2 Mart 2009 Pazartesi

TÜRKİYE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU VE ÇOCUK 1921 - 1983

TÜRKİYE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU VE ÇOCUK 1921 - 1983

Sosyal Hizmet Uzmanı
*Bu Makale Sayın Turgay ÇAVUŞOĞLU' nun özel izni ile bu sayfada yer almaktadır. Tüm hak ve sorumlulukları Sayın Turgay ÇAVUŞOĞLU' na aittir.
Giriş :
Himaye-i Etfal veya bu günkü adıyla Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunu incelediğimizde,kurumun sosyal hizmetler alanında bir çok yeniliği uygulamaya soktuğunu ve genç cumhuriyete sağlıklı kuşaklar kazandırmayı amaçladığını görürüz. Gönüllülük esasıyla yola çıkan Himaye-i Etfal , halkın yardımlarını almakla kalmamış devletin sosyal hizmet politikasına yardım çalışmaları ile devlet desteğini arkasına almıştır. Desteğin en büyük göstergesi başta Atatürk olmak üzere daha sonra görev alan devlet büyüklerinin kuruma verdiği maddi ve manevi destekleri olmuştur.
Tarihsel Gelişim :
"Himaye-i Etfal Cemiyeti ilk olarak 1908 yılında Kırklareli'nde kuruldu. Mahalli nitelikteki bu cemiyet çalışmalarını Balkan Savaşına kadar sürdürdü. 1917 yılında ise Himaye-i Etfal Cemiyeti İstanbul'da umumi bir tarzda teşekkül etti . Kırklareli'nde daha önce kurulmuş olan da İstanbul'daki cemiyete iltihak etti . Başka şubeler de açan cemiyet, savaşın ortaya çıkardığı kimsesiz çocukların himayesi ile meşgul oldu. Şubelerin faaliyetlerini uzun süre devam ettirememesine rağmen, İstanbul'da ki cemiyet mevcudiyetini Mütareke döneminde de devam ettirdi. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 17 Ocak l921 tarihli bir padişah iradesi ile kamu yararına çalışan cemiyet olarak kabul edildi " 1
1 Hasan Al bayrak, “ Himaye-i Etfal Cemiyeti” Tarih ve Toplum , C:9 S:52, (Nisan 1988), s.31
Bir başka kaynakta, " Bizde çocuğu esirgeme faaliyet ve teşkilatı filhakika, vakıf yolu ile ve ferden çok eskiden başlamıştır. Ancak bir din ve sevap endişesi dışında, bir hayır ve sadaka işi halinde değil de, modern bir cemiyet icabı olarak işe başlamamız, diğer milletlerden çok sonradır. Bu yolda ilk teşebbüs 1916 da İstanbul un işgali sırasında yapılmıştır. O karanlık ve kararsız işgal yıllarında vatan müdafaasına koşan, esarette kalan, sürgün edilen babaların kimsesiz bıraktığı çocuklar çoğalmış ve bunlardan mühim bir kısmı sokaklara dökülmüştü. Sokakları dolduran bu çocukların sefaleti karşısın da ilk harekete geçen rahmetli Ahmet Muhtar Bey (Vaşinton Büyük Elçisi) ve rahmetli Besim Ömer Paşa olmuştu. Bu iki büyük Türk insanı, Cumhuriyet gazetesi müessesi rahmetli Yunus Nadi, Vatan gazetesi Başmuharriri Ahmet Emin Yalman'ın babası rahmetli Tevfik bey ve o zamanın Polis Müdürü rahmetli Tevfik Hadi beyin de beraberliği ile Çocuk Esirgeme Kurumunu meydana getirmişler ve Beyazıt’ta halen faaliyette bulunan süt damlasını kurmuşlardır. Bu harekette ilk öğretim müfettişi ve gazeteci Mehmet Ali bey ( halen Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü Mehmet Ali Sancaktar) da çok faal bir rol almış ve tertemiz bir idealistlikle teşkilatın emrinde çalışmıştır.
İstanbul’da doğan ve gayet güzel Türkçe konuşan Fransız İşgal kuvvetlerine mensup General Saruat ve Mösyö Seon'un bu hareketi desteklediklerini bu arada söylemek kadirbilirlik olur.
Bu hareketin memleket ölçüsünde bir genişlik aldığını söylemek maalesef imkansızdır. Ancak Kırklareli’nde belediye doktoru Fuat beyin ( Fuat Umay) bu kurumun bir şubesini açtığı ve kendisinin mutasarrıf Kemal beyden (Kemal Gedeleç) büyük ve ciddi yardımlar gördüğünü bugün biliyoruz.
İstanbul da ve Kırklareli’nde çocuk sefaletini önlemek üzere çalışan bu idealistlerin hemen hepsi, Anadolu’da İstiklal savaşı başladıktan sonra Ankara’ya geçmişler, fakat İstanbul’da başlayan hareket durmamış, devam etmiştir.2
" Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunu Ankara'da kuranlar şunlardır: Mustafa Fevzi Paşa (Kozan Mebusu), Dr. Adnan Bey (İstanbul Mebusu), Dr.Fuad Bey (Bolu Mebusu), İbrahim Süreyya Bey (Saruhan Mebusu), Mustafa Necati Bey (Saruhan Mebusu), Dr. Refik Bey (Beyazıt Mebusu), Muhtar Bey (İstanbul Mebusu), Rauf Bey (Büyük Millet Meclisi İkinci Başkanı), Şeref Bey (Edirne Mebusu), Vasıf Bey (Heyet-i Merkeziye Azasından), Abdullah Azmi Bey (Eskişehir Mebusu ), Yunus Nadi Bey (İzmir Mebusu), Nafiz Bey (Erzurumlu Tüccar), Dr. Rıza Nur Bey (Sinop Mebusu), Faik Bey (Edirne Mebusu), Hüseyin Ragıp Bey (Matbuat Umum Müdürü ), Hoca Esat Efendi (Aydın Mebusu), Eyüp Sabri Bey (Eskişehir Mebusu), Emin Bey (Canik Mebusu), Enver Bey (İzmir Mebusu), Hamdi Bey (Bilecik Mebusu), Vehbi Bey (Niğde Mebusu)3
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun kendi yayınlarında , kuruluşunu 10 Haziran 1921 mi yoksa 1 Ekim l921 mi olduğu konusu açıklığa kavuşturulmuş tur.
" Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu, 10 Haziran l921 de Ankara'da resmen teşekkül etmiş kuruluşundan itibaren Türk Çocuklarının hayat ve hukukunu korumak davasını ele almıştır.
1 Ekim 1921 de işe başlayan Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ilk iş olarak yurdun müdafaası ve milletin istikbalini sağlamak için cephede savaşan babaların, cepheye cephane yetiştirmeye koşan annelerin cephe gerisinde kalan yavrularına kucak açmıştı. Bu suretle Kurtuluş Savaşına kendi davası çerçevesi içinde katılan Çocuk Esirgeme Kurumu ordu saflarında ve halk arasında itibar bulmakta gecikmemiş savaşanlar ve cephe gerisinde himaye altında bulunduklarını bildikleri için müstevliyi kovmaktan başka kaygıları kalmamıştı."4
1 Ekim l921 tarihiyle ilgili olarak kurumun resmi kayıtlarında " Çocuk Esirgeme Kurumu, 30 Haziran l921 de kurulmuş, fakat Kurtuluş Savaşının o en buhranlı günlerinde hemen çalışmalarına başlayamamıştır. Onun asıl çalışması, 3 ay sonra, 1 Ekim 1921 de başlar" ifadesiyle yer almıştır .5
30 Haziran 1921 tarihinde Ankara'da ( Hakimiyeti Milliye) matbaasının bütün mefruşatı bir masa ve on kadar sandalyeden ibaret olan küçük bir odada tesis edilerek, on arkadaşın verdikleri ikişer liradan ceman yirmi lira ile işe başlayan Kurum; bir müddet Hacıbayram caddesindeki eski mektep binasında ve sonra yine aynı caddede kiraladığı binada çalışmaya, alt iki odanın birinde bir katiple çalışırken diğer odada hasta çocukları muayene ve tedaviye başlamıştır. Üsteki iki odayı ve arkadaki küçük bahçeyi kiraya vererek binada parasız oturmayı ve bir miktar varidat temin etmiş, en üst katta kimsesiz küçük bir misafirhane tesis eylemiştir. İlk eşya yardımı olarak Akçeşehirli Arif ( bey ) tarafından verilen iki top kumaşla giydirilen fakir yavruların muhitte yapmış olduğu iyi tesir, yardımların tevalisini intaç etmiş; bunlar bilhassa İstiklal savaşındaki zabitan üzerinde çok iyi izler hasıl etmiştir. "6
2.Osman K. Akol, Kimsesiz Çocuklar, Örnek Matbaası , Ankara 1950, s.58 3.Tahsin Baranoğlu, “Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, C: S: (1966 ) , s. 4.18. Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1959, s. 5 5.V.Bartu, 25 Yıl ( 1821-1946) 6.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi , Resimli Ay Matbaası, İstanbul 1940, S. 3
" İstiklal harbinde, savaş sahası olan köylerde kimsesiz çocukların çokluğunu ve yıkılmış evlerinin duvarları diplerinde yaşayan bu yavruların korunmaları lüzumunu sayın Meraşal Fevzi Çakmak bir telgrafla Kurumumuza bildirmişlerdi.
Ankara muhtarlarının gayreti ve halkın gösterdiği uluvvü cenap ve şefkat dolayısıyla üç beş gün içinde bin beş yüz çocuk için evlerde muvakkat yerler hazırlamış ve bu yavruların giydirilmesi ile istirahat ve iaşelerinin teminine başlamıştı.
Gelen çocukların şehir hayatlarına uymaları ve köylerine dönmek iştiyaklarına tahammül edememeleri çocukların bir kısmının geri gitmesini intaç etmişti. Kalan çocuklardan mühim bir kısmı Darülitamlara gönderilerek okumaları temin olunmuştu. Bugün bu köy çocukları arasında doktor, mühendis, müddeiumumi, hakim, ressam, sanatkar olanlar vardır. Kurum çalışmalarının tebellür etmeğe başlaması müracaat edenleri çoğaltmıştı. Müracaat edenlere müspet cevap vermek ve Kurumun asıl gayesi dahilinde bulunan süt çocuklarını koruma ve yaşatma çarelerini temin eylemek için süt çocuklarına mahsus bir yuva açmak ihtiyacı vardı. Bu müesseseyi açmakla beraber annelerin çocuk bakımı hakkındaki bilgilerini fenne uygun bir şekilde genişletmek en esaslı bir tedbir olacağını tabii görerek kız mekteplerinde (Çocuk bakımı) dersini programa koymalarını Maarif vekaletinden rica etmiştik. Vekalete takdim etmiş olduğumuz gibi mektepli kızlarımız kozmoğrafyadan mükemmel malumat sahibi oldukları halde bir çocuğun derecesi nasıl alınır, bunu bilmiyorlardı. O zaman vekil bulunan Seyhan Milletvekili merhum İsmail Safa Özler bu teklifimizi çok yerinde bularak programlara Çocuk Bakımı dersini ilave ettirmişlerdi. "7
7.Dr. Fuat Umay,Çocuk Esirgeme Kurumu 25 Yılda Neler Yaptı. Çocuk Davamız , Meşher Basımevi, İzmir 1946, S. 6.
Ulu önder Atatürk'ün gerek askeri, gerekse sivil yaşamı incelendiğinde, çocuklara karşı özel bir sevgisinin olduğu görülür. Gazi Mustafa Kemal Paşa özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında yetim çocuklara karşı başlayan koruyuculuğunu , Çocuk Esirgeme Kurumunda kurumsallaştırmıştır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Riyaseti
Başkitabeti
Evrak ve Tahrirat Kalemi
Adet - 1143 Ankara - 1.8. 337
Ankara'da Himaye-i Etfal Cemiyeti Muhteremesi Riyasetine
11. Temmuz . 37 Tarih ve bir numaralı tezkereyi aliyelerinde taleb buyurulduğu veçhile Himaye-i Etfal Cemiyeti Muhteremesinin himayesini kemali iftiharla kabul ettim. Cemiyetin kıymetkar ve feyizkar mesaisinde muvaffak olmasını temenni eylerim efendim.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Reisi (8)
M. KEMAL
Varide numarası 2
8.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu arşivi
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu arşivlerinden alınan bu belgeden de anlaşılacağı üzere M.Kemal Atatürk Çocuk Esirgeme Kurumunun korunmasında sürekli yardımcı olmuştur. Bu desteğini göstermek amacıyla , düzenlenen Çocuk Haftası kutlamalarına katılmıştır.
" 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haftası'na Gazi Mustafa Kemal de yakın ilgi göstermiştir. Himaye-i Etfal Cemiyeti yöneticileriyle bir grup çocuğu Çankaya'da kabul ederek onların bayramını kutlamıştır. 23 Nisan 1929'da Ankara Palasta verilen müsamereye de katılarak çocuklarla yakından ilgilenmiştir."9
9.Cemil Sönmez, Atatürk ve Çocuklar ,Ajans-Türk Matbaacılık , Ankara 1992 , S. 69
Çocuk Esirgeme Kurumu " Cumhuriyetin ilerleyen yıllarında Mustafa Kemal'in çocuklara olan sevgisinin simgesi olmuş ve Dünya tarihinde çocuklarına bayram armağan etmiş ilk ve tek ulus olarak çocuk konusunun ve çocuğa verilen değerin canlı tutulmasında ve çocuklara yönelik sosyal hizmetlerin yürütülmesinde ve geliştirilmesinde baş rol oynamıştır".10
10.Ethem Çengelci, Cumhuriyet Türkiyesinde Sosyal Hizmetlerin Örgütlenmesi, Şafak Matbaacılık, Ankara 1996 , S. 6
Bazı kaynaklarda Çocuk Esirgeme Kurumuna Atatürk'ün ilgisinin yanı sıra eşi Latife Hanımında çalışmalara katkı verdiği görülmektedir. " İlim heyeti toplanmazdan birkaç gün önce Fuat Bey:
- Cemiyetimizin başkanı, Mustafa Kemal'in refikası Latife Hanımdır. Ben kendisine hazırladığınız projeden bahsettim. Toplantıdan önce, projeyi dinlemek ve sizinle konuşmak istiyor, dedi.
Ben projeyi Latife Hanım'ın dinlemesinde hiç bir mahsur görmedim. Müspet bazı fikirler verirse elbette ki faydalı olurdu. Latife Hanım'ın geleceği günü kararlaştırdık, Cemiyetin merkezinde Fuat Bey'in odasında buluştuk ." 11
11.Sabiha Sertel , Roman Gibi, Belge Yayınları ( İkinci Baskı) , İstanbul 1987 , s 73
KURUMUN ETKİNLİKLERİ ;
Daha öncede belirttiğimiz gibi Himaye-i Etfal veya bu günkü adıyla Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ,ülkemizdeki gönüllülük esasıyla yola çıkıp,ülke çapında örgütlenebilen , yaşamını uzun bir süre sürdüren ve sosyal yardım alanında bir çok ilklere imzasını atan bir kuruluştur. Devlet ve halkın desteğini sürekli arkasında bulan ,sosyal hizmetler alanında günün gereklerini çok iyi inceleyerek, önlemler arayışı içerisine giren kurum etkinliklerini sadece yurt içinde sürdürmekle kalmamış yurt dışında da örgütlenmiş ve etkinlikler düzenlemiştir.
Çocuk Esirgeme Kurumunun yönetmeliğinin incelenmesi halinde, ne kadar sistematik bir şekilde çalışma programı hazırladığı anlaşılabilir.
" A) Evleneceklerin beden ve ruhça denk olmaları lüzumunu telkine çalışmak,
B) Gebelik zamanında ananın göz önünde tutacağı sağlık kaidelerini ve çocuk bakımını öğretecek yayınlar yapmak ve polikinlikler kurmak,
C) Çocuk bakım kursları açmak, çocuk bakım hemşireleri yetiştirmek,
Ç) Doğumevleri açmak ve işletmek,mevcut doğumevlerine yardım etmek,
D) Zayıf gebe kadınlara doğum zamanında gereken kuvvetli ve doğumdan sonra yavrusuna süt verebilecek yeterliliği sağlayacak ana bakımevleri açmak,
E) Yoksul emzikli annelere ve çocuklara ucuz veya parasız yiyecek ve giyecek maddeleri sağlamak veya bu maksatla aş evleri kurmak,
F) Yoksul anneler ve çocuklar için ucuz veya parasız banyolar tesis etmek,
G) Hasta veya muhtaç çocuğa süt veremeyecek anneler için süt damlaları kurmak, süt, süt tozu, mama vermek ve süt çağındaki çocukların gıdalarını sağlık şartları altında temin edecek tedbirleri almak,
H) İşe giden annelerin çocukları için çocuk bakımevleri vücuda getirmek, kadın işçi çalıştıran müesseselerde bakımevleri kurma veya kurdurmayı sağlamak ve bunlara yardım etmek,
İ) Çocuklar için yuvalar açmak ve muhtaç çocukları bunlardan parasız faydalandırmak, yuva olmayan yerlerde parasız veya bakım parası Kurum tarafından ödenmek üzere bunları aileler yanına vermek ve durumlarını gözetmek,
J) Çocuk poliklinikleri, hastaneleri, prevantoryum ve sanatoryumları açmak ve işletmek, bu maksatla açılmış veya açılacak olanlara iştirak etmek veya yardımda bulunmak, yoksul emzikli anne ve çocukların bu tesislerden parasız faydalanmalarını sağlamak,
K) Muhtaç çocuklara fakir ve emzikli analara parasız ilaç vermek,
l) Fakir okul çocuklarına okuma, yazma levazımı, giyim eşyası sağlamak ve bunların beslenmeleri için aş evleri, öğrenci sofraları vücuda getirmek,
M) Tatil devrelerinde okul çocukları için öğretmen idaresinde bakımlarını, beden ve ruh eğitimlerini sağlayacak kamplar kurmak, fakir çocukları bunlardan parasız faydalandırmak,
N) Sağlık ve terbiye şartlarına haiz çocuk bahçeleri kurmak ve bu bahçelerin kurulmasında ve bakımında belediyeleri desteklemek,
O) Çocuk tiyatro ve sinemaları ve benzeri yerleri açmak ve işletmek, veya mevcut olanlara yardım etmek suretiyle çocukların boş zamanlarını faydalı geçirmelerini sağlamak,
Ö) Çocuk kitabevleri, okuma odaları vücuda getirmek ve faydalı çocuk mecmua ve kitapları yayınlamak ve bu kabil kitapların telifini teşvik için müsabakalar tertip etmek,
P) Çocukların ve çocuklu annelerin seyahatlerinde, umumi yerlerde ve çalışanların iş yerlerinde durumlarıyla ilgilenerek kendilerini korumak ve gerekli yardımları yapmak,
R) Çocukların dairelerde veya mahkemelerde haklarını sağlayacak tedbirlere başvurmak, velisiz ve vasisiz çocukların kanun hükümlerine göre vasiliğini almak ve bu sıfatla bunların her türlü mallarını idare etmek, hak ve menfaatlerini korumak,
S) Çocuk mahkemeleri, çocuk cezaevleri açılmasını temine çalışmak, vücutça ve ruhça sakat çocuklar için ıslah evleri kurmak, bunlara gereken maddi ve manevi yardımlarda bulunmak,
Ş) İş görecek yaşta ve durumda bulunan çocuklara iş bulmak ve bunları münasip işlere yerleştirilinceye kadar barındırmak ve bakmak,
T) Çocuk ölümünü azaltıcı tedbirleri almak, bu tedbirleri maddi ve manevi şekilde desteklemek,
U) Çocuk düşürmeyi önleyici tedbirlere başvurmak,
Ü) Himaye ve yardıma muhtaç çocuklar için sosyal vergiler konulmasına veya prim verilmesine ve kendi imkanları nispetinde çocuklar için bir sosyal sigortanın tahakkukuna çalışmak,
V) Hakiki veya hükmi şahsiyeti haiz kimseler tarafından yapılan veya yaptırılan ve Kurumun maksatlarına uygun her türlü tesislerin yapılışlarına, işletme ve gelişmelerine yardımda bulunmak, bunların yaşaması için vücuda getirilen tesislerin idaresini üzerine almak veya bunlara iştirak etmek,
Y) Belirli maksatlara tahsis edilmek üzere yapılan bağışları kabul ederek bu maksatların tahakkuk ettirilmesini sağlamak, zaruri ve faydalı görülen hallerde bunları Kurumun yardımlarıyla desteklemek,
Z) Ananın gebeliğinden, çocuğun doğup büyümesine kadar bakım, sağlık ve eğitimini sağlayacak her türlü faydalı tedbirleri almak, bu maksada yarar tesisler vücuda getirmek, mevcutları destekleyerek çalışma ve gelişmelerine yardım etmek."12
12.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Tüzüğü , Doğuş Ltd Matbaası, Ankara 1954 , S. 3
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Tüzüğünden de ( 1954) anlaşılacağı gibi kurum ,sosyal hizmetler alanında çağdaş çözüm arayışları üretmiş ve bunları tüzüğüne almıştır. Çalışmalar sadece tüzükte kalmamış , tüzükte yer almayan ; çocuk haftası, gönüllülerle çalışmalar, çocukların üretici hale getirilmeleri için yapılan çalışmalar, sokak çocukları çalışmaları , gürbüz çocuk yarışmaları, yaz okulu çalışmaları, sağlık müzeleri, eşya piyangoları, kurutma kağıdı, oyuncak ve otomatik tartı makinaları ithalatı, vb gibi bir çok ilkin başlatılmasını sağlamıştır.
A- KURUMSAL ETKİNLİKLER
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun tarihsel gelişimine baktığımızda , kurumun ilk yıllarında , parasal yardımlara ağırlık verdiğini görürüz. 1922 yılında çalışmalar muayene ve tedavi, para yardımı ve koruma olarak yapılmıştır.
1923 yılında yiyecek yardımına ağırlık verilmiş, 1924 yılında ise paralı ve parasız süt dağıtımı işine girilmiştir.1925 yılından itibaren yiyecek yardımı, doğum yardımı, okul malzemeleri dağıtımı , 1926 da bu hizmetler sürdürülmüş, 1927 yılında kurum banyoları açılmış, 1928 yılından itibaren çocuk bahçeleri kurulmaya başlanmıştır.1929 yılından itibaren kuruluşlara ağırlık verilerek , doğrudan koruma çalışmaları başlatılmıştır.
Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı Fuat Umay 1941 yılında yapmış olduğu bir radyo konuşmasında : " Yurdumuzun her tarafına uzanmış olan şefkat şebekelerimizin feragatle çalışan kıymetli uzuvları 1940 senesi sonuna kadar 20 senede 3.469.990 çocuğa yardım edebilmişlerdir. Bunlardan 2.334.168 çocuğa süt ve sıcak yemek verilmiş, 1.135.822 çocuğa da giydirilmek , muayene ve tedavi edilmek ve mektebe verilmek suretiyle yardım edilmiştir.
Bu rakamlar 700 şubemizin 427 sinden gelen istatistiklere dayanmaktadır. Kurumumuzun 20 senede tesis edebildiği sıhhi ve içtimai yardım müesseseleri, bir çocuk bakıcı mektebi, üç doğumevi, iki ana mektebi, beş pansiyon, dört diş muayenehanesi, dört yüzme ve kum havuzu iki dispanser, on bir süt damlası, iki sinema, iki sıhhat müzesi, on bir çocuk okuma evi, otuz dokuz çocuk yuvası, elli beş çocuk bahçesi, yetmiş sekiz aşevi ki ceman 284 tür."13 şeklindeki ifadesi ile kurumun çalışmalar hakkında bilgi vermiştir.
13.Fuat Umay, “ Çocuk Esirgeme Kurumunun Çalışmaları” , Cumhuriyetin 18.nci Yıldönümünde Hitabeler ve Konferanslar, Çankaya Matbaası, Ankara 1941, S. 127.
1946 yılı verilerine göre kurumun 447 kuruluşu, 194 bina ve arazisi bulunmaktadır.
" Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkez ve Şubelerinin Yardım Müesseseleri
Müesseseler Sayı
Çocuk Yuvaları ve Şefkat Yuvaları.....45
Gündüz Bakım evler ( Kreşler )..........25
Çocuk Yurtları.....................................9
Süt Damlaları.....................................21
Muayenehaneler................................61
Diş Muayeneleri..................................5
Doğumevleri.......................................3
Pansiyonlar........................................9
Aşhaneler.........................................38
Talebe Sofraları.............................112
Çocuk Bahçeleri..............................71
Banyolar..........................................10
Sinemalar.........................................13
Okuma Odaları................................11
Çocuk Kütüphaneleri.........................5
Çocuk Bakıcılık Müzesi.....................2
Çocuk Bakıcılık Okulu......................1
Ana Mektebi....................................2
Yüzme ve kum havuzu......................4
Yekün......................................... 447
Binalar ve Arazi
Bina; dükkan ve mağazalar (37 )....123
Tarla, mera, çayır; bağ ve bahçe.......29
Arsa................................................35
Maden suyu ve membalar..................6
Plaj ..................................................1
Yekün..........................................194 (14)
1- Süt Damlaları
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun başlattığı çalışmanın ilkleri arasında süt damlalarını sayabiliriz. Ekonomisinin yetersizliği ve savaşın yaralarını saramama, o dönem ülkenin en büyük sorunlarının başında gelmektedir. Süt Damlaları herhangi bir nedenle anne sütünden yoksun bulunan veya anne sütü yetişmeyen çocuklara mikropları öldürülmüş iyi süt ve süt almak için gelip hasta olanlara ilaç vermek amacıyla kurulmuştur.
"Umumi harp belası memleketi yakıp kavurduğu vakit zavallı yavrular içecek süt değil ,yiyecek ekmek bile bulamıyorlardı. O vakit nice yavrular açlık ve düşkünlük yüzünden helak olup gitmişlerdi. Bu gün Himaye-i Etfal Cemiyetinin vücuda getirdiği Süt Damlası evi sayesinde her yıl yüzlerce yavrunun ölümden kurtulduğunu görüyoruz .. Çocuk kıranının başlıca sebebi süttür. Temiz ve gıdalı süt içemeyen , ana sütünden her ne sebeptense mahrum kalan bebekler, midelerinin hazmedemediği şeyleri yediklerinden, ister istemez, mideleri bozuluyor, ishale tutuluyor, yavaş yavaş kuruyup sönüyorlar."15
Süt Damlalarıyla ilgili ilk kuruluşlardan birinin İzmir'de açıldığı anlaşılmaktadır." İlk teşekkülünden itibaren memleketimizin her tarafında Merkez, Şube ve kollar açmak suretile yayılmaya başlayan kurumumuz 1923 Yılında da İzmir’de bir süt damlası ile bizlerden evvel vazife alan feragatli arkadaşlarımızın gayretli çalışmaları ile İzmir merkezinin nüvesini teşkil etmiş ve o zaman atılan Çalışma Tohumu şimdi bu raporda rakamlarla ifade edilen Çocuk Esirgeme varlığını temin etmiştir". 16
Sütlerin hazırlanması ve dağıtımıyla ilgili olarak ; " Sütler günü gününe hazırlanır. Bu sütler, 1927 de Avrupa'dan mahsus ısmarlanıp getirilen ağzı bira şişesi gibi lastikli, yaylı tıpalı şişelerde annelere dağıtılır. Bir de şu ıstatiki gözden geçirelim: 1927 senesinde her gün süt verilen çocukların sayısı 1605, bunlara verilen süt miktarı da 16.568 kilodur.1046 çocuk muayene ve tedavi edilmiştir. 82 anne ile çocuk göz hastalığı için gelmişler, iyice bakılmışlardır. Doktorlar bu işleri parasız yapmışlardır." 17 şeklinde bir ifade ile karşılaşıyoruz.
14.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi, “ Genel Kongre 25 ve 26 yıllar 1946 - 1947 İş ve Hesap Raporu , Çankaya Matbaası, Ankara 1948, S. 11 15.“ Süt Damlası” Halk,Devlet Matbaası, İstanbul 1929, C:3, S:7, s.5 16.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu İzmir Merkezi, 1945-1946 Yılı Genel Kurulunda Okunan Bir Yıllık Faaliyet Raporu ve Hesabatı, Nefaset Matbaası, İzmir 1946, s.3 17.Süt Damlaları, a.g.k. S. 51
2 -Aşevleri
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun tarihçesini incelersek, kurumun aşevleri kanalıyla önemli bir hizmeti başlattığını görmekteyiz.
" Gıdasızlık, yoksulluk, felaket dolayı siyle çocuklarda fizyolojik sefalet göze çarpacak kadar ilerlemiş yerlerde açılır. Gündüz bakımevi açılmayan yerlerde çocukları kurtarmak için aş evleri açılabilir, yoksul ve cılız çocuklarla sıcak yemek bulamayan fakir talebeye öğle ve akşamları sıcak yemek ve çorba vermeğe çalışır.
Aşevleri için özel ve geniş tesislere lüzum yoktur. Bir okulda, terk edilmiş boş bir medresede, hatta temiz bir barakada kurulacak mutfakla bir idareci ve iki aşçı yeter. Lakin bunu bir imaret haline koymaktan çekinmelidir. İsraftan kaçınmak, intizam ve temizliğe çok riayet etmek, sıkı bir sıhhi kontrole bağlı bulundurmak, temiz erzak, temiz hizmet temin etmek gereklidir. Yalnız Kolu ve mahalli alakadar erkanı tarafından gösterilecek yardıma müstahak yoksul ve kimsesiz çocuklara fakir ve cılız talebeye sıcak yemek vermeğe münhasır kaldığı, çok ciddi, temiz ve hesaplı idare edildiği taktirde fevkalade neticeler verecek aş evleri çocuklara yapılabilecek sosyal yardımın en göze çarpacak en çabuk neticeler verecek şümullü ve manalı şeklidir."18
18.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi,Güney Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.O , Ankara 1948 , s.42
Başka bir kaynakta aynı doğrultuda yapılan bir çalışmanın örneğine rastlamaktayız." Çocuk ve Anne Mutfağı: Mekteplerdeki gıdasız çocuklara öğle zamanları sıcak ve etli yemek vermek için tesis edilmiştir. Gündüz bakımevinin mutfağındadır. Bir defada 1200 çocuğa ve gebe kadınlara , emzikli kadınlara yemek verecek kabiliyettedir."19
19.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi,a.g.k. s.22
Aynı kaynakta istatistiki bilgi olarak tablo halinde ; 1938 yılında 146.956 çocuğa sıcak yemek verildiği, 1939 yılında ise 72.155 kab olmak üzere, 155.267 çocuğa sıcak yemek verildiği belirtilmektedir.
3 - Talebe (Öğrenci ) Sofraları
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Tüzüğünde " Yoksul okul çocuklarına okuma-yazma araç ve gereçleri, giyim eşyası sağlamak; bunların beslenmesi için aşevleri, öğrenci sofraları kurmak." yer almaktadır.
"Adından da anlaşılabileceği üzere bu sofralar ailenin yoksulluğu, kimsesizliği yüzünden yetecek kadar yemek alamayan, doymayan, sıcak yemekten mahrum kalarak uzvi sefalete düşen zayıf ve cılız çocukları bu sefaletten kurtarmak, sıhhat ve hayatlarını korumak suretiyle genç nesil arasında çelimsiz, düşkün ruhlu, hasta elemanları azaltmak için açılır.
Her memleketi ve ırkın kuvvet ve kudreti gençlerin kuvveti ile ölçülür. Çocukluk devresindeki türlü hastalık ve tehlikelerden yakasını kurtararak yaşama ve yaşatma hakkını kazanmış olan gençleri sırf yiyecek ve geçinme zoru ile sefalete düşürmek büyük zarar olur. Bu şartlar içinde kalmış olan gençler hayatlarını koruyabilse bile gelişme ve kuvvetlenme devresinde kifayetsiz ve değersiz bir gıdanın ruhlar üzerinde husule getirdiği acı ve menfi düşkünlük maddi ve manevi korkulacak tesir yapar. Bu düşünceler okullarda yetişmeğe çalışan talebenin memleket ve millete faydalı olabilmesi, nesil için yüz karası olmaktan kurtulması için talebe sofraları açılmaktadır."20
20.ÇEK Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi,a.g.k. s . 43
Talebe sofraları kurumun merkez ve taşra örgütünce bağımsız olarak yürütülmüştür. Her şube bulunduğu yerde eğitim hizmeti götüren okullarla işbirliği yaparak yoksul öğrencileri saptamaktadır. Okul yönetimi seçtiği öğrenciler için yemek tabağı, kaşığı, çatalı sağlamaktadır. İsterse öğrenci bu malzemeleri evinden getirebilmektedir. Okulu öğrenciye yemek yiyecek yeri sağlamakta olup, şubeler yemeği ya kendileri organize etmekte yahut bir ahçıya bedeli karşılığında pişirtmektedir.
Talebe sofralarında ki amaç öğrencilere bol kalorili, temiz yiyecek yedirebilmektir. Bu çalışmalarda halkın büyük desteği sağlanmıştır. İsteyen kişiler kaç çocuğa bakacağını şubeye bildirmişler , ya yemekleri kendileri getirmişler veya , yemeğin maliyetini bilerek kuruma yardımlarda bulunmuşlardır.
"1946 verilerine göre Çocuk Esirgeme Kurumunun 112 Talebe sofrası bulunmaktadır."21
21.TÇEK Genel Kongre 25 ve 26 Yıllar İş 1946-1947 İŞ ve Hesap Raporu, a.g.k. s.11
4- Çocuk Bahçeleri :
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun gelişimine baktığımızda, dönemine göre çağdaş hizmetler götürdüğünü görmekteyiz. Kurumun kurucularından Waşhinton Büyükelçiliği yapan daha sonra İstanbul Mebusu Muhtar Bey' in ve kurumun genel başkanlığını yapan Dr. Fuat Bey' in yurt dışındaki uygulamaları izlemesi ve bunları ülkemizde uygulamaya çalışması çocuk alanındaki bir çok yeniliği beraberinde getirmiştir. Bu durum Sabiha Sertel' in 1923 yıllarında Çocuk Esirgeme Kurumu adına projeler yapmasıyla da doğrulanmaktadır.
" Çocukların sıhhi, terbiyevi, manevi ve sosyal ihtiyaçlarını temin hususunda şehirlerde muhtaç oldukları yardımı yapmak için Çocuk Esirgeme Kurumu teşkilatı veya belediyeler tarafından çocuk bahçeleri açılır. Çocuk bahçeleri havadar, bol güneşli, toz ve topraktan uzak yerlerde ve bir plan dairesinde yapılır, bir öğretmen nezareti altında çalışır. İntizam, sıhhat, nezaket, terbiye ve edep, hak, sosyal hayata hazırlık, idman, teşebbüs ve azim, itaat, çalışma öğreten, sokak tehlikelerinden koruyan bu bahçeler Merkez ve Kollarımızın paraya çok ihtiyaç göstermeyen himmet ve gayretleri, belediyelerin yardımlar ile kolay açılabilir. Plan ve krokiler Umumi Merkezden, her kolun bulabileceği saha ve yerin vaziyetine göre tertip edilir, oyun aletlerinin krokileri Umumi Merkezden gönderilir. Bu aletlerin hepsi amerikan modellerine göre memleketimizde az masrafla yapılmaktadır. Merkez ve Kollarımız tarafından açılan çocuk bahçeleri bu güne kadar güzel neticeler vermiştir. Bahçelerde yeşillik, temizlik ve intizamlı bir kaç oyun alet,inden başka başlangıçta büyük masrafa lüzum yoktur. İyi bir idare ve gaye ile çalıştırılan her bahçe zamanla büyüyebilir. Bahçenin kuruluş ve idare masrafları Kollar, okullar ve belediyecilerle ortaklama temin edilebilir. Çocuğu ve sporu seven bir öğretmen, bir bekçi veya hademe ile bahçeyi güzel idare edebilir."22
22.TÇEK Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi, a.g.k. s.45
" Çocuk bahçesi: Mevcut muhtelif salıncaklar, kayma, merdiven, dönme dolaplar, tahterevalli, paralel, atlı karınca, demir halkalar, basketbol, voleybol gibi oyun aletlerile ve açık havuzuyla bezenmiş olan bahçe, yalnız eğlence yeri değil ayni zamanda açık hava mektebi vaziyetindedir.
Bahçe bir muallimin nezareti altındadır. Ayrıca yardımcıları da vardır. Teşkilatlı oyunlar ile çocukların kabiliyetleri, karakterleri, kontrol ve tespit olunmakta ve çocuklar burada tabii olarak intizama, gayrin hakkına hürmete, kendi hakkına hürmet ettirmeye kendiliğinden alışırlar. Bahçedeki açık yüzme havuzu yazın büyükleri imrendirecek derecede cazip ve çocuklar için güzel bir su sporu yeridir. Burada yüzme öğrenen çocukların, Çiftlikte Karadeniz müsabakalarında iyi dereceler aldıkları görülmektedir."23
23.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi,a.g.k. s.16
5 - Çocuk Yuvaları;
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun en önemli kuruluş bakımını Çocuk Yuvaları oluşturmuştur. Kurumun Hacımusa mahallesinde kiralayarak açtığı ilk çocuk yuvasının yetersizliği nedeniyle, 1925 yılında bu günkü Keçiören'de bulunan Atatürk Çocuk Yuvasına taşınmıştır. Kurum daha sonra bir çok il ve ilçede örgütlenerek yuva hizmetlerini yürütmüştür. Yuva hizmetleri zamanla Çocuk Esirgeme Kurumu ismiyle bütünleşerek sürmüştür.
Atatürk Çocuk Yuvasıyla ilgili olarak elimizde bulunan bir bilgi notunda ( 1967 - 1968 yılları arasında yayınlandığı sanılıyor) ; " Asıl Şümullü çocuk hizmeti yuvanın Keçiören'e nakledildiği 1925 yılında başlar. 39.000 metre karelik bir sahadaki eski bir binada işe başlanmış, o günden beri bir çok ilavelerle bugünkü şeklini almıştır.
Yuva bu gün 500 çocuğu barındıracak kapasitede olup (0-4) yaşına kadar çocukları barındıran Umay Pavyonu, daha yukarı yaşlardaki çocuklar için Yeni bina, Karantina ve Hastaneyi içerisine alan bir bina ile Özel Hemşire Koleji, Göker Salonu, Ambar, Mutfak, Depo, İş Atölyeleri ve fırını ihtiva etmektedir. Bundan başka voleybol, basketbol alanları ile çeşitli oyun araçları, yüzme havuzu ile oyun ve eğlence işleri ile takviye edilmiştir. Sebze bahçesi, kümes hayvanlarından büyük mikyasta istifade edilmektedir."24
24.TÇEK Genel Merkezi ,Atatürk Çocuk Yuvasının Kısa Bir Tarihçesi ve Bugünkü Durumu , yayınlanmamış bilgi notu s.1.
Belirtilen bilgi notunda yuvanın 3,5 dönümlük sebze ve meyve bahçesinin bulunduğu ve 1967 yılı içerisinde 14 ton meyve ve sebzenin üretildiği, 120 kapasiteli modern tavuk kümesinden son 22 aylık süre içerisinde 526.167 adet yumurtanın alındığı, yuvanın ihtiyacı olan 450-500 ekmeğin ise yuva bünyesinde bulunan fırından sağlandığı belirtilmektedir.
6 -Gündüz Bakımevleri ( Kreşler )
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun ülkemize kazandırdığı sosyal hizmet çalışmalarından birisi gündüz bakımevleridir. Kurumun verilerine göre 1946 yılında yirmi beş kreşi bulunmaktadır.
" Çocuk esirgeme sisteminde gündüz bakımevleri çok faydalı ve pratik yardım şekli olmuştur. Memleketimizde günden güne gelişmekte olan sosyal hayatın, hayat ve çalışma şekliyle sanayileşme akını gündüz bakımevlerini gerekli bir varlık haline koymuştur. Bu evlerin, özel olarak, sanayi müesseseleri ve kadınların çalışma imkanları olan yerlerde lüzumu büyüktür.
Gündüz Bakımevleri sağlık şartları elverişli, güneşli ve havalı binalarda kurulabilir. Bir çalışma yeri, bir yemek yeri, bir de bahçesi olan bol ışıklı ve havalı temiz bir binada Merkez ve Kol heyetinin azim ve gayreti olunca gündüz bakımevi kurulabilir, masrafı azdır. İdare memuru hemşire ve hademe ile idare olunabilir. Müessese bir doktorun nezareti altında bulundurulmalıdır. Çocuk çalışma yeri öğleden sonra uyku yeri haline konulur. Bahçe çok gereklidir, bahçesiz kreş yapılamaz. Evin çocuklara mahsusu oyuncakları, yemek takımları, portatif yatakları bulunması şarttır. Tuvalet ve lavabo yerinin de ehemmiyeti büyüktür." 25
25.TÇEK,Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi, a.g.k. s.40
Kuruma bağlı kreş ve gündüz bakımevlerinde tuvalet terbiyesini almış iki yedi yaş grubu çocuklar alınmıştır. Bazı kreşlerde ise 0-7 yaş grubuna bakım sağlanmıştır. Kreşlerde çocuklara sabah altı ile akşam yedi arasında bakılmıştır.
Anneleri işe giden ve evde bakacak kimsesi olmayan çocuklar kreşlere kabul edilmiştir. Zorunlu haller dışında evde çocuğa bakacak bir yakını olan çocuklar kreşlere kabul edilmemiştir. Kreşlere ücretsiz çocuk kabulü yapılmamıştır. Kreşte kalanlardan aylık olarak belirli bir ücret alınmıştır. Anne veya babanın ücretinin yetersizliği halinde gelirinin en az yüzde onu bakım ücreti olarak alınmıştır. Kreşlere girişlerde çocukların sağlık durumları kontrol edilmiş olup, hastalıklı çocuklar kabul edilmemişlerdir.
Kaynaklarda kreşlerin açılış amacının; çocuklara buralarda sağlık, yaşayış, giyiniş, temizlik, ahlak, görgü, oyun, arkadaşlık alışkanlıklarının kazandırılması olduğu vurgulanmaktadır. Yine kreşlerde uygulanan programlarda şarkı, oyun , elişi ve ritmik hareketlerin yer aldığı ve çocukların zihinsel gelişimini arttırıcı çalışmalar yapıldığı belirtilmektedir.
7- Çocuk Kütüphaneleri ;
Kurumun çocuklara yönelik hizmet vermek için açtığı yerlerden birisi, çocuk kütüphaneleridir.
" Çocuk bahçelerinin çalışamadığı havalarda ve mevsimlerde çocukların çalışabileceği en faydalı yerler çocuk kütüphaneleridir. Bunların terbiyevi ve sosyal tesirleriyle faydalarını saymağa lüzum yoktur. Varlıkları çocukların günlük ve ileri hayatları üzerinde çok derin tesirler bırakır. Çocuk Kütüphaneleri ya Merkez ve Kollarımızın daireleriyle binalarında veya ıslah edilmiş medrese, evkaf ve mili emlakten alınmış elverişli binalarda kurulabilir. Kütüphaneye kitap dergi, levha, harita, resimler, masa, peyke veya sandalye, perde, soba, elbise askısı, içme suyu ve malzemesi yakacak, ışık ve lamba, bir idareci, bir hademe temini sanıldığı kadar güç değildir."26
26.TÇEK ,Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi, a.g.k. s.46.
Kütüphanelerin açılması sırasında kurum kendi kaynaklarından faydalandığı gibi çeşitli kuruluşlar ve kişilerden dergi, gazete kitap konusunda yardım toplamıştır. Kaynaklarda İstanbul Eminönü kolunun kütüphane çalışmalarında başarılı olduğu, sürekli gelen başarılı öğrencilere kart, dergi, rozet verilerek bunların sürekli gelmeleri için desteklendiği belirtilmektedir.
8 - Muayenehaneler, Çocuk Dispanserleri;
Kurumun ilk yaptığı çalışmalardan birisini muayenehaneler oluşturmuştur. Özellikle savaş sonrasında yaşanan geçim sıkıntısı sonrası , çocuklarda görülen yetersiz beslenmeler ve beraberinde getirdiği sağlık sorunlarının çözümü amacıyla muayenehanelerin açılmasına ağırlık verilmiştir.
" Merkez ve Kollarımızdan çevreleri elverişli olanların hasta çocuk ve annelerinin muayeneleri için muayenehaneleri( Poliklinik ) ve dispanserleri vardır. Kurumumuzun bu yardımları arasında bu muayeneler ve dispanserler maddi ve manevi büyük fayda ve tesirler göstermektedir. Memleket sıhhati, milli bünyemizle doğrudan doğruya ilgili olan bu yardım işimiz çocuk davamızda ve çocuk esirgeme sisteminde önemli bir vazifedir.
Her Merkez ve Kolumuzda birer muayene odası ve muayene servisi bulunması beklenir. Bunun kuruluşu o kadar masraflı ve güç değilse de salahiyetli doktor ve hemşire temini henüz güçlükten kurtulamamıştır. Bunlarla beraber Merkez ve kollarımızın azimli ve müteşebbis arkadaşlarımız etraflarındaki hastane ve dispanser doktorlarının değerli yardımlarını temin ederek bu çok faydalı servisi kurmağa ve yürütmeğe muvaffak olmaktadır. Halk her gün muayyen vakitlerde hiç olmasa yarım saatlik bir tıbbi muayenenin Çocuk Esirgeme Merkez ve Kolunda varlığını bilir ve gelirse yurda ve Kuruma büyük hizmet ve iyilik yapmış olacaktır. Hasta bir çocuk ve anne Kurumda göreceği bu hayat yardımını unutamaz, bunu bilenler de Kuruma sevgisini esirgemez."27
27.TÇEK Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi,a.g.k. s.48
Kurumun muayenehaneleri ve dispanserleri üç tür çalışma yapmak üzere kurulmuştur;
1 - Çocuk hastalıkları muayeneleri,
2 - Annelere yönelik olarak, kadın hastalıkları muayeneleri,
3 - Çocuk ve annelere yönelik olarak diş kontrolleri ve tedavileri,
Muayenehanelerde uzman doktor, doktor, diş hekimi, ebe ve hemşireler görev yapmışlardır. Muayenelerde ve dispanserlerin hangi saat ve günlerde hizmet vereceği belirtilmiştir. Bazı muayenehaneler bağımsız çalıştığı gibi , büyük çoğunluğu o dönemde yeterli doktor bulunmaması nedeniyle diğer sağlık kuruluşlarından ücreti karşılığı veya gönüllülük esasıyla doktor çalıştırılmışlardır.
9- Diğer Çalışmalar
Kurum yukarıda belirtilen çalışmaların dışında , bir çok çalışma yürütmüştür. Bu çalışmaları kısaca şu başlıklar altında toplayabiliriz.
Ziyaretçi Hemşire Teşkilatı ;
Bilindiği gibi kurum, süt damlaları ve muayenehaneler vasıtasıyla ana- çocuk sağlığına yönelik çalışmaları başlatmıştır. Kurum hizmetleri yürütmek amacıyla sistemli bir çalışma yürütmüştür. Çocuk Bakıcı mektebinden mezun olmuş elemanlarından bu alanda yararlanmıştır.
" Muayene gelen çocuklardan evde takip edilmesi icap edenleri, evlerinde takip ve kontrol eder. Kurumun yardımını isteyenlerin içtimai, iktisadi vaziyetlerini tetkik ve raporla amirine bildirir . Tetkikat neticesine göre muamele yapılır ."28
28.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi ,a.g.k. s.13
Sıhhi Banyolar ;
Kurum yoksul durumda olanlara yardım edebilmek , sağlık hizmetlerini yürütebilmek, örnek çalışmalar başlatmak amacıyla Sıhhi Banyolar açmıştır.
" Binamızın ifa ettiği hizmetler arasında banyo da mühim bir yer tutmaktadır. Banyolar 24 kurna ve duştur. Ayrıca çocuklar ve gebe kadınlar için banyolar vardır. Çocuklar parasız yıkanır. Bir ana vakti müsaitse yalnız kendisi için (20) kuruş verir. Getirdiği çocuklar için hiç para vermez. Haftanın muayyen günlerinde fakir kadınlar parasız yıkanırlar. 1939 senesi sonuna kadar (179.673) kadın ve çocuk banyo yapmışlardır. Bu banyolar yapıldığı zaman Ankara'da bir hamam vardı, halkın ihtiyacına yetişmiyordu.",29
29.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi,a.g.k. s.14 .
Yüzme Havuzları ;
Kurumun 1946 yılı verilerine göre dört adet yüzme ve kum havuzu bulunmaktadır.
Havuzlardan birisi şu anda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün garaj olarak kullanılan kısmında çocuk bahçesiyle birlikte hizmet vermiş olup, açık havuz olarak değerlendirilmektedir. Bu havuza on altı yaşına kadar olan çocuklar kabul edilmiştir.
İkinci havuz ise kapalı havuzdur. " Kuruma kira temin etmekle beraber çocukların su sporunu, bedeni inkişafını tatmin maksadile yaptırılmıştır. Tülü 25 metre, genişliği 9 metredir. Kışın sıcak suyla doldurulacak şekildedir. Ayrıca duş yerleri, ayak yıkama yerleri ve muntazam banyo yerleri, sahası geniş gazino kısmı vardır.
Memleketimizde ilk defa yapılmış olduğu için kira ile tutanlar işletmeğe başlamak cesaretini gösterememişlerdir. Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü tarafından işletilmesi hususundaki müracaatımıza müspet cevap verilmediğinden, uzun müddet kapalı kalması da ziyanı mucip olduğundan, müsait bir zamana kadar yalnız gazino halinde işletilmek üzere kiraya verilmesi muvafık görülmüştür."30
30.A.k. S. 17.
B- SOSYAL, KÜLTÜREL VE EĞİTİM FAALİYETLERİ.
1 - Balo, Müsamere Ve Eğlenceler
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu gelir sağlamak, kurumu tanıtmak amacıyla balo, müsamere ve eğlenceler düzenlemiştir. Özellikle genel merkez tarafından düzenlenen bu etkinliklere, devletin üst düzey yöneticileri katılmıştır. Bu etkinliklerin düzenlenmesi sırasında hiç bir zaman aracı ve komisyoncu araya konulmamış, her etkinlik için ilin ileri gelenlerinden oluşan bir düzenleme komitesi kurulmuştur. Kurumun saygınlığını korumak amacıyla bu tür etkinlikler politikadan uzak tutularak kurum ve çocukların çıkarları sürekli ön planda tutulmuştur.
Özellikle 23 Nisan Haftasına rastlayan günlerde düzenlenen çocuk balolarında bir çok etkinlik yapılarak Çocuk Bayramının önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.
" Merkez ve kolların tertip edecekleri balolarla müsamereler yılda bir kez olmak üzere kendi tarafından kendi hesaplarına tertip olunur.
Çocuk Esirgeme gayesinden başka maksatla, araya simsar ve vasıtalar koyarak balo ve müsamere tertip olunamaz. Biletlerin satışı doğrudan doğruya Merkez veya Kol tarafından veya bu gibi işlerde simsar ve komisyoncu mahiyetini haiz olmayan muteber yerlerde tevdi suretiyle satılır.
Balo, müsamere ve eğlenceler gününden bir ay evvel mahallin en yüksek idare amirine müsaade için müracaat edilir. Müsaade almak için verilecek dilekçede balo, müsamere ve eğlencenin nevi, günü, saati, yapılacak masraf ile tahmin edilen hasılat miktarı, satılığa çıkarılacak bilet sayısı ve fiyatları gösterilir.
Balo, müsamere ve eğlenceler Merkez ve idare heyetiyle bunların muteber ve şerefli zatlardan teşkil edecekleri tertip heyetlerinin mesuliyetleri altında yapılır, ve mahallin en yüksek ve muteber zatın himayesine verilir.
Kurum teşkilatının balo ve müsamereleri yalnız bir eğlence yeri olmamalıdır. Türk içtimai hayatının ve medeni yaşayışının bir mahfeli, Kurumun gayelerine maddi ve manevi hizmet edebilecek bir vesile sayılmalıdır."31
31.TÇEK Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi, a.g.k. S. 30.
Yukarıda da belirtildiği gibi, özellikle Çocuk Haftası boyunca Çocuk Balolarına ağırlık verilmiştir. " Türk Ocağı çocuk haftası eğlenceleri ve faaliyeti için bir merkez olmuştur. Ocakta büyük bir çocuk balosu verilecektir, bu baloya çocuklar ile birlikte birçok aileler ve Himaye-i Etfal’in bakımı altında olan çocuklar iştirak ederek muhtelif eğlenceler tertip edilecektir."32
32.Halk ,a.g.k. C:1, S:11, s.84
Mustafa Kemal Atatürk ve dönemin devlet büyükleri Himaye-i Etfal Cemiyetince düzenlenen çocuk balolarına katılmışlardır.
" Gazi ilk defa kutlanan Çocuk Bayramı ve Haftası sebebiyle Ankara Palasta Himaye-i Etfal Cemiyeti ( Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından 15.00 -19.00 saatleri arasında verilen çay ziyafeti ve Çocuk Balosuna katıldı. Çocuk Balosu'nda Başvekil İsmet Paşa ve Millet Meclisi Reisi Kazım Paşa, bütün vekiller ve mebuslar, eşleri çocukları ile hazır bulundular.
Saat tam 15.00' de perde açıldı. Küçük çocuklar hep bir ağızdan İstiklal Marşı'nı söylediler. Az sonra Harika adında küçük, sevimli bir kız çocuğu "Gazi' nin Heykeli Karşısında" şiirini söyledi ve alkışlarla karşılandı. Arkasından Himaye-i Etfal Marşı söylendi. Daha sonra Başvekil İsmet Paşa' nın oğlu Ömer ( İnönü ) bir şiir okudu." 33
2 - Müsabaka, Yarış Ve Sergiler
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ile ilgili incelediğimiz kaynaklarda, kurumun tanıtım , gelir sağlamak, bilgilendirme amacıyla bir çok sergi ve yarışmalar düzenlediğini görmekteyiz. Bu yarışmalar arasında Gürbüz Çocuk Yarışmaları, at yarışları, yurt içinde ve dışında güreş karşılaşmaları sayılabilir. Kurum gerek kendi açtığı müzede gerekse kurum dışı sergilerde hizmetlerini tanıtıcı bir çok sergi açmıştır.
" Merkez ve Kolların muvafakatiyle neticeleneceğine kani olduğu müsabaka, yarış ve sergileri tertip etmek suretiyle hem Kuruma, hem müsabaka mevzularına hizmet edilir.
Piyango, balo, müsamere ve yarışlarla sergilerin tertibinde bunların mahalli adetler, halkın zihniyetine uygun olması, umumiyetle mahallin bunlardan hangilerine müsait olduğu idare heyeti iyice düşünerek seçmesi, fakat sık sık tekrar etmekten kaçınması lazımdır. Zoraki muvaffakiyetsiz eğlence teşebbüsleriyle halkın iz'aç etmek menfi netice verir. Her eğlence, müsabaka ve serginin terbiyevi mahiyeti haiz olması düşünülmelidir. Davetlilerle halkı seve seve çekemeyecek, muhitin meyil ve adetleriyle zevklerine aykırı olan, sırf para çekmek için tertip edildiği duygusunu veren müsamere ve eğlenceler zarardan başka bir netice vermez."34
Kurumun 1946 yılı verilerine göre 2 Çocuk Bakıcılık Müzesi bulunmaktadır. Bu müzeyle ilgili olarak; " Müze; Çocuklarını muayeneye getiren kadınların intizar odasında, çocuk bakımı hakkında güzel levhalar vardır. Kadın sırasını beklerken bu sıhhi müzeden istifade eder. Çocuk bakımı hakkında malumatını genişletir."35
Bir başka kaynakta çocuk sergisi ile ilgili olarak, " Cemiyet Türk Ocağında çocuk sergisi namiyle bir sergi hazırlamıştır. Bu sergide cemiyetin hazırladığı çocuk eşya ve takımları teşhir edilecektir.
Cemiyetin Anneler Birliği namındaki teşekkülü bu iş için çalışmakta, hazırlıklarına devam etmektedir."36
Kurumun yarışmalarla ilgili en büyük çalışması 25.yıl kutlamaları için yapılmıştır. Sevimli Çocuk Yarışması, Amatör Heykel Yarışması ve Yapma Bebek Yarışması olarak üç ayrı dalda yarışma düzenlenmiştir. Sevimli Çocuk Yarışması için 151 fotoğraf, heykel için 40, yapma bebek için 53 eser yarışmalara katılmış, eserler 1 ay boyunca Ankara Sergi evi binasında sergilenmiş ve dereceye girenler halkın oyları ile belirlenmiştir."37
33.Cemil Sönmez, Atatürk’te Çocuk Sevgisi, a.g.k. s.42
34.TÇEK Çocuk Esirgeme Kurumu Merkez ve Kollarına Mahsus Çalışma Talimatnamesi, a.g.k. s.32.
35.Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi, a.g.k. s.13
36.Halk, a.g.k. C:1. S:11, s.84
37.Türk Kadını,C:3. S:5,s.2, Cumhuriyet Matbaası, İstanbul 15 Temmuz 1946
3 - Bakıcı Okulu
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu hem kendi yuvalarının gereksinimlerini karşılamak hem de diğer kuruluşlara eleman yetiştirmek amacıyla Ankara'da Çocuk Bakıcı Okulu açmıştır.
" Keçiören’deki Çocuk Yuvasında bulunan Çocuk Bakıcı Okulu 1929 yılında tesis edilerek şimdiye kadar 248 mezun vermiştir. Buradan çıkan kızlarımız evlerde, yuvalarda fenni çocuk bakımı yapmakta, maişetlerini de bu suretle temin eylemektedir. Mektep iki sene idi. 945 senesinden itibaren üç seneye ve orta dereceye çıkarılmıştır. Öğrenci kadrosu 75 tir. "38
Çocuk Bakıcı Okulu olarak açılan okul daha sonraki yıllarda yetersiz kalması nedeniyle Hemşire Koleji haline getirilmiştir.
" 1929 da yuva dahilinde tesis edilen orta dereceli Çocuk Bakıcı Okulu 1964 senesine kadar 600'e yakın mezun vermiş olup, bunlar teşkilatımızın yuvalarında vazife görmekte, mecburi hizmetini bitirenlerden bir kısmı Almanya Amerika hastanelerinde ve yurdumuzun çeşitli sağlık tesislerinde vazife almışlardır.
1964 senesinde bu okul Lise seviyesine çıkarılarak ( Özel Hemşire Koleji) haline getirilmiştir. 1968 yılında ilk mezunlarını verecektir. "39
Hemşire Okulu kanalıyla kurum hem kendi personel gereksinimini karşılamış, hem de diğer sağlık kuruluşlarına hemşire yetiştirmiştir. Daha sonra Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın Hemşire Okullarını ülke düzeyine yayması ve eğitim düzeyini yükseltmesi nedeniyle , Çocuk Esirgeme Kurumu Hemşire Okulu işlevselliğini yitirmeğe başlamıştır. Bir çok kongrede öğretim elemanı bulma güçlüğü ve hemşire yetiştirme maliyetinin arttığı, Çocuk Esirgeme Kurumu’nu mezuniyet sonrası hemşirelerine yeterli ücreti verememesi nedeniyle, hemşireleri elinde tutamadığı tartışma konusu olmuştur.
" Özel Hemşire Lisesinin parası Eğitim kadrosu yönünden çıkardığı zorlukların gün geçtikçe daha da artacağı göz önünde bulundurularak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ve diğer bakanlıklar ile kuruluşların ihtiyaca kafi yerleri bulunduğundan kapatılmasına veya kurumumuzda yetişen kızlarımız ile yetiştirme yurtlarından yetişen kızlarımızın bir meslek sahibi olabilmesi yönüne kaydırılması ve böylece bize hizmet eden bir müessese haline getirilmesi de şayanı tavsiyedir."40
38.Dr. Fuat UMAY,Çocuk Esirgeme Kurumu 25 Yılda Neler Yaptı? Türk Kadını C:3,S:4. s.4 ,Cumhuriyet Matbaası , İstanbul 1946
39.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ,Atatürk Çocuk Yuvası, s.5.
40.TÇEK,30.Genel Kongre Tutanağı,a.g.k. s.53
4 -Yayın Çalışmaları;
Kurum çocuk, anne ve edebiyat alanında bir çok eser yayınlamıştır. Sistematik bir şekilde yürütülen yayın çalışmalarıyla bir yandan anne ve çocuklara ulaşılmaya çalışılmış, diğer yandan kurumun halka tanıtımı amaçlanmıştır.
" Kurumumuzun maksat ve gayelerini temin için kitaplar, "Çocuk" ve "Ana" mecmuaları ile " Annelere öğütler" neşredilmektedir.
Öğütler: Annelere süt ve mama çağındaki yavrularının nasıl bakılacağını bildirmektedir. Öğütlerden şimdiye kadar(80.000) tane parasız tevzi edilmiştir.
Kitaplar: Mütehassıslar tarafından tertip edilmiş olan ve çocukların ruhiyatını, karakterlerini, bilgisini alakadar edecek eserlerden tercüme edilmiş ve az bir kısmı doğrudan telif olunmuştur. Eski ve yeni harflerle(149.000) adet basılıp yayınlanmıştır.
Çocuk mecmuası: Haftada bir neşredilmektedir. Haftalık tirajı 38-40 bin arasındadır.
Ana mecmuası: Annelerin her türlü bilgilerini arttırmak maksadile ayda bir defa neşredilmektedir. Tiraj adedi 6.000 dir. Okuyanların adedi çoğalmaktadır.
1939 senesi sonuna kadar neşredilmiş olan mecmuaların, kitapların ve levhalarla afişlerin, kartların yekunu" 3.514.000"dir. Şehirdeki binalarda yapılan hizmetler bunlardır. Çocuk Sarayı binasındaki salonda vakit vakit annelere çocuk bakımı hakkında dersler verilmektedir."41
41.Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi, a.g.k. s. 22
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumun’nun yayınlarının başlı başına bir araştırma konusu olabilecek kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığı inancındayım. Yukarıda isimleri yer almayan, Çocuk, Çocuk ve Yuva, Gürbüz Türk Çocuğu, Türk Kadını, Çocuk Haftası, dergileri kurumun süreli yayınlar arasında yer almaktadır.
Bunların dışında çocuklara yönelik olarak bir çok, eğitici kitap, roman, şiir , ders kitabı , annelere yönelik olarak çocuk bakımıyla ilgili kurumun yayınları bulunmaktadır. Kurumun kendini tanıtmak amacıyla zaman zaman yabancı dilde broşür yayını yapmıştır.
SONUÇ :
Türk yurdunda; 0-12 yaşlarında 2.956.115 ü kız, 3.241.192 si erkek olarak 6.197.305 yavrunun yaşadığı hakikati düşünmek, çocuk davasının ne büyük bir millet ve devlet davası olduğunu anlatmağa yeter !...
Ne şüpheki nüfusun % 38,14 ünü teşkil eden çocuklar arasında kimsesizler ve yoksullar, çaresizler ve bakımsızlar hiç te azımsayacak kadar bir yekun tutmaktadır. Sokaklarda insanın gözünü yaşartan, kalbini sızlatan bu zavallıları her gün kim görmüyor. Bunlar kendi hallerine bırakılır, onlara bir koruyucu eli uzanmazsa, yaşamalarının ne büyük bir kayıp, fena yetişmelerinin ne büyük bir ıstırap olduğunu kim taktir etmez."42
42.V.Bartu,a.g.k, s.2
Çocuk bir memleketin ruhudur, istikbalidir. Hayat onun üzerine kurulu, istikbal onun aldığı terbiye ile kuvvet bulur. Dünyanın her yerinde çocuğun bir vatan, vatanın bir çocuk olduğu hakikat olarak kabul edilmiş, muhtelif çocuk ocakları, çocuk bakım yurtları açılmış kimsesiz, fakir çocuklar himaye edilmiştir. Memleketimizde bu adım ilk olarak 1917 senesinde atılmış ve bir "Himayei Etfal" Cemiyeti teşkil edilmiştir. Aradan geçen on iki senelik müddet zarfında günden güne tekamül eden bu cemiyet bu gün kuvvetli bir hale gelmiş ve memleketin çocukları ile yakından alakadar olmuştur. Şimdiye kadar bütün Türkiye de dört yüze yakın merkez ve şubeler tesis edilerek faaliyetin hududu genişletilmiştir. Umumi merkezi Ankara’da olup yapılan büyük bir çocuk sarayında çalışmaktadır. Bu sarayda dershane, sinema salonu , bakım odaları, muayenehane, süt tevzi mahalli ve banyo daireleri vardır.43
43.“ Himayei Etfal “ Halk, C: 1 S: 11 ( Nisan 1929 ), s. 83
Her iki kaynak, dönemin çocuk sorununu ve Himaye-i Etfal Cemiyetinin kurulmasının amacını sanırız yeterince vurguluyor. Tarihsel gelişim bölümünde de belirdiğimiz gibi cepheden cepheye koşarken arkasında bıraktığı yavrusunu düşünen anne ve babaların varlığı, ülke ekonomisinin iflası, ülkenin harabe halindeki görünümü ve diğer etkenler bir araya getirilirse Himaye-i Etfal'in kuruluşunun önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Himaye-i Etfal'in kurucular listesine baktığımızda iki kişinin dışında diğerlerinin milletvekili olduğunu görürüz. Kuruculardan birisi tüccar, diğeri ise bürokrasinin tepesinde yer almış kişidir. Himaye-i Etfal Cemiyeti ülkenin zor durumunu gören , sorumluluk duygusu taşıyan ve Atatürk'ün Devletçilik politikasını benimseyen kişilerce kurulmuştur. Etkinlikler bölümünde de inceleneceği gibi kurum kısa ve uzun dönem dönem çalışmalarını planlı ve örgütlü bir şekilde yürütmüş, sosyal hizmetler alanında Devletin en büyük destekçisi olmuştur.
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun tarihine baktığımızda , sürekli olarak Devletin en üst kademesindeki kişilerden yardım ve destek aldığını görürüz. Kurumun kuruluşundan itibaren Mustafa Kemal'in desteği sürekli üzerinde olmuştur. " .. Türk Ocağı'nın salonunda, Çocuk Esirgeme Kurumun'nun yıllık toplantısı yapıldı. Bu toplantıya Atatürk, o zamanın meclis başkanı olan Fethi Okyar ile beraber geldi."44
44.Sabiha Sertel, a.g.k, s.74
Daha önce sunduğumuz belgelerden anlaşılacağı gibi, Mustafa Kemal'in eşi Latife Hanım da kurumun fahri başkanlığını yürütmüştür. Atatürk'le başlayan yardım ve destekler , diğer Devlet büyüklerinde sürmüş olup, Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişiler Çocuk Esirgeme Kurumundan desteklerini eksik etmemişlerdir.
Bu destekler sayesinde kurum her geçen gün büyümüş , ülke çapında örgütlenmiştir. Kurum yardım toplamak amacıyla yurt dışında da örgütlenmiştir. Sabiha Sertel'in anılarından da anlaşılacağı gibi cemiyet başkanı Fuat Umay'ın Amerika ziyareti sırasında oldukça yüklü bir bağış toplanmıştır. Anılardaki en önemli noktalardan birisi , Türk toplumunu duygusallığı ve yardımseverliğidir. Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin büyümesindeki en büyük nedenlerden birisidir.
Kurumun günün koşullarına uyması, yeni hizmet modelleri üretmesindeki , en büyük etkenlerden birisi yurt dışıyla sürekli bağlantı içinde olması ve yönetim kurulunun çağdaş ilerici fikirlere sahip olmasıdır.
Kurum kuruluşundan itibaren , üretken , örgütlü , saygın bir yapıya kavuşturulmuştur. Çocuk Esirgeme Kurumuna halkın yardımları, başta Mustafa Kemal olmak üzere Devlet büyüklerinin desteği eksik olmamıştır. Çocuk Esirgeme Kurumu Atatürk'e karşı borcunu hiç unutmamış her genel kurulunda ulu önderin Anıt Kabir'ini ziyaret etmiştir.
Kurum Türk toplumunun nabzını iyi tutmuş, günün gereksinimlerini iyi saptamış, genç Türkiye Cumhuriyetinin Devlet polikatısyla doğru orantılı olarak çalışmıştır. Süt Damlaları, sıhhi banyolar, kum havuzlar, çocuk bahçeleri, prevantoryumlar , çocuk kütüphaneleri ve benzeri bir çok hizmet modeliyle , yeni kuşakların yetişmesinde önemli rol oynamıştır.
Örgütsel açıdan konuyu ele aldığımızda , Himaye-i Etfal tüm ülke çapında en küçük birimlere kadar örgütlenebilen , 1946 yılındaki verilere göre 447 kuruluşa ulaşan güçlü yapıya kavuştuğunu görebiliriz.
1960'lı yıllar sonrasında yaşanan toplumsal değişimle birlikte kuruluşun duraklama devrine , 1970 li yıllar sonrasında yaşanan ekonomik bunalımla birlikte gerileme devrine, 1980 li yıllara geldiğinde ise askeri yönetimle birlikte çöküntü içerisine girdiğini görmekteyiz. Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu 1981 yılında Milli Güvenlik Kurulunun 5l no lu kararı ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlanmış, daha sonra çıkarılan 2828 sayılı yasa ile " Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na " dönüştürülmüştür.
19 Mayıs 1919 da başlayan ulusal kurtuluş hareketinin, çocuk politikasının uygulayıcısı olan Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Mustafa Kemal'in destek ve direktifleriyle , sosyal hizmetler alanında bir çok ilkin yaratıcısı olmuştur. 1938-1946 döneminde Kemalist görüşün savucularından İsmet İnönü tarafından destek verilen kurum büyümesini sürdürmüştür.1961 Anayasası ile birlikte sosyal hizmetlerin merkezi hükümetin sorumluluğunda toplanmak istenmesi, kurumun zayıflamasına neden olmuştur. Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ,sosyal hizmetler alanında halk örgütlenmesinin güzel örneklerinden birisidir.
Dileğim, Cumhuriyetimizin 75 yılını kutladığımız bu günlerde, bir cumhuriyet kurumu olan Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun tarihsel ve işlevsel önemini ortaya çıkaracak ciddi bir araştırmanın yapılmasıdır.
KAYNAKÇA
Akbayrak , Hasan , ‘’Himaye-i Etfal Cemiyeti ‘’Tarih ve Toplum ,C : 9, S.52,(Nisan 1988 ) , s.31-33.
Akol , Osman K , Kimsesiz Çocuklar ,Örnek Matbaası , Ankara 1950.
Akol , Osman K , Topyekün Çocuk Meselesi ,Ankara Telgraf , Ankara 1954
Baranoğlu , Tahsin , ‘’ Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ‘’ Mülkiyeliler Birliği Dergisi ,C : , S . , ( Nisan 1966 ) , s . 19 - 20
Bartu , V , 25 Yıl ( 1921 - 1946 ) ,
Cumhuriyetin 18. Yıldönümünde Hitabeler ve Konferanslar -Çankaya Matbaası , Ankara 1941 .
-Çengelci , Ethem ,Cumhuriyet Türkiyesinde Sosyal Hizmetlerin Örgütlenmesi , Şafak Matbaacılık , Ankara , 1996
-Halk - Haftalık Resimli Mecmua - Marif Vekaleti , Devlet Matbaası , Ankara- 1929
Sapmazlı ,Hüseyin , Çocuk Hakları ve Himaye Müesseseleri ,Yeni Cezaevi , İkinci Baskı , Ankara 1943
-Sertel , Sabiha , Roman Gibi , Belge Yayınları , İkinci Baskı , İstanbul , 1987
-Sönmez , Cemil , Atatürk ve Çocuklar ,Ajans - Türk Matbaacılık , Ankara 1992
-Sönmez , Cemil , Atatürk’te Çocuk Sevgisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Genel Yayın No:364, Atatürk Dizisi : 33 , Ankara 1997
-Umay , Fuat ,’’Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Esirgeme Kurumu 25 Yılda Neler Yaptı , ‘’ Türk Kadını .C:3 , S , 4, Haziran 1946 , s. 4 -6
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu -Çocuk Esirgeme Kurumu Anayasası, Resimli Ay Basımevi , İstanbul 1935
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu - Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Küçük Bir Tarihçesi ( 1921- 1939 ) , Resimli Ay Matbaası , İstanbul 1940
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu (İzmir Merkezi ) - 1945 -1946 Yılı Genel Kurulunda Okunan Bir Yıllık Faaliyet Raporu ve Hesabatı , Nefaset Matbaası , İzmir l946
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu- Merkez ve Kollarına Mahsusu Çalışma Talimatnamesi, Güney Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.O,Ankara 1948
-Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu - Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Tüzüğü, Doğuş LTD . O. Matbaası , Ankara 1954 .
-Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu - Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu, Ayyıldız Matbaası , Ankara l959 .

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME

ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 Tarihinde Kabul Edilmiştir.
27 0cak 1995tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete' den aynen alınmıştır.
ÖNSÖZ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler:
Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilan edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dün-yada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek,
Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasında bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağ-lama yolundaki kararlılıklarını hatırda tutarak,
Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yer alan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulu-sal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilan ettiklerini kabul ederek,
Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilan ettiğini anımsayarak,
Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak,
Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek,
Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilan edilen ülküler ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak,
ÇOCUK HAKLARINA DAİR SOZLEŞME
Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin, 1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisinde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisinde belirtildiğini ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (özellikle 23 ve 24 üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmede (özellikle 10 uncu maddesinde) ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve ilgili belgelerinde tanındığını hatırda tutarak,Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi "çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğu"nu hatırda tutarak,Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlat edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Beijing Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silahlı Çatışma Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına ilişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak, Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocukların bulunduğu bilinci içinde,Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendi-ne özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi gözönünde tutarak, Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak,
Aşağıdaki kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır:
I. KISIM
Madde 1
Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.
Madde 2
1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altın-da bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tabi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.
Madde 3
1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari ma-kamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tu-tarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.
Madde 4
Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını ola-bildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.
Madde 5
Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler ön-görüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.
Madde 6
1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
Madde 7
1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana-babasını bilme ve onlar tarafından bakıl-ma hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması söz konusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçeve- sinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.
Madde 8
1. Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konu-da yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.
2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliği-ne süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.
Madde 9
1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana-babasından, onların rızası dışın-da ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmal edilmesi durumlarında ya da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgahının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
3. Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
4. Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hap-sini, sürgün, sınır dışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana-babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, söz konusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler. .
Madde 10
1. 9 uncu Maddenin 1 inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya ana-babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapıl-masının başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratma-masını taahhüt ederler. 2. Ana-babası, ayrı devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve ana-babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörül-düğü gibi ve ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.
Madde-11
1. Taraf Devletler, çocukların yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.
2. Bu amaçla Taraf Devletler iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapılmasını ya da mevcut anlaşmalara katılmayı teşvik ederler.
Madde-12
1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturma-da çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.
Madde-13
1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırları ile bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
2. Bu hakkın kullanılması yalnızca:
a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı,
b) Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.
Madde14
1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
2. Taraf Devletler, ana-babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlaki ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.
Madde15
1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma öz-gürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
2. Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.
Madde16
1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korun-maya hakkı vardır.
Madde17
Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun;
özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağ-lığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:
a) Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
b) Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
c) Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
d) Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
e) 13 ve 18 inci maddelerde yer alan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.
Madde18
1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
3. Taraf Devletler, çalışan ana-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.
Madde-19
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili maka-ma havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstle-nen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.
Madde 20
1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devlet-ten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda kefalet (kafalah), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir.
Madde 21
Evlat edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştireceklerdir:
a) Bir çocuğun evlat edinilmesine ancak yetkili makam karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, ana-babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu gözönüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlat edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir.
b) Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlat edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı taktirde/ülkelerarası evlat edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler.
c) Başka bir ülkede evlat edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlat edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar.
d) Ülkelerarası evlat edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasa-dışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar.
e) Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili ya da çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafın-dan yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.
Madde 22
1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana babası veya her-hangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve söz konusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.
2. Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetler arası ve hükümet dışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesi ile yeniden bir araya gele-bilmesi için ana-babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana-babası ya da ailesinin başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunmayan çocuğa da tanınacak-tır.
Madde 23
1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşa ma sahip olmalarını kabul ederler.
2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana-babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (malı) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına iliş-kin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.
Madde 24
1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlan-ma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:
a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;
b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;
c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;
d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;
e) Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana-babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde et-meleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
f) Koruyucu sağlık bakımlarının, ana-babaya rehberliğini, aile planlanma-sı eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.
Madde 25
Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun, gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
Madde 26
1. Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar.
2. Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları gözönüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da gözönünde tutularak sağlanır.
Madde 27
1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
2. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
3. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, ana-babaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
4. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun;
ana-babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler ta-rafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapıl-masını teşvik ederler.
Madde 28
1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fır-sat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:
.a) İlk öğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;
b) Orta öğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda malı yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;
c) Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;
d) Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;
e) Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
2. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşmeye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.
Madde 29
1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler;
a) Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
b) İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
c) Çocuğun ana-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
d) Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması; e) Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi,
2. Bu maddenin veya 28 inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlar-da yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.
Madde 30
Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kül-türünden yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.
Madde 31
1. Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oyna-ma ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.
2. Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katıl-ma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.
Madde 32
1. Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.
2. Taraf Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar. Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili hükümleri gözönünde tutularak, Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:
a) İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tesbit ederler;
b) Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.
c) Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar öngörürler.
Madde 33
Taraf Devletler, çocukların uluslararası anlaşmalarda tanımladığı biçim-de uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasadışı kullanımına karşı korun-ması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önlemek amacıyla, yasal, sosyal ve eğitsel nitelikte-kiler de dahil olmak üzere, her türlü uygun önlemleri alırlar.
Madde 34
Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:
a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
b) Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini,
önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.
Madde 35
Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.
Madde 36
Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar.
Madde 37
Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:
a) Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tabi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemiyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
b) Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünü-lüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
c) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
d) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.
Madde 38
1. Taraf Devletler, silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamak yükümlülüğünü üstlenirler.
2. Taraf Devletler, onbeş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için uygun olan bütün önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, özellikle onbeş yaşına gelmemiş çocukları askere al-maktan kaçınırlar. Taraf Devletler, onbeş ile onsekiz yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda, önceliği yaşça büyük olanlara vermek için çaba gösterirler.
4. Silahlı çatışmalarda sivil halkın korunmasına ilişkin uluslararası insani hukuk kuralları tarafından öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, Taraf Devletler, silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alırlar.
Madde 39
Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.
Madde 40
1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.
2. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:
a) İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmal nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlalde bulunduğu da kabul edilmeyecektir.
b) Hakkında ceza kanununu ihlal iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:
i) Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak;
ii) Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya;
ya da uygun düşen durumlarda ana-babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;
iii) Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana-babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;
iv) Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması;
v) Ceza yasasını ihlal ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi;
vi) Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması;
vii) Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;
3. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlal ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:
a) Ceza Yasasını ihlal konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü;
b) Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması.
4. Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulan-masında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenlikleri-ne olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.
Madde 41
Bu Sözleşmede yer alan hiçbir husus, çocuk haklarının gerçekleştirilme-sine daha çok yardımcı olan ve;
a) Bir Taraf Devletin yasasında; veya
b) Bu Devlet bakımından yürürlükte olan uluslararası hukukta yer alan hükümleri etkilemeyecektir.
II. KISIM
Madde 42
Taraf Devletler, Sözleşme ilke ve hükümlerinin uygun ve etkili araçlarla yetişkinler kadar çocuklar tarafından da yaygın biçimde öğrenilmesini sağlamayı taahhüt ederler.
Madde 43
1. Taraf Devletlerin bu Sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeleri incelemek amacıyla, görevleri aşağıda belirtilen bir Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.
2. Komite bu Sözleşme ile hükme bağlanan alanda yetenekleriyle tanınmış ve yüksek ahlak sahibi on uzmandan oluşur. Komite üyeleri Taraf Devletlerce kendi vatandaşları arasından ve kişisel olarak görev yapmak üzere, adil bir coğrafi dağılımı sağlama gereği ve başlıca hukuk sistemleri göz-önünde tutularak seçilirler.
3. Komite üyeleri, Taraf devletlerce gösterilen kişiler listesinden gizli oyla seçilirler. Her Taraf Devlet, vatandaşları arasından bir uzmanı aday gösterebilir.
4. Komite için ilk seçim, bu Sözleşmenin yürürlüğe girişini izleyen altı ay içinde yapılır. Sonraki seçimler iki yılda bir yapılır. Her seçim tarihinden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, Taraf Devletleri iki ay içinde adaylarını göstermeye yazılı olarak davet eder. Daha sonra Genel Sekreter böylece belirlenen kişilerden, kendilerini gösteren Taraf Devletleri de işaret ederek, alfabetik sıraya göre oluşturduğu bir listeyi, Taraf Devletlere bildirir.
5. Seçimler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde, Genel Sekreter ta-rafından davet edilen Taraf Devletler toplantılarında yapılır. Nisabı, Taraf Devletlerin üçte ikisinin oluşturduğu bu toplantılarda, hazır bulunan ve oy kullanan Devletlerin salt çoğunluğuyla en fazla oy alan kişiler Komite-ye seçilir.
6. Komite üyeleri dört yıl için seçilir. Aday gösterildikleri takdirde yeniden seçilebilirler. İlk seçimde seçilmiş olan beş üyenin görevi iki yıl sonra sona erer, bu beş üyenin isimleri ilk seçimden hemen sonra toplantı baş-kanı tarafından çekilen kura ile belirlenir.
7. Bir komite üyesinin ölmesi veya çekilmesi ya da başka herhangi bir nedenle bir üyenin Komitedeki görevlerini yapamaz hale gelmesi durumunda adaylığını öneren Taraf Devlet, Komitenin onaylaması koşuluyla, böylece boşalan yerdeki görev süresi doluncaya kadar, kendi vatandaşları arasından başka bir uzmanı atayabilir.
8. Komite, iç tüzüğünü kendisi belirler.
9. Komite, memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.
10. Komite toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde ya da Komite tarafından belirlenecek başka uygun bir yerde yapılır. Komite olağan olarak her yıl toplanır. Komite toplantılarının süresi, gerektiğinde, Genel Kurulca onaylanmak koşuluyla, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin bir toplantısıyla belirlenir veya değiştirilir.
11. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri gerekli maddi araçları ve personeli bu Sözleşme ile kendisine verilen görevleri etkili biçimde göre-bilmesi amacıyla, Komite emrine verir.
12. Bu Sözleşme uyarınca oluşturulan Komitenin üyeleri, Genel Kurulun onayı ile, Birleşmiş Milletler Teşkilatının kaynaklarından karşılanmak üzere, Genel Kurulca saptanan şart ve koşullar çerçevesinde kararlaştırılan ücreti alırlar.
Madde 44
1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakları yürürlüğe koymak için, aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporları:
a) Bu Sözleşmenin, ilgili Taraf Devlet bakımından yürürlüğe giriş tarihin-den başlayarak iki yıl içinde,
b) Daha sonra beş yılda bir,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığı ile Komiteye sunmayı taahhüt ederler.
2. Bu madde uyarınca hazırlanan raporlarda, bu Sözleşmeye göre üstlenilen sorumlulukların, şayet varsa, yerine getirilmesini etkileyen nedenler ve güçlükler belirtilecektir. Raporlarda ayrıca, ilgili ülkede Sözleşmenin uygulanması hakkında Komiteyi etraflıca aydınlatacak biçimde yeterli bilgi de bulunacaktır.
3. Komiteye etraflı bilgi içeren bir ilk rapor sunmuş olan Taraf Devlet, bu maddenin 1 (b) bendi gereğince sunacağı sonraki raporlarında daha önce verilmiş olan temel bilgileri tekrarlamayacaktır.
4. Komite, Taraf Devletlerden Sözleşmenin uygulamasına ilişkin her türlü ek bilgi isteminde bulunabilir.
5. Komite, iki yılda bir Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığı ile Genel Kurula faaliyetleri hakkında bir rapor sunar.
6. Taraf Devletler kendi raporlarının ülkelerinde geniş biçimde yayımını sağlarlar.
Madde 45
Sözleşmenin etkili biçimde uygulanmasını geliştirme ve Sözleşme kap-samına giren alanda uluslararası işbirliğini teşvik etmek amacıyla:
a) Uzmanlaşmış kurumlar, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organları, bu Sözleşmenin kendi yetki alanlarına ilişkin olan hükümlerinin uygulanmasının incelenmesi sırasında, temsil edilmek hakkına sahiptirler. Komite; uzmanlaşmış kurumları, UNICEF'i ve uygun bulduğu öteki yetkili kuruluşları, kendi yetki alanlarını ilgilendiren konularda uzman olarak görüş vermeye davet edebilir. Komite, uzmanlaşmış kurumları, UNICEF'i ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organlarını kendi faaliyet alanlarına ilişkin kesimlerde Sözleşmenin uygulanması hakkında rapor sunmaya davet edebilir;
b) Komite, uygun bulduğu takdirde, Taraf Devletlerce sunulmuş, bir istem içeren ya da teknik danışma veya yardım ihtiyacını belirten her raporu, gerekiyorsa Komitenin bu istek veya ihtiyaca ilişkin tavsiye ve gözlemlerini de ekleyerek, uzmanlaşmış kurumlara, UNICEF'e ve öteki yet-kili kuruluşlara gönderir;
c) Komite, Genel Kurula Genel Sekreterden Komite adına çocuk haklarına ilişkin sorunlarda incelemeler yaptırması isteğinde bulunulmasını, tavsiye edebilir;
d) Komite, bu Sözleşmenin 44 ve 45 inci maddeleri uyarınca alınan bilgilere dayanarak, telkin ve genel nitelikte tavsiyelerde bulunabilir. Bu telkin ve genel nitelikteki tavsiyeler, ilgili olan her Taraf Devlete gönderilir ve şayet varsa, Taraf Devletlerin yorumları ile birlikte Genel Kurulun dikkati-ne sunulur.
III. KISIM
Madde 46
Bu Sözleşme bütün Devletlerin imzasına açıktır.
Madde 47
Bu Sözleşme onaylamaya bağlı tutulmuştur. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Madde 48
Bu Sözleşme bütün Devletlerin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Madde 49
1. Bu Sözleşme, yirminci onay ya da katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi tarihini izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
2. Yirminci onay ya da katılma belgesinin tevdiinden sonra bu Sözleşme-yi onaylayacak ya da ona katılacak Devletlerin her biri için, bu Sözleşme, sözkonusu Devletin onay ya da katılma belgesini tevdi tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
Madde 50
1. Bu Sözleşmeye Taraf herhangi bir Devlet bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve buna ilişkin metni Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edebilir. Genel Sekreter bunun üzerine değişiklik önerisini Taraf Devletlere, önerinin incelenmesi ve oya konulması amacıyla bir Taraf Devletler Konferansı oluşturulmasını isteyip istemediklerini kendi-sine bildirmeleri kaydıyla, iletir. Böyle bir duyuru tarihini izleyen dört ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri söz konusu konferansın toplanmasından yana olduklarını ifade ederlerse Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Teşkilatı çerçevesinde bu konferansı düzenler. Konferansta hazır bulunan ve oy kullanan Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen her değişiklik, onay için Birleşmiş Miletler Genel Kuruluna sunulur.
2. Bu maddenin 1 inci fıkrasında yer alan hükümlere uygun olarak kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığı ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğu tarafından kabul edildiği zaman yürürlüğe girer.
3. Bir değişiklik yürürlüğe girdiği zaman, onu kabul eden Taraf Devletler bakımından bağlayıcılık taşır. Öteki Taraf Devletler bu Sözleşme hükümleri ve daha önce kabul ettikleri her değişiklikle bağlı kalırlar.
Madde 51
1. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, onay ya da katılma anın-da yapılabilecek çekincelerin metnini alacak ve bütün Devletlere bildirecektir.
2. Bu Sözleşmenin amacı ve konusu ile bağdaşmayan hiçbir çekinceye izin verilmeyecektir.
3. Çekinceler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterince, geri alına-cağına ilişkin bildirimde bulunma yoluyla her zaman geri alınabilir. Bunun üzerine Genel Sekreter, bütün Devletleri haberdar eder. Böyle bir bildirim, Genel Sekreter tarafından alındığı tarihte işlerlik kazanır.
Madde 52
Bir Taraf Devlet, bu Sözleşmeyi, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterine vereceği yazılı bildirim yoluyla feshedebilir. Fesih, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.
Madde 53
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin tevdi maka-mı olarak belirlenmiştir.
Madde 54
İngilizce, Arapça, Çince, İspanyolca, Fransızca ve Rusça metinleri de aynı derecede geçerli olan bu Sözleşmenin özgün metni, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Hükümetleri tarafından tam yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, yukarıdaki kuralların ışığında, bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.
"İhtirazi Kayıt:
Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 17, 29 ve 30. maddeleri hükümlerini T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır."
Başlıca hükümlerin gayri resmi özetleri
ÖNSÖZ
Önsöz bölümü, Birleşmiş Milletler 'in temel İlkeleri Ve insan hakları anlaşmalarının ve bildirgelerinin bazı özel hükümlerine atıfta bulunmaktadır. Bu bölüm, savunmasız konumları nedeniyle çocukların özel bir duyarlılığa ve korunmaya muhtaç olduklarını teyid etmekte, çocuğa ilk elde bakım ve koruma sağlayacak olan ailenin bu konudaki sorumluluğunu vurgulamaktadır. Çocuğun gerek dünyaya gelmeden önce gerekse sonrasında yasal açıdan ve diğer açılardan korun-ması gerektiği, çocuğun içinde yaşadığı toplumun kültürel değerleri-ne saygının önemi ve çocuk haklarının güvenceye alınmasında uluslararası işbirliğinin belirleyici rolü, gene aynı bölümde değinilen hususlar arasındadır
Çocuğun tanımı
Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.
Ayırım gözetmeme
Hakların hepsi, istisnasız bütün çocuklar için geçerlidir. Çocuğun hangi biçimde olursa olsun ayırımcılıktan korunması ve haklarının savunulması için yapıcı girişimlerde bulunulması, Devletin yükümlülüğüdür.
Çocuğun yüksek yararı
Çocukla İlgili bütün girişimlerde, çocuğun yüksek yararı tam olarak gözetilecektir. Ana-babalar ya da sorumluluk taşıyan diğer kişiler bu sorumluluğu yerine getiremedikleri taktirde, Devlet, çocuğa yeterli dikkati ve desteği gösterecektir.
Hakların uygulanması
Devlet, Sözleşme'de yer alan hakların uygulanması için bütün im-kanları kullanmalıdır.
Ana-babanın yönlendiriciliği ve çocuğun yeteneklerinin gelişimi
Devlet, ana-babaların ve geniş ailenin, çocuğun yeteneklerinin gelişmesi açısından uygun biçimde yönlendiricilik yapma hak ve sorumluluklarına saygı göstermelidir.
Yaşam ve gelişme
Her çocuk temel yaşam hakkına sahiptir. Devlet, çocuğun yaşamını ve gelişmesini güvence altına almakla yükümlüdür.
İsim ve vatandaşlık
Çocuk, doğuştan itibaren bir isim alma hakkına sahiptir. Ayrıca, çocuk, vatandaşlık edinme, ana-basını mümkün olduğu ölçüde tanıyıp bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahiptir.
Kimliğin korunması
Devlet, çocuğun kimliğini korumakla, eğer gerekiyorsa bu kimliğin temel öğelerini yeniden oluşturmakla yükümlüdür.
Ana-babadan ayırma
Çocuğun yüksek yararına aykırılığı belirlenmediği sürece, çocuk, kendi ana-babasıyla birlikte yaşa-ma hakkına sahiptir. Ayrıca çocuk anasından ve babasından veya bunların herhangi birinden ayrılmışsa, ayrıldığı kişilerle temas, çocuğun hakkıdır.
Ailenin yeniden birleşmesi
Çocuk ile ana-babası, yeniden birleşme ya da çocuk/ana-baba ilişki-sinin tesisi amacıyla herhangi bir ülkeyi terkedip kendi ülkelerine dönme hakkına sahiptirler.
Yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarma ve geri döndürmeme
Devlet, çocukların ana-babadan herhangi biri tarafından ya da üçüncü bir taraf eliyle ülke dışına kaçırılıp burada alıkonulmasını önlemek ve vuku bulan bu tür olayların çözümü için yol bulmakla yükümlüdür.
Çocuğun görüşü
Çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini ilgilendiren herhangi bir konu ya da işlem sırasında görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir.
İfade özgürlüğü
Çocuk, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın görüşlerini ifade etme, bilgi edinme, sahip olduğu görüşleri ve edindiği bilgileri başkalarına aktarma hakkına sahiptir.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
Devlet, ana-babanın uygun biçim-de yönlendiriciliğine tabi olarak, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne saygı gösterecektir.
Dernek kurma özgürlüğü
Çocuklar, başkalarıyla biraraya gelme, dernek kurma ve kurulu derneklere katılma hakkına sahip-tirler.
Özel yaşantının korunması
Çocukların, özel, aile ve ev içi yaşantıları ile kurdukları iletişime yönelik dış müdahalelerden, iftira ve haksız suçlamalardan korunma hakları vardır.
Gerekli bilgilere ulaşma
Devlet, değişik kaynaklardan bilgilerin ve yayınlanan çocuklara ulaş-masını sağlayacak, kitle iletişim araçlarının çocuklar açısından sos-yal ve kültürel yarar sağlayacak bilgiler yaymasını teşvik edecek, buna karşılık çocukları zararlı yayınlardan koruyacaktır.
Ana-babanın sorumlulukları
Ana-baba, çocuğun yetiştirilmesin-de ortak ve birinci elden sorumluluk taşımaktadır. Devlet, çocuk yetiştirme alanında gerekli desteği ana-babaya sağlayacaktır.
Suistimal ve ihmalden korunma
Devlet, çocuğu, ana-babanın ya da çocuğun bakımından sorumlu başka kişilerin her türlü kötü muamelesinden koruyacak. çocuk suistimalini önleyecek ve bu tür davranışlara maruz kalan çocukların tedavisini amaçlayan sosyal programlar hazırlayacaktır.
Ailesiz çocuğun korunması
Devlet, aile ortamından yoksun çocuğu özel olarak korumak, bu tür durumlarda uygun alternatif aile bulmak ya da kurumlar aracılığıyla çocuğun bakımını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi doğrultusundaki çabalarda, çocuğun kültürel kimliğine gerekli dikkat gösterilecektir.
Evlat edinme
Çocuk evlat edinmenin tanındığı ve/veya serbest bırakıldığı ülkelerde, bu uygulama, yalnızca çocuğun yüksek yararına olacak şekilde, konunun uzmanı yetkililerin izniyle ve çocuk için gerekli güvenceler sağlandıktan sonra gerçekleştirilebilecektir.
Mülteci çocuklar
Mülteci durumunda olan ya da mülteci statüsüne alınmak isteyen çocuklara özel koruma sağlanacaktır. Devlet, çocuklara bu anlam-da koruma ve yardım sağlayan yetkili kuruluşlarla işbirliği yapmakla yükümlüdür.
Özürlü çocuklar
Özürlü çocuk, saygınlık içinde ek-siksiz ve onurlu bir yaşantı sürdürmek için özel bakım, eğitim ve kurs görme; mümkün olan en üst düzeyde özgüvene ve sosyal bütünleşmeye kavuşma hakkına sahiptir.
Sağlık ve sağlık hizmetleri
Çocuk, mümkün olan en üst düzeyde sağlık ve tıbbi bakım standardına ulaşma hakkına sahiptir. Devletler, temel ve koruyucu sağlık bakımı, halk sağlığı eğitimi ve bebek ölümlerinin azaltılması konularına önem verecek, bu amaca yönelik uluslararası işbirliğini teşvik edecek ve etkin sağlık hizmetlerin-den yoksun tek bir çocuk kalma-ması için çaba göstereceklerdir.
Yerleştirme uygulamasının düzenli denetimi
Devlet tarafından, gerekli ilgi, koru-ma ve bakımın gösterilmesi için belirli bir yere yerleştirilen çocuk, bu tedbirin sonuçlarının düzenli olarak denetlenmesini isteme hak-kına sahiptir.
Sosyal güvenlik
Çocuk, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlik imkanlarından yararlanma hakkına sahiptir.
Yaşam standardı
Her çocuk, fiziksel, zihinsel, ruh-sal, ahlaki ve sosyal gelişmesi açısından yeterli yaşam standardına ulaşma hakkına sahiptir. Çocuğun yeterli bir yaşam standardına sahip olmasını sağlamak, en başta ana-babanın sorumluluğudur. Devletin görevi bu sorumluluğun yeri-ne getirilmesine imkan tanıyacak koşulları yaratmaktır. Devletin sorumluluk alanı, ana-babalara ve çocuklarına maddi yardım yapılmasını da kapsayabilir.
Eğitim
Çocuk, eğitim hakkına sahiptir. Devletin görevi, ilköğretimin zorunlu ve parasız olmasını sağlamak, her çocuğun yararlanabileceği değişik ortaöğretim kanallarını teşvik etmek ve yeteneklerine göre herkesi yüksek öğrenim imkanlarına kavuşturmaktır. Okul disiplini, çocuğun haklarına ve saygınlığına uyumlu olmalıdır. Devlet, bu hak-kın uygulanabilmesi için başka ülkelerle işbirliği içinde olacaktır.
Eğitim hedefleri
Eğitim, çocuğun kişiliğinin, becerilerinin, zihinsel ve fiziksel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesini hedefleyecektir. Eğitim, çocuğu, özgür bir toplumda faal bir yetişkin yaşam için hazırlayacak;
ana-babasına, kültürel kimliğine, kendi dili ve değerleriyle başkalarının kültürel kimliklerine ve değerlerine saygıyı geliştirecektir.
Azınlıklara ve yerli halklara mensup çocuklar
Azınlık topluluklarla yerli halklara mensup çocuklar kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dinlerinin gereklerini yerine getirme ve kendi dillerini kullanma hakkına sahiptirler.
Dinlenme, boş zaman değerlendirme ve kültürel etkinlikler
Çocuk, dinlenme, boş zaman değerlendirme, oyun oynama, kültürel ve sanatsal etkinliklere katılma hakkına sahiptir.
Çocuk işçiler
Çocuk, sağlığı, eğitimi ve gelişme-si açısından tehlike teşkil eden işlere karşı korunma hakkına sahip-tir. Devlet, işe kabul için asgari bir yaş sınırı tesbit etmek ve çalışma koşullarını düzenlemek zorundadır.
Uyuşturucu kullanımı
Çocukların uyuşturucu ve psikotrop madde kullanımından; bu tür maddelerin üretimine ve kaçakçılığına alet olmaktan korunma hakları vardır.
Cinsel sömürü
Devlet, fuhuş ve pornografi dahil, çocuğu cinsel sömürü ve suistimalden koruyacaktır.
Çocukların satılmaları, kaçırılmaları ve fuhuşa zorlanmaları
Çocukların, satışa, kaçırmaya ve fuhuşa konu olmalarını önlemek üzere her tür çabayı göstermek Devletin görevidir.
Sömürünün diğer biçimleri
Çocuk, esenliğiyle ilgili olup 32, 33, 34 ve 35. maddelerde yer alan hususlara zarar verecek her tür kullanımdan korunma hakkına sahiptir.
İşkence ve özgürlükten yoksun bırakma
Hiçbir çocuk, işkenceye, zalimce davranışlara ya da cezaya, yasa dışı tutuklamaya tabi tutulmayacak ve keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. 18 yaşından küçük olanlara, idam ya da salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası verilmeyecektir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herhangi bir çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe yetişkinlerden ayrı tutulacaktır. Gözetim altında tutulan çocuğa hukuki ve diğer gerekli yardımlar sağlanacak, çocuk ailesiyle temas edebilecektir.
Silahlı çatışma
Taraf Devletler, 15 yaşından küçük çocukların çatışmalara katılmamalarını sağlamak için mümkün olan her tür önlemi alacaklardır. 15 yaşından küçük hiç bir çocuk askere alınmayacaktır. Devletler, ayrıca, silahlı çatışmaların etkilediği çocuklara, ilgili uluslararası yasada belirtilen şekillerde koruma ve bakım sağlayacaklardır.
Yeniden sağlığa kavuşturucu bakım
Devlet, silahtı çatışma, işkence, ihmal, kötü muamele ve sömürü mağduru çocukların sağlıklarına kavuşturulmaları ve toplumla bütünleşmelerini sağlama amacıyla uygun önlemleri almakla yükümlüdür.
Çocukların yargılanmaları
Yasalara aykırı iş yapan çocuk, saygınlık ve değer anlayışını geliş-tiren, yaş durumunu gözeten ve toplumla yeniden bütünleşmesini hedefleyen tarzda muamele görme hakkına sahiptir. Çocuğa, temel güvencelerin yanısıra, savunması için hukuki ve diğer her tür yardım sağlanacaktır. Mümkün olan her durumda, adli kovuşturmadan ve kurumlara yerleştirme yolundan kaçınılmalıdır.
Üstün standartlara uyma
Çocuğun haklarıyla ilgili olarak geçerli ulusal ve uluslararası yasalarda yer alan standartların, işbu Sözleşme'de yer alanlardan daha üstün olmaları halinde, her durum-da, daha üstün standartlar geçerli olacaktır.
Uygulama ve yürürlüğe giriş
42'den 45'e kadar olan maddeler-de yer alan hükümler, başlıca şu hususları öngörmektedir:
(i) Devletin, işbu Sözleşme'de yer alan hakların gerek yetişkinler gerekse çocuklar tarafından yaygın biçimde bilinmesini sağlama yükümlülüğü vardır.
(H) Sözleşmeye Taraf Devletlerin, onaydan iki yıl sonra ve ardından her beş yılda bir sunacakları raporları incelemekle görevli, 10 uzman-dan oluşan bir Çocuk Hakları Komitesi'nin kurulması. Onaycı ülke sayısı 20'ye ulaştığında Sözleşme yürürlüğe girecek, dolayısıyla Komite de kurulmuş olacaktır.
(iii) Taraf Devletler, hazırladıkları raporları kamuoyuna yaygın biçim-de duyuracaklardır.
(iv) Komite, çocuk haklarına ilişkin belirli konularda özel araştırmalar yapılmasını isteyebilir; değerlendir-melerini Taraf Devletlerden her birine ve BM Genel Kurulu'na iletebilir.
(v) BM' in, ILO, WHO, UNESCO ve UNICEF gibi uzmanlaşmış kuruluşları, Sözleşmenin "etkin biçimde uygulanmasını ve uluslararası işbirliğini sağlama" amacıyla Komite toplantılarına katılabilirler. Bu kuruluşlar, BM' e ve BM' in örneğin Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi danışman statüsü taşıyan HDK' lar dahil, alanında "yetkili" bilinen başka herhangi bir kuruluşla birlikte Komiteye bilgi aktarabilirler;
gene aynı kuruluşlardan, Sözleşmenin en iyi biçimde uygulanması konusunda tavsiye görüşler alına-bilir.