03 Mart 2009 Salı

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME

· 0 yorum

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME
KURUMU KANUNU
Kanun Numarası : 2828
Kabul Tarihi : 24/5/1983
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 27/5/1983 Sayı: 18059
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Genel Esaslar
Amaç:
Madde 1 - Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam:
Madde 2 - Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli,sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.
Tanımlar:
Madde 3 - Kanunda geçen;
a) "Sosyal Hizmetler"; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütününü,
b) "Korunmaya Muhtaç Çocuk"; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup;
1. Ana veya babasız, ana ve babasız,
2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan,
3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen,
4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen, Çocuğu,
c) (Değişik: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Özürlü", doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişiyi,
d) "Muhtaç Yaşlı"; sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içinde olup korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlı statüsündeki kişiyi,
e) Sosyal hizmet kuruluşları; bu Kanunun amacına ve belirtilen esaslara uygun faaliyette bulunan kuruluşlar olup bunlardan;
1. "Çocuk Yuvaları"; 0 - 12 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklarla gerektiğinde 12 yaşını dolduran kız çocuklarının, bedensel, eğitsel, psiko sosyal gelişimlerini, sağlıklı bir kişilik veya iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamakla görevli ve yükümlü yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını,
2. "Yetiştirme Yurtları"; 13 - 18 yaş arası korunmaya muhtaç çocukları korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı kişiler olarak yetişmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını,
3. "Kreş ve Gündüz Bakımevleri"; 0 - 6 yaş grubundaki çocukların bakımlarını gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla kurulan ve sunduğu hizmetler karşılığında ücret alan ve yatılı olmayan sosyal hizmet kuruluşlarını,
4. "Huzurevleri"; muhtaç yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını,
5. "Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri"; bedensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayıplarını gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasını sağlayan beceriler kazandırmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamlı bakmak üzere kurulan sosyal hizmet kuruluşlarını,
6. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Çocuk ve Gençlik Merkezleri", eşlerarası anlaşmazlık, ihmal, hastalık, kötü alışkanlık, yoksulluk, terk ve benzeri nedenlerle sokağa düşerek sosyal tehlike ile karşı karşıya kalan veya sokakta çalışan çocuk ve gençlerin geçici süre ile rehabilitasyonlarını ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulan yatılı ve gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını,
7. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Kadın veya Erkek Konukevleri", fiziksel,duygusal, cinsel ve ekonomik istismara uğrayan kadın veya erkeklerin psiko-sosyal ve ekonomik problemlerinin çözümlenmesi sırasında varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici bir süre kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını,
8. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Toplum veya Aile Danışma Merkezleri", toplumun ve ailenin gelişmesi için; bireyin katılımcı, üretken ve kendine yeterli hale gelmesi amacıyla koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, gerekirse diğer kuruluşlar ve gönüllülerle işbirliği içerisinde sunmakla görevli bulunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını,
9. (Ek: 30/5/1997 - KHK-572/5 md.) "Aile Danışma ve Rehabilitasyon Merkezleri", özürlü çocukları kendi kendine yeterli düzeye getirmek, okul eğitimine hazırlamak ve aile içi uyumu sağlamak amacıyla özürlü çocuklara ve ailelerine hizmet sunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarını,
f) "Kurum"; bu Kanunla kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü, İfade eder.
Genel esaslar:
Madde 4 - Sosyal hizmetlere ilişkin genel esaslar şunlardır:
a) Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür.
b) Sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyon ve işbirliği tesis edilerek güçbirliği sağlanır ve mevcut kaynaklara en verimli şekilde işlerlik kazandırılır.
c) Sosyal hizmet programlarının uygulanmasında korunmaya muhtaç çocuk, muhtaç sakat ve muhtaç yaşlıya öncelik tanınır.
d) Sosyal hizmetlerin yürütülmesi ve sunulmasında sınıf, ırk, dil, din, mezhep veya bölge farklılığı gözetilemez, hizmet talebinin hizmet arzından fazla olması halinde öncelikler, muhtaç olma derecesi ve başvuru veya tespit sırası esas alınarak belirlenir.
e) Korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin sosyal hizmetler, ancak bu Kanunla kurulan, Kurum tarafından yürütülür.
f) Bu Kanunla kurulan Kuruma bağlı kuruluşların dışındaki sosyal hizmet kuruluşlarının kurulması izne tabi olup, alınacak tertip ve tedbirlerle bunların hizmet, işleyiş ve personele ilişkin hususlarda tespit edilen standart ve esaslara uygun olarak faaliyette bulunmaları sağlanır.
g) Sosyal hizmet kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel görev alanlarının ve yurt sathında dengeli dağılımının görev boşluğu bırakılmayacak şekilde düzenlenmesi esastır.
h) (Değişik: 30/5/1997-KHK-572/6 md.) Çocuk yuvaları ile yetiştirme yurtlarının korunmaya muhtaç çocukların yaş, cinsiyet, sosyal ve psikolojik özellikleri ile özür dereceleri dikkate alınarak, kaynaştırma anlayışına göre gruplandırılması ve özellikle çocuk yuvalarının, huzurevleri ile aynı mahallerde tesis edilerek dede-torun, nine-torun ilişkilerinin sağlanması esas alınır.
ı) Korunmaya,bakıma ve yardıma muhtaç kişilere hizmet sunumu insan haysiyet ve vakarına yaraşır şekilde yerine getirilir.
j) Sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalıştırılacak personelin seçim ve niteliklerinin tespitinde ve bunların hizmetiçi eğitim programlarının düzenlenmesinde bu kurum ve kuruluşların hizmet özellikleri dikkate alınır.
k) Korunmaya muhtaç çocukların Türk örf,adet,inanç ve milli ahlakına sahip, kendisine güvenen, insan sevgi ve saygısıyla dolu, Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olarak yetiştirilmeleri, bir iş veya meslek sahibi yapılmaları, koruma kararı kalktıktan sonra da toplum içinde izlenmeleri ve imkanlar ölçüsünde desteklenmeleri esastır.
l) Muhtaç,özürlü ve yaşlıların hayatlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, muhtaç özürlülerin toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hale gelebilecek şekilde bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan tedavisi mümkün olmayanların sürekli bakım altına alınması amacıyla gerekli her türlü tertip ve tedbir alınır.
İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Görevler
Kuruluş:
Madde 5 - (Değişik: 24/1/1989 - KHK 356/1 md.; Değiştirilerek kabul: 14/3/1991 - 3703/1 md.)
Dördüncü maddede belirtilen genel esaslar içinde bu Kanunla verilen görevleri yapmak üzere Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu ile Başbakanlığa bağlı kamu tüzelkişiliğine sahip katma bütçeli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatı Ankara'dadır.
Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu:
Madde 6 - (Değişik: 30/5/1997-KHK-572/7 md.) Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu, Başbakanın veya görevlendireceği Bakanın başkanlığında aşağıdaki üyelerden oluşur.
a) Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca seçilecek sosyal hizmet alanında temayüz etmiş beş kişi,
b) Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim, Bayındırlık ve İskan, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Kültür bakanlıklarının müsteşarları veya yardımcıları ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı veya yardımcısı,
c) Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Aile Araştırma Kurumu Başkanı ve Özürlüler İdaresi Başkanı,
d) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, İş ve İşçi Bulma Kurumu genel müdürleri ile Vakıflar Genel Müdürü,
Gençlik ve Spor Genel Müdürü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Sekreteri,
e) Kızılay, Türk Hava Kurumu ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Genel Başkanı,
Kurul yılda en az bir defa Başkanın çağrısı üzerine toplanır. Gerekli hallerde Kurul Başkanınca toplantıya çağrılabilir. Kurulun sekreterya hizmetleri Kurum tarafından yerine getirilir. Kurulun çalışma usul ve esasları bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten itibaren altı ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Sosyal Hizmetler Danışma Kurulunun görevleri:
Madde 7 - Kurulun görevleri şunlardır:
a) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit edilen veya Kurul üyelerinin teklif ettiği sosyal hizmetlere veya uygulanmasına ilişkin konuları incelemek, değerlendirmek ve bu konularda Bakanlığa görüş ve tavsiyelerde bulunmak,
b) Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmet uygulamalarıyla ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar arasında ortaya çıkan sorunları incelemek ve bu sorunların çözümü için gerekli işbirliği esaslarını belirlemek.
c) Sosyal hizmetlere ilişkin olarak hazırlanan kanun tasarısı ve teklifleri, tüzük ve yönetmelikler hakkında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına görüş bildirmek. Kurumun kuruluşu:
Madde 8 - Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü,bir genel müdürün yönetiminde merkez ve taşra teşkilatından oluşur.
Kurumun görevleri:
Madde 9 - Kurumun görevleri şunlardır:
a) Sosyal yardım ve hizmetlerle ilgili esasları,sosyal hizmetler politikası ve hedeflerine uygun olarak tespit etmek,çalışma plan ve programlarını hazırlamak, uygulamak ve bu konuda ilgili bakanlık,kurum ve kuruluşlar arasında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı adına Koordinasyon ve işbirliği sağlamak.
b)(Değişik: 30/5/1997-KHK-572/8 md.) Öncelikle çocuğun aile içinde yetiştirilmesi ve desteklenmesi için aileyi eğitim, danışmanlık ve sosyal yardımlarla güçlendirmek, korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç çocuk, özürlü ve yaşlıların tesbiti, bunların korunması, bakımı, yetiştirilmesi ve rehabilitasyonlarını sağlamak üzere gerekli hizmetleri yürütmek, bu hizmetler için 3 üncü maddede sayılan sosyal hizmet kuruluşlarını 4 üncü maddede belirtilen esaslar çerçevesinde kurmak ve işletmek.
c) Çalışan ana ve babalar ile yurt dışındaki işçilerin çocuklarının bakımını ve korunmasını sağlamak amacıyla imkanları ölçüsünde gündüzlü veya yatılı kuruluşlar kurmak ve işletmek.
d) Yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde ayni ve nakdi yardımlarda bulunmak amacıyla gerekli hizmet ve programları geliştirmek ve uygulamak.
e) Kurum görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak amacıyla halkın gönüllü katılımını sağlamak ve organize etmek, toplumun örf, adet, inançlarına göre yapacağı yardım ve bağışlara ilişkin programlar geliştirmek ve yürütülmesini sağlamak,bu amaçla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında işbirliği yapmak, yardımda bulunmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlara yol göstermek.
f) Dernek ve vakıfların sosyal hizmetler alanındaki faaliyetlerini yönlendirmek, bunların bütçelerinde sosyal hizmetlere ayırdıkları payların yerinde ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla görüş ve tavsiyelerde bulunmak.
g) Kuruma bağlı olanlar dışında kurulacak sosyal hizmet kuruluşlarının açılış iznine, her türlü standartlarına ve işleyişlerine ilişkin esasları, varsa ücret tarifelerini tespit etmek, onaylamak, denetimini yapmak ve bu esaslara uymayanların faaliyetlerini durdurmak.
h) Sosyal yardım ve hizmetlerle ilgili alanlarda araştırma, yayın ve tanıtma faaliyetlerinde bulunmak, uluslararası düzeyde sosyal hizmet uygulamalarını izlemek, değerlendirmek ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak.
ı) Hizmet için gerekli personeli bu hizmete elverişli kişiler arasından seçmek, eğitmek, yetiştirmek, çalışma esaslarını ve sorumluluklarını belirlemek ve ilgili alanlarda görevlendirmek;
j) (Değişik: 30/5/1997-KHK-572/8 md.) Toplumun değişen ihtiyaçlarına göre özürlüler ve diğer sosyal hizmet alanlarında, Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek, bunun için uygun gördüğü sosyal hizmet kuruluşlarını genel esaslar çerçevesinde kurmak ve işletmek,
k) (Ek: 24/1/1989 - KHK - 356/2 md.; Mülga: 6/12/1989 - KHK - 396/28 md.; Ek: 14/3/1991 - 3703/2 md.) (1) Ailenin bütünlüğünü korumak, parçalanmış ailelerin korunmaya, yardıma ve bakıma muhtaç fertleriyle çocuklarına her türlü maddi, manevi ve sosyal destek sağlamak; bu amaçla gerekli planlamaları yapmak, eğitim faaliyetlerinde bulunmak.
Kurumun merkez teşkilatı ve görevleri:
Madde 10 - Kurumun merkez teşkilatı bir genel müdür, üç genel müdür yardımcısı ile aşağıdaki esas birimlerden oluşur.(1)
a) Özel Kalem,
b) Hukuk Müşavirliği,
c) Teftiş Kurulu,
d) Planlama, Koordinasyon ve Etüd Dairesi,
e) Aile ve Çocuk Hizmetleri Dairesi,
f) Yaşlı Hizmetleri Dairesi,
g) Özürlülerin Korunması ve Rehabilitasyonu Dairesi,
h) Genel Sosyal Hizmetler Dairesi,
ı) Personel ve İdari İşler Dairesi,
j) Destek Hizmetleri Dairesi,
k) Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü.
l) (Ek: 24/1/1989 - KHK - 356/3 md.; Mülga: 6/12/1989 - KHK - 396/28 md.;
Ek: 14/3/1991 - 3703/3 md.) (2) Ailenin Bütünlüğünün Korunması Dairesi
Genel Müdür ve yardımcıları ile (k) bendindeki müdürlük hariç yukarıda sayılan birimlerin görev,yetki ve sorumlulukları, 4 üncü maddede belirtilen genel esaslar içinde ve 9 uncu maddede yer alan Kurum görevleri dikkate alınarak bir yönetmelikle düzenlenir.
Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünün kuruluş ve görevleri:
Madde 11 - Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bir müdürün yönetiminde bir müdür yardımcısı ile Eğitim, Araştırma,Yayım ve Dokümantasyon şubeleri ve İdari İşler Şefliğinden oluşur.
Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezinin görevleri şunlardır:
a) Sosyal hizmetler alanındaki uygulamaları yerine getirecek personelin yetiştirilmesi, eğitilmesi ve bilgi düzeylerinin yükseltilmesi için gerekli programları geliştirmek ve uygulamak; hizmetiçi eğitim programlarını oluşturmak ve yürütülmesini sağlamak,
b) Sosyal hizmetler alanına giren konularda toplum bilincinin geliştirilmesi ve toplumun eğitilmesi faaliyetlerini yürütmek,
c) Sosyal hizmetler alanına giren konularda araştırma ve incelemeler yapmak veya yaptırmak,
d) Korunmaya muhtaç çocuklar, her yaş grubundaki özürlüler, muhtaç yaşlılar, yoksullar, muhtaç aileler ile diğer yardıma muhtaç kişilere uygulanacak sosyal hizmet yöntem ve tekniklerini belirlemek ve geliştirilmesini sağlayıcı çalışmalarda bulunmak,
e) Sosyal hizmet kuruluşlarınca uygulanan hizmet programlarının teknik yönlerine ilişkin değerlendirmeler yapmak ve geliştirilmesini sağlayıcı önerilerde bulunmak,
f) Fertlerin sosyal intibaksızlıklarını gidermeye ve toplum kalkınmasını temine yarayacak tedbirleri araştırmak,
g) Sosyal hizmetlere ilişkin konularda yayım ve dokümantasyon işlerini yerine getirmek,
h) Sosyal hizmetlere ilişkin bilimsel faaliyetlerde bulunmak.
(1) 21/2/1997 tarih ve 97/46781 sayılı Kararla, Genel Müdür Yardımcısı kadrosu Üç'den Beş'e çıkarılmıştır.
(2) Bu bent evvelce 396 sayılı KHK'nin 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmışsa da, 3703 sayılı Kanun ile yeniden eklenmiştir.
Taşra teşkilatı:
Madde 12 - Kurumun taşra teşkilatı aşağıdaki birimlerden oluşur:
a) İl Sosyal Hizmetler Kurulu,
b) İl Sosyal hizmetler müdürlükleri,
c) İhtiyaç duyulan ilçelerde kurulacak sosyal hizmetler şubeleri,
d) Sosyal hizmet kuruluşları,
İl Sosyal Hizmetler Kurulunun kuruluş, görev ve çalışma esasları:
Madde 13 - İl Sosyal Hizmetler Kurulu valinin başkanlığında aşağıdaki temsilcilerden oluşur.
a) İl idare kurulu üyeleri ile il sosyal hizmetler müdürü,
b) İl merkez belediye başkanı,
c) Varsa ildeki üniversite rektörleri, yoksa dekanlar, dekan da yoksa, enstitü ve yüksekokul müdürleri,
d) Büyük iş ve müessese sahiplerinden vali tarafından seçilecek en az iki en çok altı üye,
e) Sosyal hizmetler alanında yararlı faaliyetleriyle tanınmış kişiler arasından vali tarafından seçilecek en az iki en çok altı üye.
(d) ve (e) bentlerinde belirtilen üyelerin görev süreleri iki yıl olup bunların yeniden seçilmeleri mümkündür.
Kurul mart, haziran, eylül ve aralık aylarının ilk haftasında olmak üzere senede en az dört defa toplanır. Vali gerektiğinde kurulu ayrıca toplantıya çağırabilir.
Kurul, ilde sosyal hizmetlerle ilgili uygulamaları değerlendirmek, karşılaşılan güçlüklere çözüm yolları araştırmak, bu alandaki koordinasyon ve işbirliğini geliştirmek, halkın katkı ve katılımının Kurum hizmetleri çerçevesinde devamlılığını sağlayıcı tedbirleri almak ve bu konularda görüş oluşturmakla görevlidir.
Kurul üyelerinin seçimi ve çalışma usulleri bir yönetmelikle düzenlenir.
İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü kuruluş, kadro ve görevleri:
Madde 14 - İl Sosyal hizmetler müdürlüklerinin kuruluş ve kadroları hizmet alanlarına ve nüfus yoğunluklarına göre tespit edilir.
İl sosyal hizmetler müdürü, Kurumun ildeki temsilcisi ve il idare şube başkanı statüsünde olup ildeki Kuruma bağlı kuruluşların amiridir. İl sosyal hizmetler müdürü, il sınırları içindeki uygulama ve işlemlerden vali ve Genel Müdüre karşı sorumludur. İhtiyaç duyulan ilçelerde il sosyal hizmetler müdürlüklerine bağlı sosyal hizmetler şubeleri kurulur.
Sosyal hizmet kuruluşları:
Madde 15 - Sosyal hizmet kuruluşlarının görevleri, bu kuruluşlarda çalışan personelin görev, yetki ve sorumlulukları 3 üncü maddedeki tanımlar 4 üncü maddede belirtilen genel esaslar dikkate alınarak yönetmelikle düzenlenir.
Personel statüsü:
Madde 16 - Kurum personeli hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.
Kurum, hizmetin gereği veya daimi kadro ile yapılamayan veya daimi kadro ile yapılması güçlük arzeden işler için sözleşme ile personel çalıştırabilir.
Bu personel tercihen 40 yaşını doldurmuş kişiler arasından seçilir.
(Değişik: 30/5/1997-KHK-572/9 md.) Korunmaya ve bakıma alınmış olup, iş görme gücüne sahip ve istekli olanlar, bulundukları sosyal hizmet kuruluşlarının uygun görülen hizmetlerinde bu hizmetlerle ilgili kadroların boş tutulması ve her boş kadro karşılığı haftada 40 saati geçmemek üzere tespit edilecek çalışma saatleri içinde, saat başına ücret ödenmek kaydıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, iş ve sosyal güvenlikle ilgili mevzuat hükümlerine tabi olmaksızın ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre sözleşme ile çalıştırılabilirler. Bu kadroların % 30'u özürleri nedeniyle koruma kararı uzatılanlara tahsis edilir. Saat ücreti asgari ücretin aylık çalışma saati toplamına bölünmesi ile tespit edilir. Bir kadro karşılığında çalışma saati ile sınırlı olmak üzere birden fazla kişi çalıştırılabilir. Ancak kişi başına ayda 60 saatin dışında ücret ödenemez.
(Ek: 14/3/1991 - 3703/4 md.) Kurumun merkez teşkilatında; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı,1 inci Hukuk Müşaviri,Teftiş Kurulu Başkanı, hukuk müşaviri, müşavir,daire başkanı, başmüfettiş, şube müdürü, müfettiş, avukat, uzman tabip, tabip, diş tabibi, mimar, mühendis, bilgisayar işletmeni, bilgisayar programcısı, eğitim merkezi müdürü,döner sermaye merkez müdürü kadroları karşılık gösterilmek kaydıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Ancak,bu görevlerde çalıştırılacaklar için yükseköğrenim yanında,Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinde belirtilen şartlar aranır.
(Ek: 14/3/1991 - 3703/4 md.) Kurumun taşra teşkilatındaki Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde; müdür, müdür yardımcısı, uzman tabip, tabip, sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimcisi, fizyoterapist, öğretmen, çocuk eğiticisi, hemşire, hemşire yardımcısı, hizmetli (bakıcı olarak fiilen hizmet verenler) kadroları karşılık gösterilmek kaydıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Bu görevlerde çalıştırılacaklarda yüksek öğrenim şartı aranmaz.
(Ek: 14/3/1991 - 3703/4 md.) Bu suretle çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
(Ek: 14/3/1991 - 3703/4 md.) Sözleşme ile çalıştırılacak personel istekleri üzerine T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilir.
(Ek: 14/3/1991 - 3703/4 md.; Mülga: 5/7/1991 - KHK - 433/16 md.)
Atamalar:
Madde 17 - Genel Müdür, Genel Müdür yardımcıları ve Birinci Hukuk Müşaviri
23/4/1981 tarihli 2451 sayılı Kanun hükümlerine göre müşterek kararla; Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürü ile Kurumun 1 - 4 üncü derecedeki kadrolarına Genel Müdürün teklifi, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanının onayı ile diğer kadrolara Genel Müdürün onayı ile atama yapılır. Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü kadrolarına yapılacak atamalarda Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürünün görüşü alınır. Genel Müdür ve iki yardımcısı, 10 uncu maddenin birinci fıkrasının (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılan daire başkanları, Sosyal Hizmetler Eğitim ve Araştırma Merkezi Müdürü ve yardımcısı tercihan sosyal hizmetler alanında yükseköğrenim görmüş olanlar arasından atanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Mali Hükümler
Kurumun gelirleri:
Madde 18 - Kurumun gelirleri şunlardır:
a) Genel Bütçeden yapılacak Hazine yardımı,
b) Döner sermaye gelirleri,
c) Kuruma ait taşınır ve taşınmaz mallardan elde edilecek her çeşit gelirler,
d) Kurum tarafından veya Kurum yararına başka kuruluşlar ya da gerçek ve tüzelkişilerce düzenlenecek sosyal faaliyetler ile her türlü teşebbüs gelirleri,
e) Gerçek ve tüzelkişilerle uluslararası resmi ve özel kuruluşlar ve yabancı benzer kuruluşlar tarafından Kuruma yapılacak ayni ve nakdi taşınır ve taşınmaz her çeşit bağışlar ve bunların gelirleri,
f) Türk Hava Kurumunca toplanacak kurban derisi, fitre, zekat gelirlerinden Kuruma ayrılan paylar,
g) Belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde düzenlenen fuar, festival, sergi ve benzeri yerlere giriş biletlerine, Bakanlar Kurulunca tespit edilen miktarda yapıştırılacak sosyal yardım pulu gelirleri,
h) Kanunla kurulmuş olan Spor - Toto, Milli Piyango gibi şans oyunları tertip eden kuruluşların aylık hasılatlarının % 1'inin Kuruma aktarılmasıyla elde edilecek gelirler,
ı) 26/5/1981 tarih ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belediyelerce yapılacak yardımlar,
j) İl özel idareleri bütçelerine bir önceki yıl ödeneklerinin % 5'inden az olmamak üzere konulacak yardımlar.
k) Kanunla kurulan döner sermaye işletmelerinin (Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve Orman Genel Müdürlüğü'ne ait olanlar hariç), yıllık brüt hasılatlarının % 1'inin Kuruma aktarılmasıyla elde edilecek gelirler. (1) Yukarıda sayılan gelirlerden (h) ve (k) bentlerinde belirtilenler,hasılatın elde edilmesini takip eden ayın son gününe kadar, (ı) ve (j) bentlerinde belirtilenler, üçer aylık devreler itibariyle ve bu devreleri takip eden on gün içinde Kuruma ödenmek zorundadır. Bu süreler içinde ödemelerin yapılmasından ilgili kurum ve kuruluşların yetkili amirleri ile saymanları ortaklaşa sorumlu olup, ödemelerin geciktirilmesi halinde ödenmesi gereken miktarlar % 5 cezai faizle birlikte kendilerinden tahsil olunur.
Döner sermaye:
Madde 19 - Kuruma, bu Kanunda öngörülen temel ve sürekli görevlere bağlı olarak ortaya çıkan üretim ve hizmet faaliyetlerini sürdürebilmek için gerekli yerde ve sayıda döner sermaye işletmesi kurmak amacıyla ikimilyar lira sermaye tahsis edilmiştir. Döner sermaye, Kurum bütçesine bu amaçla konulacak ödeneklerle,ayni yardımlar, döner sermaye faaliyetlerinden elde edilecek karlar, bağış ve yardımlardan oluşur. Bağış ve yardımlar tahsis olunan sermaye ile sınırlı olmaksızın tahsis olunan sermaye tutarına eklenir. Döner sermayeye verilecek malların bedeli tahsis olunan sermayeye mahsup edilir. Döner sermaye işlemleri, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ile 2490 sayılı Artırma ve Eksiltme ve İhale Kanununa tabi değildir. Döner sermayenin hangi alan ve kuruluşlarda kurulacağı ile işletilmesine, hesap usullerine, alım satım işlemlerine ilişkin kurallar Maliye ile Sağlık ve Sosyal Yardım bakanlıklarınca birlikte düzenlenecek bir yönetmelikte belirtilir. Döner sermayenin işletilmesinden doğan karlar, ödenmiş sermaye, tahsis edilen sermaye tutarına ulaşıncaya kadar döner sermayeye eklenir. Ödenmiş sermaye bu tutarı bulduktan sonra karlar, izleyen mali yılın MART ayı sonuna kadar katma bütçeye gelir kaydedilmek üzere Kurum Saymanlığına yatırılır. Süresinde saymanlığa yatırılmayan karlar döner sermayenin ita amiri ile sorumlu saymanından veya bu görevleri yürütenlerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil olunur. Döner sermaye ile yapılan işlerden doğan gelir ve giderler için mali yılıizleyen 4 ay içinde düzenlenecek bilanço ve ekleri, gelir ve gider belgeleri ile birlikte Sayıştay Başkanlığına; bilanço ve eklerinin onaylı birer örnekleri de aynı süre içinde Maliye Bakanlığına gönderilir. Döner sermaye için belirtilen iş ve hizmetlere ilişkin giderlerle, yalnız döner sermaye işlerinde çalıştırılacak personelin her türlü giderleri döner sermayeden karşılanır. Döner sermaye saymanları Kurumun teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca atanır.
(1) Bu bende "Vakıflar Genel Müdürlüğüne" ibaresinden sonra gelmek üzere 23/7/1995 tarih ve 4122 sayılı Kanunun 15/b maddesi ile "ve Orman Genel Müdürlüğü'ne" ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.
Mali kolaylıklar:
Madde 20 - a) Kurum ve kuruluşlarına yapılacak her türlü bağış, yardım ve vasiyetler vergi, resim ve harçlardan muaftır. Bağış, yardım ve vasiyetlerin kullanılmasında bağış, yardım ve vasiyet yapanların koydukları ve kanunlara göre geçerli sayılan kayıtlara ve şartlara uyulur.
b) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefleri tarafından Kurum ve kuruluşlarına makbuz karşılığında yapılacak nakdi bağışlar Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden ve Kurum kazancından indirilir.
c) Kurum ve kuruluşlarınca hizmetin gereği olarak ithal edilen makine, teçhizat, malzeme ve yayınlar gümrük vergisi ve buna bağlı vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu muafiyet hükümleri bağış ve yardım yoluyla gelen aynı cins malzemeler için şartsız olarak uygulanır. (1)
d) Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumuna kanunlarla verilmiş olan imtiyazlar, Kurum için de aynen uygulanır.
(1) İthalde alınan her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti hükümleri, 6/5/1986 tarihli ve 3283 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Tespit, İnceleme ve Koruma
Tespit ve inceleme:
Madde 21 - Kurum, korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü ve yaşlılar ile sosyal hizmetlere muhtaç diğer kişileri tespit ve incelemekle görevlidir. Bu kişilerin Kuruma duyurulmasında ve incelemeye ilişkin olarak Kurum ile işbirliğinde bulunulmasında mahalli mülki amirler, sağlık kuruluşları ve köy muhtarları ile genel kolluk kuvvetleri ve belediye zabıta memurları yükümlüdürler.
Korunma kararı:
Madde 22 - Korunmaya muhtaç çocukların reşit oluncaya kadar bu Kanun hükümlerine göre Kurumca kurulan sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri hususundaki gerekli tedbir kararı yetkili ve görevli mahkemece alınır. Bu karar için gerekli belgeler Kurumca düzenlenir ve ilgili mahkemeye gönderilir. Haklarında derhal korunma tedbiri alınmasında zorunluluk görülen çocuklar mahkeme kararı alınıncaya kadar, bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda veya aile yanında mahalli mülki amirin onayı alınmak suretiyle bakım altına alınır.
Koruyucu aile:
Madde 23 - Mahkemece korunma kararı alınan korunmaya muhtaç çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir "Koruyucu Aile" tarafından da yerine getirilebilir. Koruyucu aile, korunmaya muhtaç çocuğun bakımını ve yetiştirilmesini gönüllü olarak üstlenebileceği gibi Kurumca tespit edilecek ve ödenecek bir ücret karşılığında da yapabilir. Koruyucu ailelerin seçimine, çocukla ilgili sorumluluklarına, Kurumla olan ilişkilerine, hizmetin işleyişine ve aileye bu hizmeti karşılığı ödenecek ücrete ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir. Korunma kararının süresi ve kaldırılması:
Madde 24 - Korunma kararı genel olarak çocuk reşit olana kadar devam eder. Ancak bu karar, korunma kararına neden olan şartların ortadan kalkması halinde Kurum yetkililerinin önerisi üzerine mahkemece çocuk reşit olmadan önce kaldırılabileceği gibi reşit olduktan sonra da çocuğun rızası alınmak şartıyla devamı hususunda karar verilebilir. Reşit olduktan sonra korunma kararının devamı aşağıda belirtilen şartlara bağlıdır.
a) 18 yaşını tamamlamış olan korunmaya muhtaç çocuklardan;
1. Ortaöğrenime devam edenlerin 20 yaşına kadar,
2. Yükseköğrenime devam edenlerin 25 yaşına kadar korunma kararları uzatılabilir.
b) Öğrenime devam etmeyen 18 yaşını doldurmuş çocukların bir iş veya meslek sahibi edilerek kendi kendilerine yeterli olabilmelerinin sağlanması amacıyla 20 yaşına kadar korunma kararları uzatılabilir. Bunlardan korunma kararı kalkmış; ancak tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda bulunan kız çocukları, Kurumca himaye olunur. Bu çocukların emek karşılığı iaşe, ibate ve harçlıkları Kurumca karşılanmak kaydıyla Kurum hizmetlerinde çalışmaları da sağlanabilir.
c) Bedensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle sürekli bakıma muhtaç durumda bulunan ve çalışmaktan aciz olan Çocukların korunma kararı uzatılır. Korunma kararı kalkan çocukların Kurumla ilişkilerinin devamı sağlanır. Bu çocuklara gerektiğinde imkanlar ölçüsünde Kurumca yardımcı olunur. Korunmaya muhtaç çocukların eğitim ve öğretimlerinin sağlanması veya meslek sahibi yapılmaları:
Madde 25 - Okul çağındaki korunmaya muhtaç çocukların eğitim ve öğretimleri Milli Eğitim Bakanlığı ile diğer kamu kurumlarına ait okullarda gerçekleştirilir. Herhangi bir nedenle okula devam etme imkanı bulamayan çocuklar, kamu ve özel işyerlerinde ücret mukabilinde çalıştırılarak bir meslek sahibi yapılırlar. Bu şekilde çalıştırılan çocukların ücretlerinin yurt idarelerince tespit edilen miktarı kendilerine harçlık olarak verilir. Geri kalan miktar aybaşını takip eden on gün içinde milli bankalarda çocuk namıma açtırılan hesaba yatırılır. Çocuğun ücretinin başlama zamanı ve miktarı, yurt idaresi ile işveren arasında mahalli örf ve rayice göre tespit olunur. Bu konuya ilişkin hususlar bir yönetmelikle belirlenir.
(Değişik: 30/5/1997-KHK-572/10 md.) Özel eğitim gerektiren korunmaya muhtaç çocukların eğitim ve öğretimleri Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel eğitim-öğretim kurumlarında sürdürülür. Korunmaya muhtaç özürlü çocukların eğitimleri Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte planlanır. Korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç sakat, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar:
Madde 26 - Korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç aile,özürlü, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.
Cezai sorumluluk:
Madde 27 - Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmet kuruluşlarında muhafaza ve bakımlarına terkedilen şahıslara karşı herhangi bir suç işleyen kuruluş görevlileri hakkında bu suç nedeniyle genel hükümlere göre verilecek muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalar ile para cezaları üçte bir oranında artırılarak hükmolunur.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Kurumla İlgili Özel Hükümler
Mirasın Kuruma geçmesi:
Madde 28 - Kuruma bağlı kuruluşlarda bakılmakta iken mirasçı bırakmaksızın ölen kimselerin mirası Kuruma geçer. Kurum terekenin borcundan ancak, kendisine geçen mallar ölçüsünde sorumlu olur.
Haciz, devir ve temlik ayrıcalığı:
Madde 29 - Bu Kanun gereğince korunmaya ve yardıma muhtaç aile ve kişilere yapılacak ödemeler ve sağlanacak yardımlar başkasına devir, temlik ve haciz edilemez.
Dava açma hakkı:
Madde 30 - Kurum, kendisine yardımda bulunduğu kişiler için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafaka ile yükümlü bulunanlar hakkında dava açmak hakkına sahiptir.
Kurumun malları:
Madde 31 - Kurumun malları Devlet malı hükmündedir. Kurumun alacakları Devlet alacağı derecesinde imtiyazlıdır.
(Değişik: 30/5/1997 - KHK - 572/11 md.) Kuruma ait taşınmazların satışından veya kiraya verilmesinden elde edilen gelirlerin % 30'u, özürlü hizmetlerinde kullanılmak üzere Kurum bütçesine özel gelir kaydedilir. Kuruma ait taşınmazların satışı, kiraya verilmesi, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Evlenme yardımı:
Madde 32 - Kuruma ait sosyal hizmet kuruluşlarında koruma kararı devam eden kız çocuklarından evlenenlere çeyiz ihtiyaçlarını karşılamak ve bir defaya mahsus olmak üzere en yüksek Devlet memuru aylığının birbuçuk katı tutarında evlenme yardımı yapılır. Bu yardım hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir.
Kurumun sembolü:
Madde 33 - Kurum, temel amaç ve görevlerine uygun olarak varlığı sona eren Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun sembolü de dikkate alınarak sembolize edilir. Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun sembolü hiçbir kurum ve kuruluş tarafından kullanılamaz ve iktibas edilemez.
ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Açılış izni ve standartlar:
Madde 34 - Kurum dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzelkişilerince bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmet kuruluşlarının kurulmasına, teşvik edilmesine ve açılış izinlerinin verilmesine, varsa ücret tarifelerinin tespitine ilişkin usul ve esaslar ile bu kuruluşların hizmet ve personel standartları bir yönetmelikle düzenlenir. Sosyal hizmet kuruluşlarını kuranlar ve işletenler bu yönetmelik hükümlerine uymakla yükümlüdürler.
Denetleme esasları:
Madde 35 - Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzelkişileri tarafından işletilen sosyal hizmet kuruluşlarının 34 üncü maddede yer alan yönetmelik esaslarına uygunluğu Kurumun kontrol ve denetlenmesine tabidir. Sosyal hizmet kuruluşları yılda en az bir defa Kurumca denetlenir. İlgililer kontrol ve denetlemeler sırasında denetleme heyetine her türlü kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. Kontrol ve denetlemeye ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Onurlandırma:
Madde 36 - Kurumca yürütülmekte olan sosyal hizmet faaliyetlerine gerçek ve tüzelkişilerin her türlü maddi ve manevi katkı ve katılımın sağlanmasına ilişkin esaslar ile Kuruma büyük hizmet ve katkıları geçenlerin onurlandırılması işlemleri bir yönetmelikle düzenlenir.
Yönetmelikler:
Madde 37 - Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler en geç altı ay içinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca hazırlanarak yürürlüğe konulur.
Yürürlükten kaldırma:
Madde 38 - Aşağıda sayılan;
a) 15/5/1957 tarih ve 6972 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun,
b) 12/6/1959 tarih ve 7355 sayılı Sosyal Hizmetler Enstitüsü Kurulmasına Dair Kanun,
c) 25/4/1963 tarih ve 225 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kuruluş ve Memurları Kanununda ve 4862 sayılı Kanuna Bağlı (1) ve (2) sayılı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesinin (b) bendi,
d) Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun teşkiline ait mevzuat,
e) Diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri, Yürürlükten kaldırılmıştır.
Ek Madde 1 - (Ek: 25/2/1988 - 3413/1.md.)
Kamu Kurum ve Kuruluşları, reşit olana kadar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından bakılan ve korunan çocuklar için, her yılbaşındaki, hangi statüde olursa olsun,serbest kadro mevcutlarının binde biri nispetindeki kısmını ayırarak bu çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yaparlar.
Bu maddeden yararlanmak isteyenler,18 yaşını tamamladıkları tarihten itibaren, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü vasıtasıyla başvurmak zorundadırlar.
(Ek Madde 2 - (Ek: 24/1/1989 - KHK - 356/4 md.; Aynen kabul: 14/3/1991 - 3703/5 md.)(1) 2828 sayılı Kanunla kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda ve diğer mevzuatta Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile ilgili olarak geçen "Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı" ibareleri "Başbakanlık", "Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı" ibaresi "Başbakan"olarak değiştirilmiştir.
(1) Bu madde; evvelce 356 sayılı KHK'nin 4 üncü maddesi ile "Ek madde 1" olarak getirilmişse de teselsülü sağlamak için bu sefer 14/3/1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunla madde numarası "Ek madde 2" olarak değiştirilmiştir.
Anlaşmazlıkların Hali:
Ek Madde 3 - (Ek: 14/3/1991 - 3703/5 md.) Bir sözleşme mevcut olsun olmasın, Genel Müdürlük ile diğer Devlet daireleri, kurum ve kuruluşları veya gerçek ve tüzel kişiler arasında çıkan ve henüz yargı merciilerine, hakeme veya icraya intikal etmemiş bulunan hukuki ihtilafların sulh yolu ile hallinde;sözleşmelerin değiştirilmesinde veya bozulmasında; maddi veya hukuki sebeplerle takibinde veya yüksek dereceli merci ve mahkemelerce incelenmesini istemekte fayda umulmayan dava ve icra takiplerinden vazgeçilmesinde veya bunların sulh yolu ile hallinde; menfaat görüldüğü takdirde; Tanınacak veya terkin edilecek hak ve işin tazammun ettiği menfaatlerin;
10.000.000.- TL'ya kadar olanları Genel Müdürün kararı,
10.000.000.- TL'dan 50.000.000.- TL'ya kadar olanları Başbakanın kararı,
50.000.000.- TL'dan fazla olanları Danıştayın olumlu görüşü üzerine alınacak müşterek karar, İle halledilir. Tashihi karar veya iade-i muhakeme veya 3533 numaralı Kanun mucibince hakemlerce verilmiş olan kararlara karşı itiraz yoluna gidilmesi için kanuni sebepler mevcut olup olmadığının takdiri davayı takip eden avukata aittir. Avukat konu ile ilgili gerekçeli mütalaası üzerine, Genel Müdürden alacağı talimat doğrultusunda hareket eder. 4353 sayılı Kanun ile diğer kanunların benzer hükümleri ve para değerindeki değişmeler gözönünde tutularak, yukarıda belirlenen parasal sınırlar her yıl bütçe kanunları ile tespit edilecektir.
(Ek Madde 4 - (Ek: 30/5/1997 - KHK - 572/12 md.) Bu Kanunda geçen "sakat" ibaresi "özürlü", "kör" ibaresi "görme özürlü", "sağır" ibaresi "İşitme özürlü" olarak değiştirilmiştir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümler
Geçici Madde 1 - Bu Kanunun yayımı tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğünce işletilen veya yatırım programlarında yer alıp halen inşaatları, sürdürülen kreş ve gündüz bakımevleri, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri; Devlet yatırım programları çerçevesinde yaptırılmış bulunan ya da Kanun yürürlüğe girdiği tarihte inşa edilmekte olan çocuk bakım ve yetiştirme yurtları; İl Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birlikleri ve bunlara bağlı çocuk bakım ve yetiştirme yurtları ile her türlü kuruluşları;varlığı sona erdirilen Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Genel Merkezi, il merkezi, bağımsız şube, şube, bağımsız kol ve kollarına ait tüm büro, kuruluş ve işletmeleri; bunların döner sermayeleri; tüm taşınır taşınmaz malları,alacak ve borçları ile Kuruma devrolunur. Devir işlemleri genel hükümlere göre ve mahalli mülki amirinin veya görevlendireceği yardımcılarının gözetiminde yapılır. Bunlardan Hazine mülkleri dışında kalan ve hizmetleri Kurumca devralınan tüzelkişilere ait taşınmaz mallar Kurum adına tescil olunur. Devir ve ferağ işlemleri her türlü harç ve vergiden muaftır. Kuruma devrolunacak kuruluş ve işletmeler, devir işlemleri tamamlanıncaya kadar mahalli mülki amirleri gözetiminde eski mevzuata göre yönetilirler. Devir işlemleri en geç 31 Aralık 1983 tarihine kadar tamamlanır.
Geçici Madde 2 - Varlığı sona eren Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun Genel Merkez, il merkezi, bağımsız şube, bağımsız kol ve kollarına ait tüm taşınmaz mallarına ilişkin kira sözleşmeleri bu Kanunun yayımı tarihinden altı ay sonra sona erer. Bu süre bitiminde rayiç bedele uygun olarak tespit edilen yeni kira bedeli ile taşınmazı eski kiracının kiralamaya tercih hakkı vardır. Bu hakkın Kurumun yapacağı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde kullanılması şarttır. Belirtilen süre içinde bu hakkını kullanmayan ve taşınmazı tahliye etmeyen kiracıların tahliyeleri icra memurluğundan istenebilir.
Geçici Madde 3 - Kuruma devredilen hizmetlerle ilgili olarak; Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve il Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birlikleri ve bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlara ait iptal edilen kadrolar ekli (I) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Genel Kadro Kanunu çıkıncaya kadar Kurum hizmetlerinde kullanılmak üzere, ekli (II) sayılı cetveldeki kadrolar ihdas edilmiştir. İhdas edilen kadroların dağıtımı yapılıncaya kadar, iptal edilen kadrolarda fiilen çalışmakta olan memurların aylıkları kaldırılan kadrolara istinaden ödenmeye devam olunur. Kadro dağıtımı sonunda; işgal etmekte oldukları kadro derece ve unvanları değişmeyenler ile kadro derecesi değiştirilenlerden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre yeni derecelerine atanma şartlarını taşıyanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bu kadrolara atanmış sayılırlar. Bunun dışında kalan personel ise yürürlükteki mevzuata göre yeni kadrolara atanır.(1)
Geçici Madde 4 - Bu Kanunun yayımı tarihinde Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışmakta olanlar, bu Kurumda geçirdikleri hizmetlerinin her bir yılı bir kademe, her üç yılı da bir derece sayılmak suretiyle 12 Şubat 1982 tarih ve 2595 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesi esaslarına göre ancak 3 ay içinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın Kurum kadrolarına intibak ettirilirler. İntibak işlemleri sırasında; ilkokul mezunu olmayanlar ilkokul mezunu gibi işleme tabi tutulurlar. İntibak süresi içinde ayrılanların tazminatları Kurumca ödenir.
Geçici Madde 5 - Devrolunan hizmetlerin aksamadan yürütülmesini sağlamak üzere;
a) Devrolunan hizmetlerden genel bütçe içinde yer alanlarla ilgili harcamaların genel bütçeden,
b) Koruma birlikleri ile ilgili harcamaların Kurumca belirlenecek yeni esaslar da dikkate alınarak kendi bütçelerinden,
c) Varlığı sona erdirilen Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumundan devrolunan hizmetlerle ilgili harcamaların Kurumca belirlenecek yeni esaslar da dikkate alınarak mevcut muhasebe ve bütçeleme esaslarına göre kendi bütçelerinden, Yapılmasına 1983 mali yılı sonuna kadar devam olunur. Devrolunan döner sermayelere ilişkin işlemler ilgili yönetmelikler çıkarılıncaya kadar eski mevzuatlarına göre Kurum ve valilerin denetim ve gözetiminde yürütülür.
Geçici Madde 6 - Kurum,tespit edeceği hizmet önceliklerine göre gerekli görülen illerden başlayarak taşra teşkilatının kuruluşunu,Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş yıl içinde tamamlar. Bu süre içinde, taşra teşkilatının kurulmadığı illerde, Kurumun sorumluluğundaki hizmetler İl Sağlık ve Sosyal Yardım müdürlüklerince yerine getirilir.
Geçici Madde 7 - (Ek: 14/5/1985 - 3204/1 md.) 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun Geçici 2 nci Maddesine göre Kurumun belirlediği kira bedelini kabul ederek Kurumla kira sözleşmesi yapanlar veya Kurumun belirlediği kira bedelini kabul etmeyerek kira sözleşmesi yapmayanlardan taşınmaz malı henüz tahliye etmemiş bulunanlar,bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Kurum tarafından belirlenen kira bedellerine karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilirler. İtirazın yapılması halinde kiracılar, dava sonuna kadar Kurum tarafından belirlenen kirayı aylık olarak öderler ve taşınmaz maldan tahliye edilemezler. Kira bedeli, sulh hukuk mahkemesince rayiç ve emsale uygun olarak tespit olunur.Tespit edilen kira bedeli 27/11/1983 tarihinden itibaren geçerli olup, karar ile kiracı lehine fark olduğu takdirde bu mik-
tar ileriki aylık kiralara mahsup edilir. Görülecek davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri bu tespitlerde nazara alınmaz. Mahkeme,tespitte bilirkişi olarak resmi dairelerce bildirilen teknik elemanlardan, ticaret odası temsilcisinden ve bir de hukukçudan olmak üzere üç kişilik heyeti resen seçer. Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tespit edilen kira bedeline göre kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşmeyi yapmayan ve biriken kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi icra memurluğundan istenir. Kurum tarafından yapılan tebligat üzerine Kurumca tespit edilen kira bedeline uygun olarak kira sözleşmesi yapılmış olması yukarıdaki fıkralarda belirtilen itiraz hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez. Bu takdirde mahkeme kararının kesinleşmesi ile tesbit edilen kira mukavele tarihinden geçerli olur. Bu davalar diğer davalara nazaran öncelikle görülür.
(1) Bu maddenin ikinci fıkrası ile ihdas olunan kadrolar, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı KHK.'nin 13 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Yürürlük ve Yürütme
Yürürlük:
Madde 39 - Bu Kanun yayımı tarihinden yürürlüğe girer.
Yürütme:
Madde 40 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

NÜFUS PLANLAMASI HAKKINDA KANUN

· 0 yorum

NÜFUS PLANLAMASI HAKKINDA KANUN



Kanun Numarası : 2827
Kabul Tarihi : 24/5/1983
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 27/5/1983 Sayı: 18059
Amaç:
Madde 1 - Bu Kanunun amacı, nüfus planlaması esaslarını, gebeliğin sona er-
dirilmesi ve sterilizasyon ameliyelerini, acil müdahale halleri ile gebeliği
önleyici ilaç ve araçların temin, imal ve saptanmasına ilişkin hususları düzen-
lemektir.

Nüfus planlaması:
Madde 2 - Nüfus planlaması, fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri za-
man çocuk sahibi olmaları demektir.
Devlet,nüfus planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır. Nüfus planlaması gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanır.
Gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon, Devletin gözetim ve denetimi
altında yapılır.
Bu Kanunun öngördüğü haller dışında gebelik sona erdirilemez ve sterilizas-
yon veya kastrasyon ameliyesi yapılamaz.

Nüfus planlamasıyla ilgili eğitim, öğretim ve uygulama hizmetleri:
Madde 3 - Nüfus planlaması zaruretinin halka duyurulması ve bu hususlarla
ilgili eğitim, öğretim ve uygulama hizmetleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlı-
ğının koordinatörlüğünde, Milli Savunma, Milli Eğitim ve Sosyal Güvenlik Bakan-
lıklarınca birlikte hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak
yönetmelik esaslarına göre,Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca; üniversiteler,
Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu ile sosyal güvenlik kurumları, tüm kamu kurum
ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki ilgili meslek kuruluşları ve gönüllü
kuruluşlarla işbirliği yapılarak yerine getirilir.
Bu maksatla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, özel teşkilat kurmaya, gebe-
liği önleyici ilaç ve araçları temin veya imal etmeye veya ettirmeye, muhtaç
olanlara bu ilaç ve araçları parasız veya maliyetinden ucuz fiyatla vermeye ve-
ya verdirmeye veya sattırmak için tedbir almaya yetkilidir. İlaç ve araçların
imal veya Türkiye'ye İthali Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının iznine tabi-
dir.
Nüfus planlamasında kullanılacak ilaç ve araçların niteliği, aralarında tıp
fakülteleri öğretim üyelerinin de bulunduğu bir komisyonun yazılı görüşü alın-
mak suretiyle Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca saptanır. Sağlık ve Sosyal
Yardım Bakanlığınca bu şekilde saptanmamış ilaç ve araçlar üniversitelerin tıp
fakülteleri de dahil olmak üzere hiçbir birim, kurum ve kuruluşca insanlar üze-
rinde kullanılamaz.
Komisyonun kuruluş ve işleyişi, gebeliğin önlenmesine ilişkin yöntemler ve
uygulama açısından hekim, hemşire ve ebelerin eğitim ve görevlendirilme esas ve
usulleri ile uygulamada yetkilerini belirleyen hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Hekim, hemşire ve ebeler özel kanunlardaki şartlara bağlı olmaksızın bu yö-
netmelikle belirtilen şartlara uygun olarak gebeliği önleyici yöntemleri uygu-
larlar.

Sterilizasyon ve kastrasyon:
Madde 4 - Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin
cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demek-
tir.
Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin is-
teği üzerine yapılır.
Bir ameliyatın seyri sırasında tıbbi zaruret nedeniyle bir hastalığın teda-
visi için kastrasyonu gerektiren hallerde, kişinin rızasına bakılmaksızın kast-
rasyon ameliyesi yapılabilir.

Gebeliğin sona erdirilmesi:
Madde 5 - Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısın-
dan tıbbi sakınca olmadığı takdirde istek üzerine rahim tahliye edilir.
Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını
tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller
için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı
ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile
tahliye edilir.
Derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini
tehdit eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli
müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak, hekim bu müdahaleyi yapmadan
önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmidört saat
içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icab-
ettiren gerekçeleri illerde sağlık ve sosyal yardım müdürlüklerine, ilçelerde
hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur.
Acil müdahale hallerinin nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil
ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenilecek
izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu
yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve
gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir.

Gebeliğin sona erdirilmesinde izin:
Madde 6 - 5 inci maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine,küçükler-
de küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mü-
meyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte
sulh hakiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur
serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rıza-
sı aranmaz.
4 üncü maddenin ikinci ve 5 inci maddenin birinci fıkralarında belirtilen
ve rızaları aranılacak kişiler evli iseler, sterilizasyon veya rahim tahliyesi
için eşin de rızası gerekir.
Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal
müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit
eden acil hallerde izin şart değildir.
İlaç ve araçların imal, reklam ve propagandasıyla ilgili hükümlere aykırı
eylemler:
Madde 7 - Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca bu Kanunun 3 üncü maddesine
göre gebeliği önleyici nitelikte oldukları kabul edilmeyen ilaç ve araçları
yurt içinde imal edenler veya her ne suretle olursa olsun dağıtanlar veya tica-
ret maksadıyla yurda sokanlar veya bu maksatla bulunduranlar yedi aydan iki yı-
la kadar hapis ve otuzbin liradan yüzellibin liraya kadar ağır para cezasına
çarptırılırlar, imalathaneler kapatılır, ilaç ve araçlar müsadere olunur.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca bu Kanunun 3 üncü maddesine göre gebe-
liği önleyici nitelikte oldukları kabul edilen ilaç ve araçların reklam ve pro-
pagandası 21 Mayıs 1928 tarih ve 1262 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre ya-
pılır. Buna aykırı hareket edenler bir aydan altı aya kadar hapis ve yedibin-
beşyüz liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezasına çarptırılırlar.

Saptanmamış ilaç ve araçların kullanılması:
Madde 8 - Bu Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı hareket eden
kişiler ve kurum yetkilileri, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği tak-
dirde TÜrk Ceza Kanununun 456 ncı maddesine göre cezalandırılırlar.Fiil 456 ncı
maddenin dördüncü fıkrasına girse bile resen takip olunur.
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dört ve beşinci fıkraları ile 5 ve 6 ncı mad-
deleri hükümlerine aykırı hareket edenler fiilleri daha ağır bir cezayı gerek-
tirmediği takdirde ellibin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile ce-
zalandırılırlar.

Değiştirilen kanun hükümleri:
Madde 9 - 12 - (Bu maddeler 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu-
nun ikinci kitabının dokuzuncu babının dördüncü faslının başlığı ile 468, 470
ve 471 inci maddeleri ile 469 uncu maddesinin birinci fıkrasının değiştirilmesi
ile ilgili olup mezkür kanundaki yerlerine işlenmişlerdir.)

Yürürlükten kaldırılan kanun ve hükümler:
Madde 13 - 1/4/1965 tarih ve 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile
1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 472 nci maddesinin ikinci fık-
rası yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1 - (2827 Sayılı Kanunun kendi numarasız geçici maddesi olup
teselsül için numaralandırılmıştır.)
Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde düzenlenerek yü-
rürlüğe konulacak olan tüzük ile yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, 557
sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yürürlüğe konulmuş
bulunan Tıbbi Zaruret Halinde Gebeliğin Sona Erdirilmesi ve Sterilizasyon Ya-
pılması Hakkında Tüzük ile Nüfus Planlaması Yönetmeliği ve Nüfus Planlaması Ge-
nel Müdürlüğü Hizmetiçi Eğitim Faaliyetleri Yönetmeliğinin bu Kanuna aykırı ol-
mayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Yürürlük:
Madde 14 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:
Madde 15 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

POLİS VAZİFE VE SELAHİYET KANUNU

· 0 yorum

POLİS VAZİFE VE SELAHİYET KANUNU


Kanun Numarası : 2559
Kabul Tarihi : 4/7/1934
Yayımlandığı R. Gazete: Tarih: 14/7/1934 Sayı: 2751


Madde 1 - Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuni-
yetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin
eder.
Yardım istiyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet
eder. Kanun ve nizamnamelerinin kendisine verdiği vazifeleri yapar.

Madde 2 - (Değişik: 16/7/1965 - 694/2 md.)
Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır.
A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine
uygun olmıyan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önü-
nü almak,
B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer
kanunlarda yazılı görevleri yapmak,
Kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan polis; amirin-
den aldığı emri, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine
getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, amir emrinde ısrar eder
ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu halde, emri ye-
rine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine
getirilmez. Yerine getirenler sorumluluktan kurtulamaz.
(1) Bu Kanunun 10/3/1983 tarih ve 2803 sayılı Kanuna aykırı hükümleri, aynı Ka-
nunun 25 inci maddesinin b/2 fıkrası gereğince Jandarma Teşkilatı için uygu-
lanmaz.
Aşağıda yazılı hallerde:
I - Can, ırz veya mal emniyetini korumak için,
II- Devletin şahsiyetine karşı işlenen cürümlerin faillerini yakalamak veya
delillerini tesbit etmek için,
III- Devlet kuvvetleri aleyhine, yalnız veya toplu olarak taarruz veya muka-
vemette bulunanları yakalamak, veya bunların taarruz veya mukavemetlerini def
etmek için,
IV - Hükümete karşı, şiddet kullanan veya gösteren veya mukavemet edenlerin
yakalanması, taarruz veya mukavemet edenlerin def edilmesi için,
V-Zabıtaca muhafaza altına alınan şahıslara,bina veya tesislere,meskün veya
gayrımeskün yerlere vakı olacak münferit veya toplu tecavüzleri def etmek için,
VI - Ağır cezalı bir suçun sanığı olarak yakalandıktan sonra zabıta kuvvet-
lerinin elinden kaçmakta olan şahısların yakalanması için,
VII - İşlenmekte olan bir suçun işlenmesine veya devamına mani olmak için,
VIII - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafın-
dan suç delillerinin tesbiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapıla-
cak aramalar için,
IX - Kanunsuz toplantı veya kanunsuz yürüyüşleri dağıtmak veya suçlularını
yakalamak için,
X - Yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi afetlerde olay yerinde görevli-
lerce alınması gereken tedbirler için,
XI - Umuma açık yerlerde yapılan her türlü toplantı veya yürüyüşlerde veya
törenlerde bozulan düzeni sağlamak için,
XII - Herhangi bir sebeple tıkanmış olan yolların trafiğe açılması için,
XIII - Yukardaki maddeler dışında diğer kanunlarda istisnai olarak zabıtanın
sözlü emirle yapmaya mecbur tutulduğu haller için,
Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir. Bu
emirlerin yazılı olarak verilmesi istenilemez. Bu hallerde emrin yerine getiril-
mesinden doğabilecek sorumluluk emri verene aittir. (1)

Madde 3 - Belediye zabıtası işleri Hükümetçe lüzum görülen yerlerde polise
gördürülür.

Madde 4 - Polis hiç bir suretle vazifesinden başka bir işte kullanılamaz.

Madde 5 - Polis aşağıda gösterilen kimselerin parmak izlerini ve fotoğrafi-
lerini almağa salahiyetlidir.
A) (Değişik:10/6/1935-2770/1 md.) Polis veya Jandarma tarafından Cumhuriyet
Müddeiumumiliğine tahkikat evrakile birlikte veya doğrudan doğruya gönderip mez-
kür makamca yapılan tahkikat neticesinde Türk Ceza Kanununa göre ağır hapis ce-
zasını istilzam eden suçlarla mezkür kanunda sayılı ammenin itimadı ve mal aley-
hine işlenmiş suçların ve her nevi kaçakçılığın maznun ve mahkümlarının serseri-
lerin ve mazennaisu erbabının;
B) Yabancı memleketlerden Türkiye'ye kaçanların memleket içinde bir yerden
başka bir yere naklolunanların, memleket dışına çıkarılanların;
C) Hüviyetlerini isbat edemiyenlerin;
D) Fuhuşla veya fuhuş yüzünden bulaşan hastalıklarla mücadele nizamname ve
talimatnameleri hükümlerine göre kendilerine (Umumi ev sahibi), (Birleşme yeri
sahibi) ve (Umumi kadın) adı verilenlerin ve itiyat sebebiyle veya men-
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 4 ncü maddeye bakınız.
faat kastiyle kendilerini başkalarının zevkine terkedenlerin, fuhşa vasıtalığı
itiyat edenlerin, beyaz kadın ticaretiyle meşgul olanların ve umumi kadın pat-
ronlarının;
E) Cumhuriyet Müddeiumumilikleri ve adli ve askeri mahkemelerce bir mesele-
nin tetkik ve tahkiki için parmak izlerinin fotoğrafilerinin alınmasına lüzum
gösterilen kimselerin.
F) (Ek: 16/6/1985-3233/1 md.; İptal: An. Mah. nin 26/11/1986 tarih ve
1985/8 E., 1986/27 K. sayılı Kararı ile)

Madde 6 - (Mülga: 23/1/1986-3257/13 md.)
Madde 7 - Otel, gazino, kahve, işçi yerleri, bar, tiyatro, sinema, hamam ve
plaj gibi umuma mahsus istirahat ve eğlence yerlerinin açılması önce polisin
tahkiki üzerine o yerin en büyük mülkiye amirinin vereceği izne bağlıdır.
İzin alınmadan açılan bu gibi yerler polis tarafından kapatılır.

Madde 8 - (Değişik: 16/6/1985-3233/2 md.)
Polisçe kati delil elde edilmesi halinde ve mahallin en büyük mülki amirinin
emriyle;
A) Kumar oynanan, umumi ve umuma açık yerler ile her çeşit özel ve resmi ku-
rum ve kuruluşlara ait lokaller,
B) Mevzuata aykırı bir şekilde uyuşturucu madde imal edilen, satılan, kulla-
nılan, bulundurulan yerler,
C) Mevcut hükümlere aykırı davranışları görülen genelevler, birleşme yerleri
ve fuhuş yapılan evler ve yerler,
D) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine, ge-
nel güvenliğe ve genel ahlaka zararı dokunacak oyun oynatılan, temsil verilen,
film veya video bant gösterilen yerler,
E) Derneklere, sendikalara, loca ve kulüplere, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile benzeri kurum ve kuruluşlara ait ve yalnız üyelerinin
yararlanması için açılan lokallerden, birden fazla denetim sonunda ve yazılı
ihtara rağmen, iç yönetmeliğine aykırı faaliyet göstererek umuma açık yer duru-
muna geldiği tespit edilenler,
F) Yürürlükte bulunan hükümlere aykırı olarak işletilen veya konulan yasak-
lara uymayan, açılması izne bağlı yerler ile bu Kanunun 12 nci maddesi hükümle-
rine uymadığı tespit edilen yerler,
Polis tarafından kapatılır ve/veya faaliyetleri menedilir.
Kapatma veya faaliyettenmen'i gerektiren sebepler adli kovuşturmayı gerekti-
riyorsa soruşturma evrakı derhal adliyeye verilir.
Kapatmayı veya faaliyetten men'i icap ettiren sebepler mahkemeye intikal et-
tirilecek hallerde ise altı ay, değilse üç aydan fazla kapatma veya faaliyetten
men'e karar verilemez.
Adli ve idari kovuşturmanın her safhasında mülki amirin kapatma veya faali-
yetten men kararına karşı ancak idari yargı merciine başvurabilir.
Soruşturma evrakı adliyeye tevdi edilen şahıslar hakkında takipsizlik veya
beraat kararı verilmesi veya kesin şekilde sahip değişikliği hallerinde, mahalli
mülki amir tarafından kapatılan yerin süresinden önce açılmasına karar verilebi-
lir. (1)
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 1 ve 8 inci maddelere bakınız.
Madde 9 - Polis:
A) Askere, zabitlere ve zabıta memurlarına mahsus silahları, harb tüfekleri-
ni ve namlusu 15 santimetreden uzun olan tabancaları;
B) İzinsiz taşınan her model çap ve büyüklükte silah ve tabancalarla dina-
mit, bomba ve bunlara benzer yakıcı, öldürücü maddeleri ve zehirli gazlarla bun-
lara ait alet ve malzemeyi ve barut ve sair ateş alıcı eczayı ve yasak olan si-
lahlara ait fişekleri;
C) Üstünde bulundurduğu saldırma, kama bıçak ve sustalı çakıları, Amerikan
yumruklarını, usturpa, matrakları, şişli bastonları ve buna benzer yaralayıcı
aletleri;
D) Ammenin emniyeti için tehlikeli bir vasıta olarak kullanılması muhtemel
her türlü eşyayı;
E) Serseri ve sabıkalılarda bulunan ve suç işlemeğe yarayan her türlü vası-
taları (Zabıta şüphe üzerine bu kabil eşhasın üzerini arayabilir);
F) Ahlak ve umumi terbiyeye uygun olmıyan şarkı veya sözleri yahut amme em-
niyetini bozucu hitabeleri muhtevi bulunan gramofon plaklarını ve izinsiz göste-
rilen veya elde edilen filimleri ve bu kabil sair basma yazı ve resimleri; alır.
Bunlardan suç mevzuu olanları evrakiyle Adliyeye ve diğerlerini ait olduğu ma-
kamlara verir.
(Ek fıkra: 26/6/1973-1775/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 25/4/1974 ta-
rihli ve E. 1973/41, K. 1974/13 sayılı Kararı ile)
(Ek fıkra: 19/2/1980 - 2261/1 md.): Polis, kamu düzenini ve anayasal hak ve
özgürlükleri korumak bakımından zorunlu ve gecikmesinde sakınca bulunan haller-
de, il sınırları içinde valinin, ilçe sınırları içinde kaymakamın, somut olay ve
gereksinimler için her seferinde yeniden vereceği emirle:
A) 171 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hürriyeti Hakkında Kanun kapsa-
mına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin düzenini ve güvenliğini bozacak
faaliyet ve davranışları önlemek üzere, toplantı veya yürüyüşlerin yapıldığı
yerde veya yakın çevresinde;
B) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşla-
rının ya da sendikaların genel kurul toplantılarının güvenliğini sağlamak üzere,
toplantının yapıldığı yerde veya yakın çevresinde;
C) Can ve mal güvenliğinin ve seyahat özgürlüğünün sağlanması için, tren,
otobüs, vapur, uçak, metro ve benzeri yerüstü ve yeraltı toplu taşıma araçları
ile hava limanı, iskele, liman, gar, istasyon, otogar, otobüs terminalleri gibi
halkın topluca bulunduğu veya spor gösteri veya yarışmaları gibi büyük halk top-
luluklarının birikebileceği yerlerde;
D) Öğretim ve eğitim özgürlüğünün sağlanması için her derecede öğretim ve
eğitim kurumlarının ve kanunun 20/2 maddesindeki koşula uygun olarak girilecek
üniversite, bağımsız fakülte veya bağlı kurumlarının içinde, bunların yakın çev-
relerinde ve giriş çıkış yerlerinde;
E) Cana, ırza, mala veya tasarruf emniyetine tecavüz, sabotaj, adam kaçırmak
veya rehin almak, silahlı gasp ve soygun, ateşli silahlar ve bıçaklarla bomba ve
öteki patlayıcı, parlayıcı ve yakıcı maddelerle saldırıda bulunmak, uçak, tren,
otobüs, vapur ve benzerleri öteki yerüstü ve yeraltı toplu taşıma araçlarını ka-
çırmak, zaptetmek veya yolcularını rehin tutmak suretiyle toplumda tedirginlik,
korku ve dehşet meydana getirerek sırf kamu düzenini bozmağa ve milli güvenliği
sarsarak Anayasa'da yer alan temel hak ve hürriyetleri, Devletin ülkesi ve mille-
tiyle bölünmez bütünlüğünü nitelikleri Anayasa'da belirlenen Cumhuriyeti tehli-
keye düşürmeğe yönelik şiddet eylemlerine girişileceğini gösteren kesin belirti-
lerin elde edilmesi halinde, umumi ya da umuma açık yerlerde veya öğrenci yurt-
larında veya eklentilerinde veya kentin ya da öteki yerleşme birimlerinin giriş
ve çıkış yerlerinde veya ana caddelerinde seyreden taşıt araçlarında,
Yukarıdaki fıkranın A, B, C ve D bendlerinde sayılan alet ve eşyanın bulun-
durulup bulundurulmadığını saptamak ve bu fıkranın E bendinde sayılan eylemlerle
ilgili kişileri ele geçirmek amacıyla, kişilerin üstlerini, araçlarını ve eşya-
sını arar, suç unsuru gördüklerine el koyar, evrakıyla birlikte adalete teslim
eder.
5680 sayılı Basın Kanunu kapsamına giren basılı eserlerin arama ve zabtı
genel hükümlere göre olur.
Vali ve kaymakamın arama ve elkoymaya ilişkin emri yazıyla verilir. İvedi
durumlarda sözlü olarak verilen emir en kısa zamanda yazı ile doğrulanır.

Madde 10 - Taşınması memnu olan kama, hançer ve saldırmanın yapılması ve
satılması da yasaktır.
Eski eserlerden olupta kıymetli olanların satışı bu hükümden müstesnadır.

Madde 11 - (Değişik: 16/6/1985 - 3233/3 md.)
Polis;
A) Genel ahlak ve edep kurallarına aykırı olarak; utanç verici ve toplum dü-
zeni bakımından tasvip edilmeyen tavır ve davranışta bulunanlar ile bu nitelikte
söz, şarkı, müzik veya benzeri gösteri yapanları,
B) Çocuklar, kız ve kadınlar ile genç erkeklere sözle veya herhangi bir şe-
kilde sarkıntılık edenleri, kötü alışkanlıklara ve hertürlü ahlaksızlığa yönel-
ten ve teşvik edenleri,
C) Genel ahlak ve edebe aykırı mahiyetteki film, plak, video ve ses bantla-
rını yapan ve satanları,
Herhangi bir müracaat veya şikayet olmasa bile engeller, davranışlarının de-
vamını durdurarak yasaklar, sanıklar hakkında tanzim olunacak evrakı derhal şi-
kayete bağlı suçlar hakkındaki evrakı da şikayet ve müracaat vukubulduğu takdir-
de adliyeye tevdi eder.
Video ve ses bantlarını ticari maksatla dolduran gerçek veya tüzelkişiler bu
bantların birer adedini, piyasaya çıkarılmadan önce mahallin en büyük mülki ami-
rine vermek zorundadırlar.

Madde 12 - Kız ve kadınların gazino, bar, kafeşantan ve bunlara benzer içki
kullanılan yerlerle banyo, hamam ve plajlarda çalışabilmeleri o yerin en büyük
mülkiye amirinin iznine bağlıdır.
Yirmi bir yaşından küçük yaştaki kadın ve erkekler hiç bir suretle bu yer-
lerde çalıştırılamazlar.
Bar, kafeşantan ve meyhanelere, yanlarında veli ve vasileri olsa bile, on
sekiz yaşından aşağı küçüklerin girmesini polis meneder.

Madde 13 - (Değişik: 16/6/1985 - 3233/4 md.)
Polis;
A) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama ve tutuklama kararı bulu-
nanları veya kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için ya-
kalanması gerekenleri,
B) Uyuşturucu maddeleri alan, satan, bulunduran ve kullananları, halkın ra-
hatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk
halinde başkalarına saldıranları,
C) Halkın huzur ve sükununu bozanlardan, yapılan uyarılara rağmen bu hare-
ketlerine devam edenlerle, başkalarına saldırıya yeltenenleri ve kavga edenleri,
D) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygu-
lanmasını gösteren tüzükle belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin
yerine getirilmesi amacıyla toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası uyuştu-
rucu madde veya alkol tutkunu, serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri,
E) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılması-
na karar verilen küçükleri,
F) Usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında
sınır dışı etme veya geri verme kararı alınan kişileri,
G) Suçüstü halinde veya gecikmesinde mahzur bulunan diğer hallerde suç iş-
lendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz ve delil
bulunan sanıkları,
Yakalar ve gerekli kanuni işlemi yapar.
Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili Kanun hükümleri
saklıdır.
Yakalama, kişinin denetim ve gözetim altına alınmasıdır. Yakalanan kişilerin
kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar
vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.
Yakalananlardan uyuşturucu madde kullanmış olanlarla sarhoş olanların durum-
ları, tüzükte belirtilen esas ve usullere uygun olarak hekim raporu, hekimin bu-
lunmadığı hallerde yardımcı sağlık hizmetleri personelinden birinin müşahede
raporu ile tespit edilir.
Yakalanan kişiye yakalama sebebi yazılı mümkün olmayan hallerde ise sözlü
olarak bildirilir.
Soruşturma konusunun açığa çıkması bakımından kesin bir mahzur doğmuyorsa
kişinin yakalandığı yakınlarına derhal duyurulur.
Yakalanan kişilerden; sanık durumunda olanlar adli mercilere sevk edilir.
Haklarında ıslah veya tedavi tedbiri alınması gerekenler, ilgili kuruma
gönderilir.
Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır. (1)

Madde 14 - Şehir ve kasabalarda gerek mesken içinde ve gerek dışında saat
24 ten sonra her ne suretle olursa olsun civar halkının rahat ve huzurunu boza-
cak surette gürültü yapanlar polisçe menolunur. Bu yasağı dinlemiyenler hakkında
Ceza Kanununun 546 ncı maddesine göre takibat yapılır.
Zabıtadan izin alınarak yapılacak düğün ve müsamere ve balolar bu kayıttan
müstesnadır.

Madde 15 - Polis; yaptığı tahkikat esnasında ifadelerine müracaat lazımgelen
kimseleri çağırır ve kendilerine lüzumu olan şeyleri sorar.

Son fıkra: (Ek: 16/6/1985-3233/5 md.; İptal: An. Mah.nin 26/11/1986 tarih ve
1985/8 E., 1986/27 K. sayılı Kararı ile.)
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 2 inci maddeye bakınız.
Madde 16 - Polis, aşağıda yazılı hallerde silah kullanmağa salahiyetlidir:
A) Nefsini müdafaa etmek;
B) Başkasının ırz ve canına vukubulan ve başka suretle men'i mümkün olmıyan
bir taarruzu savmak için;
C) Ağır cezayı müstelzim bir suçtan maznun olarak yakalanıp nezaret altında
bulunan veya her hangi bir suçtan mahküm ve mevkuf olupta tutulması veya nakil
ve sevki polise emir ve tevdi olunan şahısların kaçmaları veya bu maksatla poli-
se taarruzları halinde yapılacak ihtarlara itaat edilmemiş ve kaçmağa ve taarru-
za mani olmak için başka çare bulunmamışsa;
D) Muhfazasına memur olduğu mevki veya elindeki silaha yahut kendisine ve-
rilmiş veya teslim edilmiş olan karakolhane ile şahıslara karşı vukubulacak
taarruzu başka suretle defa imkan olmamışsa;
E) Ağır cezayı müstelzim ve meşhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun
saklı olduğu yerin arandığı sırada o yerden şüpheli bir şahıs çıkarak kaçtığı ve
dur emrine kulak asmadığı görülerek başka suretle ele geçirilmesine imkan
bulunmamışsa;
F) Ağır hapsi müstelzim bir suçtan dolayı maznun veya mahküm olupta zabıtaca
aranmakta olan bir şahsın yakalanmasına teşebbüs edildiği sırada kaçar ve dur
emrine de kulak asmıyarak başka türlü ele geçirilmesi kabil olmazsa;
G) Vazife esnasında polise tecavüze veya karşı koymağa elverişli aletlerin
ve silahların teslimi emredildiği halde emrin derhal yerine getirilmiyerek karşı
gelinmesi veya teslim edilmiş silah ve aletlerin zorla tekrar alınmasına kalkı-
şılmışsa;
H) Polisin vazifesini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette
bulunulmuş veya taarruzla mümanaat edilmişse;
İ) Devlet nüfuz ve icraatına silahlı olarak karşı gelinmişse; (1)

Madde 17 - Polisin:
A) Kanun ve usul dairesinde verdiği emre itaatsizlik ve ittihaz eylediği
tedbirlere riayetsizlik edenler; (2)
B) Vazife yaparken polise mukavemette bulunan veya vazifesinden alıkoymak
maksadiyle polise zorla karşı koyan ve yakalanmadıkları takdirde hareketlerinde
devam etmeleri melhuz bulunan şahıslar; (3)

(Değişik: 16/6/1985-3233/6 md.) Karakola götürülüp haklarında tanzim oluna-
cak evrakla beraber adliyeye verilirler.

(Ek fıkralar: 19/2/1980-2261/1 md.)
Polis suç işlenmesini önlemek veya işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek
için kişilerden (KENDİNİN POLİS OLDUĞUNU BELİRLEYEN BELGEYİ GÖSTERDİKTEN SONRA)
kimliğini sorabilir.
Bu istem karşısında herkes nüfus hüviyet cüzdanı, pasaport veya resmi bir
belgeyi göstererek kimliğini belirlemek zorundadır.
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 6 ve 9 uncu maddelere bakınız.
(2) Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.
(3) Bu hükmün uygulanmasında ek 4 üncü maddeye bakınız.
(Ek: 16/6/1985-3233/6 md.) Kimliğini bir belge ile veya polisçe tanınmış ki-
şilerin tanıklığı ile ispat edemeyenler ve gösterdikleri belgelerin doğruluğun-
dan şüphe edilen kişiler, aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya veya
gerçek kimliği ortaya çıkıncaya kadar yirmidört saati geçmemek üzere polisçe
gözaltına alınabilirler. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli
kolaylık gösterilir.
(Ek: 16/6/1985-3233/6 md.) Kimliği tespit edilemeyen veya nüfusa kayıtlı ol-
madığı anlaşılan ve nüfus idarelerine gönderilmesi gerekenlerin parmak izi veya
fotoğrafları alındıktan sonra kimliklerinin tespiti veya nüfusa kayıtlarının
temini için tüzükte gösterilen esas ve usullere göre işlem yapılır.

Madde 18 - (Mülga: 20/2/1948-5188/1 md.)

Madde 19 - Polis; sokak, meydan ve umuma mahsus yerlerde intizamı temin ve
Seyrüsefer Talimatnamesindeki vasıflara uygun olmıyan nakil vasıtalarını işlet-
mekten ve bu vasıtaları sarhoş olarak veya seyrüseferin intizam ve selametini
bozacak surette idare edenleri çalışmaktan meneder.

Madde 20 - (Değişik: 26/6/1973-1775/4 md.)
Zabıta, imdat istenmesi veya yangın, su baskını ve boğulma gibi büyük tehli-
kelerin haber verilmesi veya görülmesi halleri ile ağır cezalı bir suçun işlen-
mesine veya yapılmakta devam olunmasına mani olmak için konutlara, iş yerlerine
ve eklentilerine girebilir.
Zabıta aşağıda yazılı hallerde üniversite, bağımsız fakülte veya üniversite-
ye bağlı kurumların binalarına veya bunların eklerine girebilir.
A) Üniversite binaları veya ekleri içinde, kurumun imkanlarıyla önlenmesi
mümkün görülmeyen olayların çıkması ihtimali karşısında rektör, acele hallerde
de dekan veya bağlı kuruluş yetkililerinin zabıtadan yardım talep etmeleri ha-
linde,
B) Herhangi bir davet veya izne bağlı olmaksızın suç ve suçluların kovuştu-
rulması için her zaman,
Fıkranın (A) bendinde gösterilen hallerde talep derhal yerine getirilir,
(...)(1)
İlgili kurumlar kovuşturma dolayısiyle zabıta kuvvetlerine gereken her türlü
yardım ve kolaylığı göstermekle yükümlüdürler.
Madde 21 - Bir neşir vasıtası için abone yazmak veya bunlar için yazı, re-
sim, ilan gibi bir madde kabul etmek maksadiyle Matbuat Kanununa göre alınmış
vesikası olmaksızın idare evlerinin dışında dolaşanlar veya dolaştırılanlar
şantajdan veya böyle bir harekette dolandırıcılıktan maznun olarak takibat
altında bulunanlar; polisçe bu yolda çalışmaktan menedilir.
Madde 22 - Bu kanunda yazılı vazife ve salahiyetlerin yapılması ve kullanıl-
ması için en büyük mülkiye amirlerinin vereceği emirleri, Dahiliye Vekili re'sen
verebilir.
Madde 23 - Umumi ve hususi kanunlarla polise verilen ve bu kanunda yazılı
bulunmıyan vazife ve salahiyetlerin hükümleri bakidir.
Madde 24 - Mahsus zabıta teşkilatı olan işlerde bu teşkilata mensup memur
bulunmadığı yerlerde polis, bunlara ait inzıbati muameleleri yapmağa salahiyet-
lidir.
(1) Bu aradaki <<(B) bendinde gösterilen hallerde de giriş sebebinin niteliğine
göre, kurumun yetkililileri teşebbüsten haberdar edilir.>> şeklindeki cümle
Anayasa Mahkemesinin 25/4/1974 tarih ve E. 1973/41, K. 1974/13 sayılı kara-
rı ile iptal edilmiştir.
Madde 25 - (Değişik: 25/6/1973-1758/1 md.)
Polis teşkilatı bulunmıyan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komutanları
ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar ve yetkileri
kullanırlar.

Madde 26 - Bu kanunun tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılacaktır.

Ek Madde 1 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Umumi veya umuma açık yerler ile umuma açık yer niteliğindeki ulaşım araçla-
rında, gerçek kişi veya topluluklar mahallin en büyük mülki amirine en az 48
saat önceden müracaat suretiyle oyun ve temsil verebilir veya çeşitli şekillerde
gösteri düzenleyebilir.
Bunlardan, genel ahlaka, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne
veya Anayasa düzenine aykırı olduğu tespit edilenler, mahallin en büyük mülki
amiri emriyle polis tarafından menedilir ve ilgililer derhal adli mercilere sevk
edilir.
Dilekçe ile yapılacak müracaatta oyun, temsil veya gösteriye katılan yöneti-
ci ve diğer kişilerin kimlik, ikametgah ve tabiyetleri belirtilir.

Ek Madde 2 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
(Birinci fıkra mülga : 18/11/1992 - 3842/31 md.)
Gözaltına alınanların yeme, içme ihtiyaçlarına ve nakillerine ait
masraflar Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine konulacak ödenekle karşılanır.

Ek Madde 3 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Polis, aşağıdaki hallerde gerekli görülen kişilerden;
A) Devletin bütünlüğü, genel güvenliği ve Anayasa düzeni ile kaçakçılık ve
uyuşturucu maddelerle ilgili olarak yaptığı suç soruşturmaları sırasında ifade-
sine başvurulacak olanlara,
B) Vatandaşlık durumu ile bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen kimlik
tesbiti yapılıncaya kadar,
Tespit edilmiş olan ikametgah veya iş adreslerinden ayrılmamalarını yazılı
olarak isteyebilir.
Bunların, bulunabilecekleri yeni adreslerini bildirmeleri şartıyla o yerden
ayrılmalarına mahallin en büyük mülki amirinin yazılı emriyle izin verilir.

Ek Madde 4 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Polis, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde, hizmet branşı, yeri ve zama-
nına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve
suç delillerini tesbit,muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle görevli ve
yetkilidir.

Bu madde hükmü gereğince bir suça müdahale eden polise karşı işlenen suçlar
görevli memura karşı işlenmiş suç; müdahalede bulunan polisin işlediği suçlar
ise görevli memurun işlediği suç sayılır.

Ek Madde 5 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Genel güvenlik, kaçakçılık ve uyuşturucu maddelerle ilgili önemli olayları
takip etmek, gerekiyorsa müdahale ederek soruşturmasını yapmak üzere;
A) İçişleri Bakanlığınca doğrudan veya ilgili valinin talebi üzerine merkez
personelinden ekipler (timler) görevlendirilebilir.
B) Yukarıdaki bent hükmüne uygun olarak bir ilde soruşturması yapılan olayın
aydınlatılması, delillerin toplanması, sanıkların yakalanması, başka illerde de
araştırma ve soruşturma yapılmasını gerektiriyorsa iller arasında ilgili vali-
liklerce ekipler görevlendirilebilir.
Bu ekiplerin polis yetkilerini kullanması, polis bölgesi sınırları ile ka-
yıtlı değildir. Bu ekipler görev yaptıkları mahallin en büyük mülki amirine bil-
gi vermek zorundadırlar. Görevin ifası sırasında mahallin en büyük mülki amirine
karşı da sorumludurlar.
Genel ve özel kolluk makam ve memurları bu personele gereken her türlü yar-
dımı yapmaya mecburdur.

Ek Madde 6 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Polis, yakalanması gerekli kişi veya dağıtılması gereken topluluğun direnme-
si, saldırıya yeltenmesi veya saldırıda bulunması hallerinde, bu fiilleri etki-
siz hale getirmek için zor kullanabilir.
Zor kullanma,direnme ve saldırının mahiyetine ve derecesine göre etkisiz
hale getirilecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç
ve kanuni şartları gerçekleştiğinde her çeşit silah kullanma yetkilerini ifade
eder.
Toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile
kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve
tespit edilir.

Ek Madde 7 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Polis Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine
ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asa-
yişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu
amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına
ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.

Ek Madde 8 - (16/6/1985-3233/7 md.)
Polisin yapacağı inceleme üzerine;
A) Otel,gazino ve benzeri yerler veya çeşitli dinlenme, eğlence ve oyun yeri
şeklinde sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit
taşıma araçlarında bu faaliyetlerin icrası,
B) Her ne ad altında olursa olsun, oynayanın kumar ve kazanç kasdı olmamak
şartıyle bilgi ve maharet artırıcı veya zeka geliştirici nitelikteki elektronik
oyun alet ve makinaları, video oyunları, televizyon oyunları ve benzeri oyun
yerlerinin açılması ve faaliyette bulunmaları,
Mahallin en büyük mülki amirinin iznine bağlıdır.
Bu şekilde açılmasına ve faaliyette bulunmasına izin verilen yerler umuma
açık yer sayılır. Bu madde hükmüne ve konulan yasaklara uymayan bu gibi yerler
hakkında 8 inci madde hükümleri uygulanır.
Bu suçların tekerrürü halinde mahallin en büyük mülki amiri tarafından
verilmiş bulunan ruhsat iptal edilebilir.

Ek Madde 9 - (Ek: 16/6/1985-3233/7 md.)
Bu Kanun ve diğer kanun hükümlerine göre gerekli hallerde;

A) Önleyici, caydırıcı, düzenleyici ve koruyucu kolluk hizmetlerine dair
görevlerin ifası sırasında silah kullanmak zorunda kalan polis hakkında, cezai
sorumluluğun tespiti bakımından Memurin Muhakematı Hakkında Kanuna göre işlem
yapılır.
B) Adliyeye ilişkin vazife ve işlerle ilgili bir hizmeti yerine getirirken
silah kullanmak zorunda kalan polis hakkında, hazırlık soruşturması bizzat
Cumhuriyet savcıları veya yardımcıları tarafından yapılır.

Sanık polis, hakkında dava açıldığı takdirde duruşmadan vareste tutulabilir.
Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre, İçişleri Bakanlığınca durumu uygun
görülen polisin vekalet verdiği avukatın ücreti, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçe-
sine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma ve ücret ödeme usul ve esasla-
rı yönetmelikte gösterilir.

Polisin, kanunlarla verilen görevlerini yaptığı sırada veya bu görevlerini
yapmasından dolayı şehit olması halinde, dul eşine, eşi hayatta değilse veya
evlenmişse çocuklarına, bunlar bulunmadığı takdirde bakmakla mükellef olduğu ana
ve babasına; konut sahibi yapmak amacıyla, Toplu Konut Fonundan miktarı ödemesiz
devresi ve ödeme süresi Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulunca tayin
edilecek esaslara göre ve faizsiz olarak kredi verilir. Bu fıkra hükmü, 1 Ocak
1971 tarihinden itibaren şehit olan polislerin aileleri hakkında da tatbik
olunur.

1481 sayılı Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanuna göre,
sanık ve hükümlülerden ilan edilmek suretiyle arananların bulundukları yerleri
bildiren ve yakalanmalarına yardımcı olanlara para ödülü verilebilir. Verilecek
ödülün miktarı ile bu fıkranın uygulanmasına dair diğer hususlar İçişleri Bakan-
lığınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Para ödülüne ait giderler Emniyet
Genel Müdürlüğü bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ödül verilen kişilerin
kimlikleri, rızaları olmadıkça hiçbir şekilde açıklanamaz.

Madde 27 - Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 28 - Bu kanunun hükümlerini yürütmeğe İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Read More......

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU

· 0 yorum

İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU

Kanun Numarası : 2577
Kabul Tarihi : 6/1/1982
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 20/1/1982 Sayı : 17580


BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Esaslar
Kapsam ve nitelik:
Madde 1 - 1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi
mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen
usullere tabidir.
2. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemele-
rinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:
Madde 2 - 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.)İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı
kararı ile ) (2)
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar
tarafından açılan tam yargı davaları,
c) Genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari söz-
leşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun dene-
timi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme
görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilme-
sini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetki-
sini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
3. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler idari yargı denetimi
dışındadır.

İdari davaların açılması:
Madde 3 - 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/2 md.) İdari davalar, Danıştay, idare
mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçe-
lerle açılır.
2. Dilekçelerde;
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları ve-
ya unvanları ve adresleri
b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
------------------
(1) Bu kanunda geçen "Devlet Başkanı" deyimi, 11/1/1983 tarih ve 2779 sayılı
Kanunun 1. maddesi gereğince "Cumhurbaşkanı" olarak düzeltilmiştir.
(2) Bu bent, Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27,K:1995/47
sayılı kararıyla iptal edilmiş olup; iptal kararı 10/7/1996 tarihinde yürür-
lüğe girmiştir.
c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına
ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının
nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef
hesap numarası,
Gösterilir.
3. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesi-
ne eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından
bir fazla olur.
Dilekçelerin verileceği yerler:
Madde 4 - Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Da-
nıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere
idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunma-
yan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konso-
losluklarına verilebilir.
Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller:
Madde 5 - (Değişik: 10/6/1994-4001/3 md.) 1. Her idari işlem aleyhine ayrı
ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada
sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava
açılabilir.
2. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların
hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hu-
kuki sebeplerin aynı olması gerekir.
Dilekçe üzerine uygulanacak işlem:
Madde 6 - 1. Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına
veya 4 ncü maddede yazılı yerlere verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri
alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilek-
çenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.
2. Davacılara, kayıt tarih ve sayısını gösteren imzalı ve mühürlü, pulsuz
bir alındı kağıdı verilir.
3. 4 ncü maddede yazılı diğer yerlere verilen dilekçeler, en geç üç gün
içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderi-
lir. Bu yerlerde harç pulları bulunmadığı takdirde bunlara karşılık alınan para-
ların miktarı ve alındı kağıdının tarih ve sayısı dilekçelere yazılır.
4. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/4 md.) Herhangi bir sebeple harcı veya posta
ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava açılmış olması ha-
linde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması
hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya
hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine geti-
rilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta
ücreti süresi içinde verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına
karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.
5. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/4 md.) Dava açıldıktan sonra posta ücretinde
tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde, otuz
gün içinde posta ücretinin tamamlanması daire başkanı veya görevlendireceği
tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur.
Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir
daha tekrarlanır. Posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden
kaldırılmasına karar verilir. Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay
içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği tak-
dirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.
6. (Değişik:10/6/1994 - 4001/4 md.) 4 ve 5 inci fıkralardaki tebligat re'sen
genel bütçeden yapılır.

Dava açma süresi:
Madde 7 - 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,
b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve ce-
zalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsi-
latın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin;
tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı
vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise il-
gili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;
Tarihi izleyen günden başlar.
3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yo-
luyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça
süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar.
4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen
günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, dü-
zenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabi-
lirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin
iptaline engel olmaz.

Sürelerle ilgili genel esaslar
Madde 8 - 1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itiba-
ren işlemeye başlar.
2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil günü-
ne rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.
3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlar-
sa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün
uzamış sayılır.

Görevli olmayan yerlere başvurma:
Madde 9 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare
ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerleri-
ne açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki ka-
rarların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkeme-
de dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve
vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
2. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedi-
len davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada ya-
zılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen
süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.

İdari makamların sükutu:
Madde 10 - 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem
veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/5 md.) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse
istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava
açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava
açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgi-
li bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da
bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi baş-
vuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden
reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makam-
larca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava aça-
bilirler.
3. (Mülga: 10/6/1994 - 4001/5 md.)
Üst makamlara başvurma:
Madde 11 - 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin
kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst
makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi
içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini
durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi
yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
4. (Mülga : 10/6/1994 - 4001/6 md.)
İptal ve tam yargı davaları:
Madde 12 - İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danış-
taya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya ip-
tal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası
açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun
yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası
sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde
tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca ida-
reye başvurma hakları saklıdır.
Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:
Madde 13 - 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava
açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendik-
leri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl
içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri ge-
reklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin
tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap
verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde
dava açılabilir.
2. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davası-
nın görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak dava-
larda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
Dilekçeler üzerine ilk inceleme:
Madde 14 - 1. Dilekçeler Danıştayda Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel
Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur.
2. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/5 md.) Dilekçeler, idare ve vergi mahkemelerin-
de, mahkeme başkanının veya hakimin havalesi ile kaydolunur.
3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının
görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme
başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup ol-
madığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıyla incelenir.
4. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı
görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek ha-
kimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hü-
kümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak incele-
me ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı
tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.
5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya
daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat
işlemi yapılır.
6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de
davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır.

İlk inceleme üzerine verilecek karar:
Madde 15 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi
mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna
aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
a) 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan
davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yet-
kili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek da-
va dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,
c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösteri-
lerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliği-
ne,
d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şe-
kilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı
hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış
ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilek-
çelerin reddine,
e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine,
Karar verilir.
2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahke-
meye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde ye-
ni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.
4. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya
mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli
olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c
bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dı-
şında, kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakim kararına karşı ise
itiraz yoluna başvurulabilir.
5. (Ek: 5/4/1990 - 3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin
reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı
takdirde dava reddedilir.

Tebligat ve cevap verme:
Madde 16 - 1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, dava-
lının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur.
2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da
davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci
savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın
görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir.
3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün
içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde,
taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek
ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan
uzatma talepleri kabul edilmez.
4. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci
dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler.
5. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/8 md.) Davalara ilişkin işlem dosyalarının
aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili
mahkeme başkanlığına gönderilir.

Duruşma:
Madde 17 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/7 md.) Danıştay ile idare ve vergi
mahkemelerinde açılan iptal ve beş milyon lirayı aşan tam yargı davaları ile
tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve
cezaları toplamı beş milyon lirayı aşan vergi davalarında, taraflardan birinin
isteği üzerine duruşma yapılır.
2. Temyiz ve itirazlarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay
veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir.
4. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/7 md.) 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara
bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına
karar verebilir.
5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gön-
derilir.

Duruşmalara ilişkin esaslar:
Madde 18 - 1. Duruşmalar açık olarak yapılır. Genel ahlakın veya kamu güven-
liğinin gerekli kıldığı hallerde, görevli daire veya mahkemenin kararı ile, du-
ruşmanın bir kısmı veya tamamı gizli olarak yapılır.
2. Duruşmaları başkan yönetir.
3. Duruşmalarda taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan yalnız biri
gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiç biri gelmezse duruşma açılmaz, inceleme
evrak üzerinde yapılır.
4. Danıştayda görülen davaların duruşmalarında savcının bulunması şarttır.
Taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar. Bundan sonra ta-
raflara son olarak ne diyecekleri sorulur ve duruşmaya son verilir.
5. Duruşmalı işlerde savcılar, keşif, bilirkişi incelemesi veya delil tespi-
ti yapılmasını yahut işlem dosyasının getirtilmesini istedikleri takdirde, bu
istekleri görevli daire veya kurul tarafından kabul edilmezse, işin esası hak-
kında ayrıca yazılı olarak düşünce bildirirler.

Duruşmalı işlerde karar verilmesi:
Madde 19 - (Değişik birinci cümle: 10/6/1994 - 4001/9 md.) Duruşma yapıldık-
tan sonra en geç onbeş gün içinde karar verilir. Ara kararı verilen hallerde,
bu kararın yerine getirilmesi üzerine, dosyalar öncelikle incelenir.

Dosyaların incelenmesi:
Madde 20 - 1. Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları
davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belir-
lenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgile-
rin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husus-
taki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı
sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
2. Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu
durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve
arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
3. Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek men-
faatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı
devletlere de ilişkin ise, Başbakan veya ilgili bakan, gerekçesini bildirmek su-
retiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Ek Cümle: 10/6/1994 - 4001/10 md.) Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanıla-
rak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.
4. (Mülga: 10/6/1994 - 4001/10 md.)
5. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idare ve vergi
mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya
ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; (1) diğer mahkemeler
için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi
Gazete'de ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak suretiyle geliş
tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağ-
lanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve te-
kemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.
Sonradan ibraz olunan belgeler:
Madde 21 - Dilekçeler ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgeler, bunların
vaktinde ibraz edilmelerine imkan bulunmadığına mahkemece kanaat getirilirse,
kabul ve diğer tarafa tebliğ edilir. Bu belgeler duruşmada ibraz edilir ve diğer
taraf cevabını hemen verebileceğini beyan eder veya cevap vermeye lüzum görmez-
se, ayrıca tebliğ edilmez.
Davaların karara bağlanması:
Madde 22 - 1. Konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve ka-
rara bağlanır.
2. 15 nci maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine
ilişkin meselelerde azınlıkta kalanlar işin esası hakkında da oylarını kullanır-
lar. Azınlıkta kalanların görüşleri, kararların altına yazılır.
Tutanaklar:
Madde 23 - Her dava dosyası için görüşmelere katılan başkan ve üyelerin, Da-
nıştayda düşünce veren savcının, tetkik hakiminin ve tarafların ad ve soyadları-
nı, incelenen dosya numarasını, kısaca dava konusunu ve verilen kararın netice-
sini, çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gösteren bir tutanak düzenlenir. Bu
tutanaklar görüşmelere katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanır ve dosya-
larında saklanır.
Kararlarda bulunacak hususlar:
Madde 24 - Kararlarda:
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları ya-
hut unvanları ve adresleri,
b) Davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti
istem sonucu ile davalının savunmasının özeti,
c) (Değişik: 10/6/1994 - 4001/11 md.) Danıştayda görülen davalarda tetkik
hakimi ve savcının ad ve soyadları ile düşünceleri,
d) Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulu-
nan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları,
e) Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm:tazminat davala-
rında hükmedilen tazminatın miktarı,
f) Yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği,
g) Kararın tarihi ve oybirliği ile mi, oyçokluğu ile mi verildiği,
h) Kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları
ve imzaları ve varsa karşı oyları,
----------------------
(1) Bu fıkrada yer alan "...Başkanlık Kurulunca" ibaresi, 10/6/1994 tarih ve
4001 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştiril-
miştir.
ı) Kararı veren dairenin veya mahkemenin adı ve dosyanın esas ve karar numarası,
Belirtilir.

Kararların saklanması ve tebliği:
Madde 25 - Kararın mahkeme başkanı ve üyeleri veya hakimi tarafından imzalı
asıllarından biri, karar dosyasına, diğeri de dava dosyasına konur; mahkeme müh-
rü ve başkan yahut hakim, Danıştayda daire veya kurul başkanı veya görevlendire-
ceği bir üye imzasıyla tasdikli birer örneği de taraflara tebliğ edilir.
Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik:
Madde 26 - 1. Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişi-
lik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin
başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mi-
rasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına il-
gili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise,
varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
2 Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.
3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/9 md.) Davacının gösterdiği adrese tebligat ya-
pılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kal-
dırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres
bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın
açılmamış sayılmasına karar verilir.
4. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/9 md.) Dosyaların işlemden kaldırılmasına ve
davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar diğer tarafa tebliğ edilir.
Yürütmenin durdurulması:
Madde 27 - (Değişik: 10/6/1994 - 4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mah-
kemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde tela-
fisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı
olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütme-
nin durdurulmasına karar verebilirler.
3. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması,
tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam
ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak,
26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyala-
rında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden
işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan iş-
lemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar,tahsil işlemini durdurmaz.
Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.
4. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler
kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.
5. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak,
durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata
ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar ve-
ren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
6. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay
dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daire-
leri Genel Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge
idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen
kararlara karşı bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise
idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahke-
meye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye, kararın tebliğini
izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz e-
dilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi
gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
7. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir
ve karara bağlanır.
Kararların sonuçları:
Madde 28 - 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.)
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve
yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare,gecikmeksi-
zin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.Bu süre hiçbir şekilde
kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.Ancak,haciz veya ihti-
yati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında,bu karar-
ların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir.
2. (Değişik:10/6/1994-4001/13 md.)
Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel
hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararları-
na göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine
Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
4. Mahkeme kararlarının (otuz) (1) gün içinde kamu görevlilerince kasten
yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi,kararı
yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.
5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden
sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali
yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir.
6. Tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infa-
zın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödenir.
Açıklama:
Madde 29 - 1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemele-
rince verilen kararlar yeterince açık değilse, yahut birbirine aykırı hüküm fık-
ralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın açıklanmasını veya aykırılığın
giderilmesini isteyebilir.
----------------------
(1) Bu fıkrada yer alan "...altmış" kelimesi,10/6/1994 tarih ve 4001 sayılı Ka-
nunun 13 üncü maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
2. Açıklama dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilir.
3. Kararı vermiş olan daire veya mahkeme işi inceler ve gerek görürse dilek-
çenin bir örneğini, belirleyeceği süre içinde cevap vermek üzere, karşı tarafa
tebliğ eder, cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan biri, açıklama veya aykı-
rılığın kaldırılmasını isteyen tarafa gönderilir.
4. Görevli daire veya mahkemenin bu husustaki kararı, taraflara tebliğ olunur.
5. Açıklama veya aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine ka-
dar istenebilir.

Yanlışlıkların düzeltilmesi:
Madde 30 - 1. İki tarafın adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaları sonucuna
ilişkin yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıklarının düzeltilmesi
de istenebilir.
2. 29 ncu maddenin son fıkrası dışında kalan hükümleri, bu istekler hakkında
da uygulanır.
3. Yanlışlıkların düzeltilmesine karar verilirse, düzeltme ilamın altına yazılır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller:
Madde 31 - 1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmak-
tan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın
ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirki-
şi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve
duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareket-
lerine karşı yapılacak işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uy-
gunlanır. (Ek cümle: 5/4/1990 - 3622/11 md.;Değişik:10/6/1994-4001/14 md.)
Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim
tarafından re'sen yapılır.
2. Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa
atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde
Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM
İdari Davalarda Yetki ve Bağlantı ile Görevsizlik ve Yetkisizliklik
Hallerinde Yapılacak İşlemler

İdari davalarda genel yetki:
Madde 32 - 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya
özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili
idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari
merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga:İkinci cümle:
(10/6/1994-4001/15 md.)

Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:
Madde 33 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/12 md.) Kamu görevlilerinin atanması
ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya
eski görev yeri idare mahkemesidir.
2. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya gö-
revden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisi-
nin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.
3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/12 md.) Kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin
kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil,
intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu
organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmalarıyla
ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkeme-
sidir.

Taşınmaz mallara ilişkin davalarda yetki:
Madde 34 - (Değişik:10/6/1994-4001/16 md.)
1 - İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz
mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara
veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların
bulunduğu yer idare mahkemesidir.
2 - Köy,belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına
ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme,mülki idari birimin,
köy,belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkeme-
sidir.
Taşınır mallara ilişkin davalarda yetki:
Madde 35 - (Değişik: 5/4/1990 - 3622/13 md.)
Taşınır mallara ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taşınır malın bulunduğu
yer idare mahkemesidir.

Tam yargı davalarında yetki:
Madde 36 - İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında
yetkili mahkeme, sırasıyla:
a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili,
b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi
bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,
c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer.
İdari mahkemesidir.

Vergi uyuşmazlıklarında yetki:
Madde 37 - Bu Kanununa göre vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme:
a) Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve ta

hakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen,
b) (Ek:10/6/1994-4001/17 md.) Gümrük Kanununa göre alınması gereken vergi-
lerle Vergi Usul Kanunu ğereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin
reddine ilişkin işlemlerde;vergi,resim,harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve
tahakkuk ettiren,
-------------------------
(1) Madde başlığı,10/6/1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle metne
işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
c) Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Kanunun uygulanmasında,ödeme emrini düzen
eyen,(1)
d) Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan,(1)
Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.

Bağlantılı davalar:
Madde 38 - 1. (Ek:10/6/1994-4001/18 md.) Aynı maddi veya hukuki sebepten
doğan ya da biri hakkında verilecek hüküm,diğerini etkileyecek nitelikte olan
davalar bağlantılı davalardır.
2. İdare mahkemesi, vergi mahkemesi veya Danıştaya veya birden fazla idare
veya vergi mahkemelerine açılmış bulunan davalarda bağlantının varlığına taraf-
lardan birinin isteği üzerine veya doğrudan doğruya mahkemece karar verilir.
3. Bağlantılı davalardan birinin Danıştayda bulunması halinde dava dosyası
Danıştaya gönderilir.
4. Bağlantılı davalar, değişik bölge idare mahkemesinin yargı çevrelerindeki
mahkemelerde bulunduğu takdirde dosyalar Danıştaya gönderilir.
5. Bağlantılı davalar aynı bölge idare mahkemesinin yargı çerçevesindeki
mahkemelerde bulunduğu takdirde dosyalar o yer bölge idare mahkemesine gönderilir.(2)

Bağlantının Danıştayca incelenmesi:
Madde 39 - 1. Danıştayın dava konusu uyuşmazlığı incelemeye yetkili dairesi,
bağlantılı dava dosyalarını öncelikle ve ivedilikle inceler ve karar verir.
2. Danıştay bağlantının bulunduğuna karar verdiği takdirde:
a) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/14 md.) Davalardan biri Danıştayda açılmış ve
çözümlenmesi Danıştayın görevine dahil bir uyuşmazlıkla ilgili ise, davaların
tümü Danıştayda görülür ve durum ilgili mahkemelere ve taraflara bildirilir.
b) Davaların çözümlenmesi, ayrı bölge idare mahkemesinin yargı çevresindeki
idare veya vergi mahkemelerinin görevlerine giren uyuşmazlıklarla ilgili ise Da-
nıştayın ilgili dairesi yetkili mahkemeyi kararında belirtir ve dosyaları bu
mahkemeye göndererek diğer mahkemeye veya mahkemelere durumu bildirir. Yetkili
mahkeme de durumu ilgililere duyurur.
c) (Değişik:10/6/1994-4001/19 md.) Danıştayca verilen karar bağlantı bu-
lunmadığı yolunda ise, dosyalar İlgili mahkemelere geri gönderilir.

Bağlantının Bölge İdare Mahkemesince incelenmesi:
Madde 40 - 1. Bölge idare mahkemesi bağlantılı dava dosyalarını öncelikle
ve ivedilikle inceler ve kararını verir. Bölge idare mahkemesince verilen karar,
bağlantının bulunduğu yolunda ise, yetkili mahkeme kararda belirtilmek suretiyle
dosyalar yetkili mahkemeye gönderilir. Durum ayrıca diğer mahkemeye de duyuru-
lur. Yetkili kılınan mahkeme durumu ilgililere bildirir.
2. Bölge idare mahkemesince verilen karar bağlantı olmadığı yolunda ise,
dosyalar ilgili mahkemelere geri gönderilir.
-----------------
(1) Bu maddedeki mevcut (b) ve (c) bentleri,10/6/1994 tarih ve 4001 sayılı Ka-
nunun 17 nci maddesiyle (c) ve (d) olarak değiştirilmiştir.
(2) Bu maddedeki mevcut (1),(2),(3) ve (4) olan fıkra numaraları,10/6/1994
tarih ve 4001 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle,(2),(3),(4) ve (5) olarak
değiştirilmiştir.
Bağlantının mahkemelerce kabul edilmemesi:
Madde 41 - Bağlantı iddiaları mahkemelerce kabul edilmediği takdirde, bu hu-
susta verilen ara kararı taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğ tarihini iz-
leyen onbeş gün içerisinde, aynı yargı çevresindeki mahkemeler için o yer bölge
idare mahkemesine, 38 nci maddenin 2 ve 3 ncü fıkrasındaki durumlarla ilgili da-
valar için Danıştaya başvuruda bulunabilirler. Başvuru üzerine bölge idare mah-
kemesi veya Danıştay görevli dairesince durum, yukarıdaki maddelerde yazılı
usullere göre incelenerek karara bağlanır.

Bağlantılı davalarla ilgili diğer esaslar:
Madde 42 - 1. Bağlantının varlığı yolunda idare ve vergi mahkemelerince veya
bu konuda yapılacak itiraz üzerine bölge idare mahkemesi veya Danıştayca bağlan-
tı hakkında karar verilinceye kadar usuli işlemler durur.
2. Bağlantıya ilişkin işlemler sonuçlandırıldıktan sonra bu davalara bakmak-
la yetkili kılınan mahkeme veya Danıştay, davalara bırakıldığı yerden devam
eder.
3. Bağlantının bulunup bulunmadığı yolundaki bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararları kesindir.

Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem:
Madde 43 - 1. İdare ve vergi mahkemeleri, idari yargının görev alanına giren
bir davada görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle davanın reddine karar verir-
lerse dosyayı Danıştaya veya görevli ve yetkili idare veya vergi mahkemesine
gönderirler.
a) Görevsizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştay, davayı görevi için-
de görmezse dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.
b) Görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme ken-
disini görevsiz veya yetkisiz gördüğu takdirde, söz konusu mahkeme ile ilk gö-
revsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise, uyuşmazlık bölge idare mahkemesince, aksi halde Danıştayca çözümlenir.
2. Görev ve yetki uyuşmazlıklarında Danıştay ve bölge idare mahkemesince verilen kararlar ilgili mahkemelere bildirilir ve bu husus taraflara tebliğ olu-
nur.
3. Danıştay ve bölge idare mahkemesince görev ve yetki uyuşmazlıkları ile
ilgili olarak verilen kararlar kesindir.
4. Bu madde hükümleri gereğince verilen kararlar ile görevli ve yetkili kı-
lınan mahkemeye yeniden dava açılması halinde harç alınmaz.
5. (Mülga: 5/4/1990 - 3622/27 md.)
Merci tayini:
Madde 44 - 1. Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir
engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği
veya iki mahkemenin de aynı davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri
hallerde dava dosyaları, tarafların veya mahkemelerin istemi üzerine merci tayini için:
a) Uyuşmazlığın aynı yargı çevresindeki mahkeme veya mahkemeler arasında
çıkması halinde, o yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine,
b) Sair hallerde Danıştaya,
Gönderilir.
2. Danıştay ve bölge idare mahkemesi görevli ve yetkili mahkemeyi kararlaş-
tırır.
3. Danıştay ve bölge idare mahkemesinin bu konuda vereceği kararlar kesin-
dir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kararlara Karşı Başvuru Yolları
İtiraz:
Madde 45 - 1. İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimli olarak verdiği nihai
kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yar-
gı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.
2. İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimli olarak verdiği nihai kararlara
karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde itiraz edilebilir.
3. İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
4. Bölge idare mahkemesi evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeter görürse veya itiraz sadece hukuki nokta-
lara ilişkin ise veya itiraz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi
mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi halde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. (Ek cümle: 5/4/1990 -
3622/15 md.) Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan itirazı
haklı bulduğu veya davaya görevsiz hakim tarafından bakılmış olması hallerinde
kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir, bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir.
5. Bölge idare mahkemesinin kararları kesindir; temyiz yoluna başvurulamaz.
6. Tek hakimli mahkemede hüküm veren hakim, aynı davanın itiraz yoluyla böl-
ge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.


Temyiz:
Madde 46 - (Değişik: 5/4/1990 - 3622/16 md.)
1. Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararla-
rı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda temyiz edilebilir.
2. (Değişik:10/6/1994-4001/20 md.) Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen
hallerde,Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai karar-
larına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştayda temyiz yoluna
başvurulabilir.

Temyiz edilemeyecek kararlar:
Madde 47 - İdare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdiği kararlar temyiz
edilemez. (İkinci cümle mülga: 5/4/1990 - 3622/27 md.)

Temyiz dilekçesi:
Madde 48 - (Değişik: 5/4/1990 - 3622/17 md.)
1. Temyiz istemleri Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile
yapılır.
2. Temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gerekli-
dir, düzenlenmemiş ise eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılması hususu, ka-
rarı veren Danıştay veya mahkemece ilgiliye tebliğ olunur. Bu sürede eksiklikler
tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya mahkemece
karar verilir.
3. Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştaya veya
4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danış-
tayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün
içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile
düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilek-
çeler temyiz dilekçesi yerine geçer.
4.(Değişik:10/6/1994-4001/21 md.) Kararı veren Danıştay veya mahkeme, cevap
dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyayı dizi listesine
bağlı olarak, Danıştaya veya kurula gönderir.
5. Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri, karşı tarafa
tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ka-
rar verilmek üzere kararı veren mahkemece Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk
derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, görevli dairece konusuna göre İdari
veya Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna gönderilir. Danıştayda görevli daire
veya kurul tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildikten
sonra tebligat bu daire veya kurulca yapılarak dosya tekemmül ettirilir.
6. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenme-
miş olması halinde kararı veren; mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından
verilecek onbeş günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazge-
çilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre
içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme, ilk derece mahkemesi
olarak davaya bakan Danıştay dairesi, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar
verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren
mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz iste-
minin reddine karar verir. Mahkemenin veya Danıştay dairesinin bu kararları ile
bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılması-
na ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün
içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
7. (Ek:10-6/1994-4001/21md.) Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve gi-
derlerin ödenmemiş olduğu,dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği
ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönde-
rildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2 ve 6
ncı fıkralarda sözü edilen kararlar daire ve kurulca verilir.

Kararın bozulması:
Madde 49 - 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay:
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,
Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
2. (Değişik: 5/4/1990-3622/18 md.) Temyiz incelenmesi sonunda karardaki mad-
di yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar
verilir.
3. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/18 md.) Kararın bozulması halinde dosya, Danış-
tayca kararı veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere
nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak
yeniden karar verir.
4. Mahkeme bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebilir. Israr kararının
ilgili tarafından temyizi halinde, dava, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi
Dava Daireleri Genel Kurulunca incelenir. Danıştayın ilgili dava dairesinin ka-
rarı uygun görülürse mahkemenin kararı bozulur; aksi halde onanır. Danıştay İda-
ri ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.
5. Kararların kısmen onaylanması ve kısmen bozulması hallerinde kesinleşen
kısım Danıştay kararında belirtilir.
6. (Ek: 5/4/1990 - 3622/18 md.) Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak bak-
tığı davaların temyizen incelenmesinde de bu maddenin 4 üncü fıkrası hariç diğer
fıkraları kıyasen uygulanır.
Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem:
Madde 50 - (Değişik: 5/4/1990 - 3622/19 md.)
Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren
mahkeme veya Danıştay dairesine gönderilir. Bu karar, dosyanın mahkeme veya Da-
nıştay dairesine geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğ edi-
lir.
Kanun yararına bozma:
Madde 51 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/20 md.) Bölge idare mahkemesi karar-
ları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak
verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlık-
ların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun ya-
rarına temyiz olunabilir.
2. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdir-
de karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan
mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır.
Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması:
Madde 52 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/21 md.) Temyiz veya itiraz yoluna
başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini dur-
durmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına
temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya itirazı
incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir.
(Ek Cümle:10/6/1994 - 4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararların tem-
yizi halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verile-
bilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
2. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.
3. İdareden ve adli yardımdan yararlaranlardan teminat alınmaz.
4. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.
Yargılamanın yenilenmesi:
Madde 53 - 1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/22 md.) Danıştay ile
bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda
yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eylemin-
den doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra
ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte
olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hak-
kındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini iste-
yen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kara-
rıyla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıy-
la belirlenmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olma-
sı,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara
bağlanmış bulunması,
g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar veril-
miş olması,
h) (Değişik:10/6/1994-4001/23 md.) Tarafları,konusu ve sebebi aynı olan bir
dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabile-
cek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından
önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
2. Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece ka-
rara bağlanır.
3. (Değişik:10/6/1994-4001/23 md.)
Yargılamanın yenilenmesi süresi,1/h bendinde yazılı sebep için on yıl,diğer
sebepler için altmış gündür.Bu süreler,dayanılan sebebin istemde bulunan yönün-
den gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanır.
Kararın düzeltilmesi:
Madde 54 - 1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava
daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının temyiz üzerine
verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri ka-
rarlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen
onbeş gün içinde taraflarca;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış
olması,
b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,
d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hi-
le ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,
Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir.
2. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve İdari veya
Vergi Dava Daireleri Genel Kurulları ile bölge idare mahkemeleri, kararın düzel-
tilmesi isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlıdırlar.
3. (Değişik:10/6/1994-4001/24 md.)
Kararın düzeltilmesi istekleri esas kararı vermiş olan daire, kurul ve bölge
idare mahkemesince incelenir. Dosyanın incelenmesinde tetkik hakimliği yapanlar,
aynı konunun düzeltme yoluyla incelenmesinde bu görevi yapamazlar.(1)
Yargılamanın yenilenmesine ve kararın düzeltilmesine ilişkin özel hükümler:
Madde 55 - 1. İsteğin ilişkin olduğu konu, diğer bir daire veya mahkemenin
görevine girmiş ise karar bu daire veya mahkemece verilir.
2. Karşı tarafın savunması alındıktan sonra istekler incelenir ve kanunda
yazılı sebepler varsa davaya yeniden bakılarak karar verilir.
3. (Değişik:10/6/1994-4001/25 md.) Yargılamanın yenilenmesi ve kararın dü-
zeltilmesi istemleri,kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise, istemin reddine
karar verilir.
4. Yargılamanın yenilenmesi ve kararın düzeltilmesi istemlerinde duruşma ya-
pılması, görevli daire veya mahkemenin kararına bağlıdır.
5. 53, 54 ve bu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yargılamanın yenilen-
mesinde ve kararın düzeltilmesinde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler

Danıştayda çekinme ve ret:
Madde 56 - 1. Davaya bakmakta olan dava dairesi başkan ve üyelerinin çekinme
veya reddi halinde, bunlar hariç tutulmak suretiyle, o daire kurulu tamamlana-
rak, bu husus incelenir, çekinme veya ret istemi yerinde görülürse işin esası
hakkında da bu kurulca karar verilir.
2. Çekinen veya reddedilenler ikiden fazla ise bu husustaki istem, idari da-
va dairesi başkan ve üyeleri için İdari Dava Daireleri Genel Kurulunda, vergi
dava dairesi başkan ve üyeleri için Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunda incele-
nir. Çekinen veya reddedilen başkan ve üyeler bu kurullara katılamazlar. Üye
noksanı diğer dava dairelerinden tamamlanır. Bu kurullarca çekinme veya ret is-
temi kabul edildiği takdirde davanın esası hakkında da bu kurullarca karar veri-
lir.
3. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu ile Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu
başkan ve üyelerinden bir kısmının davaya bakmaktan çekinmesi veya reddi halinde
noksan üyelikler diğer dava dairelerinden tamamlanır.
--------------------
(1) Bu bendin numarası (4) iken mevcut (3) numaralı bendin yürürlükten kaldırıl-
masıyla 5/4/1990 tarih ve 3622 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile (3) olarak
değiştirilmiştir.
4. İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının toplanmasına engel ola-
cak sayıda ret istemlerinde bulunulamaz ve çekinilemez.
5. Danıştay Tetkik hakimleri ve savcıları sebeplerini bildirerek çekinebile-
cekleri gibi taraflarca da reddedilebilirler. Bunlar hakkındaki çekinme veya ret
istemleri davaya bakmakla görevli daire tarafından incelenerek karara bağlanır.

Mahkemelerde çekinme ve ret:
Madde 57 - 1. Tek hakimle görülen davalarda hakimin reddi istemi, reddedilen
hakimin katılmadığı idare veya vergi mahkemesince incelenir.
2. İtiraz üzerine veya doğrudan davaya bakmakta olan bölge idare mahkemesi
ile idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen baş-
kan ve üyenin katılmadığı bölge idare, idare ve vergi mahkemesince incelenir.
3. İdare ve vergi mahkemelerinde reddedilen başkan ve üye birden çok ise
istem bölge idare mahkemesince incelenir. Bölge idare mahkemelerinde reddedilen
başkan veya üye birden çok ise istem Danıştayca incelenir.
4. Danıştayca ve bu mahkemelerce ret istemleri yerinde görülürse için esası
hakkında da karar verilir.
5. Davaya bakmaktan çekinme halinde diğer bir hakimin görevledirilmesi ile
mahkemenin noksan üyesinin tamamlanması veya görevli mahkemenin belirlenmesinde
yukarıdaki hükümler uygulanır.

İdari davalarda delillerin tespiti:
Madde 58 - 1. Taraflar, idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin de-
lillerin tespitini ancak davaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden
isteyebilirler.
2 - Davaya bakan Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemeleri istemi uygun gördüğü
takdirde üyelerden birini bu işle görevlendirebileceği gibi, tespitin mahalli
idari veya adli yargı mercilerince yaptırılmasına da karar verebilir.
3. Delillerin tespiti istemi, ivedilikle karara bağlanır.

Yol giderleri, tazminat ve gündelikler:
Madde 59 - 1. Danıştay meslek mensupları ile Danıştayda görevli idari yargı
hakim ve savcılarından keşif, bilirkişi incelemesi veya delillerin tespiti için
görevlendirilenlere gerçek yol giderleri ile görevde geçen günler için net aylık
tutarlarının otuzda biri oranında gündelik verilir. Bu gündelikler, zorunlu gi-
derleri karşılamazsa, aradaki fark belgelere dayalı olmak şartı ile ayrıca öde-
nir. Ancak, bu suretle yapılacak ödemeler, gündeliklerin yüzde ellisini geçemez.
2. (Değişik:10/6/1994-4001/26 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri
hakimleri ile diğer görevlilerin yol giderleri ve tazminatları hakkında 3717
sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip edenlere Yol Giderleri ve Taz-
minat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kal-
dırılması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Tebliğ işleri ve ücretler:
Madde 60 - (Değişik: 5/4/1990 - 3622/24 md.)
Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü teb-
liğ işleri, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak teb-
liğlere ait ücretler ilgililer tarafından peşin olarak ödenir.

Çalışmaya ara verme:
Madde 61 - 1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/25 md.) (Değişik birinci cümle:
10/6/1994-4001/27 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl Temmuz
ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya ara verirler.
Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merke-
zi dışında kalan idare ve vergi mahkemeleri çalışmaya ara vermeden yararlanamaz-
lar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine
devam ederler.

2. Ara verme süresi içinde; bölge idare mahkemesi başkanının önerisi üzeri-
ne, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, her bölge idare mahkemesi merkezinde
idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyeleri arasından görevlendirilecek üç haki-
min katıldığı bir nöbetçi mahkeme kurulur. Nöbetçi kalanlardan en kıdemli baş-
kan, yoksa en kıdemli üye nöbetçi mahkemenin başkanlığını yapar.
3. (Değişik:10/6/1994-4001/27 md.) Çalışmaya ara vermeden yararlanamayanlar
ve nöbetçi kalanların yıllık izin hakları saklıdır.

Nöbetçi mahkemenin görevleri:
Madde 62 - Nöbetçi mahkeme çalışmaya ara verme süresi içinde aşağıda yazılı
işleri görür:
a) Yürütmenin durdurulmasına ve delillerin tespitine ait işler,
b) Kanunen belli süre içinde karara bağlanması gereken işler.

Kaldırılan hükümler:
Madde 63 - Vergi Usul Kanununun Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin 379 ila 412
nci madde hükümleri, bu Kanunla kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladıkları
tarihte yürürlükten kalkar.
Ek Madde 1 - (Ek: 5/4/1990 - 3622/26 md.)
Bu Kanunun 17 nci maddesindeki parasal sınırlar 1.1.1993 tarihinden itibaren
onmilyon lira olarak uygulanır.

Ek Madde 2 - (Ek: 5/4/1990 - 3622/26 md.)
Belediyeler ile il özel idarelerinin seçilmiş organlarının organlık sıfatla-
rını kaybetmelerine ilişkin olarak yetkili mercilerden Danıştaya gönderilen dos-
yalar; belediye başkanlarının düşmesi istemine dair ise belediye başkanlarının,
belediye meclislerinin veya il genel meclislerinin feshi istemine ilişkin ise
meclis başkanvekilinin savunması onbeş gün içinde alındıktan sonra veya bu süre
içerisinde savunma verilmediği takdirde sürenin bittiği tarihte tekemmül etmiş
sayılır ve kanunlarda gösterilen karar süreleri bu tarihten itibaren işlemeye
başlar. Karar dosya üzerinden verilir.
Bu kararlara karşı tebliğini izleyen günden itibaren onbeş gün içerisinde
İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna itiraz edilebilir. İtiraz bir ay içerisinde
sonuçlandırılır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Ek Madde 3 - (Ek: 5/4/1990 - 3622/26 md.; İptal: Ana.Mah.'nin 1/10/1991
tarih ve E. 1990/40, K. 1991/33 sayılı kararıyla)
Geçici Madde 1 - Bu Kanunun uygulanmasında, 27/10/1980 tarih ve 2324 sayılı
Anayasa Düzeni Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.
Geçici Madde 2 - Yeni Anayasa yürürlüğe girinceye ve Sayıştayla ilgili ya-
sal bir düzenleme yapılıncaya kadar, Sayıştayın yargı kararlarına karşı açılan
davalar, idari yargı mercilerinin denetimi dışındadır.
Geçici Madde 3 - (Ek: 23/7/1995 - 4124/1 md.)
10.6.1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanunla otuziki güne indirilen çalışmaya
ara verme süresi, adli yargı için öngörülen adli ara verme süresine ilişkin
değişiklik yürürlüğe girinceye kadar, her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül
ayının beşinci gününün mesai bitimine kadar uygulanır.

Yürürlük:
Madde 64 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:
Madde 65 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
6/1/1982 TARİH VE 2577 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:
1 - 5/4/1990 tarihli ve 3622 sayılı Kanunun Geçici Maddesi:

Geçici Madde .- a) Bu Kanunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
26 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında değişiklik yapan hükmündeki bir yıllık süre,
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
b) Bu Kanunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 33 ve 35 inci
maddelerinde değişiklik yapan hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu
maddelere göre açılmış olan davalar, aynı mahkemece sonuçlandırılır.
c) Bu Kanunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46 ncı maddesinin
2 nci fıkrasındaki temyiz süresinde değişiklik yapan hükmü, Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra verilecek nihai kararlara karşı yapılacak temyiz istemleri
hakkında uygulanır.
d) Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği ta-
rihten sonra, verdiği nihai kararlara karşı temyiz isteminde bulunulabilir. An-
cak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derece mahkemesi olarak ve-
rilen kararlara karşı yapılmış veya yapılacak karar düzeltme istemleri, ilgili
dairede incelenerek sonuçlandırılır.
2 - 10/6/1994 tarihli ve 4001 sayılı Kanunun geçici maddeleri:
Geçici Madde 1-Bu Kanunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28 inci
maddesinin 1 ve 4 üncü fıkralarında değişiklik yapan hükümleri,Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonra verilicek kararlar hakkında uygulanır.
Geçici Madde 2 - (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 gün ve E.1995/46, K.1995/49
sayılı Kararı ile.)

Read More......

DANIŞTAY KANUNU

· 0 yorum

DANIŞTAY KANUNU

Kanun Numarası : 2575
Kabul Tarihi : 6/1/1982
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 20/1/1982 Sayı: 17580

BİRİNCİ BÖLÜM
Kuruluş

Danıştay
Madde 1 - Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yük-
sek İdare Mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir.

Bağımsızlık ve yönetim
Madde 2 - 1. Danıştay bağımsızdır. Yönetimi ve temsili Danıştay Başkanına
aittir.
2. Danıştay'ın hükümetle ilgili işleri Başbakanlık aracılığı ile yürütülür.

Danıştay meslek mensupları
Madde 3 - Danıştay meslek mensupları Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı,
Danıştay başkanvekili, daire başkanları ile üyelerdir.

Teminat
Madde 4 - Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve
üyeler yüksek mahkeme hakimleri olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunla-
rın kendilerine sağladığı teminat altında görev yaparlar.

Karar organları
Madde 5 - Danıştayın karar organları şunlardır:
a) Daireler,
b) Danıştay Genel Kurulu,
c) İdari İşler Kurulu,
d) İdari Dava Daireleri Genel Kurulu,
e) Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu,
f) İçtihatları Birleştirme Kurulu,
g) Başkanlık Kurulu,
h) Yüksek Disiplin Kurulu,
ı) Disiplin Kurulu,

Genel sekreterlik
Madde 6 - 1. Danıştay Başkanının seçeceği bir üye Danıştay Genel Sekreter-
liği görevini yapar.
(1) Bu Kanunda geçen "Devlet Başkanı" deyimi, 11/1/1983 tarih ve 2779 sayılı
Kanunun 1. maddesi gereğince "Cumhurbaşkanı" olarak düzeltilmiştir.

2. Birinci sınıfa ayrılmış Danıştay tetkik hakimlerinden veya savcılarından
en çok ikisi genel sekreter yardımcısı olarak görevlendirilebilir. Genel Sekre-
terlik hizmetleri için yeteri kadar savcı, tetkik hakimi ve memur verilir.
İdari hizmetler
Madde 7 - Danıştayda Özlük İşleri, Evrak, Levazım, Kitaplık ve Yayın,Tasnif,
Arşiv, Sosyal ve İdari İşler, Özel Kalem müdürlükleriyle bu Kanunda yazılı ve
ihtiyaca göre kurulacak bürolar ve kalemler bulunur.

İKİNCİ BÖLÜM
Nitelik, Seçim ve Atanma

Danıştay üyelerinin nitelikleri
Madde 8 - 1. Danıştay üyeleri:
a) İdari yargı hakim ve savcılığı,
b) Bakanlık, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, elçilik, valilik,
c) Generallik, amirallik,
d) Devlet Başkanlığı Genel Sekreterliği,
e) Genel ve katma bütçeli dairelerde veya kamu kuruluşlarında genel müdürlük
veya en az bu derecedeki tetkik ve teftiş kurul başkanlıkları,
f) Yükseköğrenim kurumlarında hukuk, iktisat, maliye, kamu yönetimi profe-
sörlüğü,
g) Bakanlıkların başhukuk müşavirliği veya birinci hukuk müşavirliği veya
Maliye Bakanlığında bu derecelerdeki hukuk müşavirliği, müşavir avukatlığı veya
muhakemat müdürlüğü,
Görevlerini yapanlar arasından seçilir.
2. İdari yargı hakim ve savcılarının Danıştay üyeliğine seçilebilmeleri için
birinci sınıfa ayrıldıktan sonra en az üç yıl bu görevlerde başarı ile çalışmış
olmaları ve birinci sınıfa ayrılma niteliğini kaybetmemeleri gereklidir.
3. İdari görevlerden Danıştay üyeliğine seçileceklerin yükseköğrenimlerini
tamamladıktan sonra Devlet hizmetlerinde yirmi yıl, yukarıda sayılan görevlerde
toplam olarak en az üç yıl çalışmış bulunmaları, birinci derece aylığını kaza-
nılmış hak olarak almaları ve hakimliğin gerektirdiği ahlak ve seciyeye sahip
olmaları şarttır.
Üye seçimi
Madde 9 - 1. Danıştayda boşalan üyeliklerin dörtte üçü idari yargı hakim ve
savcılığından, dörtte biri ise diğer görevliler arasından seçilir.
2. İdari yargı hakim ve savcıları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca;
diğer görevlerde bulunanlar ise, Cumhurbaşkanınca Danıştay üyeliğine seçilirler.
3. Danıştayda boşalan üye sayısı dördü bulunca, dördüncü üyeliğin boşaldığı
tarihten itibaren en geç üç gün içinde durum Danıştay Başkanlığınca Başbakanlığa
ve Adalet Bakanlığına duyurulur.
4. Cumhurbaşkanı ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu duyurudan son-
ra en geç iki ay içinde seçim yapılır.
Danıştay Başkanı, Başsavcısı, Başkanvekilleri ve Daire Başkanlarının nite-
likleri, seçimleri ve görev süreleri
Madde 10 - 1. Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri ve daire baş-
kanları kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tam sayısının salt
çoğunluğu ile seçilirler.

2. Danıştay Başkanı ve Başsavcısı seçilebilmek için sekiz yıl, başkanvekili
ve daire başkanı seçilebilmek için altı yıl süre ile Danıştay üyeliği yapmış ol-
mak zorunludur.
3. (Mülga: 22/3/1990 - 3619/12 md.)
4. Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri ve daire başkanlarının gö-
rev süreleri dört yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler, yeniden seçi-
lemeyenler ile seçime girmeyenler veya süreleri dolmadan bu görevlerden çekilen-
ler Danıştay üyeliği görevlerine devam ederler.
5. Seçim, görev sürelerinin biteceği tarihten onbeş gün önce veya diğer se-
beplerle boşalma tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılır.Çalışmaya ara ver-
me süresi bu sürenin hesabında nazara alınmaz.
6. Seçime katılmak isteyenler seçim gününden önce Danıştay Başkanlığına yazı
ile başvurabilecekleri gibi, toplantıda oylamaya başlanmadan önce sözlü olarak
da istekte bulunabilirler veya teklif edilebilirler.
7. Seçim gizli oyla yapılır. İlk üç oylamada sonuç alınamazsa, seçim üçüncü
oylamada en çok oy alan iki aday arasında yapılır. Dördüncü oylamada bu çoğunluk
sağlanamazsa seçim, yeniden aday gösterilerek tekrarlanır. Şu kadar ki, bundan
sonraki üç oylamada sonuç alınamazsa dördüncü oylamada en çok oy alan seçilmiş
sayılır.
8. Genel Kurulun bu seçim için yapacağı toplantılarda üye tam sayısının en
az dörtte üçünün hazır bulunması şarttır.
Danıştay Tetkik Hakimi ve Savcılarının atanmaları ve dairelere verilmeleri
Madde 11 - 1. Danıştay tetkik hakimleri ile savcıları, beş yıl meslekte hiz-
met etmiş ve olumlu sicil almış idari yargı hakimleri arasından Hakimler ve Sav-
cılar Yüksek Kurulunca atanırlar.
2. Danıştay tetkik hakimlerinin görev yerleri, Başkanlık Kurulu tarafından
belirlenir. Görev yerleri, aynı usulle değiştirilir. İdari bakımdan zaruret ol-
madıkça bir sicil devresi geçmeden görev yerleri değiştirilemez. Sicil devresi
en az altı aydır.
3. Tetkik hakimlerinin görev yaptıkları kurul ve daireler, yönetmelikte be-
lirlenecek esas ve sürelere göre değiştirilir.
Memurların nitelikleri ve atanmaları
Madde 12 - Bu Kanunun 7 nci maddesinde yazılı memurların, Devlet Memurları
Kanununda gösterilen nitelikleri haiz olmaları gereklidir. Bunlar Danıştay Baş-
kanlığınca atanırlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Daire ve Kurullar

Daireler
Madde 13 - 1. (Değişik: 8/12/1994 - 4055/1 md.) Danıştay, onu dava ve ikisi
de idari olmak üzere oniki daireden oluşur.
2. Her daire bir başkan ve en az dört üyeden kurulur, görüşme sayısı beştir,
kararlar çoğunlukla verilir.
3. Dairelerde yeteri kadar tetkik hakimi bulunur.
4. Her dairede, ayrıca bir yazı işleri müdürünün yönetimi altında bir kalem
bulunur. Kalem, yazı ve tebliğ işlerini yürütür.
Başkan ve üyelerin dairelere ayrılmaları
Madde 14 - 1. Daire başkanları belirli bir dairenin başkanı olarak seçilir-
ler.

2. Üyeler, Başkanlık Kurulunun kararı ile dairelere ayrılırlar ve hizmetin
icaplarına göre, daireleri aynı usulle değiştirilebilir.
3. Danıştay dava dairelerinde görev yapacak üyelerin yükseköğrenimlerini,
hukuk veya hukuk bilgisine programlarında yer veren siyasal bilimler, idari bi-
limler, iktisat ve maliye alanlarında yapmış olmaları gereklidir.
4. Dairelerde vukubulacak noksanlıklar, diğer dairelerden üye alınmak sure-
tiyle tamamlanır.Bu üyeler Başkanlık Kurulunun kararı ile önceden tespit edilir.
Danıştay genel kurulu
Madde 15 - 1. Danıştay Genel Kurulu, Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanve-
killeri, daire başkanları ve üyeler ile Genel Sekreterden oluşur.
2. Genel Kurulun toplanma ve görüşme yeter sayısı Başkan ve üyeler tam sayı-
sının yarısından fazlasıdır.
3. Kararlar çoğunlukla verilir. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın bulunduğu
taraf çoğunluğu sağlanmış sayılır. Genel Kurulun toplantı yeter sayısına ilişkin
özel hükümler saklıdır.
İdari işler kurulu
Madde 16 - 1. İdari İşler Kurulu, idari daireler başkan ve üyeleri ile her
yıl Genel Kurulca seçilecek on dava dairesi başkan ve üyesinden oluşur.
2. Bu Kurula Danıştay Başkanı veya başkanvekillerinden biri başkanlık eder.
3. Toplanma ve görüşme yeter sayısı onbeştir.
4. Memurların yargılanması ile ilgili işlerin görüşülmesinde, incelenmekte
olan kararı veren daire başkan ve üyeleri toplantıya katılamazlar. Bu toplantı-
larda toplanma ve görüşme yeter sayısı onbirdir.
5. Kararlar oyçokluğu ile verilir. Oylarda eşitlik halinde Başkanın bulundu-
ğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.
6. İdari İşler Kuruluna yeteri kadar tetkik hakimi ve memur verilir.
İdari ve vergi dava daireleri genel kurulları
Madde 17 - 1. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, idari dava dairelerinin
başkanlarıyla üyelerinden; Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu, vergi dava daire-
lerinin başkanlarıyla üyelerinden oluşur.
2. Dava daireleri genel kurullarına Danıştay Başkanı veya vekillerinden biri
başkanlık eder.
3. (Değişik: 8/12/1994 - 4055/2 md.) Bu kurulların toplanma ve görüşme yeter
sayısı ondokuzdur. Toplantıda hazır bulunanlar çift sayıda olursa en kıdemsiz
üye kurula katılmaz.
4. (Ek: 22/3/1990 - 3619/1 md.) İdari dava daireleri ile vergi dava dairele-
rinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyiz veya itiraz yo-
luyla incelenmesinde bu dairelerde hükme müessir olacak hukuki işlemlerin yapıl-
dığı toplantıda bulunmuş veya karara katılmış olanlar genel kurullarda buluna-
mazlar. Bu temyiz ve itiraz incelemesinde genel kurulların toplanma ve görüşme
yeter sayısı onbeştir. Ancak, iki dava dairesinin birlikte yapacağı toplantıda
verilen kararların incelenmesinde, toplanma ve görüşme yeter sayısı onbirdir. Bu
toplantılarda da hazır bulunanlar çift sayıda olursa en kıdemsiz üye kurula ka-
tılamaz.
5. Bu kurullarda kararlar oyçokluğu ile verilir.
6. Her kurula yeteri kadar tetkik hakimi ve memur verilir.(1)
İçtihadları birleştirme kurulu
Madde 18 - 1. İçtihatları Birleştirme Kurulu, Danıştay Başkanı, Başsavcı,
başkanvekilleri, dava daireleri başkanları ve üyelerinden kurulur.
(1) 22/3/1990 tarih ve 3619 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile (4) numaralı ben-
din bent numarası (5), (5) numaralı bendin bent numarası ise (6) olarak de-
ğiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
2. Toplanma ve görüşme yetersayısı en az otuzbirdir. Toplantıda hazır bulu-
nanlar çift sayıda olursa en kıdemsiz üye Kurula katılmaz.
3. Esas hakkındaki kararlar, birinci toplantıda Kurul üye tamsayısının salt
çoğunluğu ile, bu toplantıda karar yetersayısı sağlanamaz ise ikinci toplantıda
mevcudun salt çoğunluğu ile verilir. Kurulun diğer kararları oyçokluğu ile veri-
lir.
4. İçtihatları Birleştirme Kuruluna yeteri kadar tetkik hakimi ve memur ve-
rilir.
Başkanlık kurulu
Madde 19 - (Değişik: 22/3/1990 - 3619/2 md.)
1 - Başkanlık Kurulu, Danıştay Başkanının başkanlığında Başsavcı, başkanve-
killeri ve daire başkanlarından oluşur.
2 - Daire başkanının mazereti halinde, Kurula, dairenin en kıdemli üyesi ka-
tılır.
3 - Kararlar oy çokluğu ile verilir.
4 - Oylarda eşitlik halinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sa-
yılır.
Yüksek disiplin kurulu
Madde 20 - 1. Yüksek Disiplin Kurulu, Danıştay Başkanının Başkanlığında her
takvim yılı başında, Danıştay Genel Kurulunca her daireden seçilecek birer üye
ile ikisi dava daireleri ve biri de idari daireler başkanları arasından seçile-
cek üç daire başkanından kurulur. Danıştay Başsavcısı Kurulun tabii üyesidir.
2. Kurula iki daire başkanı ve beş üye yedek olarak seçilir.
3. Kurul üye tam sayısı ile toplanır ve üçte iki oyçokluğu ile karar verir.
4. Kurul üyeliklerinde boşalma halinde, boşalan yer için en çok on gün için-
de Genel Kurulca birinci fıkradaki esaslara göre yeniden seçim yapılır.
5. Kurulun yazı işlerini Genel Sekreter yürütür.
Disiplin kurulu
Madde 21 - Disiplin Kurulu, Genel Kurulun her takvim yılı başında seçeceği
bir daire başkanıyla bir üyeden ve birinci sınıfa ayrılmış bir tetkik hakimi ile
bir Danıştay savcısından oluşur. Aynı şekilde birer yedek seçilir. Genel Sekre-
ter Kurulun tabii üyesidir. Daire Başkanı Kurula Başkanlık eder. Kurul oyçokluğu
ile karar verir.
Başkanlara ve Başsavcıya vekalet
Madde 22 - 1. Danıştay Başkanlığının boşalması, Danıştay Başkanının izinli
veya özürlü olması hallerinde başkanvekillerinde en kıdemlisi Danıştay Başkanına
vekalet eder.
2. Dairelerde en kıdemli üye başkana vekalet eder. Başsavcıya Danıştay Baş-
kanının seçeceği ve Başsavcılığa seçilme niteliğine sahip bir Danıştay üyesi ve-
kalet eder.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Danıştay'ın, Daire ve Kurulların Görevleri

Danıştayın görevleri
Madde 23 - Danıştay:
a) (Değişik: 22/3/1990 - 3619/3 md.) İdare Mahkemeleri ile vergi mahkemele-
rinden verilen kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülen dava-
larla ilgili kararlara karşı temyiz istemlerini inceler ve karara bağlar.
b) Bu Kanunda yazılı idari davaları ilk ve son derece mahkemesi olarak kara-
ra bağlar.
c) Başbakanlık veya Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarı ve teklifleri
hakkında görüşünü bildirir.
d) Tüzük tasarıları ve imtiyaz sözleşme ve şartlaşmalarını inceler.
e) Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından gönderilen işler hakkında gö-
rüşünü bildirir.
f) Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yapar.
İlk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülecek davalar
Madde 24 - 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak:
a) Bakanlar Kurulu kararlarına,
b) Müşterek kararnamelere,
c) Başbakanca alınan kararlara,
d) Bakanlıkların düzenleyici işlemleri ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzen-
leyici işlemlere,
e) Danıştay idari dairelerince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar
üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,
f) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere,
g) Yabancı ülkelerde görevli makamlarca alınan kararlara,
h) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararlarına,
ı) Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğretim Denetleme Kurulu, Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi Üniversitelerarası Kurul kararlarına,
j) Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin
reddine ilişkin işlemlere,
Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile imtiyaz sözleşmelerinden do-
ğan idari davaları çözümler.
2. (Değişik: 22/3/1990 - 3619/4 md.) Danıştay, belediyeler ile il özel ida-
relerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkında-
ki istemleri inceler ve karara bağlar.
Temyiz yoluyla Danıştay'da görülecek davalar
Madde 25 - (Değişik: 22/3/1990 - 3619/5 md.)
İdare mahkemeleri ile vergi mahkemelerince verilen nihai kararlar ve ilk de-
rece mahkemesi olarak Danıştayda görülen davalarla ilgili nihai kararlar Danış-
tayda temyiz yoluyla incelenir ve karara bağlanır.
İdari uyuşmazlık ve davalarda görev
Madde 26 - İdari Uyuşmazlıklar ve davalar, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altın-
cı, Yedinci, Sekizinci, Dokuzuncu, Onuncu dairelerde ve idari ve vergi dava dai-
releri genel kurullarında incelenir ve karara bağlanır.
Üçüncü dairenin görevleri
Madde 27 - Üçüncü Daire:
a) Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve
bağlantılı davalarda merci tayinine,
b) Vergi, resim ve harçlarla ilgili olup diğer vergi dava dairelerinin gö-
revleri dışında kalan işlere,
İlişkin dava ve işleri çözümler.
Dördüncü dairenin görevleri
Madde 28 - Dördüncü Daire, gelir ve kurumlar vergilerine ilişkin davaları
çözümler.
Beşinci dairenin görevleri
Madde 29 - Beşinci Daire, kamu görevlilerine ait mevzuattan doğan uyuşmaz-
lıklara ilişkin davaları çözümler.
Altıncı dairenin görevleri
Madde 30 - Altıncı Daire:
a) İmar, kamulaştırma ve yıkma işleri ile bunlara bağlı işlere,
b) Eski eserler mevzuatından doğan uyuşmazlıklara,
İlişkin davaları çözümler.
Yedinci dairenin görevleri
Madde 31 - Yedinci Daire:
a) Gümrük ve gider vergileri ile ithale ilişkin vergilere,
b) İşletme vergisine,
c) Motorlu taşıtlar ve taşıt alım vergilerine,
d) Veraset ve intikal vergilerine,
e) Damga vergisine ve dış seyahat harcamaları vergilerine.
İlişkin davaları çözümler.
Sekizinci dairenin görevleri
Madde 32 - Sekizinci Daire:
a) Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına,
b) Mahalli idarelerin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kay-
betmeleri konusuna,
c) Sınır, iskan, toprak edinme mevzuatına,
d) Maden, taşocakları ve orman mevzuatına,
e) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları mevzuatına,
f) Ögrenci ve öğrenim işlerine,
g) (Mülga: 22/3/1990 - 3619/12 md.)
h) Karayolları Trafik Kanununa,
İlişkin davaları çözümler.
Dokuzuncu dairenin görevleri
Madde 33 - Dokuzuncu Daire:
a) Emlak vergisine ve emlak alım vergisine,
b) Gayrimenkul kıymet artışı vergisine,
c) Köy, belediye ve özel idare vergi, resim, harç ve payları ile bunların
diğer gelirlerine ve bunlara ait tarifelere,
d) Harçlar Kanununa,
İlişkin davaları çözümler.
Onuncu dairenin görevleri
Madde 34 - Onuncu Daire:
a) İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve
bağlantılı davalarda merci tayinine,
b) Vergi davalarına bakan dava daireleri hariç, diğer idari dava daireleri-
nin görevleri dışında kalan uyuşmazlıklara,
c) Türk parasının kıymetini koruma mevzuatına ilişkin uyuşmazlıklara,
İlişkin dava ve işleri çözümler.
Onbirinci dairenin görevleri
Madde 34/A - (Ek: 8/12/1994 - 4055/3 md.) Onbirinci daire katma değer ver-
gisine ilişkin davaları çözümler.
Onikinci dairenin görevleri
Madde 34/B - (Ek:8/12/1994 - 4055/3 md.) Onikinci daire kamu görevlilerine
ilişkin davaları
Çözümler.
Amme alacaklarına ilişkin davalar
Madde 35 - Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına
ilişkin davalar, alacağın tahakkukuna ilişkin davalara bakmakla görevli dava
daireleri tarafından çözümlenir.
Yeni vergilerle ilgili uyuşmazlıkların çözümü
Madde 36 - Bir vergiyi kaldıran ve yerine aynı veya benzeri nitelikte yeni
bir vergi koyan kanunlandan doğan uyuşmazlıklar, önceki vergiden doğan uyuşmaz-
lıkları çözümlemekle görevli dairece çözümlenir.
Bir kısım işlerin diğer dairelere verilmesi
Madde 37 - Dava dairelerinin işlerinde biribirine göre nispetsizlik görülür-
se, bir dairenin görevine giren işlerden bir bölümü, dairelerin vergi ve idare
uyuşmazlıklarına ilişkin görev ayrımı gözönünde bulundurularak Başkanlık Kurulu
kararıyla diğer dava dairelerine verilebilir. Bu husustaki kararlar Resmi Gaze-
te'de yayımlanır ve yayımını izleyen aybaşından itibaren uygulanır.
İdari ve vergi dava daireleri genel kurullarının görevleri
Madde 38 - (Değişik: 22/3/1990 - 3619/6 md.)
1. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu;
a) İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
b) İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları,
Temyizen inceler.
2. Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu;
a) Vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
b) Vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları,
Temyizen inceler.

İçtihatları birleştirme kurulunun görevleri
Madde 39 - İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve
vergi dava daireleri genel kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikle-
ri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş
içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının ha-
valesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu
görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir.

İçtihatların birleştirilmesini istemeye yetkili olanlar
Madde 40 - 1. İçtihatların birleştirilmesi veya birleştirilmiş içtihatların
değiştirilmesi, Danıştay Başkanı, konu ile ilgili daireler, idari ve vergi dava
daireleri genel kurulları veya Başsavcı tarafından istenebilir.
2. Aykırı kararlarla ilgili kişiler, içtihatların birleştirilmesi için
Danıştay Başkaşlığına başvurabilirler.
3. Kurulun, içtihatların birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkındaki ka-
rarları, gönderildikleri tarihten itibaren bir ay içerisinde Resmi Gazete'de
yayımlanır.
4. Bu kararlara, Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idare
uymak zorundadır.

İdari işlerde görev
Madde 41 - İdari işlere ilişkin idari uyuşmazlıklar ve görevler Birinci ve
İkinci dairelerle İdari İşler Kurulunda görülür.

Birinci dairenin görevleri
Madde 42 - Birinci Daire:
a) Başbakanlık veya Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarı ve teklifle-
rini,
b) Başbakanlıktan gönderilen tüzük tasarılarını,
c) Bayındırlık imtiyazları ile madenlerin imtiyaza bağlanması ve maden im-
tiyazlarının bozulması işlerini,
d) İdari makamlar arasında görev ve yetkiden doğan ve Başbakanlıktan gönde-
rilen uyuşmazlıkları,
e) Kanunlarında Danıştay'dan alınacağı yazılı bulunan düşüncelere ilişkin
istekleri,
f) Danıştay'ca istişari mahiyette incelenmek ve düşüncesini bildirmek için
Devlet Başkanlığı veya Başbakanlıktan gönderilecek işleri,
g) 6830 sayılı İstimlak Kanununun otuzuncu maddesinin uygulanmasından çıkan
uyuşmazlıkları,
h) İdarei Umumiyei Vilayat Kanunu Muvakkatı gereğince doğrudan doğruya veya
itiraz yoluyla Danıştay'a verilen işleri,
ı) Belediye Kanunu ile Danıştay'a verilip idari davaya konu olmayan işleri,
j) Derneklerin, kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için yapı-
lacak teklifleri,
k) Diğer idari dairenin görevi dışında kalan işleri,
İnceler ve gereğine göre karara bağlar veya düşüncesini bildirir.
İkinci dairenin görevleri
Madde 43 - İkinci Daire, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakkatı hü-
kümlerine göre Danıştay'ca görülecek işleri karara bağlar.
Bir kısım işlerin diğer idari daireye verilmesi
Madde 44 - İdari dairelerin işlerinde birbirine nazaran nispetsizlik görü-
lürse, Başkanlık Kurulunun kararıyla bir dairenin görevine giren işlerden bir
bölümü diğer idari daireye verilebilir. Bu husustaki kararlar Resmi Gazete'de
yayımlanır ve yayımını izleyen aybaşından itibaren uygulanır.
Danıştay genel kurulunun görevleri
Madde 45 - Danıştay Genel Kurulu, bu Kanunla ve diğer kanunlarla bu Kurula
verilen seçim görevleri ile diğer görevleri yapar ve bu Kanunda öngörülen içtü-
zük ve yönetmelikleri kabul eder.
İdari işler kurulunun görevleri
Madde 46 - 1. İdari İşler Kurulu :
a) (Mülga: 22/3/1990 - 3619/12 md.)
b) İmtiyaz verilmesine ilişkin sözleşme ve şartlaşmaları,
c) Kanunlarda Danıştay İdari İşler Kurulunda görüşüleceği yazılı olan işleri,
d) Danıştay idari daire ve kurulları arasında çıkacak görev uyuşmazlıklarını,
e) Yukarıda yazılı olanlardan başka idari dairelerden çıkan işlerden Danış-
tay Başkanının havale edeceği işleri,
f) Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatı hükümlerine göre ilgili dai-
rece birinci derecede verilen men'i muhakeme kararlarını kendiliğinden, lüzumu
muhakeme kararlarını ise itiraz üzerine,
İnceler ve gereğine göre karara bağlar veya düşüncesini bildirir.Danıştay'ın
ilgili dairesi Kurulun bozma kararlarına uymak zorundadır.
2. İdari dairelerin birinden çıkıp, (e) bendi uyarınca Danıştay Başkanı ta-
rafından Danıştay İdari İşler Kuruluna havale edilmemiş olan işler ve verilen
kararlar ilgili bakanlığın görüşüne uygun olmadığı takdirde, bakanın isteği üze-
rine, Danıştay İdari İşler Kurulunda görüşülür.
3. İdari dairelerin göreve ve usule ilişkin nedenlerle işin esası hakkında
karar vermediği işlerde, İdari İşler Kurulunca bu kararın yerinde görülmemesi
halinde, ilgili daireye geri gönderilir ve bu dairece İdari İşler Kurulu kararı
doğrultusunda İnceleme yapılarak karar verilir.
İdari işlerin görüşülmesi
Madde 47 - Dairelerle kurulların toplantılarında üye veya tetkik hakimleri-
nin açıklamaları dinlendikten sonra işlerin görüşülmesine geçilir. Konular
aydınlanınca göreve ve usule ilişkin meseleler varsa ilk önce bunlar ve sırayla
diğer meseleler karara bağlanır.
Kanun ve tüzük tasarılarının görüşülmesi
Madde 48 - (Değişik: 22/3/1990 - 3619/7 md.)
(...) (1) Görevli daire, kanun tasarı ve teklifleriyle tüzük tasarıları
üzerindeki incelemesini Danıştaya geliş tarihinden itibaren üç ay içerisinde
sonuçlandırmak zorundadır. Kanun tasarı ve teklifleriyle tüzük tasarıları gö-
revli daire dışında başka bir daire veya kurulda bir daha görüşülmez.
Evrak getirilmesi ve yetkililerin dinlenmesi
Madde 49 - 1. İncelenmekte olan işler hakkında lüzum görülen her türlü ev-
rak getirtilebileceği ve bilgi istenebileceği gibi, tamamlayıcı veya aydınlatıcı
bilgiler alınmak üzere ilgili dairelerden veya uygun görülecek diğer yerlerden
yetkili memur ve uzmanlar da çağırılabilir.
2. İstenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine
veya Devletin güvenligi ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de
ilişkin ise, ilgili makam, gerekçesini bildirmek suretiyle sözkonusu bilgi ve
belgeleri vermeyebilir.
Görüşmelerin idaresi
Madde 50 - Başkan, görüşmeleri idare eder ve oya sunulacak hususları belir-
ler. Göreve ve usule ait meselelerde azınlıkta kalanlar, işin esası hakkında oy-
larını kullanmak zorundadırlar.
Kararlar
Madde 51 - Kararlarda, toplantıya katılanların ad ve soyadları, işin konusu,
verilen kararların gerekçeleri, azınlıkta kalanların görüşleri ve karar tarihi
belirtilir. Kararlar, toplantıya katılan Başkan ve üyeler tarafından imzalanır.
Başkanlık kurulunun görevleri
Madde 52 - 1. Başkanlık Kurulu:
a) Üyelerin dairelere ayrılmalarını,
b) Zorunluk halinde daire başkanlarının ve üyelerin dairelerinin değiştiril-
mesini,
c) 37 nci ve 44 üncü maddelere göre daireler arasında iş dağılımını,
d) Danıştay daireleri arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını,
e) (Ek: 22/3/1990 - 3619/8 md.) Ayrı yargı çevrelerinde bulunan idare ve
vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantı-
lı davalarda merci tayinini,
f) Danıştay Başkanının Kurulda görüşülmesini uygun gördüğü işleri,(2)
İnceler ve gereğine göre karar verir veya düşüncesini bildirir.
2. Kurul, Danıştay Başkanının davetiyle toplanır.
Yüksek disiplin kurulunun görevleri
Madde 53 - Yüksek Disiplin Kurulu, bu Kanun hukümleri dairesinde Danıştay
Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeler hakkında, disip-
lin kovuşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına karar verir ve bu
Kanunla görevli kılındığı diğer işleri görür.
Disiplin kurulunun görevleri
Madde 54 - Disiplin Kurulu:
a) Danıştay memurları hakkında Yüksek Disiplin Kurulu görevlerini yapar.
(1) Bu Maddenin birinci cümlesi, Anayasa Mahkemesi'nin 21/6/1991 tarih ve
E. 1990/19, K. 1991/15 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, metinden çıka-
rılmıştır. (Bkz: 24/9/1992 - 21355 R.G.)
(2) Bu bendin bent harfi evvelce (e) iken, 22/3/1990 tarih ve 3619 sayılı Kanu-
nun 8 inci maddesi ile (f) olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
b) Danıştay memurları hakkında Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunu Muvakka-
tı hükümlerine göre birinci derecede karar verir.
c) Danıştay memurları hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 226 ncı
maddesinin (B) bendinde yazılı görüşme ve danışma kurulu görevini yapar.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Görevler ve Haklar

Danıştay Başkanının görevleri
Madde 55 - 1. Danıştay Başkanı, Danıştay'ın genel işleyişinden sorumludur.
Kuruluşun düzenli çalışmasını sağlar. Gerekirse, ilgili daire başkanları veya
Başkanlık Kurulu ile de istişare ederek lüzumlu idari tedbirleri alır.
2. Danıştay Başkanı, Danıştay Genel Kurulu ile İçtihatları Birleştirme Kuru-
luna, İdari İşler Kuruluna, idari ve vergi dava daireleri genel kurullarına,
Yüksek Disiplin Kuruluna ve Başkanlık Kuruluna, başkanlık eder.

Danıştay Başkanvekillerinin görevleri
Madde 56 - 1. Danıştay Başkanına ait görevlerden Danıştay Başkanı tarafın-
dan verilenleri yaparlar.
2. Danıştay Başkanının yokluğunda kıdem sırasına göre ona vekillik ederler.
3. Danıştay Başkanının katılmadığı kurullara başkanlık ederler.

Daire Başkanlarının görevleri
Madde 57 - 1. Daire başkanları, dairelerinde görevli bulunanların görevle-
rine devamlarını, düzenli çalışmalarını, daire işlerinin verimli bir şekilde yü-
rütülmesini ve tetkik hakimleri ile diğer memurların yetişmelerini sağlarlar.
Görüşmeleri idare ederler, dahil bulundukları kurulların toplantılarına katıla-
rak düşüncelerini bildirirler ve oylarını verirler.
2. Daire başkanları her takvim yılı sonunda, dairelerindeki işlerin durumu
ve bunların yürütülmesinde aksaklık varsa sebepleri hakkında Danıştay Başkanlı-
ğına bir rapor verirler ve alınmasını lüzumlu gördükleri tedbirleri bildirirler.

Üyelerin görevleri
Madde 58 - Üyeler, bulundukları dairelerde başkanlar veya dahil bulundukları
kurullarda kurul başkanları tarafından kendilerine verilen dosyaları geciktirme-
den inceleyerek görevli daire veya kurullara gerekli açıklamaları yaparlar, ka-
rarları yazarlar, dairelerin ve üyesi bulundukları kurulların toplantılarına ka-
tılırlar, düşünce ve görüşlerini bildirirler, oylarını verirler ve daire ile il-
gili olmak üzere verilen diğer işleri görürler.

Genel Sekreterin görevleri
Madde 59 - 1. Genel Sekreter bu Kanunun görevli kıldığı işler ile Danıştay
Başkanının vereceği idare ve yazı işlerini yürütür.
2. Dairelere ve Başsavcılığa bağlı olanlar dışındaki müdürlükler ve diğer
idari birimler Genel Sekreterin yönetim ve denetimi altında bulunur.

Danıştay Başsavcısının görevleri
Madde 60 - 1. Başsavcı, dava dosyalarını uygun göreceği görev ayırımına göre
savcılara havale eder. Düşüncelerinin vaktinde bildirilmesini ve savcılar ile
Başsavcılıkta görevli diğer memurların devamlarını ve intizamla çalışmalarını
sağlar, gelen dosyaların kaydı ve saklanması ile işi bitenlerin ilgili yerlere
geciktirilmeden gönderilmesi için gerekli tedbirleri alır.
2. Başsavcı, incelediği dava dosyaları hakkında düşüncelerini bildirir ve
kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapar.
3. Başsavcı her takvim yılı sonunda, işlerin durumu ve bunların yürütülme-
sinde aksaklık varsa sebepleri hakkında Danıştay Başkanlığına bir rapor verir ve
alınmasını lüzumlu gördüğü idari tedbirleri bildirir.
4. Başsavcı, savcılardan birini, idari işlerde kendisine yardım etmekte gö-
revlendirebilir.

Savcıların görevleri
Madde 61 - 1. Savcılar, kendilerine havale olunan dosyaları Başsavcı adına
incelerler ve düşüncelerini, davalarda bir ay, yürütmenin durdurulması isteminde
iki gün içinde gerekçeli ve yazılı olarak verirler. Bu süreler geçirilirse duru-
mu sebepleriyle birlikte Başsavcıya bildirirler. Danıştay Başkanının ve Başsav-
cının vereceği diğer görevleri yerine getirir; çalışma düzeninin korunması ve
işveriminin artırılması için Başsavcının alacağı tedbirlere uyarlar.
2. Savcılar, ilgili yerlerden Danıştay Başkanlığı aracılığı ile her türlü
bilgileri isteyebilecekleri gibi işlem dosyalarını da getirtebilirler.
3. Dava daireleri ile idari ve vergi dava daireleri genel kurullarınca ge-
rekli görüldüğü takdirde, Danıştay savcıları, önceden haber verilmek suretiyle,
düşüncelerini sözlü olarak da açıklarlar.

Tetkik Hakimlerinin görevleri
Madde 62 - 1. Tetkik hakimleri Danıştay Başkanının, daire ve kurul başkanla-
rının kendilerine havale ettikleri işleri inceleyerek daire veya görevli kurula
gerekli açıklamaları yaparlar. Kendi düşünce ve görüşlerini sözlü ve yazılı ola-
rak bildirirler, karar taslaklarını yazarlar, gerekli tutanakları düzenler ve
Danıştay Başkanı, kurul başkanı ve daire başkanının verecekleri diğer görevleri
yerine getirirler.
2. Her daire ve kurulda, o daire veya kurul başkanınca birinci sınıfa ayrıl-
mış bir tetkik hakimi, memurların görevlerine devamlarını, yetişmelerini ve ve-
rimli bir biçimde çalışmalarını, idare, dosya ve diğer yazı işleri ile tebligat
işlerinin gecikmeden ve düzenli olarak yürütülmesini, Danıştay Başkanının, daire
ve kurul başkanının vereceği diğer işleri yapmakla görevlendirilir.

Görevlerin uygulanma şekli
Madde 63 - Danıştay meslek mensuplarının ve tetkik hakimleri ile savcıların
yukarıdaki maddelerde yazılı görevlerinin uygulanmasına idari daire ve kurulla-
rın çalışma usullerinin düzenlenmesine ve 7 nci maddede yazılı müdürlükler, bü-
rolar ve kalemlerin görevlerinin ifasına ve işlerin belirli sürelerde sonuçlan-
dırılmasına ilişkin hükümler Danıştay İçtüzüğünde gösterilir.

Başkan, Başsavcı ve üyelerin aylıkları ve ödenekleri ile diğer mali hakları
Madde 64 - Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Başkanvekilleri, daire
başkanları ve üyelerine aylık, ödenek, mali, sosyal ve diğer özlük hakları bakı-
mından sırasıyla Yargıtay Birinci Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı, birinci baş-
kanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri hakkındaki kanun hükümleri uygulanır.

Yurt dışına gönderilme
Madde 65 - 1. Danıştay meslek mensupları, idare ve vergi hukuku alanında bi-
limsel araştırmalar yapmak ve mesleki incelemelerde bulunmak amacıyla aylık ve
ödenekleri, hakiki yol masrafları ve gündelikleri verilmek ve bir yılı geçmemek
şartıyla idari yargı sisteminin uygulandığı yabancı memleketlere Başkanlık Kuru-
lunun kararı ile gönderilebilirler.
2. Yurt dışına gönderilecek Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri,
daire başkanları ve üyelerin seçimleri ile diğer esaslar hazırlanacak yönetme-
likle düzenlenir.
Başka iş ve görev kabul etme
Madde 66 - 1. Danıştay meslek mensupları, ilmi araştırma ve yayınlarda
bulunabilirler; Danıştay Başkanının izni ile kurumlarından yolluk almaksızın
davet edildikleri yurt içi ve yurt dışı kongre, konferans, seminer ve benzeri
bilimsel toplantılarla, bilim ve meslekleri ile ilgili diğer toplantılara katı-
labilirler. Onbeş güne kadar olan izinler Danıştay Başkanınca, onbeş günü aşan
izinler Başkanlık Kurulunca verilir.
2. Danıştay meslek mensupları birinci fıkradaki hallerde Başkanlık Kurulu
kararıyla görevli olarak gönderilebilir.
3. Yukarıdaki fıkrada yazılı olan Danıştay meslek mensupları esas görevleri
yanında Başkanlık Kurulunun kararıyla yükseköğretim kurumlarında ders ve konfe-
rans verebilirler.
ALTINCI BÖLÜM
Disiplin Kovuşturması
Disiplin kovuşturması
Madde 67 - Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri, daire başkanları
ve üyelerin, yüksek hakimlik vakar ve şerefi ile bağdaşmayan veya hizmetin aksa-
masına yol açan hal ve hareketleri görülür veya öğrenilirse haklarında bu Kanun
hükümleri uyarınca disiplin kovuşturması yapılır.

Konunun yüksek disiplin kuruluna intikal ettirilmesi
Madde 68 - Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve
üyelerin yukarıdaki maddede yazılı hal ve hareketlerinin görülmesi veya öğrenil-
mesi halinde konunun Yüksek Disiplin Kuruluna intikal ettirilmesi Başkanlık Ku-
rulu tarafından duruma göre takdir edilir ve karara bağlanır.

Disiplin kovuşturması kararı
Madde 69 - 1. Yüksek Disiplin Kurulu, eldeki bilgi ve delillere ve isnat
olunan hal ve hareketin niteliğine göre disiplin kovuşturması yapılmasına yer
olup olmadığına karar verir.
2. Kurul, disiplin kovuşturmasına karar verirse, Kurul dışındaki daire baş-
kanları ve üyeler arasından seçeceği üç kişiyi soruşturma yapmakla görevlendi-
rir. Haklarında isnatta bulunulanlar, Yüksek Disiplin Kurulu üyesi ise, Kurulun
bu husustaki toplantılarına katılamazlar. Bunların yerleri 20 nci maddedeki usu-
le göre doldurulur.

Soruşturmanın şekli
Madde 70 - 1. Soruşturma yapmakla görevlendirilenler, ilgiliye isnat olunan
hal ve hareketi bildirerek savunmasını alırlar, lüzum gördükleri kimseleri ye-
minle dinler, konu ile ilgili bilgileri toplar ve sübut delillerini tespit eder-
ler.
2. Bütün daire, kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzelkişiler, sorulan hu-
suslara cevap vermek ve diğer istekleri yerine getirmek zorundadırlar. Ancak 49
uncu madde hükmü saklıdır.

Rapor verilmesi
Madde 71 - Soruşturmayı yapanlar yaptıkları soruşturmaları ve elde ettikleri
bilgi ve delilleri gösteren ve bunlara göre disiplin cezası verilmesine yer olup
olmadığı hakkındaki kanaatlerini belirten bir rapor hazırlarlar ve belgeleri bu
rapora bağlarlar.

Rapor üzerine yapılacak işlem
Madde 72 - 1. Yukarıdaki madde gereğince hazırlanan rapor, Yüksek Disiplin
Kuruluna verilir. Bu Kurula, soruşturmayı yapmış olanlar katılamazlar.
2. Kurul Başkanı, soruşturma sonucunu ilgiliye yazılı olarak bildirir ve beş
günden az olmamak üzere tayin edeceği süre içinde yazılı savunmasını vermeye da-
vet eder.
3. Kurul Başkanı, soruşturma dosyasını üyelerin birine havale eder.
4. Kurul, işi evrak üzerinde inceler ve gerekirse soruşturmanın genişletil-
mesine veya derinleştirilmesine karar verir.
5. İlgili, bu dosyayı raportör üyenin huzurunda inceleyebilir.

Disiplin cezaları
Madde 73 - 1. Yüksek Disiplin Kurulu isnat olunan hal ve hareketi sabit
görmezse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir.
2. Kurul, bu hal ve hareketleri sabit gördüğü takdirde bunların mahiyetine
ve ağırlığına göre, ilgilinin uyarılmasını veya hizmet süresine göre istifa et-
meye veya emekliliğini istemeye davet edilmesini karar altına alır.
3. Kurul kararı Danıştay Başkanı hakkında ise, vekili, diğerleri hakkında
ise Danıştay Başkanı tarafından ilgiliye tebliğ edilir.

Kararların yerine getirilmesi
Madde 74 - İlgili, emekliliğini istemeye veya istifa etmeye dair olan kara-
ra, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde uymazsa istifa etmiş sayılır. Bir
aylık süre içinde ilgili izinli sayılır.

Disiplin kararı aleyhine dava açılması
Madde 75 - 1. İlgili, Yüksek Disiplin Kurulu kararının kendisine tebliğ ta-
rihinden itibaren onbeş gün içinde bu karara karşı dava açabilir. Bu davalar,
savunmaların alındığı veya cevap sürelerinin geçtiği tarihten itibaren üç ay
içinde karara bağlanır. Çalışmaya ara verme süresi hesaba katılmaz.
2. Dava sonuçlanıncaya kadar ilgililerden boşalan yerler doldurulmaz.
3. Yüksek Disiplin Kurulunda karar vermiş veya soruşturmayı yapmış olanlar,
disiplin cezalarına ilişkin davaların görüşülmesine katılamazlar.

YEDİNCİ BÖLÜM
Ceza Kovuşturması
Soruşturma
Madde 76 - 1.- Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları
ve üyelerin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işlemiş bulundukları
suçlardan dolayı, Danıştay Başkanının seçeceği bir daire başkanı ile iki üyeden
oluşan bir kurul tarafından ilk soruşturma yapılır.
2. Danıştay Başkanı hakkında soruşturma, kendisinin katılmayacağı Başkanlık
Kurulunca seçilecek bir daire başkanı ile iki üyeden oluşan bir kurul tarafından
yürütülür.
3. Kurul, soruşturma sonunda düzenleyeceği fezlekeyi ve buna ilişkin evrakı
Danıştay Başkanına, soruşturma Danıştay Başkanı hakkında ise fezlekeyi ve evrakı
başkanvekiline verir. Bu husustaki dosya Danıştay Başkanı veya vekili tarafından
gerekli karar verilmek üzere İdari İşler Kurulu Başkanlığına tevdi edilir. Bu
Kurulun vereceği kararlar sanığa ve varsa şikayetçiye tebliğ olunur.
4. Yargılamanın men'i kararı kendiliğinden ve son soruşturmanın açılmasına
dair kararlar itiraz üzerine İdari İşler Kurulu Başkan ve üyelerinin katılmaya-
cağı Danıştay Genel Kurulunda incelenir.
5. Danıştay Genel Kurulunun bu toplantılarında yeter sayı en az otuzbirdir.
Toplantıda hazır bulunanlar çift sayıda ise en kıdemsiz üye toplantıya katılmaz.
İtiraz süresi:
Madde 77 - 76 ncı madde hükümlerine göre birinci derecede verilen kararlara
itiraz süresi bu kararın sanığa veya şikayetçiye tebliğ tarihinden itibaren on
gündür.
Görevli kurullarda inceleme
Madde 78 - 1. Yukarıdaki maddelerde yazılı kurullarda inceleme evrak üzerin-
de yapılır. Sanıklar, soruşturma dosyalarını son soruşturmanın açılmasına dair
kararın tebliği üzerine, kararı veren kurulun tetkik hakiminin gözetimi altında
inceleyebilirler.
2. Kararlar, kurulun tetkik hakimi tarafından Tebligat Kanunu hükümlerine
göre ilgililere tebliğ edilir.
Soruşturma dosyasının yargı yerlerine gönderilmesi
Madde 79 - 76 ncı madde gereğince verilen son soruşturmanın açılmasına dair
kararlar üst kurulca onanmak veya itiraz olunmamak suretiyle kesinleştikten son-
ra, soruşturma dosyası, gereği yapılmak üzere Danıştay Başkanı veya vekili tara-
fından Cumhuriyet Başsavcısına gönderilir.

Karara katılamayacak olanlar
Madde 80 - Soruşturma yapanlar, soruşturmalar üzerine karar verecek olan ku-
rulların toplantılarına katılamazlar.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun uygulanacağı haller
Madde 81 - 1. Yukardaki maddeler hükümlerine göre yapılacak soruşturmalar
ile verilecek kararlarda, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemele-
ri Usulü Kanununun soruşturmaya ilişkin hükümleri uygulanır.
2. Soruşturma kurulları sorgu hakiminin yetkilerini haizdir.

Şahsi suçların kovuşturma usulü
Madde 82 - 1. Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları
ve üyelerin şahsi suçlarının takibinde Yargıtay Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı
ve üyelerinin şahsi suçlarının takibi ile ilgili hükümler uygulanır.
2. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereğince, Danıştay Başkanı, başkanvekil-
leri, Danıştay Başsavcısı ve daire başkanları ile üyeler hakkında kovuşturma
yapılması Başkanlık Kurulunun iznine tabidir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Görevin Sona Ermesi

Hüküm giyme hali
Madde 83 - 1. Danıştay meslek mensuplarından birinin ağır hapis, kasıtlı bir
suçtan dolayı altı ay veya daha fazla hapis cezası ile kesin olarak hüküm giyme-
si halinde, görevi kendiliğinden sona erer.
2. Kasıtlı bir suçtan dolayı altı aydan aşağı hapis cezası ile hüküm giyme
halinde bu suç, mesleğin vakar ve şerefini bozan veya mesleğe karşı genel saygı
ve güveni gideren nitelikte görülürse, ilgilinin meslekten çıkarılması gerekip
gerekmediğine Yüksek Disiplin Kurulu tarafından karar verilir.

Sağlık bakımından görevin yerine getirilememesi
Madde 84 - Görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği tam teşekküllü
resmi sağlık kurulu raporuyla kesin olarak anlaşılan Danıştay meslek mensupları-
nın görevine son verilmesine Başkanlık Kurulunca karar verilir.

Dava hakkı
Madde 85 - 83 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 84 üncü maddeye göre gö-
revlerine son verilen ilgililerin bu kararlara karşı açacakları davalarda 75
inci madde hükümleri uygulanır.

DOKUZUNCU BÖLÜM
Çeşitli Hükümler

Çalışmaya ara verme
Madde 86 - 1. Danıştay daireleri her sene Temmuz ayının yirmisinden Eylül
ayının altısına kadar çalışmaya ara verirler.
2. Ara verme süresi içinde çalışmak üzere; bir daire başkanı ile dört üyeden
ve bir yedek üyeden oluşan bir nöbetçi daire kurulur. Yedek üye aynı zamanda Genel Sekreterlik görevini yapar.
3. Bu dairenin başkanı ile üyeleri, Danıştay dairelerinin başkan ve üyeleri
arasından karma olarak Başkanlık Kurulu tarafından seçilir. Ayrıca lüzumu kadar
savcı ve tetkik hakimi görevlerine devam ederler.
4. Çalışmaya ara verme süresi içinde görevli olarak kalanlar hariç olmak
üzere Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeler
ile savcılar ve tetkik hakimleri çalışmaya ara verirler. Bu süre içinde Danıştay
Başkanına, nöbetçi daire başkanı vekalet eder.
5. Danıştay'da çalışan diğer memurlar çalışmaya devam ederler. Ancak, ça-
lışmaya ara verme süresi içinde işin icaplarına göre görevde kalmaları lüzumlu
görülmeyen memurlar kanuni izinlerini kullanırlar.
6. Çalışmaya ara verme süresi içinde görevleri başında kalanların yıllık
izin hakları saklıdır.

Nöbetçi dairenin göreceği işler
Madde 87 - Nöbetçi daire, çalışmaya ara verme süresi içinde aşağıda yazılı
işleri görür:
a) Kanun tasarı ve teklifleri ile tüzük tasarıları hariç olmak üzere hükü-
metçe verilecek ivedi veya kanunen belli süre içinde karara bağlanması gereken
işler,
b) Yürütmenin durdurulmasına veya delillerin tespitine ait işler,
c) Tutuklu memurlar hakkında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatı
hükümlerine göre Danıştaya gelen işler.

Tasnif ve yayın bürosu
Madde 88 - 1. Danıştay daireleri ve kurulları tarafından verilen kararların
ve mevzuatın tertip ve tasnifini yapmak, kitaplığın düzenlenmesini sağlamak, Da-
nıştay Dergisinin yayımlanması işini yürütmek ve kamu hukuku ile ilgili bilimsel
yayınları takip etmek üzere, bir büro kurulur.
2. Bu büronun kuruluş ve görevleri bir yönetmelikle düzenlenir.

Gizli bilgileri açıklama
Madde 89 - Danıştay meslek mensupları ile Danıştay tetkik hakimleri ve sav-
cıları kamu hizmetleriyle ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış olsalar
bile açıklayamazlar.
İsnat ve iftiralara karşı korunma
Madde 90 - Danıştay meslek mensupları hakkında ihbar ve şikayetlerin incele-
me, soruşturma veya yargılama sonunda sabit olmadığı ve bir isnadın gareze bi-
naen veya hakaret kasdıyla yapıldığı veya uydurma bir isnat mahiyetinde olduğu
anlaşıldığı takdirde, Danıştay Başkanı isnatta bulunanlar hakkında kamu davası
açılmasını Cumhuriyet Savcılığından ister.
Çalışma saatleri ve izinler
Madde 91 - (Değişik: 22/3/1990 - 3619/9 md.)
Danıştayda haftalık çalışma süresi ve Danıştay meslek mensuplarının mazeret,
hastalık ve aylıksız izinleri yönünden Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygula-
nır.
Dosyaların ve diğer evrakın saklanması
Madde 92 - Dava dosyalarıyla diğer evrakın Danıştayda saklanma süreleri, yok
edilme usulleri ve Danıştay Arşivine ilişkin diğer hususlar çıkarılacak bir yö-
netmelikle düzenlenir.

Bütçe
Madde 93 - 1. Danıştay genel bütçe içinde kendi bütçesiyle yönetilir.
2. Bütçenin ita amiri Danıştay Başkanıdır. Muhasebe işleri Danıştay nezdinde
kurulacak muhasebe teşkilatı tarafından yürütülür.
3. Yasama meclislerindeki bütçe görüşmelerinde Danıştayı Başkan veya görev-
lendireceği kimse temsil eder.
Kıyafet
Madde 94 - Danıştay meslek mensupları ile Danıştay tetkik hakimleri ve Da-
nıştay savcılarının resmi kıyafetlerinin şekli ve bunların giyilme zaman ve
yerleri bir yönetmelikle düzenlenir.
Basına bilgi verme
Madde 95 - Basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyona Danıştayla ilgili
bilgi ve demeçler, Danıştay Başkanı veya yetkili kılacağı bir görevli tarafından
verilebilir.
ONUNCU BÖLÜM
Son Hükümler
Kaldırılan hükümler
Madde 96 - 521 sayılı Danıştay Kanunu ile bunun ek ve tadilleri yürürlükten
kaldırılmıştır.
Ek Madde 1 - (Ek: 22/3/1990 - 3619/10 md.)
İki dava dairesinin görevine ilişkin davalar, ilgili dava dairesinin isteği
üzerine o dava dairelerinin birlikte yapacakları toplantıda karara bağlanır. Bu
toplantıya daire başkanlarından kıdemlisi başkanlık eder. Toplanma ve görüşme
yeter sayısı dokuzdur. Kararlar oy çokluğuyla verilir.
Bu davalar, davanın açıldığı dairenin esas ve karar numaralarını alır.
Geçici Madde 1 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Danıştayda görevli ve
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlardan ihtiyaç fazlası olanlar,
bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde görevlendi-
rilmek üzere Adalet Bakanlığı emrine verilirler. Bunlara ait kadrolar Adalet Ba-
kanlığı taşra teşkilatı mahkemeler bölümüne eklenir.

Geçici Madde 2 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Danıştayda görevli bu-
lunan başkatiplerin unvanı "yazı işleri müdürü" olarak değiştirilmiştir. Bu de-
ğişiklik sebebi ile yeniden atanmaları gerekmez. Yeni unvanları, yan ödeme ka-
rarnamesinde yer alıncaya kadar eski unvanları üzerinden yan ödeme almaya devam
ederler.
Geçici Madde 3 - Yürürlükten kaldırılan 521 sayılı Danıştay Kanunu ile ek ve
değişikliklerine göre çıkarılmış bulunan tüzük ve yönetmeliklerin bu Kanuna ay-
kırı olmayan hükümleri çıkarılacak tüzük, içtüzük ve yönetmelikler yürürlüğe
girinceye kadar uygulanmaya devam olunur.
Geçici Madde 4 - Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlayan müracaat ve
dava süreleri hakkında 521 sayılı Danıştay Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Geçici Madde 5 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Danıştaya açıl-
mış bulunan davalar Danıştay'da bakılarak sonuçlandırılır.
Geçici Madde 6 - Daha önce Danıştayın görev alanında olup Bölge İdare Mahke-
meleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında
Kanun ile bu mahkemelerin görevine giren konularla ilgili davalar, bu mahkemeler
göreve başlayıncaya kadar Danıştayda açılmaya devam olunur. Bu davalar Danıştay-
ca sonuçlandırılır.
Geçici Madde 7 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Birinci Mürettep Dai-
re, Yedinci Daire ve Onuncu Dairede mevcut bulunan memur hukuku ile ilgili dos-
yalar Üçüncü Daireye devredilir ve bu Dairece sonuçlandırılır.
Geçici Madde 8 - Yürürlükten kaldırılan 521 sayılı Danıştay Kanunu ile ek ve
değişiklikleri gereğince kurulmuş bulunan daire ve kurullarda mevcut işlerin bu
Kanuna göre görevlendirilen daire ve kurullara dağıtımı, ayrıca karar verilmesi-
ne yer kalmaksızın, daire kurullarının oluşmasından itibaren onbeş gün içinde
tamamlanır.
Geçici Madde 9 - İdari İşler, Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin ve Disiplin
Kurullarının seçimleri daire kurullarının oluşmasından itibaren onbeş gün içinde
yapılır.
Geçici Madde 10 - Çeşitli kanunlarda Danıştay Genel Kurulunda görüşülerek
karara bağlanacağı yazılı işler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra Da-
nıştay İdari İşler Kurulunca görüşülerek karara bağlanır.
Geçici Madde 11 - Hakimler Kanununda idari yargı hakim ve savcıları ile il-
gili düzenlemeler yapılıncaya kadar bu Kanunda sözü geçen birinci sınıfa ayrıl-
mış idari yargı hakim ve savcıları ibaresi birinci derece kadroyu almış idari
yargı hakim ve savcıları anlamına gelir.
Geçici Madde 12 - Anayasa Mahkemesi ve Sayıştay kanunlarında gerekli düzen-
lemeler yapılıncaya kadar 1903 sayılı Kanunun geçici 1 ve 2 nci maddelerine göre
yargı ödeneğinin verilmesine devam olunur.
Geçici Madde l3 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Danıştay Başkanı,
Başsavcısı ve daire başkanlarının başkanlık sıfatları sona erer. Ancak; geçici
14 ncü madde gereğince atamalar yapılıncaya kadar başkanlık görevleri devam
eder.
Geçici Madde 14 - 1. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün
içinde, Danıştayda mevcut boş üyelik kadroları bir defaya mahsus olmak üzere, bu
Kanunun 8 nci maddesinde belirtilen niteliklere sahip olanlar arasından, en az
dörtte üçü idari yargı hakim ve savcılarından olmak üzere Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun boş üyelikler için göstereceği iki kat aday arasından Cumhur-
başkanı tarafından seçim yapılmak suretiyle doldurulur.

2. Birinci fıkradaki seçimi izleyen onbeş gün içinde Danıştay Başkanı,
Başsavcısı, başkanvekilleri ve daire başkanları Hakimler ve Savcılar Yüksek Ku-
rulunun Danıştay üyelerinden göstereceği ikişer aday arasından bir defaya mahsus
olmak üzere Cumhurbaşkanınca seçilir.
3. Danıştay üyelerinin dairelere dağılımı, ikinci fıkradaki süre içinde Ha-
kimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun önerisi üzerine bir defaya mahsus olarak
Cumhurbaşkanınca yapılır.
4. Cumhurbaşkanı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun önerisi üzerine, ku-
ruluş halinde bulunan bölge idare mahkemeleri başkanlıklarına bir defaya mahsus
olmak üzere Danıştay üyeleri arasından atama yapabilir. Bu suretle bölge idare
mahkemeleri başkanlıklarına atananlar, bu görevlerde dört yıl süre ile hizmet
görürler. Bu süre, ilgilinin isteği üzerine uzatılabilir. Bu fıkraya göre ata-
nanlar, Danıştay üyeliği sıfatını, kadrosunu, aylık ve ödeneği ile her türlü öz-
lük haklarını muhafaza ederler. Bunların aylık ve ödenekleri ile diğer her türlü
mali ve sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur.
5. Yukarıdaki fıkraya göre bölge idare mahkemeleri başkanlıklarına atananla-
rın, her ne suretle olursa olsun bu görevlerinden ayrıldıkları tarihte Danıştay
kadro cetvelindeki kadroları iptal edilmiş sayılır.
Geçici Madde 15 - Vergiler Temyiz Komisyonu Başkanlığı, daire başkanlığı ve-
ya üyeliği yapmış olanların 521 sayılı Danıştay Kanununun 1740 sayılı Kanunla
değiştirilen 8 nci maddesiyle tanınan Danıştay üyeliğine seçilme hakları saklı-
dır.
Geçici Madde 16 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl sü-
re ile, Danıştay tetkik hakimliğine ve Danıştay savcılığına yapılacak atamalar-
da, Kanunun 11 nci maddesinin birinci fıkrasındaki beş yıllık hizmet süresi
aranmaz.
Geçici Madde 17 - Bu Kanunun uygulanmasında, 27/10/1980 tarih ve 2324 sayılı
Anayasa Düzeni Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.
Geçici Madde 18 - (Ek : 22/3/1990 - 3619/11 md.) İdari İşler Kurulunda bulu-
nan tüzük tasarılarıyla ilgili dosyalar, Danıştay Başkanlığınca derhal Başbakan-
lığa gönderilir.
Yürürlük
Madde 97 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 98 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN

· 0 yorum

ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN
(2429 Sayılı bu Kanun 19.3.1981 tarih ve 17284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır)
Madde 1- 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü Ulusal Bayramdır. Türkiye’nin içinde ve dışında devlet adına yalnız bugün tören yapılır. Bayram 28 Ekim günü saat 13.00’ten itibaren başlar ve 29 Ekim günü akşamı sona erer.
Madde 2 - Aşağıda sayılan resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü genel tatil günleridir .
A) Resmi bayram günleri şunlardır.:
1- 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.
2- 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.
3- 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır.
B) Dini bayramlar şunlardır;
1- Ramazan bayramı ; Arife günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gündür.
2- Kurban bayramı , Arife günü saat 13.00’ten itibaren 4,5 gündür.
C) 1 Ocak günü yılbaşı tatilidir.
D) Ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü resmi daire ve kuruluşlar tatil edilir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda ana ve ilkokullar ile törenlere iştirak eden kurumlar tatil edilir.
Bu Kanun’da belirtilen Ulusal Bayram ve genel tatil günleri; Cuma günü akşamı sona erdiğinde müteakip cumartesi gününün tamamı tatil yapılır.
Mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır.
29 Ekim günü özel işyerlerinin kapanması zorunludur.
Madde 3-
A) Hafta tatili Pazar günüdür. Bu tatil 35 saatten az olmamak üzere Cumartesi günü en geç saat 13.00’ten itibaren başlar .
B) 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu , 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ,926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ,1475 sayılı İş Kanunu ve diğer kanunlardaki hafta tatili ile ilgili hükümler saklıdır.
C) Yemek, içmek,giyinmek gibi zaruri ihtiyaçların giderilmesi için alışveriş yapılan dükkan ve mağazalar hakkında Hafta Tatili Kanununun Cumartesi günüyle ilgili hükümleri uygulanmaz.
Madde 4- Ulusal ve resmi bayramlarda yapılacak törenler Milli Savunma ,İçişleri, Dışişleri Milli Eğitim Gençlik ve Spor ve Kültür Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir Bu yönetmelik Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde yayımlanır .
Madde 5 -27/5/1935 tarihli ve 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile Bu Kanunda değişiklik yapan kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.
Madde 6- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer .
Madde 7- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

2253 SAYILI ÇOCUK MAHKEMELERİNİN KURULUŞU, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN

· 0 yorum

2253 SAYILI ÇOCUK MAHKEMELERİNİN KURULUŞU, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN


Kanun Numarası : 2253
Kabul Tarihi : 7/11/1979
Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 21/11/1979 Sayı: 16816


BİRİNCİ BÖLÜM
Kuruluş
Mahkemelerin kuruluşu:
Madde 1 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/1. md.)
Her ilde ve büyük şehir belediyeleri hudutları içinde kalan ilçeler hariç,
merkez nüfusu yüzbinin üzerindeki her ilçede bir çocuk mahkemesi kurulur. Çocuk
mahkemeleri bir başkan ve iki üyeden teşekkül eder.
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla çocuk mahkemesi kurulabi-
lir.
Çocuk mahkemelerinde görev yapacak başkan ve üyeler, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu tarafından doğrudan doğruya bu mahkemelere atanabilecekleri gibi,
iş ve kadro imkanları nazara alınarak, görevli oldukları mahaldeki çocuk mahke-
meleri nezdinde yetki ile de görevlendirilebilirler.
Başkan ve üyelerin nitelikleri:
Madde 2 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/2. md.)
Çocuk mahkemelerinin adli yargı hakimleri arasından seçilen başkan ve üyele-
rin tercihan; 30 yaşını bitirmiş bulunmaları, çocuk sahibi ve kadro imkanlarının
elverdiği oranda ayrı cinsiyette olmaları gereklidir.
Başkan ve üyelerin görev yapmamaları hali:
Madde 3 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/3. md.)
Çocuk mahkemesi başkan ve üyelerinin hukuki veya fiili sebeplerle görev yap-
mamaları halinde, bu mahkemede görev yapacak başkan ve üyeler, Hakimler ve Sav-
cılar Yüksek Kurulunca önceden belli edilir.
Savcılık teşkilatı:
Madde 4 - Bu kanuna göre savcılık görevi, çocuk mahkemelerinin bulunduğu
yerdeki Cumhuriyet Savcısı veya görevlendireceği yardımcıları tarafından yerine
getirilir.
Temyiz mercii:
Madde 5 - (Mülga: 6/11/1981 - 2552/17 md.)
İKİNCİ BÖLÜM
Çocuk Mahkemelerinin Görev ve Yetkileri

Çocuk mahkemelerinin görevi:
Madde 6 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/4.md.)
15 yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin göre-
vine giren suçlarla ilgili davalara çocuk mahkemelerinde bakılır.
Çocuk mahkemeleri, bu Kanunda yazılı tedbirleri alır ve Kanunla verilen di-
ğer görevleri yapar.
Olağanüstü haller, sıkıyönetim ve savaş hali ile askeri mahkemelerin görev-
lerine giren suçlar ve Anayasanın 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan
suçlara dair hükümler saklıdır.
Çocuk Mahkemelerinin yargı çevresi:
Madde 7 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/5.md.)
İllerdeki çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu ilin mülki yönden
bağlı bulunduğu ilçelerin hudutları ile, ilçelerdeki çocuk mahkemelerinin yargı
çevresi ise, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Ku-
rulunca belirlenir.
Tedbirlerde yetki:
Madde 8 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/6.md.)
10 uncu maddede yazılı tedbirler suçun işlendiği yerde, yetkili çocuk mah-
kemesince alınabileceği gibi, küçüğün menfaatleri bakımından ailesinin veya bir-
likte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerde, yetkili çocuk mahkemelerince de alı-
nabilir.
Suçların birlikte işlenmesi hali:
Madde 9 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/5 md.)
Bu Kanunun kapsamına giren küçüklerin büyüklerle birlikte suç işlemeleri ha-
linde hazırlık soruşturması sonunda evrak tefrik olunur.
Bu halde de çocuk mahkemeleri küçükler hakkında gerekli tedbirleri uygula-
makla beraber, lüzum gördüğü takdirde küçükler hakkındaki yargılamayı genel mah-
kemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi halinde; genel mahkeme-
ler, yargılamanın her safhasında çocuk mahkemelerinin uygun bulması şartıyla
birleştirme kararı verebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkeme-
lerde görülür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tedbirler, Cezalar ve Bunların Uygulanması

Küçüklere uygulanacak tedbirler:
Madde 10 - Küçükler hakkında aşağıda yazılı tedbirler uygulanır.
1. Veliye, vasiye veya bakıp gözetmeyi üzerine alan akrabadan birine teslim,
2. Bakıp gözetmeyi üzerine alan güvenilir bir aile yanına yerleştirme,
3. Bu maksatla kurulmuş çocuk bakım ve yetiştirme yurtlarına veya benzeri
resmi yahut özel kurumlara yerleştirme,
4. Genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler, bankalar, İktisadi
Devlet Teşekkülleri ve bunların ortaklıkları tarafından kurulmuş fabrika, mües-
sese veya ziraat işletmeleri veya benzeri teşekküllerle işyerlerine yahut meslek
sahibi bir usta yanına yerleştirme,
5. Resmi veya özel bir hastaneye veya tedavi evine yahut eğitimi güç çocuk-
lara mahsus kurumlara yerleştirme,
11 yaşını bitirmemiş küçükler hakkında tedbir uygulaması:
Madde 11 - Fiili işlediği zaman 11 yaşını bitirmemiş olanlar hakkında kovuş-
turma yapılamaz ve ceza verilemez.
Ancak, fiil kanunen bir seneden ziyade hapis cezasını veya daha ağır bir ce-
zayı müstelzim ise haklarında 10 uncu maddede yazılı tedbirlerden biri uygula-
nır.
11 yaşını bitirmemiş küçükler hakkında, veli veya vasi yahut bakmakla yüküm-
lü kimseler tarafından yeterli tedbir alınması halinde, mahkemece diğer tedbir-
ler uygulanmayabilir.
15 yaşını doldurmayan küçükler hakkındaki tedbir ve cezalar:
Madde 12 - Fiili işlediği zaman 11 yaşını bitirmiş olup da,15 yaşını doldur-
mamış olan küçükler hakkında 20 nci maddeye göre yapılan inceleme, ceza tertibi-
ni gerektirmiyorsa mahkemece 10 uncu maddede yazılı tedbirlerden biri uygulana-
bilir.
Aksi halde haklarında aşağıda yazılı ceza tayin olunur.
1. İdam cezası yerine 15 sene ve müebbet ağır hapis cezası yerine 10 seneden
aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir.
2. Diğer cezalar yarıya indirilir. Ağır hapis cezaları hapse çevrilir.Ancak,
bu fıkranın tatbiki suretiyle hükmolunacak cezalar her fiil için 7 seneden fazla
olamaz.
3. Kamu hizmetlerinden yasaklılık ve genel güvenlik gözetimi altına alınmak
cezaları uygulanmaz.
Bu hükümlülükler tekerrüre esas olamaz. İçtima halinde Türk Ceza Kanununun
genel hükümleri uygulanır.
Fiili işlediği zaman 15 yaşını bitirmeyen sağır - dilsizler hakkında kovuş-
turma yapılamaz, bunlar hakkında 10 uncu maddede yazılı tedbirlerden biri uygu-
lanır.
Tedavi kurumlarına yerleştirme:
Madde 13 - 20 nci maddeye göre yapılan araştırma sonunda fiili işlediği za-
man şuurunun veya harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl has-
talığına müptela olduğu anlaşılan küçüğün, mahkemece resmi veya özel bir hasta-
neye yerleştirilmesine karar verilir.
Resmi veya özel bir hastaneye yerleştirilen küçük yerleştirildiği müessese-
nin sağlık kurulunca iyileştiğine dair verilecek rapor üzerine çocuk mahkemesin-
ce serbest bırakılır.
Bu husustaki rapor ve kararda hastalığın ve suçun mahiyeti gözönünde tutula-
rak kamu güvenliği bakımından, küçüğün tıbbi kontrol ve muayeneye tabi tutulup
tutulmayacağı, tutulacaksa müddet ve fasılası da gösterilir.
Tıbbi kontrol ve muayene çocuk mahkemesinin bulunduğu yer Cumhuriyet Savcı-
lığınca karar ve raporda gösterilen müddet ve fasılalarla küçüklerin bulunduğu
mahalde, yoksa en yakın selahiyetli mütehassısı olan bir hastane sağlık kuruluna
sevkedilmeleri suretiyle temin olunur.
Bu tıbbi muayene sonuçları gerektiriyorsa; Küçük, Çocuk Mahkemesi kararıyla
yine resmi veya özel bir hastaneye yerleştirilir.
Korunmaya muhtaç küçükler hakkında tedbir uygulaması :
Madde 14 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/7.md.)
Veli, vasi, bakmakla mükellef olan kimse veya Cumhuriyet savcılığının talebi
üzerine, beden, ruh ve ahlak gelişmeleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olan
yahut ebeveynine karşı vahim bir itaatsizlikte bulunan küçükler hakkında, küçü-
ğün bulunduğu yerde, yetkili çocuk mahkemesince 10 uncu maddede yazılı tedbir-
lerin biri uygulanır.
Diğer kanunlara göre de, küçükler hakkında koruma tedbiri alınması çocuk
mahkemelerine aittir.
Tedbirlerin müddeti:
Madde 15 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/6 md.)
Küçükler hakkında uygulanacak tedbirler, en geç 18 yaşını bitirmeleri ile
sona erer.
Tedbir uygulanmaması:
Madde 16 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/7 md.)
Hüküm zamanı 18 yaşını bitirmiş bulunanlar hakkında tedbir uygulanmaz.
Tedbirlerin değiştirilmesi veya kaldırılması:
Madde 17 - Gözetici, veli, vasi, bakıp gözetmeyi üzerine alan kimse veya
Cumhuriyet Savcılığı ile 10 uncu maddede yazılı teşekkül veya kurumların yetki-
lileri tarafından yapılan müracaat üzerine veya re'sen çocuk mahkemesi küçük
hakkında uygulanan tedbir yerine bir diğerini uygulamaya veya büsbütün kaldır-
maya yetkilidir.
(Değişik: 25/2/1988 - 3412/8.md.) Uygulanan bir tedbirin değiştirilmesine,bu
tedbire hükmeden mahkeme yetkilidir. Acele hallerde küçüğün bulunduğu yerde,yet-
kili çocuk mahkemesince de geçici tedbir alınabilir. Bu takdirde durum ilk ted-
biri alan mahkemeye bildirilir. İcabeden tedbire veya tedbirin değiştirilmesine
bu mahkemece hükmolunur.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Soruşturma ve Kovuşturma Usulleri
Soruşturma ve kovuşturma usulü:
Madde 18 - Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Ceza Muhakemeleri Usulü Ka-
nunu hükümleri uygulanır.
Soruşturma:
Madde 19 - Küçüklerin işledikleri suçlarda hazırlık soruşturması C. Savcısı
veya görevlendireceği yardımcıları tarafından bizzat yapılır.
Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi küçük hakkında tebir
uygulanmasına mani değildir.
(Değişik: 25/2/1988 - 3412/12.md.) 10 uncu maddede sayılan tedbirler saklı
kalmak kaydı ile, aşağı haddi 3 yılı aşmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı müstel-
zim fiillerden dolayı, kovuşturma ve yargılama safhasında küçükler hakkında tu-
tuklama kararı verilemez.
Ceza veya tedbir uygulanmasından önce yapılacak inceleme:
Madde 20 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/8 md.)
Bu Kanunda gösterilen ceza ve tedbirlerin uygulanmasından önce küçüğün iş-
lediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yönünden bedeni, akli ve ruhi
durumu mütehassıs kimselere tespit ettirilir.
Ceza ve tedbirin uygulanmasından önce gerekirse küçügün aile, terbiye, okul
durumu, gidişatı, içinde yetiştiği ve bulunduğu şartlar veya bunlar gibi gerekli
görülen sair hususlar çocuk mahkemeleri nezdinde görevlendirilmiş olan sosyal
hizmet uzmanları veya yardımcıları veya pedegog veya psikolog veya psikiyatr
gibi uzmanlar marifetiyle araştırılır. Çocuk mahkemelerinde görevlendirilmiş
olan bu personelin iş durumlarının müsait olmaması veya görevin bunlar tarafın-
dan yapılmasında bir engel bulunması ya da atama yapılmamış olması hallerinde
çocuk mahkemeleri bu araştırmanın yapılması için resmi veya özel kurum ve kuru-
luşlarda çalışan bu tür uzmanları, bunların da bulunmaması halinde bu araştırma-
yı yapabilecek nitelikte olan kimseleri görevlendirir.
Yukarıdaki fıkralar gereğince yapılan araştırma ve inceleme sonucu gerekirse
küçüğün bir müşahade merkezinde müşahade altına alınmasına da karar verilebilir.
Geçici tedbirler:
Madde 21 - Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği yardımcı soruşturmayı
yaparken gerekli gördüğü takdirde küçük hakkında 10 uncu maddede gösterilen ted-
birlerden birinin geçici olarak uygulanmasını çocuk mahkemesinden talep edebi-
lir.
Adli görev:
Madde 22 - 20 nci maddeye göre yapılan araştırma ve inceleme sebebiyle kanun
tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenilen ço-
cuk mahkemelerine müteallik vazife ve işlerde suistimal veyahut ihmal ve terahi
gösteren Devlet Memurları ile çocuk mahkemesinin yazılı istek ve emirlerini yap-
makta suistimal veya ihmalleri görülen zabıta amir ve memurları hakkında Cumhu-
riyet Savcılığınca doğrudan doğruya kovuşturma yapılır.
Vali ve kaymakamlar hakkında Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun hükümleri
saklıdır.
Şahsi davada usul:
Madde 23 - Küçüklerin işledikleri suçlardan dolayı aleyhlerine şahsi dava
açılamaz.
Şikayetin geri alınması:
Madde 24 - Kovuşturma yapılabilmesi dava veya şikayete bağlı suçlarda, suç-
tan zarar gören kimselerin vazgeçmesi kamu davasını düşürmez. Ancak, yargılama
sonunda suçun sabit olması halinde ceza uygulanmaz. Bu hal 10 uncu maddede yazı-
lı tedbirlerden birinin uygulanmasına mani değildir.
Duruşmanın gizliliği ve yeri:
Madde 25 - Küçüklerin duruşması mutlaka gizli olur. Hüküm dahi gizli tefhim
olunur.
(Değişik: 6/11/1981 - 2552/9 md.) Mahkemenin izniyle yargılamanın her safha-
sında küçüğün müdafii, velisi, vasisi, sosyal hizmet alanlarında faaliyet göste-
ren resmi ve gönüllü kuruluşların temsilcileri, çocuk mahkemeleri nezdinde gö-
revlendirilmiş bulunan sosyal hizmet uzmanları veya yardımcıları ile pedegog,
psikolog, psikiyatr veya araştırma ya da gözetimle görevli sair kimseler hazır
bulunabilirler.

Duruşmada hazır bulunan küçük, menfaati gerektirdiği takdirde duruşma salo-
nundan çıkarılabileceği gibi, sorgusu yapılmış olan küçüğün duruşmada hazır bu-
lundurulmasına da lüzum görülmeyebilir. Bu takdirde küçüğün müdafii duruşmada
hazır bulunabilir.
Küçüklerin işledikleri suçlara ilişkin davaların duruşması genel mahkemele-
rin bulunduğu bina içinde veya dışında bu amaçla tahsis edilen yerlerde yapılır.
Uygulanmayacak usul:
Madde 26 - Küçükler tarafından işlenen suçların soruşturma ve kovuşturma-
sında 3005 sayılı meşhut suçlar muhakeme usulü hakkındaki Kanun hükümleri uygu-
lanmaz.
İtiraz mercii:
Madde 27 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/9.md.)
Çocuk mahkemelerinin kararlarına karşı itirazı inceleyecek merci, kararı ve-
ren çocuk mahkemesine en yakın çocuk mahkemesidir.
Temyiz:
Madde 28 - Çocuk mahkemelerince verilen kararlar aleyhine ancak esas hüküm-
le birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.
(son fıkra mülga: 25/2/1988 - 3412/12.md.)

BEŞİNCİ BÖLÜM
Gözetim ve Gözetim Delegeleri

Gözetim:
Madde 29 - İşlediği suçtan dolayı hakkında 10 uncu maddede yazılı tedbir uy-
gulanmış veya hükmedilmiş cezası ertelenmiş olan küçüğün 3 yıla kadar gözetim
altında bulundurulmasına karar verilebilir. Bu takdirde küçüğe, veliye, vasiye
veya bakıp gözetmeyi üzerine alan kimseye gözetim tedbirinin gayesi ve gerektir-
diği yükümlülükler haber verilir.
(İkinci fıkra Mülga: 6/11/1981 - 2552/17 md.)
Gözetim süresi kararda gösterilir.
Şartlı erteleme halinde gözetim en az deneme devresi sonuna kadar devam
eder.
Görevliler:
Madde 30 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/10 md.)
Bu Kanunun 20 nci maddesinin ikinci bendinde yazılı sosyal araştırma ve 29
uncu maddesinde yazılı gözetimi yapmak üzere Adalet Bakanlığınca her çocuk mah-
kemesine yeteri kadar öncelik sırasına göre sosyal hizmet uzmanı veya yardımcı-
sı, pedegog, psikolog, psikiyatr atanır.
Çocuk mahkemelerine atanan sosyal hizmet uzmanları veya yardımcıları ile
pedegog, psikolog ve psikiyatrlara almakta oldukları aylıkların brüt tutarının
yüzde ellisi oranında ödenek verilir.
Bu görevlilerin bulunmaması veya iş durumlarının müsait olmaması veya göre-
vin bunlar tarafından yapılmasında bir engel bulunması halinde bu gözetimi yapa-
bilecek nitelikte olan kimseler görevlendirilir.
Sosyal hizmet konularında faaliyet gösteren resmi veya gönüllü kurumlar gö-
zeticilik yapabilecek kimselerin bir listesini her yılbaşında mahkemeye verir-
ler. Hayırsever diğer kimseler de mahkemeye başvurabilir. Mahkeme bunların ah-
laki ve içtimai durumlarını inceledikten sonra seçtiği kimselerin isimlerini
listeye kaydeder.

Çocuk mahkemesi her zaman yukarda yazılı kurum ve derneklerden aday göster-
melerini isteyebilir.
Gözetim delegelerinin görevleri:
Madde 31 - Gözetim delegeleri, gözetimlerine verilen küçüklerin temayülleri-
ni ve gidişatını devamlı olarak gözetirler; gerekli gördükleri takdirde veli,
vasi veya sair kimse veya kurumlardan her türlü bilgileri toplar ve keyfiyeti
bir raporla çocuk mahkemesine bildirirler.
Gözetime tabi küçüğün, temayülleri ve gidişatı hakkında gerektiğinde ve her-
halde, iki ayda bir rapor verilir.
Gözetim delegeleri, gözetime engel teşkil eden durumlar ortaya çıktığı tak-
dirde derhal çocuk mahkemesine bildirmek suretiyle önlenmesini isterler.
(Ek: 6/11/1981 - 2552/11 md.) Gözetimin ne şekilde yapılacağı ve bu işlerde
çalıştırılan kimselerin yetiştirilmeleri ve görevleri ile ilgili sair ayrıntılar
Adalet Bakanlığınca düzenlenecek bir yönetmelikle belirlenir.
Ücret:
Madde 32 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/12 md.)
Çocuk mahkemelerinde, 20 nci maddenin ikinci bendi ve 30 uncu maddenin üçün-
cü fıkrası uyarınca geçici olarak görevlendirileceklere 31 inci maddeye göre dü-
zenlenecek yönetmelikteki esaslar çerçevesinde çalışmalarına uygun ücret takdir
olunur.
ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Küçüğün giderleri:
Madde 33 - Bir aile yanına veya paralı özel bir kurum veya benzeri teşek-
küllere yerleştirilen küçüğün giderleri Devletçe ödenir. Ödenecek bu meblağ ço-
cuk mahkemelerince ittihaz olunacak bir kararla tespit edilir.
Medeni Kanun hükümleri gereğince bakmakla yükümlü olan kimsenin, küçüğün gi-
derlerini karşılamaya mali durumu müsait olması halinde, Devletçe ödenen mebla-
ğın tahsili için ilgililere rücu edilir.
Adli sicil:
Madde 34 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/13 md.)
Küçükler hakkında adli sicile geçirilen bilgiler; ancak, soruşturma ve ko-
vuşturma konusu olan işler sebebi ile Cumhuriyet savcıları, sorgu hakimleri ve
mahkemelerce veya Yasama Meclisi üyeleri seçimleri ile ilgili olarak yetkili
seçim kurullarınca istendiği takdirde adli sicilce bildirilir.
Birinci fıkra gereğince verilmiş olan bilgiler başka herhangi bir iş ve konu
için kullanılmaz.
Hükümlerin yerine getirilmesi:
Madde 35 - Çocuk mahkemesi vermiş olduğu karar ve hükümlerin yerine getiri-
lip getirilmediğini her zaman denetler.
Cezaların infaz edileceği yer:
Madde 36 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/14 md.)
Suçu işlediği zaman 11 yaşını bitirmiş olup da 15 yaşını bitirmeyen ve ceza-
nın çektirilmesine başlandığı anda 18 yaşını doldurmayan küçüklerin cezaları ço-
cuk ıslahevi veya çocuk cezaevlerinde çektirilir. Bunlar hakkında, çocuklara
ait cezaların infazına ilişkin diğer kanunlar ve tüzüklerin bu kanuna aykırı ol-
mayan hükümleri de uygulanır.
Küçüklere mahsus tevkifevleri:
Madde 37 - Küçük tutuklular küçüklere mahsus tevkifevlerine konulurlar.
Küçüklere mahsus tevkifevi bulunmayan yerlerde büyüklere ait tevkifevlerinin
ayrı kesimlerinde bulundurulurlar.
Şartlı erteleme:
Madde 38 - Para cezasından başka bir ceza ile hükümlü olmayan ve 15 yaşını
doldurmayan küçük, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya 3 yıla
kadar hürriyeti bağlayıcı cezalardan biriyle mahkum olur ve geçmişteki haliyle
ahlaki temayüllerine göre cezasının ertelenmesi ileride cürüm işlemekten çekin-
mesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat getirilirse bu cezanın şartlı
olarak ertelenmesine hükmolunabilir.
Cezası bu suretle ertelenen küçük bir yıldan üç yıla kadar bir deneme devre-
sine tabi tutulur.
Mahkeme deneme devresi zarfında küçüğü, muayyen bir meslek veya sanat öğren-
mek, belli bir yerde ikamet etmek alkollü içki kullanmamak veya bunlar gibi bazı
şartlara uymaya mecbur edebilir.
Küçük deneme devresi içerisinde, yapılan ikaz ve ihtarlara rağmen tabi tu-
tulduğu eğitim ve ıslah şartlarını yerine getirmez veya başka kasti bir cürüm
işlerse, mahkeme hükmolunan cezanın aynen çektirilmesine veya vahim görülmeyen
hallerde deneme devresinin yarı nispetinde uzatılmasına karar verir.
Şartla salıvermede gözetim:
Madde 39 - Şartla salıverilmiş küçükler hakkında Türk Ceza Kanununun 28 inci
maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları uygulanmaz.
Şartla salıverme devresi zarfında gözetimin esasları, küçüğün şartla salı-
vermiş olan mahkemece tespit olunur.
Küçüklerin şartla salıvermelerine, cezanın halen infaz edildiği yerdeki ço-
cuk mahkemesince karar verilir.
Yayın yasağı:
Madde 40 - Suç işlemiş küçüklerin suçları veya bunların yargılanmaları ile
ilgili olarak her türlü yayın yapılması yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket eden-
ler 5 000 liradan 30 000 liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
Fiilin tekerrürü halinde ayrıca, üç aydan altı aya kadar hapis cezası hükmo-
lunur.
Küçük deyimi:
Madde 41 - Bu kanundaki küçük deyimi suçu işlediği tarihte henüz 15 yaşını
bitirmemiş kimseleri kapsar.
Uygulanamayacak usul ve diğer kanunlar:
Madde 42 - Diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri küçük suçlular hak-
kında uygulanmaz.
Küçüklerin yerleştirileceği devlete ait kurumlar:
Madde 43 - Bu kanunda öngörülen kurumlar Adalet Bakanlığınca kurulur. Bunla-
rın çalışma usul ve şekilleri yönetmelikle tespit olunur.
Görev ve yetkiler:
Madde 44 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/15 md.)
a) Küçüklerin cezalarının infaz edileceği ıslah ve eğitim evlerinin,bu Kanu-
nun 10 uncu maddesine göre haklarında tedbir uygulanmış olan küçüklerin yerleş-
tirileceği Devlete ait müesseselerin, müşahade merkezlerinin, küçüklerin kısa
sürelerle kabul edilecekleri veya icabında müşahadelerinin yapılmasına elverişli
kabul merkezlerinin, çocuk mahkemelerine ait bina ve küçüklere mahsus tevkifev-
lerinin tesisi,
b) Bu müesseselerin sevk ve idare tarzlarının tanzimi, buralara alınmış olan
küçüklerin muhafaza, bakım ve eğitim işlerinin kontrolü,
c) Yukarda yazılı müesseselerde ve çocuk mahkemelerinde sosyal araştırma ve
gözetimle görevli personelin özlük işlerinin yapılması, bu personelin hizmete
yararlı olacak şekilde davamlı eğitim ve yetiştirilmelerinin sağlanması,
d) Küçüklerle ilgili mevzuat ve müesseseler üzerinde devamlı inceleme ve
araştırmanın yapılması, bu konudaki kanun tasarı ve teklifleri hakkında mütalaa
beyanı ve icabında, bunların bizzat hazırlanması,
e) Çocuk suçluluğunun sebep ve faktörleri üzerinde incelemeler yaparak ön-
lenmesi çarelerinin araştırılması, bu hususta yerli, yabancı ve milletlerarası
kurum ve teşekküllerle temas temini,
f) Çocuk suçluluğu konusunda gereken istatistiklerin hazırlanması, velayet
ve vesayetin nezi ve küçüklere vasi tayinine dair işlemlerin takip edilmesi,
g) Eğitimi güç küçüklerin yerleştirildiği kurumlar ve küçüklerin zararlı ya-
yınlardan korunması hususunda Milli Eğitim; çeşitli işlerde çalışan küçükler ba-
kımından Çalışma; filmlerin küçükler yönünden kontrolü için İçişleri ve küçükle-
rin yerleştirileceği tedavi kurumları ve sosyal servisinden çocuk mahkemeleri
ile olan münasebetlerini tanzim bakımından Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının
ilgili servisleriyle işbirliği yapılması,
h) Cezaları infaz edilen küçüklerin işe yerleştirilmeleri mevzularında infaz
sonrası yardım müesseseleri vesair kurumlarla ilişki kurulması,
ı) Küçüklerin yerleştirildiği özel kurumların denetlenmesi,
j) Bu Kanunun uygulanmasıyla alakalı diğer görevlerin yapılması,
Adalet Bakanlığı Merkez Kuruluşundaki ilgili birimlerce yerine getirilir.
Kadrolar:
Madde 45 - Bu Kanun gereğince kurulacak daire ve kurumlarla çocuk mahkemele-
rinin kuruluş ve çalışmaları için gerekli sınıflardan yeteri kadar kadro temin
edilir.
Mahkemelerin kurulması:
Geçici Madde 1 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/10. md.)
Çocuk mahkemelerinin bütün yurtta kuruluşu ve bu Kanunda yazılı müesseseler
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıl içinde tamamlanır.
Çocuk Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu işlerle görevli mahkeme:
Geçici Madde 2 - Çocuk mahkemeleri kurulmamış olan yerlerde kuruluncaya ka-
dar, küçükler tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturma bu kanun-
da yazılı usullere göre görevli mahkeme ve Cumhuriyet Savcılığınca yapılır.
Şu kadar ki, küçükler hakkında bu kanunda gösterilen tedbir ve cezalar uygula-
nır.
İlk atamalar:
Geçici Madde 3 - (Değişik: 25/2/1988 - 3412/11. md.)
Çocuk mahkemelerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılacak ilk ata-
malarda bu Kanunun 2 nci maddesindeki yazılı şartlar aranmaz.
Küçüklere ait davaların Çocuk Mahkemelerine devredilmesi:
Geçici Madde 4 - Çocuk mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete
geçinceye kadar bu mahkemelerin yargı çevresi içerisinde işlenen suçlara ilişkin
olarak küçükler hakkında evvelce açılmış ve sonuçlanmamış bulunan davalar yetki-
li ve görevli çocuk mahkemesine tevdi edilmek üzere çocuk mahkemesi nezdindeki
Cumhuriyet Savcılığına devredilir.

Yürürlük:
Madde 46 - (Değişik: 6/11/1981 - 2552/18 md.)
Bu Kanun 1 Haziran 1982 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:
Madde 47 - Bu Kanun hükümlerine Bakanlar Kurulu yürütür.

2253 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE

Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın
Yürürlükten Kaldıran
Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi
2253 Sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile
29 uncu maddesinin ikinci fıkrası 6/11/1981 2552 17

2253 Sayılı Kanunun 28 inci
maddesinin son fıkrası 25/2/1988 3412 12

2253 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

Kanun Yürürlüğe
No. Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler giriş tarihi
2340 - 14/11/1980
2552 - 10/11/1981
3412 - 2/ 3/1988

Read More......

65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN

· 0 yorum

65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN


Kanun Numarası : 2022
Kabul Tarihi : 1/7/1976
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 10/7/1976 Sayı: 15642


Madde 1 - (Değişik birinci fıkra : 5/3/1992 - 3783/1 md.) 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını İl veya İlçeİ dare Heyetlerinden alacakları belgelerle kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece, 300 gösterge rakamının her yıl bütçe kanunu ile tespit edilecek katsayı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır. (1) Bunlardan evli olup, eşleri yukarıdaki şartlara haiz olanların aile reislerine ise bu aylık % 50 arttırılarak bağlanır. Herhangi bir şekilde bu maddede yazılı miktardan fazla devamlı gelir sağlayan veya sağlaması mümkün olan kimselerin geçim kaynağı var sayılır ve kendilerine aylık bağlanmaz. 65 yaşını doldurmadığı halde başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettirimeyecek şekilde malül olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları
sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlarla durumlarına uygun bir işe yerleştirilemeyen sakatlardan, yukarıdaki şartları taşıyan Türk vatandaşlarına da bu kanun hükümlerine göre aynı ölçüde aylık bağlanır. 65 yaşın bitiminin tespitinde, ilgililerin, bu kanun yayımlandığı tarihte, nüfus kütük kayıtlarındaki doğum tarihleri esas alınır. Doğum tarihlerinde yapılacak düzeltmeler ile bu kanunun yayımlandığı tarihten geriye doğru bir yıl içinde yapılmış düzeltmeler nazara alınmaz.
------------------
(1) Bu maddede yeralan gösterge rakamının, 1996 yılında (350) olarak uygulanacağı, 22/4/1996 tarih ve 4139 sayılı 1996 Mali Yılı Bütçe Kanununun 68 inci maddesinin b/1 bendi ile hüküm altına alınmıştır.(R.G.:26.4.1996-22622 Mük.)

Madde 2 _ Bu aylıklar ve kanunda yazılı diğer ödemeler için her yıl Devlet bütçesine gerekli ve yeterli ödenek konur ve aylıklar haksahiplerine Emekli Sandığı aracılığı ile bağlanır ve ödenir.
Madde 3 - Bu aylıkların başlangıç tarihi, ilgililerin Emekli Sandığına yapacakları yazılı mürücaatlarını takip eden aybaşıdır.
Haksahiplerine bağlanan aylıklar 3 ayda bir peşin olarak verilir. Aylığın bağlanış tarihi ile dönem arasındaki haklar ayrıca ödenir.
Peşin verilen gelir ve aylıklar durum değişikliği veya ölüm halinde geri alınmaz. Ancak, aylık bağlama ile ilgili geçim şartının kalkması halinde, aylıklar bu şartın kalktığı tarihi takibeden dönem başından itibaren kesilir.
Madde 4 - Bu Kanuna göre aylık bağlanmada veya ödenmesinde uygulanacak usul ve kullanılacak belgeler, Maliye ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca müşterek hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunur.
Madde 5 - Bu Kanuna göre aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edildiği takdirde, ödenen aylıklar % 50 fazlası ile geri alındığı gibi, belgeleri düzenleyen ve kullananlar hakkında ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır.
Madde 6 - Bu aylıklar ile bağlanmasında ve ödenmesinde kullanılacak belgeler her türlü vergi ve resimden muaftır.
Madde 7 - Bu Kanundan yararlananlar Devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi edilirler.
Madde 8 - T. C. Emekli Sandığı il veya ilçe idare heyetlerinin soruşturma ve kararları dışında gerektiğinde, ilgililerin gelir, kazanç ve malları hakkında, çeşitli soruşturma yaptırmaya, resmi ve özel idare müessese ve ortaklarından
ve şahıslardan bilgi istemeye yetkilidir. Bu kanun uyarınca tam teşekküllü hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları, merkezde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve T. C. Emekli Sandığı tarafından görevlendirilecek üç uzman hekimden oluşan bir sağlık kurulunca karara bağlanır.
Madde 9 - Bu kanun yayımlandığı tarihi takip eden mali yıl başında yürürlüğe girer.
Madde 10 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU

· 0 yorum

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU
Kanun Numarası:1739
Kabul Tarihi:14/06/1973
Resmi Gazete:24/06/1973 tarih 14574sayı
I - Kanunun kapsamı:
Madde 1 - Bu kanun, Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı,öğretmenlik mesleği,okul bina ve tesisleri, eğitim araç ve gereçleri ve Devletin eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğu ile ilgili temel hükümleri bir sistem bütünlüğü içinde kapsar.

BİRİNCİ KISIM
Türk Milli Eğitim Sistemini Düzenleyen Genel Esaslar

BİRİNCİ BÖLÜM
Türk Milli Eğitiminin Amaçları

I - Genel amaçlar:
Madde 2 - Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini,
1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 dm.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı;Türk Milletinin milli,
ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan;insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş
bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

----------------------
(1) a) Bu Kanunda geçen "temel eğitim" deyimi 16/6/1983 tarih ve 2842 sayılı Kanunla getirilen ek 1 inci maddeyle "ilköğretim" olarak değiştirilmiş ve
metne işlenmiştir.
b) Bu Kanunda birlikte veya ayrı ayrı geçen "ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri; 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri,davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;
Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve
kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

II - Özel amaçlar:
Madde 3 - Türk eğitim ve öğretim sistemi,bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir.

İKİNCİ BÖLÜM
Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri

I - Genellik ve eşitlik:
Madde 4 - Eğitim kurumları dil, ırk,cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye,zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

II - Ferdin ve toplumun ihtiyaçları:
Madde 5 - Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.

III - Yöneltme:
Madde 6 - Fertler, eğitimleri süresince,ilgi,istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.
(Değişik: 16/8/1997-4306/3 dm.) Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. Bu amaçla, ortaöğretim kurumlarına, eğitim programlarının hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıfları konulabilir.
Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılır.

IV - Eğitim hakkı:
Madde 7 - İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. İlköğretim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar.

V - Fırsat ve imkan eşitliği:
Madde 8 - Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır. Maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademeleri-
ne kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs,kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır. Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.

VI - Süreklilik:
Madde 9 - Fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi esastır. Gençlerin eğitimi yanında, hayata ve iş alanlarına olumlu bir şekilde uymalarına yardımcı olmak üzere, yetişkinlerin sürekli eğitimini sağlamak için gerekli tedbirleri almak da bir eğitim görevidir.
VII - Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği:
Madde 10 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/2 dm.)
Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve il-
keleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli
ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.
Milli birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin,eğitimin her kademesinde, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili halinde zenginleşmesine çalışılır ve bu maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Mili Eğitim Bakanlığınca gereken tedbirler alınır.

VIII - Demokrasi eğitimi:
Madde 11 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/3 dm.)
Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevi değerlere saygının,her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasi olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez.

IX - Laiklik:
Madde 12 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/4 dm.)
Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer
alır.

X - Bilimsellik:
Madde 13 - Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve
ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir.
Eğitimde verimliliğin artırılması ve sürekli olarak gelişme ve yenileşmenin sağlanması bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılır.
Bilgi ve teknoloji üretmek ve kültürümüzü geliştirmekle görevli eğitim kurumları gereğince donatılıp güçlendirilir; bu yöndeki çalışmalar maddi ve manevi
bakımından teşvik edilir ve desteklenir.

XI - Planlılık:
Madde 14 - Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim - insan gücü - istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.
Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın mesleki eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak düzenlenir.
Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç, gereç ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların
bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır.
XII - Karma eğitim:
Madde 15 - Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır.Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.
XIII - Okul ile ailenin işbirliği:
Madde 16 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/5 dm.)
Eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında işbirliği sağlanır. Bu maksatla okullarda okul - aile birlikleri kurulur. Okul - aile birliklerinin kuruluş ve işleyişleri Milli Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
XIV - Her yerde eğitim:
Madde 17 - Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta ger-
çekleştirilmeye çalışılır. Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabidir.
İKİNCİ KISIM
Türk Milli Eğitim Sisteminin Genel Yapısı

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler

I - Örgün ve yaygın eğitim:
Madde 18 - Türk milli eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki ana bölümden kurulur. Örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsar. Yaygın eğitim, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar.
İKİNCİ BÖLÜM
Örgün Eğitim

A) Okul öncesi eğitimi:
I - Kapsam:
Madde 19 - Okul öncesi eğitimi, mecburi ilköğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. Bu eğitim isteğe bağlıdır.
II - Amaç ve görevler:
Madde 20 - Okul öncesi eğitiminin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,
1. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak;
2. Onları ilk öğretime hazırlamak;
3. Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamı yaratmak;
4. Çocukların Türkçe'yi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.
III - Kuruluş:
Madde 21 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/6 dm.)
Okul öncesi eğitim kurumları, bağımsız anaokulları olarak kurulabileceği gibi, gerekli görülen yerlerde ilköğretim okuluna bağlı anasınıfları halinde
veya ilgili diğer öğretim kurumlarına bağlı uygulama sınıfları olarak da açılabilir.
Okul öncesi eğitim kurumlarının nerelerde ve hangi önceliklere göre açılacağı, Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
İş Kanununa tabi işyerlerinde işverenlerin okul öncesi eğitim kurumu kurmaları için gerekli şartlar ve diğer hususlar, Milli Eğitim ve Çalışma Bakanlıkları tarafından birlikte düzenlenecek bir tüzükte gösterilir.

B) İlköğretim:
I - Kapsam:
Madde 22 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/7 dm.)
İlköğretim 6 - 14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar, İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında
parasızdır.

II - Amaç ve görevler:
Madde 23 - İlköğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,
1. Her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak; onu milli ahlak anlayışına uygun
olarak yetiştirmek;
2. Her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır.
3.(Ek:16/8/1997-4306/4 dm.) İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, ortaöğretimde devam edilebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli
çalışmalar yapılır.
III - Kuruluş:
a) İlköğretim kurumları:
Madde 24 - (Değişik: 16/8/1997 - 4306/5 dm.)
İlköğretim kurumları sekiz yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir.

b) Kuruluş şekilleri:
Madde 25 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/9 dm.)
(Mülga birinci fıkra: 16/8/1997-4306/9 dm.)
Nüfusun az ve dağınık olduğu yerlerde, köyler gruplaştırılarak, merkezi durumda olan köylerde ilköğretim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar,
gruplaştırmanın mümkün olmadığı yerlerde yatılı ilköğretim bölge okulları kurulur.
C) Orta öğretim:
I-Kapsam:
Madde 26 - Ortaöğretim, ilk öğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar.

II- Ortaöğretimden yararlanma hakkı:
Madde 27 - İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrenci, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından ilgi,
istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir.
III - Amaç ve görevler:
Madde 28 - Ortaöğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,
1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak
ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak,
2. Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.
Bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanır.
IV-Kuruluş:
Madde 29 - Ortaöğretim, çeşitli programlar uygulayan liselerden meydana gelir.
Belli bir programa ağırlık veren okullara lise, teknik lise ve tarım meslek lisesi gibi eğitim dallarını belirleyen adlar verilir.
Nüfusu az ve dağınık olan ve Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, ortaöğretimin, genel, mesleki ve teknik öğretim programlarını bir yönetim
altında uygulayan çok programlı liseler kurulabilir.
Ortaöğretim kurumlarının öğrenim süresi, uygulanan programın özelliğine göre, Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edilir.
V - Ortaöğretimde yöneltme:
Madde 30 - Yöneltme ilköğretimde başlar; yanılmaları önlemek ve muhtemel gelişmelere göre yeniden yöneltmeyi sağlamak için ortaöğretimde de devam eder.
Yöneltme esasları ve çeşitli programlar veya ortaöğretim okulları arasında yapılacak yatay ve dikey geçiş şartları, Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenir.
VI - Yükseköğretime geçiş:
Madde 31 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/10 dm.)
Lise veya dengi okulları bitirenler, yükseköğretim kurumlarına girmek için aday olmaya hak kazanır.
Hangi yükseköğretim kurumlarına, hangi programları bitirenlerin nasıl girecekleri, giriş şartları Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilir.
VII - İmam-hatip liseleri:
Madde 32 - İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca açılan ortaöğretim sistemi içinde, hem mesleğe hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır.
VIII - Güzel sanatlar eğitimi:
Madde 33 - Güzel sanatlar alanlarında özel istidat ve kabiliyetleri beliren çocukları küçük yaşlardan itibaren yetiştirmek üzere ilköğretim ve orta öğretim
seviyesinde ayrı okullar açılabilir veya ayrı yetiştirme tedbirleri alınabilir.
Özellikleri dolayısiyle bunların kuruluş, işleyiş ve yetiştirme ile ilgili esasları ayrı bir yönetmelikle düzenlenir.
D) Yükseköğretim:
I - Kapsam:
Madde 34 - Yüksek öğretim, orta öğretime dayalı en az iki yıllık yüksek öğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsar.

II - Amaç ve görevler:
Madde 35 - Yüksek öğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,
1. Öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yurdumuzun bilim politikasına ve toplumun yüksek seviyede ve çeşitli kademeler-
deki insan gücü ihtiyaçlarına göre yetiştirmek;
2. Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak;
3. Yurdumuzu ilgilendirenler başta olmak üzere, bütün bilimsel, teknik ve kültürel sorunları çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve
araştırmalarda bulunmak;
4. Yurdumuzun türlü yönde ilerleme ve gelişmesini ilgilendiren bütün sorunları, Hükümet ve kurumlarla da elbirliği etmek suretiyle öğretim ve araştırma
konusu yaparak sonuçlarını toplumun yararlanmasına sunmak ve Hükümetçe istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini bildirmek;
5. Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayınları yapmak;
6. Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici ve kamu oyunu aydınlatıcı bilim verilerini sözle, yazı ile halka yaymak ve yaygın eğitim hizmetlerinde bulunmaktır.

III - Kuruluş:
a) Yükseköğretim kurumları:
Madde 36 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/11 dm.)
Yükseköğretim kurumları şunlardır:
1. Üniversiteler,
2. Fakülteler,
3. Enstitüler,
4. Yüksekokullar,
5. Konservatuvarlar,
6. Meslek yüksekokulları
7. Uygulama ve araştırma merkezleri,
Yükseköğretim kurumlarının amaçları, açılış, kuruluş ve işleyişleri ile öğretim elemanlarına ilişkin esaslar ve yükseköğretim kurumları ile ilgili diğer
hususlar, özel kanunlarında belirlenir.

b) Yükseköğretimin düzenlenmesi:
Madde 37 - Yüksek öğretim, milli eğitim sistemi çerçevesinde, öğrencileri lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerinde yetiştiren bir bütünlük için-
de düzenlenir. Bu bütünlük içinde çeşitli görevleri yerine getiren ve farklı seviyelerde öğretim yapan kuruluşlar bulunur. Farklı seviyeler ve kuruluşlar arasında öğrencilere kabiliyetlerine göre, yatay ve dikey geçiş yolları açık tutulur.

IV - Yükseköğretimin paralı oluşu:
Madde 38 - Yüksek öğretim paralıdır. Başarılı olan fakat maddi imkanları elverişli olmayan öğrencilerin kayıt ücreti, imtihan harcı gibi her türlü öğrenim
giderleri burs, kredi yatılılık ve benzeri yollarla sağlanır. Öğrenim harç ve ücretlerinin tutarları ve bunların ödenme tarzları ile burs
ve kredilerin tutarları ve bunların veriliş esasları, Maliye Bakanlığı ile birlikle hazırlanacak yönetmelikle tespit edilir. (1)
Bazı alanlar için mecburi hizmet karşılığı öğrenci yetiştirilmesi hakkındaki hükümler saklıdır.

V - Yükseköğretim planlaması:
Madde 39 - Yüksek öğretimde, öğretim elemanlarından, tesislerden ve öğrencinin zamanından en verimli bir şekilde yararlanmayı mümkün kılacak ve çeşitli
bölgelerdeki yüksek öğretim kurumlarının dengeli bir şekilde gelişmesini sağlayacak tedbirler alınır; yüksek öğretimin bütününü kapsayan ve orta öğretimle ilgisini sağlayan bir planlama düzeni kurulur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yaygın Eğitim
I - Kapsam, amaç ve görevler:
Madde 40 - Yaygın eğitimin özel amacı, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş yahut,
herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış vatandaşlara, örgün eğitimin yanında veya dışında,
1. Okuma - yazma öğretmek, eksik eğitimlerini tamamlamaları için sürekli eğitim imkanları hazırlamak,
2. Çağımızın bilimsel, teknolojik, iktisadi, sosyal ve kültürel gelişmelerine uymalarını sağlayıcı eğitim imkanları hazırlamak,
3. Milli kültür değerlerimizi koruyucu, geliştirici, tanıtıcı, benimsetici nitelikte eğitim yapmak,
4. Toplu yaşama, dayanışma, yardımlaşma, birlikte çalışma ve örgütlenme anlayış ve alışkanlıkları kazandırmak,
5. İktisadi gücün arttırılması için gerekli beslenme ve sağlıklı yaşama şekil ve usullerini benimsetmek,
6. Boş zamanları iyi bir şekilde değerlendirme ve kullanma alışkanlıkları kazandırmak,
7. Kısa süreli ve kademeli eğitim uygulayarak ekonomimizin gelişmesi doğrultusunda ve istihdam politikasına uygun meslekleri edinmelerini sağlayıcı imkanlar hazırlamak,
8. Çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerinde gelişmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır.

II - Kuruluş:
Madde 41 - Yaygın eğitim, örgün eğitim ile birbirini tamamlayacak, gereğinde aynı vasıfları kazandırabilecek ve birbirinin her türlü imkanlarından yararlanacak biçimde bir bütünlük içinde düzenlenir.
Yaygın eğitim, genel ve mesleki - teknik olmak üzere iki temel bölümden meydana gelir. Bu bölümler birbirini destekleyici biçimde hazırlanır.
-----------------------
(1) Bu fıkradaki öğrenim harç ve ücretlerine ilişkin düzenlemenin yönetmelikle yapılmasını öngören kural Anayasa Mahkemesinin 26/3/1974 tarih ve E.1973/32,
K. 1974/11 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
III - Koordinasyon:
Madde 42 - Genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyon Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanır.
Genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şekli yönetmelikle tespit edilir.
Mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca
sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esasları kanunla düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Öğretmenlik Mesleği
1 - Öğretmenlik :
Madde 43 - Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini
Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.
Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.
Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması
esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir.
II- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı "Eğitim Yüksekokulu " açma yetkisi:
Madde 44 - (Değişik: 16/6/1983-2842/12 dm.)
Öğretmenlik formasyonu veren ve öğretmen yetiştiren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim yüksekokulları, Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak, Bakanlar Kurulu kararı ile kurulabilirler.

III - Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi:
Madde 45 - Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak nitelikler Milli Eğitim Bakanlığınca tespit
olunur.
(Değişik: 16/6/1983-2842/13 dm.) Öğretmenler,öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilirler.
Yüksek öğrenimleri sırasında pedagojik formasyon kazanmamış olanların ihtiyaç duyulan alanlarda, öğretmenliğe atanmaları halinde bu gibilerin adaylık dönemi içinde yetişmeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli tedbirler alınır.
Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle düzenlenir.
IV - Öğretmenlerin bölge hizmeti:
Madde 46 - Öğretmenlikte yurdun çeşitli bölgelerinde görev yapmak esastır. Hizmet bölgeleri ve ihtiyaçlara göre bu bölgelerarası yer değiştirme esasları yönetmelikle düzenlenir.
V - Uzman ve usta öğreticiler:
Madde 47 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/14 dm.)
Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ve hizmet içi yetiştirme kurs,seminer ve konferanslarında uzman ve usta öğreticiler de geçici veya sürekli olarak görevlendirilebilir.
Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir.
VI - Öğretmenlerin hizmet içi yetiştirilmesi:
Madde 48 - Öğretmenlerin daha üst öğrenim görmelerini sağlamak üzere yaz ve akşam okulları açılır veya hizmet içinde yetiştirilmeleri maksadıyla kurslar ve seminerler düzenlenir.
Yaz ve akşam okulları öğretmen yetiştiren kurumlarca açılır; bunlara devam ederek yeterli krediyi dolduran öğretmenlere o kurumun belge veya diploması verilir.
Milli Eğitim Bakanlığınca açılan kurs ve seminerlere devam edenlerden başarı sağlayanlara belge verilir. Bu belgelerin, öğretmenlerin atama, yükselme ve
nakillerinde ne ölçüde ve nasıl değerlendirileceği yönetmelikle düzenlenir.
VII - Yurt içi ve yurt dışı yetişme imkanları:
Madde 49 - Yurt içinde ve dışında daha üst öğrenim yapmak veya bilgi, görgü ve ihtisaslarını arttırmak isteyen öğretmenlerin belli şartlarla, aylıklı
veya aylıksız izinli sayılmaları sağlanır; bu şartlar, milli eğitimin ihtiyaçları göz önünde tutularak, hazırlanacak yönetmelikle belirtilir.
VIII - Öğretmen konutları:
Madde 50 - Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, özellikle mahrumiyet bölgelerinde görevli öğretmenlere konut sağlanır.
Konutlar okul binaları ile birlikte planlanır ve yapılır.
Eski eğitim kurumlarının konut ihtiyacı bir plana bağlanır ve bu konutların yapımı için, her yıl Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesine gerekli ödenek konur.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Okul Binaları ve Tesisleri
I - Okul yapıları:
Madde 51 - Her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ait bina ve tesisler çevrenin ihtiyaçlarına ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca planlanır ve yaptırılır.
Bu maksatla her yıl Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine gerekli ödenek konur.
Arsa temini ile okul bina ve tesislerin yapım ve donatımında, Devletin azami imkanlarının kullanılması yanında vatandaşların her türlü yardımlarından da
yararlanılır ve yardımlar teşvik edilir ve değerlendirilir.

BEŞİNCİ KISIM
Eğitim Araç ve Gereçleri

I-Kapsam:
Madde 52 - Eğitim araç ve gereçleri, eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitapları ile öğretmen ve öğrencilere kaynak ve yardımcı olacak basılı eğitim
malzemesini, milli eğitimin genel amaçlarının gerçekleşmesine yararlı olacak diğer eserleri ve eğitim araç ve gereçlerini kapsar.
II - Görev:
Madde 53 - Milli Eğitim Bakanlığı, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara
uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı
veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevlidir.
III - Görevin yerine getirilmesi:
Madde 54 - Milli Eğitim Bakanlığı eğitim araç ve gereçlerini,
1. Hazırlamak, imal etmek ve satın almak;
2. Kişilere veya kuracağı komisyonlara veya yarışmalar düzenleyerek hazırlatmak;
3. Özel kesimce hazırlananlar veya imal edilenler arasından seçmek veya tavsiye etmek suretiyle 53 üncü maddede belirtilen görevini yerine getirir.

IV - Okullarda okutulacak kitapların tespiti ve ücret ödenmesi:
Madde 55 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/15 dm.)
İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulacak kitaplar Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edilir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmeyen hiçbir ki-
tap ve eğitim aracı okullarda kullanılamaz.
Resmi kurum ve kuruluşların dışındaki kişi veya kuruluşlarca hazırlanan kitap ve eğitim araçlarından, Milli Eğitim Bakanlığınca tavsiye edilmeyenler öğrencilere aldırılamaz.
Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak veya hazırlatılacak kitap, eğitim araç ve gereçlerinin hazırlama, inceleme ve seçme işleri veya redaksiyonu ile
görevlendirilecek kimselere ve teşkil edilecek jürilerin memur olmayan üyelerine ücret ödenir ve yarışmalarda derece alanlara ödül verilir.
Tavsiye edilmek üzere Milli Eğitim Bakanlığına gönderilen kitap ve eğitim araçları için gönderenden inceleme ücreti alınır.
Milli Eğitim Bakanlığınca kişi ve kuruluşlara incelettirilen kitap ve eğitim araçları için inceleme ücreti ödenir.
Kitap, eğitim, araç ve gereçlerinin kabulü, süresi, telif hakkı ve ücretlerle ilgili esaslar; hangi kitap ve eğitim araçlarından ne miktar inceleme
ücreti alınacağı; kitapların ve eğitim araçlarının incelenme işlemleri ile Milli Eğitim Bakanlığınca incelettirilecek kitaplar ve eğitim araçları için ödenecek ücret miktarı, yönetmelikle tespit edilir.

ALTINCI KISIM
Eğitim ve Öğretim Alanındaki Görev ve Sorumluluk

I - Yürütme, gözetim ve denetim:
Madde 56 - Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur.
II - Yasaklık:
Madde 57 - Askeri maksatlarla açılacak okullar hariç, bu kanun hükümlerine aykırı hiç bir eğitim faaliyetinde bulunulamaz.

III - Okul açma yetkisi:
Madde 58 - (Değişik: 16/6/1983 - 2842/16 dm.)
Türkiye'de ilköğretim okulu, lise veya dengi okullar, Milli Eğitim Bakanlığının izni olmaksızın açılamaz.
Milli Eğitim Bakanlığı veya diğer bir bakanlık tarafından açılmış veya açılacak okullar (Askeri liseler dahil) ile özel okulların derecelerinin tayini, Milli Eğitim Bakanlığına aittir.
Askeri eğitim kurumlarının dereceleri, Milli Savunma Bakanlığı ile birlikte tespit edilir.
Diğer bakanlıklara bağlı lise ve dengi okulların program ve yönetmelikleri, ilgili bakanlıkla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından birlikte yapılır ve Milli
Eğitim Bakanlığınca onanır.
Diğer bakanlıklara bağlı okullar, Milli Eğitim Bakanlığının gözetim ve denetimine tabidir. Gözetim ve denetim sonunda uygun eğitim ortamı ve niteliği taşı-
mayan kurumların denkliği usulüne uygun şekilde Milli Eğitim Bakanlığınca iptal edilir. Buna ait esaslar Bakanlar Kurulunca çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenir.

IV - Yurt dışı eğitim:
Madde 59 - Türk vatandaşlarının yurt dışında eğitim, öğrenim ve ihtisas görmeleri ile ilgili Devlet hizmetlerinin düzenlenmesinden (askeri öğrenciler hariç), Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur.

YEDİNCİ KISIM
Son Hükümler

I - Kenar başlıkları:
Madde 60 - Bu kanunun madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerin konusunu ve maddeler arasındaki sıralama ve bağlantıyı göstermekte olup
kanun metnine dahil değildir.
II- Kaldırılan hükümler:
Madde 61 - 1340 tarih ve 439 sayılı Orta Tedrisat Muallimleri Kanununun 3 üncü maddesi, 22/3/1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilatına dair Kanunun 3 ve
4 üncü maddeleri, 6/6/1949 tarih ve 5429 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okutturulacak ders kitaplarının seçilmesi, basılması ve dağıtılması
hakkında Kanun, 5/1/1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 69 uncu maddesi ve diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri, bu kanunun yayımı
tarihinde, yürürlükten kalkar.
III- Yönetmelikler:
Madde 62 - Bu kanunda sözü geçen yönetmelikler, Kanunda belirtilen genel amaç ve temel ilkelere uygun olarak Milli Eğitim Bakanlığınca, kanunun yürürlüğe
girmesinden itibaren en geç bir yıl içinde çıkarılır.
Ek Madde 1 - (Ek: 16/6/1983 - 2842/17 dm.)
14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda geçen "temel eğitim" terimi "ilköğretim" olarak değiştirilmiştir.
Geçici Madde 1 - Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yüksek öğrenim kurumlarında öğrenci bulunanlar hakkında 38 inci madde hükmü uygulanmaz.
Geçici Madde 2 - (Ek: 16/6/1983 - 2842/18 dm; Mülga: 16/8/1997-4306/9 dm.)

IV- Yürürlük:
Madde 63 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

V- Yürütme:
Madde 64 - Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.

Read More......

1702 SAYILI TALTİF VE TECZİYE İLE İLGİLİ KANUN

· 0 yorum

1702 SAYILI TALTİF VE TECZİYE İLE İLGİLİ KANUN
1702 SAYILI KANUN
Kabul Tarihi:19.6.1930 Yayım Tarihi:29.6.1930
(Bu Kanun hükümleri 4357 sayılı Kanunun 15. Maddesi ile 19.1.1943 tarihinden itibaren temel eğitim 1. Kademe öğretmenleri için tatbik edilemez.)
Madde 19. İşlenen suçların mahiyetine ve derecesine göre aşağıdaki cezalar verilir.
1) İhtar,
2) Tevbih,
3) Ders Ücretinin Kesilmesi,
4) Maaş Kesilmesi,
5) Kıdem İndirilmesi,
6) Derece İndirilmesi,
7) Meslekten Çıkarılmak.
İhtar ve Tevbih Cezası:
Madde 20. İhtar ve tevbih cezaları şu hareketlere karşı verilir.
1) Talimatname ve emirler mucibince yapılması lazım olan vazifelerin ifasında kusur etmek. (bu halin neticesinde bir şahıs veya müessese zarar görseydi zararın mahiyet ve derecesine göre daha ağır ceza verilebilir.)
2) Mektep dahil ve haricinde muallimlik vakarına uymayacak hareketlerde bulunmak.
3) Arkadaşlarına ve talebelerine karşı kaba muamelede bulunmak ve kaba lisan kullanmak.
4) Amirlerine karşı hürmetsiz tavır göstermek.
5) Talebenin vazifelerini tashih etmek.
6) Yoklama ve imtihan evraklarını idareye vaktinde teslim etmemek.
7) Vazifeye geç gelmek veya vazifeden erken çıkmak
Yukarıdaki hallerin ilk defasında İHTAR, tekrarında TEVBİH cezası verilir.
Ders ücreti kesim cezası
Madde 21. Ders ücretlerinin kesilmesi cezası şu hallerde verilir:
1) Kabule şayan mazereti olmadan derse girmemek veyahut girdiği halde dersten başka bir şeyle meşgul olmak.
2) İnzibat ve muallimler meclisi ve mübayaat komisyonu içtimalarına mazeretsiz olarak devam etmemek (bu son hali ilkinde ihtar, ikinci defasında ücret kesimi cezası verilir.)
3) Bir ay zarfında iki defadan ziyade derse geç gelmek, (derse gelmeyen veya dershanede dersten başka bir işle meşgul olan muallimin maaşından kesilecek miktarı tayin için 4 hafta bir ay itibar olunarak muallimin maaş yekünü bir ay zarfında girmeye mecbur olduğu ders adetine taksim olunur ve boş geçen ders saati için muallimin maaşından bu miktarın ilk alacağı aylığından kesilir. Uhdesinde fazla ders olan muallimin fazla aldığı ücret; asıl maaşına zemmedilerek ders ücreti bu yekuna göre hesap edilir.)
Mazeret sebebi ile derse girmeyen muallimin mazeretini en çok üç gün zarfında ihbar ve bir hafta içinde de ispat etmesi lazımdır. Yoksa ceza tatbik olunur.
Maaş Kesim Cezası:
Madde 22. Maaş kesimi cezası şu hallerde verilir.
1) Arkadaşlarına ve iş için gelenlere fena muamele etmek,
2) Mektebin binasının ve eşyanın muhafazasına ihtimam etmemek,
3) Talimatname ile uhdesine verilen işleri kasten yapmamak,
4) Talebeyi dövmek,
5) Aynı suçtan dolayı iki defa tevbih aldığı halde o fiili tekrar etmek,
6) Arkadaşlarına ve maiyetini başkası yanında tahkir etmek,
7) Gizlenmesi ve belli edilmemesi kabil olmayacak derecede sarhoş olarak gezmek,
Maaş, fiilin derecesine göre bir günlükten onbeş günlüğe kadar kesilir. Daha ziyade kesilmez.
Kıdem İndirilmesi Cezası
Madde 23. Kıdem indirilmesi cezası şu hallerde verilir:
1) İmtihanlarda not takdirinde bitaraflıktan ayrılmak
2) Amirine karşı hakarette bulunmak
Derece İndirilmesi Cezası:
Madde 24. Derece indirilmesi cezası şu hallerde tatbik olunur.
1) Sarhoş olarak mektebe gelmek,
2) Kumar oynamayı itiyat etmek veya umumi yerlerde kumar mahiyetinde oyunlarla vakit geçirmek,
3) Bir tarafı korumak veya mağdur etmek kastı ile memur olduğu tahkikatı esaslı bir suretle yapmamak,
Meslekten Çıkarma Cezası
Madde 27. Meslekten çıkarılmak aşağıdaki hallerde tatbik olunur.
1) Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallim sıfatı ile telif edilmeyen iffetsizliği sabit olan,
2) Talebeyi vekaletin ve mektebin amirleri ve muallim ve memurları aleyhine itaatsizliğe teşvik etmek,
3) Müdür ve öğretmen olup da talebesine kopya verenler,
Bu konuda tasrih edilmeyen haller 657 sayılı devlet memurları kanununa tabidir.

Read More......

BAZI DERNEK VE KURUMLARIN BAZI VERGİLERDEN,

· 0 yorum

BAZI DERNEK VE KURUMLARIN BAZI VERGİLERDEN,
BÜTÜN HARÇ VE RESİMLERDEN MUAF
TUTULMASINA İLİŞKİN KANUN

Kanun Numarası : 1606
Kabul Tarihi : 11/7/1972
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih: 20/7/1972 Sayı: 14251

Madde 1 - (Değişik : 28/11/1990 - 3685/2 md.)
Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirge-
me Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve resmi darülaceze
kurumları ile Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneği kendilerine terettüp eden
vergi, harç ve resim mükellefiyetinin kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergi-
lerden, harçlardan, resimlerden, hisse ve fonlardan muaftır.
Madde 2 - Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ihtiyacına
karşılık olarak, yurt içi ve yurtdışından temin olunacak akaryakıt ve yağlar
için, her yıl Bütçe Kanunu ile uygulanmakta olan bilümum vergi, resim, harç his-
se, masraf ve zam muafiyeti Türk Hava Kurumu için de aynen uygulanır. (2)
Madde 3 - (Değişik: 28/11/1990 - 3685/2 md.)
Kanunlarla veya imtiyaz sözleşmeleri ile Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava
Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yar-
dım Sevenler Derneği ile resmi darülaceze kurumlarına, Darüşşafaka Cemiyetine ve
Yeşilay Derneğine sağlanan gelirlerden Hazine hissesi veya İnhisar Resmi alın-
maz.
Madde 4 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 5 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.
------------------------
(1) Bu Kanunun adı, "Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu ve Türkiye Çocuk
Esirgeme kurumunun Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına
Dair Kanun" iken, 28/11/1990 tarihli ve 3685 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(2) İthalde alınan her her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti hükümleri,
6/5/1986 tarih ve 3283 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırıl-
mıştır.

Read More......

UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU

· 0 yorum

UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU
Kanun Numarası : 1593
Kabul Tarihi : 24/4/1930
Yayımlandığı R.Gazete: 6/5/1930 Sayı : 1489
BİRİNCİ BAP
Sıhhi teşkilat
BİRİNCİ FASIL
Devlet hidematı sıhhiyesi ve sıhhi Merciler
Madde 1 - Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar ve-
ren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel nes-
lin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar
eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.
Madde 2 - Umumi sıhhat ve içtimai muavenet hizmetlerine ait Devlet vazaifi
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından ifa ve hususi idarelerle beledi-
yelere ve sair mahalli idarelere bırakılan hizmetlerin sureti icrası murakabe
olunur. Milli Müdafaa teşkilatına ait sıhhi işler müstesna olmak üzere bütün
sıhhat ve içtimai muavenet işlerinin mercii ve murakıbı bu Vekalettir.
Madde 3 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar
dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
1 - Doğumu (......)(1) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
(1) Bu benddeki "doğumu tezyit" hakkındaki hüküm 1/4/1965 tarih ve 557 sayılı
Kanunun 8 inci maddesi ile ilga edilmiş olduğundan "tezyit" ibaresi metinden
çıkarılmıştır.
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda
ve fiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele.
5 - Tababet ve şubeleri sanatlarının icrasına nezaret.
6 - (...) (1) ilaçları ve bütün zehirli müessir ve uyuşturucu maddelerle
yalnız hayvanlar için serumlar ve aşıları murakabe hariç olmak üzere her nevi
serum ve aşılar (2).
7 - Çocukluk ve gençlik hıfzıssıhhasına ait işlerle çocuk sıhhat ve bünye-
sinin muhafaza ve tekamülüne ait tesisatın murakabesi.
8 - Mektep hıfzıssıhhası.
9 - Mesai ve san'at hıfzıssıhhası işleri.
10 - Maden suları ile sair havassı şifaiyesi olan sulara nezaret.
11 - Hıfzıssıhha müesseseleri ve bakteriyoloji laboratuvarları ve alelümum
hayati muayene ve tahlillere mahsus müesseseler küşat ve idaresi.
12 - Mesleki tedrisat müesseseleri küşat ve idare veya mümasili müessesatı
murakabe ve bunlara müsaade itası.
13 - Mecnunlarla sair ruhi hastalıklara mahsus tedavihaneler veya malül veya
herhangi bir noksanii hilkate malik olanları kabul edecek yurt veya müesseseler
tesis ve idare.
14 - Muhacrin sıhhat işleri.
15 - Hapisanelerin ahvali sıhhiyesine nezaret.
16 - Tıbbi istatistiklerin tanzimi.
17 - Sıhhi neşriyat ve propogandalar.
18 - Vesaiti münakale umuru sıhhiyesinin nezaret.
Madde 4 - Doğrudan doğruya şehir ve kasabalar, köyler hıfzıssıhhasına veya
tıbbi ve içtimai muavenete mütaallik işlerin ifası belediyelere ve idaresi
hususiyelere ve sair mahalli idarelere tevdi edilir. Vekalet indelicap bu
idarelere rehber olmak üzere bazı mahallerde nümune tesisatı vücude getirir.
İKİNCİ FASIL
Sıhhat ve İçtimai Muavenet teşkilatı
Madde 5 - Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaleti 3 üncü maddede zikredilen
hizmetleri ifa için hususi teşkilat kanununa tevfikan teşkil edilmiş fenni ve
idari şubelerden mürekkeptir. Kanunu mahsusuna tevfikan mülhak bütçe ile idare
olunan Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü, Sıhhat ve İçtimai Muavenet
Vekaletine merbut olarak ifayı vazife eyler.
Madde 6 - Her vilayette Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine merbut olmak
üzere bir Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürü bulunur. Sıhhat müdürleri bulunduk-
ları vilayetlerde Vekaletin en büyük memuru olmakla beraber valilerin sıhhi
müşaviridirler. Valiler mevcut sıhhi kanun, nizam ve talimatlara tevfikan sıhhi-
ye müdürlerini istihdam ederler ve sıhhi hususlarda onların rey ve mütalaalarını
alırlar.
(1) Bu aradaki "Gıdalar ile" ibaresi, 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı KHK'nin
21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.
(2) Bu benddeki "aşılar" kelimesi 16/4/1934 tarih ve 2410 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle "aşıları murakabe" şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Madde 7 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürleri bulundukları vilayetin sıhhi
umur ve muamelelerinden vali ile beraber mesul olup bütün sıhhi kanun, nizam,
talimat ve emirlerin iyi tatbikına nezaretle mükelleftir.
Madde 8 - Her kazada ve icabı takdirinde nahiye merkezlerinde bir veya mü-
taaddit Hükümet tabipleri istihdam olunur. Hükümet tabipleri doğrudan doğruya
vilayet sıhhiye müdürünün emri altında olup memur oldukları mahallerin sıhhi
umur ve muamelelerinden mesuldür ve kaymakamın sıhhi hususatta sıhhi müşaviri-
dir. Hükümet tabiplerinin maiyyetlerinde sıhhi işlerde kendilerine muavenette
bulunmak üzere küçük sıhhat memurları istihdam edilir.
Madde 9 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti üçüncü ve dördüncü maddelerde
zikredilen vazifeleri ifa ve müesseseleri idare etmek üzere tabipler, baytarlar,
eczacılar, sair sıhhi ve idari memurlar tayin ve istihdam eder.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Yüksek Sıhhat Şürası
Madde 10 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tevdi edilecek yüksek
sıhhi ve içtimai meseleler hakkında rey ve mütalaasını beyan ve sıhhi ve içtimai
hizmet ve muavenetlere ait kanun, nizamname ve talimatnameleri birinci derecede
tetkik eylemek ve tababet ve şubeleri sanatlarını ifadan mütevellit adli mesele-
lerde ihtibar vazifeleriyle mükellef olmak üzere bir Yüksek Sıhhat Şürası teş-
kil olunmuştur.
Madde 11 - Yüksek Sıhhat Şürası dokuz azadan mürekkep olup bu aza Sıhhat
ve İçtimai Muavenet Vekili tarafından memlekette ilim ve irfanı ve eserleri veya
sıhhi hizmetleri ile marufiyet kesbetmiş zevat arasından intihap ve Başvekalete
inhası ve Reisicumhurun tasdikı ile tayin olunur.
Madde 12 - (Değişik: 17/1/1949 - 5305/1 md.)
Yüksek Sağlık Şürası üyeleri 11 inci maddede zikredilen esaslar dahilinde 3
yıl süre ile vazife görmek üzere seçilirler. Bu kanunun yayımından sonra yapıla-
cak ilk seçimde seçilecek 9 üyeden 3 ü bir yıl, 3 ü iki yıl ve diğer 3 ü de 3
yıl süre ile vazife görürler.Üyelerden hangilerinin bu süreler sonunda üyelikten
çıkacakları ilk oturumda çekilecek kur'a ile belirtilir.
Bundan sonraki seçimlerde üyeliğe getirilenler 3 er yıl vazife görürler ve
bu sürenin sonunda üyelikleri kendiliğinden düşer.
Süresi sona eren üyeler yeniden seçilebilirler. Bir daha seçilmiyenler (Yük-
sek Sıhhat Şürası Fahri Üyesi) unvanını Ölünceye kadar taşırlar.
Madde 13 - Yüksek Sıhhat Şürası her sene Teşrinisani, Şubat, Mayıs aylarında
olmak ve her devrei içtimaiyesi on günden aşağı olmamak üzere içtima eder. Ve-
kaletçe lüzum görüldüğü takdirde fevkalade içtimalar aktolunur. İçtima mahalli
Ankara'dır.
Madde 14 - (Değişik: 17/1/1949 - 5305/2 md.)
Yüksek Sağlık Şürası Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanının veya onun tensip ede-
ceği bir zatın başkanlığı altında asli üyelerden en az 5 üyenin huzuru ile top-
lanır,kararlar üçte iki oy çokluğu ile verilir.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Müsteşarı, Danışma ve İnceleme Kurulu Baş-
kanı, Sağlık İşleri ve Sosyal Yardım İşleri Genel Müdürleri Yüksek Sağlık Şüra-
sının tabii üyelerindendir.
Geçici madde - Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle halen görevli bulunan üyele-
rin üyelikleri düşer. Bunlar 11 inci maddedeki hükümlere göre yeniden seçilebi-
lirler.
Madde 15 - Yüksek Sıhhat Şürasının toplu olmadığı zamanlarda mükellef olduğu
vazifelere taallük eden acele işlerle iştigal etmek üzere Yüksek Sıhhat Şürası
kendi azası arasından üç kişilik bir encümen intihap eder.
Madde 16 - Yüksek Sıhhat Şürası azasına her devrei içtimaiyeye mahsus olmak
üzere her sene bütçesinde miktarı muharrer bir hakkı huzur verilir. Ankara ha-
ricinden gelenlere harcırahları ve vekaletçe tayin olunacak yevmiyeleri ita olu-
nur.
Madde 17 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti merkezi teşkilatı ve vilayet-
ler sıhhi teşkilatı ve Yüksek Sıhhat Şurası vazifelerinin istilzam ettiği ni-
zamnameler tanzim ve neşrolunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Vilayet Hususi İdareleri ve Belediyeler
Madde 18 - Vilayet hususi idareleri bütçelerinde hususi kanuna tevfikan tef-
rik ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tensibi ile sarfolunan sıhhi ve
içtimai işlere mahsus tahsisat, vilayet merkezinde veya tensip olunacak sair
mahallerde açılacak hastaneler ve dispanserlerle seyyar etıbba teşkilatına ve
seyyar etüv tedarikine ve tephirat ve tathirat istasyonları tesisine ve verem
ve frengi ve çocuk vefiyatı mücadelesine muhtas hıfzıssıhhai içtimaiye dispan-
serlerine ve sıtma ve frengİ ilacı tedarikine ve Sıtma Kanununda tasrih edilen
ahvalde sıtma membalarının izalesine sarfolunur.
Madde 19 - Vilayetler hususi idarelerine ait sıhhi teşkilat ve tesisat ma-
halli Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürlerinin murakabesi altında bulunup bun-
lara ait muamelat kanun ve nizamnamelerine tevfikan sıhhat müdürleri tarafından
ifa olunur.
Madde 20 - Belediyenin umumi hıfzıssıhha ve içtimai muavenete taallük eden
mesailden ifasiyle mükellef oldukları vazifeler aşağıda zikredilmiştir.
1 - İçilecek ve kullanılacak evsafı fenniyeyi haiz su celbi.
2 - Lağım ve mecralar tesisatı.
3 - Mezbaha inşaatı.
4 - Mezarlıklar tesisatı ve mevta defni ve nakli işleri.
5 - Her nevi muzahrafatın teb'it ve imhası.
6 - Meskenlerin sıhhi ahvaline nezaret.
7 - Sıcak ve soğuk hamamlar tesisi.
8 - (Mülga: 24/6/1995-KHK-560/21 md.)
9 - Umumi mahallerde halkın sıhhatine zarar veren amiller izale.
10 - Sari hastalıklarla mücadale işlerine muavenet.
11 - Hususi eczane bulunmayan yerlerde eczane küşadı.
12 - İlk tıbbi imdat ve muavenet teşkilatı.
13 - Hastahane, dispanser, süt çocuğu, muayene ve tedavi evi, aceze ve
ihtiyar yurtları ve doğum evi tesis ve idaresi.
14 - Meccani doğum yardımı için ebe istihdamı.
Madde 21 - Vilayet hususi idareleriyle belediyelerin 18 ve 20 inci madde-
lerde gösterilen hizmetlerini ifa için kanunu mahsuslarına tevfikan Vekalet-
çe tayin olunan etıbba ve sair memurin istihdam olunur.
Madde 22 - Belediyeler ve vilayetler hususi idarelerince sıhhi ve içtimai
hizmetlerden hangilerinin ifası mecburi ve hangilerinin ihtiyari olduğu hususi
kanunlarına tevfikan tayin ve bu hizmetlerde istihdam edilecek tabip ve memur-
ların kadroları İcra Vekilleri Heyetince musaddak bir talimatname ile tesbit
olunur. Hükümet tabipleri olmayan yerlerde belediye tabipleri nizamnamesine
tevfikan Hükümet tabiplerinin ifasiyle muvazzaf oldukları vazifelerle mükellef-
tirler.
BEŞİNCİ FASIL
Vilayetler ve kazalar umumi hıfzıssıhha meclisleri
Madde 23 - Her vilayet merkezinde bir umumi hıfzıssıhha meclisi toplanır.
Bu meclis mahalli sıhhat ve içtimai muavenet müdürü, nafıa mühendisi, maarif,
baytar müdürü, mevcutsa sahil sıhhiye merkezi tabibi, bir hükümet ve belediye
tabibi ve hastane baştabibi ile garnizon ve kıt'a bulunan yerlerde en büyük
askeri tabip ve serbest sanat icra eden bir tabip ve bir eczacıdan ve belediye
reisinden mürekkeptir. Meclis valinin veya valiye bilvekale sıhhiye müdürünün
riyaseti altında içtima eder. Valinin tensip edeceği bir zat kitabet vazifesini
ifa ve zabıtları tanzim eder.
Madde 24 - Kazalarda bu meclisler kaymakamın riyaseti altında Hükümet tabi-
bi, mevcut ise bir HÜkümet baytarı ve askeri tabip, belediye tabibi ve serbest
icrayi san'at eden ve kaymakam tarafından intihap edilen bir tabip ve serbest
eczacı ile belediye reisinden terekküp eder.
Madde 25 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri müntehap azası her üç senede bir
değişir. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Her defa tebeddülünde kaymakam-
lar tarafından vilayetlere, valilerce de Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine
bildirilir.
Madde 26 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri alelade ayda bir kere içtima eder-
ler. Ahvali fevkalade veya bir sari ve salgın hastalık zuhurunda valinin dave-
ti veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin talebi üzerine daha sık topla-
nırlar.
Madde 27 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima naza-
rı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ısla-
hına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve sal-
gın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan
korumak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari
hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet
eylerler.
Madde 28 - Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazife-
ler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra
olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat
ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.
İKİNCİ BAP
Sari ve salgın hastalıklarla mücadele
BİRİNCİ FASIL
Hudutlar ve sahiller sıhhi müdafaası
Madde 29 - Beşinci maddede zikredilen Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Mü-
dürlüğü beynelmilel seyrüsefer ve ticaret sebepleriyle intikal eden beşeri ve
salgın hastalıklara karşı milli hudutlar ve sahilleri müdafaa vazifesiyle mü-
kelleftir.
Madde 30 - Hudutlar ve Sahiller Umum Müdürlüğü mer'i olan beynelmilel mu-
kaveleler ve Devletçe mevzu kanunlar, nizamlar ve talimatlar ile Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından bu mukaveleler, kanunlar, nizamlar ve ta-
limatların layıkı ile tatbikını temin için verilen emirler dairesinde vazifeyi
ifa eyler.
Madde 31 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Bir Türk limanından diğer Türk limanına veya ecnebi limanlarından bir Türk
limanına gelen her gemi hareket ettiği limandan bir sıhhat patentası almakla
mükelleftir.
Madde 32 - (Mülga: 15/6/1942 - 4255/2 md.)
Madde 33 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk gemilerinin patentaları üzerinde konsolosluk vizesinin bulunmasını
mecburi kılan memleketlere mensup gemilerin Türk limanlarına ithalat etmek
üzere geldikleri ve hareket limanlarında Türk konsolosu mevcut bulunduğu tak-
dirde bunların patentaları üzerinde konsolos vizesi bulunması mecburidir.
Madde 34 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Patentayı hamil olmaksızın boğazlara gelen transit gemilerin gösterecekle-
ri sıhhi beyanname veyahut uğradıkları ecnebi limanlarından aldıkları gümrük
veya liman permilerinde o limanın sıhhi durumu hakkında salahiyet sahibi makam-
lar tarafından verilmiş sıhhi meşruhat patenta yerine kaim olur.
Madde 35 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
33 üncü maddede zikredilen vizelere mukabil mahsus kanun mucibince alına-
cak resimler konsolosluklar tarafından ve konsolos bulunmıyan limanlardan vize-
siz olarak gelen gemilerden de muvasalat limanlarında mahalli hükümet memurla-
rı tarafından tahsil olunur.
Madde 36 - Sıhhat patentaları üzerinde yapılan her türlü tahrifler veya sa-
lahiyettar makamatça tasdik edilmemiş tashihler patentayı hükümden düşürür.
Bir geminin hareketinden evvel 48 saat zarfında verilmiş patentalar muteber
olup daha evvel verilenlerin hükmü yoktur.
Madde 37 - Bir geminin hareket limanında kolera, veba, sarıhümma, lekeli-
hümma ve çiçek vakaları ve yahut Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin
edilecek sair tehlikeli bir maraz salgını mevcut olmadığı halde verilmiş olan
patentalar temiz addolunur. Bu hastalıklardan hariçten geldiği tebeyyün eden
münferit vakaların zuhuru patentaların temiz addedilmesine mani olmazsa da bu
vakalar patentalarda işaret edilmiş olmalıdır.
Madde 38 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
37 nci maddede zikredilen hastalıklardan hariçten gelmiş olmadığı tahakkuk
eden kolera, veba ve sarı humma vakalariyle çiçek ve lekeli humma salgınları-
nın zuhurunu bildiren patentalar ile mebdeinde temiz olduğu halde Türkiye li-
manlarından birine gelinceye kadar seyahat müddeti esnasında geminin sıhhi du-
rumunda vukua gelen değişiklik dolayısiyle evsafı değişen patentalar bulaşık
addolunur.
Madde 39 - Hiç bir patentayı hamil olmıyarak Türkiye limanlarına gelen ge-
miler bulaşık patenta ile gelmiş gemiler gibi muameleye tabi olurlar.
Madde 40 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi limanlarından gelen tekmil gemiler ilk vasıl oldukları Türk limanın-
da ve munhasıran Türk limanları arasında muntazam sefer yapan milli yolcu gemi-
leri ise ilk hareket ettikleri ve vardıkları son Türk limanlarında sıhhi muame-
leye (Sıhhi istintak, pratika, patenta veya vize almak) tabi olup aynı seferde
uğrayacakları diğer Türk limanlarında içlerinde bulaşık hastalıklardan musap
veya ölü bulunmamak şartiyle tekrar sıhhi muameleye (Pratika ve vize) tabi tu-
tulmadan serbestçe yolcularını çıkarır ve hareket ederler; şu kadar ki,vapurun
sıhhi durumunu tevsik için gemi tabibi veya sıhhat memuru numunesine uygun bir
bülteni doldurarak limanda sahil sıhhiye idaresine göndermekle mükelleftir.
Muntazam seferler yapan vapurlar haricinde kalan diğer büyük ve küçük bütün
gemiler sahil sıhhiye teşkilatı bulunan her Türk limanında sıhhi muameleye tabi
olup sahil sıhhiye teşkilatı bulunmıyan limanlarda yalnız hareketlerinde vize
almakla mükellef tutulur.
Ancak Türk veya ecnebi limanlarından gerek Akdeniz veya Karadeniz boğazla-
rına vasıl olan tekmil gemiler, transit olarak geçseler dahi, ol bapta mevzu
hükümler dairesinde Boğazlarda sıhhi muameleye tabi olurlar.
Madde 41 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi limanlardan ilk Türk limanına vasıl olan gemilerle Boğazlarda sıhhi
muameleye tabi tutulan gemiler muvasalatları akabinde ve talimatnamelerle ta-
yin olunan saatlerde Hudut ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü tabip veya memur-
ları tarafından ziyaret ve patentaları ile sıhhi vaziyetleri tetkik olunur. Bu
memurlar tarafından serbest pratika verilmedikçe gemilere başkalarının girmesi
ve gemilerden 47 nci madde mezkür talimatname hükümleri haricinde kimsenin
çıkması memnudur.
Buharlı veya motörlü alelumum şilepler, Boğazlar hariç olmak üzere uğradık-
ları bütün Türk limanlarında ve diğer yelkenli motörlü veya kürekli bilümum de-
niz nakil vasıtaları ise hem Boğazlarda ve hem uğradıkları tekmil Türk limanla-
rında sıhhi muamelelerini karada sahil sıhhiye dairesinde veya bu vazifeyi gö-
ren makama müracaatla yaptırırlar.
Madde 42 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Kaza, fırtına veya ahvali fevkalade sebebiyle bir limana ilticaya mecbur
olan gemiler dahi patentalarını veyahut 35 inci maddede yazılı vesikaları mev-
cut olduğu takdirde göstermeğe ve o limandan hareketlerinde vize almağa mecbur-
durlar. Bu gemiler sahil sıhhat memurlarının murakabesi altında limanda kalıp
ihtiyaçlarını da temin edebilirler.
Madde 43 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk limanlarına gelen ecnebi harb gemileriyle ecnebi donanmalarına mensup
muavin sefineler ve hükümdarları, Devlet Reislerini ve Türkiye Cumhuriyeti Hü-
kümetini ziyarete gelen zatları hamil hususi yatlar ve gemiler patenta ibrazı-
na mecbur değildirler. Kara ile ihtilat etmek ve serbest paratika almak istedik-
leri takdirde behemehal sıhhi muameleye ve icabında sıhhi tedbirlere tabi tutu-
lurlar.
Madde 44 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk harb sefineleri ve ticaret ile münasebeti olmayıp Hükümete ait bulunan
sair gemiler munhasıran hizmetlerine ait işler için Türk limanları arasında sey-
rüsefer ettikleri ve hiçbir bulaşık limana uğramadıkları ve yolcu, asker ve
sair eşhas
nakleylemedikleri takdirde Türk limanlarına girip çıktıkları zamanlar sıhhi
muameleye tabi değildirler. Fakat gemi içinde sari hastalık zuhur ettiği tak-
dirde bu gemilerin kaptanları muvasalat limanlarındaki hudut ve sahiller sıh-
hat memurlarına haber vermeğe mecburdurlar. Bu takdirde tıbbi muayene yapılma-
dan ve serbest pratika verilmeden kara ile ihtilat edemezler. 37 nci maddede
zikredilen hastalıklarla bulaşık limanlardan gelen bu nevi gemiler sair tica-
ret sefineleri hakkındaki hükme tabidirler.
Madde 45 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk limanlarından birinde sari hastalık zuhur ederse Sıhhat ve İçtimai
Muavenet Vekaletinin emriyle bu limandan hareket eden tekmil gemiler, mütaaki-
ben uğrıyacakları Türk limanlarında ihtilattan evvel sıhhi muayeneye tabi tu-
tulurlar.
Madde 46 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
43 ve 44 üncü maddelerde zikredilen gemilerle ve küçük mesafelere gidip
hiçbir yere uğramıyarak avdet eden tenezzüh, balıkçı ve süngerci ve tahlisiye
gemileri müstesna olmak üzere Türkiye limanlarından ithalat ederek çıkan her
Türk ve ecnebi gemisi bir sıhhat patentasını hamil olur.
Madde 47 - Limanlarda gemilerin muvasalat ve hareketlerinde icrası icap
eden sıhhi muamele, patentaların şekli, vasıf ve sureti itası, yolcu, mürette-
batın ve eşyanın tathiri, bulaşık patentalı gemilere tatbikı icap eden sıhhi
tedbirler, muhtelif hastalıklara ait vakalarda yapılacak muamele ve limanlarla
hudutlarda müesses tahaffuzanelerin idare sureti ve yirmi dokuzuncu maddede
zikredilen sıhhi müdafaaya mütaallik sair bütün muameleler mevcut mukavele ve
kanunlara nazaran Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşredilecek talimat-
namelerle tayin olunur.
Madde 48 - Türkiye konsolosları bulundukları mahalde zuhur eden ve 37 nci
maddede zikredilen hastalık vakalarını ve bunlar hakkında ittihaz edilen ted-
birleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine muntazaman bildirirler. Yalnız
bunlardan kolera, veba ve sarıhümmadan her vakanın telgrafla ihbarı lazım gelip
diğer hastalıklar ancak salgın şekli aldıkları takdirde mektup ile haber veri-
lir.
Madde 49 - Türkiye limanlarına sari ve salgın hastalıkların duhulüne mani
olmak için aşağıda zikredilen tedbirler ittihaz edilir:
1 - Gemilerin tıbbi muayenesi.
2 - Bulaşık olduğundan şüphe edilen yolcuların nezaret altında bulundurul-
ması veya tecridi.
3 - Hastaların tahaffuzane veya sari hastalıkları hastanelerinde şifa bu-
luncıya kadar tedavi ve etrafı için tehlikeleri zail oluncıya kadar tecridi.
4 - Gemilerin ve sıhhat memurlarının görecekleri lüzum üzerine tathiri ka-
bil olan ticaret eşyasiyle zati eşyanın ve gemi eşyasının fenni tathiri.
5 - Hastalık amilini nakle vasıta olan haşeratın ve hayvanların itlafı.
6 - Yolcu ve mürettebata aşı veya serum tatbiki.
Bu tedbirlerin tatbikı için lazım gelen zaman zarfında gemilerin limanlarda
tevkifine hudutlar ve sahiller sıhhat memurları salahiyettardırlar.
Madde 50 - Sari ve salgın hastalıkların nakline vasıta olup fenni tathiri
mümkün veya faydalı olmıyan her nevi eşyanın gemilerden tahliye edilmesine ve-
ya kara veya deniz tarikiyle memlekete ithaline mümaneata Sıhhat ve İçtimai Mu-
avenet Vekaleti salahiyettardır. Vekalet bu hususta müstaceliyetine binaen ka-
rar ittihaz ederek gümrüklere ve postaya tebligat icra ettikten sonra keyfiyeti
icra Vekilleri Heyetinin tasvibine arzeder.
Madde 51 - Türkiye ve ecnebi limanlarından bulaşık veya şüpheli olanlar
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince ilan olunur. Bu takdirde bu limanlar
müvaredatı, gemilerin patentaları bulaşık olmasa dahi 49 uncu maddede zikredi-
len tedbirlerden birine tabi olur. Alınan tedbirler Hariciye Vekaletince alaka-
dar devletlere mer'i mukaveleler dairesinde tebliğ olunur.
Madde 52 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Bütün Türkiye limanlarında sıhhi muamele ifası Hudut ve Sahiller Sıhhat
Umum Müdürlüğü memurlarına aittir. Bunların bulunmadığı mahallerde Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaletinin göstereceği lüzum üzerine, Hükümet veya belediye
tabipleri, liman reisleri veyahut nahiye müdürleri ile gümrük memurları kanun
ve nizam ve talimatnameler hükümleri dairesinde sıhhi müdafaaya terettüp eden
vazifeleri ifa ederler.
Madde 53 - Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü hizmetlerine ait olan
resimler ve tathir, tephir, tahaffuzhane masrafları ve kanuna muhalif hareket
eden gemi kaptanlarından alınması icap eden para cezası mahsus kanuna tevfikan
tahsil olunur.
Madde 54 - Komşu memleketlerden birinde 37 nci maddede zikredilen hastalık-
lar zuhur ettiği takdirde kara hudutlarında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekale-
tince vürut edecek yolcularla zati ve ticari eşya hakkında aşağıdaki tedbirler
alınır:
1 - Tren, araba veya herhangi bir suretle karadan veyahut nehir yolu ile
gelen yolcuların hudutlara dahil oldukları mahalde veya hududa civar münasip
bir yerde tıbbi muayeneleri.
2 - Aşı veya serum tatbikı.
3 - Zati veya ticari eşyadan tathir ve tephiri mümkün ve faydalı görülenle-
rin tathiri.
4 - Yolcuların tıbbi nezaret altına alınması veya şüpheli şahısların tecridi
5 - Hastaların tecrit ve tedavisi.
Madde 55 - Komşu memleketlerdeki salgın hastalıkların memleket için tehli-
keyi mucip bir şekilde devam eyleyerek adi tedbirler ile bu tehlikenin izalesi-
ne imkan görülmediği zamanlarda hudutların hastalık bulunan memlekete mücavir
kısmı İcra Vekilleri Heyeti karariyle muvakkaten seddolunarak her türlü münaka-
leler tatil olunabilir.
Madde 56 - 37 nci maddede zikredilen hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü
memleketlerden hava nakil vasıtalariyle vürut eden yolcu ve eşyalar hakkında
54 üncü maddede yazılan tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin müna-
sip göreceği hallerde hudutlarda veya bu vasıtaların karaya indikleri mahaller-
de tatbik olunur.
İKİNCİ FASIL
Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele
Madde 57 - Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, kara
humma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - pa-
ratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı ,çiçek, difteri (Kuş-
palazı) - bütün tevkiatı dahi - sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii
şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve
amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İlti-
habı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai ra-
cia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu
hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle
husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler
vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan ta-
rafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihba-
rı da mecburidir.
Madde 58 - İcrayı sanat eder her tabip 57 nci maddede zikredilen vakaları
kati veya muhtemel teşhis vaz'ını mütaakıp ilk 24 saat zarfında sıhhiye daire-
sine, hükümet veya belediye tabibi bulunmadığı takdirde polis veya jandarma ka-
rakoluna hastanın isim ve adresiyle beraber tahriren veya şifahen haber verir.
Polis ve jandarma daireleri ittila hasıl eyledikleri bu vakaları hiç vakit kay-
betmeden alakadar makamlara bildireceklerdir.
Madde 59 - Sari hastalıkların haber verilmesini kolaylaştırmak üzere Sıhhat
ve İçtimai Muavenet Vekaletince hazırlanıp arzu eden tabiplere tevzi edilecek
ihbarnameler postalarca meccanen naklolunur. (1)
Madde 60 - 57 nci maddede yazılan hastalıklara uğrayan birisinin ikametgahı
değiştiğini, hastalığı haber vermekle mükellef olanlar öğrendikleri takdirde bu
nakli ihbara mecburdurlar.
Madde 61 - Hastane baştabipleri, mektep, fabrika, imalathane, hayır müesse-
seleri, ticarethane ve mağaza, otel, pansiyon, han, hamam, hapisane sahip veya
müstecirleri ve müdürleri, apartman kapıcıları bulundukları mahallede, köy ih-
tiyar heyetleri köylerinde zuhur eden ve eczacılar, diş tabipleri ve ebeler,
hasta bakıcıları, ölü tabutlıyan ve yıkayanlar sanatlarını icra sebebiyle mut-
tali oldukları 57 nci maddede zikredilen vakaları derakap alakadar makamlara
tebliğ ve ihbara mecburdurlar.
Madde 62 - Deniz veya nehirlerde seyrüsefer eden her nevi sefinelerde 57 nci
maddedeki vakalardan biri zuhur ettiği takdirde geminin kaptan ve reisi ilk li-
manda vakayı hükümete haber vermeğe mecburdur.
Madde 63 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Limanlarda gemilere sıhhat patentası vermekle mükellef sahil sıhhat memur-
ları veya teşkilat bulunmıyan mahallerde sahil sıhhiye işlerine bakmakla mükel-
lef memurlar 57 nci maddede yazılı hastalıklardan ancak kolera, vebaya ait ha-
kiki vakaları ve çiçek ve lekelihumma salgın halinde ise zuhur eden vakaları
limanlardan hareket edecek bilumum gemilerin sıhhat patentalarına işaret eder-
ler.
57 nci maddede yazılı sair hastalıkların ancak salgın halini aldıkları za-
manlarda ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden verilecek emir üzerine ta-
hakkuk eden vaka adetleri hakkında da patentalara şerh verilir.
Madde 64 - 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık is-
tilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın
veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında
ihbarı mecburi olduğunu neşir ve ilana ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür
tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekale-
ti salahiyettardır.
(1) 18/5/1935 tarih ve 2721 Sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle "posta muafiyeti"
kaldırılmış, bilahare 2721 sayılı Kanun da 2/3/1950 tarih ve 5584 sayılı
Kanunun 68 inci maddesiyle yürürlükden kaldırılmıştır.
Madde 65 - Sari bir hastalık zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği
veya sari ve salgın bir hastalıktan vefat vuku bulduğu veyahut vefatın sari ve
salgın bir hastalık tesiri ile husule geldiğinden şüphe edildiği ihbar olunur
olunmaz hükümet tabipleri veya bulunmadığı mahallerde belediye tabipleri mahal-
linde lazım gelen tetkikatı icra ve hastalığın muhakkak olup olmadığını ve zuhu-
ru sebeplerini tahkik ile mafevke işar eyler. Sari hastalıklar tetkikatı yapan
tabiplere bütün Devlet kuvvetleri müzaherete mecburdurlar.
Madde 66 - 65 inci maddede zikredilen tahkikat, sari ve istilai bir maraz
zuhuru ihbar olunmadığı ve fakat Hükümetçe sari bir hastalık vukuundan şüphe-
lenildiği takdirde dahi yapılabilir. Bu surette sari hastalık tetkikatı yapan
sıhhat memurları lüzum gördükleri mahallerde hastaları veya maraz amillerini ve
sebeplerini taharriye salahiyettardırlar.
Madde 67 - 57 nci maddede zikrolunan sari ve salgın hastalıklar vakaları
hakkında tetkikat yapan tabip bu tetkikatı kolaylaştırmak üzere hastanın yanına
girmeğe ve hastayı ve icabına göre evin sair sakinlerini muayeneye ve hastalığın
sureti zuhur ve seyrine dair izahat ve malumat talebine salahiyettardır. Bu hu-
susta mümaneatı görülenler bu kanunda zikredilen ahkamı mahsusa mucibince ceza-
landırılır.
Madde 68 - Tabip bulunmıyan mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti-
nin emri ile sari ve salgın hastalıklar hakkında tetkikat yapmağa, bu husus için
yetiştirilmiş küçük sıhhat memurları mezundurlar.
Madde 69 - Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde
sıhhat memurları derakap lazımgelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makam-
lar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar.(1)
Madde 70 - Sari ve salgın bir hastalıktan vefat eylediği zan ve şüphe edilen
eşhas üzerinde, alakadar tabip tarafından lüzum gösterildiği takdirde, fethime-
yit icra olunabilir.
Madde 71 - Sari ve salgın bir hastalığın hüküferma olduğu veya tehdit eyle-
diği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince bütün cenazelerin defnin-
den evvel bir tabip tarafından muayenesi mecburiyeti ilan edilebilir.
Madde 72 - 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya
zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı
neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden
müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları
haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu
tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi
ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf
ve istihlakinin men'i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin
tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 2 nci maddeye bakınız.
Madde 73 - Kolera ve veba ve ruam musaplarından gayrı hastaların evlerinde
tecrit edilmelerine müsaade olunur. Yalnız alakadar sıhhi memurlar tarafından bu
tecridin müessir olmasını temin edecek şartların mevcudiyeti kabul edilmiş olma-
lıdır. Bu takdirde hastaların evlerine bir alameti mahsusa vazedilerek hariçle
olan ihtilat menedilir. Kolera, veba, ruam musaplariyle bulunduğu mahallerde
tecridi mümkün ve kafi görülmiyen sair hastalık musapları ve kolera ve vebayı
neşir ve sirayet ettirmeleri muhtemel olanlar icap ederse cebri tecride tabi
olurlar. Cebri tecrit, hastaların veya bu maddede zikredilen şüphelilerin Hükü-
metçe tayin edilecek mahallerde, her türlü ihtilattan memnu olarak ve zabıta mu-
rakabesi altında bulundurulmalarıdır.
Madde 74 - Hastaların tecrit ve tedavisine mahsus vasıf ve şartları haiz hu-
susi yerleri olmayan mektep, fabrika ve imalathanelerle mütaaddit kimselerin bir
arada bulunduğu umumi her nevi müessese ve mebanide sari hastalıklara musap kim-
selerin alıkonulması memnudur.
Madde 75 - Kuduz olan veya kudurmuş olduğundan şüphe edilen hayvanlar tara-
fından ısırılmış olanların vakit kaybetmeden en yakın kuduz tedavi müessesesine
izam olunmaları mecburidir. Bunlardan fakir olanların yol masrafları belediye
veya köy sandıklarınca ve bu sandıklar veremedikleri takdirde idarei hususiye-
lerce tediye olunur ve bunlar Devlete ait umumi nakil vasıtalarından meccanen
istifade ederler.
Madde 76 - Etrafında bulunanlara sari ve salgın hastalıklardan birini nakle
vasıta olduğu muhakkak olan kimseler muvakkaten ve bu zail oluncaya kadar mes-
lek sanatlarını icrasından hıfzıssıhha meclisleri karariyle menolunur.
Madde 77 - Sari ve salgın hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü veya tehdit
ettiği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tasvibiyle bütün umumi
mahallerde vuku bulacak içtimalar tahdit veya menolunabilir. Bundan başka hasta-
larla hastalığı şüpheli olanların ve hastalığın sirayet ve neşrine vasıta olabi-
lecek eşyanın fenni tathiratiyle mazhur ve mazarratı izale edilmeksizin nakil-
lerine ve bütün kara ve deniz ve hava nakil vasıtalarının fenni tathir ve tephi-
re tabi tutulmadan seyrüseferlerine mümanaat edilir.
Madde 78 - Hususi kanuna tevfikan açılmış olan şahıslara ait laboratuvarlar-
da ve Sıhhat Vekaletince tayin edilecek müessesatı resmiyenin gayrisinde kolera,
veba ve ruam mikropları kültürlerinin bulunması memnudur. Diğer sari hastalıklar
mikroplarının iyi muhafazasından ve bir mahalden diğerine naklinde yapılacak ta-
kayyüdattan laboratuvar sahipleri mesuldür.
Madde 79 - Su ile sirayet ettiği fennen muhakkak olan hastalıklardan birinin
salgın halinde hüküm sürdüğü mahallerde veya bu mevkilerin etraf ve civarında
bulunan umumi banyolar ve kuyular, aptesaneler ve şehir ve kasaba veya köylere
gelen suların ve çamaşır yıkamağa mahsus umumi mahallerin ve dere, nehir gibi
cari sularla göl sularından şüpheli olanlarının istimali memnudur.
Madde 80 - Askeri kuvvetler arasında veya askeri müesseselerde 57 nci madde-
de mezkür sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur ettiği takdirde bu kanunda
zikredilen tedabirin ifasına hususi teşkilatı sıhhiyeleri mecburdur. Bu hallerde
Milli Müdafaa Vekaleti vukuatın zuhur ve seyrinden Sıhhat ve İçtimai Muavenet
Vekaletini daimi surette malumattar edecek ve halkı sirayetten korumak için müş-
tereken ittihaz ve kabul edilecek tedbirleri tatbik eyleyecektir. Sıhhat Vekale-
tince halk arasında görülen sari hastalıklar vakalarından Milli Müdafaa Vekaleti
vaktinde haberdar edilir.
Madde 81 - Sari ve salgın hastalıklar amilleriyle bulaştığı muhakkak veya
şüpheli olupta tathiri ve tephiri masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı
anlaşılan veya tephir ve tathiri mümkün görülmeyen eşya ve mevaddı saire imha
olunur. Tathir ve tephir masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı anlaşılan
eşyanın sahibi tarafından arzu edildiği takdirde tathir masarifi kendisi tara-
fından deruhte edilerek tathiri icra edilir. İmha edilen mevat ve eşya Hükümetçe
her kimin elinden alınmış ise belediye ve köy ihtiyar heyetlerince tayin edile-
cek bedeli o şahsa tazmin olunur.
Madde 82- Sari ve salgın hastalıklardan birinden vefat edip hususi tedabire
tabi olarak defni iktiza eden cenazeler alakadar memurların nezareti altında ta-
butlanıp defnolunurlar.
Madde 83 - Cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edi-
len kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendile-
ri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir.
Madde 84 - Sari hastalıkların zuhur ve intişarına mani olmak üzere münasip
fasılalarla umumi mebaninin, nakil vasıtalarının, otel, han ve her nevi temaşa
yerleri ve saire gibi içtima yerlerinin veya lüzum görülecek sair müessesatın
neşir ve ilan edilecek şartlar dahilinde tathir ve tephirine ve hastalık nakle-
den haşerat ve hayvanatı itlaf etmeğe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti mezun-
dur.
Madde 85 - Müstamel elbise ev eşyası ve sairenin fennen tathir edilmeden sa-
tılması memnudur.
Madde 86 - İçinde sari ve salgın hastalıklardan biri çıkan binalarla bitişik
binalar sahipleri hastalığın izalesine hadim ve yayılmasına mani olmak üzere
sıhhiye memurlarının gösterecekleri sıhhi mahzurları ıslaha mecburdurlar. Sahip-
leri yapmazsa Hükümet veya belediyelerce yapılıp, masarifi, maliye memurlarınca
Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil olunur.
Madde 87 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince 57 nci maddede zikredilen
hastalıkların her birine karşı yapılacak mücadele tedbirlerini ve tathirat ve
tephirat ve itlafı haşerat ve hayvanat usullerini ve tathirata tabi binalar ve
eşya ve sairenin ne zamanlarda ve ne suretle tephir ve tathir edileceklerini
mübeyyin bir nizamname neşrolunur.
Madde 88 - Türkiye dahilinde her fert çiçek aşısı ile mükerrenen aşılanmağa
mecburdur. Bu aşının, icrası tarzı ve vesikaların ne suretle ita olunacağı ve
aşılarının fennen geri bırakılması icap eden kimseler 87 nci maddede yazılan ni-
zamnamede zikredilir.
Madde 89 - Türkiye hudutları dahilinde doğan her çocuk doğumu takip eden
ilk dört ay zarfında aşılanır. Çocuğun peder ve validesi aşı mecburiyetinin ifa
edilmesinden aynı suretle mesuldürler. Ebeveyni olmayan çocuklar veya ebeveyni
nezdinde bulunmayan çocuklar için çocuğu bakmak üzere kabul eden şahıslar veya
müesseseler müdürleri mesuldürler.
Madde 90 - Otuz yaşına kadar olan her şahıs çiçek aşısını beş senede bir
tekrar ettirmeğe mecburdur. Çiçek salgını vukuunda sıhhat memurları tarafından
lüzum görülecek bütün eşhasa çiçek aşısı tatbikı mecburidir.
Madde 91 - Çiçek aşısı Hükümetçe hazırlanır ve meccanen tevzi ve tatbik
olunur.
Madde 92 - Askeri makamlar, askeri hizmetlerini ifa esnasında ve kanunen
muayyen olan müddetlerde askerlerin çiçek aşılarını muntazaman ifaya mecburdur-
lar.
Madde 93 - Ticari ve sınai bütün müesseseler sahipleri müstahdemlerini kendi
vesaitiyle kanunun gösterdiği müddetlerde çiçek aşısı ile aşılamağa mecburdur-
lar.
Madde 94 - Kanuni mühlet zarfında mükerreren aşılandığını vesikalarla ispat
edemiyenlerin Devlet, belediye hizmetlerinde veya hususi ve umumi ticaret ve sa-
nayi müesseselerinde, büyük çiftliklerde istihdamı veya mekteplere kabulü memnu-
dur.
Madde 95 - Sari hastalıklara karşı kullanılan her nevi serum ve aşılar Hükü-
met tarafından ihzar edilir. Hariçten getirilenlerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet
Vekaletince tayin olunan vasıf ve şartları haiz olmaları mecburidir. Dahilde be-
şeri serum ve aşı imali Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin müsaadesine ve
murakabesine tabidir. Bu müesseselerin vasıfları ve şartları Vekaletçe tayin
olunur.
Madde 96 - Kuduz aşısı ihzar ve tatbikı için iktiza eden müesseseler Sıhhat
ve İçtimai Muavenet Vekaletince veya onun müsaade ve murakabesi altında resmi
teşkilatı tarafından açılır ve aşı meccanen tatbik olunur.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Sıtma ile mÜcadele
Madde 97 - Sıtmalı olduğu Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşir ve
ilan edilecek mahallerde sıtmanın her türlü şekillerinin 58, 59, 60, 61 inci
maddelerde musarrah olduğu veçhile ihbarı mecburidir.
Madde 98 - Sıtma mücadelesi, hususi kanununa ve talimatnamelerine tevfikan
icra olunur. Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde
askeri kıtaat ve teşkilatta sıtma mücadelesi yaparlar ve yapanlar tedbirleri
sıtma mücadele reislerine veya sıhhat müdürlüklerine bildirirler.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Trahom ile mücadele
Madde 99 - Ahalisinin büyük bir kısmının trahom hastalığına müptela olduğu
tahakkuk eden mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücade-
le heyetleri teşkil edilir ve iktiza eden müesseseler açılır. Buralarda hastalı-
ğın tedavisi için hastalar üzerinde yapılacak bütün tedbirler ve ameliyeler mec-
canen icra olunur.
Madde 100 - Trahomlu olduğu Vekaletçe neşrü ilan edilecek mahallerde trahom
hastalığının ve ihtilatlarının 58, 59, 60, 61 inci maddelerde tasrih edildiği
üzere ihbarı mecburidir.
Madde 101 - Trahom mücadele mıntıkalarında teşkil edilecek heyetler bütün
ahaliyi muayene ve tescile ve trahoma müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi
maksadı ile müesseselere celbe ve iktiza eden tedaviyi tatbika salahiyettardır.
Madde 102 - Gerek trahom mücadele mıntakalarında ve gerekse memleketin sair
aksamında trahomun sari devresine musap olan hastaların bu devre devam ettiği
müddetçe mektep, fabrika, imalathane veya sair resmi, hususi müessesata devam-
ları menolunur. Trahom mücadele mıntakalarındaki çocukların tedrisatı için Sıh-
hat ve Maarif Vekaletlerince müştereken hususi tedbirler ittihaz olunur.
Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde askeri
kıtaat ve teşkilatta trahom mücadelesi yaparlar ve yapılan tedbirleri mahalle-
rindeki sıhhat memurlarına bildirirler.
BEŞİNCİ FASIL
Zührevi hastalıklarla mücadele
Madde 103 - Vücudun hangi kısmında ve ne şekilde tezahür ederse etsin fren-
gi,belsoğukluğu ve yumuşak şankre müptela her şahıs kendisini Türkiye'de sanat
icrasına mezun bir tabibe tedavi ettirmeğe mecburdur. Çocukları tedavi ettirmek
mecburiyeti ana ve babalarına veya bu çocuklara bakan ve himaye eden kimselerle
müesseselere racidir.
Madde 104 - Sanatını icra eden her tabip her ay nihayetinde protokol defter-
lerindeki kayıtlara nazaran o ay zarfında kendilerine müracaat eden frengili
hastaların ismini, yaşını ve hastalığının devrini, evvelce bir tabip tarafından
tedavi edilip edilmediğini Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirmek üzere
bulunduğu mıntıkanın Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile bildirir.
Mahrem olarak alınacak bu ihbaratı ifşa eden memurlar hakkında Devletin mahrem
kayıtlarını ifşa ve vazifei memuriyetini suiistimal etmenin istilzam ettiği mü-
cazat tayin olunur.
Madde 105 - Frengi ve belsoğukluğu ve yumuşak şankr müptelaları bütün resmi
sıhhat müesseselerinde veya Hükümet ve belediye tabipleri tarafından parasız te-
davi edilir.
Madde 106 - Zührevi hastalıklardan biriyle musap olduğundan şüphe ve bu has-
talıkları etrafına neşrü tamim ettiğinden endişe edilen kimseleri muayeneye sevk
ve sıhhi hallerine dair birer rapor talep etmeğe alakadar Sıhhat ve İçtimai Mua-
venet Müdürleri ve Hükümet tabipleri mezundurlar. Bu gibi şahıslar arzu ettikle-
ri takdirde kendilerini hususi bir tabibe muayene ettirerek ondan alacakları ra-
poru ibraz edebilirler. Bu hususta imzasız ve adressiz ihbarat mesmu olamaz.
Madde 107 - Zührevi bir hastalığa müptela olduğu tahakkuk ederek hastalığı
etrafına neşir ve sirayet ettirdiğinden şüphe edilen kimseler cebren tedaviye
sevk olunabileceği gibi hastalığın sirayetine mani olmak üzere bir hastanede
tecrit ve tedavi altına alınabilir. Bu hususta kuvvei cebriye istimali dahi ca-
izdir.
Madde 108 - Zührevi hastalıklardan birine musap hastalardan biri tedaviyi
ikmal etmeden ortadan kaybolduğu takdirde tedavi eden tabibi,mıntıkası Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile malümat vermeğe mecburdur.Sıhhat müdürleri
tedaviden ayrılan bu hastanın diğer bir tabip tarafından veya herhangi resmi mü-
essesede tedavi edilip edilmediğini icap ederse bizzat hastanın kendisinden iza-
hat alarak tahkika ve tedavi edilmediği tahakkuk edenleri 107 nci madde mucibin-
ce tedaviye sevke mezundur.
Madde 109 - Her tabip tedavi altında bulunan zührevi hastalıklar musapları-
nın ellerine bu hastalığın tehlikesini ve sirayet yollarını bildirecek, nümunesi
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tesbit edilmiş bir (Vesayayi sıhhiye va-
rakası) vermeğe mecburdur. Hasta çocuk olduğu takdirde bu izahat ve vesaya vara-
kası hastanın ana ve babasına ve olmazsa sair yakınına verilir.
Madde 110 - Zührevi hastalıklardan birine düçar olduğunu bildiği veya görü-
nüşü nazaran veyahut tedavisi altında bulunduğu tabiplerinin izahatiyle bu has-
talıklardan birine müptela olduğunu bilmesi lazım geldiği halde hastalığı bir
diğerine sirayet ettirenler hakkında bu kanunda mezkür mücazat tatbik olunur.Ta-
kibat için alakadarın şikayeti lazımdır.Hastalığın zuhurundan itibaren altı ay
hitamında müruruzamana tabi olur.Frengili bir çocuğun frengiye musap olduğunu
bildiği halde salim bir süt anneye emzirtmek memnudur.
Madde 111 - Ahalisinden bir kısmının frengiye musap olduğu anlaşılan veya
şüphe edilen mıntakalarda Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücade-
le heyetleri teşkil ve lazım gelen müesseseler açılır.
Madde 112 - Frengi mücadele heyetleri,mıntakaları dahilinde bütün ahaliyi
muayene ve tescile ve frengiye müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi maksa-
dıyle müesseselere celp ve iktiza eden müdavatı tatbika salahiyettardırlar.
Askeri kıtalarda teşkilatta zührevi hastalıklarla mücadele askeri makamlarca
temin olunur. Sirayet devresinde zührevi hastalıklar musapları fenni usulle te-
davi edilmedikçe terhis edilmez.Askerlik esnasında frengili olduğu tesbit edi-
lenlerin künye defterleri,gördükleri tedavi tarzı hakkındaki malumat ile beraber
Müdafaai Milliye Vekaletince Sıhhat Vekaletine gönderilir.
ALTINCI FASIL
Veremle mücadele
Madde 113 - Akciğer ve hançere vereminin her sari şeklinde musap olanlarla
veremin herhangi seriri şekline musap olarak vefat edenlerin isim ve adresleriy-
le ihbarı mecburidir.Musaplar sekiz gün ve vefatlar yirmi dört saat zarfında
hastalığı veya ölümü teşhis ve tesbit eden her tabip tarafından en yakın sıhhi-
ye dairesine şifahen veya tahriren ihbar edilir.
Madde 114 - Veremli hastanın ikametgah değiştirmesi halinde nakilden haber-
dar olan tabip derakap keyfiyeti ve nakledilecek mahalli evvelce hastayı haber
verdiği sıhhiye dairesine ihbara mecburdur.
Madde 115 - Hastanelerde,doğum evlerinde,hapisanelerde,sair resmi veya husu-
si müesesatı sıhhiye ve hayriyedeki bütün veremli hastalarla buralarda vukua ge-
len verem vefiyatı yirmi dört saat zarfında o müessesenin müdürü tarafından ih-
bar edilir.
Askeri kıtaat ve teşkilatta tedavi edilen veya vefat eden veremliler bura-
lardaki askeri tabipler tarafından ve mensup oldukları kumandanlıklar vasitasiy-
le alakadar sıhhat makamlarına ihbar olunur.
Madde 116 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince küşat edilen verem dis-
panserlerinin mevcut olduğu mahallerde verem musaplarının doğrudan doğruya dis-
panser tababetine ihbar edilmesi vekaletçe neşrü ilan edilir.
Madde 117 - Resmi bakteroyoloji laboratuvarları veremlilere ait olup tabip-
ler tarafından gönderilen maddeleri meccanen muayene ve neticesini gönderen tabiplere iş'ar ederler.
Madde 118 - Hükümet veya belediye tabiplerinin veya tabibi müdavilerinin ta-
lebi üzerine veremlilerin ikametgahları ve eşyaları meccanen tathir ve tephir
olunur.
Madde 119 - Sari şekilde verem hastalığına musap olduğu tebeyyün eden ve et-
rafında bulunan kimseleri intana duçar edeceğinden şüphe olunan hastaları hasta-
ne veya sair bir müessesede tecrit veya tedaviye veya meslek ve sanatları dola-
yısiyle küçük çocukları verem intanına duçar edecekleri tahakkuk edenleri meslek
ve sanatlarını icradan men'e Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettar-
dır.
Madde 120 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti fennen lüzum göreceği eşhasa
veremden vikayeye matuf tedbirleri tatbika mezundur.
Madde 121 - Veremle mücadele cemiyetlerine ait müesseselerle bu cemiyetler
tarafından tatbik edilen mücadele tedbirleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekale-
tinin murakabesine tabidir.
YEDİNCİ FASIL
Geçen fasıllar arasında müşterek hükümler
Madde 122 - Evlenecek erkek ve kadınlar evlenmeden evvel tıbbi muayeneye
tabidir. Bu muayenenin sureti icrası ve teferrüatı hakkında Sıhhat ve İçtimai
Muavenet Vekaletince bir nizamname neşrolunur.
Madde 123 - Frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzzama ve bir marazı
akliye müptela olanların evlenmesi memnudur. Bu hastalıklar usulü dairesinde
tedavi edilip sirayet tehlikesi geçtiğine veya şifa bulduğuna dair tabip
raporu ibraz olunmadıkça musapların nikahları aktolunmaz.
Madde 124 - İlerlemiş sari vereme musap olanların nikahı altı ay tehir
olunur. Bu müddet zarfında salah eseri görülmezse bu müddet altı ay daha
temdit edilir. Bu müddet hitamında alakadar tabipler her iki tarafa bu
hastalığın tehlikesini ve evlenmenin mazarratını bildirmeğe mecburdur.
Madde 125 - Süt annelik yapacak kadınlar zührevi hastalıklarla sari vereme
ve cüzzama musap olmadıklarını müspit tabip raporları alırlar. Raporlar her
altı ayda bir tecdit olunur. Bu raporu olmayan kadınların süt annelik etmesi
ve rapor talep etmeden herhangi bir kadının süt anneliğe kabul edilmesi
memnudur. Resmi tabipler süt annelik edecek kadınları meccanen muayene ve
raporlarını ita ederler.
Madde 126 - Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet
ve nezafete mütaallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene
ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devrei sirayette
frengi ve sari verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini
mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan menolunurlar.
Madde 127 - 126 ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye
tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife
hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek
ve sanat erbabının muayeneye tabi olduğu 266 ncı maddede zikredilen nizamna-
meye dercolunur.
ÜÇÜNCÜ BAP
Umumi kadınlar hakkında ahkam
Madde 128 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken
bir nizamname neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve
bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların
sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler.Umu-
mi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu nizamnamede tarif ve
tahdit olunacaktır.
Madde 129 - Fuhşu, sanat ve maişet vasıtası ittihaz eden kadınlardan
zührevi hastalıkların her türlü eşkaline, cüzzam, cerp, empetigo, entertrigo,
müterakki verem veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin fennen lüzum
göreceği sair hastalıklara musap olanların sanatlarının icrasına icap ederse
kuvvei cebriye istimali ile mümanaat olunur. Bunlar lüzum görülürse bir
müessesede tecrit ve tedavi edilir.
Madde 130 - Umumi evlerde her nevi ispirtolu içkilerin istihlaki memnudur.
Madde 131 - Fuhuş sebebiyle intişar eden hastalıklara karşı tedbir
ittihazı masarifi belediyelere aittir. Bu husus için umumi evler sahiplerinden
128 inci maddede zikredilen nizamnamede gösterilecek bir ücret alınabilirse de
umumi kadınlardan şahsan her nevi resim veya ücret cibayeti usulü mülgadır.
Madde 132 - Umumi kadınlara mütaallik gerek ahlaki ve gerek intizamı umumi
noktai nazarından yapılacak takibat ve sagirlerin fuhuş telkinatından vikayesi
mahsus kanunlarına tevfikan ait olduğu daireler tarafından icra olunur.
DÖRDÜNCÜ BAP
Muhacerete ait sıhhi işler
Madde 133 - Türkiye'de tavattun etmek üzere topluca ve kafile halinde
gelen ecnebi tabiiyetindeki şahıslar veya tabiiyetini terkederek Türkiye
tabiiyetine dahil olmak isteyen muhacirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve
Dahiliye Vekaletlerince müştereken tayin edilecek hudut kapılarından veya
limanlarından memlekete dahil olurlar. Türkiye'de azami üç ay kalmak veya
tavattun etmek isteyen ecnebilerle tabiiyetini terkederek Türk tabiiyetini
kabul etmek isteyen şahıslar münferiden veya bir aile halinde geldikleri
takdirde her taraftan memlekete dahil olabilirler.
Madde 134 - 57 nci maddede zikredilen sari ve salgın hastalıklardan veya
zührevi hastalıklardan birine musap olanlar, cüzzam, trahom ve Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak hastalıklardan birine duçar
olanların ve mecnunların ve fuhuşla melüf kadınların 133 üncü maddede mezkür
kimseler meyanında memlekete girmesi memnudur.
Madde 135 - 134 üncü maddedeki memnuiyite ait istisnalar ve bütün
muhacirlere veya tavattun etmek üzere gelen ecnebilere tatbik edilecek
sıhhi tedbirler ve bunların iskan edilecekleri mahallere kadar sevk ve
murakabeleri tarzları Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletlerince
müştereken tesbit olunur.
Madde 136 - 134 üncü maddede zikredilen hastalıklardan birine musap olan
şahısları getiren gemiler ve şimendifer idareleri bunları tekrar getirdikleri
yerlere iadeye veya sıhhat memurları tarafından müşahede, tecrit ve tedavi
altına alınmak üzere bu memurlar tarafından gösterilecek mahalle kadar sevke
mecburdurlar. Bu husustaki masarif bu nakil vasıtaları idarelerine aittir.
Madde 137 - Ecnebi memleketlerden gelen her vapur kaptanı sıhhi muamele
esnasında hudutlar ve sahiller sıhhat memurlarına limına çıkacak yolcuların ve
kara ile ihtilat edecek taifenin ve topluca ve kafile halinde Türkiyeye gelmek
üzere bulunan eşhasın isimlerini bildiren bir liste verecek ve bunların içinde
hasta mevcut olduğu takdirde gemi tabibinin tasdikiyle musap olduğu veya
musabiyetinden şüphe edildiği hastalık bildirilecektir.
Madde 138 - Topluca ve kafile halinde muhacir nakleden Türk ve ecnebi
gemilerin hükümetlerince musaddak bir tabibi ve hastalık ve müstacel ahvalde
kullanmağa mahsus ecza ve tıbbi levazımı olmalıdır. Vapurların her tarafı ve
bilhassa muhacirlerin bulunduğu mahaller gayet temiz ve sıhhi şeraiti haiz
olacak ve muhacirler hava şedaidinden mahfuz olarak nakledilecektir.
BEŞİNCİ BAP
Gemiler, demiryolları ve sair nakliyat vasıtaları sıhhi işleri
Madde 139 - Yolcu taşıyan Türk gemilerinde hususi kanunda gösterilen şart-
lar dahilinde istihdam edilecek tabiplerin Türkiye'de sanat icrasına mezun ve
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilmiş olması lazımdır.Bu tabip-
ler gemi tabipliğine tayin olunmak için bu bapta neşredilecek talimatnameye tev-
fikan Vekaletçe bir imtihana tabi tutulurlar ve imtihanda muvaffak olanlara gemi
tabipliği vazifesini ifa edebileceklerini mübeyyin bir vesika verilir.
Madde 140 - 139 uncu maddede zikredilen vesikayı hamil olmayan tabiplerin
gemi tabipliklerinde istihdamı memnudur.
Madde 141 - Yolcu gemilerinde bulunması lazım gelen ilaç ve tıbbi levazım
ile hasta tedavisi için tefrik edilen mahaller ve bu gemilerin şerait ve yolcu
mahallerinin sıhhi vasıfları ve izdihama mani olacak ve yolcuların selamet ve
emniyetini temin eyleyecek tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Veka-
letlerince müştereken bir nizamname ile tesbit olunur.
Madde 142 - Gemi tabipleri, gemi dahilindeki mürettebat ile üçüncü sınıf
yolcuları ve deniz tutması, kaza veya sari hastalık vukuunda diğer sınıf yolcu-
ları meccanen tedaviye mecburdur.
Madde 143 - Gemi tabipleri musaddak bir defter tutarak her seferdeki sıhhi
vakaları hastalananların esami ve hastalıklarını ve yapılan tedaviyi umumiyetle
geminin sıhhi hallerini kayıt ve imza ve kaptana tasdik ettirir. Bu defter se-
ferden mebde limanına avdette orada sahiller sıhhi işlerine nezaretle mükellef
memurlara ibraz olunur.
Madde 144 - Gemi tabibi memleketi sari ve salgın hastalıklardan korunmağa
matuf tedbirleri teshil ve bu hususta ait olduğu makamlarca verilecek emirler
ve talimatın icrası ile mükelleftir.
Madde 145 - Gerek uzun sefer yapan ve gerekse limanlar dahilinde veya kısa
mesafeler içinde veya nehirlerde işleyen her nevi merakıp, sahiller sıhhi işle-
rine nezaretle mükellef memurlar tarafından murakabeye tabidir. Gemilerin kap-
tanları veya reisleri sari ve salgın hastalıkların zuhuruna mani olmak üzere
gerek gemilerde ve gerekse mürettebata tatbikına bu makamlarca lüzum gösterile-
cek tedbirlere riayetle mükelleftir.
Madde 146 - Demiryolu, tramvay, otobüs ve omnibüs gibi umumi nakil vasıta-
ları vagon ve arabalarında sari va salgın hastalıkların intikal ve sirayetine
mani olmak üzere tatbikına sıhhi memurlarca lüzum gösterilecek tedbirlerin ifa-
sına, bu nakil vasıtaları idareleri mecburdurlar. Şahıslara ait ve fakat umumi
nakil işlerinde kullanılan vasıtalar sahipleri dahi aynı mecburiyete tabidir-
ler.
Madde 147 - Sari ve salgın hastalıklara müptela şahıslar ancak sıhhat me-
murlarının müsaadesi ile ve bu husustaki kaidelere riayet etmek şartı ile umu-
mi nakil vasıtaları ile naklolunabilir. Müsaadesiz umumi nakil vasıtaları ile
sari hastalık musaplarının nakli memnudur.
Madde 148 - Sıhhat ve İçtimai Muavanet Vekaletince görülecek lüzum üzerine
sari ve salgın hastalıkların zuhur ettiği mahallerden gelen yolcu ve eşyanın
muayenesi için şimendifer istasyonlarında muayene mevkileri tesis olunur.
Madde 149 - Şimendifer idarelerince büyük demiryolu istasyonlarında ve yolcu
katarlarında kaza ve müstacel hastalık vakalarında istimal edilecek levazım ve
mevaddı tıbbiyenin hazır bulundurulması mecburidir.
Madde 150 - Gemi süvarileri ve çarkçı ve dümencileri, demiryolu makinistle-
ri, otomobil ve otobüs şoförleri veya lüzum görülecek sair vesaiti nakliye müs-
tahdeminin hizmete duhulden evvel bedeni, akli, ruhi ve basari, üzni muayenele-
rinin icrasına mütaallik olmak üzere hususi hükümler vazedilecek ve bu muayene-
lere tabi olmadan hiç bir şahıs bu gibi hizmetlere kabul edilmeyecektir. Bu mua-
yeneler resmi sıhhat müesseseleri tarafından meccanen yapılır.
ALTINCI BAP
Çocuk hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
Çocukluk ve gençlik koruması
Madde 151 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti küçük çocuk hıfzıssıhhası
ve bunlarda görülen vefiyatın azaltılması için lazım gelen müesseseler açarak
idare eder ve çocuk hıfzıssıhhası faydalarının halk arasında intişar ve tatbi-
kını teshil edecek tedbirleri ittihaz eyler.
Madde 152 - (....) (1) çocuk düşürmeğe vasıta olup Sıhhat ve İçtimai Mua-
venet Vekaletince tayin olunacak alat ve levazımın ithal ve satışı memnudur.
Bunların tababette müstamel envaı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tayin
edeceği şartlar dairesinde ithal edilir ve eczanelerde reçete ile satılır.
Madde 153 - Devletin resmi müesseselerinde doğum yardımı meccanidir. Sıhhi
ahvali daha fazla kalmayı istilzam etmeyen vakayide lohusaların doğumdan sonra
müesseselerde bir hafta alıkonulması mecburidir.
Madde 154 - Hükümet ve belediye tabipleri ve ebeleri fakir kadınların do-
ğurmasından meccanen yardıma mecburdurlar.
Madde 155 - Kendisi ve çocuğunun sıhhati için bir zarar husule getirmeyece-
ği bir tabip tarafından tahriren tasdik edilmedikçe kadınların doğumlarından
mukaddem üç hafta ve doğurmasını mütaakip yine üç hafta zarfında fabrika, ima-
lathane ve umumi ve hususi müesseselerde çalışması ve çalıştırılması memnudur.
Madde 156 - (Mülga: 1/4/1965 - 557/8 md.)
Madde 157 - Sütninelik edecek kadınlar kendi çocuklarının yedi aylıktan
fazla olduğuna dair resmi vesikalar ibraz etmedikleri ve kafi emzirme kabiliye-
ti mevcut olmadığı takdirde sütninelik etmelerine müsaade edilmez. Süt annenin
çocuğu yedi aylıktan küçük olduğu halde bunun başka kadın tarafından emzirildi-
ği ispat olunmak lazımdır. Bu vesikalar süt annelerin 125 inci maddede gösteri-
len muayenesi esnasında talep edilir.
Madde 158 - Yedi yaşından aşağı olan metrük, öksüz veya babası ve anası ha-
yatta çocukları gerek para ile ve gerek parasız kabul ederek bakan resmi ve hu-
susi bütün müesseseler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabe ve tef-
tişine bağlıdır. Bu tarzdaki müesseselerin küşadı, sahipleri tarafından Vekale-
te ihbar olunur.
Madde 159 - Nezdine yedi yaşından aşağı çocukları para mukabilinde bakmak
üzere alan eşhasın evvela mahalli belediyesinden müsaadei mahsusa alması mecbu-
ridir. Belediye heyeti sıhhiyesince bu gibi eşhasın ikametgahı ve sair şartları
muvafık görüldüğü tasdik edilmeden bu müsaade ita edilmez. Bu gibi eşhasın ika-
metgahları da 158 inci maddede bahsedilen teftişe tabidir.
Madde 160 - Kabul ettikleri çocukların sıhhat ve hayatlarını muhafaza için
lazım gelen vasıtalar noksan olur veya çocukların sıhhat ve hayatını duçarı
tehlike eden mahzurlar mevcut bulunursa 158 ve 159 uncu maddelerde zikredilen
müesseseler ve şahıslar, sıhhat memurlarının tahriri ihtarlariyle bu noksanlar
ve mahzurları izaleye mecburdurlar. Bu ihtarları on beş gün zarfında icra et-
tirmeyenlerin çocukları nezdlerinde bulundurmalarına müsaade edilmez ve müesse-
seleri kapatılır.
(1) Bu maddenin başındaki "ilkaha mani veya"ibaresi 1/4/1965 tarih ve 557 sayı-
lı Kanunun 8 inci maddesiyle kaldırılmış olduğundan metinden çıkarılmıştır.
Madde 161 - Metrük çocukları altı yaşını ikmal edinceye kadar mahalli bele-
diyeleri, belediye olmayan yerlerde köy heyeti ihtiyariyeleri himayeye mecbur-
durlar. Hususi müesseseleri olmayan yerlerde belediyeler bu çocukları icap
ederse bir ücret mukabilinde bakılmak ve büyütülmek üzere aileler nezdine verir-
ler. Altı yaşından sonra bu çocukların himayesi ve tahsil ettirilmesi Maarif
Vekaletince deruhde olunur.
Madde 162 - Nüfusu on binden fazla olan mahallerde belediyeler bir "Süt ço-
cuğu muayene ve müşavere evi" tesis ederler. Bu müesseselerin vasıf ve şartları
ve vazifeleri Sıhhat Vekaletince tayin olunur. Nüfusu kırk binden fazla olan
mahallerde bunlara merbut olmak üzere bir "Süt damlası"tesis edilir. Nüfusu yüz
binden fazla olan mahallerde bu müesseseler ihtiyaca göre tezyit olunur.
Madde 163 - Bilümum mekteplerin bina ve sıhhi şartları ve sari salgın has-
talıklardan vikayeleri hususları Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaletinin muraka-
besi altındadır. Yalnız talebenin şahıslarına ait sıhhi murakabe bu mekteplerin
tabi oldukları makamlar, cemiyetler veya şahıslar tarafından ifa edilir.
Madde 164 - Alelümum mekteplerde muayyen fasılalarla talebenin beden, ruh
ve göz ve kulaklarına ait muayeneler mekteplerin hususi tabipleri tarafından ic-
ra ve her talebeye mahsus ayrı kayıt varakalarına tesbit olunur.
Madde 165 - On yaşından aşağı çocuğun babası, anası veya öksüz olanlarda
sair hısımları tarafından hayat ve sıhhatı ve ahlakını tehlikeye maruz bırakacak
fena muameleye, teşviklere veya cebre duçar olduğu takdirde bunların belediye
veya Devlet müesseselerine kabul edilmek üzere nezdinde bulunduğu kimselerden
ayrılması caizdir.
Madde 166 - On iki yaşından aşağı çocukların yanlarında ebeveyni veya veli-
leri olduğu halde dahi meyhanelere girmesi ve on sekiz yaşından aşağı gençlere
her nevi ispirtolu içki verilmesi veya satılması memnudur.
Madde 167 - On iki yaşından aşağı çocukların, sinema ve tiyatro ve dans sa-
lonu ve bar gibi mahallere getirilmesi ve kabul edilmesi memnudur. Altı yaşın-
dan yukarı olanların gündüzün terbiyevi veya hususi mahiyette olan sinema veya
tiyatrolara getirilmesine müsaade olunabilir.
Madde 168 - Her şehir ve kasaba belediyeleri o şehir ve kasabanın vüs'at ve
nüfusunun adedine göre icap eden büyüklükte küçük çocukların temiz hava alması-
na mahsus bir veya mütaaddit bahçeler ve spor meydanları vücude getirmeğe mec-
burdurlar.
Madde 169 - Kız liselerinde ve orta tahsilli kız mekteplerinde mektep ida-
relerince münasip görülecek sınıflarda talebeye fenni çocuk bakımı usulleri na-
zari ve ameli surette öğretilmek üzere haftada laakal bir saatlik mahsus bir
ders küşat olunur.
İKİNCİ FASIL
Süt hakkında
Madde 170 ila 172 - (Mülga: 24/6/1995 - KHK - 560/21 md.)
YEDİNCİ BAP
İşçiler hıfzıssıhhası
Madde 173 - On iki yaşından aşağı bütün çocukların fabrika ve imalathane
gibi her türlü sanat müesseseleriyle maden işlerinde amele ve çırak olarak is-
tihdamı memnudur.
On iki yaş ile on altı arasında bulunan kız ve erkek çocuklar günde azami
sekiz saatten fazla çalıştırılamaz.
Madde 174 - On iki yaş ile on altı yaş arasında bulunan çocukların saat
yirmiden sonra gece çalışmaları memnudur.
Madde 175 - Bütün amele için gece hizmetleriyle yer altında icrazı lazımge-
len işler 24 saatte sekiz saatten fazla devam edemez.
Madde 176 - Mahalli belediyelerince bar, kabare, dans salonları, kahve, ga-
zino ve hamamlarda on sekiz yaşından aşağı çocukların istihdamı menolunur.
Madde 177 - Gebe kadınlar doğumlarından evvel üç ay zarfında çocuğunun ve
kendisinin sihhatine zarar veren ağır hizmetlerde kullanılamaz. Doğurduktan
sonra 155 inci maddede tayin edilen muayyen müddet istirahatını mütaakıp işe
başlıyan emzikli kadınlara ilk altı ay zarfında çocuğunu emzirmek üzere mesai
zamanlarında yarımşar saatlik iki fasıla verilir.
Madde 178 - Her nevi sanat müesseseleri ve maden ocakları ve inşaat yerleri
dahilinde veya yakınında ispirtolu meşrubat satışı veya umumi evler açılması
memnudur.
Madde 179 - Aşağıdaki mevaddı ihtiva eylemek üzere işçilerin sıhhatini ko-
rumak için İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri tarafından müşte-
ken bir nizamname yapılır.
1 - İş mahallerinin ve bunlara ait ikametgah ve saire gibi müştemilatın
haiz olması lazımgelen sıhhi vasıf ve şartlar.
2 - İş mahallerinde kullanılan alat ve edevat, makineler ve iptidai madde-
ler yüzünden zuhuru melhuz kaza, sari veya mesleki hastalıkların zuhuruna mani
tedabir ve vesait.
Kadınlarla 12 den 16 yaşına kadar çocukların istihdamı memnu olan sıhhate
mugayir ve muhataralı işlerin neden ibaret olduğu iş kanununda tasrih edilecek-
tir.
Madde 180 - Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran bütün iş sahipleri,
işçilerinin sıhhi ahvaline bakmak üzere, bir veya mütaaddit tabibin sıhhi mura-
kabesini temine ve hastalarını tedaviye mecburdur. Büyük müessesatta veya kaza
ihtimali çok olan işlerde tabip daimi olarak iş mahallerinde yahut civarında
bulunur. Hastanesi olmayan mahallerde veya şehirler ve kasabalar haricinde bu-
lunan yerlerdeki iş müesseseleri bir hasta odası ve ilk yardım vasıtalarını ih-
zar ederler. Yüzden beş yüze kadar daimi amelesi olan müesseseler bir revir ma-
halli ve beş yüzden yukarı amelesi olanlar yüz kişiye bir yatak hesabiyle has-
tane açmağa mecburdurlar.
SEKİZİNCİ BAP (1)
Yenilecek ve içilecek şeyler ile kullanılacak bazı maddeler
Madde 181 - Bütün gıda maddeleriyle umumi sıhhate taalük edip (183) ncü
maddede envaı zikredilen eşya ve levazım, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti-
nin teftiş ve murakabesine tabidir. Belediye teşekkül etmiş olan mahallerde bu
murakabe vekaletin bu kanun dairesinde ıstar edeceği nizamnamelerle talimatla-
ra tevfikan belediye tarafından ve belediyelerin bulunmadığı yerlerde vekalet
sıhhi teşkilatına mensup memurlar tarafından icra edilir. (2)
Ek fıkralar - (22/9/1983 - 2890/1 md.)
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı belediyelerin bu teftiş ve murakabe hiz-
metlerini sürekli kontrol edebileceği gibi, lüzum gördüğü yerlerde veya lüzum
görülen işlerde doğrudan doğruya teftiş ve murakabe etmek üzere memur görevlen-
dirir.Gerektiğinde gıda maddeleri ile 183 üncü maddede sayılan eşya ve levazı-
mın bakanlıkça tespit edilecek laboratuvarlarda tetkikini sağlar.
Gıda maddelerinin kaynakta kontrolü esasları, Sağlık ve Sosyal Yardım Ba-
kanlığınca altı ay içinde hazırlanıp Resmi Gazete'de yayımlanacak yönetmelikle
düzenlenir.
Madde 182 - Bu kanunda zikredilen gıda maddelerinden maksat, olduğu gibi
veya herhangi bir muameleye tabi kılındıktan sonra insanlar tarafından ne şekil
ve ne surette olursa olsun yenilip içilmeğe mahsus maddelerdir. Hastalıkların
tedavisinde kullanılan mevat hususi hükümlere tabidir.
Madde 183 - Umumun istimaline mahsus olupta murakabeye tabi olan eşya ve
levazım aşağıda sayılanlardan ibarettir:
1 - Gıda maddelerinin istihsali, ihzarı ve vezni ve muhafazası ve sevki için
kullanılan bilumum eşya ve zarflar.
2 - Cilt, saç, tırnakların temizlenmesi, boyanması ve güzelleştirilmesi için
kullanılan maddeler ve bütün sabunlar.
3 - Oyuncaklar, duvar kağıtları, mumlar ve sun'i nebatat.
4 - Gıda maddelerine karıştırmağa mahsus boyalar.
5 - Umumun istimaline mahsus ve yukarıda zikredilen maddelere benzer mahi-
yette olup İcra Vekilleri Heyetince tayin ve ilan edilecek maddeler.
Madde 184 - Bütün yenilecek, içilecek şeyleri, bunları yiyen ve içenin sıh-
hatini hafif veya ağır surette bozacak şekilde istihsal, imal ve muhafaza ve
ticarete sevketmek veya tağşiş, taklit veya tağyir etmek ve yahut bu nevi gıda
maddelerini satılığa çıkarmak, satmak üzere nezdinde bulundurmak ve satmak mem-
nudur.
-----------------
(1) Bu Bap'ın 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı KHK'ye aykırı hükümleri, söz
konusu KHK'nin 21 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) Bu fıkrada geçen (182) rakamı 26/3/1941 tarih ve 3987 sayılı Kanunun
1 inci maddesiyle (183) olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Madde 185 - 183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı bunların gerek ev-
saf ve terkibi ve gerekse nezafetsizliği dolayısiyle kullananların sıhhatini
az veya çok ihlal edecek surette muhafaza veya sevketmek veya bu nevi eşya ve
levazımı satmak üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak veya satmak ve
yahut gıda maddelerine ait olduğu herkesçe malüm ve üzerinde buna dair alamet
mevcut bulunan kaplar derununa muzır ve zehirli maddeler koyarak satılığa çı-
karmak memnudur. (1)
Madde 186 - Halkı aldatmak üzere gıda maddelerini ve 183 üncü maddenin
ikinci fıkrasında mezkür eşyayı taklit veya tağşiş etmek veya mahlütluğunu ve
bunun nisbetini bildirmeyerek taklit veyahut mağşuş gıda maddelerini satmak
üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak ve satmak memnudur.(1)
Madde 187 - Gıda maddelerini yanlış unvan ve vasıflarla veya halkın aldan-
masını mucip olabilecek alametlerle ticarete çıkarmak, satmak üzere nezdinde
bulundurmak ve satmak memnudur. (1)
Madde 188 - Boyalarla muzadı taaffün maddeleri gıda maddelerine karıştır-
mak veya bu nevi şeyler karışmış gıda maddelerini satılığa çıkarmak, satmak ve
satmak üzere nezdinde bulundurmak memnudur. Sıhhat ve İçtimai Muavenat Vekale-
tince bu nevi boyalar ve muzadı taaffün maddelerden zararsız olanların ne gibi
şeylere ve ne miktarda ilave edilebileceğini ve boyalarla muhafaza maddelerine
ilavesi memnu olan gıdaları mübeyyin bir liste neşrolunur. (1)
Madde 189 - Gıda maddelerini tağşiş ve taklide yarıyan maddelerin ithal ve
satışını men'e veya bunların ithal, imal ve satışı hakkında bazı kayıtlar vaz'ı-
na Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin teklifi ile İcra Vekilleri Heyeti
salahiyettardır.
Madde 190 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin göstereceği lüzum üzeri-
ne bazı nevi gıda maddeleri veya kablar üzerine Türkçe lisaniyle bunları imal
veya ticarete sevkedenlerin ismi ve yapıldığı tarih ve evsafı ve envaı ve sık-
let veya adedi yazılmak mecburidir.
Madde 191 - Gıda maddelerinin ihzar veya imal ve muhafaza edildiği veya
bunların ambalajı yapıldığı ve satıldığı mahaller ve nakledildiği vasıtalar
sıhhi şartları haiz ve temiz olmalıdır. Bu mahaller aynı zamanda ikamet ve sair
beyti ihtiyaçlar hususunda kullanılmayacağı gibi gıda maddelerinin sıhhi vasıf-
larını herhangi bir suretle ihlal edebilecek sair işlere tahsis veya civarında
sıhhate muzır yerler bulundurulması memnudur. Böyle bir vaziyet hudusunda kanu-
ni takibat yapılacağı gibi böyle yerlerde gıda maddeleri ihzar ve imal ve muha-
faza edilmesine mümanaat olunur.
Madde 192 - Yenilecek, içilecek şeylerle kullanılacak eşyanın murakabesiyle
muvazzaf makamlara mensup memurlar veya bunlar tarafından irae edilecek mü-
tehassıslar, umuma satılmağa mahsus yenilecek ve içilecek şeylerin istihsal,
imal, ihzar ve veznedildiği veya ambalajı yapıldığı veyahut satıldığı ve kulla-
nılacak eşya ve levazımın depo edildiği mahalleri ve bu işlere mahsus alat ve
vesaiti munhasıran iş zamanlarına tesadüf etmek şartiyle teftiş ve muayene için
nümune almağa veya talep etmeğe salahiyettardır. Alınan nümuneler teftiş edi-
len mahallin sahibi veya vekili ve teftiş eden memur tarafından mühürlenerek
bir kısmı orada bırakılır, bir kısmı tahlile gönderilir. Muhtelif işlerle işti-
gal eden ticaret erbabına ait mahallerde teftişat yalnız gıda maddeleriyle kul-
lanılacak eşya ve levazımın bulunduğu mahalde yapılır.
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.
Madde 193 - Safiyetinden şüphe edilerek tetkik ve tahlil edilmek üzere nü-
mune alınan gıda maddelerinden lüzumu görülenlerin nihayet bir hafta zarfında
yapılacak tahlil neticesine kadar satılmasına mümanaat olunur ve mühür altına
alınabilir.
Madde 194 - Sokaklarda, pazar yerlerinde seyyar olarak gıda maddeleri ve
183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı satanların sattıkları eşya dahi
teftişe tabi olup bunlardan lüzumuna göre nümune alınabilir.
Madde 195 - 192 nci maddede zikredilen mahallerin sahipleri veya vekilleri
veya bunlar namına işlere nezaret eden memurlar veyahut umumi mahallerde gıda
maddeleri ve kullanılacak eşya satan seyyar esnaf alakadar memurların teftişle-
rini ve nümune almalarını kolaylaştırmağa ve kendilerine istedikleri izahatı
vermeğe mecburdurlar.
Madde 196 - Teftiş yapan memurların vakı teftişlerine ait olmak üzere mer-
but oldukları makamlara tevdi eyliyecekleri raporlarla kanuna muhalif hallerin
ihbarı müstesna olmak üzere teftişleri esnasında muttali oldukları malümatı ve
bazı gıda maddelerinin ihzar tarzlarına dair sanat esrarını ifşa eylemeleri
memnudur.
Madde 197 - Bu kanunun mer'iyeti tarihinden itibaren beş sene zarfında her
mahallin belediyesi o yerin ihtiyacına muvafık vüs'atte Dahiliye ve Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaletlerince ve şeraiti ile beraber yapılacak bir nizamname-
nin göstereceği tiplerden birisini kabul ederek bir mezbaha inşa ettirecek veya
mevcut olanı bu esasa göre ıslah eyleyecektir.
Madde 198 - Hayvanların ve etlerin mezbahalarda muayeneleri hususi kanuna
tevfikan yapılır.
Madde 199 - Her gıda maddesi ile bu kanunda zikredilen kullanılacak eşya ve
levazımın ayrı ayrı hususi vasıflarını ve bunların ne gibi ahvalde bozulmuş,
taklit veya tağşiş edilmiş addedilebileceğini ve tahlil için alınacak nümune
miktarını gösterir bir nizamname Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tanzim
olunacaktır.
DOKUZUNCU BAP
Maden suları ve kaplıcalar
Madde 200 - Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilinde bulunan her nevi maden
suları ile kaplıcaları işletmek için hususi hükümlerine tevfikan alınması la-
zımgelen müsaade ile beraber bu suların şifalı hassalarının Sıhhat ve İçtimai
Muavenet Vekaleti tarafından tasdik edilmiş olması lazımdır. Bu vekaletçe şifa-
lı hassaları veya tesisatının fenne muvafık olduğu tasdik edilmeyen maden sula-
rı bu nam ve unvan ile ticarete çıkarılamayacağı gibi kaplıcalara da tedavi
maksadiyle eşhas kabul edilemez.
Madde 201 - İçmeğe mahsus maden suları ile yıkanmağa mahsus her nevi sıcak,
soğuk kaplıcaların işletilmesinden evvel sahipleri veyahut bir şirket namına
ise o şirketin idare meclisi reisi tarafından bir istida ile Sıhhat ve İçtimai
Muavenet Vekaletine müracaat edilir. Bu istidaya suyun işletilmesi için vekaleti
aidesinden istihsal edilmiş olan ruhsatname sureti ve mütehassıs bir mühen-
dis tarafından yapılan menbaın nısıf kutru asgari beş yüz metrelik bir daire
dahilindeki etraf ve civarının 1/200 mikyasında bir haritasiyle beraber suyun
hikemi vasıflarını ve miktarını ve ne suretle bendedildiğini, mevcut veya muta-
savver tesisatın şekil ve vasıflarını gösterir bir beyanname ve bir de tahlil
raporu leffolunur. Vekaletçe lüzum görüldüğü takdirde mahsus memurlar vasıtasiyle sudan nümune alınıp Devlet
müessesatında suyun tahlili tekrar icra ettirilir. Bu husustaki masarif istida
sahibine aittir. Hali hazırda mevcut ve işletilmekte olan maden suları ve kap-
lıcalar da bu mecburiyete tabidirler. Bunların sahip veya müstecirlere kanunun
mer'iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında bu maddede zikredilen vesikaları
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine tevdi ederler.
Madde 202 - Maden suları ve kaplıcalar sıhhi noktai nazardan Sıhhat ve İç-
timai Muavenet Vekaletinin murakabesi altında olup bunlar her zaman teftişe ta-
bidirler. Bu sanayi sahip veya müstecirleri bu hususta her türlü kolaylığı gös-
termeğe mecburdurlar.
Madde 203 - İçilmeğe mahsus olarak hususi kablar derununda ticarete çıkarı-
lan maden suları derununa her nevi kimyevi maddeler veya suyun terkibine yaban-
cı gazlar ilavesi memnudur. Maden suları derununda mevcut bazı gazların çoğal-
tılması için aynı cinsten sun'i gaz ilave etmek caiz isede bunun evvelce Sıhhat
ve İçtimai Muavenet Vekaletine ihbar edilmesi ve suyu havi kablar üzerine sun'i
gaz ilave edildiğinin aşikar surette yazılması lazımdır.
Madde 204 - Şifalı hassaları kabul edilmiş olan maden suları ve kaplıcala-
rın etrafında bir himaye mıntakası tesisini sahip veya müstecirleri talep ede-
bilirler. Bunun için bir istida ve esbabı mucibe ve laakal üç senedenberi teda-
vi maksadiyle gelen kimselerin adedini bildiren bir beyanname ile Sıhhat ve İç-
timai Muavenet Vekaletine müracaat olunur. İstida üzerine Sıhhat ve İçtimai
Muavenet ve İktisat Vekaletleri müştereken talebi tetkik ettikten başka mahal-
linde tefahhus ettirerek suyun umumun menfaatına yarayıp yaramadığını tesbit ve
himaye mıntakasının hududu tayin olunur. Bu himaye mıntakası dahilinde her nevi
yer altı toprak ameliyatı ve sondaj icrası memnudur.
Madde 205 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tesisatın vüs'atine ve mü-
racaat eden hastaların miktarına göre havassı şifaiyeyi haiz içme ve kaplıca
mahallerinde fenni hususattan da mes'ul olmak üzere Vekaletçe ihtısası tasdik-
li bir tabibin istihdamını sahip veya müstecir veyahut heyeti idaresinden ta-
lep edebilir. Bu takdirde görülecek lüzum üzerine daimi veya tedavi mevsimine
munhasır olmak üzere ihtiyaca göre bir veya bir kaç tabip tayini mecburidir.
Madde 206 - Ecnebi memleketlerinden gelecek maden suları için evvelemirde
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden memlekete ithal için müsaade alınır.
Vekaletçe ithaline müsaade edilmeyen maden sularının gümrüklerce geçirilmesine
müsaade edilmez.
Madde 207 - Gerek dahilde imal ve gerekse hariçten ithal olunan bütün suni
maden suları ile gazlı sular üzerinde, suni olduğuna dair alıcının görebilece-
ği tarzda yazılmış bir etiketin bulunması mecburidir. Bu nevi suni maden sula-
rına malik olmadıkları şifalı hassalar atıf ve isnat edilmek suretiyle her çe-
şit reklam icrası memnudur.
Madde 208 - Hududu dahilinde veya yakınında havassı şifaiyesi ve umumun
istifadesine yaradığı ait olduğu dairelerce kabul ve tasdik edilen bir veya
mütaaddit madeni menbalar veya kaplıcalar bulunan şehir ve kasabalar belediye-
lerinin talebi üzerine Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye ve İktisat Veka-
letlerince yapılacak tetkikat neticesinde o şehir ve kasaba içme veya kaplıca
mahalli olarak ilan olunur.
Madde 209 - (Mülga:1/7/1948 - 5237/51 md. Bkz: TBMM. nin 4/5/1956 tarih ve
1964 sayılı Tefsir Kararı.)
Madde 210 - 209 uncu maddedeki resim, içme veya kaplıca mahalli olarak
ilan edilen şehir ve kasabada mütemekkin olmayıp mevsiminde buralarda gelenler-
den cibayet edilir. Harb malülleri ve mecruhları ve hükümetçe meccanen tedavi-
sine lüzum görülen hastalar ve fakirliği musaddak olanlar bu resimden muaftır-
lar.
ONUNCU BAP
Mezarlıklar, ölülerin defni, mezardan çıkarılması ve nakli
BİRİNCİ FASIL
Mezarlıklar ve ölülerin defni
Madde 211 - Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni mem-
nudur. Fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde İcra Vekil-
leri Heyeti karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaa-
de edilir.
Madde 212 - Her şehir ve kasaba belediyesi şehir ve kasabanın haricinde ve
meskenlerden kafi miktar uzakta olmak üzere şehir ve kasabanın nüfusuna ve se-
nelik vefiyatı umumiyesine nisbetle lazım gelen bir veya müteaddit mezarlık ma-
halli tesisine mecburdur. Mezarlık olmak üzere intihap edilecek mahallerin top-
rağı, vasıfları ve civarındaki meskenler veya su menbaları için sıhhi bir mah-
zur bulunup bulunmadığı ve mesahai sathiyesinin kifayeti sıhhiye memurlarınca
tayin olunur. Bu mezarlıkların tanzim ve iyi bir halde muhafazası mahalli bele-
diyelerine aittir. Mezarlıkların etrafı behemehal duvarlarla tahdit edilir.
Madde 213 - Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut
olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mutalaası alınarak tayin olu-
nur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis
olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine ait-
tir.
Madde 214 - Fenni şartları ve vasıfları haiz olmayan ve sıhhi mahzurları
görülen mevcut mezarlıklar hali üzerine terk olunarak yeni mezarlıklar ihdas
ve tesis edilir.
Madde 215 - Bu kanunun tarifi dahilinde defin ruhsatiyesi alınmadıkça ve
ibraz olunmadıkça hiç bir cenazenin defni caiz değildir. Ruhsatnameler mevta-
nın hüviyetini, adresini, bilindiği halde vefatın sebebini muhtevi olacak ve
defnine ruhsat verildiği sarahatla kaydedilecektir.
Madde 216 - Belediye tabipleri olan yerlerde defin ruhsatiyeleri bu tabip-
ler tarafından, bulunmadığı takdirde Hükümet tabipleri tarafından mevtanın mua-
yenesinden sonra verilir. Ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden ta-
bibin verdiği ruhsatname resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle mu-
teberdir.
Madde 217 - Hükümet veya belediye tabipleri icabı halinde esbabı vefatı ta-
yine medar olmak üzere tabibi müdavinin raporunu talep edebilirler. Tabibi mü-
daviler talep vukuunda bu raporu vermeğe mecburdurlar.
Madde 218 - Bütün hasta ve sair sıhhi müesseselerde ölenlere ait defin ruh-
satiyeleri o müessesenin müdür ve baştabibi tarafından verilir ve usulü daire-
sinde resmi tabipler tarafından tasdik edilir. Kendine ait hususi mezarlığı
olan müesseselerdeki ölülerin ismi ve hüviyeti sebebi vefatiyle birlikte yirmi
dört saat zarfında belediye dairesine bildirilir.
Madde 219 - Tabip bulunmayan yerlerde ölülerin muayeneleri küçük sıhhat
memurları veya bu iş için yetiştirilmiş veya tavzif edilmiş memurin tarafın-
dan icra ve ruhsatnameleri verilir.Bunların bulunmadığı yerlerde defin ruhsati-
yesi ya jandarma karakol kumandanları veya köy muhtarları tarafından ita olu-
nur. Her şehir, kasaba veya köyde ölü muayenesi yapacak ve defin ruhsatını ve-
recek olanlar en büyük mülkiye memuru tarafından tayin ve ilan olunur.
Madde 220 - Her belediye ve belediye olmayan yerlerde defin ruhsatiyesi ve-
renler nezdinde vefiyatın kayıt ve zaptına mahsus bir defter bulundurulacak ve
bu deftere meyitin ismi, adresi, tarihi vefatı, malüm ise mevti intaç eden
hastalık ve defin ruhsatiyesi verenin ismi kaydedilecektir. Bu malümat her ay
nihayetinde toplanarak öbür ayın on beşine kadar en yakın Hükümet tabibi ve
sıhhiye müdiriyetine bildirilir ve sıhhat daireleri tarafından da mahalli nü-
fus idarelerine ihbar olunur.
Madde 221 - Ölü muayene edenler veya defin ruhsatnamesi verenler vefat se-
bebinin kazaen veya bir sari hastalık neticesi olduğuna dair şüphe veya kanaat
hasıl ettikleri takdirde ait olduğu makamı haberdar etmeden defin ruhsatiyesi
veremezler. Tabip olmayan yerlerde sari hastalık şüphesiyle vefat edenler için
defin ruhsatiyesi verilip hadiseden akabinde makamı aidesine malümat verilir.
Madde 222 - Her şehir ve kasabada cenazelerin bulunduğu mahalden mezarlığa
kadar ne suretle nakledilecekleri hakkında mahalli sıhhiye memurlarının muta-
laası alınmak şartiyle belediyelerce bir talimatname çıkarılır. Cenazelerin ko-
layca ve usulü dairesinde nakline nezaret ve bu bapta lazım gelen vasıtaların
ihzarına belediyeler mecburdurlar. Umumi nakil vesaitinin cenaze nakline veya
cenaze nakline mahsus vasıtaların sair hususlara tahsisi memnudur.
Madde 223 - Mezarlıklarda her mezara bir ölü defnolunur ve mezarlıkların
mebni olduğu arazinin tabiatına nazaran tayin olunacak zaman mürur etmeden ay-
nı mahalde ikinci bir ölünün defnine ruhsat verilmez. Bu müddet beş seneden
aşağı olmaz. Mezarlıkların vüs'ati müsait olan mahallerde münasip bir mahal ay-
rılarak isteyenlere aile mezarlığı olarak satılması caizdir.
Madde 224 - Ölülerin yakılması için fenni usulü dairesinde fırınlar yaptır-
mak istiyen belediyeler evvel emirde bu hususta Sıhhat ve İçtimai Muavenet Ve-
kaletine müracaat ederek hazırlattıkları projeleri tasdik ettirip müsaade al-
dıktan sonra tesisata başlıyabilirler.
Madde 225 - Bir cesedi ihrak fırınlarında yaktırmak için aşağıda yazılı ve-
sikaların vücudu lazımdır:
1 - Ölünün hastalığı esnasında tedavisiyle meşgul olmadığı malüm ve sabit
olan resmi bir tabip tarafından verilmiş olup vefatın her hangi gayritabii bir
sebepten mütevellit olmadığını bildiren bir rapor ve defin ruhsatiyesi.
2 - Cesedinin yakılmasını arzu ettiğini mübeyyin olup mevtanın hayatta iken
yazdığı vesika veya bu hususta şifahen arzu izhar ettiğini işitenlerden laakal
üç zatın tahriri şehadet ve tasdikleri.
3 - Müteveffanın ölümünü mucip olan sebebin herhangi cinai bir fiilden mün-
bais olduğuna dair hiç bir şüphe mevcut olmadığını bildiren ve mahalli polis
idaresi tarafından verilen vesika.
İşbu vesikalar ihraktan laakal yirmi dört saat evvel mahalli belediyesine
ibraz olunarak alelüsul vefat defteri mahsusuna işaret edildikten sonra ihrak
müsaadesi verilir. Defnedilen ölülerin defninden sonra ihrak için kabirden çı-
karılmalarına müsaade edilmez.
Madde 226 - İhrak neticesi cesetten hasıl olan bakaya hususi kablar derunun-
da mezarlık dahilinde bir dairei mahsusada hıfzedilir.
İKİNCİ FASIL
Ölülerin çıkarılması ve nakli
Madde 227 - Cesetlerin tamamiyle tahallül ve tefessühünden evvel mezarlar
açılarak ölülerin çıkarılması için behemehal mahalli belediyesinin müsaadesi
alınmak lazımdır. Bu hususta sıhhat memurlarının mutalaası alınmalıdır. Adli
otopsiler bu hükümden müstesnadır. Yalnız mahalli belediyesine keyfiyet bildi-
rilir.
Madde 228 - Bir ölünün gerek defninden evvel ve gerek defninden sonra bir
kasabadan diğerine nakli için vefat veya defin mahalli olan şehir veya kasaba
belediyesinin vesikası istihsal olunur. Bu vesikanın alınması için ölü henüz
defnedilmemiş ise defnine ruhsat verildiğini mübeyyin vesikanın ibrazı lazım
gelir. Defnedilmiş ölüler için evvelce vefiyat hakkındaki defteri mahsusuna
işaret edilmiş olan kayıtların bir sureti çıkarılır ve bundan başka da her iki
halde vefatın sebebi nakli halinde sıhhi bir mahzur tevellüt etmiyeceğine dair
tabibin tasdiki iktıza eder.
Madde 229 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Kolera, veba, çiçek, şarbon, cüzam ve ruam hastalıklarından vefat edenlerin
nakli memnu olduğu gibi kolera, veba, çiçek veya lekeli humma hastalıklarından
vefat etmiş olanların bir sene geçmedikçe mezardan çıkarılarak başka bir mahal-
le nakilleri de memnudur.
Madde 230 - Bir şehir ve kasabadan diğerine nakledilecek ölülerin Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaletince tertip edilerek belediyelere tebliğ olunacak tali-
matnamede mündemiç fenni usuller dahilinde tabutlanması lazımdır. Bu tarzda
tabutlanmayan ölülerin nakline mümanaat edilir.
Madde 231 - Şimendiferlerle nakledilecek ölüler 228 inci maddede gösteril-
diği surette müsaade alındıktan ve ölünün tabutlanmasının usulü fenniyesi veç-
hile yapıldığı tevsik olunduktan sonra şimendifer idaresine teslim ve ancak
seyri seri ile naklolunur. Hava tarikiyle sevkedilecek ölüler için aynı surette
muamele olunur.
Madde 232 - Uzun müddet devam edecek nakiller için veya sıcak mevsimlerde,
sıhhat memurlar tarafından talep edildiği takdirde, ölülerin tahnit edilmesi
mecburidir.
Madde 233 - Deniz tarikiyle yapılacak ölü nakliyatı için evvelce ait olduğu
makamdan istihsal edilen vesikalar ölünün gemiye tahmilinden evvel bulunduğu
limandaki Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğünün memuruna veyahut hudut-
lar ve sahiller sıhhat işlerine nezaret edenlere tasdik ettirilmelidir. Başka
suretle ölülerin gemilere yükletilmesi memnudur.
Madde 234 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi memleketlerden getirilen ölülerin nakline müsaade edildiğini ve nak-
linde sıhhi mahzur bulunmadığını tevsik için mahalli idareden verilmiş ölü na-
kil vesikası ibraz edilmesi mecburidir.
ON BİRİNCİ BAP
Şehir ve kasabalar hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
İçilecek ve kullanılacak sular
Madde 235 - Hususi kanuna tevfikan belediyelerce idare edilen sularla işle-
tilmesi şirketlere bırakılan suların sıhhi hususları Sıhhat ve İçtimai Muavenet
Vekaletinin murakabesine tabidir.
Madde 236 - İçilmek ve kullanılmak için getirilecek suların fennen içilme-
sine müsaada edilecek evsafta olması şarttır. Olmadığı takdirde bunların fennen
icap ettiği surette temizlenmesine ve evsafının ıslahına belediyeler mecburdur-
lar.
Madde 237 - Şehir ve kasabalarda tevzi edilmek üzere celbedilen su menbala-
rının etrafında behemehal bir himaye mıntakası tesis edilmelidir. Bu mıntakala-
rın hudutları sıhhat memurları huzuriyle ihtisas erbabı tarafından menbaın gıda
havzası üzerinde tayin edilir.
Madde 238 - Himaye mıntakası olmak üzere menbalar etrafında tayin ve tahdit
edilen arazi belediye mıntakası haricinde de olsa belediye tarafından Belediye
İstimlak Kanununa tevfikan istimlaki mecburi olup bu arazinin mesken yapılmak,
ekilmek ve sair her hangi hususlar için istimali memnudur.
Madde 239 - Suları içilmeğe ve ev işlerinde kullanılmağa mahsus hususi ve
umumi kuyuların ve sarnıçların televvüs eyledikleri veya televvüse maruz bulun-
dukları takdirde bunların ıslahını takibe belediyeler mecburdurlar. Sahipleri
tarafından ıslah ve televvüs tehlikesi bertaraf edilmiyen kuyular masarifi sa-
hibinden Devlet emvali gibi tahsil edilmek üzere belediye tarafından ıslah edi-
lir.
Madde 240 - Umuma satılan menba suları mahalli belediyesinin sıhhi murake-
besi altında bulunur. Bunlara ve bütün içme suları nakliyatına ait kapların
vasıfları ve bu kablara doldurma ve sevkleri tarzı belediyelerce tayin olunur.
Menbaların sahipleri veya müstecirleri menbaların ve su nakledenler suların te-
levvüsten vikayesi için gösterilecek tedbirleri tatbika mecburdur.
Madde 241 - Sularının içilmesi fennen ve sıhhat için tehlikeli olan menba,
kuyu, çeşme ve saire gibi mahallere belediyece o suyun mazarratlı olduğunu gös-
teren ve harici tesirler ile yazıları bozulmayan levhalar asılır.
Madde 242 - Dere, nehir ve çayların ve çeşmelerin televvüsünü mucip tesisat
yapılmasına veya eşhas tarafından bu tarzda telvisat ikaına mümanaat olunur.
Fabrika sularının fenni mahzurları tahakkuk eden yerlerde mazarratı izale edil-
meden nehir ve derelere dökülmesi memnudur.
Madde 243 - Buz fabrikaları ve imalathaneleri sıhhi murakabe altında bulu-
nur. Buz imal edilecek sular behemehal 236 ncı maddede zikredilen içme suları
evsafını haiz olmalıdır.
İKİNCİ FASIL
Mecralar ve müzahrefat imhası
Madde 244 - Mahsus kanununa tevfikan belediyelerce inşa ettirilmiş ve etti-
rilecek lağım ve çirkef mecralarının fenni mahzuru olmadığı kabul ve tasdik
edilmedikçe dere, çay, nehirlere akıtılması memnudur. Fenni usul dairesinde mec-
ralar muhteviyatının imhası için kullanılacak sahaların meskenlerden uzak olması
ve bunların istimlak edilerek başka suretle istimal edilmemesi lazımdır.
Madde 245 - Mecra inşası mümkün olmayan yerlerde yapılacak çukurların fenni
vasıf ve şartları Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekaletince tayin olunur. Bu çukur-
ların muayyen fasılalarla temizlenmesi için belediyelerce münasip ve sıhhi mah-
zurlardan salim tahliye ve nakil vasıtaları tedarik olunup ücret mukabilinde
halka tahsis edilir. Çukurlar muhteviyatının dökülmesi için madde 244 de yazılı
olduğu tarzda bir saha tahsis edilmelidir. Beşeri mevaddı gaitanın her nevi seb-
ze ve saire zeriyatında gübre olarak istimali memnudur.
Madde 246 - Yirmi binden fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya
belediyelerce tayin edilecek mıntakalar içinde hayvan ahırı bulundurulması mem-
nudur.
Madde 247 - Şehirler ve kasabalar belediye hudutları dahilinde görülen hay-
van işlerinin ortadan kaldırılması ve mazarratlarının izalesi belediyeye ait-
tir. Köyler ve köyler civarındakiler köy ihtiyar heyetlerince gömülürler.
Madde 248 - Belediyesi olan her şehir ve kasabada sokakların yıkanmak ve
süpürülmek suretiyle temiz tutulması mecburidir. Toplanan süprüntüler bunların
etrafa yayılmasına ve dökülmesine mani olacak vasıtalarla nakledilerek şehir ve
kasabanın vaziyetine göre en münasip olarak kabul edilen şekilde imha veya ih-
rak edilir. Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde bu süprüntüden istifade
edilmek üzere lazımgelen tesisat yapılır. Sokaklarda veya evler içinde süprüntü
birikip kalmaması için belediyelerce tedabir ittihaz olunur.
Madde 249 - Belediyelerce şehir ve kasaba dahilinde telvisata meydan verme-
mek üzere münasip mahallerde fenne muvafık şekilde aptes yerleri tesis ve mev-
cutları ıslah olunur. Belediye teşkilatı olmayan yerlerde bu mecburiyet köy ih-
tiyar heyetlerine aittir. Cadde ve sokaklarda ve meskenler kurbünde ve beledi-
yelerce tayin edilecek hudutlar dahilinde açıktan defihacet etmek kati surette
menedilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Meskenler
Madde 250 - Mahalli belediyelerin ruhsatı olmaksızın her nevi mesken ve
umuma mahsus binalar inşası memnudur. Müsaadenin istihsali için binanın projesi
belediyeye tevdi edilir. Bunlardan umuma mahsus binalara ait bulunanlar hakkın-
da sıhhiye heyetinin mutalaası alındıktan ve meskenlere ait olanların Sıhhat
Vekaleti tarafından tesbit edilecek, sıhhi şartlara muvafık bulunduğu ve her
nevi binanınki mevzu nizamlara da uygun olduğu anlaşıldıktan sonra proje sahi-
bine iade ve inşaata müsaade olunur. Bina sahipleri projelerin tevdiinden iti-
baren nihayet yirmi gün zarfında bir cevap almadıkları takdirde inşaata başla-
makta muhtardırlar.
Madde 251 - Müsaade talep edilmeden veya teklif olunan sıhhi şartlar nazarı
dikkate alınmadan inşaat yapıldığı takdirde bu inşaatın itmamına ve itmam edil-
miş ise sıhhi şartları veya müsaade muamelesini ikmal etmedikçe iskanına ve
istimaline mümanaat olunur.
Madde 252 - Yeni inşa edilerek sahibi oturacak veya kiraya verilecek bina-
ların ilk defa iskanından evvel içinde oturacaklar için sıhhi ve fenni mahzur-
ları olmadığı belediyelerce tasdik edilmeden iskan ve icari memnudur. Bu tasdik
için binanın, aralarında bir sıhhat memuru da bulunduğu bir heyet tarafından
tetkiki ve rapor verilmesi lazımdır.
Madde 253 - Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde belediyeler ikametgah-
ların sıhhi şartlarını daima nazarı teftişte bulundurmak üzere bir meskenler
idaresi tesisine mecburdurlar. Bu idareler azami iki odayı havi evlerle daha
büyük olmakla beraber kiraya verilen evleri, bekar ikametgahlarını ve pansiyon-
ları ve ameleye tahsis edilen ev veya odaları, bodrum ve tavan aralarında bulu-
nan ve icara verilen ikametgahları teftiş ve murakabe ederler.
Madde 254 - İnşaatı itmam edilmiş olsun veya olmasın içinde oturanların ve
ya komşularının sıhhatine veya hayatına ehemmiyetli zarar vereceği anlaşılan
meskenlerin ıslahına sahipleri mecburdurlar. Bunun için meskenler idaresi olan
yerlerde bu idarelerin mevcut bulunmayan mahallerde belediyelerin sıhhat ve fen
memurlarının verecekleri esbabı mucibeli raporlar belediye reislerince vilayet-
lerde valiye ve kazalarda kaymakamlara tevdi edilir. Vali ve kaymakamlar esbabı
mucibeli raporları mahalli hıfzıssıhha meclislerine tevdi ile karar talep eyler.
Madde 255 - Hıfzıssıhha meclislerince verilen karar belediyelerce zikredi-
len esbabı mucibeyi kabul ve tasvip eder veya ret eyler mahiyette olsa da her
iki halde bu kararlar Vilayet İdare Heyetlerinin temyizen tasdikiyle muteber
olur.
Madde 256 - Sıhhi mahzurları görülen binaların sahipleri belediyelerin es-
babı mucibeli raporlarını görmeğe salahiyettar oldukları gibi hıfzıssıhha mec-
lisleri huzurunda beyanı mutalaa etmeğe veya vekilleri vasıtasiyle fikirlerini
söyletmeğe mezundurlar. Bu husustaki müzakerattan, laakal 15 gün evvel binala-
rın sahipleri keyfiyetten tahriren haberdar edilmelidir.
Madde 257 - Mahzurları görülen binaların hıfzıssıhha meclisleri kararı ve
Vilayet İdare Heyetlerinin tasvibiyle takarrür eden tadilat, ıslahat veya tami-
rat icra edilmeden tamamen veya kısmen mesken olarak istimali memnudur. Etra-
fında bulunanların hayat ve sıhhati için tehlike iras eden binalar hakkında da
aynı suretle muamele icra edilir ve bu tehlikenin vukuu yakın olduğu takdirde
belediyelerce tehlikenin süratle izalesi temin ve masarifi Devlet emvali gibi
sahibinden tahsil olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Hanlar, oteller ve umumi mahaller
Madde 258 - Bütün oteller, hanlar ve misafirhaneler sıhhi şartları mecburi
ve asgari olarak ihtiva etmeleri lazım gelen müştemilatı belediyelerce, beledi-
ye hudutları haricindeki yerlerde vilayet veya kaza sıhhat memurlarınca tayin
ve murakabe edilir.
Madde 259 - Sıhhi şartları haiz olmayan ve hastalıkların intikaline vasıta
olduğu görülen, otel, han ve sair misafirhaneler her türlü mahzurdan salim bir
surette ıslahı sabit oluncaya kadar kapatılır.
Madde 260 - Otelcilik, hancılık edecek veya her hangi suretle olursa olsun
ücretle misafir kabul edecek olanlar hususi müsaadeyi haiz olmalıdır. Bu müsaa-
deler belediye hudutları dahilinde belediyelerce, bu hudutlar haricinde valiler
veya kaymakamlarca ita edilir. Müsaade verilmeden evvel bu mahallerin sıhhi
mahzurlardan ari ve lazım gelen şartları haiz olduğu sıhhat memurlarınca da
tesbit olunur.
Madde 261 - Bütün eğlence mahalleri, tiyatro, sinema, bar ve gazino ve kah-
ve ve emsali yerler ve halkın bir arada toplanmasına mahsus sair umumi mahaller
ve hamamlarda halkın sıhhatini vikaye ve selametini temin için riayeti lazım
gelen tedbirler mahalli belediyelerce neşrü ilan olunur. Bu tedbirlere kısmen
veya tamamen riayet edilmiyen mahallerde her türlü içtimalar menedilir.
BEŞİNCİ FASIL
Yeni tesis olunacak veya tevsi edilecek şehir ve kasabalar
Madde 262 - Nüfusu yirmi bin veya daha ziyade olan şehir ve kasabalar bele-
diyeleri bu kanunun mer'iyeti tarihindan itibaren üç sene zarfında şehir veya
kasabanın tevsi ve ıslahı için bir müstakbel şekil projesi tanzim etmeğe mec-
burdur.
Bu proje yeniden yapılacak veya ıslah edilecek sokakların istikamet ve ge-
nişliğini, meydanların, umumi mahallerin, bahçelerin ve abidelerin yerlerini
ve vaziyetlerini gösteren bir haritayı ve yapılacak tesisatın senelere taksim
edilmiş olmak üzere belediye meclisinde tasdik edilmiş bir programı ihtiva et-
melidir.
Madde 263 - Nüfusu yirmi binden az ve beş binden fazla olan şehir ve kasa-
balar belediyeleri de nüfusları her iki nüfus tahriri devresi arasında % 15
miktarında bir çoğalma gösterdikleri takdirde bu tarzda bir proje ihzarına
mecbur oldukları gibi nüfusu her neye baliğ olursa olsun 228 inci maddede ya-
zılı olduğu veçhile içme ve kaplıca mahalli olarak kabul edilen şehir ve ka-
sabalarda bu projeyi tanzim ettirirler.
Madde 264 - (Mülga: 15/5/1959 - 7269/51 md.)
Madde 265 - Belediyelerce tanzim ettirilecek olan bu plan ve projeler ica-
bında tetkik edilmek üzere Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletlerin-
ce talep edilebilir. Bu takdirde bu vekaletlerce teklif edilecek tadilatın ka-
bulü mecburidir.
Madde 266 - Her şehir ve kasaba belediyesi bu kanunun mer'iyeti tarihinden
itibaren bir sene zarfında o şehir veya kasabanın ihtiyaçlarına göre bu kanunun
gösterdiği sıhhi hususlara ait bu zabıta talimatnamesi tertip eder. Bu nizam-
name, meskenlerin ihtiva etmeleri lazım gelen asgari müştemilatı, umumi ve müş-
terek ikametgahlardaki ikamet şeraitini, gıda maddeleri satılan veya sair te-
mizliğe mütaallik işlerle iştigal edilen mahallerin, han, otel, misafirhane,
eğlence mahalleriyle bütün umumi yerlerin sıhhi şartlarını ve umumiyetle şehrin
sıhhat ve temizliğine taallük eden hususlara ait riayetleri lazımgelen kaide-
leri ihtiva eder.
Madde 267 - Belediyelerin mensup oldukları vilayetler vasıtasiyle göndere-
cekleri sıhhi zabıta talimatnameleri Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Ve-
kaletince tetkik ve tasvip edilmeden mer'iyete konulamaz.
Bu talimatnamede yapılacak esasa mütaallik tadiller aynı şartlara tabidir.
ON İKİNCİ BAP
Gayrisıhhi müesseseler
Madde 268 - Civarında ikamet eden halkın sıhhat ve istirahatini ihlal eden
müesseseler ve atelyeler bu kanunun neşrinden itibaren, resmi müsaade istihsal
edilmeksizin açılamaz.
Madde 269 - 268 inci maddede zikredilen müesseseler ve atelyeler üç sınıfa
tefrik olunur:
Birinci sınıf - Hususi meskenlerden behemehal uzak bulundurulmaları icap
edenler.
İkinci sınıf - Hususi meskenlerden behemehal uzaklaştırılması icap etmemek-
le beraber müsaade verilmezden evvel civarında ikamet edenlerin sıhhat ve isti-
rahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibariyle bir ma-
zarrat yapmayacağına kanaat husulü için tetkikat yapılması iktiza eden müesse-
seler.
Üçüncü sınıf - Meskenlerin yanında kalabilmekle beraber yalnız sıhhi neza-
rete tabi tutulması icap eden müesseselerdir.
Madde 270 - Bu kanuna müteferri olmak üzere bu üç sınıf müessese ve atelye-
lerin bir listesi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince İktisat Vekaletinin de
mutalaası alınmak şartiyle tanzim olunur. Bu listede münderiç olmayan müessese
ve atelyelerin hangi sınıftan addedileceği badehu yine aynı suretle tayin edi-
lir.
Madde 271 - Birinci sınıf müesseselerin tesisi için ancak Sıhhat ve İçtimai
Muavenet Vekaletince müsaade olunur ve İktisat Vekaletine malümat verilir. Bu
hususta müsaade almak üzere müessesenin bulunduğu mahalde en büyük mülkiye me-
muruna bir istida ile müracaat edilir. Bu istida müessesenin nevi ne ile işti-
gal edeceği ve sair tafsilat kaydedilmelidir. Bu müracaat evrakı mahalli sıhhat
memurlarının raporiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine gönderilir. Veka-
letçe icabında yaptırılacak tetkikat ve tahkikattan sonra resmi müsaade veri-
lir.
Madde 272 - İkinci ve üçüncü sınıf müesseselerin tesisi için mahalli sıhhat
memurlarının muvafık raporları üzerine mahalli en büyük mülkiye memurunca resmi
müsaade verilir ve Sıhhat ve İktisat Vekaletlerine bildirilir.
Madde 273 - Birinci sınıf müesseseler ve atelyeler civarında ve Sıhhat ve
İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilecek mesafe dahilinde meskenler veya
insanların ikametine mahsus sair mahallerin bulunması memnudur.
Madde 274 - Bu kanunun neşri tarihinde mevcut olup civarında mukim halkın
sıhhat ve istirahatlerini ihlal eylediği mahalli sıhhat memurlarının raporu ve
Vilayet İdare Heyetine tasvibi ile tebeyyün eden birinci sınıfa dahil müessese-
lerin İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri karariyle nakli ve sa-
hibinin mümanaatı halinde seddi caizdir.
Madde 275 - Birinci sınıfa dahil bulunan müessese ve atelyelerden işbu ka-
nundan evvel tesis edilmiş olanlar başka bir mahalle naklettikleri veya faali-
yetlerini altı ay müddetle tatil eyledikleri takdirde yeniden tesis edilecek
müessese mahiyetinde telakki edilerek müsaade istihsali lazım gelir.
ON ÜÇÜNCÜ BAP
Sıhhi istatistik ve coğrafya ve propaganda
Madde 276 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine ait istatistik hizmetleri
aşağıda gösterilmiştir:
1 - Doğum, evlenme, ölüm ve ölüm sebepleri.
2 - Kara, deniz, hava tarikleri üzerinde yapılan sıhhi tedbirler.
3 - Hastane, dispanser, sanatoryumlardaki ve sair tedavi müesseselerindeki
hastalar ve zaifler halinekahette bulunanlar.
4 - Sari ve istilai hastalıklar.
5 - Meslek hastaları.
6 - Memleketin sıhhi coğrafyasına ait malümat.
7 - Sıhhi ve içtimai hizmetlere taallük edip Yüksek Sıhhat Şürası tarafın-
dan tayin edilecek sair mesail.
Madde 277 - Devlete ait hava rasat müesseseleri Sıhhat Vekaletinin tıbbi ve
sıhhi istatistik ve coğrafya tanzimi için icap eden her nevi malümatı itaya
mecburdurlar.
Madde 278 - Devlet umumi istatistik dairesi her ay nihayetinde 276 ncı mad-
dede zikredilen hususlara mütaallik olup ittıla hasıl eylediği ihsai malümatı
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine verir.
Madde 279 - Bilümum hususi hastaneler, sanatoryumlar, dispanserler müdürle-
ri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince talep edilecek istatistikleri muayyen
mühletler dahilinde vermeğe mecburdurlar.
Madde 280 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti sari ve salgın hastalıklar-
dan korunma, çocuk büyütme ve sıhhi şartlar dairesinde yaşama gibi sıhhi mesele-
ler halkı tenvir için kitap, levha, risale neşreder, sıhhi propaganda müessesatı
yapar ve konferanslar verdirir ve her nevi sinema filimleri gösterir. Bu gibi
hizmetler meccanidir.İcabı takdirinde lazım gelen vasıtaları haiz seyyar sıhhi
propoganda kolları teşkil olunur.
(Ek: 22/9/1983 - 2890/2 md.) Ana sütü ile beslenmenin önem ve üstünlüğünün
öğretilmesi, yaygınlaştırılması,süt çocukları ve küçük çocukları besleme yönte-
minin öğretilmesi konularındaki eğitim ve öğretim; halk eğitimi ve beslenme ko-
nularında uygulamalı eğitim yapan gerçek ve tüzelkişilerle birlikte, Sağlık ve
Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından sağlanır. Bu eğitim, ana sütü ile beslenmenin
yaygınlaştırılmasını önleyici veya çocuk besinlerini reklam edici nitelikte ola-
maz.
Madde 281 - Bütün mekteplerde en son ilmi müktesebata tevfikan hıfzıssıhha
dersi tedrisatı mecburidir. Bu dersler mütehassıs zat tarafından tedris ve prog-
ramları Maarif Vekaletiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından müşte-
reken tesbit olunur.
ON DÖRDÜNCÜ BAP
Ceza hükümleri
Madde 282 - (Değişik: 24/9/1983 - 2890/2 md.)
Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara
uymayanlar hakkında;Kanunda ayrıca bir ceza hükmü gösterilmediği ve fiilleri
Türk Ceza Kanununda daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, üç aydan altı
aya kadar hafif hapis cezası ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar hafif para
cezası verilir. Ayrıca, fiilin işleniş şekli ve niteliğine göre failin suça va-
sıta kıldığı meslek ve sanatın yedi günden üç aya kadar tatiline ve aynı süre
kadar işyerinin kapatılmasına da hükmedilebilir.
Madde 283 - Bu kanunda yazılı belediye vazifelerine taallük edip 266 ıncı
maddede gösterilen sıhhi zabıta nizamnamesinde mezkür memnuiyetlere muhalif ha-
reket edenlerle mecburiyetlere riayet etmeyenler, 16 Nisan 1340 tarih ve 486 nu-
maralı kanun mucibince cezalandırılır.
Madde 284 - 66 ve 67 inci maddelerde zikredildiği üzere sari hastalıklar
hakkında tetkikatta bulunmağa salahiyettar memurlara muhalefet eden kimseler
Ceza Kanununun 263 üncü maddesi mucibince cezalandırılır.
Madde 285 - 78 inci maddede yazılı memnuiyete rağmen laboratuvarlarında
kolera ve veba ve ruam kültürleri bulunduranlar yüz liradan aşağı olmamak üzere
ağır para cezasiyle tecziye edilirler ve bu kültürler müsadere ve imha edilir.
(1)
Madde 286 - Tathir ve tephir edilmeden satılığa çıkarılan 85 inci maddede
yazılı eşyaya vaziyed ve tathiratı icra ve bu hizmetten mütevellit bütün masarif
sahibinden tahsil olunduktan sonra iade olunur.
Madde 287 - 101 inci maddede zikredilen tedbirlere muhalefet edenler veya
tedaviye icabet etmeyenler hakkında Ceza Kanununun 526 ıncı maddesi tatbik olu-
nur.
(1) 16/4/1934 tarih ve 2410 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu maddedeki (77)
rakamı (78) olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Madde 288 - (Değişik: 14/5/1932 - 1961/1 md.)
103 üncü maddedeki mecburiyete riayet etmeyenler bir haftadan üç aya kadar
hafif hapis veya on liradan yüz liraya kadar hafif para cezasına mahküm edilir-
ler.
Madde 289 - 109 uncu maddedeki mecburiyete riayet etmiyen tabipler yüz lira-
ya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
Madde 290 - 110 uncu maddede yazılı cürümleri irtikap edenler hakkında Ceza
Kanununun 459 uncu maddesi hükümleri tatbik olunur. Frengili bir çocuk frengiye
musap olduğu bildirilmeyerek salim bir süt anneye verilir ve süt anne frengiye
duçar olursa faili hakkında aynı ceza verilir.
Madde 291 - 112 inci maddede gösterilen tedbirlere riayet etmeyen ve tedavi-
ye icabet eylemeyenler Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmünce cezalandırılır.
Madde 292 - 137 inci maddede gösterilen mecburiyete riayet etmeyen gemi sü-
varileri 500 numaralı Rüsumu Sıhhiye Kanunu mucibince ve para cezası ile ceza-
landırılır.
Madde 293 - 138 inci maddedeki şeraite muvafık olmayan gemilerin kaptanları
500 numaralı Rüsumu Sıhhiye Kanununda mündemiç cezayı nakdilerin on misli alın-
mak suretiyle cezalandırılır.
Madde 294 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletiyle İktisat Vekaleti tarafın-
dan 141 inci maddede gösterildiği veçhile müştereken tesbit edilen nizamnamede
mündemiç levazım ve saireyi bulundurmayan ve yolcuların selamet ve emniyetini
temin eyliyecek tedbirlere riayet etmeyen gemi sahip veya sürevilerinden yüz li-
radan beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır ve bu levazım ikmal edilin-
ceye kadar gemilerin seyrüseferlerine mümanaat olunur.
Madde 295 - 179 uncu maddede zikredilen nizamname ile Sıhhat ve İçtimai
Muavenet ve İktisat Vekaletlerince müştereken tespit edilen tedbirlere riayet
etmeyen iş sahipleri beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır
bu yüzden şahsi veya umumi zarar hasıl olduğu takdirde ahkamı umumiye mucibince
takibatı kanuniye ifa edilir.
Madde 296 - 185 inci maddedeki memnuiyet hilafına hareket edenler Ceza Ka-
nununun 396 ncı maddesi muncibince cezalandırılır.
Madde 297 - 186 ve 188 inci maddelerde zikredilen fiilleri irtikap edenler
Ceza Kanununun 398 inci maddesi ve 187 nci maddedeki fiilleri yapanlar 363 üncü
maddesi mucibince cezalandırılır.(1)
Madde 298 - 205 inci maddedeki mecburiyete riayet edilmeyen mahaller mahke-
melerce muvakkaten ve mecburiyet ifa edilinceye kadar seddedilir.
Madde 299 - 215 inci maddede zikredilen defin ruhsatiyesi olmadan cenaze
defneden mezar bekçileri veya ölü sahipleri Ceza Kanununun 526 ncı maddesi mu-
cibince cezalandırılır.
Madde 300 - 227 inci maddede zikredilen istisna haricinde lazım gelen mü-
saadeyi almadan herhangi suretle olursa olsun mezarları açanlar altı aydan bir
seneye kadar hapsedilir.
(1) Bu maddenin ilk satırındaki 187 rakamı 16/4/1934 tarih ve 2410 sayılı Kanu-
nun 4 üncü maddesiyle 188 olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik metne işlen-
miştir.
Madde 301 - Müsaadesiz bir şehir ve kasabadan diğerine ölü nakledenler hak-
kında Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmü tatbik olunur.
Madde 302 - Belediyelerce 252 inci maddeye tevfikan sıhhi mahzuru olmadığı
tasdik edilmeden sahip oldukları binaları iskan ettirenler veya icara verenler-
den yüz liradan beşyüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır veya bir senelik
bedeli icarının iki misli cezaen tahsil olunur.
ON BEŞİNCİ BAP
Umumi hükümler
Madde 303 - Bu kanunda zikredilen sıhhat memurları; Devlet, belediye ve ida-
rei hususiye işlerinde kullanılan tabipler ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekale-
tinin lüzum göreceği ve mezuniyet vereceği hususlarda tabiplerin maiyetinde bu-
lunan küçük sıhhat memurlarıdır.(1)
Madde 304 - Bu kanunda zikredilen nizamname, talimatname ve saire kanunun
mer'iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında tertip ve ikmal olunur. Elyevm
mevcut ve aynı işlere müteallik nizamname ve talimatname hükümleri bu kanun hü-
kümlerine tearuz etmedikçe yenileri neşredilinceye kadar muteberdir.
Madde 305 - İşbu kanunda yazılı resmi vazifeleri ve muameleleri yapacak olan
Hükümet ve belediye hekimleri ile küçük sıhhiye memurları veya bunların makamına
kaim olacak sair memurlar bu muamelelerden dolayı hiç bir sebep ile alakadarlar-
dan ücret alamazlar.
Madde 306 - Bu kanunun mer'iyeti tarihinden itibaren 28 Haziran 1300 tarihli
Ceraimi Sıhhiye Kanununun ve 1316 tarihli mamulatı dahiliyeden olan sade yağla-
rının muhafazai safiyetine dair Nizamname ve 1323 tarihli Aşı Nizamnamesi ve
31 Mart 1330 tarihli Emrazı Sariye ve İstilaiye Nizamnamesi ve 25 Ağustos 1330
tarihli Tifo aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikının mecburi olduğuna
dair kararname ve 1 Haziran 1331 tarihli Kastamonu Vilayeti ve Bolu Sancağı
frengi mücadele teşkilatı sıhhiyesi hakkındaki Nizamname ve 30 Eylül 1331 tarih-
li Kolera Aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikı mecburi olduğuna dair olan
İrade ve 4 Nisan 1333 tarihli Sakarinin Gümrüklerden İmrarı hakkındaki Kanun ve
5 Şubat 1137 tarihli ve 90 numaralı Frenginin Men ve Tahdidi Sirayeti hakkındaki
Kanun ve 26 Şubat 1927 tarihli Emrazı Sariye ve İstilaiye Nizamnamesine ilave
edilen ahkam hakkındaki kanun hükümleri mülgadır.
Madde 307 - Şubat 1331 tarihli Sıhhiye Nezareti teşkilatına ait kanunla teş-
kil edilmiş olan Meclisi Alii Sıhhi mülgadır.Muhtelif kanunlarla bu meclise ve-
rilmiş olan vazifeler Yüksek Sıhhat Şürası tarafından ifa kılınır.
Ek Madde 1 - (Ek: 14/11/1972 - 1627/2 md.)
Bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkında 303 üncü maddede yazılı kim-
seler tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir.
Ek Madde 2 - (Ek: 14/11/1972 - 1627/2 md.)
Bu Kanunun 69 uncu maddesi gereğince alınmış olan tedbirlerden çevre sağlığı
ile ilgili olanlara uyulmaması halinde 303 üncü maddede yazılı yetkililerce 10
liradan 30 liraya kadar para cezası alınır.
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.
Bu cezaya tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde o yer sulh ceza hakimli-
ğine itirazda bulunulabilir. Süresinde itiraz olunmaz veya itiraz reddedilirse
bu para cezaları yetkili memurlarca derhal tahsil olunur.
Bu tahsilat Muhasebei Umumiye Kanunu hükümlerine göre sağlık ocakları veya
Hükümet tabipliklerinde görevlendirilecek muhasip muteberleri vasıtasiyle ve mu-
temet makbuzları karşılığında yapılır.
Tahsilat derhal yapılmadığı takdirde tebliğ tarihinden itibaren üç gün için-
de ilgili yerlere ödeyenler hakkında ayrıca takibat yapılmaz. Bu süre içinde
ödenmeyen cezalar iki kat olarak 15 gün içerisinde tahsil olunur.
Bu süre içinde de ödenmeyen cezalar üç kat olarak Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü hakkındaki 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlık ocakları veya Hükümet
tabipliklerince tahsil olunur.
Ek Madde 3 - (Ek: 22/9/1983 - 2890/4 md.)
Bu Kanunun 185, 186, 187 ve 188 inci maddelerinde sayılan yasaklara aykırı
fiilleri sebebiyle mahküm edilenler hakkında da Türk Ceza Kanununun 402 nci mad-
desinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Bu Kanun kapsamına giren ve umumun sıhhatine, yenecek ve içilecek şeylere
ilişkin davalara, mahkemelerce, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanu-
nunun 1 inci maddesindeki yer ve 4 üncü maddesindeki zaman kaydına bakılmaksızın
suçüstü hükümlerine göre bakılır ve hükümler kesinleştikten sonra bunların birer
sureti Cumhuriyet savcılıklarınca doğrudan doğruya Sağlık ve Sosyal Yardım Ba-
kanlığına gönderilir.
Madde 308 - Bu kanun neşri tarihinden itibaren altı ay sonra mer'idir.
Madde 309 - Bu kanun hükümlerinin icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
1593 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ
GÖSTERİR LİSTE
Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın
Yürürlükten Kaldırılan _______________________________
Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi
24/4/1930 tarih ve 1593 sayılı Kanunun:
-32 nci maddesi 15/6/1942 4255 2
-3 üncü maddesinin birinci fıkrasının
doğumu tezyit hakkındaki hükmü ile 152 nci
maddesinin başındaki "İlkaha mani veya"
kelimeleri ve 156 ncı maddesi 1/4/1965 557 8
-209 uncu maddesi 1/7/1948 5237 51/11
-264 üncü maddesi 15/5/1959 7269 51/e
-20 nci maddesinin birinci fıkrasının
8 numaralı bendi ile 170, 171 ve 172 nci
maddeleri 24/6/1995 KHK-560 21
1593 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Kanun Yürürlüğe
No. Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler giriş tarihi
1961 ___ 19/5/1932
2410 ___ 19/4/1934
3987 ___ 31/3/1941
4255 ___ 20/6/1942
5237 1, 4, 5 ve 9 uncu maddeleri ile 51 inci madde-
sinin bu maddelerle ilgili hükümleri 1/1/1949
Diğer maddeleri 1/8/1948
5305 ___ 21/1/1949
5882 ___ 22/2/1953
7269 25/5/1959
557 1 ve 2 inci maddeleri 10/4/l965
Diğer Maddeleri 10/7/1965
1627 ___ 23/11/1972
2890 ___ 24/9/1983
KHK-560 --- 28/6/1995

Read More......

Son Yorumlar

İzleyiciler