlığıydı. OnStar bir güvenlik politikasından çok daha fazla bir şey. Birinin yanınızda olup, size yardım edeceğini garanti ediyor. Güvenliğin yanı sıra size konfor da sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Girişimci, hızlı ilerleyen bir iş, dev bir organizasyonda bile gelişebilir. GM’ nin OnStar’ ları bir yılda teoriden uygulamaya geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. OnStar fonksiyonunu nihai müşteriden başlayarak tasarladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Yeni OnStar modüllerini mevcut araba içi sistemlerine başarıyla entegre etmek gerekiyordu. Bu da ihtiyaç duyabileceğiniz bir tür sistem entegrasyonu şekliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Eğer gerçekten kişiselleştirilmiş hizmet sunmak istiyorsanız, temel müşteri bilgilerinin yerine ayrıntılı müşteri profillerini koymak ve bu profilleri müşterilerinizle ilişkilerinizde kullanmak zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİSCO ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Daha etkin maliyetli teknik destek sağlamak için, sorun çözme konusunda müşterilerin müşterilere yardım etmelerine olanak tanıyın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Cisco’ nun en popüler ve en düşük maliyetli uygulamalarından biri, müşterilere siparişlerinin durumunu ve Web üzerinden kontrol etme olanağı tanımasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Müşteriler artık standart fiyat listelerine erişmelerini, kendi ürünlerini konfigüre etmelerini ve on-line siparişler vermelerini kolaylaştıran uygulamalara sahipler. Artık Cisco’ nun siparişlerinin büyük bir bölümü Web üzerinden geliyor. Neden? Çünkü Cisco, müşterilerinin kendisiyle iş yapmalarını kolaylaştıran işletme faaliyetlerini yeniden düzenleyerek büyük bir iş başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Cisco işe büyük girişimci müşterileri için, müşteri desteğini yeniden düzenleyerek başladı. Sonra, küçük müşterilerin de aynı fonksiyonu kullanabileceğini gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRİPOD’ UN ÖYKÜSÜNDE KISSADAN HİSSELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. İnsanlar topluluk duygusunu hissetmek istiyorlar. Düşüncelerini, önerilerini ve sorunlarını kendileriyle benzer özellikler gösteren kişilerle paylaşmak istiyorlar. Bütün işinizi bu eğilim üzerinde kurabilirsiniz. Tripod öyle yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Topluluk duygusu yaratmak için, önce her bireyle güvene dayalı bir ilişki kurmak zorundasınız. Tripod bunu iki şekilde yapıyor. Müşterilerine hızlı, kişiselleştirilmiş e-mail’ ler gönderiyor ve onların bireysel isteklerine saygı duyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Bundan sonra yapmanız gereken şey, müşterilerin size yön vermesine olanak tanımak. Tripod sürekli topluluk üyelerinin nabzını tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Reklamcılar artık Web sitelerine sadece şöyle bir göz atmakla yetinmek istemiyorlar. Hizmet verdikleri kişiler hakkında daha çok şey bilmek ve bu kişilerin siteye geri dönüp dönmeyeceklerinden emin olmak istiyorlar. Sürekli değişen bireyleri değil, ortak ilgi alanları olan bir topluluğu hedeflemeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ UYGULAMALARIN SENTEZİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNDAN SONRAKİ AŞAMALAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada kafanızın karıştığını mı düşünüyorsunuz? Bu kitap boyunca öğrendiğiniz şeyleri kendi organizasyonunuza nasıl uygulayacaksınız? Size yardımcı olmaya çalışayım. İşe en karlı müşterilerinizin üzerinde odaklanarak başlayın. Bu kişilerin kimler olduklarını bildiğinizden emin olun. Ya işe yeni başlıyorsanız, ya hiç müşteriniz yoksa? Bu çok kolay; sizin için en karlı Pazar bölümü olabilecek müşterileri belirleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak bu kişiler hakkında ne kadar bilgiye sahip olduğunuzu araştırın ve bu bilgilerin organize olup olmadığını kontrol edin. Eğer tek bir müşteri veri tabanınız varsa sorun yok gibidir. Yoksa işe buradan başlamanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veritabanını oluşturduktan sonra, müşterilerin beyinlerini okumaya çalışın. Onları ziyaret edin; işlerini nasıl yaptıklarını, neleri önemsediklerini ve nelere değer verdiklerini öğrenin. Başka bir değişle temel tez araştırması yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefiniz müşterilerin sizinle iş yapmasını zorlaştıran sorunları belirleyip, bunları ortadan kaldırarak, müşteriye yönelik işletme faaliyetlerinizi yeniden düzenlemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer işletme faaliyetlerinizi yeniden düzenleme konusunda başarılı olmak istiyorsanız, müşterilerinizin bazılarını bu sürece katılmaya davet edin. Müşteriler bundan keyif alacaklardır. Siz de keyif alacaksınız. Üstelik her ikiniz de bundan çok şey öğreneceksiniz. Müşterilerinizin ideallerindeki araba satın alma, sağlık kontrolü ve vergi ödeme – ya da sunduğunuz ürün veya hizmet her neyse – sürecini tanımlamalarına olanak tanıyın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal senaryoları belirledikten sonra, tanımlanan süreçteki işletme faaliyetinin esaslarını belirleyebilirsiniz. Hertz, araba kiralama sürecini müşterinin bakış açısına göre şekillendirirken bunu yapmıştı. Amazon.com da insanların kitapları nasıl satın almak istediklerini belirlerken aynı şeyi yapmıştı. Bu süre/ işletme olayları tanımlamalarında gizli olan şey, elbette müşteri profilidir. Bu aşamaların her birinin başarıyla geçilmesi için, Back – End sistemlerinizin her müşteri hakkında olabildiğince ayrıntılı bilgiye sahip olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık müşteri profillerinizi ve müşterilerinizden ne tür bilgiler almak istediğinizi düşünmenin zamanıdır. Aynı zamanda müşterilerinize bu bilgiyi ne zaman ve nasıl sağlamak istediklerini sorun. Hertz vakasında, müşteriler bu bilgiyi en azından yıllık olarak sunmaktadırlar. Amazon.com örneğinde bu bilgiler siparişin girilmesi sırasında verilmektedir. Bell Atlantic ve GM vakalarında, zaman içerisinde, şirketle etkileşim sırasında bilgi sunulmaktadır. Bunu yaparken çok dikkatli olmalısınız. Kendilerine haber verilmeden haklarında bilgi toplanması, günümüz müşterilerini en çok kızdıran şeylerin başında gelmektedir. Müşteri size sunulan her bilginin karşılığında bir çıkar sağlamak istemektedir. Bu çıkar da müşterinin sizinle iş yapma konusunda kafasında canlandırdığı ideal senaryoyla uyum sağlamalıdır. Eğer sadece demografik ve pazarlamayla ilgili bilgi topluyorsanız, benim için pek de fazla öneminiz yoktur. Eğer geçmişteki ilişkimizden dolayı benim kim olduğumu hatırlıyorsanız ve hakkımdaki bilgiler dosyanızda bulunuyorsa, içim çok rahat olacaktır. En iyi yol, müşterilerinize bilgilere erişme olanağı tanımanız ve onları bu bilgileri güncellemeye teşvik etmenizdir. Onlara bu bilgileri faks ya da posta yoluyla göndermeniz kolay bir yoldur. Hertz, yaptığınız her değişiklikte bu yola başvurmaktadır. Güncellenmiş bilgilerinizin bir kopyasını görmeniz, içinizi rahatlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya müşterileriniz sizin kendileri hakkında bilgi tolamanıza yardımcı olmak için profillerini oluşturma ve güncelleme zahmetine katlanmak istemiyorlarsa? Ya bazı bilgiler çelişkili veye kafa karışyırıcıysa? O zaman proaktif olmanız gerekir. Bu nedenle müşteriye sahip çıkması gereken birilerine ihtiyacınız vardır. Babson Koleji bu noktayı hala göz ardı ediyor. Örneğin American Airlines’ ın Aadvantage yöneticisi benim profilimin güncellenip güncellenmediğini çok önemsiyor. Benim istemediğim yerde oturmamı, istemediğim yemekleri yememi istemiyor. Yani Aadvantage yöneticisi bana sahip çıkıyor. Müşteri profili yöneticisi müşteriyle ilgili en doğru bilgileri almak için en etkin yolları geliştirmek zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık işletme faaliyetleriniz ve işletme olaylarınız belli. Müşteri profiliniz de elinizde. Bu noktada ilk işletme objesi modelini belirlemeniz gerekiyor. Bütün kavramları önünüze yayın ve bunların ilişkilerini düşünün. Farkı objelerin farklı koşullardaki davranışlarını düşünmeye başlayın ( eğer istenen kitap stokta yoksa, müşteriye haber verin. Eğer müşterinin istediği araba mevcut değilse, aynı fiyatla başka bir araba önerin.) Böylece işletme kuralları işlemeye başlar. Bilgi teknolojisi mimarlarınız, şimdiye kadar anlattığımız tüm süreçte yer almak zorundadırlar. Ancak bundan sonra harekete geçmeleri gerekir. Şimdiye kadar yarattıklarımızdan bir yapı tasarlayabilirler. Unutmayın, Web sitesi için aradığınız şey sıradan bir yapı değil. Siz müşterilerinizin sizinle iş yapmalarını kolaylaştıracak ( etkileşime geçmek için seçtikleri kanala bağlı olmaksızın ) bir yapı istiyorsunuz. Teknik sorumlular bundan çok hoşlanacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar gerçek teknoloji girişimlerinizin önceliklerini belirlediniz. Olasılıkla, işe müşteri bilgileri sistemiyle başladınız (bu iyi bir fikir, çünkü Bell Atlantic örneğinde olduğu gibi, en uzun zamanı bu alabilir). Sonra kuşkusuz, en büyük sıkıntılara ve fırsatlara dayanarak bir oyun planı yaptınız ve önce hangi interaktif kanalı seçeceğinize karar vermeye çalıştınız. Bell Atlantic ve WellsFargo işe call center operasyonlarıyla başlamışlardı. Bu onların müşteri bilgilerini bir araya toplamalarına, gerekli Back – End sistemlerle bağlantı kurmalarına ve bunları yeniden tasarlamalarına ve bundan son derece yararlı sonuçlar almalarına olanak tanımıştı. Diğer yandan işe Web’le başlama konusunda da söylenecek çok şey var. Web sayesinde çabuk etkileşime geçebilirsiniz. Müşterilerden çok hızlı bir şekilde gerbildirim alabilirsiniz. Amazon.com, Tripod ve Cisco buna örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte milimetrik hesaplar yapmanız gerektiğini unutmayın. İşe olabildiğince fazla müşteri kârlılığı ve müşteri sadakatiyle başlamak ve gerçekçi hedefler belirlemek isteyebilirsiniz. Başarının gökten inmesini bekleyin. Ektiklerinizi biçmeye başlamadan önce çok fazla paranızı ve zamanınızı bu işe yatırmanız gerekebilir. Buradan da anlaşılacağı gibi, e – iş sadece mevcut sistemleri ve faaliyetleri şık bir Web sitesiyle süslemekten ibaret değildir. Başarılı olmak için, daha önce de söylediğimiz gibi, müşteriye yönelik işletme faaliyetlerinizi yeniden düzenlemeniz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun ödülü ne olacaktır? Eğer bunları doğru yaparsanız, daha fazla müşteriye hizmet verdiğinizi ve daha düşük maliyetlere çalıştığınızı göreceksiniz. Tıpkı Wells Fargo gibi, siteye yeni fonksiyonlar eklediğinizde, müşteri başına düşen maliyetler azalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk duygusu yaratmaya ne zaman başlamalısınız? Bu konudaki girişimlerinizi başlangıçta planlayabilirsiniz; ama müşterilerinizle aranızda gerçek bir ortamı oluşmadığı sürece bu planlarınızın hayata geçmesi olanaksızdır. Bu güveni oluşturmak için müşterilerinizin söylediklerini dikkate almanız ve onların sizinle iş yapmalarını giderek daha fazla kolaylaştırmaya çalışmanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer harekete geçmek istiyorsanız, sitemizi ziyaret edin (www.customers.com) ve ücretsiz Customers.com elkitabınızı alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer size bu yolculukta yardımcı olabileceğime inanıyorsanız, benimle bağlantıya geçmekten çekinmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik posta adresim: pseybold@customers.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-5766977523268302578?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/5766977523268302578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ortami-hazirlamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5766977523268302578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5766977523268302578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ortami-hazirlamak.html' title='ORTAMI HAZIRLAMAK'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-33623511959623666</id><published>2011-10-23T04:00:00.003-07:00</published><updated>2011-10-23T04:00:51.782-07:00</updated><title type='text'>ELEKTRONİK TİCARETTE GÜVENLİK</title><content type='html'>ELEKTRONİK TİCARETTE GÜVENLİK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticarette alıcı ve satıcı birbirlerini görmeksizin iş yaptıklarından karşılıklı olarak güvenin sağlanması için ek bir takım önlemler almaya ihtiyaç duyarlar. Öncelikle alıcı ve satıcı taraflar birbirlerinin kimliklerinden emin olmak isterler. İşte bu ihtiyaç dijital imza ve dijital sertifikaların geliştirilme nedenidir. Bunlar aracılığıyla iki taraf birbirlerinin kimliğinden emin olabilmektedir. Türkiye'de şu anda dijital sertifikalar ile ilgili yasal altyapı henüz oluşturulmadığı için alıcı tarafında bulunan bireysel kullanıcılar henüz dijital sertifika kullanmaya başlamamışlar, satış yapan siteler de müşterilerine bunu şart koşmamışlardır. Bu nedenle satıcılar alıcıların kimliklerini kontrol edememektedirler. Ancak Garanti Bankası'nın ödeme sistemini kullanarak Internet'ten satış yapmak isteyen firmalara bankamız bu şartı getirmiş ve böylece tüketicilerin alışveriş yaptıkları sitenin kimliği ile ilgili kuşku duymalarını önlemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticarette güvenlik konusunda değerlendirilmesi gereken diğer bir konu da alıcıların elektronik ticaret sitelerinden alışveriş yapmak için vermek durumunda kaldıkları kredi kartı vb. bilgilerin Internet üzerinden iletilirken üçüncü şahısların eline geçmesi riskidir. Bilindiği gibi özellikle telefonla yapılan satışlarda (gazeteye ilan vermek, katalog satışları vb) kredi kartı numarası ve son kullanma tarihi alışveriş için yeterli olmaktadır. Bu yüzden bu bilgilerin korunması elektronikticaretin gelişimi için büyük önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak elektronik ticarette kredi kartı bilgilerinin başkalarının eline geçme riski günlük hayattakine göre çok daha azdır. Günlük hayatta ödeme yaparken kredi kartı bir başkasına verilmekte, bu yüzden kredi kartının üzerindeki bilgilerin gizliliği büyük oranda ortadan kalkmaktadır. Sanal alışveriş hizmeti veren firmalar, kredi kartı bilgilerinin güvenliği ve gizliliğini sağlamak için yaygın olarak SSL ve SET gibi güvenlik standartlarını kullanmaktadırlar. Kullanıcı, işyeri ve banka arasındaki veri akışı sırasında bilgilerin şifrelenerek aktarılması esasına dayanan güvenlik sistemleri sayesinde bilgilerin başka bir kişinin eline geçmesi durumunda çözülebilmesi (yani kullanılabilmesi) önlenir. Böylece kart bilgilerinin gizliliği ve alışverişin güvenliği sağlanmış olur. Garanti Bankası sistemini kullanan firmalar müşterinin kredi kartı bilgilerini göremezken Garanti Bankası da yapılan alışverişin içeriğini bilmez. Ayrıca kredi kartı sahiplerinin Internet üzerinde yapılan alışverişlere de diğer alışverişler gibi her zaman itiraz hakkı vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-33623511959623666?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/33623511959623666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/elektronik-ticarette-guvenlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/33623511959623666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/33623511959623666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/elektronik-ticarette-guvenlik.html' title='ELEKTRONİK TİCARETTE GÜVENLİK'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-1462229053610234482</id><published>2011-10-23T04:00:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T04:00:15.686-07:00</updated><title type='text'>DÜNYADA ELEKTRONİK TİCARET</title><content type='html'>DÜNYADA ELEKTRONİK TİCARET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret bilgi, ürün ve hizmet satın alma işlemlerinin firmaların Internet üzerindeki sitelerinden gerçekleştirilmesidir. Elektronik ticaret (E-Ticaret) yapan firmalar ürün ve hizmetlerini tanıtan bilgileri Internet üzerindeki sitelerinde sergilerler, siparişleri alarak ödemeyi kabul eder ve ürünleri alıcıya gönderirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz kısa bir geçmişi olmasına rağmen Internet kullanımının artması, iletişim altyapısının güçlenmesi ve güvenlik konusundaki endişelerin büyük oranda ortadan kalkmasını sağlayan güvenlik teknolojilerinin gelişmesi elektronik ticaretin tüm dünyada hızla yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi 2004 yılında toplam elektronik ticaret cirosunun 1.4 trilyon Amerikan Dolarına ulaşması öngörülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Online Satış Ciroları Tahminleri (milyar $)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl İşletmeden - Son Kullanıcıya Toplam İnternet Satışları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 8 50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 20 80&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 45 190&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 90 330&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 180 590&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 220 900&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 300 1400&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik ticaret genel olarak iki ana başlık altında incelenmektedir: İşletmeden son kullanıcıya (Business to Consumer - B2C) ve işletmeler arasında (Business to Business - B2B). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika başta olmak üzere dünyanın hemen her tarafında bu trendi gören şirketler online satış hizmeti verebilmek için gerekli teknik altyapıyı oluşturmak ve iş akışlarını Internete uyumlu hale getirebilmek için büyük yatırımlar yapmaktadırlar. Dünya genelindeki elektronik ticaret faaliyetinin beşte dördü ABD'de gerçekleşmekte olup, Amerika'yı Batı Avrupa'da İngiltere ve Kuzey ülkeleri, Asya'da ise Singapur ve Hong Kong takip etmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garanti Bankası, Bank of America, BA Merchant Services Inc. gibi kuruluşlarla beraber SET uygulamasının geliştirildiği pilot bankalar arasında yer almaktadır. Bankamız Dünya'da yedinci, Avrupa'da dördüncü olarak Şubat 1998'de SET sistemini kullanmaya başlamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-1462229053610234482?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/1462229053610234482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/dunyada-elektronik-ticaret.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1462229053610234482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1462229053610234482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/dunyada-elektronik-ticaret.html' title='DÜNYADA ELEKTRONİK TİCARET'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6556221921839421471</id><published>2011-10-23T03:59:00.003-07:00</published><updated>2011-10-23T03:59:50.419-07:00</updated><title type='text'>Çin ABD Sermayesiyle Elektronik Ticarette Hızla İlerliyor...</title><content type='html'>Çin ABD Sermayesiyle Elektronik Ticarette Hızla İlerliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’li risk sermayesi şirketlerinin, Çin’in genç internet girişimcilerini ‘hiç düşünmeden’ desteklemeyi sürdürmesi, dot.com şirketlerinin Çin’in dev ekonomisinin en hareketli bölümü olmasını sağladı. Çin’de özel sektör yasal engeller nedeniyle hala aradığı fırsatları bulamıyor; ancak internet şirketlerinin risk sermayesi alması, halka açılması, ‘stock option’ denilen başarı sağlayan yöneticilere hisse vermesi gibi uygulamaları Çin’de hayata geçirilmesi mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinli yüksek teknoloji ve dot.com şirketlerinin büyük bölümü borsada işlem görüyor. Bu şirketlerin sermayesini ise Amerikalı finans kuruluşları sağlıyor. Çin’de ticari amaçlı 16 bin web sitesi var ve bunların büyük bölümü yıl sonunda sermaye artırımında bulunacaklar. The New York Times gazetesinde yer alan bir habere göre, ABD’li finans kurumları, Çin’in yeni ekonomi şirketlerine şimdiye dek toplam 1 milyar dolar risk sermayesi sağladı. Kimi uzmanlar, bu sermaye akışının sürmesi halinde Çin’de büyük bir değişim yaşanacağını, bunun yaklaşık 20 yıl önce ülkedeki ‘komün sisteminin’ ortadan kalkmasına benzer bir gelişme olduğunu savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, elinde sermayesi olan özel sektörün, dev kamu kuruluşlarından çıkarılan yüz milyonlarca işçi için de bir can simidi olacağı belirtiliyor. Çin’de dot.com girişimciliğine öncülük eden ‘yeni müteşebbislerin’ çoğunluğu, ya ABD eğitimli ya da CV’lerinde Amerikan şirketi yer alan ve Çin’in ideoloji bağlantılı bürokrasisinden çok hızlı ‘koşan’, milyonlarca doları temsil etmesine rağmen oldukça genç bir kesim. Tabii, arkalarında Amerikalı bankacıların desteğinin olduğunu ve bunun da onlara Çin’deki bürokrasiye karşı güven kazandırdığını söylemek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde, Şanghay’da genç dot.com girişimcileri için Amerikalı bankacıların verdiği yemekte, bir Çinli gencin, Silikon Vadisi’nden bir bankacıya, sitesinin gelecek yıl 1 milyar yuan (120 milyon dolar) işlem yapacağını söylediğinde nasıl şaşırdığını eklemek gerek. Tabii, ABD’li bankacılar da bu fırsatı geri tepmiyorlar. Nüfusu, hızlı büyümesi ve eğitimiyle, e-ticaretin gözde ülkesi olacak olan Çin’in 20’li yaşlardaki genç girişimcilerine milyonlarca dolar sermaye akıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6556221921839421471?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6556221921839421471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/cin-abd-sermayesiyle-elektronik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6556221921839421471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6556221921839421471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/cin-abd-sermayesiyle-elektronik.html' title='Çin ABD Sermayesiyle Elektronik Ticarette Hızla İlerliyor...'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6646535353243878872</id><published>2011-10-23T03:59:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T03:59:22.686-07:00</updated><title type='text'>BÜYÜK BİRADER E-TİCARETE DE EL ATTI</title><content type='html'>BÜYÜK BİRADER E-TİCARETE DE EL ATTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde Amazon.com, Mercata.com, Buy.com gibi büyük alışveriş sitelerinin de bulunduğu 2000 şirketin bağlı olduğu Cybersource, bu şirketlerden aldığı bilgileri ileride kullanmak üzere ortak bir veritabanında topluyor. Kredi kartı dolandırıcılığını engellemek için uygulanan bu yöntemle şirketin son üç ayda tam 34 milyon e-ticaret işlemini kayıt altına aldığı bildiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler tarafından Cybersource’a yollanan bilgiler arasında müşterinin ismi, telefon numarası, e-mail adresi, teslimat adresi ve satın alınan ürün hakkında kısa bir açıklamanın dahi bulunduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet şirketleri her e-ticaret işlemi için veri tabanlarına girerek kullanıcı hakkında bilgi ediniyorlar. Eğer müşterinin ismini kara listedeyse işlem kabul edilmiyor. Kara listeye girmek ise o kadar zor değil. Örneğin, son bir yıl içerisinde birbirinden farklı 10 kredi kartı ile alışveriş gerçekleştirdiyseniz, kara listeye alındınız demektir. Adınızı listeden çıkarttırana kadar internet üzerinden alışveriş yapmanız mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket yetkilileri bu sistemin yalnızca kredi kartı dolandırıcılığını engellemek amacıyla kurulduğunu ve toplanan bilgilerin 6 ay sonra tamamen silindiğini söylüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir veritabanına sahip tek şirket Cybersource değil. Piyasada benzer şekilde çalışan birçok firma var. Hepsi de e-ticaret şirketlerini sanal hırsızlardan korumak amacıyla kurulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler, yaptıkları işin mahremiyete aykırı olduğu şeklindeki suçlamaları ise reddediyorlar. Şirket yetkilileri, bu çeşit veri tabalarının bankalar tarafından, gerçek hayatta yapılan alışverişleri takip etmek amacıyla en az on yıldır kullanıldığını belirtiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem geleneksel bankalara, hem de online şirketlere veritabanı hizmeti veren HNC Software şirketinden bir yetkili, böyle bir veritabanı olmaksızın e-ticaretin neredeyse imkansız hale geleceğini, şirketlerin dolandırıcılık sonucu oluşan zararları karşılamalarının mümkün olmadığını ileri sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketici birlikleri ise yapılan her alışverişin takip edilmesi fikrinin korkutucu olduğunu söylüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcının izni olmaksızın tüm kişisel bilgilerinin üçüncü bir şahsa verilmesinin mahremiyete aykırı olduğunu ifade eden tüketiciyi koruma birlikleri şirketlerin güvenliği sağlamak için bu çeşit veritabanlarına ihtiyacı olmadığı görüşünde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek hayatla sanal alem arasındaki en büyük fark ise; birinde sorumluluk tamamen bankaya aitken diğerinde tüm riski işlemi gerçekleştiren şirketin taşıyor olması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek hayatta şirketler ellerindeki imzalı kredi kartı slipini göstererek sorumluğu bankaya devrederken, online alışverişte olası bir dolandırıcılık riskini tamamen üstlenmek zorundalar. Bu riskten kurtulmanın en iyi yolu ise bu çeşit veri tabanları sayesinde bir güvenlik filtresi oluşturmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten sorunda buradan kaynaklanıyor. Müşteriler, bankaların kendi kişisel bilgilerine ulaşmasına ses çıkarmazken binlerce şirketin haberleri olmaksızın bu bilgilere sahip olmasından rahatsızlık duyuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6646535353243878872?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6646535353243878872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/buyuk-birader-e-ticarete-de-el-atti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6646535353243878872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6646535353243878872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/buyuk-birader-e-ticarete-de-el-atti.html' title='BÜYÜK BİRADER E-TİCARETE DE EL ATTI'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-7260248474790425208</id><published>2011-10-23T03:58:00.003-07:00</published><updated>2011-10-23T03:58:56.315-07:00</updated><title type='text'>Avrupa Bankaları E-ticaret Birlikleri Kuruyorlar</title><content type='html'>Avrupa Bankaları E-ticaret Birlikleri Kuruyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok Avrupa bankası elektronik bankacılık ve işletmeden işletmeye elektronik ticaret alanlarında kablosuz iletişim firmaları, smart kart şirketleri, havayolları ve elektrik-gaz-su firmaları ile ortaklıklar kurarak elektronik ticaret servislerini geliştirmeye çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan Banca Intesa, müşterilerinin kendileriyle yeni tüm yöntemlerle iletişim kurabilmeleri için Vodafone'un iştiraki Omnitel ile kablosuz bankacılık alanında ortaklık yapmak üzere görüştüklerini belirtiyor. Diğer taraftan Telecom İtalya Mobile ise ek finansal gelir yaratmak için finansal kuruluşlarla ortaklık kurma arayışında. Telecom İtalya Mobile yaptığı açıklamada bir internet bankası olan Fineco ile elektronik ticaret alanında işbirliği için görüştüklerini ve bu durumun şirketin bankaların yerini alma değil onlarla birlikte çalışma istediğinin bir kanıtı olduğunu bildirdi. Omnitel, Banca Intesa ile görüşmeler başlamadan önce bankacılık alanında işbirliği yapabilecekleri kurumları ve stratejilerini oluşturmak için ayrı bir bölüm kurmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskandinavya'da Finlandiyalı telekomünikasyon şirketi Sonera bir çok banka ile çalışırken İsveçli Europolitan (Vodafone iştiraki) seçenekleri gözden geçiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B2B alanında Fransız bankası Banques Populaires, smart kart firması Gemplus ve kredi sigorta şirketi Coface ile kurduğu ortaklık yardımıyla elektronik ortamda tedarik ve elektronik fatura ibraz ve tahsilatı alanlarında güvenilir 3. Parti olarak servis vermeyi amaçlıyor. Anlaşmaya göre Gemplus işlemlerde kimliklerin kanıtlanması ve doğrulanması ihtiyacını giderecek. İspanyol bankası BBVA Telefonica , Iberia Havayolları ve enerji şirketi Repsol-YF ile bir elektronik tedarik pazarı oluşturuyor. Ortaklığın bir süre sonra Latin Amerika'ya da girmesi bekleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-7260248474790425208?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/7260248474790425208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/avrupa-bankalar-e-ticaret-birlikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7260248474790425208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7260248474790425208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/avrupa-bankalar-e-ticaret-birlikleri.html' title='Avrupa Bankaları E-ticaret Birlikleri Kuruyorlar'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-3800590670493761492</id><published>2011-10-23T03:58:00.001-07:00</published><updated>2011-10-23T03:58:27.865-07:00</updated><title type='text'>AVRUPA’DA INTERNET ÜZERİNDEN ALIŞVERIŞ YAPANLAR DÖRT FARKLI GRUBA AYRILDI</title><content type='html'>AVRUPA’DA INTERNET ÜZERİNDEN ALIŞVERIŞ YAPANLAR DÖRT FARKLI GRUBA AYRILDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forrester Research isimli araştırma firmasının yeni bir raporuna göre Avrupalı Internet kullanıcıları online alışveriş konusuna giderek daha olumlu yaklaşıyorlar. Fransa, Almanya, İsveç, Hollanda ve İngiltere’de Internet kullanıcılarının sadece %4’ünün online alışveriş yapmış olmasına rağmen, alışveriş yapanların %90’ı çok kısa süre içinde yeniden online alışveriş yapacaklarını söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forrester, Avrupa’daki online nüfusu elektronik ticaret (e-ticaret) hakkındaki yaklaşımlarına göre dört gruba ayrılıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncü Internetçiler ABD’deki ilk e-ticaret kullanıcılarına benziyorlar. Bu grup genel olarak şehirde yaşayan, yüksek gelir grubuna mensup, yüksek öğrenimli orta yaşın altındaki erkeklerden oluşmaktadır. Bunlar Avrupa’da e-ticareti ilk benimseyen kesimdir ve Internet’teki mağazalardan kaset, CD, kitap ve yazılım benzeri ürünleri tercih etmektedirler. Öncü Internetçilerin %60 online bankacılık hizmetleri kullanmakta, %36’sı ise Internet üzerinden hisse senedi işlemleri gerçekleştirmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek Nesil online müşteriler Internet kullanmaya çok kısa bir süre önce başlamış olmalarına rağmen, Internet ortamının güvenliği konusunda şüphe duymamakta ve haftada ortalama 5.4 saati Internet’le uğraşarak ekran başında geçirmektedirler. Alışveriş eğilimleri sinema, tiyatro biletlerinin satıldığı ve benzeri hizmetlerin verildiği sitelere yoğunlaşmaktadır. Bu grup diğerlerinin arasında fiyata en hassas olanıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekteki Müşteriler ise iki yıl veya daha kısa bir süreden beri Internet’le uğraşan fakat henüz hiç online alışveriş yapmamış kesimdir. Bu grup Internetin güvenliği ve gizliliği hakkında şüphe duymakta ve e-ticaretin sunduğu avantajları göz önüne almamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupalı Internet kullanıcılarının %40’ı Alışverişi Erteleyen kategorisindedir. Bu gruptakiler gelecek altı ay içinde kesinlikle e-ticaretle ilgilenmeyeceklerini söylemektedir. Forrester analistleri Avrupai tarzda, müşterilere yönelik bir e-ticaretin 2005 itibarıyla daha belirgin olacağını konusunda tahmin yürütmektedirler. Online nüfusun hızla artmasıyla Internet üzerinden perakende satış yapan firmalar, Fransız kullanıcılar için modaya, Hollandalı kullanıcılar için fiyata avantajlarına yönelmek gibi faklı ülkelerdeki zevklere hitap eden duruma geleceklerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-3800590670493761492?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/3800590670493761492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/avrupada-internet-uzerinden-alisveris.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3800590670493761492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3800590670493761492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/avrupada-internet-uzerinden-alisveris.html' title='AVRUPA’DA INTERNET ÜZERİNDEN ALIŞVERIŞ YAPANLAR DÖRT FARKLI GRUBA AYRILDI'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-8688962390353657312</id><published>2011-10-22T12:13:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T12:13:09.460-07:00</updated><title type='text'>Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi</title><content type='html'>Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenek, yaratılıştan gelen bir özelliktir. Her 100 çocuktan en az ikisinin üstün yeteneklere ve hünerlere sahip olduğu bilinmektedir. Eflatun, bu çocukları "Altın Çocuklar" diye adlandırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenekli insanların en önemli özelliği, öğrenme hızlarıdır. Bu tür çocuklar, diğerlerine göre daha erken yaşta konuşma, okuma ve yazmayı öğrenirler. Doymak bilmez meraklarıyla sürekli yeni şeyler öğrenme azmi taşırlar. Eğer anne babaları, öğretmenleri ve arkadaşları, bu çocuklara gerekli alakayı gösterir, sabırla onları dinler ve motive ederlerse, ruhi krizlere düşmeden kendilerinden beklenen performansı gösterirler. Aksi takdirde ilgisizlik, hor görülme ve baskı gibi sebepler yüzünden yetenekleri körelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenekli çocukların yaklaşık yarısı, okula gitmeden önce okumayı öğrenmekte, bağımsız olarak çalışmaya ve araştırmaya da daha erken yaşta başlamaktadırlar. Bitip tükenme bilmeyen enerjileri sebebiyle yanlış olarak bazen kendilerinin hiperaktif olduğu söylenmektedir. Görev ve problemleri organizeli, hedefli ve verimli bir şekilde ele alarak çözerler Öğrenme, araştırma ve keşfetme konusunda fıtri motivasyonları mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün Yetenekli Çocukların Olumlu Özellikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 1. Hızlı ve kolay öğrenirler. Muhakeme ve problem çözme yetenekleri gelişmiştir. İntikal süratleri fazla, idrakleri derindir. İlgi ve dikkat süreleri uzundur. Hafızaları güçlü olduğu için önemli detay, kavram ve prensipleri unutmazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 2. Hayalleri güçlüdür. Sanat dallarında orijinal eserler verirler. Ritim ve hareket kontrolleri gelişmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 3. Merakları üst seviyededir. Çok fazla soru sorarlar. Farklı farklı konularla ilgilenirler. İnsana, hayata ve kainata yakın bir alaka duyarlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 4. Gözlemleme güçleri fazladır. Esnek ve sıradışı düşünürler. Meseleleri farklı perspektiflerden ele alırlar. Mülahaza daireleri her zaman açıktır. Yeni fikirlere kapalı kalmazlar. Hemen her an öğrenmeye hazır haldedirler. Gelişmelere rahatlıkla ayak uydurabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 5. Meseleleri sorgular, net bir şekilde düşünür, ilişkileri farkeder ve anlamları idrak ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 6. Yetişkinlerle kurdukları iletişimde oldukça olgun bir karakter sergilerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 7. Çoğu zaman genellemeler yapar ve bunları yeni durumlara tatbik ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 8. Mücerret kavramları idrak etme ve bunlar arasındaki ilişkileri tespit etme kabiliyetleri gelişmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 9. Kelime hazineleri çok zengindir. Kelimeleri kolaylıkla ve yerinde kullanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 10. Matematiksel düşünme yetenekleri gelişmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 11. Okumayı çok severler. Yaşıtlarının seviyelerinin üzerindeki eserleri rahatlıkla mütalaa edebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 12. Talimatları kolaylıkla yerine getirirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 13. İnce bir espri anlayışları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 14. Nesne, kelime veya fikirleri yeni ortamlarda kullanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 15. En iyi olmak için büyük bir istek duyarlar. Kendileri için tespit ettikleri standartlar oldukça yüksektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 16. Sağduyu ve pratik bilgilerden yararlanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 17. Çoğu faaliyette lider konumundadırlar. Başkalarının sistem ve fikirlerini hemen kabul etmezler. Genellikle kendilerine danışılır. Karar verme esnasında aranılırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz Yönleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 1. Rutin ödevlerden çabuk sıkılırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 2. İşleri kendi bildikleri gibi yapmak isterler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 3. Sınıfta çok fazla dikkat çekebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 4. Başkalarının göremediği ilişkileri görebilir ve dersin çoğunu sadece bu konuda tartışmaya ayırmak isteyebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 5. Bazen bir projeyi bitirip diğerine başlamayı istemeyebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 6. Ara sıra hayallere dalarlar ve dikkatleri dağılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 7. Diğer öğrencilerin "sönük" kalmalarına sebep olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 8. Kendilerine çok da faydalı olmayan eserlere gereğinden fazla zaman harcayabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 9. Yersiz espriler yapabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 10. Bazen gereğinden fazla yenilikçi olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 11. Başarısızlıklardan çok çabuk etkilenebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 12. Aşırı derecede otoriter olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 13. Başkalarının fikirlerine yeterince önem vermeyebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl Yardım Edilebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çocuklar, genellikle kendilerini yaşıtlarıyla aynı seviyede görmezler. Bir kısmı tecrit edilmişlik veya bir köşeye itilmişlik hissine kapılırlar. İçine kapanıklıkları sebebiyle arkadaş sayıları birkaçı geçmeyebilir. Okullardaki dersler onları sıkabilir. Bunlardan bazıları, yaşıtlarıyla birlikte olabilmek için yeteri kadar başarılı olmak istemeyebilir. Eğer duyguları beslenmezse, toplum dışında kalabilir, hatta suça meyilli hale gelebilirler. Yetişkinler, bu çocukların hususi ihtiyaçlarını farkederlerse, potansiyellerini değerlendirebilmeleri için onlara yardımcı olmalıdırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenekli çocuklar, birbirleriyle çok etkili ve verimli bir iletişim kurabilmekte, böylelikle anlaşılmaz olma sıkıntısından bir derece kurtulmaktadırlar. Dolayısıyla bu çocukların katıldıkları ortak proje ve programlar hazırlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecrübesiz anne, babaların evdeki üstün yetenekli ve hünerli çocuklarıyla ilgilenmesi hiç de kolay olmaz Özellikle okul öncesi dönemde böyle bir ebeveyn, yardıma ve rehberliğe muhtaçtır. Bu meyanda ailelerin birbirlerine destek olmaları ve tecrübe aktarımı da ihmal edilmemelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenekli bir bebek, diğerlerine göre daha az uyur, dolayısıyla daha fazla ilgi ve ihtimama ihtiyaç duyar. Böyle bir durumda anne ve baba her zaman gerekli ilgiyi gösteremeyebilirler. Bu yüzden büyükanne, büyükbaba gibi ailenin diğer fertlerinin de yardımı istenebilir. Bu çocuklar konuşmaya başladıktan sonra sürekli sorular sorar ve kaba bir otorite altına girmek istemezler. "Bunu yapacaksın , çünkü ben öyle istiyorum" şeklinde bir yaklaşım, tesirli olmaz. Çocuklarının sorularına cevap veren ailelerin, onlarla otoriter ailelere nazaran daha güçlü bir yakınlık kurdukları görülmektedir. Bu çocuklara sabır, alaka ve saygı gösterildiği an, onlar da hürmete riayet ederek karşılık vermektedirler. Çocuklar büyüdüklerinde, aile toplantılarına katılabilirler, böylelikle mesuliyet paylaşma ve tartışma kabiliyetleri gelişir. Böyle bir ortamda çocuk kendisini söz hakkı olan bir aile ferdi olarak hisseder. Bu arada anlaşmazlıklar ortaya çıkarsa, hissi destek bekleyecekleri unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası üstün yetenekli bir çocuğun yetişmesindeki kilit nokta saygıdır; farklılığına saygı, fikirlerine saygı, hayallerine saygı. Kabiliyetlerin yeşermesi için özel müfredatlar, hususi yazılımlar ve spesifik programlar yanında huzurlu, emin ve sıcak bir aile ve okul ortamı da gereklidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada şu hususlara da dikkat çekmekte fayda vardır: İnsanı, bir ilacın kimyasal bileşimini veya bir makinanın üstün özelliklerini tarif ediyor gibi kategorize etmek çok zordur, zira insan tabiatındaki kompleksliği unutmamak gerekir. Yazıda sözü edilen özellikler bir robotun bilgisayar sisteminde olduğu gibi işlemez insanda. Zaman içinde değişir, oranları artar, azalır. Dinamik bir sistem bulunduğu icin unsurlar sabit kalmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstün yetenekli çocuklar geleceğin liderleri, bilimadamları, fikir adamları ve sanatçıilarıdır. Böyle bir milli servet heba edilemez. ABD'de, İngiltere'de, İsrail'de ve Hollanda'da olduğu gibi bu tür çocukları tespit edip onlara özel programlar uygulayacak uzman ve kurumları hazırlamak, gerekli finans kaynaklarını bulmak, iletişimi etkili hale getiren bir ağ oluşturmak, bu sahada dünyada yapılan faaliyetleri takip etmek ve orijinal girişimlerde bulunmak yine fedakar ve sağ duyulu insanlara kalmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"A Short Summary of Giftedness", http://www.eskimo.com/~user/zbrief.html &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gifted Children", Y. Yılmaz, The Fountain. July-Sep. 1996, Vol. 2, No. 5, ss. 5-7. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gifted Children and Students", http://www.nexus.edu.au/Publicat/Policies/gifted.html &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Identifying Gifted Children and the Invisible Child", http://www.rmplc.co.uk/orgs/nagc/gifted.html &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Positive and Negative Characteristics of Gifted Children", http://dent.edmonds.wednet.edu/EEN/positive.html &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;© Yusuf Alan, Son Değişiklik Tarihi: 23.01.1999&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşleriniz için: alan@nil.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-8688962390353657312?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/8688962390353657312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ustun-yetenekli-cocuklarn-egitimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/8688962390353657312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/8688962390353657312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ustun-yetenekli-cocuklarn-egitimi.html' title='Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-2472200345584514765</id><published>2011-10-22T12:12:00.002-07:00</published><updated>2011-10-22T12:12:41.002-07:00</updated><title type='text'>TV de Siddet ve Çocuklariniz:</title><content type='html'>TV de Siddet ve Çocuklariniz: Etkilenmemeleri Için Neler Yapabilirsiniz? Çev: Prof.Dr. Nesrin H. Sahin Arastirmalar siddete ve saldirganliga yönelik davranislarin yasamin erken dönemlerinde ögrenildigini göstermektedir. Ancak, yine arastirmalar, çocuklarin duygularini siddet kullanmadan ifade edebilmeleri için ailelerinin büyük yardimi olabilecegini de göstermektedir. Bu yazi, anne-babalarin gençlerde gözlenen siddeti azaltmak için aile içinde, okullarda ve toplumda neler yapabileceklerini görmelerinde yardimci olmak üzere hazirlanmistir. Çocuklariniz için yapabilecekleriniz: Anne-babalar çocuklarinin güven ve sevgi dolu bir evde yasamalarini saglayarak siddeti azaltmada önemli bir rol üstlenebilirler. Asagida bu konuyla ilgili bazi öneriler verilmektedir. Bunlarin hepsini harfiyen yerine getiremeyebilirsiniz. Ama elinizden geleni yaparsaniz, çocuklarinizin içinde yasayacaklari dünyayi onlara daha az zarar verici hale getirebilirsiniz. Çocuklariniza yönelik sevgi ve ilginiz sürekli ve tutarli olsun: Kendisini güvencede hissedebilmesi ve digerlerine güvenebilmesi için, her çocugun anne-babasiyla ya da bir yetiskinle güçlü , sevecen bir iliski, bir "bag" kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetiskinle böyle bir bag kuramayan bir çocugun, düsmanlik duygulari içinde gelismesi ve "zor" bir genç olmasi ihtimali vardir. Kendileriyle çok küçük yaslardayken ilgilenilmis çocuklar arasinda , "sorunlu davranislari" olan gençlere daha az sayida rastlanmaktadir. Bir çocuga her zaman sevgi gösterebilmek hiç de kolay bir sey degildir. Hatta eger genç, deneyimsiz ya da çocugunu tek basina yetistirmek durumunda kalan bir anne ya da babaysaniz, çocugunuz hasta ya da özel ihtiyaçlari olan özürlü bir çocuksa, bu is daha da zordur. Eger çocugunuzu idare etme konusunda herkesinkinden daha farkli güçlükler yasiyor ve çok zorlaniyorsaniz, bunu çocugunuzun doktoru ile ya da bir baska hekimle tartisiniz. Eger çocugunuzun görünen tibbi bir problemi yoksa, bu durumda bir psikologa basvurabilirsiniz. Böylelikle, çocuk yetistirme konusunda bilimsel kanitlara dayali bazi yöntemler hakkinda bilgiler edinebilirsiniz. Çocuklarin kendi akillarinin oldugunu unutmamak çok önemlidir. Çocuklarinizin giderek artan bagimsizlik ihtiyaçlari ve bu ihtiyaci doyurmaya yönelik davranislari bazan sizleri kizdirabilir, engelleyebilir ya da hayal kirikligina ugratabilir. Onlara herhangi bir tepki göstermeden önce, durumu çocugunuzun bakis açisindan degerlendirme konusunda göstereceginiz istek, sizin de kendi duygularinizla basetmenize ve daha sabirli davranmaniza yardimci olur. Çocuklariniza öfke ve düsmanlik dolu sözler ve davranislarla tepki vermekten kaçinmak için elinizden geleni yapin. Çocuklarinizi gözetim altinda yönlendirin Çocuklar kendi ayaklari üzerinde duruncaya kadar, cesaretlendirilmek, korunmak ve destek almak için ebeveynlerine ve aile üyelerine muhtaçtirlar. Uygun yönlendirme ve gözetim olmadigi zaman, ihtiyaç duyduklari bu rehberlikten yoksun kalacaklardir. Arastirmalar, zamaninda ve yapici bir yönlendirme almayan çocuklarin davranis problemleri oldugunu göstermektedir. Çocuklarinizin her zaman nerede oldugunu, arkadaslarinin kimler oldugunu bilmekte israrli olun. Çocuklarinizi kendiniz gözetemeyecekseniz, bir baska yetiskinin gözetiminin altinda olduklarindan emin olun. Çok kisa bir süre için bile olsa çocuklarinizi evde yalniz birakmayin. Ilk-okul yasindaki ve daha ileri yasta olan çocuklarinizin, bir yetiskinin gözetiminde yapilan, okul-disi spor faaliyetlerine, egitim programlarina ya da düzenli ve yapilandirilmis eglencelere, katilmalarini tesvik edin. Degerlerine saygi duydugunuz kurum, kurulus ya da bireylerin yönetiminde olan toplumsal programlara kaydettirin. Gözetim altinda yapilan eglence faaliyetlerine çocuklarinizla birlikte gitmeye çalisin ve diger kisilerle iliskilerini izleyin. Diger çocuklarin asagilayici, tehditkar, küfürlü konusmalarina onun nasil cevaplar verdigine; vurma, çarpma davranislari ile öfke ifadelerine nasil tepki gösterdigine dikkat edin. Kizginlik ve öfkenin ifadesi için bu tür davranislarin uygun yöntemler olmadigini çocugunuza anlatin ve benzer biçimde davranmasini engelleyin. Çocuklariniza uygun davranislari ögretebilmek için kendiniz model olun Çocuklar genellikle taklit ederek ögrenirler. Ailelerinin degerleri, tutumlari ve davranislarinin onlar üzerindeki etkisi büyüktür. Saygi, dürüstlük, ailemizden ve akrabalarimizdan gurur duymak gibi degerler, çocuklarimiz için önemli bir güç ve güven kaynagi olabilirler. Çocugunuzun olumsuz arkadas baskisi altinda oldugu, siddetin yogun rastlandigi bir ortamda yasadigi ya da davranis bozukluklari olan ögrencilerle ayni okullara gittigi durumlarda bu degerler özellikle önemlidir. Çocuklarin çogu, bazan saldirganlasip bir baska insana vurabilirler. Bu tür siddete yatkin davranislarin olasi tehlikeleri hakkinda çocuklarinizla konusurken kesin olun. Sorunlarini siddete basvurmadan daha yapici yöntemlerle çözmüsse, onu bunun için takdir ettiginizi hemen belirtin ve ödüllendirin. Iyi davranislarina daha fazla dikkat gösterilerek ve takdir dedilerek, çocuklarin bu davranislarini tekrar etmeleri ve sürdürmeleri saglanabilir. Çocuklarinizin sorunlarini saldirgan olmayan yöntemlerle çözmelerine yardimci olabilmek için asagidsaki önerilerden yararlanabilrsiniz. Sorunlarini onlarla birlikte tartisin. Sorunlarini siddet kullanarak çözmeye kalkarlarsa neler olabilecegini sorun. Sorunlarini siddet kullanmadan çözmeye kalkarlarsa neler olabilecegini sorun. Bu tür bir, "birlikte sesli düsünme" egzersizi, çocuklarinizin siddete basvurmanin yararli bir yöntem olmadigini görmelerinde yardimci olacaktir. Anne-babalar bazan farkinda olmadan siddet dolu davranislari tesvik edebilirler. Örnegin bazi ebeveynler, erkek çocuklarinin kavga etmeyi ögrenmeleri gerektigini ileri sürerler. Çocuklariniza anlasmazliklarini, tehdit, yumruk ya da silah kullanarak degil, sakin ve yerinde kullanilan sözcüklerle çözmelerini ögretin. Bos zamanlari için yapici, siddet-disi oyunlar, faaliyetler bulmalarinda çocuklariniza yardimci olun. Onlara sizin de bir zamanlar hoslandiginiz oyunlari, spor faaliyetlerini, hobileri ögreterek, kendi beceri ve yeteneklerini gelistirmelerinde destek olun. Küçük çocuklariniza hikayeler okuyun, daha büyüklerini kütüphanelere götürün ya da akrabalariniz arasindan deger verdiginiz, hayran oldugunuz, çevresi ve diger insanlar için birseyler yapmis olanlarin hayat hikayelerini anlatin. Çocuklariniza vurmayin Çocuklariniza ceza vermek için onlari itmek, kakmak, tokatlamak, vurmak ya da dayak atmak gibi davranislar, onlara sorunlarini iterek, kakarak, vurup, çarparak çözmenin uygun olacagi; ceza vermeleri gerektiginde onlarin da benzer sekilde cezalar verebilecekleri mesajini vermektedir. Fiziksel cezalar istenmeyen davranislari ancak belli bir süre için durdurabilmektedirler. Hatta çocuklarin çok sert cezalara bile uyum yapabildigi bu nedenle de cezanin hiç bir etkisi kalmadigi bilinmektedir. Oysa ki fiziksel olamayan disiplin yöntemleri çocuklarin duygulariyla daha kolay basaçikmalarina yardimci olmakta; sorunlarini siddet-disi yöntemlerle çözebilecekleri yollari ögretmektedir. Asagida bazi öneriler bulacaksiniz: Çocugunuzun her yasi için bir dakika sürecek sekilde, sesini çikarmadan bir kösede oturmasini isteyebilirsiniz. (Bu yöntem çok küçük çocuklarla kullanilamaz) Bazi izinlerini ya da harçligini geri alabilirsiniz Arkadaslari ile çikmasina ya da bazi okul/toplum etkinliklerine katilmasina izin vermeyebilir evden disari çikarmayabilirsiniz (Bu ceza daha çok büyük yastaki çocuklar ve ergenler için uygundur) Harçligin, önceden verilmis izinlerin geri alinmasi ya da evden disari çikarmama gibi cezalarin, tutarlilikla ve kisa süreler için uygulanmasi daha uygundur. Hata yaptiklari zaman çocuklarin bu hatalarini düzeltebileceklerine inanabilmeleri lazimdir. Hatalardan nasil ögrenilebilecegini onlara gösteriniz. Hatalarini bulmalarina, gelecekte benzer hatalari yapmaktan nasil kaçinabileceklerini anlamalarina yardimci olunuz. Bu tür durumlarda çocuklarinizi asagilamamaniz, utandirmamaniz özellikle önemlidir. Çocuklarinizin her zaman için sizin sevginizi ve sayginizi hissetmeye ihtiyaçlari vardir. Davranis degistirme yöntemlerinden biri de hatali davranislari cezalandirmak yerine, olumlu davranislari ödüllendirmektir. Takdir etme, ilgi, sevkat göstermenin en etkili ödüller oldugunu unutmayin. Kurallariniz ve disiplin yöntemleriniz konusunda tutarli olun Bir kural yaptiysaniz onu yerine getirin ve vazgeçmeyin. Çocuklarin kendilerinden hangi davranislarin beklendigi konusunda açikliga ve belirginlige ihtiyaçlari vardir. Olusturdugunuz bir kuralin yerine getirilmesi konusunda gelisigüzel biçimde davranirsaniz, bu sadece çocuklarinizin kafasini karistiracaktir ve "kaçamak yollar" aramalarini destekleyecektir. Kurallarinizi olustururken olanaklar ölçüsünde çocuklarinizin da katilimlarini saglamaya çalisin. Neyi beklediginizi ve kurallara uyulmadigi zaman ne tür sonuçlarla karsilasacaklarini açiklayin. Böyle bir yaklasim, onlarin hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için en iyi olani elde edebilmeleri amaciyla neler yapmalari gerektigini ögrenmelerini saglayacaktir. Çocuklarinizin atesli silahlara ulasamayacaklarindan emin olun Silahlar ve çocuklar çok öldürücü bir bilesimdir ve biraraya getirilmemelidir. Eger kullaniyor ya da evinizde bulunduruyorsaniz, silahlarin ya da diger öldürücü araçlarin tehlikeleri konusunda çocuklarinizi bilgilendirin. Eger evinizde tabanca ya da tüfek varsa, içini bosaltip, kursunlari ve silahlari ayri ayri kilitli dolaplarda saklayin. Doldurulmamamis bile olsalar bu silahlari asla çocuklarinizin bulabileceklari yerlerde saklamayin. Asla üzerinizde tabanca ya da öldürücü bir silah tasimayin. Silah tasimanin çocuklara verdigi mesaj, sorunlarin silahlarla çözülebilecegidir. Çocuklarinizin çevrenizde ya da evinizde siddet görmelerini önlemeye çalisin Evdeki siddet çocuklar için korkutucu ve zararlidir. Çocuklarin korku duymadan, sevgi içinde yasayabilecekleri güvenli bir eve ihtiyaçlari vardir. Evinde siddete tanik olan çocuklarin, ileridemutlaka siddet gösterecekleri söylenemese de karsilastiklari sorunlari siddete basvurarak çözmeye "yatkin" olacaklari söylenebilir. Evinizi siddetten uzak, güvenli bir yer haline getirmek için elinizden geleni yapin ve kardesler arasindaki siddet içeren davranislari kesinlike engelleyin. Anneler babalar arasindaki düsmanlik ve saldirganlik dolu kavgalarin da çocuklari çok korkutacagini ve onlar için kötü örnekler olusturacagini unutmayin. Eger evinizdeki bireyler birbirlerini sözel ya da fiziksel yöntemlerle incitiyorlarsa ya da kötüye kullaniyorlarsa, çevrenizdeki bir psikologdan yardim almanizi öneririz. Bu profesyonel kisi, sizin ve ailenizin,siddetin hangi nedenlerle olustugunu ve durdurulabilmesi için neler yapilabilecegini anlamanizda yardimci olacaktir. Bazan çocuklarinizin sokaklarda, okulda ya da evde siddete maruz kalmasini engelleyemeyebilirsiniz. Bu durumlar oldugunda, yasadiklari korku duygulariyla basedebilmeleri için kendilerine yardim etmeniz gerekebilir. Onlara bu konularda yardimci olabilecek kisiler arasinda okulundaki rehber ögretmeni ya da bir psikologu sayabilirz. Çocuklarinizin medyadaki siddete çok fazla maruz kalmalarini önlemeye çalisin Televizyonda, sinemada ya da bilgisayar oyunlarinda çok fazla siddet izlemenin de çocuklarda saldirgan davranislara yol açtigi bilinmektedir. Bir ebeveyn olarak çocugunuzun izledigi siddet miktarini kontrol altinda tutabilirsiniz. Asagida bazi öneriler bulacaksiniz: Televizyon izlemeyi günde bir ya da iki saat ile sinirlandirin. Çocuklarinizin hangi televizyon programlarini izlediklerini, hangi filimlere gittiklerini ve hangi tür bilgisayar oyunlarini oynadiklarini bilin. Televizyon programlarinda, sinemalarda ve bilgisayar filimlerinde izledikleri siddet hakkinda onlarla konusun. Bu tür davranislarin gerçek hayatta ne kadar aci verici olduklarini ve ne tür ciddi sorunlara yol açabileceklerini anlamalarini saglayin. Sorunlarin siddet kullanmadan nasil çözülebilecegini onlarla tartisin Çocuklariniza siddet kurbani olmayacaklari yollari ögretmeye çalisin. Çocuklarinizin siddet kurbani olmamalari için ne tür önlemler almalari gerektigini ögrenmeleri çok önemlidir. Asagida kendinizi ve çocuklarinizi siddetten korumanizda yardimci olabilecek bazi yollar önerilmektedir: Çocuklariniza çevrenizdeki güvenli sokak ve caddelerin hangileri oldugunu ögretin Her zaman için aydinlik, kalabalik yerlerde ve bir arkadasla yürümelerini ögüt verin Gördükleri kuskulu davranislari ya da tanik olduklari suçlari size, ögretmenlerine, güvenilir bir baska yetiskine ya da polise bildirmelerinin ne kadar önemli oldugunu anlamalarini saglayin. Polis Acil 155 nolu telefondan nasil arayacaklarini ögretin. Kendilerine zarar vermeye kalkan biri oldugunda , "Hayir" deyip kaçmalarini ve güvenilir bir yetiskine bu konuyu mutlaka söylemeleri gerektigini anlatin. Yabancilarla konusmanin tehlikelerini vurgulayin. Bilmedikleri ve güvenmedikleri kimseye kapiyi açmamalarini ve bir yere gitmemelerini ögütleyin. Çocuklariniza siddete karsi olmalarini ögretin Siddete karsi davranislar sergiledikleri her ortamda çocuklarinizi destekleyin ve ödüllendirin. Arkadaslarindan birinin digerine vurdugu, küfrettigi, tehdit ettigi durumlarda çocugunuza sakin ama kesin sözcüklerle nasil tepki gösterebileceklerini ögretin. Siddete karsi durmanin ve direnç göstermenin, daha fazla cesaret gerektirdigini anlatin. Çocuklarinizin farkli yörelerden, farkli aile yapilarindan gelen kisilerle geçinmelerine, onlari kabullenmelerine yardimci olun. Insanlari sadece farkli olduklari için elestirmenin ve etiketlemenin aci verici, incitici oldugunu ögretin ve kesinlikle bu tür davranislara izin verilmeyecegini anlamalarini saglayin. Siddeti baslatan ya da cesaretlendiren sözcükleri kullanmanin ya da siddet dolu davranislari sessizce seyretmenin, yanlis ve zararli oldugunu anlatin. Tehditlerin ve itip-kakmanin siddeti körükleyen davranislar olduklari konusunda kendilerini uyarin. Yetiskinler için ekstra öneriler Ailenizle, arkadaslarinizla, çevrenizdekilerle yakin olun ve onlarla ilgilenin. Arkadaslardan olusan bir grup, size hos zaman geçirmenizde katkida bulunabilecegi gibi, zor zamanlarinizda destek vererek, yardim iletebilir. Çocuklarinizi büyütürken stresi ve yalnizligi azaltmak çok yararli olacaktir. Çevrenizle iliskiye geçin, komsularinizi taniyin. Öldürücü silahlarin komsu evlerde de bulundurulmamasini saglayin. Suçlulugu ve siddeti azaltmaya yönelik sivil toplum girisimlerine gönüllü olun. Çevrenizde bu tip programlar yoksa, siz baslatin. Seçtiginiz milletvekillerinin ve belediye görevlilerinin siddet konusundaki hassasiyetinizi bilmelerini ve konuyla iliskili önlemleri almalarini saglayin, baski gruplari olusturun. Siddet içeren programlar sunan televizyon kanallarina, onlara reklam veren ya da sponsor olan sirketlere sikayetlerde bulunun. Çocuklarinizin çevrenizdeki "çevre temizligi", "agaç dikme", vb. etkinliklere katilmalarini ve içinde yasadiklari toplumla bütünlesip, onunla gurur duymalarini saglayin. Bu tür gruplar, bir yandan çevrenizi daha "yasanir" ve güvenli bir hale getirmeye çalisirken, diger bir yandan da çocuklarinizin güvenli, yararli ve ödüllendirici etkinlikler içinde hos zaman geçirmelerine yardimcidirlar. Potansiyel tehlike isaretleri Çocuklari asagidaki belirtileri gösteren ebeveynler, bu konulari profesyonel bir kisiyle görüsmeli ve çocuklarini anlamaya çalismalidirlar. Bebekler ve okul-öncesi çocuklarda gözlenen tehlike isaretleri Bir gün içinde çok sik olarak ortaya çikan, 15 dakikadan daha uzun süren ve ebeveynler, bakicilar ya da diger aile üyeleri tarafindan sakinlestirilemeyen öfke nöbetleri Nedeni olmadan çok sik ortaya çikan saldirganlik patlamalari Çocugunuzun asiri aktif, kontrolsüz ve korkusuz olmasi Yetiskinleri ve kurallari hiçe saymasi Ebeveynlerine yönelik baglilik davranislarini göstermemesi, yabanci yerlerde onlari aradigini, onlarin yakininda olmak istedigini gösteren davranislari sergilememesi Televizyonda siklikla siddet içeren programlar aramasi, siddet temasi olan oyunlara girmesi, diger çocuklara yönelik hain davranislarda bulunmasi Okula giden çocuklarla iliskili tehlike isaretleri Dikkat ve konsantrasyon sorunlarinin olmasi Sinif aktivitelerinde "oyun-bozan davranislar" göstermesi Okulda basarisiz olmasi Okulda diger çocuklarla sik sik kavga etmesi Hayal kirikliklari, elestiriler ve alaylara, yogun öfke patlamalari, suçlamalar ya da intikam temali davranislarla tepki göstermesi Televizyonda çok sayida siddet içerikli program seyretmesi, bu tür filimlere gitmesi ve bu tür bilgisayar oyunlari oynamasi Çok az sayida arkadas sahibi olmasi, davranislari yüzünden arkadaslari tarafindan dislanmasi Saldirgan, kural dinlemez oldugu bilinen çocuklarla arkadaslik kurmasi Digerlerinin duygu ve düsüncelerine duyarsiz olmasi Ev hayvanlarina ya da sokaktaki hayvanlara yönelik hainlikler yapmasi Kendini çok çabuk engellenmis hissetmesi Ergenlik-öncesi ve ergenlik dönemi çocuklariniz için tehlike ,isaretleri Otoriteye sürekli karsi durmasi Digerlerinin duygu ve davranislarini hiçe saymasi Insanlara kötü davranmasi ve problemlerinin çözümü için fiziksel siddete ya da siddet tehditlerine basvurmasi Sik sik hayatin kendisine haksizlik ettigini vurgulamasi Okulda basarisiz olmasi ve "ders asma" davranislarinin sikligi Herhangi bir nedeni olmadigi halde okula gitmemesi Okuldan uzaklastirilmasi ya da atilmasi Çetelere, kavgalara katilmasi, hirsizlik ya da vandalizm gibi davranislarda bulunmasi Alkol, ilaç ya da uçucu madde kullanmasi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Copyright © Türk Psikologlar Dernegi, 1999&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-2472200345584514765?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/2472200345584514765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/tv-de-siddet-ve-cocuklariniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/2472200345584514765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/2472200345584514765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/tv-de-siddet-ve-cocuklariniz.html' title='TV de Siddet ve Çocuklariniz:'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-7775667905002167660</id><published>2011-10-22T12:12:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T12:12:03.847-07:00</updated><title type='text'>Tutkunun son durağı...(Can Dündar)</title><content type='html'>Tutkunun son durağı...(Can Dündar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun çağında çocuğu olanlar bilir, günümüzde sevimli bir oyuncak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulmanın imkansızlığını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncakçıya girersiniz; aradığınız, ya ufaklığın yaratıcılığını kamçılayacak bir hediyedir ya da çocukluğunuz boyu kucağınızda gezdirdiğiniz türden sevimli bir kedi yavrusu ya da güzel bir bebek... Oysa daha girişte, elde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pompalı tüfek, başta bandajlarıyla azman anti-terör timleri karşılar sizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Action-man, Superman, Batman, çelik bakışlarla raflarda yan yana dizilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Power Rangers çetesi, Ninja kaplumbağalarıyla ha kapıştı ha kapışacak... Her taraf korkunç silahlar, iri kiyim kahramanlar ve onların çirkin düşmanlarıyla doludur. Ufaklık yanınızdaysa elini bıraktığınız anda hemen bir makineli tüfek kapıp "Güç bende artık" diye bağıracağından emin olabilirsiniz. "Sadece güçlülerin muteber sayıldığı" dünyanın çıraklık eğitimi o dükkanda başlar. Bizim gibi eve ve okula olabildiğince silah sokmayan ebeveynler için Batman’ın cazibesiyle yarışabilecek oyuncak bulmak baslı basına bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Furby", biraz da o yüzden başta cazip görünmüştü. Onunla hala karsılaşmamış olanlar için kısaca tanıtayım: Bu, ABD yapımı bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"sanal yaratık"... İki avuç içinde saklanabilen, sevimli bir yumurcak....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimkinin gri-siyah tüyleri, kocaman yeşil gözleri, beyaz uzun kulakları ve sarı gagası var. Asıl önemlisi; konuşabiliyor. Ama öyle yatırınca ağlayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bebeklerden değil... Amerikalı bir bilgisayar programcısının dehası sayesinde kendine özgü bir dil konuşuyor, acıkınca söylüyor, gagasını aralayıp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diline parmağınızla dokunursanız "yimmm... yimmm..." sesleri çıkarıp doyuyor,bazen geğirip özür diliyor, müzik acarsanız şarkı söyleyip dans ediyor, gıdıklarsanız kıkırdıyor, ilgilenmezseniz "Boring..." ("SIKILDIM") diye şikayet ediyor. Dokunmazsanız horlayarak uykuya dalıyor. Üstelik öğreniyor da....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela öpücük yolladığında başını okşarsanız, bundan hoşlandığınızı fark edip daha çok sevgi gösteriyor. Aldırmazsanız bir daha öpmüyor. Yani&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;huyunu suyunu siz biçimlendiriyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada henüz 7-8 aylık bir mazisi bulunan Furby, bizim aileye gecen ay katildi. Oğlum artık kendi beslenmesinden çok onunkiyle ilgilenmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlamıştı. Ayni saatte uyuyup, ayni saatte uyanıyorlar, birlikte gülüp birlikte dans ediyorlardı. Daha önce hiçbir oyuncağıyla kuramadığı kadar sıcak bir ilişki kurulmuştu aralarında... Kokuları birbirine karışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gecen hafta Furby birdenbire sustu. Kocaman mavi gözlerini boşluğa dikip öylece kalakaldı. En yakın "sanal arkadaş"ini kaybetmenin oğlum üzerinde ne etki yapacağını kestiremediğimden "Herhalde bir rahatsızlığı vardır, doktora götürelim" filan diye zaman kazanmaya çalışırken oğlum tokat gibi bir cümleye beni gerçekle buluşmaya çağırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Bu bozuldu baba, yenisini alalım" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraf edeyim ki, yıkıldım. Furby'in omur boyu bir yastığa bas konacak bir arkadaş değil, tüyle kaplanmış bir bilgisayar programından ibaret olduğunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçücük oğlum hatırlatıyordu bana... "Sen hastalansan biz seni değiştirecek miyiz" filan demeye kalktım, ama nafile... Oyun bozulmuştu. O doğduğunda, Barbi'leri konu alan bir yazı yazmış ve eski bebeklerini getiren kızlara, düşük fiyattan yeni bebek vermeyi vaat eden firmanın, onların bebekleriyle kurduğu arkadaşlığı da satın aldığına dikkat çekmiştim. Furby'de aynısı başıma geldi. Bezden yapılma uyduruk bir "sarman" kediyi, çocukluğunun yegane anısı olarak oğluna miras bırakmaya hazırlanan bir baba için, pili biten oyuncağını, üzerine sinmiş kendi kokusuyla birlikte çöpe atıp yenisiyle değiştirmeye hazır bir oğulla yüzleşmek şaşırtıcıydı tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir, belki de bu şaşkınlığın dehlizlerinde "ya benim pilim bitince ne olacak" endişesi yatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesnelerle olduğu gibi insanlarla da "işlevsellikleri" ölçüsünde ilişki kuran bir kuşak yetişiyor. Daha çok sayıda yaşlının huzurevlerine çekilmesinin nedeni bu bence... Boşanmaların hızla artması da ondan... "Bozulunca değiştir"iyoruz artık...Buzdolabı için geçerli olan kural, niye ailemiz için geçerli olmasın..? Gelinliğini hayati boyunca bir sandık içinde naftalinleyip saklamış olanlar, nikahtan sonra yırtılıp atılan kağıttan gelinlikleri anlamakta güçlük çekiyorlar. Oysa bez mendiller, kağıt peçetelere yenik düştüğünden beri her şeyi "kullanıp at" mı yor muyuz? Pencerelerimizi vita kutusunda sardunyalar yerine, plastik çiçekler süslemiyor mu? Kediler tüy dokuyor diye pilli bebekler sevmiyor muyuz? Internet'teki muhabbet siteleri, bir gün Japonya'dan, ertesi gün Meksika'dan bir arkadaşla sohbet fırsatı veriyor. Gündelik, geçici ve sıradan ilişkiler kurup, sıkılınca kesiyoruz. "Ey vatan göz yaşların dinsin yetiştik çünkü biz" marşıyla yetişenlerin çocukları, vatanın durumu "bozulduğu" için, mezun olur olmaz bir burs bulup ülke "değiştirme" telaşındalar. "Verdiği nevresim daha dayanıklı" diye gazetesini, "lideri daha babacan" diye partisini, "Avrupa'da kazanamıyor" diye takımını değiştirebilenlerin yeni dünyasında fanatik bağımlılıklar son buluyor. Tutkunun son durağındayız; akıl galip geliyor. Tüylü bir bilgisayar, bize sevdanın son hallerini haber veriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-7775667905002167660?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/7775667905002167660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/tutkunun-son-duragcan-dundar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7775667905002167660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7775667905002167660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/tutkunun-son-duragcan-dundar.html' title='Tutkunun son durağı...(Can Dündar)'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-1154479273983124736</id><published>2011-10-22T12:11:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T12:11:02.558-07:00</updated><title type='text'>ZAMANI KULLANABİLECEĞİMİZ YERLER</title><content type='html'>ZAMANI KULLANABİLECEĞİMİZ YERLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Vücuduna ve bedeni ihtiyaçlarına ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tüketime ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Zevklere ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Seyahatlere ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ulaşıma ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Dinlenmeye ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Başkalarına ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Aileye ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Okumaya ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Kendimizi geliştirmemiz için ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. İbadete ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Gelecek nesiller için ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Çocukluğumuzu yaşamak için ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Yalnız kalmak için ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Boş zaman için ayrılan zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan zamanını verimli kullanmayı öğrenebilir, hayatını disiplin altına alır ve prensip sahibi olursa, yukarıdakilerin çoğunu ayıracak bir zaman bulup onları yaşayabilir. Prensiplerimizi davranışlarımıza sokabilmek için ısrar etmeliyiz. Göreceksiniz sonunda baş eğecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ne yapacağını iyi bilirse, yani hayatındaki gayeleri, hedefleri iyi belirlerse, kademe kademe zamanını verimli kullanmaya başlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah; bugün yapacağım işlerin bir plan ve sırasını yaptım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam; acaba bugün zamanımı iyi kullanabildim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorularını kendi kendine sormalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMANI VERİMLİ KULLANABİLEN KİMSE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Her an ne yapacağını ve zamanını en faydalı şeklide nasıl kullanacağını bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Hatasını, eksiklerini, karakterinin hangi kötü yola sapmaya elverişli olduğunu onlarla şakalaşacak kadar öğrenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hayatında yaşadığı her hadiseden gereken dersi alarak tecrübe ve motivasyonlarını zenginleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Şahsi, mesleki veya sosyal olsun yalnız kendi hayatını ve kendi dünyasını yaşar. Başkalarının dünyasında yaşamaktan çekinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Hafızasındaki bütün anlamsız nedenlerin yerini anlamlı sorular niçin? ve nasıl? lar almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Ulaşmak istediği hedeflere göre her günkü zamanını, nerelerde kullanması gerektiği hakkında yeterince kendini şartlandırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu prensiplerin yazılması veya ezberlenmiş olması, tatbikata geçilmediği takdirde hiçbir değer taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanını ustaca kullanabilenlerin görüntüsü farklı farklıdır. Mesela, bazıları ihtimalleri çok iyi hesap edip ona göre tedbirli davranırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları da beklenmedik olayları önceden sezebilirler, tecrübeli ve dikkatli organizatördürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı ustaca kullanabilmek bir bakıma insanın kafasını daha iyi işletebilmesi demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerimizi; içinde bulunduğumuz zamandan daha hızlı geleceğe taşıyabilirsek çok değerli üç vasfa sahip oluruz. 1. Tahmin etmek, 2. Yapmak istemek, 3. Hazırlanmayı bilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARARLARIMIZIN DOĞRU VE AKILCI OLMASI İÇİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Önce hedef ve gayeyi belirlemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İlgili gerçekleri, fikirleri, bilgileri toplayıp organize etmeli. Muhtemel problemleri ve zaman gibi sınırlayıcı faktörleri dikkate almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hedefe nasıl ve ne şekilde ulaşabileceğimiz konusunda fikir ve alternatifler üretmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Değerlendirme ve karar verme aşamasında hedefimize ulaşmada kullanacağımız stratejinin avantaj ve dezavantajlarını tartıp değerlendirmeliyiz. Ön denemeler ve pilot uygulamalar yapmak oldukça faydalıdır. Bunların ışığında alternatif strateji ve yollardan en iyisi seçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Karar vererek, seçtiğimiz strateji ve yolu pratiğe geçirmeli, kararımızı uygulama aşamasında izleyerek tekrar gözden geçirmeyi de ihmal etmemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akılcı ve doğru karar verme, daima faydaya karşı zararı dengelemeyi, maliyet ve fayda analizi yapmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtimal ve alternatifleri düşünürken, etkin ve doğru karar vermenin baş düşmanı, ya kendi imkanlarımız, kabiliyetlerimiz, veya rakiplerimiz hakkında yanlış kabullenmeler ve hükümler üretmemizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi sahip olduğu imkanlar konusunda ( zaman, bilgi, kaynaklar ve tecrübe ) objektif olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE ZAMAN NE YAPMALI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06 - 08 arası: Vücut çok sayıda hormon ürettiğinden aşk saatiniz gelmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;09 - 11 arası: En iyi ve yaratıcı fikirler bu saatlerde aklımıza gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 - 14 arası: Vücut açlık sinyalleri verir. Bir yorgunluk hissi çöker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 - 15 arası: Ağrılar ve sızılar hep bu saatte baş gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 - 16 arası: İş yerinden keyif almayı ve eğlenceli bir şeyler yapmayı istersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 - 18 arası: Vücut derecesi yüksektir. Spor yapacaklar en iyi verimi bu saatte alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 - 20 arası: Sinirlerimiz çok hassastır. Her şey daha çok tat verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 - 22 arası: Vücut uyku hormonu olan melatonin üretir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 - 04 arası: Rüya görme vaktidir. Konsantrasyon sıfır noktasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;04 - 06 arası: Vücut enerji rezervlerini doldurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VERİMLİ BİR ÖĞRENMENİN GERÇEKLEŞMESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Düzenli olarak çalışmayı ihmal etmemeli. Her hafta belirli bir miktar çalışılıp yeni şeyler öğrenilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Öğrenirken veya çalışırken düşünmelisiniz. Kendi kendinize sorular sormalısınız. Sizin kendi bildiklerinizle veya zihninizdeki ile size anlatılanlar ne kadar uyuşmaktadır. Kendinize ait anlamayı ifade eden kelimeler ve semboller geliştiriniz. Şekiller çiziniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Öğrenme işleminde kendinizi aktif tutunuz. Öğrendiğiniz şeyi başkalarına anlatınız. Onlarla tartışınız. Tartışmaları tekrar değerlendirmeyi ihmal etmeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Zorluklarla karşılaştığında veya anlama güçlüğü çektiğiniz konuları, bilenlere sormayı ihmal etmeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Zaman insanın sahip olduğu en değerli, çoğaltılamayan ancak tasarruf edilebilen tek sermayesidir. Öğrenme işinde, kullanacağınız zamanı organize edip planlayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Öğrenme için size en uygun olan çevre ve atmosferin ne olduğunu düşününüz ve o atmosferde öğrenmeyi gerçekleştiriniz. Kütüphane, sessiz bir oda, tek başına olma, grup içinde çalışma, vb. Çalışma zamanınızın uzunluğu, diğer deyişle konuya konsantre olup aktif olarak çalışıp öğrenme işini gerçekleştirdiğiniz ve zihninizin dağılmadığı toplam süreyi bilmelisiniz. Ona göre dinlenme araları vermelisiniz. Genellikle zihni konuya toplama 10 - 30 dk. sürebilir. Yoğun konsantre çalışma 1 - 3 saat arasında değişebilir. Kesinlikle, tam çalışmaya başladığınızda veya konsantre halde çalışırken nola vermeyiniz. Ve sizi engellemek isteyenlere de karşı koyunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terbiyede sabırlı davranmak, kırıcı değil yapıcı olmak, sevginin hiç onulmaz dertlere deva olduğunu bilmek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıl taşlarını kemale erdiren çekiç darbeleri değil, suyun okşayışlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAGOT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse korktuğu adamı sevmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARISTO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç şüphe yok ki ideal terbiye çocuğun kabahatlerini cezalandırmak değil, onu kabahat yapmaktan alıkoyacak bir seviyeye çıkarmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peyami SAFA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk bir kabahat işlediğinde vicdan azabı duymuyorsa, ileride büyük suçlar işlemeye meyletmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir hukukçu cürümleri cezalandırmaktan ziyade önlemeyi düşünendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MONTESQUIEU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, tenkitlerden ziyade modellere muhtaçtırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JOUBERT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir terbiye sistemi seçmek bir millet için hükümetini seçmekten daha mühim ve daha hayatidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet CEVDET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsiyet geliştirici olgun muamele, gencin hareketlerini iyiye ve güzele sevkeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖRT ŞEYLE TARTILIR VE DEĞER KAZANIRSINIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yaptığınız hareketlerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bakışlarınızla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Söylediğiniz sözlerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Bunları söyleyiş tarzınızla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarı, hata ve başarısızlığın biraz ilerisinde duran şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J. WATSON&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİNİZİ HERKESE SEVDİRMENİN YOLLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sevimli olunuz. Bol bol gülümseyiniz. Tebessüm evrensel bir dildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kendinizi unutarak başkalarını düşününüz. ( Diğergamlık )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Herkesle alakadar olmaya çalışınız. Kişilere gösterilen ilgi onların hoşuna gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kişilerin mesleklerine samimi ilgi gösteriniz. Bu durum onların hoşuna gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Herkesi hareket ve heyecanla selamlayın. Karşınızdakiler tavırlarınızdan ve ses tonunuzdan sevincinizi anlamalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Karşınızdakine ismiyle hitap ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Konuşurken onu dikkatle dinleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgilenen bir dinleyici bulduk mu, hepimiz dinletmeyi severiz. Onun için sizinle konuşan kimseye bütün dikkatinizi vermek çok önemli bir husustur. Onlara kendilerinden bahsetme fırsatı veriniz. Hiçbir şey onu bu derece memnun etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Karşınızdaki kimsenin düşüncelerini sempati ile karşılayın. Düşüncelerine katıldığınızı belli eder görünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. İlgi alanlarını, zevklerini, meraklarını tanıyın ve kendilerine onlardan bahsedin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Mühim birer şahsiyet olduklarını onlara hissettirin ve bunu samimiyetle yapın. Sen benim için değerlisin mesajı verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Onun beğendiğiniz yönünü bulup, kendisine bunu söyleyerek ona iltifatta bulunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez yaşanmış olan duygusal durum, duygu kesildikten sonra büsbütün silinip gitmez. Duygusal olaylar bellekte bir takım izler bırakırlar ki, bunları sonradan zihinde canlandırma olanağı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Fikret SÖNMEZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılıklı etkilenmenin yada toplumsal oluşumun özü olan istek ve inançların yapılmasında üç biçim söz konusudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tekrar ve Taklit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Çatışma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Uyum ve Buluş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal değişikliklerin kaynağı olan buluş hemen bir taklit dalgalanması doğurur ve başka bir dalga ile karşılaşıncaya kadar geometrik bir gelişimle yayılır. Yayılma sırasında dalgalanmalarda çatışma görülür. Bunun sonucu olarak da dalgalar, ya birbirini yok ederler, ya biri diğerini yok eder, yada yeni bir buluşun kaynağı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Fikret SÖNMEZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbn-u Haldun birlikte yaşayan insanların birbirini taklit eğiliminde olduklarından, taklidin toplumlarda yukarıdan aşağıya doğru inerek halka yayıldığından söz etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAĞLIKLI BİR EĞİTİMDEN GEÇEN BİR İNSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Verilen işe özen göstermeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kendini anlatabilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kısa sürede başkasının ne düşündüğünü anlayabilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Eleştiriye ve ithamlara dayanabilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Medeni bir şekilde olumlu yada olumsuz görüş bildirebilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Eleştirel bakış açısına sahip olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kimlik problemi yaşamamalı ( Şahsiyet sahibi )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Ferdi özelliklerin inkişafına ve geliştirilmesine katkıda bulunmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Kendini yenileme alışkanlığı kazandırılmalı ( Sahip olduğu şeylerle yetinmeme, daha iyiye ve kusursuza ulaşma gayreti )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Zamanı en iyi şekilde değerlendirebilme yollarını öğretmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Gelecek ufkuna sahip olmalı ( Geleceğe yönelik planlama yapmalı )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Farklı düşüncelere saygılı olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Birden fazla bakış açısına sahip olabilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Hangi bilgiyi nereden elde edeceğini göstermeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Ezberletme yerine, bilgiyi doğru yer ve zamanda müracaat etmeyi öğrenmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Neyi, kime, ne zaman ve nerede danışacağını bilmeli, her işi ehline sormalı ve vermeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. İkili ilişkilerinde “kazandım, kaybettim” tutumu yerine diyaloga açık, uzlaşmacı bir tutuma sahip olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Ahlak ve fazilet sahibi olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Hata ve başarısızlıklarından ders alabilmeli ( Yıkılmanın yerine )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖĞRETMENİN KALP KAZANMA YOLLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Öğrencilere karşı son derece şefkatli ve merhametli olmalı, hatırlarını sormalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Vakarlı olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Küçük düşürücü şakalardan muhakkak kaçınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Talebelere sert davranmamalı. Olur olmaz yerde kızmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İşlenen konular soru - cevap sistemiyle işlenmelidir. Yerinde espri yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Öğrenciye her defasında yeni bir şey öğretilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisan-ı hal, lisan-ı kalden daha tesirlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneklerle öğrenmenin gücünü küçümsemeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peter BURWASH&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞARI YOLUNDA ALTIN KURALLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tırmandığınız kaya ile kertenkele kadar bütünleşmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Hedef, titremeyen bir el ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Engellere, ne kadar ısrarlı olduğunuzu, ancak ne kadar fedakarlık yaptığınızı göstererek anlatabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Fedakarlık, hedefinizle bulunduğunuz nokta arasındaki mesafede yolunuza çıkacak her engele bedelini ödemektir. Sizden uykusuz geceler mi istiyor? Vereceksiniz. Sizden en sevdiklerinizi bile terk etmenizi mi istiyor? Terk edeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi içinizdeki tatlı dile kulaklarınızı tıkayacaksınız. İçinizdeki tatlı dilin, gayenizin amansız düşmanı olduğunu bilmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İnsan için çalıştığından başkası yoktur. ( Necm Suresi, 39 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bilgiyi, kaynağına bakarak küçümsemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Size koltuk değnekleri verebilirler ama yürüyecek olan yine sizsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Kar, dağına göre yatar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. “Bütün umudum kendimde.” diyebiliyorsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. İnsana insan olduğu için değer verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. İşinizi en mükemmel şeklide yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Gerçek sakatlık, gaye yokluğu, sorumsuzluk ve uyuşukluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Hiç kimsenin gücü mükemmel bir işi görmemezliğe gelmeye yetmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Marka ne kadar değer verilen bir markaysa, parçalardaki hatalar da o kadar çok göze batar, o kadar vazgeçirici olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. İki insan olmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Güçlükleri göze alamayanların kolaylıklarla karışlaşması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Doğrudur, her arayan bulamaz. Ama aramadan bulan hiç olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Yumruğunuz demirleştikçe, eldiveninizin ipeği kalınlaşmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Her saniyeniz gayenize kilitlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Bütün bütün elde edilemeyen, bütün bütün terk edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. kendi dilinizi konuşan insanlardan ayrılmayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bulunacağınız toplumu, dilinizi konuşan toplumlardan seçiniz. Yada her sürprize hazır olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Topluluğun eritme gücü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topluluk ( Toplum / Kitle ) insana kolayca kendi rengini verebilir. İnsan iyi ve kötü alışkanlıkların çoğunu topluluk içinde kazanır. Öyleyse dostlarınızı, içinde yer alacağınız topluluğu seçmek büyük ölçüde hayatınızı seçmek manasına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CERVANTES&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Affedici olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Sözünüzün eri olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Sabır, zamanı lehimize çevirme sanatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitilmemiş her kuvvet zayıflığa dönüşür. Sabır bir bekleme dönemi olmadığı için, sabırlı insan bir yandan neticelere katlanırken bir yandan da yeni girişimlerini sürdürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Kararlı olmanız hedefi yıldırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi hedefe kilitleyeceksiniz ve o kilidi açması muhtemel bütün anahtarları ortadan kaybedeceksiniz. Kararlılık işte buna denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Korkunuz, korktuğunuza güç verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkaklık iyi hazırlanamamanın ürünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Kuvvetlerinizi iyi komuta ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komuta gücü, kuvvetleri oranında iyi bir komutan olabilen herkes, büyük zaferler kazanır. Kötü komutan mevcut kuvvetlerini de elden çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Samimi pişmanlık, gelecekteki hataları da önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Danışma, mesele üzerindeki aydınlığın arttırılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının gayretlerini, bilgilerini, tecrübelerini, fikirlerini kendi gayret, bilgi, tecrübe ve fikirlerimize katma faaliyeti olan danışma, yakın dostlarımızdan biri olarak yanımızdan hiç ayrılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Anahtar aramak yerine, anahtar olabilmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Kendinizi ifade etmekten kaçınmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tribündeki seyircilerden futbol tarihine geçmiş kimse yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Zamanında yapılmayan iş, yapılmamış iştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Küçük ikazların, büyük değeri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. İnsana yaklaşmak önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları tanıma sanatını öğreniniz. Güçlerini nereden alıyorlar? Bunu anlayınız. İnsanı doğru değerlendirmenin bir yolu da, görüşmenin doğru zaman ve zeminde yapılmasıdır. Her insan bir limandır, usta kaptan bekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. Toplumu şekillendirenler, önderlik yapanlar, güç elde edenler eylem adamlarıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. İnsanlara anlayış derecelerine göre hitap ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. Başarı herkese kaldırabileceği ağırlığı kaldırtmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Doğal olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. Kibir emeği kirletir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Küsmeyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. İstisnalara karşı istisna hareket etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Her zaman daha iyisini yapmaya çalışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. Unutmak, ilmin afetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Merhamet edin, fakat merhamet beklemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bin söz edeceğine bir şekil göster. Bir şekil bin sözden daha iyidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-1154479273983124736?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/1154479273983124736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/zamani-kullanabilecegimiz-yerler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1154479273983124736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1154479273983124736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/zamani-kullanabilecegimiz-yerler.html' title='ZAMANI KULLANABİLECEĞİMİZ YERLER'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-7064466289434241808</id><published>2011-10-22T12:08:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T12:08:21.805-07:00</updated><title type='text'>ÖĞRETMENLER İÇİN ÖĞRETME VE ÖĞRENMENİN TEMEL PRENSİPLERİ</title><content type='html'>ÖĞRETMENLER İÇİN ÖĞRETME VE ÖĞRENMENİN TEMEL PRENSİPLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenlerin hangi düzeyde ve ne tür özelliklere sahip öğrencilere hangi çeşit davranışları kazandırmak için, hangi araç - gereç ve hangi yöntemleri, hangi şartlarda, hangi ilkelere dayalı olarak nasıl kullanılacağını bilmeleri gerekmektedir. Bu verilerden bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak ve alıcı arasında iletişim kurulabilmesi için kaynağın, göndereceği mesajın, alıcının duyu organlarından hiç olmazsa birini etkileyebilecek sembollerden oluşması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesajın alıcı tarafından anlaşılabilmesi için kaynak, mesajını alıcının çözebileceği, yani önceden öğrenmiş olduğu sembollerden yapılmış sembollerle kodlamış olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak ve alıcı ( öğretmen - öğrenci ) birbirleri hakkında ne kadar çok bilgi sahibi iseler, aralarındaki iletişim o kadar iyi ve verimli olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenin konu ve öğrenci hakkındaki bilgisi ne kadar fazla ise iletişim o kadar iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok basitlik, fazla düzensizlik ve tam simetri ilgiyi azaltır, biraz asimetri ( çelişki ) ve karmaşıklık ilgiyi uyandırır. Bir şöförün dikkatini biraz zikzaklı yol daha canlı tutar, uzun ve düz yol onu usandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci bir olayın en kısa yoldan ve en az karmaşık şekilde açıklanmasını, dolaylı ve karmaşık şekilde açıklanmasına tercih eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir konuda belirsizlikler ve bilinmeyen kavramlar ne kadar az ise algılanması o kadar kolay olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi organize edilmiş ( neden - sonuç ilişkisi gözetilmiş ) konular daha kolay algılanır ve daha çok bilgi taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konular benzerlik, farklılık, zaman ve yer bakımdan yakınlıklarına göre gruplanarak algılanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci için özel bir anlamı olan olgu ve olaylar çabuk öğrenilir ve daha kalıcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda ödül veya ceza olan öğrenmeler daha etkili ve kalıcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme işlemine katılan duyu organlarının sayısı ne kadar fazlaysa öğrenme o kadar iyi, unutma güç olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenilenlerin; %83’ü görme, %11’ini işitme, %3,5’ini koklama, %1,5’ini dokunma, %1’i tatma, yoluyla gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi öğrenme, kendi kendine yaparak öğrenmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi öğrenme, somuttan soyuta ve basitten karmaşığa giden öğrenmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somut mesajlar, soyutlardan daha iyi hatırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru çizgiler ( dikine veya yatay ) kırık ve eğik çizgilerden daha kolay algılanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ve yer bakımından yakın olan iki olay veya cismi birbirine bağlamayı öğrenmek, uzak olanları bağlamayı öğrenmeye göre çok daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında bağ kurulacak şeyler ne kadar somutsa, bu bağın kurulması o kadar kolay, unutulması o kadar güç olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey arasında ilişki öğrenen için ne kadar anlamlı ise, bu ilişkinin öğrenilmesi o kadar kolay olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme sırasında yapılan hataların hemen söylenip düzeltilmesi, öğrenmeyi kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretim süresi içine dağıtılmış olarak yapılan tekrarlar, aralıksız yapılan tekrarlara göre daha öğreticidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğrenme ünitesinin başında ve sonunda öğretilen öğeler ortadakilerden daha iyi hatırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretilecek materyalin organizasyonu ve kısımları öğretme işleminin başında şematik olarak verilirse öğrenme işlemi daha da kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenilecek şeyler ne kadar yeniyse, öğrenme o kadar zaman alır ve fazla alıştırma yapmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya başlarken ne öğrenileceği hakkında verilen genel şema ile bitirirken verilen özetler öğrenmeyi kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine hiç benzemeyen konu veya dersi arka arkaya okutmak faydalıdır. Çünkü karıştırma olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine çok benzeyen konu veya dersleri arka arkaya okutmak faydalıdır. Çünkü bir sonraki, bir önceki konunun bir tekrarı sayılır. Tekrar da her zaman faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine biraz benzeyen konu veya dersleri arka arkaya okutmak veya çalışmak sakıncalıdır. Çünkü ayırt etme az, karıştırma çok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somut cisimlerin kavramları, soyut varlıkların kavramlarından daha çabuk oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir konu hakkında çok sayıda değişik örneklerin verilmesi kavramayı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizgi resimler, karikatürler, şemalar ve diyagramlar gibi basitleştirilmiş örnekleyenler, kavramları öğrenmede realistik ( gerçek ) resimlere göre daha etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretme işleminde, inanırlığı yüksek kaynaklar, inanırlığı düşük kaynaklardan daha etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zirve Öğretmen Matematik, 6. Sayı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-7064466289434241808?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/7064466289434241808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ogretmenler-icin-ogretme-ve-ogrenmenin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7064466289434241808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/7064466289434241808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ogretmenler-icin-ogretme-ve-ogrenmenin.html' title='ÖĞRETMENLER İÇİN ÖĞRETME VE ÖĞRENMENİN TEMEL PRENSİPLERİ'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6584738622330192344</id><published>2011-10-22T12:07:00.002-07:00</published><updated>2011-10-22T12:07:43.678-07:00</updated><title type='text'>SUÇLU ÇOCUKLAR VE ÇOCUK MAHKEMELERİ</title><content type='html'>SUÇLU ÇOCUKLAR VE ÇOCUK MAHKEMELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarı : Hans ZULLIGER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim Grubu : Sosyal Mesele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türü : Tercüme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi: Özel İlgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Değerlendirme:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap daha çok çocuklardaki suç eylemlerini inceliyor. Bu açıdan çocuklarda çalma eylemi, vicdanın çocuklarda erken geliştirilmesi, çocuk hırsızlıklarının bilinçaltı kökenleri vb. konular işlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. Bölüm: 1-3 YAŞLARI ARASINDAKİ ÇOCUKLARDA ÇALMA EYLEMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubu içersindeki çocukların sevdikleri nesnelerin kendi mülkiyetinde imiş gibi bir duyguya sahip oldukları görülüyor. Ama bu duygu yerini ileride karşılıklı değiş tokuş daha sonrada sevdiği arkadaşları ile paylaşma hissine bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların fırsatını buldukları an şeker aşırmalarına ya da gördüğü bir oyuncağı sahiplenerek diğer bir çocuğun olmasına rağmen el koyması mülkiyet duygularının tam olarak gelişmediğini görürüz. Bu fiillerinden dolayı onları suçlayamayız. Ama onlara bu tür davranışların hoş olmadığını anlatmak amacıyla küçük cezaların verilmesi, büyüdüklerinde hırsızlık yapmaya kötü bir fiil nazarıyla bakmalarını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak verilen ceza da yetersizdir. Bir çocuk yetiştiği ortam nedeniyle de hırsız olarak yetişir. Babası hırsızlığı ile ün yapmış, annesi ise eli uzunluğuyla bilinen bir çocuk bu ortamın etkisinde kalacak ve hırsız olacaktır. Bu durumdaki bir çocuğun kendisine sabırla güvenilip sevgi verilecek bir ortama alınması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyla ilgili bir misal verelim. Hırsızlık yapan bir çocuk suçunu itiraf ettikten sonra ıslah evine değil de bir aile yanına gönderiliyor. Bu aile çocuğun çaldığı parayı sahibine veriyor ve çiftlikte çalışıp bu parayı kendilerine taksitler halinde onun ödemesini sağlıyorlar. Ayrıca çocuğun bütün eğitimi de bu aile tarafından karşılanıyor. Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi sonucu çocuk baba ve annesinin hırsız olmaları ve bu ortamda yetişmesi nedeniyle kazandığı hırsızlık duygunun yerini insanlara zarar vermemenin daha yararlı bir takım fiiller yapma hissine bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli husus bir çocuğun kötü huylardan arınması zorlamayla değil içten gelerek kabullenmesine bağlıdır. Ceza korku değil, sevgiyle böyle bir değişiklik söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Bölüm: ERKEN ÇOCUKSAL DÖNEMDE VİCDANIN GELİŞTİRİLMESİ VE EĞİTİMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda mülkiyet duygusunun gelişmesi ile etrafındaki eşyalara vermiş olduğu zararlardan dolayı cezalandırılacağı korkusu da ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus cezanın çocuğun kendisini sevdiğine inandığı bir kişi tarafından verilmesinin gerekliliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuktaki ceza korkusu kendinin işlediği bir suçun yerine cezası daha az olacak başka bir suçu işlemiş gibi göstermesine neden olabilir. Böylece anne ve babasından az ceza güvencesi almaya çalıştığı görülür. Suçu ortaya çıkınca ama şu suçum böyle aza verdiniz diyerek kendini savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk kırdığı meyve kabından dolayı ceza alacağını bildiğinden önemsiz ve kullanılmayan bir tabağı kırmış gibi annesinden özür diliyor. Annesinin “önemi yok” diye cevap vermesi vicdanındaki korkuyu dindiremediği için bir kez de babasından özür diler. Ondan da aynı cevabı alır. Kısa bir süre sonra meyve kabının kırıldığı ortaya çıkar ve kıracak tek kişininde evin tek çocuğu olan küçüğe sorulunca alınan cevap “ama siz önemi yok dediniz” olmuştur. Aslında bu çocukların gerçek ile hayal arasında bir düşünce gücünden kaynaklanıyor. Erişkinler ise gerçek olayları saptayıp iç dünyalarına aktarmakla yetinirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar her, zaman işledikleri suçu hafifmiş gibi göstermeye çalışmazlar. Bazen bunun yerine suçun yansıtımı yani başka biri yapmış gibi gösterme yolunu seçerler. Küçük çocuğun şekerlikteki şekerleri aşırıp sonrada kuşun üzerine atarak cezalandırması buna bir örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden Yahudiler işledikleri suçları bir keçinin üzerine yıkar ve günah keçisi diye adlandırılan hayvanı dinsel bir seramoniye uyarak kovalayıp ya çöle terk eder ya da bir kayalıktan aşağıya yuvarlanıp ölmesini sağlarlarmış. Böylece Yehova'nın gazabından kendilerini kurtardıklarına inanırlarmış. Demek ki çocuk cezasını çekmediği kötü eylem sonucunda suçu işlemeden öncekine nazaran daha kötü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç bir sevginin yitirilmesine neden olacaksa çocuk bir ön cezalandırıcı yoluna giderek bu sevgiyi kaybetmemeye çalışır. Nasıl mı? Annesinden izinsiz aldığı sosisleri yiyen çocuk, bu yaptığının fark edilmesi sonucu hem annesinin sevgisini kaybedecek hem de ceza görecektir. Bu durumdaki çocuk annesinin kendisine vereceği cezadan daha ağır bir ceza verir. Koşarken düşerek dizini sıyırır. Annesi hemen koşarak ona şefkatle yaklaşır. Bu fırsatı bilen çocuk “Düşmemi Allah istedi, sos lire izinsiz aldığım için” der. Çocuk böyle yapmakla annesinin sevgisini kaybetmez, hatta yeni sevgi kanıtlarını eline geçirir ve cezadan kurtulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda sevgi sık sık yön değiştirir. Dünyaya gözlerini açan çocuk ilk olarak annesini hisseder. Biraz büyüyünce annesinden gördüğü sevgiyi babasının araya girerek engelleyeceği endişesine kapılır. Bazen kızar ve babasını istemez. Bazı hallerde bunun terside olabilir. Anne istenmez olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III. Bölüm: CEZASI ÇEKİLMEMİŞ HIRSIZLIKLARA KARŞI GÖSTERİLEN VE VİCDANDAN KAYNAKLANAN TEPKİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsızlık suçunu işleyip ele geçirilemeyen çocuklar bundan dolayı bir kıvanç duyarlar. Hatta bu eylemi tekrarlayarak büyüklere ait eşyaları aşırmanın tadını çıkarırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir zaman sonra yapılan bu hırsızlıklar vicdan duvarına çarparak rahatsızlık vermeye başlar. Vicdan bulunulan yetişilen-ortamın yapısına bağlı olarak gelişen bir duygudur. Eğer bir çocuk hırsız bir ailenin çocuğu ise yapılan kötü eylemlerin sanki o kadar da üzücü şeyler olmadığı kanısına sahip olur. İyi bir gözetim altında yetişen çocuk yolda giderken bahçe duvarından sokağa sakmış meyve ağacından bir meyve koparınca bir kaç gün o sakaktan geçemeyecek kadar vicdan acısı duyar. Vicdan hatta o kadar etkili olur ki çocuğun yaşayış tarzını bile değiştirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk dersleri iyi olmadığı gerekçesiyle kız kardeşini örnek alması için sık sık uyarılır. Çocuk ise babasının kız kardeşini kendisinden daha çok sevdiği düşüncesine kapılır. Bir gün babasının cüzdanından hatırı sayılır miktarda para aşırır. Ama baba bunun farkına varmaz. Çocuk çaldığı paranın farkedilmemesi üzerine vicdanı ile baş başa kalır. Vicdanı her fırsatta ona hırsız olduğunu hatırlatır. Aslında abasının kendisine göre - az olan sevgisinden mahrum olmamak için suçunu itiraftan kaçınır. Çaldığı parayı ise kendi için değil de babası tarafından çok sevildiğine inandığı kız kardeşine hediyeler için harcar. Bu hareket dahi vicdanının verdiği rahatsızlığı engellemeyince kendini kitap okumaya verir. Ayrıca evde hırçın bir tutum sergiler. Annesine karşı saygısızca davranarak ondan ceza koparmaya uğraşır. Bu cezaları yaptığı hırsızlık için sayacaktır. Bir danışman vasıtasıyla suçunu itiraf eden çocuk yine eski yaşantısına dönüş yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevresi tarafından kendine bir değer verilmediğine inanan çocuklar, kendilerini ispatlamak amacıyla bazen bu gibi hırsızlık olaylarına karışır. Bir de ceza görmezse kendilerine güvenleri artar ve ileride daha büyük suçlara doğru yol alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesinin ölümünden kendini sorumlu gören kız, babasına onun yokluğunu hissettirmemek için çok çalışır. Hatta annesinden bir zamanlar aşırdığı az miktardaki paranın cezasını çekmek amacıyla başkasının kaybettiği parayı kendi çalmış gibi gösterecek hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir psikiyatriste götürülen kız bir kaç seans sonunda her şeyi açıklar. Tedavi sonunda sınıfta tembel olarak bilinen ve bedenen zayıf olan kızda bir gelişme meydana gelir. Bu da gösteriyor ki işlenen bir suçun ağırlığı sadece ruhsal yönden etkilemeyip bedenen de etkisini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak bir bakış yapılırsa çocukların işledikleri suçlara karşı ceza almayınca gösterdikleri beş tepki vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bilinçsizce kendilerini ele verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Etrafındakileri kışkırtarak onlardan ceza almak için hırçınlaşırlar. Aldıkları cezayı esas işledikleri suça karşılık olarak kabul ederler. Ancak bunun yeterli olduğuna vicdanlarını ikna edemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Çete kurarak işlediği suçu sadece kendisi tarafından işlenmediğini göstermektir. Böylece toplum onu tekrar arasına kabul edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Kendi kendini cezalandırma yoluna giderler. Bu ceza çok ağır olur. Böylece çevresindeki insanların kendisine acımasını sağlamaya çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Patolojik özellik gösteren durumlarda ise benzer bir suç saptanarak kendi üzerine alıp ceza görmek istenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV. Bölüm: ÇOCUK HIRSIZLIKLARININ BİLİNÇALTI KÖKENLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar çaldıkları şeylerin cezası olarak iyi bir dayak yer ya da bu yaptığından dolayı bir müddet azarlanır ve sevgisiz bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önemli olan cezayı gerektirecek şekilde suçun işlenme nedenidir. Bunun araştırılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otto adında bir çocuk postacının bisikletinde bulunan paketi aşırır. Paketin içini açan çocuk onu tuvalete boşaltır. Yakalanınca da “işe yarar bir şey vardır diye aldım. Yiyecek, giyecek ya da elişi yapımında kullanacağım bir şey...” der. Babası paketin masrafını karşılar ama olay mahkemeye intikal eder. Yargıç bilirkişi olarak bir ruh bilimciden araştırma yapmasını ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırma sonucu çocuğun annesinin hamile olduğu ve yakında doğacak olan kardeş ile paket arasında bağlantı bağlantı olduğu görülür. Postacının eşi ebe olduğu için bebeği onun getireceğine inanan çocuk pakette olduğu düşüncesiyle hırsızlık eylemini gerçekleştirir. Bu hırsızlıktan sonra gördüğü rüyalarda ise annesini bir eve benzetip içinin boş olduğunu gördüğünü açıklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların yaptığı hırsızlıkların temelinde bilinçaltından gelen dürtülerin rolü büyüktür. Bunun önlemek amacıyla yeterli bir eğitim verilmelidir. Ayrıca olgunlaşmasını sağlayacak şekilde güven ve sevgi. Otto'nun olayında yargıç “eskisinden daha fazla sevgi verilmesi” kararına varmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk mahkemelerinde yargıcın çocuğu ıslahevine mi yoksa ailesinin yanında gözetim altında mı tutmaya karar vermesi için işlenen suçun temeline inilmelidir. Bazen araştırma yapılmaksızın verilen ceza çocuğun vicdanındaki rahatsızlığı giderdiği görülür. Bu nedenle tekrar suç işleme arzusu ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para çalan bir çocuğa verilecek en güzel ceza onu borçlandırarak taksitler halinde ödemesini sağlamaktır. Ayrıca iyi bir eğitimin verilmesi tamamlayıcı bir maiyet taşır. Eğer psikolojik bir sorun varsa tedavi uygulanmalıdır. Tedavi sonucu çocuk daha sağlıklı davranışlar sergileyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V. Bölüm: JALONDA NİÇİN ÇALAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kızın ailesinden yeterli ilgiyi görmemesi ve bunun ruhsal etkileri sonucu hırsızlık yapması konu edilmiştir. Mahkemeye intikal eden olay sonucu bir psikiyatrist tarafından bazı testlerden geçirilen kızın her teste verdiği tepki ve yorumları şunlardır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç testinde kağıdın sol üst köşesine küçük bir ağaç çizmesi kızın gözden uzak olmak istediğini ortaya koyar. Ağacın bir toprak zemine yerleştirilmeyişi ailesi ile köklü ilişkilerin olmadığını gösterir. Dikenli bir görüntü arz eden ağacın üzeride bir örtü ile kaplanmıştır. Bu ise çirkinliğinden dolayı gizlenmeye çalıştığını gösterir. Sisli bir ortam çizilmeside düşüncelerindeki düzensizliği ortaya koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Z testi; değişik şekillerde bezenmiş olan tablolar hakkında görüşleri alınıp sonrada bu düşüncelere göre yorum yapmaya dayanan bir testtir. Kızın düşüncelerine göre yapılan yorumlarda ise lise son sınıfta olmasına rağmen düşünce ufkunun orta 3 teki bir çocuğa eş olduğu görülmüştür. Gerçek ile hayali karıştırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düss-testi ise anlatılan küçük bir olayın sonunda sorulan soruya verilen cevabın yorumuna dayanan testtir. Bu test sonunda kızın, bencil, kendini çevresinden soyutlamaya çalışan ve haksızlığa uğramış gibi gören bir kişiliğe sahip olduğu kanaatine varılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme sonuçta kızın başka bir ortama alınmasına karar veriliyor. Bir süre sonra kızın hem ruhen, hem zekaen, hem de bedenen iyileşme gösterdiği gözleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemelerde bilirkişi ve eğitim danışmanlarının testlerine başvurarak verilen kararların çocuklar üzerinde iyi sonuç verdiği görülüyor. Bu yollarla bilinçaltı bozuklukları ortaya çıkmakta ve çocuğa yararlı olan kararın verilmesi sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI. Bölüm: HATALI VİCDAN TEPKİSİYLE HIRSIZLIĞA KALKIŞMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı hallerde vicdanın sesini dinleyen çocukların buna hatalı olarak algılayıp hırsızlığa kalkıştıkları görülmüştür. Bir kızın çalıştığı dükkanın kasasından para çalması sonucu olay mahkemeye ulaşır. Yine bilirkişi raporu istenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan test ve görüşmeler sonucu hazırlanan raporda kızın önceden işlediği bazı hatalarından duyduğu korkunun hırsızlık yaparak duyulduğu ortaya çıkar. Ayrıca ceza gerektirmeyen bazı hataları sonucu temiz ve yıkanmamış elbise giyme gibi bir saplantısı olduğu görülür. Yeni elbiseler almak için hırsızlık yapmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemenin verdiği karar sonucu psikiyatrist tarafından hatalarının sonucunda temiz elbise giyme zorunluluğu olmadığına ikna edilen kızın hırsızlığa bir daha başvurmadığı görülüyor. Hatta çevresindeki insanlarla iyi ilişkilerde kurmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ: Çocuk suçlarında sadece bir organın değilde bir kaç organın olay üzerine eğilip karar vermesi gerekir. Ayrıca mahkemelerde çocuğu cezalandırmaktan çok onun neden bu işe kalkıştığı araştırılıp yeterli eğitimin verilmesi kararları ağırlıkta olmalıdır. Bunun sağlanması için çocuk psikolojisini iyi bilen uzman kişilere ihtiyaç vardır. Son otuz yıldan bu yana sayıları oldukça artan eğitim danışmanlarına büyük işler düşmektedir. Çocukların her türlü sorunlarını rahatlıkla açabildikleri kişi olarak görecekleri eğitim danışmanları çevre ile çocuk arasındaki bağlardan sorumlu kişilerdir. Bu bağ iyi korunursa çocukların suç işleme oranları en az seviyeye inecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6584738622330192344?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6584738622330192344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/suclu-cocuklar-ve-cocuk-mahkemeleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6584738622330192344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6584738622330192344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/suclu-cocuklar-ve-cocuk-mahkemeleri.html' title='SUÇLU ÇOCUKLAR VE ÇOCUK MAHKEMELERİ'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-492246332121546734</id><published>2011-10-22T12:07:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T12:07:03.585-07:00</updated><title type='text'>SEVGİ KUPASI İLKESİNİ UYGULAMA</title><content type='html'>SEVGİ KUPASI İLKESİNİ UYGULAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disiplin Problemlerini Önlemede Yaratıcı Bir Yaklaşım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Çocuğun Sağlıklı Gelişimi İçin Sevgi Zorunludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi olumsuz bir davranışı olumlu bir davranışa dönüştürmek için de önemlidir. Aslında, sevgi bazen disiplinden daha etkili bir davranış biçimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedenini Sevgi Kupası İlkesi açıklar. Çocuğunuz kupa gibidir. Taşacak kadar doldurulduğunda çevresindekilere verebilecek kadar çok sevgi vardır, başkalarına karşı sevgi dolu olabilir ve onlara karşı daha uyumlu olur. Çocuklar sevgiyi ilgi ile denk tutarlar. Bu yüzden çocuğunuz kendinde sevgi boşluğu hissedince, kendisini ilgi çekerek doldurmaya çalışır ve bu ilgi çekme çabası sık-sık kötü davranışlarla sonuçlanır. Anne-baba ise bu davranışların cezalandırılması gerektiğini düşünürler. Ancak çocuğunuzun huysuzluğunun nedeni boşalmış olan sevgi kupası ise, cezalandırma etkisiz kalacaktır. Öncelikle onun sevgiye olan ihtiyacı giderilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki öykü "Sevgi Kupası" ilkesi nasıl çalıştığını açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 yaşındaki Sarah için gün çok kötü geçiyordu. Sızlanarak gidip küçük kız kardeşi Anita'yı itti ve en sevdiği bebeğini elinden aldı. Sonunda anne daha fazla dayanamadı ve "Sarah'a sana neler oluyor? Kendine gelip kardeşine karşı nazik olsan iyi olur" dedi. Sarah bu duruma aldırış etmeden, kardeşine kötü sözler söylemeye devam etti. Dinlenme saati geldiğinde annesi Sarah'a söylediği kötü sözlerin onu çok üzdüğünü söyledi. Bu Sarah'ı daha da öfkelendirdi. "Kardeşimi benden daha çok seviyorsun" dedi ve üzgün bir şekilde uykuya daldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah kalktığında tersliği hala üzerindeydi. Annesi saçlarını taramaya çalışırken mızmızlandı. Bu kızın nesi vardı? Acaba bu hali O' na olan ilgi eksikliğinden mi kaynaklanıyordu? Annesi "sanırım sorununun ne olduğunu biliyorum" dedi. Kızını dizine oturtturdu, sarıldı, öptü ve onlar için ne kadar önemli olduğunu söyledi. Sarah şaşırmıştı, ama açıkçası bu ilgiden hoşnut kalmıştı. Tam tersini hak ettiğinin farkındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç dakika sonra annesi Sarah'a kupasının dolup dolmadığını sordu. Sarah göğsünü gererek "Hayır ama burama kadar geldi." dedi. Annesi O' nu tekrar kucakladı sevgiyle okşadı sonra sordu "Şimdi oldu mu?" Sarah "Hayır ama çeneme kadar geldi" dedi. Annesi sarılarak "Bakalım taşırabilecek miyiz?" dedi. Sonunda Sarah yüzünde kocaman bir gülümseme ile dolup taştığını söyledi. Annesi "Güzel madem bu kadar çok sevgin var neden birazını kardeşine vermiyorsun? dedi. Sarah "oh hayır Anita beni reddeder" dedi. Annesi Sarah'ı yüreklendirdi ve Sarah çekine çekine kardeşinin yanına gitti. "Anita seni seviyorum" dedi ve sarıldı, kardeşi de ona sıkıca sarıldı. Sonra birlikte kahvaltı masasına doğru ilerlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat öykü burada bitmiyordu. Birkaç hafta sonra bu kez annenin tersliği üzerindeydi. Kızlara karşı sertçe konuşuyor ve söyleniyordu. Bir süre sonra Sarah "Anne sanırım sorununun ne olduğunu biliyorum, senin sevgi kupan boşalmış" diyerek annesinin boynuna sarıldı ve öptü. Annesinin sevgi kupası dolup taştı ve anne yine o eski mutlu kişiliğine büründü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-492246332121546734?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/492246332121546734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/sevgi-kupasi-ilkesini-uygulama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/492246332121546734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/492246332121546734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/sevgi-kupasi-ilkesini-uygulama.html' title='SEVGİ KUPASI İLKESİNİ UYGULAMA'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6397852767661573878</id><published>2011-10-22T11:56:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:56:50.248-07:00</updated><title type='text'>müthiş yazılar</title><content type='html'>XSENTOS'TAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR MAĞARA YAZISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürültünün patırtının ortasında sükunetle dolaş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkesle dost olmaya çalış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bir kötülük yapıldığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışla ve unut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kimseye teslim olma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seveceğin bir iş seçersen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın boyunca bir an bile çalışmış sayılmaz ve yorulmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşini öyle seveceksin ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşka burun kıvırma sakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybetmeyi, ahlaksızca bir kazanca tercih et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı idealler o kadar değerlidir ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya yine de insanoğlunun yegane mekanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı milattan önce 900 yılında Xsentos'ta yazılmış bir mağara grafittisinden alınmıştır. Yazı Cem Özer'in "Acem'i Yazılar kitabının 79-80. sayfalarında yer almaktadır. Kitap Parantez Yayınları tarafından yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞER BİR ÇOCUK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli eleştirilmişse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kınamayı, ayıplamayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kin ortamında büyümüşse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavga etmeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alay edilip aşağılanmışsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılıp utanmayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini suçlamayı öğrenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşgörü ile yetiştirilmişse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabırlı olmayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Desteklenip yüreklendirilmişse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine güven duymayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Övülmüş ve beğenilmişse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takdir etmeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnançlı olmayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabul ve onay görmüşse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini sevmeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dorothy Nolte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKTAN ANNESİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen Alkollü Araba Kullanmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir partiye gittim anne, bana öğütlediklerin aklımdaydı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İçki içme yavrum" demiştin, yalnızca soda içtim anne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğini yaptığım için içim gururla doluydu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerlerine benzemedim ve İÇKİLİ ARABA KULLANMADIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben doğru olanı yaptım anne, tıpkı senin dediğin gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi parti sona eriyor anne ve herkes içkili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabayı kullanmaya başladım anne, tam yola çıkacaktım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer araba beni görmedi anne, bana bir eşyaymışım gibi çarptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırımda uzanmış yatarken yaralı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polisin "Bu çocuk sarhoş" dedigini duydum anne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana çarpan sarhoşsa onun hatasını ben mi ödeyeceğim anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ölüyorum anne, hayatım bir balon gibi sönecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etraf kan dolu anne, benim kanımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hissediyorum, birazdan öleceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana son bir şey söylemek istiyorum anne,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemin ederim hiç içmedim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçen ben değil, onlardı anne......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba bana çarpanla aynı partideydik,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek fark; o sadece sarhoş, bense ölüyorum anne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar neden içer anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi keskin bir acı duyuyorum, tıpkı bıçak gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana çarpan çocuk yürüyor, görüyorum. Bu haksızlık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşime söyle ağlamasın anne, babama söyle cesur olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezarımın başına "babasının kızı" diye yazmayı unutmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri ona içkili araba kullanmamasını söylemeli anne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefesim tükeniyor, gittikçe halsizleşiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olur ağlama arkamdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir sorum var anne elveda demeden önce,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUÇLU BEN OLMADIĞIM HALDE ÖLEN NEDEN BENİM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu şiir İngiltere'de alkollü sürücüler yüzünden yaşamlarını yitirenlerin anısına yazılmış olup, internet aracılığı ile tüm dünyayı dolaşmaktadır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GERÇEK FAKİRLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden bir gün zengin bir baba ailesi ve oğlunu köye götürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yolculuğun tek amacı vardı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlarin ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsanlarin ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne öğrendin peki?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu yanıt verdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şunu gördüm:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim evde bir köpeğimiz var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlarınsa dört.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlarınsa sonu olmayan bir dereleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bahçemizde ithal lambalar var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlarınsa yıldızları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim görüş alanımız ön avluya kadar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlarsa bütün bir ufku görüyorlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu ekledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Teşekkürler, baba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAM ÖĞÜTLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Büyük aşklar ve büyük kazanımların büyük risk taşıdığını hesaba katın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kaybettiğinizde, aldığınız dersi de kaybetmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Üç 'S'yi hep uygulayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygı, kendiniz için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygı, başkaları için ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluk, tüm davranışlarınız için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. İstediğinizi alamamanızın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu hatırlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kuralları iyi öğrenin ki, onları düzgün şekilde ihlal etmeyi bilesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Küçük bir aksaklığın, büyük bir arkadaşlığı yaralamasına izin vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Hata yaptığınızı anladığınız zaman, düzeltmek için derhal gerekli adımları atın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Biraz yalnız zaman harcayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Kollarınızı değişime açın, ama değerlerinizin kaybolup gitmesine izin vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Sessizliğin bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. İyi ve şerefli bir hayat yaşayın. Yaşlandığınızda ve dönüp geçmişinize baktığınızda, ikinci kez keyif alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Sevgi dolu bir ev hayatınızın temelidir. Sakin, düzenli bir ev yaratmak için elinizden gelen herşeyi yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Sevdiklerinizle anlaşmazlığa düştüğünüzde, sadece mevcut durumla ilgilenin. Geçmişi getirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Bilginizi paylaşın. Bu ölümsüzlüğe giden yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Dünyaya karşı nazik olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Yılda bir kez, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. En iyi ilişkinin, birbirinize karşı duyduğunuz aşkın, birbirinize olan ihtiyaçtan daha fazla olduğu zamanı işaret ettiğini hatırlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Başarınızı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Aşka ve yemek pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nepal "İyi Şanslar" Mantrası'ndan alınmıştır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİLENCİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen, hergün köşe başlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yırtık urbanla kirli ellerinle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avuç açan, sefil insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnan yok farkımız birbirimizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen belki tüm yaşamınca dilenecek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklediğin beş kuruşu biri vermezse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ötekinden isteyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben, tüm yaşamım boyunca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek bir kez dilendim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Victor Hugo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE GÖRÜYORSUNUZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harp sırasında kocam New Mexiko'daki Mojave çölüne gönderilmişti. O, çölde tatbikata katılırken yanında olabilmek için ben de çölün yolunu tuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi cehennemin kucağına atmıştım. Ortalık yanıyordu. Küçük bir kulübede oturuyordum ve yanında olmak için tehlikeye atılarak geldiğim kocamı unutmuş, can derdine düşmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımdaki Meksikalılar ve yerliler, tek kelime İngilizce bilmediğinden, kimseyle konuşamıyordum. Sıcak rüzgar, bir taraftan bedenimi kavuruyor, diğer taraftan yediğim yemeği de, ağzımı burnumu da kumla dolduruyordu. Canıma yetmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıda kaleme sarılıp babama bir mektup yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gelin, beni buradan alın" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Burada yaşamaktansa hapishanede yaşamayı tercih ederim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamı beklerken cevabı geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece iki satır yazmıştı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İki adam hapishane penceresinden dışarıya baktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri çamuru gördü, diğeri yıldızları."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki satırı okuyunca utancımdan kıpkırmızı kesildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hep çamuru görmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki yıldızlar da vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derhal yerlilerle dost oldum. Kilimlerine, çanak ve çömleklerine olan hayranlığımı belirttim. Turistlere para ile vermeye yanaşmadıkları kıymetli eşyalarından bana hediyeler verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaktüsleri, vukka ve erguvan ağaçlarını inceledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kır köpeklerini tanıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl gurubunu seyrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl, yüzlerce yıl önce deniz dibi olduğundan kumun içinde deniz hayvanlarının kabuklarını aradım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne değişmişti de, dün nefret ettiğim çöle bugün bağlanmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl mü değişmişti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yine kavuruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerliler mi değişmisti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar, yine ingilizce bilmiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ben değişmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencereden kafamı uzatmış ve yıldızları görmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thelma Thompson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POZİTİF DÜŞÜNCE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Ruskin, ünlü bir İngiliz sanat eleştirmenidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, Ruskin'in zengin bir arkadaşıyla akşam yemeği randevusu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşı suratı asık bir şekilde gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşıldığına göre, yemeğe gelirken arkadaşının göğüs cebindeki dolmakalem kırılmış ve kısa bir süre önce hediye olarak aldığı değerli bir mendilin üzerine çıkmayan Hint mürekkebi leke yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşı mendili çıkarıp Ruskin'e gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumaşın ortasında çok belirgin siyah yuvarlak bir leke vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam o kadar üzülmüştür ki, yemeğine çok az dokunabilir ve eve aceleyle dönerken, mendili masanın üstünde unutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruskin, çıkarken mendili yanına alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hafta sonra zengin arkadaşının evine bir paket teslim edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açtığında, kendisini çok şaşırtan ve sevindiren bir şekilde mürekkep lekeli mendilin harika bir sanat eserine döndüğünü görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruskin, biraz Hint mürekkebi almış ve yuvarlak lekeyi merkez noktası olarak kullanıp, bütün mendili kaplayan nefis bir desen çizmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar eğer pozitif düşünürlerse ve yaratıcı davranırlarsa, olumsuzlukları başarıya dönüştürebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruskin, arkadaşının küçük üzüntü duvarına bir kapı açarak mutluluğunu sağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem özverili davranışı ile yaşamlarını zenginleştirmiş, hem de arkadaşının sevgisini kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEFNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orman Tanrısı ile Nehir Tanrısının bir kız çocuğu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adını "Defne" koyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrılar çocuklarını kimseye göstermezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak artık büyümüş ve güzelliği dille anlatılacak gibi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız her gün ormanda gezintiye çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, bir flüt sesi duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesi takip eder ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;flütü çalanın Doğa Tanrısı Apollo olduğunu görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız, her gün onu gizlice dinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, Apollo onu fark eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın cazibesi Apollo'yu hemen sarar ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne'yi yakalamak ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Kız hızla kaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Apollo ona yetişir ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam yakalayacağı an,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne, babası olan Orman Tanrısından yardım ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orman Tanrısı o an kızının ağaç olmasını diler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne'nin ağaç olması üzerine Apollo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Madem O'na kavuşamadım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de O'nu sonsuza dek koruyacak bir rüzgar olayım" der ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüzgar olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, defne ağaçlarının etrafında hafif bir rüzgarın estiği söylenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAPHNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, Apollon Thessalia'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıyıları ağaçlarla gölgelenen Peneus ırmağı kenarında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel bir genç kız gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzelin adı Daphne idi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apollon, görür görmez ona aşık olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daphne, ormanların derinliklerinde dolaşmaktan zevk alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay ışığında yabani hayvanları kovalamak, avlamak en büyük eğlencesi idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası, Daphne hayatı boyunca yalnız yaşamaya yemin etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerden nefret ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden evlenmeyi kesinlikle istemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Apollon ona delicesine tutulmuş peşini bırakmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormanda karşılaştıklarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı Apollon güzeller güzeli bu kızla konuşmak istedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ancak Daphne ondan korkarak koşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apollon ne dediyse onu durmaya ikna edemedi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daphne korkmuştu bir kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun düşene kadar koştu koştu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha fazla koşacak gücü kalmadığında yere yıkıldı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toprak anaya yalvarmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey toprakana beni ört, beni sakla, kurtar"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprakana onun yakarışını duymuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sonra Daphne,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;odunlaşmaya başladığını hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gri renk bir kabuk göğsünü kapladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kokulu saçları yapraklara dönüştü ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolları dallar halinde uzandı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apollon, sevdiği kıza sarılmak isterken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu Defne ağacına çarpınca şaşırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden sonra Defne ağacı Apollon'un en sevdiği ağaç oldu ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;defne yaprakları genç tanrının saçlarının çelengi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanlara ödül olarak defne yapraklarından yapılma taçlar taktılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZORLAR ve KOLAYLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta zor işler, kolay işler var,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları ayıran insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az ve öz konuşup susan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozuğu onaran insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyet etmek kolay, başlamak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir işi bitiren insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almak kolay, benlik, bencillik kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan insan değil, veren olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merak kolay, olay seyretmek kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakan insan değil, gören olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açları kandırmak, azdırmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açları doyuran insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemin etmek kolay, söz vermek kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verdiği sözünde duran olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahtekar baskıyı kıran olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru olmak, içten insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıyan yarayı saran olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsini, hırsını yenen olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuva kurmak, evlenmek kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuvada huzura eren olmak zor .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAFFEE SOSPESO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASKIDA KAHVE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü İtalyan sinema sanatçısı Vittorio de Sica bir TV röportajında anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya'da Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar da, espressolarımızı içiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri giren müşterilerden biri, barmene "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) diyor, iki kahve parası veriyor, bir kahve içip gidiyor, barmen de tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt asıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz sonra iki kişi içeri giriyor: "due caffee e un sospeso" (iki kahve ve bir askıda) diyorlar, üç kahve parası verip, iki kahve içip gidiyorlar, barmen gene bir küçük kağıt daha asıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken üstü başı biraz eski, püskü, belli ki fakir biri bardan içeri girdi, barmene "un caffee sospeso" (askıdan bir kahve) dedi ve barmenin hazırladığı kahveyi içip, para ödemeden çıkıp gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barmen de tezgahın üzerine asmış olduğu kağıtlardan bir tanesini aşağı indiriverdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak fırsattır, yararlanmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak güzelliktir, kıymetini bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak mutluluktur, tatmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak rüyadır, gerçekleştirmeyi bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak meydan okunmasıdır sana, karşı çıkmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak görevdir, tamamlamayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak oyundur, oynamayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak servettir, korumayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak bilmecedir, çözmeyi bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak verilmiş bir sözdür, tutmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak hüzündür, aşmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak şarkıdır, söylemeyi bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak mücadeledir, kabullenmeyi bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak şanstır, kullanmayı bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞAMAK YAŞAMAKTIR, UĞRUNA SAVAŞMAYI BİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELBETTE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En derin yaralar kapanıyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük acılar unutuluyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden korkulur hayatta söyleyin bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neden hep aynı kalayım söyleyin bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette daldan dala konup sonra uçacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen söyleyip bazen susacağım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmadım asla inanamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyin bir sonu olduğuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candan Erçetin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADENCİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci sıcak bir yaz günü güneşin altında çalışırken, birden sıcağın onu daha verimli çalışmasından alıkoyduğunu farketmiş ve o an "güneş benim çalışmamı engelliyor. O zaman benden daha güçlü" diye düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güce de çok önem verdiği için o an GÜNEŞ olmayı dilemiş Allah'tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, madencinin isteğini kabul etmiş ve madenci güneş olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyayı ışınıyla aydınlatmış, heryeri kavurmuş gücünü herkese göstermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir gün güneşin önüne bulut gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim madenci çok sinirlenmiş bu işe. Çünkü bulut güneşin ışınlarını kesiyormuş ve madenci "bulut güneşten daha güçlü ben bulut olmak istiyorum" demiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve o an bulut olmuş madenci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlar yağdırmış, seller bastırmış, şimşekler yaratmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü olduğu için halinden memnunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama fazla uzun sürmemiş mutluluğu. Çünkü bu sefer de rüzgar bulutu sürüklemiş ve bizim madenci yine düşünmüş ki "rüzgar bulutu sürükleyebiliyorsa o zaman en güçlüsü rüzgar", "ben rüzgar olmak istiyorum" demiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve rüzgar oluvermiş o an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci rüzgar şeklinde fırtınalar estirmiş, denizleri coşturmuş, kasırgalar yaratmış. Ama bu seferde eserken karşısına koca bir taş kütlesi çıkmış. Bir bakmış "bu nasıl bir şey ki benim rüzgarımı kesiyor?" diye düşünmüş. O taş kütlesi aslında bir dağmış. Ve Allah'tan son bir dilekte bulunmuş. Bir dağ olmayı istemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madencinin isteği kabul olmuş ve sonsuza kadar dağ olarak yaşamaya karar vermiş. Çünkü dünyadaki en güçlü şey dağ olduğunu düşünmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madenci dağ olarak hayatından memnun bir şekilde yaşarken birden bir rahatsızlık hissetmiş. Bir şey içini kemiriyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken dağ onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu bulmuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onu rahatsız eden, içini kemiren bir madenciymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEĞİŞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Westminster manastırının bodrumunda bir Anglikan piskoposunun mezarı üstünde şu sözler yazılıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o da değişeceğe benzemiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama maalesef bunu kabul ettiremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden farkettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR EFSANEDEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrılar insanoğlunu yaratmamış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yer ile gök henüz birbirinden ayrılmamıştı daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrenin bütün renkleri iç içeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi sarısıyla, beyaz siyahıyla yaşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir gün tanrılar sıkıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer ve göğün savaşmasını istediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazananın rengi sonsuzluk olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yakın arkadaş hiç istemedikleri halde tanrılarının sözünü dinlediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir gürültüyle yıllarca sürdü savaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda gökyüzü kazandı ve mavi renk ona verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuzluk ve özgürlük de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşına çok üzülen gök, tanrılara yalvardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğün göz yaşlarından denizler yarattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavisinden serpiştirdiler biraz da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğün kuşlarını balık yaptılar derin mavilikte tanrılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenenlere göre her dolunay düşünce denize,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki dost milyonlarca yıllık öykülerini anlatırmış derinlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki dostun hikayelerini bütün balıklar, bütün yosunlar bilirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat konuşamazlar dile getiremezler bir türlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa derinlere daldığınızda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siz de ortak olursunuz milyonlarca yıllık hikayeye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu. Bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam bir yıl içinde bir dükkandan, Amerikanın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına geçecek. Hanginizin bunu hak ettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastahane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam geri döndüklerinde babaları sordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Birinci, çocuğum, bir dolarla ne yaptın?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk cevap verdi; "Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanlarla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ancak babanın söylediği gibi odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam sordu; "Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söyleyen çocuk, yastıklari içeri getirdi, açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde bütün tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptin?" diye sordu adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Dolarımın 50 centini İncil'de yazıldığı gibi çok değerli bir şeye verdim. 20 centini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım. 20 centte kiliseye verdim. Böylece bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işığı kapatıp, mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oda, samanla veya tüyle değil, bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba memnundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok iyi oğlum. Bu şirketin başına sen geçeceksin. Çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N.Qubein&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OĞLUMUN ÖĞRETMENİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman alacak biliyorum. Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden daha değerli olduğunu öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ona sessiz zamanlar da tanı. Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, ne kadar iyi, küçük bir insan. Oğlum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abraham Lincoln&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Oğlunun öğretmenine yazdığı mektuptan alınmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen soğukkanlığını koruyabilirsen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, herkes senden kuşkulandığında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörüyle karşılayabilirsen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kin tutana kin duymazsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, düşlere kapılmadan düş kurabilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünebildiğin halde düşüncelerinin kölesi olmazsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve aynı zamanda ne çok uysal olup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne de çok akıllıca bir tavırla konuşmazsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, ne kazandım diye sevinir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne yıkıldım diye yerinir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yine onu kurmaya çalışırsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini seferber edip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkesin vazgeçtiği noktada sen amacına yönelebilirsen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, herkes ile birlikte olur da, erdemli kalabilirsen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da krallarla dolaştığın bir durumda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gururlanıp benliğini ve dostlarını unutmazsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, ne sevgili dostların, ne de düşmanların seni incitmezse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kimseyi hem küçümsemez,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem de kimseye bağımlı olmamayı başarabilirsen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, her günün her saatini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her dakikanın her saniyesini iç rahatlığıyla yaşabilirsen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün dünya senin olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve o zaman artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ADAM"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olduğunu düşünebilirsin.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN MENÜSÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölçü "Günaydın"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki ölçek "İyi Günler"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazcık "İlgi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tutam "Anlayış"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal ölçüde "Nezaket"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tatlı kaşığı "Tolerans"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeyi iç dünyanızdan alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkamaya gerek yok tertemizdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül teknenizde yavaşça karıştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokusu her yanınıza sinince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçine duygu şerbeti ekleyip karıştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karışımı hayat tabağının üzerine yavaşça boşaltın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstünü sevgi marmelatı ile süsleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökkuşağının renginden bir kaç parça serpiştirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün boyunca afiyetle yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kendiniz yemeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese verin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin adı: İNSANLIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUK REÇETESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar bana hep "daha çok mutlu olmanın yollarını" sorar, hani neredeyse bir reçete isterler. Genel geçer bir mutluluk reçetesinin imkansızlığını anlatmaya çalıştığımda da, onları önemsemediğimi düşünüp kızarlar ya da bilgiyi kendime saklamakla suçlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskılara daha fazla dayanamıyor ve bazı basit kuralları reçeteleştiriyorum, işte sizin için. Kurallar çeşitli kitaplardan öğrendiklerimin ve deneyimlerimin neticesinde oluşmuştur. Tamamının özgün olmadığını söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apache Kabilesi'ne ait atasözünün açıklayış biçimiyle, öğreniyorum ben de sizler gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Baykuş gibi sabırlı bir seyirci olmayı öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kargadan zeki olmayı öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinden on kat büyük baykuşu arazisinden atmak için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmaksızın mücadele veren alakargadan, cesareti öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hepsinden önce, öğretmenimiz olarak iskete kuşu gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü onun, boyun eğmez bir ruhu vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim reçetemize:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. "Sadece kendi davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz, diğerlerinin değil" gerçeğini, tartışmasız kabul edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kimse size istemediginiz bir şeyi yaptıramaz, sizin de diğerlerine yaptıramayacağınız gibi. Başkalarını kontrol etme isteğini ve bu istek için harcadığınız enerjiyi kendinize yönelttiğinizde, yapabilme gücünüz ve özgürlüğünüz artar; ancak özgürlüğün de bir bedeli olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Özgürlüğünüze ait istekleriniz, diğerlerinin hak alanına girdiğinde, çatışma yaratır. Bu yüzden isteklerinizin, diğer kişinin hangi alanına girdiğine ve ne anlam ifade ettiğine dikkat edin. Laf olsun diye istemeyin. Bedelini ödeyemeyecekseniz dile getirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Ne kadar büyük ve acı verici olursa olsun, sorunu kabul edip, yüzleşin. Üzüntüyü çekmeden, çözüm üretip güçlenmeniz mümkün değildir. Sakinleşin, önceliklerinizi belirleyin ve düzenleyip, yapılandırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Geçmişe saplanıp kalmayın; değiştiremeyecekleriniz için yanıp yakılmak ve pişmanlık duymak faydasızdır. Şu andan sonrasına etki edebileceğinizi farkedin. Hatalarınızı ve nedenlerini bulup, yolunuza devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Sevgi, huzur, paylaşım, gevşeme gibi ihtiyaçlarınızı reddetmeyin. Koşullar gereği şu anda karşılayamıyorsanız, yapabildiğiniz kadarını gerçekleştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Esneme ve uyum yeteneklerinizi geliştirin. Katı prensipleri olmak, kişilik gücüne işaret etmez. Temel özelliklerinizi koruyarak, gelişime açık olun ve gelişimin getireceği değişimlerden korkmayın. Sevdiğiniz insanların da gelişimi için fırsat tanıyın; korkularınızı kontrol altına alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Hareket alanınızı geniş tutun. Birey olma haklarınızı kullanacağınız alanın büyüklüğü, kendinize duyduğunuz güveni artıracaktır. Uğraşlar, hobiler, farklı arkadaşlar, bakış alanınızı genişleteceği gibi, kişisel gücünüzün artmasına etki edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Zaafsız insan yoktur. Neler olduğunu belirleyin. Bu zaaflara yönelik durum, duygu, düşünce vb. ile karşılaştığınızda, her zamankinden daha dikkatli olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Olumsuz özelliklerinizi görmede gösterdiğiniz hassasiyeti, olumlu özelliklerinizi görmek için de kullanın, ama kantarın topuzunu kaçırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reçete daha uzar gider, ama temel kurallar bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuralları zaten daha önce farkettiğiniz halde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygulamada problemlerle karşılaşıyor ya da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okuduktan sonra zorluk yaşıyorsanız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir profesyonelin yardımına ihtiyaç duyuyorsunuz demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz yine bir kızılderili atasözü olsun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Soruyu yüreğine sor, cevap da yürekten gelecektir". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MASA DA MASAYMIŞ HA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam yaşama sevinci içinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaya anahtarlarını koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır kaseye çiçekleri koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sütünü yumurtasını koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencereden gelen ışığı koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet sesini, çıkrık sesini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam masaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklında olup bitenleri koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmak istiyordu hayatta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte onu koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi seviyordu kimi sevmiyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam masaya onları da koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kere üç dokuz ederdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam koydu masaya dokuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencere yanındaydı, gökyüzü yanında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzandı masaya sonsuzu koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bira içmek istiyordu kaç gündür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaya biranın dökülüşünü koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokluğunu, açlığını koydu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masa da masaymış ha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana mısın demedi bu kadar yüke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki sallandı durdu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam ha babam koyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edip Cansever&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİNLE BARIŞIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyi özlediğini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayalini kurmaya cesaret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edip edemediğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aptal gibi görünme riskini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay'ın etrafında hangi gezegenlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;döndüğü beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha fazla acı korkusundan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklamaya, azaltmaya ya da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düzeltmeye çalışmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan olmanın sinirliliğini hatırlamadan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çılgınca dans edip,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana anlattığın hikayenin doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olup olmaması beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendine dürüst olmak için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir başkasını hayal kırıklığına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uğratıp uğratamayacağını;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihanetin suçlamasına dayanıp,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenebilir ve güvenilebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olup olamayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün sevimli olmasa da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzelliği görüp göremeyeceğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ve kendi hatalarınla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşayıp yaşayamayacağını;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gölün kenarında durup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gümüş ay'a "EVET!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye bağırıp bağırmayacağını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede yaşadığın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da ne kadar paran olduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keder ve umutsuzlukla geçen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gecenin ardından,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorgun, bitap da olsan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuklar için yapılması gerekenleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olduğun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekinmeden benimle ateşin ortasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durup durmayacağını bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede, kiminle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne okuduğun beni ilgilendirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer herşey bittiğinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni ayakta tutan şeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne olduğunu bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinle yalnız kalıp kalamadığını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orian Mountain Dreamer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇALIŞMAK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, başarının bedelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜŞÜNMEK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, kudret ve kuvvetin kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞLENMEK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, genç kalmanın sırrıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKUMAK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, bilginin temelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İBADET İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, yücelmenin yoludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKALARINA YARDIM VE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKADAŞLARDAN HOŞLANMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, mutluluğun kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVMEK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, hayatın kutsallıklarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYAL KURMAK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, ruhu yıldızlara eriştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLMEK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, hayatın yükünü hafifleten bir boşanıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PLAN YAPMAK İÇİN ZAMAN AYIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, ilk dokuz şeyi yapabilmek için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gereken zamana sahip olmanın sırrıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYATTA BEN EN ÇOK BABAMI SEVDİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta ben en çok babamı sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaçalılar gibi yardanbitme bir çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpı bacaklarıyla- Ha düştü, ha düşecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl koşarsa ardından bir devin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çapkın babamı ben öyle sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmezdi ki oturduğumuz semti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldimi de gidici hep, hepp acele işi!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlastan bakardım nereye gitti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle öyle ezber ettim gurbeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçten uçardım hasta oldum mu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir helallaşmak ister elbet, diğ’mi oğluyla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son teftişine çıkana değin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koştururken ardından o uçmaktaki devin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıldı nefesim, fikrim, canevim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta ben en çok babamı sevdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Yücel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DERVİŞ KAŞIKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün sormuşlar ermişlerden birine;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevginin sadece sözünü edenlerle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bakın göstereyim" demiş ermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye bir de şart koymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat o da ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşıklar uzun geldiğinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylece aç kalkmışlar sofradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelmiş oturmuş sofraya bu defa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buyrun" deyince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece her biri diğerini doyurmuş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şükrederek kalkmışlar sofradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşte" demiş ermiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doymayı düşünürse o aç kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz şunu da unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat pazarında alan değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veren kazançlıdır her zaman..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇ İNSAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir fıçının içine bir karınca düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan gelmiş, fıçının başına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karıncayı görmüş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne işin var senin burada?", demiş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karıncayı ezmiş, yok etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir fıçının içine bir karınca düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan gelmiş, fıçının başına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karıncayı görmüş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimseye zararın yok sevimli hayvan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haydi fıçıda yaşamaya devam et", demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir fıçının içine bir karınca düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan gelmiş, fıçının başına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karıncayı görmüş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaşık şeker serpmiş fıçının içine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç insan kimdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisinin adı; BENCİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisini; HOŞGÖRÜ, diye çağırıyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü mü? O, SEVGİ, işte!..... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir çocuk varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Tanrı'ya sormuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orada nasıl yaşayacağım?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzel sözcükleri söyleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meleğin sana ellerini açarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana dua etmeyi de öğretecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyada kötüler olduğunu da duydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni onlardan kim koruyacak?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulaşmanın yolunu öğretecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada cennette bir sessizlik olur ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bir soru sorar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şimdi gitmek üzere isem,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim Meleğimin adı ne?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meleğinin adının önemi yok yavrum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen onu, ANNE diye çağıracaksın." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜÇÜK İSTAVRİT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük istavrit yiyecek bir şey sanıp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızla atıldı çapariye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce müthiş bir acı duydu dudağında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümbür gümbür oldu yüreği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hızla çekildi yukarıya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hep merak etmişti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizlerin üstünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye benzerdi acep gökyüzü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda büyük bir merak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda ölüm korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dudağı yarıklar " denir, şanslıdır onlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani görüpte gökyüzünü, insanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oltadan son anda kurtulanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük istavrit anladı yolun sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca denizlere sığmazdı yüreği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa şimdi yüzerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük yeşil leğende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cansız uzanıvermiş dostlarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiyordu minik yüzgeci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar gelip geçtiler önünden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaşça karardı dünya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başı da dönüyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir kez düşündü derin maviyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz mercanı bir de yeşil yosunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam o anda eğilip aldım onu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüdüm deniz kenarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öpücük kondurdum başına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki damla gözyaşından ibaret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade bir törenle saldım denizin sularına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an öylece bakakaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sevinçle dibe daldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitti, tüm kederimi söküp atarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürü de ihmal etmemişti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç değerli pulunu elime avuçlarıma bırakarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorar gibiydiler neden yaptın bunu niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir gün" dedim, "bulursam kendimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son ana kadar hep bir umudum olsun diye"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Serdar Sıralar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAVANOZDAKİ TAŞLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar düzenleniyor. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı öğretmen, çoğu hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine, "Haydi, küçük bir deney yapalım" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonra bir torbadan irice kaya parçaları çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine yerleştirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavanozda taş parçası için yer kalmayınca sormuş; "Kavanoz doldu mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıftaki herkes, "Evet, doldu" yanıtını vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Demek doldu ha" demiş hoca. Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartmış, kavanozun tepesine dökmüş. Kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna yerleşmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden sormuş öğrencilerine; "Kavanoz doldu mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşiin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan öğrenciler; "Hayır, tam da dolmuş sayılmaz" demişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aferin" demiş zaman kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sormuş yeniden; "Kavanoz doldu mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır dolmadı" diye bağırmış öğrenciler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine "Aferin" demiş hoca. Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormuş sonra; "Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkardınız?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış; "Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O da doğru ama" demiş zaman kullanma hocası; "Çıkartılması gereken asıl ders şu; Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ardından herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yaşamaktan korkuyor, kendisi için değil, başkalarına göre yaşadığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;William Shakespeare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNEYE DUA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Tanrım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık genç değilim ve arkadaşlarımın anneleri tek tek ölmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarım annelerinin değerini anladıklarında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu onlara söyleyemeyecek kadar geç kaldıklarını dile getiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hala hayatta olan kusursuz bir annem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun değerini her geçen gün daha iyi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem değil, ben değişiyorum. Yaşım ilerledikçe,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun ne kadar olağanüstü bir insan olduğunu daha iyi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleri annemin kendisine söyleyemiyorum ne yazık,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa duygularımı kaleme almak ne kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir evlat kendisine yaşam veren annesine nasıl teşekkür edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çocuk büyütürken gösterdiği sevgiye, sabıra ve onca çabaya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekken arkasından koştuğu, asabi bir ergeni anladığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyi bildiğine inanan üniversite öğrencisini hoşgördüğü için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şükranlarını nasıl dile getirebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızının, annesinin ne kadar akıllı bir insan olduğunu anladığı günü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabırla beklediği için nasıl minnet duyabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olmuş bir evlat,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala kendisine annelik yapan bir insana nasıl teşekkür edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman öğüt vermeye hazır olduğu halde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istendiğinde ya da gerektiğinde sessiz kalmayı başardığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce kez söyleyebileceği durumlarla karşılaşmasına karşın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben sana dememiş miydim?" demediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi olduğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi dolu, düşünceli, sabırlı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bağışlamayı bilen kendisi olduğu için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl teşekkür edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım, senden onu hakettiğince kutsamanı istemekten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka bir şey gelmiyor elimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..ve onun bana örnek olmasında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana yardımcı olmana şükretmekten başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi çocuklarımın gözünde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annemin benim gözümde olduğu kadar iyi bir anne olabilmek için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana dua ediyorum, Tanrım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız evlat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞARI, ZENGİNLİK, SEVGİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapısının karşısındaki kaldırımda oturan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Burada böyle oturduğunuza göre,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lütfen içeri gelin, size yiyecek bir şeyler hazırlayayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yaşlıdan biri, kadına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşinin evde olup olmadığını sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, eşinin biraz önce çıktığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu anda evde olmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam, başını iki yana salladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam eşi geldiğinde kadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasında geçen konuşmayı anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadının eşi üzüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir bakıversene dışarı", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hâlâ oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın kapıyı açar açmaz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eşim geldi, şimdi evde" dedi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlara davetini yineledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yemeğimizi birlikte yemek için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, Zenginlik'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yanımda oturan arkadaşımın adı Başarı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim adım ise Sevgi'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadına ilginç bir öneride bulundu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir karara varın", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra gelin, kararınızı bize bildirin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, Sevgi'nin önerisini eşine anlattığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam sevinçten göklere fırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aman ne güzel, ne güzel", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz de içlerinden Zenginlik'i davet ederiz ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evimiz de bir anda Zenginlik'e kavuşmuş olur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başarıyı davet etsek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kocacığım?",dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En doğru karar, Sevgi'yi davet etmek değil midir?", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Düşünsenize, evimiz bir anda Sevgi'ye kavuşacak"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de çok hoşlarına gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamam, en doğru karar bu olacak" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevgi'yi davet edelim..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İçinizde hanginiz Sevgi'ydi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşları da ayağa kalktılar ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi'nin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik'le Başarı'ya sordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siz niçin geliyorsunuz?,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yalnız Sevgi'yi davet etmiştim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eğer içimizden yalnız Zenginlik'i ya da Başarı'yı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;davet etmiş olsaydınız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Fakat siz Sevgi'yi davet ettiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kadının "Niçin?" diye sormasını beklemeden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik ve Başarı sözlerini şöyle sürdürdüler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çünkü Sevgi'nin olduğu her yerde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz Zenginlik ve Başarı da her zaman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun yanında oluruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE OL, NE OLMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtil, atıl ama SATILMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrul, devril ama EĞİLME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seslen, uslan ama YASLANMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaş, konuş, tanış ama UZAKLAŞMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumaktan zarar gelmez ama LANET OKUMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulmü devir, nefsi devir ama ÇAM DEVİRME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev al, araba al, abdest al ama BEDDUA ALMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakibini geç, sınıfını geç ama GÜLÜP GEÇME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama AĞZINI AÇMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefe koş, cihada koş, yardıma koş ama ORTAK KOŞMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davet et, hayret et, af et, tövbe et ama İHANET ETME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama KiN BESLEME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama BÖLÜCÜ OLMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman BOŞ VERME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜ DÜKKANI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak diyarlardan birinde bir ülkede,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yemyeşil tepelerin arasında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kışın bembeyaz bir kar örtüsü ile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Büyülü Vadi" olarak anılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dükkanda yaşananlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Büyü Dükkanı" idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanı'nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası, aynı zamanda onun yaşadığı yerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle dükkanın dışarıdan görüntüsü tıpkı bir ev gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç tarafında da yeşil çerçeveli pencerelerin olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tamamı ahşaptan yapılmış olan bu binaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir verandadan giriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girer girmez, ilginç eşyalarla donanmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oldukça geniş bir oda ile karşılaşıyordunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir kütüphane,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzerlerinde çok sayıda eşyanın bulunduğu raflar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;masa ve konsollar dükkanın dört bir tarafını kaplıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu kalabalık görüntü içinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok etkileyici bir düzen göze çarpıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün eşyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu estetik hiçbir zaman bozulmuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanını çevreleyen pencereler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içerdeyken bile günün aydınlığına ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkanın içinde, arka taraftaki bölmeye açılan bir kapı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak odası bulunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkana gelen müşteriler arka tarafa açılan kapıyı daima kapalı görürlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın yaşamında çok istediği ancak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahip olamadığı birşeyler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da sahip olup kaybettiği şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan insanların bir kısmı için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanı'na gelme nedeniydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dükkanda, isteklerinizi sınırlamak zorunda değildiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteriler, hayal edebildikleri herşeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii, bedelini ödedikleri takdirde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerde olduğu gibi bu dükkanda da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bedelin ne olacağı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Büyü Dükkanı'nda maddi bedellerin hiçbir hükmü yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı müşteriler bir şeye sahip olmak için ödenebilecek tek bedelin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;para olabileceği düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdakilerden biraz farklı olur ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pek çok müşteriyi şaşırtırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendine büyük bir fincan kahve yapar ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir insanın isteyebileceği her şeyin var olduğu dükkanıyla gurur duyarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahvesini yudumlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvenin ardından gelen zevkli bir kahvaltıdan sonra da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pencerinin perdelerini sonuna kadar açarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yardımıyla okumaya başlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanı'nda satıcı olmak bilgelik isterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O güne kadar dükkana gelen hiçbir müşteriyi geri çevirmemisti dükkan sahibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes, çok istediği bir şeye sahip olmak uğruna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onca yolu göze alarak gelir ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama genellikle aldığı şey istediği şeyden çok farklı olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolu gören pencereye bir göz atardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu iyice kapattığını gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp, hüzünlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, yılda birkaç kere de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam, o günün de bunlardan biri olmasından korktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense işsizlik içini ürpertmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o sırada uzakta bir karartı gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar beyazının kamaştırdığı gözlerini kırpıştırıp tekrar baktığında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun yaklaşmakta olan bir insan olduğunu anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçini bir sevinç kapladı. Gidip sobasına bir odun attı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam pencerenin karşısındaki sallanan koltuğa oturup,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müşterisini beklemeye koyuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yorgun düşmüş olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyice kulak kabarttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kez daha düşünürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün de aynı şeyi yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda kapı calındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açtığında, karşısında soğuktan kızarmış elleriyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi sabahlar, girebilir miyim?" diye sordu müşteri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ısınması için ona bir kahve ikram etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşısında oturan yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olduğunu düşündü.Herhalde o da müşterisini anlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun haklı isteğini geri çevirmek istemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba Büyü Dükkanı'ndan çıkarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istediği gibi bir alışveriş yapmış olacak mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de dükkan sahibinin bir şeyler söylemesi gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak karşısında sabırlı bir ifade ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müşterisinin gözlerinin içine bakarak oturan satıcının,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alışverişi başlatmaya niyetli olmadığını anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabırlı bekleyiş, onda hem cesaret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem de yumuşak bir etki oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılan, başlangıç sözleri kendisinden bekleniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğim şeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceğimi söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeğe tahammülüm yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bugüne kadar ki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her şey mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirlerine karışarak geçip gittiler ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar için pişmanlık duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı hovardaca harcadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paniğe kapıldım ve bir çare aramaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarımla konuşmayı denedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yardım etmeye çalışanlar da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hiçbiri kar etmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi çok mutsuz hissediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı'ndan söz etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi çok çaresiz hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen elli beş yılımı bana geri verin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Herhalde bunu çok istiyorsunuz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet, hem de her şeyimi verecek kadar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki, benim size vereceğim elli beş yılın karşılığında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siz bana ne verebilirsiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne isterseniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sanki bunun için herşeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hiç kuşkunuz olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda sahip olduğum herşeyden vazgeçebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyü Dükkanı'na gelen kişiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, yaşlı adam, pazarlığın başındaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana herşeyinizi vermeye hazır olsanız da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben sizden bir tek sey isteyecegim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dileyin benden ne dilerseniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belleğinizi..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anlamadım?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belleğinizi dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elli beş yılın yaşantısını içinde barındıran belleğinizi istiyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ah evet anladım. İlginç bir bedel. Kabul ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam alın belleğimi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Emin misiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belleğinizi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içindeki her şeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya neden geldiğinizi bile."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Daha iyi ya! Her şeye yeniden başlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten geçmişi hatırlamak istemiyorum ki!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii o zaman benim yerime bir başkası size yardımcı olur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır hayır. Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elli beş yılımı geri alacağım ve dükkanınızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir daha dönmemek üzere terk edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yine söz veriyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İsterseniz başka sözler vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, az sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belleğinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nasıl yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle konuştuklarimızı bile, öyle mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"..................................""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yani hiçbir şeyi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve hatta...!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne yazık ki!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir süre sessiz kaldı ve bekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlı satıcı için,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sessizliğin içinden çıkacak sesli bir coşkunun habercisi gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belleğimden vazgeçemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu neye benziyor biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ilginç bir insansınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana, Büyü Dukkanı'ndan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;almak istediğimden çok farklı bir şeyle çıkacağımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylemişlerdi de inanmamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size teşekkür ederim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir şey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ HABER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri sokaktaki çamuru, diğeri ise yıldızları görür. Frederick Langbridge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arjantin'li ünlü golfçü Robert de Vincenzo,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine bir turnuvayı kazanmış,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kulüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanına bir kadın yaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın başarısını kutladıktan sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının anlattığı öykü De Vincenzo'yu çok etkilemişti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı çek defterine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi hafta kulüpte öğle yemeği yerken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonel Golf Derneği'nin bir görevlisi yanına gelerek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Otoparktaki görevli çocuklar geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanınıza bir kadının geldiğini ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onunla konuştuğunuzu söylediler bana" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De Vincenzo evet anlamında başını salladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet" dedi görevli, "Size bir haberim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadın bir sahtekardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik hasta bir çocuğu da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi fena halde kandırmış arkadaşım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De Vincenzo; "Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu?" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır, yok" dedi görevli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber" dedi, De Vincenzo. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNELER GÜNÜ için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çimleri biçtiğim için 5 dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odamı temizlediğim için 1 dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışverişe gittiğim için 50 sent&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük kardeşime baktığım için 25 sent&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöpü attığım için 1 dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir karne getirdiğim için 5 dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeyi temizlediğim için 2 dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam borç 14 dolar, 75 sent&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne, umutla kendisine bakan oğulun elinden kağıdı aldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin için dua ettim BEDAVA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bunların hepsini topladığın zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bedavadır çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesine baktı, "Anneciğim seni seviyorum" dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kalemi alarak bu kağıda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adams'tan çeviren Gülden Tümer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İYİMSER, BOMBA GİBİYİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta, bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi nasıl olduğunu sorsa; "Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bomba gibiyim..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü bir gündeyse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Jerry'ye gittim. "Anlayamıyorum" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasıl başarıyorsun bunu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sabah kalktığımda kendi kendime;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Jerry, bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü" derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman havamın iyi olmasını seçerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban olmak ya da ders almak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, yine iki seçimim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yok yahu" diye dalga geçtim. "Bu kadar kolay yani"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet...Kolay..." dedi Jerry.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sen hayatını nasıl yaşayacağını seçersin"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerry'nin sözleri beni oldukça etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra Jerry'nin başına çok talihsiz bir olay geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soygun için gelen hırsızlar Jerry'yi delik deşik etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nasılsın?" diye sorduğumda; "Bomba gibi" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bomba gibi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olay sırasında neler hissettin Jerry?" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Korkmadın mı? Şuurunu kaybetmedin mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana hep "iyileşeceksin merak etme" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hızla sürerken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gözler bana "Bu adam ölmüş" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne yaptın?" diye merakla sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını" sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Evet' diye yanıt verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Var"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim kurşunlara alerjim var!.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor ve hemşireler gülmeye başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar bağırdım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben yaşamayı seçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jerry, sadece doktorların büyük ustalıklari sayesinde değil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşaması bana yeni bir ders oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve herşeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı okudunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi iki seçiminiz var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Unutup gitmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Yazıyı dikkate alıp kesip saklamak, arkadaşlarınıza göndermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Francie Baltazar Schartz'ın yazısını okuduktan sonra düşündüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki seçimim vardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çöpe atmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Birileriyle paylaşmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seçimimi yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya siz?..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER ZAMAN 'BOMBA GİBİYİM' DEMENİZ DİLEĞİYLE... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Francie Baltazar Shartz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜL YAPRAĞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzakdoğu'da bir budist tapınağı bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra kapı açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerideki budist rahip kapıda duran yabancıya baktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budist bir süre kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı tapınağın bahçesine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı bir gül yaprağını kabin içindeki suyun üstüne bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerideki budist rahip saygıyla eğildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR SARI LİRA GİBİ ÖMRÜNÜZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek" dediği gibi şairin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgarla taratmayı saçlarımızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümüz saatte söyleştik hep,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep yetişilecek bir yerler vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aranacak adamlar, yapılacak işler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin tersine bulaştı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının hayatı bizimkini aştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha babam erteledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20'li yaşlardayken 30'lu yaşlara kurduk saatin alarmını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30'larımızda 40'lara, belki sonra 50'lere ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık uyku girmez oluyor gözlerinize ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doyasıya söyleşmek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakti gelip sandıktan çıkardığınızda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan Mungan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR SÜRE SONRA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ince farkı öğrenirsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve aşkın yaşlanmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlikte olmanın da güvende olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamına gelmediğini öğrenirsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve öpücüklerin sözleşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlarsın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yenilgileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zerafeti ile,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve herşeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer fazla maruz kalırsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi bahçeni yarat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kendi ruhunu kendin süsle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve göreceksin ki dayanıklısın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kuvvetlisin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve değerlisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veronica A. Shoffstall&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKADAŞLIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü karakterli bir genç varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her sefer bu tahtaperdeye bir çivi çak" demis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç, birinci (ilk) günde tahtaperdeye 37 çivi çakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve geçen her günde daha az çivi çakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasına gidip söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gence, "Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tahtaperdeden bir çivi çıkart (sök)" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası ona, "Aferin iyi davrandın ama bu tahtaperdeye dikkatli bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık çok delik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra geçmişteki gibi güzel olmayacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaş ender bir mücehver gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni güldürür yüreklendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni dinler sana yüreğini açar" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta arkadaşlık haftasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de arkadaşlarına bu adresi gönder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana gönderene bile gönder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektronik posta sana döndüğü zaman ne kadar arkadaşın var öğreneceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana iyi bir arkadaşlık haftası diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin tahtaperdene koyduğum çivi için beni affet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyancadan çevrilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6397852767661573878?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6397852767661573878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/muthis-yazlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6397852767661573878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6397852767661573878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/muthis-yazlar.html' title='müthiş yazılar'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6627124123579299188</id><published>2011-10-22T11:55:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T11:55:16.067-07:00</updated><title type='text'>KUŞAKLARARASI ÇATIŞMA</title><content type='html'>KUŞAKLARARASI ÇATIŞMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erişkinler, gençleri eskiden beri sorumsuz, saygısız, büyüklerin öğüdüne kulak asmayan ve kendi doğrultusunda giden kişiler olarak tanımlamışlardır. “Günümüz gençleri öyle umursamaz ki ilerde ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı öğretmişlerdi. Şimdi gençler kurallara boş veriyorlar çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.” Bu sözleri 8.yy’da yaşamış Hesiod adında bir düşünür söylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin eski kuşakla ilgili görüşleri de tarih boyunca değişmeden kalmıştır. “Yetişkinler, gençlerin gözünde, hep geri kafalı ve tutucu kişilerdir. Gençleri anlamaya yanaşmazlar. Daha da ileri giderek eski kuşakları çıkarcı ve iki yüzlü olarak suçlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılar, kendi aralarında “Nerede bizim gençliğimiz, nerede şimdiki gençlik” diye dertleşirler. Oysa kendileri de gençliklerinde bir önceki kuşakla benzer çatışmalar yaşadıklarını unuturlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 20.yy’ın hızlı toplumsal değişmeleri kuşaklar arasındaki bu ayrılığı daha da belirgin hale getirmiştir. Yaygınlaşan eğitim ve kitle iletişim araçları yepyeni uyanış ve bilinçlenme getirdi. Hepsinin sonucu olarak, erişkin kuşakla gençlik arasında aslında varolan ayrılık gittikçe büyüdü ve yeni boyutlara ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski kuşaklar yeniliklere uymakta güçlük çekince geleneklere ve eski yaşam anlayışlarına sımsıkı tutundular. Çocuklarını kendilerinin bir uzantısı olarak kabul ettiklerinden, kendilerine ters gelen davranışları başkaldırı olarak kabul ettiler. Oysa yeniliklere uymakta güçlük çekmeyen gençler kolaylıkla uyum sağladılar. Ancak bu gelişme döneminin gereği olarak, baş kaldırmaya ve bağımsız olmaya çabaladıkları için ise eskilerin tüm değerlerini hiçe saymaya başladılar. Haksızlığa katlanamayışları çabuk ve büyülü çözümler ardında koşmaları, eski kuşakla aralarını iyice açtı. Delikanlılık çağında genç sürekli arayış içindedir. “Ben Kimim? Neyim? Amacım Ne? Hangi yolu seçersem kimliğimi bulabilirim?” sorularını durmadan sorar. Deneme ve arama yolları açık olduğu sürece çalışır, didinir. Engeller çoksa ya baş kaldırır, ya da boyun eğer. Sorumluluk almaz, girişim yapmaz ama toplumun içinde silik bir üye olmakta istemez. Kendini aşırı uçlardaki akımlara kaptırabilir. Gününü gün etmeyi ve umursamazlığı yaşam felsefesi olarak kabul eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GENÇLERLE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerle olan çatışmaların sürüp gitmesi, gençlerle yetişkinler arasındaki uçurumun varlığı, sorun yaratmakla beraber gençleri anlayıp onlarla dayanışma içinde yaşamak gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski kuşaklarla yeni kuşakların birbirinden kopmaması için tek yol vardır; o da iletişim kurmak ve iletişimi sürdürmek. Bu iletişim koptuğu zaman, günümüzde olduğu gibi çalkantı ve kargaşa sürer gider. İletişimi başlatmak zor olsa bile bunun sorumluluğu yetişkinlere düşer. Bu olmadan gençleri, gençlerin atılganlığını ve başkaldırmasını yumuşatıp olumlu yöne çevirmek oldukça zor olur. Örneğin ; oğlunun davranışlarını beğenmeyen baba, oğluyla oturup konuşmak yerine anneyi aracı kılar. “Kendine çeki düzen versin, yoksa karışmam” diye haber salar. Oysa bu tutum gençlerle babayı yaklaştırmaz aksine uzaklaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce gençlik çağının fırtınalı ve çetin bir dönem olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Gençliğin iniş ve çıkışları, bocalamaları karşısında soğuk kanlı olmak gerekir. Kendi kendisiyle de savaşan bir gence, en iyi yaklaşım anlayışlı ve tutarlı davranmaktır. Kendi gibi durmadan değişen, kararsız bir anne-baba gencin daha çok bocalamasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle delikanlıya daha geniş bir davranış özgürlüğü vermek gerekmektedir. Gencin bıktırarak anne- babayı usandırarak alacağı hakları ona daha önceden sağlamak yerinde olur, gereksiz sürtüşmeyi önler. Buna karşılık gençten gelen her isteği kabullenmek diye bir kural yoktur. Her isteğe boyun eğmek de iyi bir yol değildir. Gençler hem daha çok bağımsız kalmak ister hem de daha fazla kontrol edilmek ister. Tatlı sert bir yaklaşım çoğu kez gence karşı olan davranışta etkili olur. Gence büyüdüğünü ve daha bağımsız olduğunu belirtecek fırsatlar kaçırılmamalıdır. Yaşına uygun sorumluluk verilmeli, giyim kuşamını seçmesi ona bırakılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tökezlemeleri ve yanılmaları karşısında alaycı tutum genci evden soğutur. Olumlu davranışları övülmeli ama göklere çıkarılmamalıdır. Başarısızlıklarında anlayışlı olunmalı ama oturup onunla birlikte sızlanılmamalıdır. Hemen suçlamaya da girişilmemelidir. Genellikle dinlemek de yeterli olmaktadır. Başarısızlıkta kendi payı olduğunu görecek ve gözünde büyüttüğünü anlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükler “Benim Gençliğimde” diye başlayan sözlerden kaçınmalıdır. Çoğu kez dinlemezler ama sorunca ya da bir şey danıştıklarında, mutlaka bir açıklama yapılmalıdır. Çünkü çocuklar gibi gençler de en çok kendi sorularının cevabını merak ederler. Gençlerle sadece sorunları olduğu zaman görüşmek yetmez, sık sık anne-baba ve büyükleri ile dertleşme imkanı bulmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REHBER ÖĞRETMEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MURAT BAYHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6627124123579299188?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6627124123579299188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/kusaklararasi-catisma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6627124123579299188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6627124123579299188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/kusaklararasi-catisma.html' title='KUŞAKLARARASI ÇATIŞMA'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-173293253306969562</id><published>2011-10-22T11:54:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:54:31.163-07:00</updated><title type='text'>KÖŞE DÖNÜCÜ ZİHNİYET GENÇLİĞİ BOZDU</title><content type='html'>KÖŞE DÖNÜCÜ ZİHNİYET GENÇLİĞİ BOZDU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANADOLU AJANSI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İZMİR - Ege Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, Türkiye'de son 20 yılda olumlu değer yargılarının erozyona uğradığını belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanan sosyal dengesizlik ve köşe dönücülük mantığı yüzünden özellikle genç nesilde ruhsal sorunların arttığını ifade eden Çelikkol, buna bağlı olarak da okullarda şiddetin artış gösterdiğini söyledi. Toplumda, psikiyatristlere başvurmanın hala yadırgandığını, bu nedenle de ailelerin, belli ruhsal sorunlar yaşayan çocuklarının davranışlarını görmemezlikten geldiğini anlatan Çelikkol, okullardaki rehberlik öğretmenliği uygulamasının yetersiz olduğunu vurgulayarak şunları söyledi; "Okullarda rehberlik öğretmenlerinin yanı sıra psikolojik danışma birimleri oluşturulmasında büyük yarar görüyorum. Uzman psikiyatrlardan oluşturulacak bu birimler, ruhsal sorunu olan ve şiddete meyilli bir çocuğun sorununu çözse, topluma kazandırsa önemli bir iş yapılmış olur. Kaldı ki, psikolojik danışma birimi sisteminin kurulup oturtulmasından sonra çok sayıda çocuğumuzun topluma kazandırılacağı inancındayım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ÖĞRENCİLERE PSİKOLOJİK TARAMA" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi uzman doktorlarından psikiyatrist Eyüp Sabri Ercan da okullarda psikolojik danışma birimlerinin kurulması gerektiğine işaret ederek, çocukların öğrenim yılı başında psikolojik taramadan geçirilmesi önerisinde bulundu. Rehberlik hizmeti veren öğretmenlerin tek başına yeterli olmasının mümkün olmadığını savunan Ercan, "Psikiyatri bir uzmanlık işidir. Hele çocuk psikiyatrisi çok önemli. Çocuk yaşlarda çözülemeyen ruhsal sorunlar büyür ve topluma yararlı bireyler yerine, potansiyel suçlular oluşur" dedi. Ercan, trilyonlarca lira yatırımlarla kurulan özel okullarda dahi gerekli psikolojik hizmetin verilemediğinden yakınarak, okul yönetimlerinin, başarısız, hırçın ve sorunlu çocukları okuldan atmakla tehdit ettiklerini öne sürdü. Ercan, şöyle konuştu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Özel okullarda, okulun başarısını düşürdüğü ve okula kötü ün kazandıracağı yolundaki endişeler yüzünden bazı çocuklar okuldan atılmakla tehdit ediliyor. Aslında bu, çocuğu olumlu davranışa yöneltmek yerine, tam tersi bir davranışa itiyor. Halbuki bu çocuklar bir uzman tarafından ele alınsa büyük ölçüde davranışlarını kontrol altına almayı öğrenebilir. Ehil ellerde olduktan ve gerekli tedavi yapıldıktan sonra çocukların her türlü ruhsal sorunları çözülebilir ya da aza indirilebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikiyatr Dr. Eyüp Sabri Ercan, okullarda sene başlarında yapılacak psikolojik taramaların büyük yararlar sağlayacağını anlatarak, hem okul yöneticilerinin hem de ailelerin çocuklarını başarısızlık ve davranış bozukluğu yüzünden hep sene ortasında ya da sonlarında uzmanlara getirme eğiliminde olduklarını, bunun da yıl kaybına neden olduğunu söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-173293253306969562?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/173293253306969562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/kose-donucu-zihniyet-gencligi-bozdu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/173293253306969562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/173293253306969562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/kose-donucu-zihniyet-gencligi-bozdu.html' title='KÖŞE DÖNÜCÜ ZİHNİYET GENÇLİĞİ BOZDU'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-5337446575153744302</id><published>2011-10-22T11:53:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:53:19.475-07:00</updated><title type='text'>İÇ İLETİŞİM</title><content type='html'>İÇ İLETİŞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarıya giden ilk ve en önemli yol kendimiz ile yapmış olduğumuz iletişimdir. Başarıya ulaşmak isteyen bir öğrenci her şeyden önce iç iletişimini doğru bir şekilde kullanmalıdır. Yapmış olduğumuz iç iletişimimizin %77’si bize karşı çalışmaktadır. İç iletişiminizin kullanış şekli sizin üniversiteyi kazanmanızı, derslerinizde daha başarılı olmanızı sağlayabileceği gibi büyük bir hayal kırıklığına da uğratabilir. İç iletişimi bu kadar önemli kılan temel özellik; beynimizin çalışma şeklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan beyni, hepimizin sahip olduğu kişisel bir bilgisayar denetim merkezidir. Beyninizin sizin için yapmasından hoşlanacağı, mantıklı her şeyi yapma gücü vardır. Buradaki temel sorun onu nasıl kullanacağınızı bilmenizdir. Yani ona doğru yönergeleri vermenizdir. Onunla doğru iletişim kurmayı başarmalısınız. Beyniniz en çok söylediğiniz şeye inanır. Beyninize kendiniz hakkında ne söylerseniz onu yerine getirmek için harekete geçecektir. İşte beyniniz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu şekilde programlanmaktadır. Yıllarca beynimizi annemiz, babamız, arkadaşlarımız, komşularımız programlamıştır. Avukat olmak isteyen bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuğu doktor olmaya iten buna karşı bir yeteneğinin yada ilgisinin olması değildir. Dışarıdan gelen programlara beynin artık cevap vermeye başlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca çocuklarımıza “sen bunu yapamazsın”,”sen bu imtihanı başaramazsın”,”boş yere çalışma üniversiteyi kazanamazsın”,”bu karneyle sen asla adam olmazsın” sözleriyle çocuklarımızı olumsuz olarak programladık ve onları amaçsız, hedefsiz her şeyden önce başarısız hale getirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda bir öğrencinin kendi beyniyle yapmış olduğu iletişime dikkat edin;”sınav gününe çok az kalmıştı. Ancak bir türlü sınava çalışmak içinden gelmiyordu. Çünkü kendine sürekli “bu sınava çalışsan da başarılı olamazsın”,”matematik sınavından ben sürekli zayıf alırız”,başaramadığım derslerin başında matematik gelmektedir” diyordu. Ve hatta “kopya çekersem bu sınavda başarılı olurum”,”bu imtihan da kopya çekeceğim” şeklindeki bir iç iletişimle öğrenci sınava girer. Matematik sınavıyla ilgili yapmış olduğu olumsuz programlama sonucunda bildiği soruları dahi başaramamıştır. Çünkü beynine “matematik sınavını başaramazsın” komutunu yüklemişti bir kere. Daha sonra kopya çekmek ile ilgili yapmış olduğu programlama harekete geçmişti ve beyin bu programı uygulamaya başlamıştı ve öğrenci kopya çekmişti. Ama hala o matematikten anlamamaktadır. geçici bir başarı elde etmişti. Bataklığı kurutmadan sadece zehir sıkarak sivrisineklerden kurtulmaya çalışmıştı.ancak bunun tam tersi bir programlama yapsaydı; matematik dersini sevecekti,bunu başaracaktı ve geçici başarılara tenezzül etmeyecekti. Çünkü; geçici başarılar en büyük başarısızlıklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim her attığımız adım,yaptığımız her hareket,söylediğimiz her söz,çevremizden aldığımız yada kendimize karşı yapmış olduğumuz iletişimin sonucundaki programlamanın ürünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir soru aklınıza gelebilir;”iç iletişim beynimizi-beynimizde vücudumuzu nasıl etkilemektedir ?” buna cevap vermeden önce aşağıdaki paragrafı okumanızı istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Manava sebze-meyve almaya gittiniz. Elma, portakal gibi meyveleri aldıktan sonra, orda kasaların üstünde duran sarı sarı, sulu limonları gördünüz. Limonları elinizle ezdikten sonra bir kilo limon alıp eve gittiniz. Eve girer girmez,hemen limonlardan bir tanesini alarak ikiye böldünüz. Limon o kadar sulu ki, içindeki sı mutfak tezgahından düşmeye başlamıştı. Dilimlerden birini alarak ağzınıza getirdiniz ve onu ağzınızın içine sıkarak,o ekşi tadı tattınız.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu paragrafı okuduktan sonra büyük bir ihtimalle,bu iletişimi alan beyin harekete geçerek ağzınızda limon yer gibi bir durum oluşmaya başlamıştır. İstem dışı olan bu durum iletişimin vücudumuzu etkilediğinin bir kanıtıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇ İLETİMİN SEVİYELERİ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-YAPAMAM: En zararlı iç iletişimdir. Kendiniz hakkında kötü yada olumsuz bir şey söyleyip bunu kabullendiğiniz seviyedir.(iletişimdir) bu seviyeyi tanımak kolaydır. Bu seviyeyi şu kelimelerden tanıya bilirsiniz;”yapamam”,”keşke yapabilseydim”,”yapabilmeyi çok isterdim”,”üniversiteyi kazanabileceğimi sanmıyorum”,”sınavdan iyi bir not alamam” gibi kelimelerle yapmış olduğumuz iletişim bizim korku ,endişe ve tereddüde neden olur. Beynimiz bizim söylediğimizle ilgilenmez onu yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-..........YAPMAYA İHTİYACIM VAR,.............YAPMALIYIM SEVİYESİ: Bu kelimeler aldatır. Bizim yararımıza çalışıyormuş gibi görünür ama bize karşı çalışır. Bu kelimeler;”yapmam gerek”,”........ama değilim”. Bu kelimelerle yapılan iletişim zararımızadır. Çünkü bu iletişimle sorunu kabullenmiş oluruz.”derslerimde daha başarılı olmaya ihtiyacım var” dediğinizde aslında siz beyninize şu programı yollamış olursunuz;” derslerimde daha başarılı olmaya ihtiyacım var........ama değilim”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-BEN ASLA.....,BEN ARTIK........SEVİYESİ: Yararınıza çalışan en alt seviyedeki kelimelerdir. Bu seviyede değişmeyi kabul edersiniz. Aynı zamanda değişiklik olmuş gibi bu bir şeyler yapma kararı da alınır ve kararı şimdiki zamanda ifade edersiniz. Şu cümlelerle ifade edilir.”derslerime artık çalışıyorum”,”üniversiteyi kazanacağıma inanıyorum”,”sınavlarıma çalışıyorum”...v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-BEN ......İM SEVİYESİ: Bu kullanabileceğimiz en etkili iletişimdir.en az kullandığımız ama en fazla kullanmamız gereken kelimelerdir. Bu seviyeyle gerçek olmasını istediğiniz yöne doğru ilerlersiniz. Olmak istediğiniz şekli, resmi bilinç altına gönderirsiniz ve şunu iletmiş olursunuz;”ben bu olmak istiyorum ve beni bu yap.” Programını yollamış olursunuz. Başlıca cümle yapıları şöyledir; “ben derslerime çalışırım”,”ben her sınavda başarılı olurum”,”ben üniversiteyi mutlaka kazanırım”...v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-O....DUR SEVİYESİ: Bu dünyasal istekleri aşmış,asıl yerini arayan bir çok insanın aklının alamayacağı,erişemeyeceği bir şeyde aramayı seçen insanların dilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç iletişimi mükemmel olarak kullanan herkes başarıya ulaşamamış olabilir ama başarıya ulaşmış olan herkes iç iletişimi mutlaka en iyi şekilde kullanmışlardır. Başarıya ulaşmak istiyorsanız olumlu bir iç iletişim kurmaya çalışın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-5337446575153744302?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/5337446575153744302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ic-iletisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5337446575153744302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5337446575153744302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ic-iletisim.html' title='İÇ İLETİŞİM'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-1487875424823686085</id><published>2011-10-22T11:52:00.002-07:00</published><updated>2011-10-22T11:52:55.094-07:00</updated><title type='text'>HİKAYE-ÇOCUK-BEŞ MİLYON LİRAYA BİR ÇOCUK NE YAPAR</title><content type='html'>BEŞ MİLYON LİRAYA BİR ÇOCUK NE YAPAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine yine heyecanlı bir şekilde babasını bekliyordu. Babasını ne kadar çok sevdiğini babası dahil hiç kimseye anlatamamıştı. Anlatması da zordu. Çünkü daha beş yaşına yeni girmişti. Bu yaşta onun sözlerine kim kulak asardı ki? Fakat bir yolunu bulup babasının kendisine daha çok zaman harcamasını sağlamalıydı. Bir türlü televizyondan ve gazete parçalarından daha kıymetli olduğunu babasına kabul ettirememişti. Onlara kızından daha çok zaman ayırıyordu. Babası eve gelir gelmez bütün sevecenliğini toplayarak; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Babacığım siz bir saatte kaç lira kazanıyorsunuz” diye sordu. Babası bu soru karşısında şaşırmakla birlikte bir an önce televizyonda başlayan haber programlarına konsantre olmak için kızını hemen başından savmalıydı. Bunun için; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Beş milyon lira kızım dedi. Emine bu cevap ile hemen gitmedi. Biraz daha ısrarlı bir şekilde; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Babacığım bana beş milyon verir misin? Dedi. Babası bu muhabbetin uzamasının kendisine çok şey kaybettireceği düşünüyordu. Parayı verip hemen bu işe son noktayı koymalımıydı. Kızını üzmek de istemiyordu. Ama beş milyon da çok para. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Git kızım oyuncakların ile oyna. Beş milyon çok para. Emine odasına çekildi. Babası televizyonun karşısına hemen geçip haberleri seyretmeye koyuldu. Bu arada Emine’ nin odasından ağlama sesi gelmeye başladı. Babası televizyonu kapatıp hemen kızının yanına koştu. Yine düşüp bir yerini mi ağrıtmıştı. Odaya girdiğinde kızını yatağın içerisinde ağlar bir şekilde buldu. Kızını kucağına alıp susturmaya çalıştı. Fakat hıçkırıkları durdurmaya muvaffak olamadı. İki, üç dakika bu şekilde ağlama devam etti. Hıçkırık seslerin yavaşlayıp ağlama sesi kesilince babası, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kızım ne oldu. Nereden düştün. Niçin ağlıyorsun diye sormaya başladı. Emine; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sen bana beş milyon lira vermedin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Peki al beş milyon lira ne yapacaksın. Emine bu duruma şahit olan annesi ve babasının kanını durduracak şu güzel cevabı verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Babacığım sen bir saatte beş milyon kazanıyorsun. Ben bu beş milyon ile senin bir saatinin satın alacaktım. Ve o bir saatte senin ile istediğim bütün oyunları oynayacaktım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Oğuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-1487875424823686085?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/1487875424823686085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/hikaye-cocuk-bes-milyon-liraya-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1487875424823686085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1487875424823686085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/hikaye-cocuk-bes-milyon-liraya-bir.html' title='HİKAYE-ÇOCUK-BEŞ MİLYON LİRAYA BİR ÇOCUK NE YAPAR'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-4153832492630469971</id><published>2011-10-22T11:52:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T11:52:17.985-07:00</updated><title type='text'>güneş nereye gidiyor.</title><content type='html'>HER AKSAM GÜNEŞ NEREYE GİDİYOR? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anne, her akşam güneş nereye gidiyor?" diye sordu çocuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yavrum, hiç merak etme yine gelecek, o şimdi başkalarına gitti; onları aydınlatıyor", dedi annesi. Fakat çocuk çok meraklıydı. O akşam, giydi pabuçlarını, düştü güneşin peşine. Güneş tepenin arkasına gitmişti. Çocuk tepeye doğru yürüdü, yürüdü... Tepeye geldiğinde alaca karanlık basmıştı. Güneşi ovanın ötesinde yine gördü, gidiyordu... Kıpkırmızı son kalan parçası tarafına koştu, koştu... ama yetişemedi. Hava kararmaya devam ediyordu. Çok yorgun düşüp otların arasına arka üstü yattı. Hemen uyuya kaldı. Biraz sonra serinlik hissederek uyandı, üşüyordu. Gökyüzünde kocaman, top gibi ayı gördü. Etraf gündüz gibi aydınlıktı. Ay birden konuştu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama seni bekleyememiş; çok üzülmüş; `ona söyle benim nereye gittiğimi çok merak ediyorsa okumayı öğrensin, kitap okusun, orada her şey yazılı', dedi." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk şaşkın bakınırken annesinin, babasının ve komşularının seslerini duydu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Halil, Halil!" diye bağrışıyorlardı. Küçük Halil otlar arasından kalktığında okumayı öğrenmeye karar verdi. Zaten o kış okula başlayacağı için bunları öğrenecekti... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M İ K R O P &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir baba mikrop ve eşi yavrularıyla koca bir adamın solunum yoluna yerleşmişlerdi. Günlerdir orada yaşıyor, görevlerini yapıyorlardı. Bir sabah minicik, yavru bir mikrop daha doğmuştu. İşte o sabah koca adam otobüste hapşıranca milyonlarca yavrusu ile mikrop âilesi havaya yayıldı. Minicik yavru ne olduğunu anlayamadan kendini başka bir dünyada baş aşağı düşer buldu. Yanından geçen büyük kardeşlerinden birinin koluna yapışıp, "Ne olur beni bırakma" diye yalvardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonra büyük kardeşi yavruyu hiç kolundan bırakmadı. İki kardeş havada savrula savrula giderlerken bir çocuğun elindeki kağıt paranın üzerine yapıştılar. Orada onlar gibi daha birçok aileden mikroplar vardı. Büyük kardeş yavruya: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Burada güvencedeyiz; biz o kadar küçüğüz ki, ancak bir âletle bakarlarsa bizi görebilirler" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu para, elden ele dolaştıktan sonra bir okulun kantinine geldi. Kantinden şeker alan Tolga, parayı cebindeki tertemiz mendilin yanına koydu. Nezle mikrop âilesi sevinçle bağırarak mendile atladılar. Bütün mikroplar alkış tuttular. Tolga mendili burnuna götürünce hepsi buruna atladılar. Kardeş mikroplar da silgiye geçtiler; çünkü, Tolga'nın silgisi mendilinin yanında idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Halil'in sıra arkadaşı idi. Halil o gün birkaç defa Tolga’nın silgisini istedi. Böylece mikrop kardeşler Halil'in elinin derisine yarleştiler. Büyük kardeş yavruya dedi ki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nasılsa bu çocuk elini ağzına burnuna götürecek; iste o zaman âilemizi solunum yolunda kurarız." Fakat Halil o gün elini hiç ağzına burnuna götürmedi. Eve döndüğünde Halil'i kardeşleri Çiğdem ve Yasemin sevinçle karşıladılar. Halil, önce önlüğünü çıkarıp silkeleyerek balkona astı. Sonra banyoya girip ellerine sabunla güzelce yıkadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Haydi kardeşlerim artık oynayabiliriz" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikrop kardeşler birbirlerini sabun köpükleri arasında kaybederek musluktan ağlaya akıp gittiler. Böylece Halil, milyonlarca üreyecek olan mikroplardan korunmuş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D E R T L İ K A R I N C A L A R &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol kenarındaki bir ağacın altında çok geniş bir karınca âilesi yaşardı. Büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar hep birlikte mutlu idiler. Yazdan yuvalarına yiyecek doldururlar, kışın rahat ederlerdi. Genç karıncalar yuvalarının o daracık kapısından vızır vızır girip çıkarlar, yiyecek taşırlardı. Çocuk karıncalar delikten girip çıkıp oynarlar, şakalaşırlardı. İşte yine böyle bir gün genç karınca yuvalarının kapısına geldiğinde başına bir şeyin çarparak çıkmasını engellediğini fark etti. Sanki yuvanın ağzı beyaz bir şeyle kapalıydı. Hemen geri yuvaya inip büyükbabaya söyledi. O, çok tecrübeliydi. "Her halde yaramaz insan oğlu kapımızı çöpleriyle kapattı" dedi. Genç karıncalar yoruluncaya kadar kapıyı zorladılar, fakat açamadılar. Dışarda oynayan çocuklar da yuvaya giremiyorlardı. Orduya haber saldılar. Karınca ordusu başlarında kumandanları rap, rap, rap... iki sıra halinde geldiler. Ne kadar uğraştılarsa da yuvanın kapısındaki yaramaz çocukların attığı naylon torbayı çekemiyorlardı. İçerdeki karıncalar, havasızlıktan ölmek üzereydiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneleri, Halil ve kardeşlerini o sabah parkta oynamaya götürmüştü. Dönüşte hepsine birer paket şeker aldı ve &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sakın sokakta yemeyin, yemekten sonra evde yiyeceksiniz", dedi. Anne, küçük kardeşi ve Halil'le önde gidiyordu. Ortanca kız ise arkadan hoplaya zıplaya geliyordu. Yaramaz kız annesini dinlememin, şekerleri birer birer yemişti. Bitirince torbayı yol kenarındaki bir ağacın altına bırakıvermişti. Yemekten sonra annesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık şekerlerinizi yiyebilirsiniz" dedi. Halil kardeşine: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"şekerin nerede?" deyince yaramaz kız, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yolda ben onu yedim, kağıdına da yol kenarındaki ağacın altına attım bile", dedi. Halil o yıl okula başlamıştı. Öğretmeni, "Yediklerinizin kabuklarını çöp tenekesine atın" diye öğretmişti. Onun için Halil kardeşine çok kızdı. "Hemen git, ağacın altına attığın torbayı al, çöpe at" dedi. Yaramaz kız koşa koşa gitti, naylon torba ağacın altında duruyordu. Almak için eğildiğinde belki binlerce karıncanın toplanmış olduğunu gördü. Çok şaşırmıştı. Torbayı alıp silkeledi ve eve koştu. Torba kalkınca karıncaların yuvasına temiz hava doldu; böylece karıncalar ölmekten kurtuldukları için küçük kıza teşekkür ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu teşekkürü öğretmeninin sözünü dinlediği için Halil hak etmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G E L İ N C İ Ğ İ N D O Ğ U Ş U &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilık bir bahar günü tâ uzaklardan savrula savrula gelen küçücük bir gelincik tohumu bahçenin yumuşacık toprağına düştü. Hemen yanında çimleri gördü; yemyeşildiler. Ne güzel renk diye düşünürken bahçıvanın çapası ile toprağın altına gitti. Toprak altı karanlık, nemli bir yerdi. Önce biraz korktu, sonra incecik bir ses duydu; birisi ona sesleniyordu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Ben gülün kökleriyim gelincik kardeş, hoş geldin, sakın korkma, yakında toprak üstüne çıkacaksın." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç hafta sonra nemli toprak ısınmaya başladı. Tohum çatladı ve yeryüzüne doğru yükseldi. Sabah henüz Güneş doğarken tohumun çatlağından çıkan parça yeryüzündeydi. Gelincik çimler arasından yemyeşil dünyayı görünce çok sevindi. Yeşil rengi pek sevmişti. Yeşil yapraklar vererek yükselmeye devam etti. Yemyeşil birkaç koncası da olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün Halil bahçede gezinirken gelinciğin arkadaşı olan gülü gördü. Elini uzatıp gülün kurumuş yapraklarını toplamak istedi. İşte tam bu sırada ayağı kaydı ve gülün dikenleri arasına düşüverdi. Ellerine gülün dikenleri batınca çok canı yandı Ayağa kalktığında ellerinden kan akıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıpkırmızı kan! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları gelincik izliyordu. Kanı ilk defa görmüş ve rengine bayılmıştı. Güle: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Ne güzel renkte bir su akıyor çocuğun parmağından," diye seslendi. Gül, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Benim dikenlerim var. Onlar batınca insanların canını yakar, kan çıkartır. Kan kırmızıdır," diye cevap verdi. Gelincik: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Ben dikenli olmayacağım, ama kırmızı çiçek istiyorum," dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada, esen rüzgârın yardımıyla zorlukla eğildi ve tomurcuğunu Halil'in çimler arasına damlayan kanına sürdü, ve Tanrıya yalvardı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Ne olur Tanrım! Benim çiçeklerimi Halil'in kanı gibi kırmızı yap," diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı bu yalvarmaları duymuştu. Gelinciğe: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Yalvarmana hiç lüzum yok, sen zaten çalışıp didinip tomurcuğunu Halil'in kanına sürdün, çiçeklerin kırmızı olacak," dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece gelincik istediği beyi çok çalışmakla kazanabileceğini anladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISKANÇ BULUT iLE AY IŞIĞI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eylül akşamıydı. Ay, ışınlarını dünyaya göndermiş, orada bin bir türlü oyunlar yapıyordu. Tarlaları, evleri aydınlatıyor, denizin üzerinde parıltılar yaparak insanları eğlendirip sevindiriyordu. Herkes bu oyunlara "mehtap var" diyor, sandallarla denizde geziyor, mehtapta yürüyordu. şairler en güzel şiirlerini yazıyorlar, insanlar sevdiklerini hatırlyıyorlardı. Mehtapta her şey güzelleşiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;penceresinden yatak odasına giriyor, duvarlarında, halısının üzerinde, battaniyesinde, aynasının üzerinde dolaşıp Halil'i elendiriyordu. Ay ışığı ile Halil'in arası çok iyi idi. Birbirlerini çok seviyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sevgiyi çok uzakta kara, kocaman bir bulut gördü ve çok kıskandı. Hemen ayın önüne geçip ışıklarını kapattı. Birden her taraf karanlık oluverdi. Halil çok korkmuştu. Annesine gitmek için kalktı ve odasındaki sandalyeye çarpıp düştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzü yere çarptı. Burnundan aşağıya ağzına doğru sıcacık tuzlu bir şeyin aktığını hissetti. Bir anda kendini dipsiz, karanlık bir kuyuda buldu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayılmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehtap birden gidip karanlık olunca annesi bir gürültü duyarak Halil'e seslendi. Cevap alamayınca hemen Halil'in odasına koştu. Halil yerdeydi. Hemen yüzüne soğuk su serpti, kolonya ile bileklerini ovdu. Halil açılmıştı, ama yine de bir doktor çağırdılar. Bütün bunları kara yüzlü koca kıskanç bulut görüyordu. Yaptığı kıskançlığa çok üzülmüştü. Hemen ayın önünden çekildi, çok uzaklara gitti. Bir daha da böyle birbirini sevenlerin arasına kıskançlık edip girmemeye karar verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PARKTAKİ GELİNCİK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol kenarında denize inen bir parkın üst kösesinde bir gelincik yaşıyordu. İki çiçek ve beş koncası vardı. Koncalardan biri çok küçüktü. Ötekiler hemen hemen açmaya hazırdı. Küçük konca konuştu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Biraz su olsa ben de sizin gibi açabilirim," dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sabah parka bir karı koca ve iki erkek çocuk piknik için gelmişlerdi. Bunlar, Halil, annesi, babası ve bir arkadaşı idi. Çocuklar etrafta koşuşuyorlar, ana baba denize karşı bir bankta oturuyorlardı. Halil, arkadaşı Deha'ya kurumak üzere olan tepedeki gelinciği gösterdi. Çocuklar susuz gelinciğe çok üzüldüler. Halil, annesine koştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Ne olur anneciğim, içme suyumuzdan bir bardak şu tepedeki gelinciğe verebilir miyiz? "dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne, zaten bir şişe olan içme suyundan bir bardak verdi. İki çocuk koşarak gittiler ve gelinciğin tam köküne suyu döktüler. Küçücük konca suyu aldığında güneş de iyice yükselmişti. Küçük konca yeşil kabuğunu çatlatıp kırmızı başını dünyaya uzattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Merhaba dünya! Merhaba masmavi gökyüzü," diye bağırdı. Birden köklerinin olduğu yerden kötü bir koku duydu. Rüzgarın yardımıyla dikilen başını eğdi ve orada mısır koçanları, izmaritler, yumurta kabukları ve daha birçok pislik gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz ilerde turuncu boyalı bir kutu vardı. Üzerinde "Çöp kutusu" yazıyordu. Çok şaştı küçük gelincik. işte tam bu sırada parkın çöpçüsü göründü. İri yarı, siyah bıyıklı bir adamdı. Elinde çalılardan yapılmış uzun sopalı bir bahçe süpürgesiyle pat! pat! pat! küçük gelinciğe yaklaşıyordu. Zavallının yüreği öyle hızlı çarpmağa başladı ki, yeniden yeşil kabuğuna girip saklanmak istedi. Aslında bahçıvan çok merhametli idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinciğin dibindeki pislikleri usulca topladı. Bu arada küçücük gelinciği görünce &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Sen bu sabah doğan çocuksun, değil mi?" dedi ve, "Hoş geldin dünyaya," diyerek eğildi, onun incecik tül gibi yaprağına bir öpücük kondurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük konca suyu, Güneş ışınlarını ve sevgiyi görünce daha da kırmızılaştı. Akşama kadar büyüdü, kardeşlerine yetişti ve kendisine su veren çocukların bu iyiliklerini hiç unutmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IHLAMUR İLE HATMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir köşkün arka bahçesinde bir hatmi ile bir ıhlamur ağacı vardı. Bunlar yıllardır arkadaşlık eder, etraflarındaki çimlere verilen sulardan yararlanıp çiçek açarlardı. Köşktekiler hatminin beyaz çiçeklerini toplarlar, kışın süt içinde kaynatıp içerler; böylece öksürük ve soğuk algınlıklarını geçirirlerdi. Ihlamurun çiçekleri pek güzel kokardı. Onları da toplayıp kurutur ve çay gibi içerlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaz günü köşke bir akraba ailesi misafir geldi. Çocukları için salıncak kurmak istediler ve ucunda halka olan kocaman bir vidayı ıhlamurun kalın gövdesine batırıp çevire çevire iyice içeri soktular. Zavallı ıhlamurun canı çok yandı. Halkaya ip bağladılar ve halkanın öbür ucunu hatminin dallarından birine taktılar; iplere kilim dolayarak salıncak kurdular. Yine misafir çocukları Yağız ve Kaan’ı oturttular. Halil çocukları sallamaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sallanışta hatminin kökleri sarsılıyor, ıhlamurun içine giren vida onun canını yakıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil çok iyi çocuktu; ıhlamur ve hatminin haline üzülüyor, ama duygularını Yağız ve Kaan'a anlatamıyordu. Misafir çocuklar ise sallanmaktan son derecede memnundular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Daha hızlı salla, daha hızlı salla," diye bağırışıyorlardı. Fakat, salıncak hızlanınca hatmi artık dayanamadı ve ipin bağlı olduğu dal kopuverdi. İki çocuk bir anda kendilerini çimler üzerinde buldular. Düşerken çok korkmuşlardı. Halil onların korkularını gidermeye çalıştı ve çocukları eve götürdü. Sonra geri dönüp vidayı ıhlamurdan çıkardı. Hatminin kopan dalından beyaz bir su akıyordu. Sanki hatmi başına gelenlere ağlıyor gibiydi. Halil biraz toprak aldı, su ile karıştırarak bir bulamaç yaptı, sonra hatminin kanayan yerine sürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu merhem hatmiye çok iyi gelmişti. Acısı biraz hafifleyen hatmi ıhlamurun durumunu öğrenmek istedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Nasılsın ıhlamur kardeş," dedi. Ihlamur, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Vidanın girdiği yer hâlâ acıyor," diye cevap verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam bu sırada Halil, ıhlamurla hatminin konuşmalarını duymuş gibi, elinde kalan küçük bir parça çamuru vidanın çıkarıldığı deliğe soktu. Böylece ıhlamurun yaraları da kısa zamanda kapandı. İki ağaç, kendilerinin de canlı olduğunu ve incitilmemeleri gerektiğini iyi bilen Halil'e dua ederek uzun yıllar yaşadılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇ BEYAZ KELEBEK &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ilkbahar sabahıydı. Güneş prýl pýrýl altýn ýþýklarýný yer yüzüne yolluyordu. Bu ýþýnlarý gören kozalardan o sabah üç beyaz kelebek çýktý. Çok büyük ve tül gibi ince bembeyaz kanatlarý vardý. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçü birden kendilerini bir bahçenin çiçekleri arasýnda buldular. Önce keþif uçuþuna çýkýp bahçeyi dolaþtýlar. Sonra dinlenmek için biri kýrmýzý bir güle, diðeri top gibi bir ortancaya, üçüncüsü de turuncu kadife çiçeðine kondular. Dinlenirken kanatlarýný dikleþtirip birleþtirmiþlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sýrada annesi, henüz ondört aylýk olan Zeynep'i temiz hava almasý için bahçeye çýkardý. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi, küçük kýza üzerinde mavi ve beyaz çiçekleri olan bir elbise giydirmiþti. Baþýnda koyu pembe küçük kenarlý hasýr bir þapka vardý. Þapkanýn üzerinde ince beyaz bir kurdela fiyonk olmuþ arkasýndan sarkýyordu. Zeynep, yumuþacýk beyaz küçücük pabuçlarýnýn burunlarýna basýp topuklarýný kaldýrarak pýt pýt yürümeye çalýþýyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelebekler þapkayý görünce, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Aman ne büyük bir çiçek!" diyerek üçü birden hasýr þapkanýn kenarýna kondular. Fakat çocuk koþmaya baþlayýnca akýllý olan kelebek bunun bir çiçek olmadýðýný hemen anladý. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Çabuk kaçalým, bu insan yavrusu, bizi yakalarsa ölürüz," dedi. Fakat onun kadar akýllý olmayan ikinci kelebek meraklandý ve pýr diye uçup kýzýn incecik koluna konuverdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük kýz kelebeði kolunda görünce yiyebileceði bir þey sandý. Henüz suya "buu", yemeðe "mama" diyecek kadar konuþabiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için kelebeði "mamma" diyerek aðzýna atýverdi. Zavallý kelebek ne olduðunu anlayamadan kendini ýslak ve karanlýk bir yerde buldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi, Zeynep'in aðzýna birþey attýðýný son anda fark etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Aðzýnda ne var" diye sorunca küçük kýz, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Mamma" demek üzere aðzýný açtý. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece kelebek pýrrrr! diye uçup canýný kurtardý. Fakat kanatlarýndan biri ýslanmýþtý. Tanrý bunu gördü ve hemen güneþe ýsýtmasý için emir verdi. Güneþ altýn ýþýklarýný kelebeðin ýslak kanadýna yollayarak kuruttu. Kelebek artýk rahatlamýþtý. Hemen arkadaþlarýnýn yanýna gitti. Akþama kadar çiçekten çiçeðe, daldan dala uçup durdular. Güneþ batarken her üçünün de sadece birer günlük olan ömürleri bitmiþti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HALÝL'ÝN YENÝ AYAKKABILARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil'in babasý bankada çalýþýyordu, annesi ev kadýný idi. Küçük iki kardeþi ve anneannesi ilekýþýn þehirde, yazýn dededen kalma bahçeli küçük bir yalýda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaþýyorlardý. Paralarý azdý, ama çok mutlu bir aile idiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil, futbolu çok severdi. Okul takýmýnda oynardý. Akþam okuldan gelince derslerini çalýþmaya baþlamadan mahalle arkadaþlarýyla maç yaparlardý. Eve ter içinde gelir, annesinin hazýrladýðý akþam kahvaltýsýný yer, sonra ödevlerini hazýrlamaya baþlardý. Halil hem çalýþkan, hem akýllý idi; fakat ayakkabýlarýný çok çabuk eskitiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasý: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Oðlum, ayakkabýlarýný alalý daha iki hafta olmadý; ne çabuk eskitiyorsun," derdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cumartesi günü Halil, annesi ve babasý çarþýya ayakkabý almaya çýktýlar. Halil'in istediði top ayakkabýsýný almayýp ona deriden saðlam bir ayakkabý aldýlar. Eskileri paket ettirdiler, yeni pabuçlarla dükkândan çýktýlar. Halil hoplaya zýplaya önden gidiyordu. Babasý arkasýndan seslendi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Oðlum, ayakkabýlarýnýn burnunu taþlara vuruyorsun; daha yeni aldýk, hemen eskiteceksin," dedi. Halil yavaþ yavaþ ve dikkatle yürümeðe baþladý. Biraz sonra annesi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Aman Halil dikkat et, çamura basacaksýn, ayaðýnda hiç yeni birþey görmeyelim," dedi. Halil düþünerek yürümeðe devam etti. Biraz sonra yine babasý: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Haným bu çocuk önce topuklarýna basarak yürüyor; iki günde bu ayakkabýlar topuklarýndan eskir, görürsün," dedi. Bu arada kalabalýk caddede karþýya geçmek için trafik ýþýklarýnda durmuþlardý ki babasý: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— "Bu ayakkabýlarla top oynamak yok ha! Temiz pak giyeceksin," diye baðýrýnca Halil'in bardaðý taþtý. Herkesin hayret dolu bakýþlarý arasýnda yeni ayakkabýlarýný çýkardý. Birini annesinin, diðerini babasýnýn eline tutuþturdu. O sýrada yeþil ýþýk yanmýþtý. Yalýn ayak karþýya geçip evin yolunu tuttu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-baba yaptýklarý hatayý anlamýþlardý. Evde Halil'den özür dilediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil odasýna çekilince kendi kendine söz verdi. Bundan sonra hatasýný fark ettiðinde artýk o da özür dileyecekti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-4153832492630469971?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/4153832492630469971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/gunes-nereye-gidiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/4153832492630469971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/4153832492630469971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/gunes-nereye-gidiyor.html' title='güneş nereye gidiyor.'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-9081739069731784026</id><published>2011-10-22T11:50:00.003-07:00</published><updated>2011-10-22T11:51:18.283-07:00</updated><title type='text'>GENÇLİK ÇAĞI VE SORUNLARI</title><content type='html'>GENÇLİK ÇAĞI VE SORUNLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal Özellikler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-21 yaşları arasında geçirilen, halk arasında delikanlılık denen çağın batıdaki adı "Adolescence" dir. Bu sözcük büyüme dönemini tek sözcükle ifade edebilecek bir özetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlköğretim dönemine rastlayan erinlik, ilk gençlik yıllarıdır. Cinsel uyanış ile birlikte yeni ruhsal ve davranış özellikleri kendini gösterir. Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğunun yerini tedirgin, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç almıştır. Duyguları hızlı iniş çıkışlar gösterir. Tepkileri önceden kestirilmez. Derslerine ilgisi azalmıştır. Dikkati dağınıktır. Evde durmak istemez, önerilere aldırmaz, beslenmesi düzensizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgileri artmış gelgeç hevesleri çoğalmıştır. Başkaları tarafından nasıl görüldüğünü merak eder. Dinlediği müzik, beğendiği sanat etkinlikleri değişiktir. Uzun uzun düşler kurar. Hatıra defteri tutmaya başlar. Şiir, öykü yazmaya özenir. Yazdıklarında gizliliğe dikkat eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaktan dolma ödünç alınmış fikirleri savunur. Büyükleri ile tartışır. Anne babasına karşıt düşünceler ileri sürmeye dikkat eder. Karşı çıkmış olmak için karşı çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönem için çelişkili duyuş ve davranış özellikleri olağan sayılır. Bazı gençler çalkantıyı daha az yoğunlukta yaşayıp çabucak uyum sağlarlar. Bazıları ise ileri derecede uyumsuzluklar gösterip bu tür davranışlarda ileri yaşlarda da bulunabilirler. Yinede bu tür davranışların görüldüğü yaşlar 13-15 ilk gençlik yıllarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döneme bakıldığında gencin içinde bulunduğu durum kolaylıkla anlaşılabilir. Aniden hızlanan büyüme genci zamansız yakalamıştır. Cinsel dürtüler hissedilmekle birlikte ergen tam anlamı ile hazır değildir. Ana baba ve çevre gence yetişkin gözü ile bakıp ona göre davranış bekledikleri gibi, "daha sen çocuksun" ifadesi ile onu şaşırtabilirler. Çünkü genç büyümek için sabırsızlanmakta ise de bir türlü çocuksu davranışlardan kurtulamamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik döneminde genç yeni arayışlar içindedir. Bu arayışların ilki ve en önemlisi kimlik arayışıdır. İşe ilk önce ana babasını görmezlikten gelmekle başlar. Çocukluk yaşlarında nerede ise tanrılaştırdığı babanın fikirleri eskisi gibi ilginç değildir. Gücü kuvveti önemsenecek gibi değildir. Çok az şey bilir. Ancak bu duygular ergenliğin sona ermesi ile kaybolur. Genç ana babasını gerçekçi duygularla değerlendirmeğe başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir kişilik bağımsız olmakla şekilleneceğinden genç bağımsız olmaya büyük önem verir. Evden kopar, çevresinden uzaklaştırdığı ana-babasının boşluğunu doldurmak için yeni ilişkilere yönelir. Bir genç için dolup taşan enerjisini en iyi değerlendirme yolu spordur. Genç hem spor yapar hem de kendisini yaşıtları ile karşılaştırma fırsatı bulur. Yaşıtlarının da benzer problemlerinin olması gençler arasında gruplaşmalara yol açar. Bir grup içinde olmak gence güven verir. Onaylamasa bile grubun bazı davranışlarına katılır. Gençler için en büyük tehlike içinde bulunduğu grubun kötüye kullanılmasıdır. Bu konuda ana babaya düşen görev genci evde fazla sınırlamamak olmalıdır. Çünkü bunalan genç dışarıda daha etkin arkadaşlarının peşinden gidebilir. Evinde kabul gören delikanlı zamanla ailesine daha kolay bağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik çağı beğenilerin, özenmelerin, tutkuların, hayranlıkların çok olduğu bir dönemdir. Ergenler bir yandan bağımsızlıklarını kazanmaya çalışırken bir yandan da benzeyecekleri örnekler ararlar. Modellerinin meziyetleri kadar kusurları da örneklenir. Ancak model sık sık değiştirilebilir, her örnekten alınan bir yan gencin kişiliğine bir ilave yapar. Bu nevi denemeler ergenlik sonuna kadar sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalkantılı bir dönem olarak anlattığımız ergenlik hep uyumsuz davranışlarla dolu değildir. Olumlu duyuş ve düşünüşler de bu dönemin özelliğidir. Örnek olarak genç soyut düşünme, yaşanmamış olguları sembollerle ifade etme yetisini kuvvetlendirmiştir. Her şeye olur olmaz karşı çıkarken eleştiri ve yorumlara yönelir. Her şeyi bir anda düzeltecek kolay çözümler arar. Bunun için çabuk kandırılabilir. Sonuçta kendisi ve toplum için zararlı olacak davranışlarda bulunması en büyük tehlikedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal Problemler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik döneminde ruhsal sorunların olması bir dereceye kadar normaldir. Yapılan araştırmalar bu çağ gençlerinin %15'inin uyum problemleri olduğunu ortaya koymuştur. Söz konusu uyumsuzluklar bu dönem davranışlarının aşırıya götürülmesi ile ortaya çıkar. Örnek olarak bağımsızlık isteği gencin ailesinden kopması ile sonuçlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinde uyumsuz olan genç bu uyumsuzluğunu okula da yansıtır. Derslere ilgisi azalır, başarısı düşer. Hep bağırır çağırır, kırar döker. Bu davranışları art niyetli önderler vasıtası ile saptırılıp hırsızlığa, zararlı eyleme, toplum suçlarına yöneltilebilir. Gençler toplum kurallarını hiçe sayıp kural dışı yaşamak isterler. Kız erkek ilişkilerinde aşırı serbestliğe yönelirler. Bazıları için dönemin bir çeşnisi olabilecek davranışlar bazıları için devamlı bir tutku halini alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesi ve çevresi ile çatışmaya düşen genç aşırı baskılar altında bunalır. Sonuçta kendisine yönelen kötü bir söz veya davranış intihar girişimine neden olabilir. İntihar girişimi gencin mutlaka depresyon içinde olduğunu göstermez. Ancak girişim tekrarlanırsa yoğun bir ruhsal çöküntü olasılığını arttırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gençler topluma karışıp bağımsızlıklarını elde etmek yerine, çeşitli nedenlerden dolayı, içe kapanırlar. Yetenekli olanlar yeteneklerini geliştirip yaratıcı olabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gençler de cinsel kimlik kazanmakta zorluk çekerler. Bu zorluk geçici olabileceği gibi kalıcı cinsel problemlere neden olabilir. Örneğin kendi cinsine yönelip karşı cinse ilgi duymayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suça yönelen gençler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyada yapılan araştırmalarda 18 yaşından önce işlenen suçların artıp yaygınlaştığı gözlenmiştir. Öyle ki işlenen suç nüfusu artan genç sayısını geçmektedir. Ayrıca suça yönelme yaşı gittikçe düştüğü gibi bireysel suçların yerini toplu suçlar almaktadır. Suç çeşitleri ülkeden ülkeye değişmektedir. Toplumdaki ve değer yargılarındaki hızlı değişme ve gelişmeler, siyasal çalkantılar, toplumdaki eşitsizlikler gençlerin suça yönelmelerine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda ülkemizde suçlu çocuk sayısının arttığını söylemek yanıltıcı olmaz. Neticede geleceği konusunda kuşkuya düşen genç suça yönelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin suça yönelmelerinde aile içi sorunlar da bu konuda önemli bir neden olarak karşımıza çıkar. Aile baskısı ile bunalan gençler daha çok adi suçlara yönelmeleri kolay olmaktadır. İçlerindeki saldırganlık dürtülerini bir amaca yöneltmiş olmak bir bakıma suçluluk duygusunun azalmasına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçlu çocukların çıktığı aileler incelendiğinde bu aileler genellikle ekonomik bakımdan yetersiz ve çok çocukludur. Çocuklar üzerinde ya çok baskılı, dayağa bağlı bir denetim vardır ya da tamamen çocuğa karşı ilgisizdirler. Ailenin durumu ne olursa olsun temel yıkıcılık anne sevgisinin olmayışından kaynaklanmaktadır. Her şeye rağmen anne sevgisi ile yetişen gençler bir bocalama devresinden sonra olumlu davranışlara yönelmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik durumu yerinde olan ailelerden de suçlu çocuk çıkar. Ancak bunlar çok az sayıdadır. Problemli çocuğun bir suçtan ceza görmesi suçluluğun artmasına zemin hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailede sevgi bağı bu konuda oldukça isabetli fikir verir. Öyle ki uyumlu ve dengeli gibi görünen ailelerde sürekli kavgalar, ana babanın aksayan yönleri çocuğu suça iterse de sevecen bir annenin çocuğu uyumsuz gibi görünüp okulda başarısız olsa da suça yönelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok batılı ülkelerde çocuk mahkemelerinde çocuğun yargılanmasına değil, gencin haklarına, durumun gözden geçirilmesine öncelik verilir. Gence suçunu ödetmek yerine, toplumun gence olan borcunu ödetmek düşüncesi ön plana geçmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşaklar arası çatışma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinlerin gençlerden şikayet etmeleri yeni bir olay değildir. Her devirde yetişkinler, gençleri saygısız, aceleci, güvenilmez, tembel olarak nitelemişler, gelecekte kendi görevlerini onlara nasıl devredecekleri konusundaki tereddütlerini belirtmişlerdir. Buna karşılık gençler, yetişkinleri geri kafalı, girişimsiz, çağa uymayan kişiler olarak görmüşlerdir. Gençler, yetişkinliği bilmemekle birlikte yetişkinler dünkü çatışmalarını çabuk unutmuş görünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim ve teknolojinin çağımızda hızlı gelişmesi sonucu her iki kuşak arasında aslında var olan ayrılık, gittikçe büyüdü, yeni boyutlar kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar çağları gereği bağımsızlık isteklerini yerine getirmeye aile büyüklerinin değer yargılarını hiçe saymaktan başlarlar. Kendilerine söz hakkı veren hakçasına bir düzen belirgin ideolojilerdir. Aile düzenini düzeltmeyen genç, toplumsal düzeni değiştirmeye yönelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençteki yenilik isteği her zaman kötü davranışlarla sonuçlanmaz. Yeni bir kimlik arayışı içinde olan genç yeni ve değişik isteği ile orijinalliklere yönelir. Bazen garip duruma düşebilir ama bazen de yeni akımların, ekollerin yaratıcısı olur. Çünkü yeniyi deneme istek ve cesareti onun en önemli özelliğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kent yaşamında bile ana babalar çocuklarının bağımsızlık isteklerini bilerek veya bilmeyerek köstekleyip bundan kıvanç duyarlar. Fakat yetişkinlik yaşamında beceriksizleşen evlatlarına şaşkınlıkla bakmalarını anlamak güçtür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik ve yetişkinlik insan yaşantısında birbirini takip eden iki dönemdir. Yetişkinler coşkunluğun ateşini gençlerden, gençler davranışlardaki bilgiyi yetişkinlerden alabilirler. Bu sağlam bir iletişimle mümkün olur. Bu iletişimi sağlamak yetişkinlere düşer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı baskı ve ceza çözüme yaramadığı gibi umursamazlık da tutulacak yol değildir. Gencin bütün isteklerine tepkisinden çekinerek boyun eğmek; iki de bir tokat atmak kadar zararlıdır. En iyisi karşılıklı konuşarak problemi ortaya koyup çözümlemektir. Gerektiğinde ana babası ile bir arkadaş gibi dertleşen genç daha sağlıklı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-9081739069731784026?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/9081739069731784026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclik-cagi-ve-sorunlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/9081739069731784026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/9081739069731784026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclik-cagi-ve-sorunlari.html' title='GENÇLİK ÇAĞI VE SORUNLARI'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-8517457343249749111</id><published>2011-10-22T11:50:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:50:13.782-07:00</updated><title type='text'>GENÇLERLE İLETİŞİM NASIL KURULUR?</title><content type='html'>GENÇLERLE İLETİŞİM NASIL KURULUR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim, nitelikleri ne olursa olsun iki sistem arasındaki bilgi alış verişi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olarak tanımlanabilir. Burada en önemli olan nokta iletişimde bilgi aktarımının iki yönlü olmasıdır. Bilgi aktarımı tek yönlü ise bilgilendirme,çift yönlü ise iletişim olarak adlandırılır. Dolayısıyla bireyler arasındaki her konuşma iletişim olarak tanımlanamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana babaların çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine birtakım emirler verip, karşı tarafın yani çocuklarının yada öğrencilerinin tepkilerini dikkate almamaları iletişim olarak kabul edilemez. Anne babalar yada öğretmenler genelde gençlerle iletişim kurduklarını sanırlar. Ancak gençler konuşurken ikaz,önerilerde bulunma,hatırlatma,yargılama gibi pek çok iletişim engelleri ile aslında genci dinlemezler. Bu durumda genç kendini duyulmamış,anlaşılmamış ve kendisi ile ilgilenilmemiş hissederek iletişimi keser. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki genci dinlerken ne yapmalıyız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizce dinlemeli ve bu davranışımızla onu kabul ettiğimizi göstermeliyiz. Karşımızdaki bireyi kabul ettiğimizi hissettirerek bizimle daha fazla şey paylaşmasını sağlamak için sessizlik güçlü bir sözsüz ileti olarak kullanılabilir. Hep konuşan biz olursak karşımızdaki gencin duygularını ifade etme özgürlüğünü kısıtlamış oluruz. Burada bahsettiğimiz pasif dinleme tabiki tüm iletişim boyunca değil belli aralıklarla gencin kendini tam anlamıyla ifade edebildiği yere kadar kullanılmalıdır. Bundan sonraki aşamada ise karşımızdakini kabul ettiğimizi gösteren, onu anlamamıza yardımcı olan aktif dinleme yöntemidir. Bu yöntemde yargılama ve analize yer yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktif dinleme karşımızdaki gencin söylediğini yada söylemek istediğini kendi kelimelerimizle ona geri iletme biçiminde kullanılır. Bu yöntemin püf noktası kendimizi gencin yerine koyarak " Ben olsaydım ne hissederdim?" diye düşünmek ve gencin ifade ettiği duyguları isimlendirerek yansıtmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani : Fizik dersini hiç anlamıyorum. (Genç ne hissediyor ? zorlanma )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtımız : Fizik dersi sana zor geliyor ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılama, öğüt verme, eleştirme olmadan sadece onun yaşadıklarını göz önüne alarak gencin ifade ettiği duyguyu isimlendirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir dinleyici olmak için neler yapmalıyız ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bedensel olarak karşımızdaki kişiyi dinlemeye hazır olduğumuza inandırmalıyız. Elindeki gazeteye bakan,tırnaklarını törpüleyen yada yemek yapmak için koşuşturan bir kişiye hangimiz bir şeyini anlatmak isterki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle konuştuğumuz kişi özellikle bir çocuk, ön-ergen ise onun boy hizasına inerek göz teması kurmalıyız. Yüz yüze olmada en az konuşulan şey kadar yüz ifadesinden de mesajlar alırız. Gözlerinin buğulanması,yüzün kızarması, gözleri kaçırma gibi pek çok sözsüz mesajı algılayabilmemize olanak sağlar. Böylelikle söylenen şeyle verilmek istenen mesaj hakkında bilgi sahibi olmuş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genci dinlerken ne gibi iletişim engellerini kullanıyoruz biraz da bunu inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğüt verme: Şöyle yapma,böyle yap...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm getirme: Bunu böyle yapmada şöyle yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönlendirme : Üzüleceğine otur da ders çalış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılama : Sen zaten hep kolaya kaçarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eleştirme: Çocuk gibi davranıyorsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ad takma : Geri zekalı,aptal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru sormak: Neden ?, niçin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmak: O sana ne dedi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncelemek: Hanginiz önce söyledi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhis : Aslında sen öyle demek istemiyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı koymak : Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahlil etmek : Aslında senin derdin başka...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teskin : Aldırma boş ver&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teselli etmek : Düzelir canım,dert etme geçer,üzülme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu değiştirmek : Başka şeylerden konuşalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi farkında olmadan kullandığımız iletişim engelleri ile karşımızda bize bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorununu anlatmak isteyen gence : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılmamışlık, savunmaya girme, haksızlığa uğradığını hissetme, sorununun aslında önemsiz ve saçma olduğunu düşünme, sinirlenme, direnç gösterme, isyan, çaresizlik, kızgınlık vb. duyguları yaşatırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa gencin yukarıda saydığımız pek çok iletişim engelindense en önce &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinlenmeye, kabul edildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Siz hiç bir çözüm getirme durumunda olmadan sadece sessizce dinleseniz bile gençte belli bir boşalıma sebep olacağınız için başarılı olursunuz. Daha sonra aktif dinleme ile sadece ondan aldığınız bilgileri daha sade biçimde ona yansıttığınızda dinleniyorum,kabul ediliyorum mesajını gence verirsiniz. Konuşurken sorununun çözümünü kendi kendine keşfetme olanağını da vermiş olursunuz. Anlaşıldığını, kabul edildiğini, koşulsuz sevildiğini bilen bir gençle iletişim kurmak hiç de zor olmayacaktır. Dolayısıyla sorunlarda kavgaya, isyana,çaresizliğe dönüşmeden rahatlıkla çözülecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-8517457343249749111?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/8517457343249749111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclerle-iletisim-nasil-kurulur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/8517457343249749111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/8517457343249749111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclerle-iletisim-nasil-kurulur.html' title='GENÇLERLE İLETİŞİM NASIL KURULUR?'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-5878975988080619217</id><published>2011-10-22T11:49:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:49:43.896-07:00</updated><title type='text'>GENÇLERDE ŞİDDET</title><content type='html'>GENÇLERDE ŞİDDET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde bir öğrencinin silahla okula gelerek sınıfa girmesi, sevdiği bir kız öğrenciyi zorla çıkarmak isterken bir öğretmeni vurarak öldürmesi, sevdiği kızı da ağır yaralaması, dikkatleri “gençlerdeki şiddet olayları”na çekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, uzun bir süre içinde okullarda kız yüzünden çıktığı bildirilen grup kavgaları, gen okullarda öğrencilerden haraç alan öğrenci çeteleri, futbol maçları sırasında hiç bitmeyen taraftar çatışmaları “gençlerdeki şiddet olgusu”nun göstergeleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik dünyada da bizde de giderek tepkilerini şiddet yoluyla açıklamaktadır. Nedenlerine gelince: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dünya hızla değişmektedir. 20. Yüzyıldan 21. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıla geçerken en hızlı değişen, “yerleşik değer yargılarıdır”. Artık “doğal” olan yerini “yapay”a bırakmaktadır. “Gerçek” yerini “sanal”a bırakmakta, “asıl”da yerini “imge”ye bırakarak gözden yitmektedir. Biyoteknoloji, genlerle oynayarak yapayı, telekomünikasyon “sanal dünyayı”, medyatik kültür de “imge-imaj”ı yaratmıştır. Bütün değer yargıları hızla değişmekte, insanlar bu hızlı değişime ayak uydurmakta çok zorlanmaktadır. Bu değişimden en çok etkilenen de gençlerdir. Çünkü, neyin nereye nasıl gittiğini anlamakta güçlük çekmektedirler. O nedenle de, geçmişin bildikleri değerlerine daha çok sarılmakta, bu değerlerdeki “değişmezliği” benimsemektedirler. Gençlerin din değerlerine, milliyetçilik değerlerine, geleneksel değerlere daha çok önem vermeleri, bu hızlı değişimin yarattığı kimlik bunalımından kurtulma özlemlerindendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gençlik, gelişim evresinin özelliği nedeniyle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabırsızdır. Önündeki yılları beklemeye değil, gerekirse zorla değiştirerek isteklerini gerçekleştirmeye yatkındır. Bu yaklaşım, şiddeti, davranışın gerekli, hatta zorunlu bir özelliği olarak kabul etmelerine yol açmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Engellenme, insanda şiddetin kaynaklarından &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birisidir. Küçük bir çocuk bile, istediği bir şeyden engellenirse, şiddete başvurur. Ağlar, bağırır, çevresini dağıtır, çevresindekilere, özellikle de isteğini yapmayanlara vurur, bağırır, şiddet gösterir. Gençler de yetişkinler de engellendikleri zaman şiddete başvurma eğilimi gösterirler. Bir engeli aşmanın şiddet yoluyla değil de, uzunca da olsa şiddet dışı yöntemlerle daha kolay olacağını öğrenmeleri için eğitim ve deneyim gereklidir. Bu da eğitim ve deneyim kazanamamış gençlerde eksik olduğu için böyle gençler şiddet yolunu yeğler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yoksunluk da, şiddetin kaynaklarından önemli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birisidir.İstediği şeylerden sürekli olarak yoksun kalan insanlar, başka bir çareleri kalmadığından şiddet kullanmayı bir yol olarak görürler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Temelinde engellenme ve yoksunluk bulunan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“umutsuzluk” şiddete başvurmanın bir nedeni olur. İnsanlar kendilerini başka türlü açıklamaktan umutlarını kestiği zaman şiddete başvurmaya hazır duruma gelirler. Burada, doğru noktayı zamanında kestirebilmek çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Toplumdaki şiddet modelleri de öğreticidir. Küçük &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar hem evlerinde ve çevrelerinde şiddet sahneleri görüp yaşadıkları zaman hem de toplumda şiddet kullanmanın üstünlük sağladığını örnekleriyle gördükleri zaman, şiddet kullanmaya hazır bir duruma gelirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bütün bu etkenlerin birlikte bulunduğu koşullar içindeki genç insanları düşünelim. Değişime ayak uydurmakta zorlanan, değişimin kendisine bir çıkış yolu göstermediği, eşitsizlik ve içinde yaşadığı koşullar nedeniyle engellendiğini, yoksun bırakıldığını düşünen, toplumda da şiddetin ödüllendirildiğini gören bir genç, “şiddete neden başvurmasın?” Kendisine haksızlık yapıldığı duygusuyla yanıp kavrulan genç insan, şiddetini göstermek için neden bir fırsat aramasın? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte maçlar bu fırsatlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda bir grup olarak hareket etmek bu fırsatları yaratır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kızı sevmek böyle bir hareketin nedeni sayılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırık not almak, öğretmene saldırmak için bir neden kabul edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçlara değil, nedenlere bakarak çözüm aranmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Okullarda etkin rehberlik ve psikolojik danışmanlık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;servisleri kurulmalıdır. Bu servisler, İngilizce eğitiminden daha önemlidir ve önceliklidir. Kabul edebilir misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Doğalı”, “gerçeği” ve “asılı” yeniden bireysel ve &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplumsal değerlerin temeli yapmayı düşünür müsünüz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gençleri toplumun bütün alanlarına etkin biçimde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;katarak onların kendilerini açıklamalarına olanak sağlayabilir misiniz? (Kartal’daki olaydan sonra Ali Kırca’nın yönettiği Siyaset Meydanı’nda konuyu açıklayan bir öğrencinin söyledikleri buna örnektir.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Engellemeleri, yoksunlukları ortadan kaldıracak bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplumsal sistemle yaşamanın “en doğru yönetim biçimi” olduğunu kabul edebilir misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İnsanlardaki “haksızlığa uğradığı” duygusunu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidermenin toplumsal yollarını düşünür ve uygular mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yapamazsanız (ki bu niyetleri görmüyoruz) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işiniz zordur ve gençlerin şiddete kaymaları daha da artacaktır. Nedenleri doğru anlarsanız geleceği öngörebilirsiniz. Hepsi bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-5878975988080619217?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/5878975988080619217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclerde-siddet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5878975988080619217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/5878975988080619217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/genclerde-siddet.html' title='GENÇLERDE ŞİDDET'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-3654305837250794453</id><published>2011-10-22T11:48:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:48:36.045-07:00</updated><title type='text'>GENÇLER NİÇİN CİNAYET İŞLİYOR?</title><content type='html'>GENÇLER NİÇİN CİNAYET İŞLİYOR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin Denver kentinde 20 Nisan 1999 tarihinde meydana gelen okul katliamı, ülke tarihine ''Kanlı Salı'' olarak geçti. Columbine Lisesi'ndeki katliamın failleri Eric Harris (18) ve Dylan Klebold (17) aynı okulun öğrencilerinden. Bu iki öğrenci önce aralarında biri öğretmen olmak üzere 13 kişiyi öldürdüler; daha sonra da intihar ettiler. Çocukların son derece büyük bir soğukkanlılıkla gerçekleştirdikleri bu katliam ABD'de ve dünyada üzüntü ve endişe yarattı. İlk günlerin şoku atlatıldıktan sonra gençler arasında giderek yaygınlaşan şiddet eylemleri tartışmaya açıldı. ABD'li uzmanlar son iki yıl içinde meydana gelen okul katliamlarının baş sorumlusu olarak silah satışlarındaki artışı gösteriyor. Harris ve Klebold'un kullandığı silahlar da bu görüşü haklı çıkartıyor. Ancak şiddet eylemlerinin bir de biyolojik boyutu var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin şiddet olaylarına karışmasının altında pek çok neden yatıyor. Kimi öldürücü silahlara kolay ulaşmalarını en önemli etmen olarak öne sürerken, kimi aile içi şiddetin sorumlu olduğunu savunuyor. Kimileri de şiddet ve intikam duygularını yücelten bir kültürün içinde yetişen çocukların şiddeti olağan, sıradan bir olgu olarak algıladıklarını, ölüm kavramının ciddiyetini kavrayamadıklarını ileri sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada konuya bilimsel açıdan açıklık getirmek isteyen bilim adamları, eline silah geçiren, toplum tarafından dışlanan her çocuğun niçin bir Eric Harris veya Dylan Klebold olmadığını araştırıyor. Bilim adamlarına göre bir çocuğun acımasız bir katil haline gelebilmesi için özel genetik bir yapının, özel çevresel koşullar altında tetiklenmesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddeti, biyolojik yapıya bağlamaya çalışan bilim adamları ırkçı oldukları gerekçesiyle sert eleştirilere hedef oldular. Öyle ki 1960'lı yıllarda şiddete eğilim gösterenlere cerrahi müdahale yapılması bile gündeme getirildi. Ancak daha sonraki yıllarda sinirbilim ve psikoloji arasındaki disiplinlerarası araştırmalar yaygınlaştıkça şiddeti yalnızca genetik yapıya bağlamanın veya cinayetlerin tek sorumlusunun beynin ön lobu olduğunu iddia etmenin yanlışlığı da ortaya çıktı. Gerçekte tablonun daha karmaşık ve ince nüanslarla dolu olduğu anlaşıldı. Araştırmalar, deneyim ve çevresel koşulların beyni şekillendirdiğini gösteriyordu. 'Çevre mi, doğa mı'' tartışması bir sarkaç gibi iki uç arasında gidip gelirken şiddetin biyolojik kökenleri konusundaki araştırmalar son günlerde yeniden hız kazandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk deneyimler her zaman son deneyimlerden daha güçlü ve kalıcıdır. Bu nedenle yetişkinlere oranla daha kolay şekillenen çocuk beyni, tanık olduğu şiddet olaylarını bir sünger gibi emer; bu olaylar çocuğun beyninde derin izler bırakır. Stres yüklü olaylar sık sık tekrarlanırsa çocuğun beyninde fiziksel değişiklikler meydana gelir. Baylor College Tıp Fakültesi'nden Dr. Bruce Perry &amp;amp;apos;ye göre, büyüme sürecinde sürekli olarak stres altında kalan çocuklar, düşünmeden hareket eden dürtülerinin esiri olmuş insanlara dönüşür. Bu da tehlikeli sonuçlar doğurur. ''İnsanın içinde büyüdüğü ilk çevresel koşullar sinir sistemini strese karşı programlar'' diye konuşan McGill Üniversitesi'nden Michael Meaney, ''Aile desteğinin yetersiz ve zayıf kaldığı durumlarda çocuk dünyanın çirkinliklerle dolu olduğuna karar verir. Dolayısıyla dünyaya nefretle yaklaşır. Bu da anne ve babasının tacizine maruz kalan çocukların şiddete yatkın olacağı anlamına gelmektedir'' diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli üzüntü ve şiddete maruz kalan çocuklarda ise, stres hormonları bir aşamadan sonra beyni tepkisizliğe şartlar. Bilgisayar klavyesinde en fazla kullanılan tuşun bir süre sonra çalışmaması gibi, beyin de savunma mekanizması olarak olaylara tepki vermez. Bu tip çocuklar anti sosyal kişilik özellikleri sergiler. Tipik olarak bunların nabızları yavaştır ve duygusal duyarlılıkları çok zayıftır. Bunların en belirgin özellikleri empati (bir kimsenin kendisini başka birisi ile veya bu kimsenin davranışları ile yakın olarak görmesi) yoksunluğu ve çevrelerindeki dünyaya hiç ilgi göstermemeleridir. Çoğunluğu hayvanlara eziyet eder. Ayrıca bu çocuklar cezalandırıldıkları zaman tepkisiz kalır. Bunlar acı duymaz; hiçbir şey onları heyecanlandırmaz; bilinç düzeyleri çok sığdır. Düşmanca, tepkisel ve saldırgan davranış şekli hepsinin ortak noktasıdır. Sürekli kendilerine haksızlık edildiği iddiasındadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğa yeterli ilgi göstermeyen anne babalar da tacizci anne babalar kadar zararlıdır. İçine kapanık, çocuklarını ihmal eden pasif anne babaların çocuklarının duyguları güdük kalır, sağlıklı bir şekilde gelişmez. Ancak bu noktada bir konuyu netleştirmekte fayda vardır. Çocuklarına yeterince ilgi göstermeyen her anne babanın çocuğu mutlaka şiddete yatkın olmaz. Ancak şiddete eğilimli bir bebek, ailesi tarafından ihmal edilirse ortaya trajik bir durum çıkabilir. Perry, ihmalin beynin korteks tabakasının gelişimini engellediğini ortaya çıkarttı. Korteks, aidiyet ve bağlanma duygularını kontrol eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ihmal edilmiş, yeterince ilgi görmemiş çocuklar kendi psikolojik yapılarına uygun bir ideoloji arayışı içindedir. Kendilerini aşağılanmış ve dışlanmış hisseden bu çocuklar pop kültüründe aradıkları pek çok şeyi bulurlar. Doom isimli bilgisayar oyunları, Rammstein'in müziği bunların başında gelir. Geçmişe bir göz atarsak bu ideallerin genellikle erkekleri hedef aldığı görülür. İşke bu nedenle Columbine Lisesi'nde cinayetleri Mary'ler veya Julia'lar değil Andrew'lar ve Dylan'lar işliyor. Harvard Halk Sağlığı Fakültesi'nden Deborah Prothrow Smith şu açıklamayı yapıyor:''Bugün suç işleyen gençlerin yüzde 25'i kız. TV programlarındaki Zeyna veya Power Ranger tiplemeleri kızları da şiddetin içine çekiyor. Bugüne dek kızların erkekler kadar şiddete başvurmaması iki nedenden kaynaklanıyor. Birincisi dışlanan ve aşağılanan kızlar, öfke duyacaklarına, duygularını içlerine gömmeyi tercih ederler. Ancak bu gidişle ikinci şiddet dalgası kızları ve küçücük çocukları da içine çekecek. Küçük çocukların ölüm olgusunu bir oyun olarak değerlendirmeleri bu gidişatı hızlandırıyor. Çevremiz duygusal yönden aç çocuklarla dolu. Doğal olarak bu çocukların hepsi cinayet işlemeyecek. Ancak fırsatını buldukları anda, adam öldürmekten çekinmeyecek bir nesil yetiştiriyoruz.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anti sosyal kişilik bozukluğunda genetik yapının rolü çok büyük olmasa da önemli. Çocuğun nasıl bir çocukluk dönemi geçirdiğine bağlı olarak bu genetik yapı ön plana çıkar veya önemini yitirir. Cornell Üniversitesi'nden James Garbarino bu konudaki görüşlerini şöyle dile getiriyor:''Sinirlilik, düşünmeden hareket etme, hiperaktivite ve duyarsızlık gibi özelliklerin sorumlusu genetik yapıdır. Kucaklanmaya, sevilmeye karşı kayıtsız bir bebek kendi haline bırakılırsa bu özellikleri kök salarak ortaya duygusuz, şiddete eğilimli bir yetişkin çıkar. Ancak ebeveyn çocuğa normalin üzerinde ilgi gösterir, sevgi gösterilerine devam ederse çocuğun beyni ve dolayısıyla davranışları olumlu yönde değişir. Davranışlar beyin ile deneyimler arasındaki diyaloğun bir sonucudur.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynin bazı lezyonları şiddet eğilimi ile ilgilidir. Ön lobda meydana gelen bir hasar, karar alma yeteneği ve duyguları olumsuz yönde etkiler. Beynin merkezinde yer alan ''cingulate gyrus'' denilen bölüm, katillerde hiperaktif durumdadır. Cingulate gyrus deforme olduğu zaman kişi bir konu üzerine saplanıp kalır. Benzer şekilde beynin denetçisi konumundaki ''prefrontal korteks'' şiddete eğilimli olanlarda hareketsizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi haber! Şiddetin kökleri bir bir ortaya çıktıkça önlem alma şansı da aynı doğrultuda artıyor. Kötü haber! Şiddete eğilim çocuklarda her geçen gün daha vahim sonuçlara yol açıyor. Bu sonuçlar cinayetten intihara uzanan aşırı eylemleri kapsıyor. Gençlerlerin işlediği cinayetler bugün, 1980'li yıllara oranla iki misli artmış durumda. Bu süre içinde çocukların beyni köklü bir değişim geçirmedi; değişen yalnızca silah edinme kolaylığı, intikam duygusunu yücelten kültürlerin yaygınlaşması ve ailelerin çocuklarına yeterince zaman ayıramaması. Bu sorunları göz ardı ettikçe, çocukların işlediği cinayetlerin son bulması beklenemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reyhan Oksay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mayıs 1999 Newsweek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.cumhuriyet.com.tr/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-3654305837250794453?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/3654305837250794453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/gencler-nicin-cinayet-isliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3654305837250794453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3654305837250794453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/gencler-nicin-cinayet-isliyor.html' title='GENÇLER NİÇİN CİNAYET İŞLİYOR?'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-6867367474535940206</id><published>2011-10-22T11:47:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:47:51.235-07:00</updated><title type='text'>ERGENLİK DÖNEMİ VE İLGİLERİ</title><content type='html'>BÖLÜM I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGENLİK DÖNEMİ VE İLGİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca ilgiyi tanımlarsak bireyin özel bir çaba harcamadan, zevk alarak bir eyleme yönelmesidir şeklinde tanımlanabilir. İlgi iç ve diş uyaranların etkisiyle oluşur. Müzik dinleme, kitap okuma, hocanın kravatına asılma gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgiler bireyden bireye bir çok faktöre bağlı olarak farklılaşabilir. Yaş, cinsiyet, zeka aile gibi faktörler en önemli olanlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yaşa göre insanların ömürleri boyunca ilgilerinde değişmeler olur. fakat en çarpıcı değişim ergenli yıllarındadır. değişen yaşla birlikte zihinsel olgunluk artar. Değişen yaşla birlikte görev ve sorumluluklar artar. Böylelikle ergenin ilgileri de değişir. Mesela;üç yaşındaki çocuğun ilgisi oyuncaklarıyla oynamak ilen on beş yaşına gelince ilgisi kızlar peşinde koşmak olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Cinsiyete göre; kız ve erkeklerin ilgilerindeki değişiklikler iki nedene bağlıdır. Birincisi, her iki cinsin biyolojik farklılıklarından gelmektedir. Cinsiyet farklılığı beden yapısı, kas gücünde farklılıklar getirir. Mesela erkeklerin badi yapması, kızların ise el-sanat işlerine yönelmesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsiyete bağlı ikinci değişken ise kültürel yargılardan gelmektedir. Kızların ev işlerine ilgi duyması gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Beden yapısına göre; bazı etkinlikler sağlam bünye ve kas güce gerektirir. Fatih hocanın sandalye kaldırma ilgisi buna örnek olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Aileye göre; ailenin uğraşıları, ekonomik durumu ve anne-babanın beklentileri de ergenin ilgilerini etkiler. Aile kültürlü veya zengin ise ergenin ilgileri de o derece zengin ve kültürlü olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLGİ ÇEŞİTLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgiler üç şekilde sınıflandırılır. 1-kişisel ilgiler 2-serbest zaman ilgileri 3-meslek ilgileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kişisel ilgiler:bireyin kendi tercih ve alışkanlıklarını kapsar. Saç tipinin amerikan olması veya kot pantolon giymesi gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Serbest zaman ilgileri: Ergenin serbest zamanda yapmaktan hoşlandığı ilgilerdir. Müzik dinleme veya kitap okuma gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Maslek ilgileri: ergenin mesleksel ilgilerini kapsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serbest zaman ilgileri dönemden döneme değişir. Mesela genç biri kitap okumaktan hoşlanıyorsa yaşlı biri torunlarıyla oynamaktan hoşlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGENLİKTEKİ ORTAK İLGİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlikteki yaygın ortak ilgiler daha çok cinsiyete bağlı olarak değişir. Ergenliğin başında koleksiyon yapma, evcil hayvan besleme, şiir yazma, hatıra defteri tutma gibi ilgiler daha yaygındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel ilgiler yani giyim, kuşam ergenliğin ortalarında devam eder. Karşı cinse ilgi tüm ergenlikte sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macera ilgisi ergenliğin ortalarında başlayan bir ilgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGENLİKTE MESLEĞE YÖNELTME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik dönemi, gencin bir sonraki okul ve mesleği seçme gibi iki önemli kararın alındığı dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek seçimi insanların hayatında bir dönüm noktasıdır. Bu yüzden ergenin mesleklere ait bakış açısının genişletilmesi için iyi bir rehberliğe ihtiyaçları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKULDA MESLEĞE YÖNELTME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulun esas amacı öğrenciyi hayata ve mesleğe hazırlamaktır. Mesleğe yöneltme ilkokuldan yüksek öğretime doğru farklılık göstermektedir. Hatta bana sorarsanız bu çocuğun embriyo dönemine kadar uzanmaktadır. Daha çocuk ana karnındayken anne oğulsunun büyüyüp doktor olacağını söylemesi gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Okul öncesi mesleğe yöneltme: meslekleri rol oynama tekniğini ile çocuklara tanıtma olabilir. Tüm mesleklerin insan hayatı için önemli olduğuna dikkat çekilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlk öğretimde mesleğe yöneltme:ders konuları ile meslekler arsındaki ilişki gösterilebilir. Çocukları çevredeki kişilerle görüştürülerek meslek bilgisi artırılabilir. Sekizinci sınıftan sonra 3308 sayılı çıraklık kanunu tanıttırılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Orta öğretimde mesleğe yönelme: öğrencilerin kendilerine uygun alanlara gitmeleri için yönlendirme yapılabilir. Lisedeki alanlarla yüksek öğretim programları arasındaki ilişki anlatılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MESLEK SEÇİMİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenin meslek seçiminde çeşitli faktörler etkili olmaktadır. Şimdi bunlara kısaca göz atalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Zeka: Zeka bireyin öğrenme hızını gösteren önemli bir niteliktir. Bir mesleki uğraş ne kadar karmaşık ve zor ise o meslekte çalışan insanların seviyeleri o aranda yüksek olur. Kişi zeki ise daha itibarlı bir mesleğe yönelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yetenek: bireylerin bir etkinliği yapabilme konusundaki doğuştan getirilen yatkın olma ve öğrenme ile kazanılmış yapabilme becerisine denir. Mesela çocuğun sayısal yeteneği iyi ise matematik, fiziki kimya gibi alanlara yönelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kişilik: kişilik bireyin diğer insanlardan ayıran tüm özelliklerini kapsar. İnsanlar kişiliklere göre farklı istek ve ihtiyaç içindedirler. Mesela insanlara yardımı çok üstün tutanlar doktor veya hemşire olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Cinsiyet: kız veya erkek olma ilgilerde ve fiziksel güçte farklılık kılar. Ayrıca kültürel yargılarda önemlidir. Mesela ülkemizde kızların kasap olmaması gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Aile: bireyin melek seçimini etkileyen aileye ait en önemli özellik ailenin ekonomik durumudur. Orta düzeydeki ailelerin çocukları daha itibarlı mesleklere yönelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Akran grubu : akranların meslek tercihleri ergenin geleceğe yönelik düşüncelerini etkiler. Ergenler bir mesleği seçerken etrafındaki arkadaşların kine bakıp seçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUĞA VE ERGENE KÖTÜ DAVRANMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğa kötü davranma terimi yerine çocuğu istismar etme veya taciz etme gibi terimlerde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedensel istismar: fiziksel istismar da dene bu türdeki istismar çocuğun anne-baba veya yetişkinler tarafından örselenmesidir. Bu türdeki istismar duygusal istismara da yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun davranışını değiştirmek için dayak altında yapılan şiddet fiziksel istismardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalara göre tek ebeveynli veya anne veya babadan biri tarafından terk edilme istismarı artırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca 5 ve 17 yaşındakiler daha fazla istismara maruz kalmaktadır. Niye derseniz . çünkü yeni anne alan kişi daha çocuk sahibi olma konusunda yeterince sorumluluk sahibi değildir. Ayrıca 17 yaşındakiler ise ergenliğe yeni girmişler dolayısıyla anne-baba veya öğretmenlerle çatışabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygusal istismar: En yaygın olan istismar biçimidir. Red edilen, aşağılanan , yalnız bırakılan çocuklar duygusal istismara maruz kalmaktadır. Ergen bunun karşısında kendisini değersiz hissediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel istismar: kız veya erkeklerin yetişkinler tarafından taciz edilmesidir. Ülkemizde en yaygın olanı telefonla müstehcen konuşma, açık saçık hikayeler ve sarkıntılık görülmektedir. Laf atma en yaygın olarak görülen cinsel istismar davranışıdır. Aile içindeki ensest ise en kötü sonuçlar verendir. Mesela Reha Muhtar ‘ n programında böyle babası tarafından taciz edilen bir kız çıkartmıştı. Kız babası tarafından yapıldığı için çok yıkılmış idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUK İSTİSMARINI ÖNLEME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstismarın önlenmesi için yetişkinlerin, anne-baba ve öğretmenlerin bu konuda hangi davranışların istismar niteliği taşıdığı ve hangilerinin taşımadığı konusunda bilgilendirilmesi gerekir. Televizyonda da şahit olduğumuz gibi öğretmen dayağın ölçüsünü kaçırmakta ve çocuğu aşırı dövmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca çocuk istismarı konusunda Türk Ceza Kanunu’nda önleyici kanunlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EREGENLKİ VE BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara, alkol ve madde kullanımı genellikle çocukluk sonlarında ve ergenlikte olmaktadır. Bunlar içerisinde en yaygın olarak kullanılan ise sigara kullanımıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 yılında liseli gençler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bir psikoaktif maddeyi kullananların oranı % 6.9’ dur. Madde kullanımı erkeklerde kadınlara göre iki kattır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuştururcu ile fuhuş ve suçluluk arasında bir ilişki vardır. Mesela kızların uyuşturucu ile fuhşa yatırılmaları veya kadınların uyuşturucu parası için fuhuş yapmaları gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında genç uyuşturucu almak içim parayı da suça yönelerek sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içen ergenlerin okul başarısı içmeyenlere göre daha düşüktür. Dikkati bir noktada yoğunlaştıramıyorlar. Ayrıca çocuk sigarayı içen erkektir diye düşünüp içmeye yönelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE BĞIMLI ERGENİN TEDAVİSİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afyon, eroin bağımlısı olanlara daha az etkili olan maddelerin verilmesi daha iyi olur. Bağımlı olanın arkadaş çevresinden koparılması güçtür. Bu yüzden grup tedavisine yönel inmelidir. Böylelikle bireyler gerçek duygularının farkına varırlar ve içini döküp güven duygusu geliştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca aile kişiye destek olmalı hatta anne-baba ayrı ise bile ergenin iyileşmesi için birleşmelidirler. Ayrıca tedavi uzundur bu aşamada sabır çok önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-6867367474535940206?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/6867367474535940206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ergenlik-donemi-ve-ilgileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6867367474535940206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/6867367474535940206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ergenlik-donemi-ve-ilgileri.html' title='ERGENLİK DÖNEMİ VE İLGİLERİ'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-1633368241142437282</id><published>2011-10-22T11:46:00.002-07:00</published><updated>2011-10-22T11:46:56.136-07:00</updated><title type='text'>ERGENLİĞİN TEMEL ÖZELLİKLERİ</title><content type='html'>ERGENLİĞİN TEMEL ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişim psikolojisinde; ergenlik çağı için kesin bir yaş dilimi verilmemekle beraber, kızlar için 13-18, erkekler için 12-21 yaş sınırını içine almaktadır. Ancak son zamanlarda gelişim psikologları ergenlik çağının 25 yaşına kadar devam edebileceğini belirtmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik çağı; çocukluktan yetişkinliğe geçiş hazırlıklarını içine alan bir gelişme dönemidir. Ergenlik öncesi dönem, ani bir boy artması özelliklerinin belirmesiyle başlar. Ayrıca zihinsel ve toplumsal değişme ve olgunlaşma dönemidir. Bu yaşlarda çocuk yetişkin beğenisinden çok, yaşıtlarının beğenisini kazanma yolundadır. Erkek çocuklar daha çok dışarıya bağımlı, kızlar olgun evcil bir görünüme bürünmüştür. Her iki cinste kendi cinsel kimliğinin niteliklerini kazanma yolundadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik çağında kişinin yetişkin olma yolunda kimlik kazanması beklenir ki; bu ergeni zaman zaman bir kimlik karmaşasına sürükler. Ergenliğin başlangıcında görülen cinsel uyanış ve kişide gittikçe artan bir bağımsızlık gereksinimi toplumun engellemesiyle bir çeşit bunalıma sebep olur. Toplumun bireyden beklentileri de ayrı bir kaygı kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik çağında başarılması beklenen gelişim görevleri şöyle sıralanabilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Çocuk büyüme sırasında uygun bir bağımlılık-bağımsızlık tarzı geliştirmek zorundadır. Hem ailesine ve otoriteye itaat ederken hem de büyümüş bir kimse olarak hareket etmesini öğrenecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Sevmesini, sevilmesini ve sevilen kişinin başkaları ile paylaşılmasını öğrenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Çeşitli sosyal gruplara dahil olmasını, bu ayrı gruplardaki farklı rolleri ve kendi rolünü öğrenecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Başkalarına ve topluma karşı olan ödevlerini kavrayacak şekilde bir vicdan ve ahlak anlayışı, değerler sistemi geliştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Kendi cinsinin psiko-sosyal ve fizyolojik özelliklerini ve rolünü öğrenerek bu role göre davranışlar geliştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Bedenindeki değişiklikleri bilmesi, bu değişikliklere uyum sağlamaya yarayacak özellikleri öğrenmesini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin İlk Yıllarında Kişiliğin Gelişimi ve Ruh Sağlığı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin ilk yıllarında birey ne çocuktur ne de gençtir. Bu nedenle ona “Yeniyetme” ya da “Delikanlı” denilmektedir. Kişi bu dönemde çelişkili ve tutarsız davranışlarda bulunurken, ergenliğin son dönenlerinde tutarlı ve belirgin davranışlar geliştirirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel kimliği tam olarak benimseyememiştir. İlk çocukluk çağından başlayarak kendi cinselliği ile ilgili özdeşimi kendi ana-baba modellerine ve onlarla olan ilişkilerine göre biçimlendirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun sıcak ve tutarlı ilişki kurabilen bir ebeveynle özdeşim kurması kolay olmaktadır. Evde küçümsenen, iyi muamele görmeyen bir çocukta özdeşim kusurlu olur. Kadın ve erkek rollerinin kesin sınırları belli olan ailelerde, kişinin kendi cinsiyeti ile ilgili davranışlar geliştirmesi daha sağlıklı olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde kendi cinsinden bir büyük kardeşin olması, ailenin karşı cinsten bir evlat sahibi olmaya duyduğu özlemi sözlerinde ve çocuğun dış görünüşünde yansıtması cinsel kimliğin gelişimini etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik yıllarında güven ve güvensizlik duygularının dengeli olması, daha önceki yıllardan getirdiği kişilik yapısını etkiler. Bebeklik çağından başlayarak ergenlik yıllarına kadar getirdiği kişilik yapısında temel güven duygusu yerine, temel güvensizlik, başarısızlık, suçluluk, başarı yerine yetersizlik duygularıyla yoğrulmuş bir benlik geliştirildiyse ergenlik döneminin bunalımları ile daha çok sorun yaratacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç işleme, intihar olayları ve ruh hastalıklarının ilk nöbetlerinin görülmesi; güvensiz ve sağlıksız bir kişilik yapısının iç ve dış kaynaklı zorlamalarının karşısında sağlıksız çözüm yollarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erinlik döneminde çocukluktan getirdiği alışkanlıkları terketmesi yakınları için bir yakınma konusu olmaktadır. Asi, hırçın, karamsar, ders çalışmayan, süse düşkün, yalan söylüyor gibi yakınmalardan başka, tırnak yeme, ukalalık, oburluk, dikkatsizlik yetişkinleri kaygılandırıcı davranışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin ilk yıllarında; çocukluktan getirilen bu alışkanlıklar onun ihtiyacına cevap vermediği için, eski görünümünü kaybedip gevşer. Sonunda eski alışkanlıklarını yani yetişkinlerin beğendiği toplumsal kurallara uygun davranışları terkederler. Yeni gereksinimlere doyum getiren ve toplumsal kurallarla çelişmeyen davranışlar kazanmaya kadar pek çok yenilgiye düşerler. İçe dönmesi ve çevresine yabancılaşması bu dönemde görülür. İlk yıllarda görülen bu kararsızlık ve tutarsızlıklar normal ve ağırlıklı bir kişilik gereksiniminin geçici görüntüsüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlikte Orta Yıllar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerde 15-16-17, kızlarda 14-15-16 yaşlarını kapsar ve büyümeye ilişkin fizjolojik değişmeler devam eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlik Gelişimi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevreyle olan ilişkilerinin arttığı ve toplum tarafından konulan kuralların anlaşılmaya çalışıldığı dönemdir. Bu dönemdeki aşırı ruhi huzursuzluklar sağlam bir kimlik duygusunun gelişimine sebep olur. Kendi kimliklerinden emin olduklarında ana-babaya çocukça bağlılıktan kendilerini kurtarırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta ergenlikte erkek çocuklar yetişkin bir erkeğe gereksinim duyarken, kızlar anneleri ile daha doğrudan özdeşleşirler. Özdeşleşme bilinçli ya da bilinçsiz bir süre devam etmektedir. Model olarak anne-babaya benzer kişileri seçmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin Son Yıllarında Kişiliğin Gelişimi ve Ruh Sağlığı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin ilk yıllarında yetişkin otoritesine başkaldırma şeklindeki bağımsızlık ihtiyacı ile cinsel kimliğin kabulüne ilişkin ihtiyaçlar tam çözüme ulaşamamaktadır. Fakat kişi kendini arkadaş dünyasının içinde bulur. Böylece dikkatini kendi üzerinden bir ölçüde uzaklaştırır. Yavaş yavaş cinsel isteklerini kendi denetimi altında tutmaya ve cinsel kimliğini özümlemeye başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik öncesinde karşı cinsi reddetme ve ergenlik yıllarında bu ilgiyi gizleme yerine karşı cinsin beğenisine ihtiyaç duymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ekonomik bağımsızlığı için meslek seçimi üzerinde ciddi bir şekilde düşünür. Dış çevreden baskılar arttığında da yeteneklerini gözden geçirmeye çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkin olma yolunda kendisi için kimlik geliştirme çabaları yetişkinlerden çok arkadaşlarına göre yönetilir. Bu ait olduğu arkadaş çevresine tam bir uyum ise sınırlı bir benlik tasarımının gelişimine neden olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin sonuna doğru kişi ben merkezliden çok problem merkezli hale gelmiştir. Toplumsal değerlere ve toplumsal olaylara karşı ilgisi artmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenin yetişkin otorite ile çelişkiler içinde bulunduğu bu dönemde yetişkinlerin onu kabul etmesi, saygı ve anlayış göstermesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkin dünyası ve yakınları ergene bağımsız davranma fırsatı vererek, onun kendi kendine karar verme, kendisine dayanma ve güvenmesini sağlayacak yaşantılar geçirmesine özen göstermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REHBER ÖĞRETMEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MURAT BAYHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-1633368241142437282?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/1633368241142437282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ergenligin-temel-ozellikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1633368241142437282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/1633368241142437282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/ergenligin-temel-ozellikleri.html' title='ERGENLİĞİN TEMEL ÖZELLİKLERİ'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-4936353233283250871</id><published>2011-10-22T11:46:00.000-07:00</published><updated>2011-10-22T11:46:05.163-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><title type='text'>DUYARLI ÇOCUKLAR</title><content type='html'>ÇOCUKLARI DUYARLI KILAN NEDİR? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİDDET DOLU BİR DÜNYADA ÇOCUKLARIMIZA YUMUŞAK YÜREKLİLİĞİ ÖĞRETMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çev: Prof. Dr. Nesrin Şahin*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kendimizi sanki çepeçevre şiddet ve zulümle çevrilmiş bir dünyada yaşıyor gibi algılayabiliriz. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstatistikleri’ne göre, okullarda ya da okulların civarında her yıl, üç milyona yakın suç işlenmektedir. Bu sayı, her okul gününde 16.000 suç ya da her 6 saniyede bir suç, şeklinde de açılabilir. Ev içi şiddete yönelik bir çalışma, pek çok liseli erkek öğrencinin, eğer kendisini öfkelendiriyorsa, kız arkadaşına vurmanın uygun olduğunu düşündüğünü göstermiştir. 1980’lerin ilk dönemlerinde, 17.000 kişinin evlerindeki eşleri tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet ve zalimliğin çok sık görüldüğü ve hatta neredeyse kabul edildiği bir dünyada, çocuklarının daha duyarlı, iyilikçi insanlar olarak gelişebilmeleri, diğerlerine karşı daha çok sevgi ve ilgi gösterebilmeleri için, neler yapmaları, nasıl davranmaları gerektiği, pek çok anne-babanın merak ettiği bir sorudur. Duyarlı çocuklar yetiştirmenin, dünyamızdaki şiddet sorununun tek çözümü olmadığı açık. Ama acaba, gerek televizyonda gerek caddelerde şiddete maruz kalmaları, çocuklarımızın gittikçe daha “katı yürekli” olmalarına yol açıyor mu? Bunun olmamasını sağlayabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz anne-babalar çocuklarının yaşamını etkileyen her şeyi kontrol edemezler. Çocuklarımız dışarıdaki o, genellikle sertliklerle, acımasızlıklarla ya da en azından mutsuzluklarla dolu, "gerçek dünya"da(!) daha çok zaman geçiriyorlar. Ayrıca, ana-babaların kontrol edemeyecekleri kendilerine özgü kişilikleri, özellikleri vardır. Bütün bunlara rağmen, çocuklarının daha şefkatli, daha adil ve daha sorumlu olarak yetişebilmeleri için anne-babaların yine de yapabilecekleri bir şeyler olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba çocukların doğasında bu sevgi dolu özellikler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar bazen çocukların, dışarıdaki dünyayı ve insanları, yetişkinlerin bildiği şekilde "bilemedikleri"ni düşünürler. Onların dünyayı kendilerine göre, kendi bakış açılarıyla değerlendirdiklerini sanırlar. Ama acaba bu ne kadar gerçektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar araştırıcılar, diğer insanlara yönelik gerçek bir şefkat ve ilgi duygusunun, yaş yetişkinliğe doğru ilerledikçe ortaya çıktığına inanırlardı. Ama artık, bu inancın doğru olmadığı, kişinin kendini bir başkasının yerine koyma (empati) ve ilgiyle karışık endişelenme işaretlerinin çok daha küçük yaşta gözlenebildiği ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, Zahn-Waxler, Radke-Yarrow ve King adlı psikologlar, anne-babaları fiziksel (örneğin baş ağrısı) ya da duygusal (örneğin annenin kötü bir haber karşısında ağlaması) bir nedenle sıkıntı içinde olan çocukları izlemişler ve çok küçük yaştaki çocukların bile, anne ya da babalarıyla birlikte bu sıkıntıyı yaşadıklarını görmüşlerdir. Bu çocuklar, ebeveynlerine ilgi ile yaklaşmışlar, sorunun nedenini sormuşlar, çözmek istemişler ve sıkıntıda olan ebeveyni rahat ettirmek için ellerinden geleni yapmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, annelerden biri, eşiyle yaptığı bir tartışma sonucunda ağlamaya başladığında, daha 21 aylık olan kızı yanına gelip, kucağına oturmuş ve annesine fiziksel şefkat gösteren davranışlar içine girmiş, Anne, "Minik kızım uzandı ve beni alnımdan öptü. O dakikada tüm depresyonum ortadan kalktı, ben de ona sarıldım. Daha sonra yüzünde bir tebessüm oluştu. Rahatlamıştı." sözleriyle ifade etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür tepkileri gösterebilenler sadece küçük çocuklar değildir. Gösterdikleri bu yakın ilgi ve şefkat duygusu da sadece anne ve babalarına yönelik değildir. Bir kaç yıl önce, 12 yaşındaki bir Filedelfiya'lı çocuğun "evsiz" kişiler için kendi kurduğu bir barınağı açması, gazetelere yansımıştı. Pek çok çalışmada, çocukların ister sınıf arkadaşları, ister komşu, ister bir yabancı olsun, acı çeken insanlardan hemen etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların hayvanlara yönelik, sanki doğuştan getirilmiş bir yakınlıkları olduğu, çok iyi bilinir. Yeni doğan bebeklerin bulunduğu kliniklerde, bir bebek ağlamaya başladığında, diğerlerinin de ağlamaya başlaması, belki de bu ilgi ve duyarlılığın ilk işaretleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magen ve Aharoni tarafından yapılmış bir araştırmada da diğerlerine yardım etme davranışları içine giren ergenlerin, kendi yaşamları hakkında çok daha olumlu duygular içine girdikleri ve kendi gelecekleri için daha umut dolu beklentiler geliştirdikleri görülmüştür. Bu çalışmadaki ergenlerden biri bu duygularını, "Müthiş bir duyguydu! Kendimi bir kırlangıç kadar hafif, özgür ve mutlu hissetmiştim. Yaşamın çok heyecan verici olduğunu düşünmeye başladım" sözleriyle dile getirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-babalar neler yapabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler hissettiğinizi bilmelerini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapabileceğiniz en önemli şey, çocuklarınızın sevgi, şevkat ve sorumluluk duyguları içinde davranmalarının, sizi ne kadar mutlu edeceğini onlara açıkça söylemenizdir. Çocuğunuzun düşüncesiz ve acımasız bir davranış içine girdiğini gördüğünüzde hemen müdahale edin ve bu şekilde davranmasını istemediğinizi söyleyin. Çocuğunuzla konuşurken içten ama kesin bir dil kullanın. Üzerinde durduğunuz şey onun kişiliği ya da herhangi bir özelliği değil, yapmış olduğu ve dikkatinizi çeken davranışı olsun. Diğer deyişle, "İyi çocuklar böyle yapmaz!" ya da "Kötü bir çocuksun!" yerine, "Yaptığın (..……davranış) iyi bir davranış değil." deyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızın diğer insanlara yönelik davranışlarının, sizin için duygusal açıdan da çok önemli olduğunu anlamalarını sağlamak, bu işin temel anahtarıdır. Eğer sizin herhangi bir konudan duygusal olarak çok etkilendiğinizi bilirlerse, bu konu onlar için de önemli hale gelir. Bu duygusal tepkilerin aynı zamanda konuya yönelik bilgiyle de desteklenmesi çok önemlidir. Diğer deyişle çocuklarınız, sizin o tür davranışları neden onaylamadığınızı da bilmelidir. Örneğin, "Bak arkadaşın ağlıyor, çünkü sen oyuncağını onun elinden aldın. Bu iyi bir davranış değil!" ya da "Bak öyle yaptığında kedinin canı yanıyor, o yüzden de seni tırmaladı. Ona bu şekilde acı vermek iyi bir davranış değil ve artık bunu yapmanı istemiyorum!" şeklinde konuşulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi tür davranışları onayladığınız, hangilerini onaylamadığınız konusunda çocuklarınızla açık, dürüst ve kesin konuşun. Cümlelerinizi kısa ve konu ile ilgili tutun. Önemli olan onların suçluluk duymasını değil, bir şeyler öğrenmesini sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar için iyi modeller olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clary ve Miller adındaki iki psikoloğa göre, çocukların şefkatli olmalarına yardımcı olabilmek için anne-babalar, iki açıdan model olabilirler: Bunlardan biri diğerlerine karşı, ikincisi de çocuğunuza karşı gösterdiğiniz şefkatli davranışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer deyişle, somut davranışlar laf olarak söylenenlerden daha etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer siz kendiniz, tutarlı olarak sevgi ve şefkat dolu biriyseniz, çocuklarınızın da bu şekilde yetişmesi olasılığı daha yüksektir. Çocuklar nasıl davranacakları konusunda ipuçları almak üzere anne-babalarını ve diğer yetişkinleri gözlerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu unutmayın! Eğer onlara bir şey söylüyor ama davranışlarınızla tersini yapıyorsanız, çocuklarınız, sizin yaptıklarınızı daha çok dikkate alacaklardır. Eskilerin,"Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" deyişi, genellikle işe yaramamaktadır. Diğerlerine karşı anlayışlı, hoşgörülü, şefkatli olma konusunda ise hiç işe yaramaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin gönüllü yardım kuruluşlarına ayıracağı zamanı ya da bağışlayacağı parası olmayabilir. Ama tüm ailenizin, gündelik yaşantının bir parçası olabilecek küçük "iyilikçilik" davranışları olabilir. Bu davranışların, öyle muhteşem, gazetelerde çıkacak kadar sansasyonel şeyler olması gerekmez. Bir komşunuzun bir ricasını kırmamak, onlar istemeden bir ihtiyaçlarını önceden görmek, incinmiş bir hayvanı korunaklı bir yere çekmek, evsiz bir insana biraz para verip iyi bir şeyler söylemek, bir grup ergen tarafından alaya alınmış biri için araya girmek, caddeden karşıdan karşıya geçen bir görme engelliye yardımcı olmak, otobüste bir yaşlıya ya da çocuklu bir kadına yer vermek gibi, pek çok, "ilgi-sevgi-şefkat" göstergesi olabilecek, küçük davranışlar vardır. Çocuklarınız siz bunları yaparken sizi izleyebildikleri gibi, kendileri de bu işlerde rol alabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızın çevresinde bu tür özellikleri gösteren kişilerin bulunmasını ve dolayısıyla sizden başka modeller de olmasını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapabileceğiniz bir başka şey de, çocuklarınızın bu tür eylemlere katılabilecekleri organizasyonlar bulmanız ya da düzenlemenizdir. Bunlara katılmalarını teşvik edin. Okul aile birliklerinin "kardeş köy", "kardeş yuva", "Bizim huzurevi", vb. sosyal yardım klüpleri kurmalarına ve bu klüplerin çocuklar tarafından yürütülmesinde yardımcı olun. Toplumda varolan, TEMA, AKUT, Sivil Savunma, Yeşil barış, vb. gibi organizasyonlar hakkında onların yanında konuşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ve Çocuğunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer çocuklarınızın onuruna saygıyla yaklaşır, başarılarına ilgi gösterir ve fark ederseniz, onlara vereceğiniz mesaj, tüm canlıların onuruna saygı ve ilgi gösterilmesi gerektiği olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun bir boyutu da çocuklarınızın sevgi ve şefkat dolu, iyilikçi davranışlarının ödüllendirilmesidir. Psikolog Segal, çocuklara zalim davranışlarının onaylanmadığının belirtilmesi ne kadar önemliyse, olumlu davranışlarının ödüllendirilmesinin de bir o kadar önemli olduğuna dikkat çekmektedir. Onlara bu tür davranışlarının sizi ne kadar mutlu ettiğini coşkulu bir şekilde ifade edin. Örneğin, "Biraz önce düşen arkadaşının yanına gidip, ona yardım ettiğini gördüm. Ne kadar iyi bir davranış yaptın! Çok hoşuma gitti, gururlandım!" diyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki dış dünyanın etkileri ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne-babalar, evde verdikleri bu çabalarının, çocuklarının arkadaşlarından gördükleri, çevrelerinde yaşadıkları ve televizyonlarda sinemalarda izledikleri, bencil kahramanları taçlandıran bir kültürden edindikleri olumsuz, bencilliğe, zalimliğe, yok edip ezmeye, şiddete prim veren mesajlarla, boşa gideceği kaygısını yaşamakta haklıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu etkilere karşı durabilmek için yapacağınız bir kaç şey vardır. Örneğin, onlara yardımsever davranışları ön plana çıkaran kitaplar verin. Ancak unutmayın, çocuklar, özellikle ergenler, kendilerinin ya da "normal" insanların ulaşamayacakları kadar abartılmış ve yüceltilmiş kahramanları pek sevmezler. Bu yüzden, her zaman rastlanabilecek sıradan türden iyilikçi davranışları sergileyen kahramanların öykülerini anlatan kitaplar seçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nün bir araştırmasında, televizyonda iyilikçi davranışları izleyen çocukların, bu davranışları taklit etme eğiliminde oldukları görülmüştür. Bu nedenle, şiddete yönelik filmler izlemelerini engelleyebilir, bunun tersi davranışların sergilendiği filmleri özendirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızın görmek istediği filmler hakkında onlarla konuşun. Aşırı şiddet öğeleri var mı? Diğerlerini atlatıp, "kazançlı çıkan" suçluları, insanlara ya da hayvanlara yönelik şiddeti yüceltiyor mu? Çocuklarınızı bir kavanoz içinde yetiştiremeseniz de, onlarla bu konularda yapacağınız konuşmaların etkisi epey uzun sürebilir. Onlara gördükleri bu filmler hakkında neler düşündüklerini sorun ve acaba o kahramanların elde ettiklerinin, kaybettiklerine değip değmediğini, başka hangi tür seçeneklerini göz ardı etmiş olabileceklerini konuşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızı, kendilerini insanlığın, ülkelerinin iyiliğine adamış ünlü kişiler konusunda eğitin. Çevredeki müzeler, televizyon özel programları ve kitaplar, bunun için birer araç olabilir. Kimlere hayran oldukları ve neden hayran oldukları konularında, onlarla söyleşiler yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki çocuklarımızı bu şekilde eğitmeye çalışırken onları fazla "yufka yürekli" hale de getirebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar hayatın sert ve acımasız gerçekleriyle her gün zaten yüz yüze ise, anne-babalar onun dikkatini acılara ve üzüntülere özellikle çekmenin, iyi bir fikir olup olmayabileceğini düşünebilirler. Bazıları da hayatın bir de bu yüzünü göstermenin çocukları yıkabileceğini düşünebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar anlaşılabilir kaygılardır ve uzmanlara göre, bazı çocukların, bazı durumlarda diğerlerinin acıları karşısında aşırı duyarlı hale geldiği olabilmektedir. Ancak bu bulgular, duygusal açıdan özellikle zayıf ve kırılgan olan çocuklar için geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her tür ve her koşulda kendinden bir şeyler verme" davranışı, "veren kişi" için her zaman sağlıklılık göstergesi olmayabilir. Eğer çocuğunuz her ortamda, diğerlerinin isteklerini kendi ihtiyaçlarının önünde tutuyor ve kendi düşünce ve isteklerine hiç sahip çıkmıyorsa, bu tür bir "aşırı vericilik", "kendine güvensizlik", "boyun eğicilik" gibi bir başka "kişilik gelişimi" sorunun işareti olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremizdeki okulların bazılarında çocuklara yönelik "vericilik" ve "iyilikçilik" davranışlarını geliştirmeye yardımcı faaliyetler düzenlenmektedir. Çocuklar katıldıkları bu "klüpler"de, yaşlılara, özürlülere, fakir çevrelere kendi maddi katkılarını ya da daha çok manevi desteklerini sunabilmektedirler. Doğayı, çevreyi, barışı, kültür hazinelerini koruma eylemlerine katılabilmektedirler. Genel olarak bakıldığında bu tür davranışlardan olumsuz etkilenen çocuk sayısı, yok denecek kadar azdır. Tam tersine bu çocuklar küçük okul klüplerinde edindikleri bu davranış kalıplarını, gündelik hayatlarına da taşımakta ve bu deneyimlerinden çok olumlu etkilenmektedirler. Bunun aşırıya kaçıp kaçmadığını anne-baba olarak en iyi siz görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok edilemeyen Bağlantı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Segal'in sözleriyle, "Bu küçük broşürde önerilen yaklaşımların hiç biri, çocuk ve anna-babası arasında yok edilemeyecek o, sevgi-ilgi bağı olmazsa işe yaramaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımızın verici, iyilikçi insanlar olarak yetişmeleri için en önemli faktör, onların kendilerinin ilgi, şefkat, iyilik dolu bir atmosferde yaşamalarıdır. Uzmanlar, çocukların yaşadıkları evde kendilerini güvende hissetmelerinin, dikkatlerini kendi üstlerinden çekip başka insanlara ve onların sorunlarına yöneltmede önemli bir etken olduğunu vurgulamaktadırlar. Bunun tam tersi durumlarda ise, sevgi ve şefkatten mahrum yetişmiş çocuklar kendilerini sürekli güvensiz hissedeceklerinden, onların sadece kendilerini korumayı, kurtarmayı düşünmeleri, sadece kendi ihtiyaçlarına yönelmeleri doğaldır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.apa.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniv. DTCF Psikoloji Bölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Psikoloji Bülteni 4 (9) 109-112.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-4936353233283250871?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/4936353233283250871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/duyarli-cocuklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/4936353233283250871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/4936353233283250871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/duyarli-cocuklar.html' title='DUYARLI ÇOCUKLAR'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-3487676457537006815</id><published>2011-10-22T11:45:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:45:20.732-07:00</updated><title type='text'>DÖNECEĞİM</title><content type='html'>DÖNECEĞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linda ve Bob Samele hastane odasının kapısına yaklaşırken güçlü olmaya çalıştılar. Linda kendi kendine "Sakin ol. Onu bir de sen üzme" diyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Aralık 1988 günü öğleden sonra yağmur atıştırıyordu. 15 yaşındaki oğulları Chris beş arkadaşı ile birlikte, Torrington, Connecticut'tan, yakındaki Waterbury'e gidiyordu. arabaları çığlıklara dönüşmüştü. Çocukların üçü, Chris dahil olmak üzere, arka camdan fırlamışlardı. biri hemen ölmüş, diğeri ise ciddi bir şekilde yaralanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris'i bulduklarında, yolun ortasında oturmuş, sol bacağından fışkıran kana boş gözlerle bakıyordu. Bariyer, bacağını dizinden koparmıştı. Waterbury hastanesinden yedi saatlik bir ameliyat geçirmişti. Anne ve babası beklerken çılgına dönmüşlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, Linda onu hastane yatağından görmeye dayanamıyordu. Torrington'lu bir postacı olan Bob, Chris'in elini tuttu. Genç "Baba, bacağımı kaybettim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bob başını salladı ve onun elini sıktı. Kısa bir sessizlikten sonra Chris " Şimdi ben nasıl basketbol oynayacağım?" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bob Samele kendini kontrol etmek için üstün bir çaba harcıyordu. Chris çocukluğundan beri bu oyunu oynuyordu ve efsanevi bir oyuncu haline gelmişti. Bir önceki sezon, St. Peters'in sekizinci sınıf öğrencisi olarak 41 sayılık bir rekora imza atmıştı. Şimdi, Torrington lisesinin birinci sınıfındaydı ve toplam iki oyunda 62 sayı atmıştı. Kazadan önce, binlerce kişinin önünde oynayacağı günlerin hayalini kuruyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bob Samele sakat oğluna bakarken ne diyeceğini bilemiyordu. En sonunda, "Chris, biliyorsun" demeyi başardı. "Bekleme odasında, antrenör Martin dahil çok kalabalık bir grup var."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris'in yüzü aydınlandı. Sonra, kararlı bir sesle, " Baba, antrenöre önümüzdeki sezon tekrar oynayacağımı söyle" dedi. "Tekrar basketbol oynayacağım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris yedi gün içinde bacağından üç ameliyat daha geçirdi. Başından beri doktorlar, kopmuş bacağın tekrar yerine dikilemeyeceğini anlamışlardı. birçok sinir, damar ve kas zarar görmüştü. Chris ne yazık ki bir protez kullanmak zorundaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanede kaldığı üç buçuk hafta boyunca odası ziyaretçilerle doldu taştı. Kendisine acıyan birini görünce " Benim için üzülme" diyordu Chris. "İyileşeceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü kişiliğinin yanı sıra Allah’a olan inancı da ona yardımcı oluyordu. Doktorlarının ve hemşirelerinin çoğu bunu anlayamıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir psikiyatrist bir gün " Chris, bazen kendine acıdığın oluyor mu?" diye sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk "Hayır" dedi. "Bunun bir işe yarayacağını sanmıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki hiç öfkelenmiyor musun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır" dedi Chris. "Hep olumlu bakmaya çalışıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Israrcı psikiyatrist odasından çıktığı zaman Chris anne ve babasına "Esas yardıma ihtiyacı olan o" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris eski gücüne ve hareket kabiliyetine kavuşmak için hastanede gerçekten çok çabaladı. Becerebilecek kadar kuvvetlendiği zaman, yatağının yanına bir arkadaşının taktığı potaya top atmaya başladı. Koltuk değnekleri için vücudunun üst kısmını çalıştırması ve dengesini sağlamak için de bir sürü egzersiz yapması gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanede kalışının ikinci haftası bitmişti ki, ailesi onu tekerlekli sandalyesi ile Torrington Lisesi'nin basketbol maçına götürdü. Hemşireler onun ne tepki göstereceğinden emin değillerdi. Ailesine dikkatli olmalarını söylemişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris, gürültülü salona girdiği zaman oldukça sakin görünüyordu. Tribünlerin önünden geçerken, dostları ve takım arkadaşları ona seslenip el sallamaya başladılar. Sonra, Torrington Lisesi müdür yardımcısı Frank McGowann mikrofondan "Arkadaşlar, çok özel bir misafirimiz var. Herkes lütfen Chris Samele'ye hoşgeldin desin" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris, şaşkın gözlerle, salondaki 900 kişinin ayağa kalkmasını, tezahürat yapmasını ve kendisini alkışlamasını izledi. Gözleri yaşlarla doldu. Bu geceyi hiç unutmayacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazadan neredeyse bir ay sonra, 18 Ocak 1989'da Chris evine döndü. Okulda kaçırdıklarını toparlayabilmesi için, Her öğleden sonra eve bir öğretmen geliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders çalışmadığı zamanlar, Waterbury hastanesinde tedaviye gidiyordu. Fiziksel acı, hem de içine işleyen türde acı artık hayatının bir parçası haline gelmişti. Ailesi ile televizyon izlerken, bacağının kesildiği yerden yayılan acıyı unutmak için bazen öne arkaya sallanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, bir öğleden sonra, Chris koltuk değnekleri ile top atmayı ilk öğrendiği garaja gitti. Koltuk değneklerini bıraktıktan sonra, bir basket topu aldı. Kimsenin ona bakmadığından emin olduktan sonra, sağ bacağı üzerinde zıplayarak topu potaya atmaya başladı. Birkaç kez dengesini yitirip yere düştü. Her seferinde ayağa kalktı ve atmaya devam etti. 15 dakika sonra bitkin düşmüştü. "Bu sandığımdan da uzun zaman alacak" diye düşündü ve yavaşça eve geri döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mart'ta ilk protezi takıldı. O kadar heyecanlanmıştı ki, hastanenin protez ve ortopedi bölümü yöneticisine bu protezle basketbol oynamasının mümkün olup olmayacağını sordu. Chris'in ciddi olduğunu gören Ed Skewes "Acele etme" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor, bir insanın spor yapmak bir yana, bir protezle yürümeyi öğrenmesinin bile nerede ise bir yıl süreceğini biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinin bodrumunda Chris takma bacağı ile yürüme egzersizleri yapıyordu. Protezle basket atmak, tek bacakla atmaktan daha da zor gibi görünüyordu. Atışlarının çoğu başarısızdı ve sık sık yere düşüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kötü anlarında Chris annesi ile arasından geçen bir konuşmayı anımsıyordu. Çok cesaret kırıcı bir günden sonra, annesine gerçekten bir daha oynamayı başaracağına inanıp inanmadığını sormuştu. Annesi "Şimdi daha da çok çabalamalısın" demişti. "Ama, yapabileceğine inanıyorum." Haklıydı, bunu biliyordu. Sadece çok çalışması ve hiç vazgeçmemesi gerekiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris, Nisan başlarında okula döndü ve basketbol sahası dışından hemen eski hayatına kavuştu. Okuldan sonra arkadaşları açık hava sahasında oynuyorlardı. Haftalarca onları kenardan seyretti. Derken, Mayıs başında bir gün, formasını giydi ve sahaya çıktı. Arkadaşları şaşkınlık içerisinde ona yol açtılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce, kenardan top atmaya başladı. Topu potaya soktuğu zaman cesaretleniyordu. Ama top sürmeye ve sıçramaya kalkıştığı zaman yere düşüyordu. Arkadaşları, "Hadi, Chris, yapabilirsin" diye bağırıyorlardı. Ama Chris gerçeği biliyordu: Eskiden yaptığı gibi yapması imkansızdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz turnuvasında oynanan maçlardan birisinde, ters bir hareket yaptı ve protezinin ayağını kırdı. Sahadan zıplayarak çıkarken, "Belki sadece kendimi kandırıyorum. Belki vazgeçmem gerek" diye düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonunda, kendisini daha da zorlaması gerektiğine karar verdi. Her gün deli gibi top atıyor, sektiriyor ve ağırlık kaldırıyordu. Her egzersizden sonra takma bacağını ve kesik yeri acıtmasın diye koyduğu dört havlu çorabı çıkarıyordu. Sonra duş yapıyor ve su toplamış yerleri sabunlarken yavaşça inliyordu. Çok geçmeden, kendisini eski haline yaklaşmış olarak görüyor ve acısını unutuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Becereceğim. Hem de gelecek yıl değil, bu yıl" diye düşünüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şükran gününden önceki Pazartesi, antrenör çocukları topladı. Hepsi sinirliydiler, çünkü hepsi Lise takımına girmek istiyordu. Antrenör Chris'e baktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki iki gün boyunca yapılan seçmelerde hiç kimse kendini Chris kadar zorlamadı. Savunma oyuncularının arasında top sektirdi, kaybedilmiş topları tekrar kaptı. Herkese hala oynayabildiğini göstermek için elinden geleni yaptı. Hatta, diğerleri ile birlikte her gün spor salonunda koşarak 10 tur bile attı. Herkesken daha yavaş koşuyordu ama yarıda bırakmıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son çalışmanın ertesi günü, Chris de listelere bakmaya koşanlara katıldı. Kendine, " Sen elinden geleni yaptın" dedi. Bu arada, arkadaşlarının omuzları üzerinden listeyi görmeye çalışıyordu. Evet, işte adı oradaydı. Samele! Takıma tekrar girmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O hafta, antrenör Anzellotti oyuncularını topladı. "Her yıl takımın bir kaptanı olur. Bu kişi örnek çalışması nedeni ile seçilir. bu yılın kaptanı Chris Samele olacak" dedi. Herkes tezahürat yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Aralık gecesi, kazanın yıldönümüne sekiz gün kala, Chris ilk maçı için 250 kişinin önüne çıkacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyunma odasında giyinirken elleri hafifçe titriyordu. Antrenör "Her şey yolunda gidecek, Chris" dedi. "Sadece, bu ilk geceden çok şey bekleme." Chris başını salladı. "Biliyorum" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sonra, takım arkadaşları ile birlikte ısınmak üzere sahaya çıktı. Seyircilerin nerede ise tümü ayağa kalkarak tezahürat yapmaya başladılar. Oğullarını tekrar Torrington Lisesi forması ile görmek Linda ve bob'un gözlerini yaşartmıştı.Linda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Allah’ım, ne olur onu mahcup etme" diye dua etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çabalarına rağmen, Chris gerginliğinden kurtulamıyordu. Isınma hareketleri sırasında attığı topların nerede ise hepsi potanın kenarından döndü. Antrenör Anzellotti "Sakin ol, gevşe" diye fısıldadı. "Acele etme."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular, sahanın ortasında oyunu başlatmak için toplandılar. Oyun başladı. Chris tuhaf bir şekilde oynuyordu. Hareketleri sarsak ve temposuzdu. Attığı şutların çoğu potanın kenarına bile değmedi. Böyle olduğu zaman tribünlerdeki çocuklar, "Hava topu! hava topu!" diye bağırırlardı. Bu kez kimse bağırmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz dakika oynadıktan sonra, oyundan çıktı. İlk yarının bitmesine iki dakika kala, tekrar oyuna alındı. "Hadi Chris" dedi kendi kendine. "Bunun için çalıştın. Göster onlara." Birkaç saniye sonra, bir takım arkadaşı ona pas attı. Potadan bayağı uzaktı. Buradan başarılı bir atış yapmak herkes için zordu. Chris hiç duraklamadan bir uzak atış yaptı. Top uçtu ve filenin içinden geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor salonu alkış ve tezahürattan yıkılıyordu. Bob Samele, heyecandan çatlayan bir sesle "İşte böyle, aferim Chris" diye bağırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dakika sonra Chris bir çekişmeden galip çıkarak topu kaptı ve bir sayı daha attı. Salon gene tezahüratla çınlıyordu. Linda Samele artık gözyaşlarını tutamıyordu. Oğlu yumruğunu havaya kaldırmış, zafer işareti yapıyordu. Linda kendi kendine "Başardın, Chris" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris başarılı oyununu sürdürüyordu. Sadece bir kez dengesini kaybetti ve yere düştü. süre bittiği zaman, 11 sayı atmıştı ve Torrington maçı kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece evde Chris çok mutluydu. "İyi oynadım, baba, değil mi?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Mükemmeldin" dedi Bob ve oğluna sarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun hakkında biraz konuştuktan sonra, Chris merdivenlerden, yatak odasına çıktı. Anne ve babası onun bu gecenin sadece bir başlangıç olduğunu düşündüğünü çok iyi biliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linda ışıkları kapatırken, oğlunu hastanedeki tedavi seanslarından birisinden sonra eve getirdiği bir günü anımsadı. Chris arabada sessiz bir şekilde oturuyordu. Derken birden şöyle demişti: "Anne, ben neden bunun başıma geldiğini biliyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden?" diye sormuştu Linda şaşkın bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chris camdan bakarak "Allah benim bunun üstesinden gelebileceğimi biliyordu. Bunu bildiği için hayatımı kurtardı." demiş ( Jack Cavanaugh ) [Editörün Notu: Samele liseyi bitirene kadar Torrington takımında oynadı. Okulun tenis takımına da katıldı. hem teklerde, hem de çiftlerde oynadı. Tenis oynamayı Springfield, Massachusetts'deki Western New England Koleji'nde de sürdürdü. Oradaki eğitimi sırasında, salon basket bolu oynadı ve Torrington bölgesindeki yaz liglerine katıldı. Samele basketbol antrenörü olmayı istiyor.]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5163047038533479485-3487676457537006815?l=webtoloji.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://webtoloji.blogspot.com/feeds/3487676457537006815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/donecegim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3487676457537006815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5163047038533479485/posts/default/3487676457537006815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://webtoloji.blogspot.com/2011/10/donecegim.html' title='DÖNECEĞİM'/><author><name>kurt</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00313935282743465115</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5163047038533479485.post-4250145762523247402</id><published>2011-10-22T11:41:00.002-07:00</published><updated>2011-10-22T11:41:58.663-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İNTERNET'/><title type='text'>İNTERNET TABANLI EĞİTİM ( İTE )</title><content type='html'>İNTERNET TABANLI EĞİTİM ( İTE )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL YAPILABİLİR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayara yeni başlayan insanların sanıldığını aksine, bilgisayarın yapısı veya işletim sisteminin özellikleri hakkında bir şeyler bilmesi gerekmemektedir. İlk defa makine karşısına oturmuş birine bu konuları anlatmaya çalışmak, o kişiyi bir anda teknik konuların içine atmak olacağı için doğru değildir. Bunu yapmak konuşmaya yeni başlayan bir çocuğa anadilinin gramerini öğretmeye kalkmak gibi olacağı için bu teknikle öğrenmemeyi sağlamış oluruz. Halbuki yapılması gereken öncelikle o kişinin ihtiyaç duyacağı bilgileri, ihtiyaç duyacağı şekilde sunmak, onun o bilgileri kullanmasını sağlamak, daha sonra gerekiyorsa teknik ayrıntılara girmek gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, hepimiz araba kullanıyoruz ama çok azımız arabayla ilgili teknik donanım hakkında bilgi sahibiyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarı ilk defa kullanmaya başlayan kişinin kelime işlemciyle başlaması gerektiği için ilk yapılması gereken, en yaygın kelime işlemcilerden birinin ( tercihen word’un ) etkin kullanılması sağlanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemciden sonra, yapılması gereken , eğitim verilen grubun ilgi ve ihtiyaç alanları dikkate alınarak hesap tablosu programı ( excel, lotus, qp ...) veya veri tabanı programı ( access... ) eğitimine geçilmelidir. Kanaatimce excelin önceliği alması gerekir. Çünkü hem kelime işlemci gibi bir programın ardından işlem ve tablo mantığına geçmek teknik açıdan daha doğrudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime işlemcinin eğitimi tamamlandıktan sonra, yapılabilecek diğer bir çalışma da internet kullanımı üzerine eğitim olmalıdır. Bu çalışma için tek ön koşul klavye alışkanlığının kazanılmış olmasıdır. Dil önemli bir sorun olarak görülmesine karşılık, aslında interneti kullanabilmek için dil mutlaka bir avantaj ama gereklilik değildir. İnternette eğitimde de yine kullanılacak taktik önemlidir. İnternette gezinti (surf) , elektronik posta ( e-mail) kullanımı, beğenilen bir resim veya yazının kopyalanması ve saklanması yolları diye bir yol izlenmelidir. Dikkat edilirse sohbet ( chat ) yukarıda sayılmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar yapılırken arada da ihtiyaç duyulan ( duyulması planlanan ) yerlerde işletim sisteminin ayrıntıları ile ilgili bir takım bilgiler verilmelidir. Ama kesinlikle dikkat edilmesi gereken yol, bilgisayarı bilgisayar başında öğretmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarı tahtada anlatmaya çalışmak = yeni konuşmaya başlayan bir çocuğa özne, yüklem gibi dilbilgisi kurallarını anlatmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar sınavını yazılı veya test olarak yapmak = karşılığı bulunamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NELER YAPILABİLİR ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise mezunu kişilerin 17-18 yaşında oldukları ve lise eğitimin kişilere mesleki bilgiler veren değil hayata hazırlayan ve onun günlük hayatta karşılaşacağı problemlere ve işlere basit ve geçici çözümler bulmasını sağlayan tarzda olması gerektiğinden bilgisayar konusunda da yaklaşımda bu nokta dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla teknolojinin ilerleme hızı dikkate alındığında lise mezunu birinin en azından : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Word’te metin yazması, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Word’te yazılmış metinler üzerinde değişikler yapacak düzeyde fontlar ve stilleri kullanabilmesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Excel’de hesap tablosu hazırlayabilmesi, hazırladığı tablodaki verileri basit formüllerle kullanabilmesi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Excel’de hazırlanmış tablolar
