blog dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2009 Pazartesi

Önce Kendi Reklamınızı Yapın!

Pek çok blogcu, yazılarının arasına, içinde, dışına, kenarına, köşesine, mümkün olan her yere Google Adsense reklamlarını yerleştirerek gelir elde etmeyi düşünüyor. Söz konusu belli bir konusu/rotası olmayan bloglar olduğunda geçerli bir yöntem sayılabilir. Ancak eğer kalıcı, sağlam bir blog ve okuyucu kitlesi inşa etmek, bunu da kazanca dönüştürmek istiyorsanız, başkalarının reklamını yapmadan önce kendi reklamınızı yapmalısınız.

Neyin reklamını yapmalıyım?
Bir blogcu olarak ortaya koyduğunuz ürününüz yazılarınızdır. Blogunuz ise bunları bir bütün halinde sergilediğiniz bir vitrin, bir iletişim aracıdır. Yazılarınızı başkalarına ulaştırmak, söylemek istediklerinizi onlara iletmek için yazarsınız. Ürününüz satırlarınızın arasındadır.

Neden kendi reklamımı yapmalıyım?
Aklınıza kurcalayan soru bu olabilir. Blogunuzda yazılarınızın reklamını yapmak, Google Adsense ya da başka herhangi bir reklamın getirdiği kazancı doğrudan sağlamayacaktır. Ama eğer, uzun süreli ve saygın bir blogcu olmak istiyorsanız kısa vadede kazancı göz ardı eder ve bu doğrultuda özgürce yazılar yazarsınız. Özgün ve faydalı içeriğinizi hazırlar, sonrasındaysa bunun reklamını yine kendi blogunuzda yaparsınız. Amacınız kaliteli içeriği okuyucuyla buluşturmak olduğundan, kendi yazılarınızı tanıtmak bu yolda atılmış doğru bir adım olacaktır. Ayrıca, kendisine reklam yerine daha fazla kaliteli içerik sunulan okuyucu blogunuza daha sıcak bakar, kalıcı bir okuyucuya, bir aboneye dönüşme olasılığı yüksektir.

Kendi reklamımı nasıl yapmalıyım?
Blogunuzda kendi reklamınızı yapmanın yolları çoktur:

1. İç Bağlantılar: Yazınızın içinde konuyla ilgili bir başka yazınıza bağlantı vermek
2. En Çok Okunanlar Listesi: Blogunuzda en çok ilgi gören 5 ya da 10 yazıyı ana sayfada yayınlamak
3. İlgili Yazılar Listesi: Yazınızın sonunda, yine o konuyla ilgili başka yazılarınızı listelemek
4. Seçme Yazılar Listesi: Ana sayfanızda, kendi seçtiğiniz ve önemli olduğunu düşündüğünüz, ancak yeterince ilgi görememiş yazıları sıralayabilirsiniz

Yöntemler çoğaltılabilir. Bunlar, içeriğinizi blogunuza gelen okuyucuya en kısa ve en etkili şekilde ulaştırmanın yoludur. Unutmayın ki, ancak kendi reklamınızı yeterince yaptıktan sonra başkalarının reklamını yaparak gelir elde edebilirsiniz.

Blog Tasarımında 5 Temel Hata

İyi bir blogcunun temel hedefi, alanı içerisinde özgün ve faydalı içerik oluşturmaktır. Bu amaçla bloglamak onu er ya da geç okuyucusuyla buluşturacaktır. Ancak sadece yazmak, iyi ve çok okunan bir blog sahibi olmak için yeterli değildir. Bloglamanın bireysel yayıncılık olduğunu düşünürsek siz kendi blogunuzun hem yazarı, hem editörü hem redaktörü hem de tasarımcısı olmak zorundasınız. Bu yüzden anlatım teknikleri dışında tasarım ve düzenleme konularında da birşeyler öğrenmeniz gerekebilir.

Aşağıda blog tasarımlarında fazlasıyla karşılaştığım beş temel hatayı sıralamak istiyorum. Kendi blogunuzda bunlardan biriyle karşılaşmadığınızdan emin olun.

1. Aşırı Reklam
Blogcuların temel gelir kaynağı olan reklamların -genellikle Google Adsense'in- daha çok kazanmak uğruna blogun her yerine yerleştirilmesi kısa vadede blogcuya kazandırabilir. Ancak bu durum blogunuzda SPAM havası yaratacaktır. Bu da okurunuzun sayfanıza güvenini sarsacak ve okur sayısında azalma olacaktır. Reklam yerleştirmek istediğinizde, blogunuzda görünenlerin çoğunluğunun reklama değil de ürettiğiniz içeriğe ait olduğundan emin olun.

2. Karmaşık Navigasyon
Okurlarınızın aradıkları içeriğe bir an önce ulaşmalarını sağlamak için; sade, metin-temelli bir navigasyon sistemi oluşturmaya özen gösterin. Blogunuzun her sayfasında navigasyonun aynı yerde ve aynı şekilde olmasına dikkat edin. Bu gibi önlemler kullanışlılığı arttırdığı gibi okuyucuya zaman da kazandırır.

3. Gözü Yoran Renkler
Blogunuzu ziyaret eden okuyucuları yoracak renklerden kaçının. Yerine; okuyucuyu içeriğe odaklayan ve içeriği ön plana çıkaran renk tonlarını tercih edin. Unutmayın, resim yapmıyorsunuz, yazı yazıyorsunuz.

4. Zor okunan Yazı Tipi
Bir blogcu olarak en fazla dikkat etmeniz gereken konu yazdıklarınızın okunabilir olmasıdır. Doğru yazı tipini seçmenin yanı sıra, doğru renkleri ve doğru büyüklüğü ayarladığınızdan emin olun. Okunamayan içerik, olmayan içeriktir.

5. Vurgulanmayan Bağlantılar
Blogları yaşatan bağlantılardır. (link) Blogcular, bağlantı verip bağlantı alarak tanınırlar, kendilerini ispatlar vb. Bağlantıların, içerikte öne çıktığından ve normal yazılardan ayırt edilebilir olduğundan emin olun.

Bloglar için Altın Tavsiyeler

Öncelikle blog kelimesinin ne olduğunu ilk kez duyan site sakinlerine öncelikle “Nasıl Blog Sahibi Olunur?” yazımızı okumalarını tavsiye ediyoruz. Kim bilir belki heveslenip siz de ücretsiz olarak bir blog sahibi olup Internet dünyasına katılmış olursunuz.

Gelelim asıl konumuza. Bloglar hakkında bir otorite değiliz ama edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda bloglarınızın daha iyi gözükmesi, internet adabı ve daha çok nasıl ziyaretçi edinebileceğiniz konusunda bilgiler vermek istiyoruz.İşte size faydası olacağını düşündüğümüz altın tavsiyeler.

*

Bloğunuza çok büyük resimler eklememeye çalışın. Büyük resimler, sitenizin daha geç açılmasına sebep olur. Sitenize ilk kez gelen bir kişi de sayfanız geç açıldığı için beklemeden kaçabilir. Internette yüzbinlerce site var. Neden geç açılan bir siteyi beklesin ki. Zaman biz insanlar için çok değerlidir. Zaten Blogcu için şuandaki maximum sınır 150 KB(KiloByte). Internette büyük boyutlardaki resimleri, daha az boyutlara çeviren programlar var. Bu tarz programları kullanabilirsiniz. Örnek olarak PIXresizer tavsiye edebileceğimiz bu tarz programlardan birisdir.



*

Bazı bloglarda da hiç resim yok. Tamamen düz yazı var. Bloglarınıza az da olsa resim eklemeye çalışın. Bloğunuzu sıkıcı olmaktan kurtaracaktır. Ziyaretçilere eğlendiği-öğrendiği bir mekana tekrar gelmeleri için bir fırsat daha vermiş olursunuz.



*

Yazılarınız yazarken, yazı fontuna ve rengine çok dikkat edin. Dikkat çekecek renkler kullanayım derken, yazıların okunmasını güçleştiren renk kombinasyonlarından kaçının. Gözü yoran ve okunması zor renk kombinasyonlarını kullanmayın.



*

Ana sayfanızda çok fazla yazı veya resim olmasın. Bu tarz aşağıya kadar uzanan bloglar da yine geç açılma sorunu olacaktır. Özellikle blogcunun ve blogspotun bunun için önlemleri var. Bir sayfada gözükmesi gereken post(yazı) sayısına siz karar verebiliyorsunuz. Blogcu için Ayarlar-Genel Ayarlar-Bir Sayfadaki Kayıtlar bölümüne yazacağınız sayı kadar post(yazı) sayfanızda gözükecektir. Siteyi ziyaret edenler de diğer sayfalardaki yazılarınız için ise Sonraki linkini kullanarak ulaşabilir. Ana sayfanızda çok fazla yazı ve resim olmamasını şiddetle tavsiye ederiz.



*

Gelelim şu bloglardaki dinlediğimiz enfes müziklere. Öncelikle bir çok blogda güzel müzikler olduğu muhakkak. Bu işin güzel tarafı. Bir de madolyonun diğer yüzü var. Düşünün ki sitenizi ilk kez ziyeret edecek birisi var ve bu işi işyerinden vakit bulduğunda yapıyor. Sitenize girdiğinde bir anda bir müzik çalıyor. Kişi hemen sitenizi kapatacaktır. Bir başka kötü tarafı da, bazı bilgisayarlarda müzik çalan sitelerde problem yaratıyor. Bu genelde Windows Media Player’ daki bir ayardan kaynaklanıyor. Bu yüzden de bazı kişiler sitenize bir daha gelmeyecektir çünkü sizin bloğa girdiğinde internet sayfaları hemen kapanıyor. Müzik kodunu sitenize eklerken bu dezavantajları da düşünmenizi isteriz.



*

Bazı blogcuların yazılarında tüm yazıyı BÜYÜK HARFLERLE yazdıklarını görüyoruz. Bunun bazı sakıncası var. Öncelikle internet adabında büyük harfler kullanmak o kelimeleri bağırarak-vugulayarak söylemek anlamına gelir. Diğer taraftan TÜM YAZINIZI BÜYÜK HARFLE YAZARSANIZ DA OKUMASI GERÇEKTEN GÜÇ OLUR. Bu da kullanıcılarınızn siteye bir daha gelmesinde kafasında soru işaretleri bırakabilir. Ziyaretçiler zor okuduğu bir yazıyı, çok işine yaramayacaksa okumak için zaman harcamaz.

Gelecek yazımızda da bloglarınıza/sitelerinize nasıl daha fazla ziyaretçi çekeceğiniz konusunda bizce altın kurallar vereceğiz. Eminiz ki bir sonraki yazımızda vereceğimiz bilgiler ile, sitenizindeki yorum yazanların sayısının artmasını ve tahmininizden çok fazla ziyaretçinin sizin bloğunuza geleceğini göreceksiniz. Bizi izlemeye devam edin Not: Yukarıdaki yazı tamamen Hobilendik editörleri tarafından yazılmıştır. Bloglar konusunda bizce yanlış olan noktaları vurgulamaya çalıştık.

Elimizden geldiğince sizlere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sorunlarınızda bizimle iletişime geçmekten lütfen çekinmeyiniz. Ayrıca sayfanın en altında gelen yorumlara da bakmanızı tavsiye ederiz çünkü bazı sorularınızın cevapları yorumlarda da olabilir.

Blog Nedir? Blog Çeşitleri?

Blog nedir

Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve gönderi zamanı belirtilir. Yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapılabilir. Yorumlar, blog kültürünün çok önemli bir dinamiğidir; bu sayede yazar ve okuyucular arasında iletişim sağlanır. Bunun dışında, geri izleme (trackback) mekanizmasıyla, belirli bir yazı hakkında yazılan diğer yazıların belirlenebilmesi de mümkündür.

İlk bloglar elle yazılıp güncellenirken, bugün bu iş için özel yazılmış yazılımlar kullanılmaktadır. Bu yazılımlardan bazıları bir blog servisi sağlayıcı sitenin alt alan adları olarak yaratılabilen, bazıları ise kullanıcının kendi sunucusuna kurup çalıştırması gereken yazılımlardır.

Blogun geçmişi

Blogların içeriği geleneksel internet içeriğinden farklılık gösterdiği için sadece bloglar için kurulmuş özel indeksleme mekanizmaları ve arama motorları bulunmaktadır. Technorati en başarılı blog teknolojilerinden biridir. Ayrıca Google Blog Search adında bir blog arama motoru işletmektedir. 2005 yılında Verisign tarafından satın alınan Weblogs.com, dünyanın en büyük blog ping servisi olarak tüm internet indeksleme mekanizmalarına veri sağlamaktadır.

İnternet ile ilgili ciddi bir araştırma kurumu olan Jupiter Research'ün 2005 yılında yaptığı bir araştırmasına göre, blog sitesi sahiplerinin yarısının yıllık geliri 60.000 doların üstünde; blog okuyanların %60'ı erkek ve blog okuma alışkanlığı olanların %73'ü 5 yıldan uzun süredir internet bağlantısına sahip. Blog okuyanların %28'i blog okumak için RSS kullanıyor. 2005 sonunda yapılan başka bir araştırmaya göre de internet kullanıcılarının %38'i blog kelimesinin anlamını bildiklerini, %27'si ise blog okuduklarını belirtmiştir. Blogosferin nabzını tutma misyonundaki Technorati'nin istatistiklerine göre, günde 50.000'den fazla yeni blog sitesi yaratılıyor.

Blogların kullanımı 1999 yılında Blogger'ın bu hizmeti vermeye başlaması ve kısa süre sonra bunu ücretsiz hale getirmesi ile yaygınlaşmıştır. 2003 yılı Şubat ayında Google, Blogger'ı satın aldı ve Google araç çubuğuna, ziyaret edilen sayfanın adresini doğrudan bloga girmeyi sağlayan 'Blog This!' tuşu yerleştirdi. İngilizce bilen çoğu kişi ilk defa bu düğme sayesinde bloglar ile tanışmıştır.

Blogger ile aynı zamanlarda kurulan LiveJournal, sadece belirli kişilerin okumasına izin verilebilen blog sayfaları sağlayarak popüler olmuş bir blog sitesidir. Halen en çok blog yaratılan sistemlerden biri olan LiveJournal, yazdıklarını herkesle paylaşmak istemeyen ve grup bağlarına önem veren kişiler tarafından tercih ediliyor.

Microsoft'un Windows Live Spaces adlı blog sistemi de, MSN üyelerine sunulan Windows Live Messenger hizmetine ilişkilendirilince ciddi bir yayılma göstermiştir. Üyelerin fotoğraf albümü oluşturmasına izin veren sistem, blogların güncellendiği anda paylaşılmasını sağlayan dahili bir yapıya da sahiptir. Daha çok amatör kullanıcılar yönelik bir hizmet olan Windows Live Spaces, görünüş ve yapı olarak değişikliğe pek açık değildir. Ayrıca, Windows Live Messenger daha çok sohbet amacıyla kullanılan bir servis olduğundan, Space'lerde yer alan bloglar da daha çok resim yükleme alanı olarak kullanılmaktadır.

Hızla büyüyen ve ciddi bir akım haline gelen blog dünyasında, İnternetin devlerinden Yahoo! da 2005 yılının Mart ayında kendi blog sistemi Yahoo! 360'ı açtığını ilan etti.

Kullanıcının kendi sunucusuna kurarak çalıştırdığı blog yazılımlarında WordPress liderdir.

Son olarak 2007 yılında da, Tim O'Reilly Blogger's Code of Conduct fikrini ortaya atmıştır.

Blog türleri

Kişisel

Bu tür bloglar çok fazla deneyimi olmayan kişilerin bile kullanabileceği ve sayfalarını düzenleyebileceği yapıdadır ve daha çok günlük olarak kullanılırlar. Kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmasını sağlar. Bloglarda en fazla rastlanan türdür.

Temasal

Sadece belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı, belirli bir konuda uzman kişilerin yazdığı ve düzenlediği bloglardır. Politika, pazarlama, yemek, internet, ekonomi, tasarım, fotoğraf, programlama dilleri ve benzeri konularda odaklanmış bloglar bulunmaktadır. Türkçe olarak yayınlanan bloglarda en fazla ilgiyi yemek konulu bloglar çekmekte, sayı olarak ise bilgisayar blogları göze çarpmaktadır.

Topluluk

Üyelik sistemine sahip olan ve bu üyelerin yazdıkları gönderilerden meydana gelen bloglardır. Komünite olarak da adlandırılan bu türdeki blogların çoğu kendi sunucularındaki blog yazılımını kullanmaktadır. Tarihsel olarak ise, LiveJournal'da oluşan bir kültür mirasını devam ettirmektedirler..

Şirket

Şirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları bloglar dünyada ve iş hayatında giderek önem kazanmaktadır. Türkiye'de az sayıda olsa da bazı şirketler şirket bloglarını hizmete sunmaya başlamıştır. Aslında yeryüzündeki akım, şirketin doğrudan değil, samimi karakterdeki bazı çalışanların desteklenmesi yoluyla bloglamaktır. Hatta en ünlü şirket bloglarını tutan Microsoft çalışanları, samimiyetlerine inandırmak için arasıra rakip firmaların ürünlerini de övmekte, reklamını yapmaktadır.

Türkçe bloglar

Blog dünyada çok önemsenen ve ciddiye alınan bir kavram olmasına rağmen, Türkiye'de 2005 yılına kadar çok fazla farkedilmiş değildi. Mayıs 2005 tarihinde Google'da Türkçe sayfalarda "blog" kelimesi 65.400 kez yer alırken, Mayıs 2006'da bu sayı 5 milyona yaklaşmış, Mayıs 2008'de ise 10 milyonun üzerine çıkmıştır.[1]

Blogger.com'dan hizmet alan Türkçe blog sayısı 2004-2005 yılları arasında oldukça fazla iken, bugün bu sayı hemen hemen hiç artmamaktadır. Çünkü Türkçe olarak hizmet veren blog barındırma siteleri, üyelerine en az Blogger.com kadar iyi hizmet vermektedir. Türkçe barındırma sitelerinin artması, doğal olarak açılan Türkçe blog sayısını arttırmıştır ve Türkçe konuşan insanların blog kültürüne akın etmesini sağlamıştır.

2005 yılında hizmet vermeyen başlayan Türkçe blog servisi Blogcu.com, 2 sene içinde 300 bin üyesi ile Türkiye'de en çok okunan 13. internet yayını olmuştur. Blogcu dışında başka birçok yerli blog servisi hizmete açılmıştır. Bunların arasında Mynet Blog, Milliyet, Habertürk, Vatan gibi yayın organlarının blog servisleri ve Doğan grubu ortaklığıyla 2006 ortasında yayın hayatına başlayan ve 725 bin blogu, 1 milyon 300 bin üyesi bulunan Azbuz.com da bulunmaktadır.

İyi Bir Blog Nasıl Olmalıdır?

Milyonlarca internet kullanıcı hergün milyonlarca websitesini dolaşıyor. Yapılan araştırmalara göre kullanıcıların aynı siteyi tekrar ziyaret etme oranı ise %4. Bir sitenin bu dilim içerisinde yer almasındaki en büyük etkenin ise blog dizaynının güzel olduğu da bu araştırmalarda ortaya çıkan bir sonuç. Burada sizler için iyi bir blog dizaynı nasıl olmalıdır sorusuna cevaplar aradık.

1- İçerik Bir Konu Üzerine Odaklanmalıdır.
Sitenizin içeriğini iyi bilgiye sahip olduğunuz bir alanda oluşturmalısınız çünkü kullanıcılar bu tip sitelerde daha fazla vakit geçiriyorlar. Yoğunlaşacağınız bir konu hakkında kullanıcıları hoşnut edecek makaleler yazarsanız mutlaka geri dönüşümü yakalarsınız.

2- Ziyaretçilerin Rahatlıkla İstediklerine Ulaşabilecekleri Bir Yerleşim
Ziyaretçilerin büyük bir bölümü arama motolarlarından gelir ve sitenize geldiğinde değişik arayışlar içinde olabilir. Eğer onların istediklerine rahatlıklar ulaşabilmelerini sağlayabilirseniz muhtemelen bir dahaki arayışlarında ilk tercihleri sizin siteniz olacaktır. İçeriğin tamamını anasayfada sergilemek yerine sitenize direkt arama motorundan herhangi bir konu üzerinden gelecek olan kişiler için yan menülere son konular, en çok okunanlar ve arama yapabilecekleri bir site içi arama motoru koymalısınız.

3- Sayfa Yükleme Zamanı Kısa Olmalıdır
Zaman her ziyaretçi için önemli bir unsurdur bu yüzden sitenizdeki sayfaların yüklenme zamanını çok kısa olacak şekilde ayarlamalısınız. Unutmayın ki internet dünyasında milyonlarca rakibiniz var ve sitenizin hızlılığı sayesinde bir çoğunu geride bırakmanız içten bile değil.

4- İçerik En Üstten Başlamalıdır
Kendi gözlemlememe dayanan bir kriter bu. Bildiğiniz gibi Google kullanıcıların isteklerini karşılama amacını ilk surada tutan siteleri her yönden mükafatlandırıyor. Günümüzde ben de dahil olmak üzere birçok webmaster arkadaşın düştüğü hata ise konunun başlangıcına reklamlar yerleştirmek. Bunlar göz yoran ve ziyaretçilerin gördüklerinde pekte hoşlanmayacakları şeyler.

5- Ziyaretçiler İçin Hatırlanabilir Olmalıdır
En önemli kriterler arasında gösterebileceğim bir etken. Eğer bir ziyaretçini sizi tekrar hatırlamasını istiyorsanız internet dünyasındaki diğer sitelerden bir farkınız olmalı. Bu konuda yapılan en büyük hata ise ücretsiz tema kullanımı. Ücretsiz bir temayı sizinle beraber binlerce webmaster sitesinde kullanıyor bu yüzden ziyaretçinin sitenizi karıştırması da büyük bir olasılık. Kendi temanızı yaparak veya ücretli bir tema kullanarak bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

6- Reklam Çöplüğüne Dönüşmemelidir
Ziyaretçilerin sitelere gelme sebebi aradıkları herneyse onun hakkında bilgi almaktır. Reklamların her köşeye yerleştirildiği bir sitede içeriği bulmak samanlıkta iğne aramak deyimindeki kadar zordur. Sizce böyle bir siteye ziyaretçinin tekrar gelme olasılığı var mıdır? Bence imkansız.

7- Her Tarayıcıya Uygun Olmalıdır
Günümüzde ziyaretçiler neredeyse 3-4 tarayıcı kullanıyor. Eğer siteniz bunların herhangi birtanesinde sorun veriyorsa muhtemeler ziyaretçi kaybın yaşayacaksınız. Bu yüzden acilen websitenizin tarayıcılarda nasıl çalıştığını test etmelisiniz.

8- Tasarımda İyi Renk Seçimi
Göz zevkine hitap eden herşeyin diğerlerine göre bir avantajı vardır. Sitenizi tasarlarken seçeceğiniz renkler ziyaretçileri hoşnut ederse kazanan siz olursunuz. Kullanacağınız cırtlak renkler veya psikolojik açıdan insanları rahatsız edecek renkler sitenizin tercih edilirliğini azaltır.

9- Yazıların Okunulabilirliği Kolay Olmalı
Bu kısım bloğun formatından çok tema tasarımıyla alakalıdır. Unutmayın ki birçok ziyaretçi sitenizdeki yararlı bilgileri yazdırıyor. Bu yüzden içeriğinizin formatı iyi olmalıdır. Kalın yazılar, beyaz arkaplan, listelenmiş yazılar kullanarak ziyaretçilerinizi hoşnut edebilirsiniz.

10- Önemli Konuları Göz Önünde Tutun
Kullanıcıların sitenizde kalmasını sağlamanın en önemli yöntemlerinden bir tanesi de önemli konuları göz önünde sergilemektir. Böylece kullanıcılarda merak uyandırıp o konuları da okumaları sağlanabilir. Örneğin "Fobi" içeriğine sahip bir sitenin üst kısmında yada yan menüsünde "Fobilerin Listesi" başlıklı bir konuyu sergilemesi gibi.