20 Şubat 2009 Cuma

REFiK ÖZDEK

REFiK ÖZDEK

(1928- 28 Ağustos 1995) Gazeteci, yazar, Köstence'de (Romanya) doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ne bir süre devam etti. Gazeteciliğe 1959 yılında Yeni İstanbul gazetesinde başladı. Roman, hikâye ve Fransızca'dan yaptığı çevirileri yayınlandı.

ESERLERi:

GECE YARISI GÜNEŞi

Hayatın dörtyol ağzına gelip duran delikanlı, dünyayı kendisine dar görür. Sayısız erek alanları serilir gözlerinin önüne. Koşa koşa gider o alanlara: Laponlar ülkesi ve Kuzey kutup kuşağından Tac-Mahal'e, Ganj kıyılarına; güneyde Mısır piramitlerine, kuzeyde taygalara, Isık ve Hazar göllerine... Yeni ufuklara, yeni iklimlerde, değişik toplumlar arasında maceradan maceraya koşar. Bu özelliğiyle eser bir macera romanıdır. Belgeli, gerçek bir macera...

AFŞAROĞLU

Afşaroğlu Mustafa, bıçak ve tabancadan başka güç tanımayan, asil duyguları damarlarında saklı ve uyarı bekleyen acar bir köy delikanlısıdır. Bir gün, yaşadığı köyün kör-karanlık bir kuyu olduğunu anlar ve çok ışıklı bir yıldızın kuyruğuna yapışarak o karanlık kuyudan çıkar. O çok ışıklı yıldız köyün genç öğretmenidir. İkisi arasında önce kavga olur, sonra sarsılmaz bir dostluk kurulur. Ama Afşaroğlu, ışıklı, uygar kentlere, birçokları gibi Almanya'ya gitmeye kararlıdır. O ışıklı kentlerde aydınlanacak, uygarlığın nimetlerini tadacaktır.

KiZiROĞLU MUSTAFA

Kitap üç hikâyeden oluşuyor. "Şakirden Al Haberi" ve "Kiziroğlu Mustafa" adlı hikâyelerinde Refik Özdek, vur-kaç'lı, burgaçlı, kargışlı günlerin başlangıcını ve sonrasını çarpıcı örneklerle anlatıyor. Karışık bir dünya değil, barışık bir dünya özlemini dile getiriyor. "Kendi Mezarını Kazan Adam" adlı hikâyesinde ise, toprağına ve doğaya tutkun bir çiftçinin, canından usandıran baskılara rağmen bunları korumak için direnişini, bu uğurda ölüme gidişini...

YAZI YAZMAKTAN KARNI NASIRLAŞAN ADAM

Roman konusu daha çok eski Sovyet İmparatorluğunun sınırları içinde kalan Türk ellerinde geçer. Ama okur, o ellerin doğasında, o ellerde yaşayanların duygu ve düşüncelerinde, global ya da küresel diyebileceğimiz meselelerin özünü de buluyor bu eserde.

iBRAHiM KAFESOĞLU

iBRAHiM KAFESOĞLU

ESERLERi:

TÜRK İSLAM SENTEZİ

"Devlet kuruculuk ve teşkilâtçılıkta kabiliyetli, bu itibarla da toleranslı, nizamperver, fütûhata yatkın fakat sömürücü değil, hakikatlere açık, gerçekçi bir millet olarak tanınan Türklerin bu özellikleri düşünce sistemlerinde temellenmektedir. Türk ne herşeyi, insana sağladığı fayda derecesinde değerlendiren maddeci eski Grek gibi, ne de kâinatı meçhuller alemi sayıp çözemediği hadiseleri hemen "mucize"ye bağlayan Sâmî-İranlı-Hindli gibi düşünmektedir. Türk'ün mevcut düşünce tarzları arasındaki yeri, mutedil ölçüde akılcı-maneviyatçı olmaktır. Bu hususiyet İslâm felsefî tefekküründe mühim rol oynamış, dolayısıyla Türk kültür çevresine mensup şahsiyetler müsbet düşünce ve ilim sahasında büyük hizmetler ifa etmişlerdir.Bu ortamda, iradeyi ön safa alan, ilahî emirleri akıl ve deliller ışığında kavrayan İslâmî düşünce tarzının gelişmesi, zaman ve mekân şartlarını gözeten bir hukuk nizamı, eski Bozkır Türk siyasî teşekküllerinde görülen devlet anlayışı, vicdan hürriyeti ve askerî geleneklerin İslâm'la terkibi, siyasetten ilme, sanata kadar hayatın her safhasında Türk üslûplu bir İslâm anlayışını ve uygulamasını meydana getirmiştir."Elinizdeki kitap, bu sentezin tarihî sürecini özetlemektedir.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN MESELELERİ

"Türk olmanın gerçekten mutluluk sayıldığı Cumhuriyetin ilk yıllarında, istiklâl, huzur ve emniyetin bahşettiği rahatlık içinde, albayrak gölgesindeki aziz Türk toprakları üzerine mes'ut bir tevekkülle eğilen Türk köylüsü; yurdu yeniden kurmak şevki ile tezgâhına ve makinasına sarılan işçisi; Türklüğü genç dimağlara aşılamak heyecanı ile gönlü dolu öğretmeni; vazife namustur şiarı ile çalışan memuru; milliyetçilik aşkı ile geleceğin bahtiyar Türkiye'sinde vazife alma nöbetine hazırlanan iradeli, vatanperver asil genci ile Türklük şuurunun çelikleştirdiği bir millet vardı.Halbuki o zamanın parolası da, tıpkı şimdiki gibi, Batılı bir cemiyet olmak, "yurdu muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak"tı. Ancak, medeniyet yolunun millî kültürden geçtiği hakikatine erildiği için, eğitim ve öğretim Türk tarih ve kültürüne yöneltilmiş, ilk ve orta öğretim programları bu maksada göre düzenlenmiş, üniversite kürsülerinde Türklük bahisleri ana mevzu haline getirilmişti. Türk milletinin zihninde iftihara değer tarihî ve zengin kültürü ile Türklük şuurunun yerleştirilmesine çalışılırdı. Medenî´eşmede hareket noktasının millî kültürü geliştirme olduğunun idrak edildiği o heyecan çağında Türkiye'nin kültürel panoraması böyle olduğu için başarı kazanılmıştı. Fakat sonra durum değişti."

TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜ

Her millet maddî imkânları ve manevî değerleri ile bir kültür bütünüdür. Bir millet yaşamakta ise, onun bir kültürü olacaktır. Biz de takriben 4000 yıllık tarihe sahip Türk milletinin kültürünü araştırdık. Asya bozkırlarında gerçekleştirilen bu kültürü çeşitli cepheleri ile belirtmeğe çalıştık. Kültür unsurlarının da zamanın ve çevrenin şartlarına uygun bazı değişiklikler gösterdiği, fakat ana vasıflarını daima koruduğu gerçeğinden hareket ederek yaptığımız iş, bütün yönleri ile Türk milletince ortaya konup geliştirilmiş kültürün çatısını kurmak ve onun yüzyıllarca karakterini muhafaza eden özelliklerini tesbit etmek gayretinden ibarettir.

EROL GÜNGÖR

EROL GÜNGÖR

(1938- 24 Nisan 1983) Yazar, fikir adamı. Kırşehir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra İ.Ü., Edebiyat Fakültesi'ne geçerek Felsefe Bölümü'nü bitirdi (1961). Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın yanında sosyal psikoloji asistanı oldu. 1965'te doktorasını verdi. İki yıl ABD'de Colorado Üniversitesi'nde araştırmalar yaptı. 1971'de doçentliğe, 1978'de profesörlüğe yükseldi. 1982'de Konya Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü'ne getirildi. İstanbul'da öldü.

ESERLERi:

AHLAK PSiKOLOJiSi ve SOSYAL AHLAK

Bu eser, Prof. Dr. Erol Güngör'ün "Ahlâk Psikolojisi" (1974) ve "Sosyal Ahlâk" (1975) konularında kaleme aldığı, bu güne kadar yayınlanmamış iki eserinden meydana getirilmiştir.

iSLAMIN BUGÜNKÜ MESELELERi

20. Asrın ikinci yarısında görülen İslâm Uyanışı dünyanın büyük ilgisini çekmektedir. Bütün İslâm dünyasını incelemekle beraber, Türkiye'ye ağırlık vermiştir.

iSLAM TASAVVUFUNUN MESELELERi

Erol Güngör bu eserinde, sosyal ilimci gözüyle İslâm dünyasının tasavvufî meselelerini ele almaktadır.

TÜRK KÜLTÜRÜ ve MiLLiYETÇiLiK

Yazar bu eserinde milliyetçilik ile Türk kültürü arasındaki münasebetlere sosyal-psikoloji açısından bakmaktadır.

KÜLTÜR DEĞiŞMESi ve MiLLiYETÇiLiK

Bu eserde kültür değişmeleri, zihniyetimizde meydana gelen değişmeler ve milliyetçilik meseleleri arasındaki ilgiler üzerinde durulmuştur.

DÜNDEN BUGÜNE

Milliyetçilik fikirlerinin temel kaynakları olan tarih ve kültür meselelerini, sosyal ilimci gözüyle, tahlil etmekte ve okuyucunun meselelere bakış açısı kazanmasını sağlamaktadır.

TARiHTE TÜRKLER

Bu eser sosyal ilimci gözüyle Türk tarihinin başlangıcsından günümüze bir tesbitidir.

SOSYAL MESELELER ve AYDINLAR

Erol Güngör'ün Ortadoğu ve Millet gazetelerinde neşredilenlerin haricindeki makalelerinin toplanmasıyla meydana getirilmiştir.

DÜNYAYI DEĞiŞTiREN KiTAPLAR

Bu kitap batı dünyasının -ve dolayısıyla bütün dünyanın- bugünkü halini almasında büyüktesirleri olmuş bulunan on altı eseri asıllarından ve bütünüyle okuma imkanı bulamayanlar için tertiplenmiştir.

BATI DÜŞÜNCESiNDEKi BÜYÜK DEĞiŞME

Bu eserde Avrupa düşüncesinde 1680-1715 tarihleri arasında yer alan köklü değişmesinin hikâyesini anlatıyor.